Üye Ol - Soru/Cevap
Geri Dön   MsXLabs MK > :: Akademik Forumlar :: > Tıp Bilimleri
Sponsor Bağlantılar
Cevap Yeni Konu Aç
Eski 09-09-2006   #6 (mesaj-linki)
Aşırı Terleme ve Tedavisi



Aşırı Terleme ve Tedavisi
Aşırı terleme genelde çocukluk döneminde ortaya çıkar, buluğ çağında artış gösterir. Ataklar belirgin bir sebebe bağlı olmaksızın aniden başlayabilir ya da sürekli olarak vardır. Egzersizden çok, stres, sıcak iklim ve besinsel uyaranlarla alevlenir. Kışın kısmen düzelen şikayetler yazın belirgin şekilde artar. Aşırı terleme, genelde uyku sırasında kaybolur.Aşırı terleme, ciddi sıkıntılar yaratarak hayat kalitesini bozabilir. Bazı hastalar sürekli ıslak olan ellerini gizlemek için insanlara dokunmaktan hatta el sıkışmaktan kaçınırlar. Koltuk altı aşırı terlemesinde kıyafetlerin ıslanması ve kötü kokma ihtimali kişiyi sürekli huzursuz eder. Bu da sosyal açıdan kendisini güvensiz hissetmesine neden olur.

Aşırı terleme ile ilgili sorunlar sadece emosyonel problemlermiş gibi görünse de aslında, yoğun nem enfeksiyonlar için de uygun bir ortam hazırlar. Tüm bu nedenlerden dolayı tedavi kaçınılmazdır. Aşırı terleme tedavisinde uygulanan çeşitli yöntemler vardır. Seçilecek yöntem, aşırı terlemenin olduğu bölgeye, terlemenin şiddetine, yaş, cinsiyet ve eşlik eden diğer hastalıklara bağlı olarak değişir. Aşırı terleme tedavisinde öncelikle, koruyucu yöntemler uygulanmalıdır. Hastanın başka bir nedenle kullanmakta olduğu ilaçlar, besin maddeleri ve diğer hastalıkları (guatr, şeker hastalığı gibi) gözden geçirilmeli ve düzenlenmelidir. Deodorantlar kötü kokuların kamuflajı için kullanılan kozmetik ürünlerdir ve tedavi edici özellikleri yoktur. Antiperspiranlar, ter kanallarını mekanik olarak tıkayarak terin dışarı atılmasını önlerler. Kısa dönem etkilidirler ve tedavi edici değildirler.

Tedavi yöntemleri
Aşırı terleme tedavisinde kullanılan krem, losyon ve jeller temelde, metal tuzları içerirler. Hafif ve orta dereceli vakalarda etkili olabilmelerine karşılık bu etkinlik zamanla azalabilir. Tahriş oluşturma riskleri fazladır ve belli aralıklarla, yaşam boyu uygulanmaları gerekir.
Aşırı terleme tedavisinde yararlanılan, ağızdan alınan bazı ilaçlar da vardır. En önemlileri sinir sistemi üzerine baskılayıcı etki yapanlardır. Ciddi yan tesirleri olan bu ilaçlar, aşırı terleme tedavisinde nadiren önerilirler. Son yıllarda aşırı terleme tedavisinde en çok tercih edilen uygulamalar iyontoforez, botoks uygulaması ve cerrahi yöntemlerdir.

İyontoforez
Terleme Tedavi Kliniklerinde uygulanan iyontoforez yan etki riski düşük, kolay ve etkili bir yöntemdir. İyontoforezde, düşük bir elektriksel akımın deriden geçişi sağlanarak ter bezlerinin salgıları düzenlenir. El ve ayaklar sıvı ortam içinde iken düşük bir elektriksel akım uygulanır. Sudaki iyonlar bu akımın yardımıyla deriye nüfuz ederek ter bezlerinin ağızlarının kapanmasını sağlarlar. Böylece terleme azalır. Tedavi, genelde haftada 3 seans olarak planlanır ve uygulanan elektrik akımının şiddeti ve süresi zamanla arttırılır. Terleme azaldıktan sonra ise tedavi kesilir. Tedavi sırasında ellerde iğnelenme, karıncalanma, kaşıntı gibi hafif ve geçici yan etkiler oluşabilir.

