Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Sohbet (Flash Chat) Forumda Ara

Şair Padişahlar ve Şiirlerinde Kullandıkları Mahlaslar

Bu konu Türk Dili ve Edebiyatı forumunda yüksel2 tarafından 24 Kasım 2007 (17:40) tarihinde açılmıştır.FacebookFacebook'ta Paylaş
74099 kez görüntülenmiş, 2 cevap yazılmış ve son mesaj 24 Aralık 2007 (19:42) tarihinde gönderilmiştir.
  • 5 üzerinden 4.00  |  Oy Veren: 4      
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın:    « Önceki Konu | Sonraki Konu »      Yazdırılabilir Sürümü GösterYazdırılabilir Sürümü Göster    AramaBu Konuda Ara  
Eski 24 Kasım 2007, 17:40

Şair Padişahlar ve Şiirlerinde Kullandıkları Mahlaslar

#1 (link)
yüksel2
Ziyaretçi
yüksel2 - avatarı
kanuniiei5

“Hutbe: Söz
Sikke: Yazı

Adına basılan sikkenin üzerine yazılan ismi ve adına okunan hutbede söylenen ismi padişahı padişah ederdi.Böylece padişah kayıt altına aldığı iki isimle padişah ederdi ismini.

Adı hutbeden çıkarılan her padişahın son bulmuş bir hikaye olması, isim ve hayat arasındaki ölümcül muaşakadandı.Hutbede ismini okumayı terk eden coğrafyayı en evvel kaybetmesi bu yüzdendi padişahın.İsminin ulaşmadığı yerde hükmü geçmezdi padişahın.İsmi kadar yaşardı her padişah.Padişah bu yüzden bir isim demekti.

Dahası, bazan bir isme sığmazdı da, üçüncü bir isim taşırdı padişahı.Muhteşem! Onu kim “1.Süleyman” olarak tanıyor ki? ”


Hayatında pek çok sefere, savaşa, şiire, söze, koyduğu kanunlara, yapılara ki en önemlisi ve en güzeli Mimar Sinan’ın ifadesiyle "Padişahım sana öyle bir cami inşa ettim ki, kıyamete değin ayakta duracak bir metanete sahiptir" dediği Süleymaniye ‘ye isim veren, hayat veren padişahın Hürrem Sultan’a olan aşkı da dillere destan olmuştur.İşte ona yazmış olduğu bir gazel:

Celis-i halvetim, varım, habibim mah-ı tabanım
Enisim, mahremim, varım, güzeller şahı sultanım

Hayatım hasılım,ömrüm, şarab-ı kevserim, adnim
Baharım, behçetim, rüzum, nigarım verd-i handanım

Neşatım, işretim, bezmim, çerağım, neyyirim, şem’im
Turuncu u nar u narencim, benim şem’-i şebistanım

Nebatım, sükkerim, genc,m, cihan içinde bi-rencim
Azizim, Yusuf’um varım, gönül Mısr’ındaki hanım

Stanbulum, Karaman’ım, diyar-ı milket-i Rum’um
Bedahşan’ım ve Kıpçağım ve Bağdad’ım, Horasanım

Saçı varım, kaşı yayım, gözü pür fitne, bimarım
Ölürsem boynuna kanım, meded he na-müsülmanım

Kapında çünki meddahım, seni medh ederim daim
Yürek pür gam, gözüm pür nem, Muhibbi’yim hoş halim!

Muhibbi (Kanuni Sultan Süleyman’ın mahlası)


Bugünkü dille:

Benim birlikte olduğum, sevgilim, parıldayan ayım,
Can dostum, en yakınım, güzellerin şahı sultanım.

Hayatımın, yaşamımın sebebi Cennetim, Kevser şarabım
Baharım, sevincim, günlerimin anlamı, gönlüme nakşolmuş resim gibi sevgilim, benim gülen gülüm,

Sevinç kaynağım, içkimdeki lezzet, eğlenceli meclisim, nurlu parlak ışığım, meş’alem.
Turuncum, narım, narencim, benim gecelerimin, visal odamın aydınlığı,

Nebatım, şekerim, hazinem, cihanda hiç örselenmemiş, el değmemiş sevgilim.
Gönlümdeki Mısır’ın Sultanı, Hazret-i Yusuf’um, varlığımın anlamı,

İstanbul’um, Karaman’ım, Bütün Anadolu ve Rum ülkesindeki diyara bedel sevgilim.
Değerli lal madeninin çıktığı yer olan Bedahşan’ım ve Kıpçağım, Bağdad’ım, Horasan’ım.

Güzel saçlım, yay kaşlım, gözleri ışıl ışıl fitneler koparan sevgilim, hastayım!
Eğer ölürsem benim vebalim senin boynunadır, çünkü bana eza ederek kanıma sen girdin, bana imdad et, ey Müslüman olmayan güzel sevgilim.

Kapında, devamlı olarak seni medhederim, seni överim, sanki hep seni öğmek için görevlendirilmiş gibiyim.
Yüreğim gam ile, gözlerim yaşlarla dolu, ben Muhibbi’yim, sevgi adamıyım, bana bir şeyler oldu, sarhoş gibiyim. Bir hoş hale geldim.


Allah, ondan razı olsun.Mekanı cennet olsun inş.



KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN

Kanûnî Sultan Süleyman 27 Nisan 1495 Pazartesi günü Trabzon'da doğdu. Babası Yavuz Sultan Selim, annesi Hafsa Hatun'dur. Hafsa Hatun Osmanlı ya da Çerkezdir. Kanûnî Sultan Süleyman yuvarlak yüzlü, ela gözlü, geniş alınlı, uzun boylu ve seyrek sakallıydı.