Botoks
Terleme Tedavisinde uygulanan bir diğer yöntem botoks enjeksiyonudur. Botoks ‘Clostridium botilinum’ adlı bir bakterinin toksinidir. Sinir ucundan salınan asetil kolin isimli aracı maddenin salgılanmasını önleyerek sinirsel iletiyi durdurur.Aşırı terleme olan bölgeye uygulandığında ter bezine gelen sinirsel uyarı engellenir ve ter salgısı ortadan kalkar. Uygulama o bölgeye yapılan enjeksiyonlar şeklindedir.Toksin zaman içinde aktivitesini kaybettiğinden botoks uygulaması geçici bir tedavi sağlar ve etkisi ortalama 6 ay sürer.

Cerrahi Yöntemler
Aşırı terleme tedavisinde uygulanan 2 temel cerrahi yöntem vardır. Ancak bu yöntemlerin, diğer tedavilere yanıt alınamaması durumunda uygulanmaları önerilir. Sadece koltuk altında aşırı terlemesi olan kişilerde, bu bölgedeki ter bezlerinin çıkarılması ile kalıcı bir düzelme sağlanabilir. Bu uygulama diğer tedavi yöntemlerine yanıt alınamayan ağır terleme bozukluklarında son tercih olarak değerlendirilmelidir.‘Endoskopik Transtorasik Sempatektomi’, son yıllarda yaygın olarak uygulanan ve çok iyi sonuçların alındığı bir yöntemdir. Göğüs yan tarafında açılan küçük bir kesiden girilerek burada bulunan sinir kökleri tahrip edilir. Böylece kalıcı bir düzelme sağlanır.

Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et  
Eski 09-09-2006   #7 (mesaj-linki)
Sivilce (Akne Vulgaris)

Toplumda sık görülmesi ve son derece rahatsız edici bir kozmetik problem olan sivilce (akne vulgaris) tedavi edilebilen bir hastalıktır.Özellikle ergenliğin başlaması ile ciltte yağlanma artmakta ve yağ bezlerinin faaliyeti bozulmaktadır. Bunun derideki görüntüsüde istenmeyen yağ birikimleri, şişlikler,iltihaplanmalar, deri altı kistleri olabilmektedir

Oniki yaşından başlayarak onsekiz yaşına dek akne gençleri etkileyebilir. Ancak unutulmamalıdırki her yaşta, her dönemde ve her insanda bu sorun gelişebilir.Kadınların %70'i, erkeklerin ise %80'inde hayat boyunca herhangi bir zamanda sivilce oluşabilir. Ne yazık ki kendi kendine geçebileceği gibi yanlış bilgilendirmeler tedavide geç kalınmalara , kalıcı izlerin oluşumuna ve hatta şikayetin artmasına neden olabilmektedir.

Cılt altındaki yağ bezlerinin fonksiyonun bozulması, porların kapanması ve birtakım bakterilerin iltihaplanmaya neden olması ile klasik sivilce görüntüsü cilt üzerinde belirir.

Akne oluşumunu etkileyen faktörler şunlardır:
1-Genetik:Annede veya babada akne olması, çocuklarda görülme sıklığını artırır.
2-Ultraviyole:Güneş ışınları sivilce oluşumunu olumlu veya olumsuz yönde etkileyebilir.
3-Terleme:Terleme ile sivilceler yoğunlaşır.
4-Diyet:Gıdaların sivilce oluşumunda artırıcı hiçbir etkisi yoktur.
5-Hormonlar:Adet düzensizliği ve hormonal bozukluklar sivilceleri yoğunlaştırır.
6-Kozmetik ürünler:Yanlış birçok kozmetik kullanımı, kozmetilk salonlarındaki uygulamalar cildin bozulmasında önemli bir pay oluşturmaktadır.

Akne klinik görüntüsüne göre çok farklı tiplerde gözlenebilir. En hafif formu olan komodojenik akne siyah noktalar veya beyaz butonlar şeklinde görünürken, iltihaplı formda olanlara püstül denir. En şiddetli formunu ise nodül ve kistler oluşturur; bunlar deri altında ağrılı büyük sertlikler olarak gözlemlenir ve ciltte kalıcı izlere neden olabilir.

Akne sadece yüzde değil ayrıca göğüs sırt gibi alanlarda da görülebilir. Yüz bölgesinde oluşan sivilceler ağrılı kaşıntılı olabilir.Fiziksel görüntünün bozulması psikolojik stres ve gerginliklere yol açabilir. Toplumdan uzaklaşma, mutsuzluk, hatta depresyon gelişimi bile gözlenebilir.

Akneli kişilerin birtakım kozmetik kremlerden, losyonlardan ve güzellik salonlarından çare arayışları ise hastalığın büsbütün kötüleşmesine , tedavinin zorlaşmasına neden olur. Bu merkezlerdeki uygulamalar kalıcı izlere dahi yol açabilir ve hasta iyileşmediğini düşünerek yanlış bir inanışa kapılabilir.

Akne düzenli, ısrarcı ve uzun süreli tedavilere mutlak cevap verir. Hastanın doktoruna güvenmesi ve takiplerini devam ettirmesi gerekir. Öncelikle hafif formlarda sadece lokal tedaviler yeterli olabilir. Bu tedavi iyi bir temizleyici jel ile kombine edilir.Daha yoğun sivilcelerde ise antibiotik kullanımı gerekebilir ve bu genelde 3-5 aylık uzun bir dönemi gerektirir. İnatçı, şiddetli hastalarda ise A vitamini türevleri oldukça başarılı sonuçlar verir.Hastaları psikolojik olarak da yıkan bu hastalık başarılı bir şekilde doğru bir takiple düzeltilebilir.

Uzm.Dr.Ayşe ÖZBOYA NACAK
Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et  
Eski 11-09-2006   #8 (mesaj-linki)
Benler (Melanom)

Benler (Melanom)
Hemen herkesin cildinde ‘‘ben’’ adı verilen lekeler var. Bunların büyüklükleri, renkleri ve kabarıklıkları değişebiliyor. Ciltteki pigment üreten hücreler olan melanositlerden oluşan bu benlerin çoğu zararsız olsa da bir kısmı maalesef o kadar masum olmayabiliyor. Benlerden meydana gelen kanser türünün adı ise melanom. Melanom cilt kanseri türleri içinde en tehlikeli olanı. AMERİKA'da melanom olan kişilerin sayısı, geçtiğimiz 30 yıl içinde ikiye katlandı. Her yıl 50 bin yeni vaka teşhis ediliyor. İçlerinde Türkiye'nin de bulunduğu Akdeniz ülkelerinde de durum çok farklı değil. Melanomun bilinen kesin bir nedeni yok, ancak bazı faktörlerin riski arttırdığı bir gerçek. İçinde bulunduğumuz yaz aylarında bolca maruz kaldığımız güneş ışınları, melanom riskini arttıran nedenlerin başında geliyor. Melanom güneşten çabuk etkilenen ve çillenen açık tenli insanlarda daha sık görülüyor. Sarışın ve açık renk gözlü olanlar da esmerlere oranla daha çok risk altında.

Cilt doktorum kolumdaki lekelerin renkli lezyonlar olduğunu söyledi. Peki bu lezyonlar zaman içinde kansere dönüşür mü?
Renkli lezyon, normal benlere, güneş lekelerine ve yaşlılık lekelerine verilen genel addır. Bunların çoğu kansere dönüşmez. Ancak cildinde bunlardan fazla miktarda bulunanlar ya da alışılagelmiş olanlardan farklı lezyonlara sahip olanların düzenli aralıklarla cilt doktoruna görünmeleri gerekir. Bu lekelerin düzenli takibi meydana gelebilecek ‘‘şüpheli değişiklikler’’in belirlenmesini sağlar. Doktorunuz böyle bir değişiklik fark ederse bir deri biyopsisi isteyebilir. Böylece söz konusu lezyona iyi huylu, melanom ya da farklı bir kanser türü teşhisi konabilir.

Lekelerdeki ne tür değişiklikleri dikkate almam gerekir?
Dikkat edilmesi gereken önemli belirtiler var. Bunlardan biri asimetri. Lekenin bir yarısının şekli diğer yarısının şeklinden farklıysa dikkat etmek gerekir. Diğer bir husus lekenin sınırları. Sınırları belli belirsiz ve düzgün olmayan lekeleri takip etmek lazım. Lekenin rengi de önemli. Eğer aynı lekede kahverengi, siyah ya da ten rengi gibi farklı renkler düzensiz olarak dağılmışsa ya da aralarda kırmızı, mavi ya da beyaz parçalar varsa tehlike çanları çalıyordur. Lekenin büyüklüğüne gelince. Bir kalem silgisinden daha büyük olan lekeler risk taşıyabilir.

Hamilelikte lekelerin değişmesi normal mi?
Hormonal etkiler nedeniyle hamilelik sırasında genelde lekelerde bazı değişiklikler oluyor. Renkleri koyulaşabiliyor ya da büyüyebiliyor. Bunlar normal, ancak hamilelikte bir leke düzensiz bir şekilde değişirse bunun tabii ki dikkate alınması gerekir.

Cildimde yeni bir leke oluştu. Ne yapmalıyım?
Her yeni lekeye şüpheyle bakmak gerekir. Hemen bir dermatoloğa muayene olun ve gerekirse biyopsi yaptırın. Eğer bu lezyon melanomsa biyopsi bunun derinin içine ne kadar nüfuz ettiğini gösterir.

Melanomunun risk faktörleri nelerdir?
Risk faktörleri arasında kişinin vücudunda çok leke olması (25'ten çok), büyük lekeler (6 mm'den büyük), atipik ve değişik görünümlü lekeler, açık ten, açık saç ve göz rengi, ailede melanom olması, güneşe aşırı çıkma, sık solaryuma girme ve güneşe karşı hassasiyet sayılabilir. Eğer risk faktörlerine sahipseniz, güneşten korunarak riskinizi azaltın, cildinizi gözlem altında tutun ve düzenli aralıklarla bir dermatoloğa görünün.

Melanom aşısı kullanılmaya başlandı mı?
Melanom aşısı sadece ileri safhada melanom hastası olanlarda kullanılıyor. Aşı halen deneme aşamasında ve FDA tarafından henüz onaylanmış değil. Aşıları ve interferon, cytokine ve monoclonal antikorları içeren biyolojik terapi çeşitlerini kullanan klinik deneyler devam ediyor.

Dijital Dermatoskopi ile nasıl tedavi edilir?
Birkaç yıl öncesine kadar ben takibi, dermatoskopik görüntülerin fotoğrafları çekilerek sağlanıyordu. Ardından bu yönteme bilgisayar teknolojisi eklenerek, ben takibinde ulaşılan son nokta dijital dermatoskopidir. Bu yöntemle vücuttaki benlerin haritası oluşturularak noktasal lokalizasyonları belirlenir. Ardından her bir ben için dermatoskopik görüntü alınır ve kaydedilir. Böylece bir sonraki kontrolde elde edilecek görüntüyle karşılaştırma şansı sağlanır.Dijital dermatoskop bende izlenen şüpheli değişiklikleri matematiksel olarak hesaplayarak malign melanom riskini gösteren bir indeks de oluşturur. Bu indeks tanıda ve tedavinin planlanmasında yardımcıdır. Çıplak gözle erken evre melanom tanı şansı %60 civarında iken sözü edilen inceleme ile %90’lara çıkar. Ayrıca, hastanemizde bulunan dijital dermatoskopi cihazı ‘Telemedicine’ olarak adlandırılan bir sisteme de sahiptir. Bu sistem sayesinde dermatoskopik görüntüler, aynı anda, birden çok merkezde değerlendirilebilir.
Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et  
Eski 12-09-2006   #9 (mesaj-linki)
Deri Tümörleri

Deri Tümörleri
Birçok organin tümörü oldugu gibi derinin de basta iyi ve kötü huylu olmak üzere pek çok tümörü vardir. Bunlar derinin primer hücresi olan keratinositlerden köken alabilecegi gibi diger hücre tiplerinden ya da deri eklerinden de kaynaklanabilir. Bunların oldukça çok tipi oldugundan burada sadece kötü huylu olanlarin en çok rastlanilan üç tipinden kisaca bahsedecegiz. Bunlar; Bazal Hücreli Karsinom, Skuamöz Hücreli Karsinom ve Malign Melanom'dur.
En tehlikelisi deriye renk veren ve özellikle renkli benlerde bulunan melanositlerden kaynaklanan Malign Melanom olup bunu Skuamöz Hücreli kanser takip etmektedir. Malign Melanom özellikle pigmentli benlerden kaynaklandigindan ve sikligi giderek arttigindan erken tanisi hayat kurtarici olabilen bir deri kanseridir. Vücudunda az/çok sayida ben olan kisilerin özellikle ailede de böyle bir kanser öyküsü varsa dikkatli olmasi ve periyodik olarak bir dermatologa benlerinin takibini yaptirmasi gereklidir. Eger ben 5 mm'den büyükse risk daha da büyümektedir.

Belirtileri
Herhangi bir bende anormal büyüme, kasinti, kanama, renk ve şekil değisikligi gibi durumlarda derhal doktora basvurulmalidir. Benlerin alinmasi degil alinmamasi tehlikelidir. Ama geç kalinmis ve kanserlesmis bir benin alinmasi da bazen hiç bir sey ifade etmeyebilir.

Diğer kanser türleri ise özellikle yüzde baslarlar. Birçok degisik tipi oldugundan bunlarin da erken tanisini ancak bir dermatolog yapabilir ve bazen biyopsi almak gerekebilir. Yüzde ya da vücudun herhangi bir yerinde 2 haftadan fazla geçmeyen ve giderek büyüyen bir yara varsa bir dermatologun görüsünü almanizda fayda vardir. Unutulmamasi gereken bir noktada kanserlerin (Malign Melanomun bazi tipleri hariç) genelde yavas büyüdügüdür. Bu yüzden sinsi yaralardan daha fazla çekinin.

Korunma
Korunmada en basta UV'den sakinma ön plandadir. Her üç kanser türünde de %100 olmasa da UV (Günes Isigi) en büyük suçlanan risk faktörüdür. Bu yüzden açikta çalisanlarin Günes Koruyucu krem ve losyon kullanmalarinda fayda vardir. Yine güneslenenlerin benlerini kapatmalari, günes koruyucu kullanmalari ve günesin en tehlikesiz saatlerinde ( 11-17 saatleri arasi en tehlikeli saatlerdir ) disarda bulunmalari elzemdir. Solaryum da tehlikeyi artirdigindan uzak durulmasinda, israr ediliyorsa da benlerin kapatilarak girilmesinde fayda vardir.

Diger kanserler daha çok açikta çalisan kisilerde görüldügünden böyle islerle ugrasanlarin dikkatli olmalari ve günes koruyucu kullanmayi aliskanlik haline getirmeleri ve yilda bir dermatologla görüsmelerinde fayda vardir.
Tedavisi
Tedavi lezyonun sekline ve büyüklügüne göre degismektedir. Farkli tedavi sekilleri uygulansa da ana tedavi sekli lezyonun çikarilmasidir. Malign Melanomda ise kemoterapi de gerekebilir.
Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et  
Eski 13-09-2006   #10 (mesaj-linki)
Estetik Dermatoloji

Estetik Dermatoloji
Dermatoloji alanındaki gelişmeler sayesinde birçok kişide psikolojik sorunlara neden olan estetik kusurlar alternatif yöntemlerle tedavi edilebiliyor.
Ciltte yaşlanmaya bağlı kırışıklık, güneş ışınlarının olumsuz etkilerine bağlı çizgi, kahverengi lekeler, sivilceler ve sivilce izleri ayrıca kişinin yüzünde beğenmediği şekil bozukluğu gibi estetik kusurların düzeltilmesi için kullanılan alternatif yöntemler büyük ilgi görüyor. Acı çekmeden, normal yaşamı etkilemeden uygulanır olması soft yöntemlere üstünlük sağlıyor. Kişinin estetik sorununun niteliğine ve beklentilerine göre hangi yöntemin kullanılacağına karar veriliyor.
Dolgu maddeleri enjeksiyonu
Dolgu maddelerin cilt içine enjekte edilmesiyle, kırışıklık bölgesinde hacim kazandırılarak kırışıklık çizgileri düzeltiliyor. Dolgu maddeleri, yüz şekillendirme, yanak büyütme, yüzdeki yaşlılık çizgileri, yaralanmalarla oluşan çizgiler, yüzdeki şekil bozuklukları, kişinin derin sivilce izleri gibi sorunlarda tercih ediliyor. Ayrıca kişinin dudak kalınlaştırma, dudak şekillendirme gibi estetik değişiklik taleplerinde de bu yöntemler rahatlıkla uygulanabiliyor. Acıbadem Hastanesi ve Acıbadem Bağdat Caddesi Polikliniği dermatoloji uzmanı Dr. Asiye Nesrin Aksoylar, yüze dolgu yapılmasında maddelerle ilgili olarak şu bilgileri veriyor:
“Bunlar sıvı parafin, sıvı silikon (ülkemizde kullanımı yasal değil) kolajen, hyalüronik asit, otolog yağ, otolog kolajen gibi maddelerdir. Kliniğimizde uygulanan dolgu maddesi, stabilize edilmiş hyalüronik asittir.”
Kalıcılığı ne kadar?
Dolgu maddelerinin kalıcılık süresi 5-2 ay arasında değişiyor. Metabolizmanın, hyalüronik asidi su ve karbonhidrata dönüştürdüğünü belirten Dr. Asiye Nesrin Aksoylar, dolgu maddesi enjeksiyonuyla ilgili şunları söylüyor:
“Büyüme faktörleri ve hormonlar, glikoz ve oksijen gibi önemli besleyici ajanların serbest geçişine olanak verir. Hyalüronik asit jelinin parçaları arasında hücreler dolaşabilir ve sağlıklı bir cilt ortaya çıkar. Test ihtiyacı olmadığından kişi hemen uygulamaya alınabilir, oluşan düzelmeyi hasta hemen gözlemleyebilir anında tatmin sağlar. Enjeksiyonun hemen sonrasında kişi normal yaşantısını sürdürebilir. Her yaşta uygulanabilir. İstenildiği sıklıkta tekrar edilebilir. Alerji riski yoktur.”
Botilinum Toksin-A enjeksiyonu
BT-A, 1980 yılından bu yana dünyada tıbbın çeşitli alanlarında başarıyla kullanılıyor. Dr. Asiye Nesrin Aksoylar, BT-A’nın dermatolojideki uygulama alanları ile ilgili şu bilgileri veriyor:
“Bazı kişilerin alışkanlık olarak kaşlarını çatmasıyla zamanla o bölgedeki çizgiler belirginleşmekte, bu da hoş olmayan bir yüz ifadesine neden olmaktadır. BT-A enjeksiyonu en sık, alın, iki kaşın arası, göz çevresi, çene ve dudak çevresindeki çizgilere uygulanmaktadır. BT-A enjeksiyonunun etkisinin kalıcılığı kişiden kişiye değişiklik gösterir. Ortalama 4-12 ay kalıcı etki elde edilir. Hiçbir sistemik yan etki gözlenmemiştir. Uygulamanın isteğe bağlı tekrarı mümkündür. BT-A enjeksiyonu uzman doktorlar tarafından yapılmadığı takdirde kaş ve göz kapağı düşmesi, göz altı şişmesi gibi geçici yan etkiler görülebilir.”
Dr. Aksoylar, BT-A enjeksiyonunun koltuk altı, el ve ayak gibi bölgelerdeki aşırı terlemeyi azaltmak amacıyla da uygulanabildiğini belirtiyor.
BT-A enjeksiyonu yapılabilmesi için, kişide, başka hiçbir kas hastalığının bulunmaması ve en az 1 ay öncesinden o kişinin yüzüne, başka herhangi bir cerrahi uygulama yapılmamış olması gerekiyor.
Kimyasal peeling nedir?
Cildin zarar görmüş tabakasının değişik kimyasal maddelerin farklı konsantrasyonlarda kullanılarak kaldırılması işlemine peeling adı veriliyor. Kimyasal peeling TCA, rezorsin, laktik asit, sitrik asit, glikolik asit gibi birçok maddeyle yapılabiliyor. Bu yöntemlerden hangisinin hastaya uygulanacağına hekim karar veriyor.
Hangi durumlarda uygulanmaz?
Kimyasal peelingin uygulanamayacağı durumlar da bulunuyor. Dr. Asiye Nesrin Aksoylar, şu konulara dikkat çekiyor:
“Bazı cilt hastalıkları, aktif herpes enfeksiyonu (uçuk) bulunan, yeni operasyon geçirmiş, radyoterapi gören, siğil bulunan kişilerde kullanımı uygun değil. Ayrıca son bir ayda krioterapi (soğuk tedavisi) uygulanması ve bazı ilaçların kullanımı da kimyasal peeling uygulamasının yapılmaması gereken durumlar arasında yer alıyor.”
Krioterapi (Soğuk gaz tedavisi)
Krioterapi işleminde kaynama ısısı -196 C olan nitrojen gazı kullanılıyor. Bu soğuk gazı, kişinin cildinin yüzeyinde yok etmeyi düşündüğümüz kahverengi güneş lekeleri, siğiller, yaşlılıkla alakalı cilt kalınlaşması ve cilt lekelerine, et benlerine uygulayarak o bölgenin donarak uzaklaştırılması sağlanıyor.
Bu işlem lokal anestezi gerektirmiyor, herhangi bir cerrahi müdahale uygulanmıyor. Yüzeyden gaz sprey tarzında uygulanıyor.
Sistemik yan etki söz konusu değil her yaşta hamilelere dahi uygulanabiliyor.
Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et  
Cevap Yeni Konu Aç
En popüler 10 etiket
Bu Konunun Etiketleri
benlerin yok edilmesi, iyontoforez cihazı, kahverengi ben, vücuttaki benlerin alınması, yüzdeki benler, yüzdeki benler nasıl yok edilir, yüzdeki benlerin alınması, yüzdeki benlerin tedavisi, yüzdeki benlerin yok edilmesi, yüzdeki kahverengi lekeler,
Dermatolojik Hastalıklar Konusuna Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Öpüşme ile Bulaşan Hastalıklar volture Tıp Bilimleri 1 01-09-2008 14:59
Hastalıklar Bilgisi BARIŞ Tıp Bilimleri 1 09-05-2008 18:33
Mitokondrial Hastalıklar NihLe Tıp Bilimleri 1 20-10-2007 08:57
Paraziter Hastalıklar NoRanynn Tıp Bilimleri 1 19-09-2006 14:06
Hastalıklar virtuecat Tıp Bilimleri 0 10-09-2006 03:43
Saat Dilimi: GMT +3 - Saat: 09:53Bir site yetkilisine ulaşınBize Ulaşın - Contact Us
MsXLabs® MK - Copyright ©2005 - 2008 | MsXLabs® ve Mavi Karanlık® tescilli markalardır.

Başka adreslerde içeriğimizi paylaştığınızda lütfen kaynak belirtmeyi unutmayınız, duyarlılığınız için teşekkürler.
Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz / sorunuz varsa bize ulaşmak için tıklayınız.
If you OWN the copyrights to any content we publish or offer for download & you want them to be REMOVED from our web site, please contact us with some proof of ownership of copyright and they will be removed immediately.
Creative Commons License
MsXLabs Directory
Sayfa 0.23440409 saniyede (83.39% PHP - 16.61% MySQL) 8 sorgu ile oluşturuldu
Top Have Fun @ MsXLabs! Designed by NeutralizeR
Üye olmadan yeni konu açıp soru sorabilirsiniz