Kanûnî Sultan Süleyman devri, Türk hakimiyetinin doruk noktasına ulaştığı bir devir olmuştur. Babası Yavuz Sultan Selim, onu küçük yaşlardan itibaren çok titiz bir şekilde yetiştirmeye başladı. Benzeri görülmemiş bir terbiye ve tahsil gördü. İlk eğitimini annesinden ve ninesi Gülbahar Hatun'dan (Yavuz Sultan Selim'in annesi) aldı. Yedi yaşına gelince tahsil için İstanbul'a, dedesi Sultan İkinci Bayezid'in yanına gönderildi. Şehzade Süleyman, burada Karakızoğlu Hayreddin Hızır Efendi'den tarih, fen, edebiyat ve din dersleri alırken, savaş teknikleri konusunda da öğrenim görüyordu.

15 yaşına kadar babası Yavuz Sultan Selim'in yanında kalan Şehzade Süleyman, kanunlar gereği sancak istemesi üzerine, önce Şarki Karahisar'a oradan da Bolu, kısa bir süre sonra da Kefe sancakbeyliğine tayin edildi (1509).

Yavuz Sultan Selim'in 1512 de tahta geçmesi üzerine İstanbul'a çağırılan Şehzade Süleyman, babasının kardeşleriyle mücadeleleri sırasında İstanbul'da kalarak babasına vekalet etti. Bu sırada Saruhan sancakbeyliğinde de bulundu. Babası Yavuz Sultan Selim'in ölümü üzerine, 30 Eylül 1520'de 25 yaşındayken Osmanlı tahtına geçti.

Kendisinden başka erkek kardeşi olmadığı için tahta geçişi kolay ve çatışmasız oldu. Çok ciddi ve kendinden emin bir padişah olan Kanûnî Sultan Süleyman, azim ve irade sahibiydi. Yapacağı işlerde hiç acele etmez, gayet geniş düşünür ve verdiği emirden asla geri dönmezdi. İş başına getireceği adamlara, kabiliyet derecelerine göre görev verirdi. Zigetvar kuşatmasını idare ederken, 7 Eylül 1566 yılında 71 yaşında vefat etti.

Kendisine "Kanûnî" denmesi, yeni kanunlar icad etmesinden değil, mevcut kanunları yazdırtıp çok sıkı bir şekilde tatbik etmesinden dolayıdır. Kanûnî Sultan Süleyman adaleti seven bir padişahtı. Mısır'dan gelen vergiyi haddinden fazla bulup, yaptırdığı araştırma sonunda halkın zulme uğradığını düşünmesi ve Mısır Valisini değiştirmesi bunun açık kanıtıdır.

Kanûnî Sultan Süleyman, tahta çıktığı sırada Osmanlı Devleti dünyanın en zengin ve en güçlü devleti konumundaydı. Babasının ölümü ve kendisinin padişah olması, "Arslan öldü, yerine kuzu geçti" diye düşünen Avrupalıları sevindiriyordu. Ancak Avrupalılar, çok geçmeden hayal kırıklığına uğradılar.

Büyük bir devlet adamı olan Kanûnî Sultan Süleyman aynı zamanda ünlü bir şairdi. Meşhur şiirlerinden birisi şudur:

"Halk içinde muteber bir şey yok devlet gibi,
Olmaya devlet cihanda, bir nefes sihhat gibi.
Saltanat dedikleri bir cihan kavgasıdır,
Olmaya baht ü saadet dünyada vahdet gibi".

Erkek çocukları: İkinci Selim, Bayezid, Abdullah, Murad, Mehmed, Mahmud, Cihangir, Mustafa
Kız Çocukları: Mihrimah Sultan, Raziye Sultan
Kaynak: Osmanlı Veb Sitesi

Mekanı Cennet olsun
Rapor Et
Reklam
Eski 25 Kasım 2007, 15:05

Şair Padişahlar ve Şiirlerinde Kullandıkları Mahlaslar

#2 (link)
yüksel2
Ziyaretçi
yüksel2 - avatarı
II.Murat’tan itibaren Osmanlı Padişahlarının birçoğu şairdi.Şair Padişahların divan edebitayatı ananesince ad yerine kullanmış oldukları “mahlas” ları vardı.
Şiirler yazan Osmanlı Padişahları ve mahlasları:

Padişahlar Mahlası Anlamı

II. Murad Muradi (İstenerek, ümid ederek beklenen. Arzu edilen şey.)

Fatih Sultan Mehmed Avni (Yardım)

II. Bayezid Adli (Hakkaniyet. Adâlet üzere oluş)

Şehzade Korkut Harimi (Çekinmez. Kayıtsız kimse.)

Cem Sultan

Yavuz Sultan Selim

Kanuni Sultan Süleyman Muhibbi (Seven, sevgi besleyen anlamında muhible ilgili)

II. Selim

Sultan Mehmed

Şehzade Mustafa

Şehzade Cihangir

Şehzade Bayezid

Sultan III. Murad

Sultan III. Mehmed Adni (Vatan tutmak , Cennette bir makam adı)

I. Ahmed Bahti (Kader. Tâli. Uğur. Alın yazısı. Kısmet. İkbal.)

II. Osman Farisi (Acemce, Farsça. İran'la alâkalı)

IV. Murad Muradi (İstenerek, ümid ederek beklenen. Arzu edilen şey.)

IV. Mehmed

II. Ahmed

II. Mustafa İkbali (Baht açıklığı. Talih. Refah.)

III. Ahmed Necib (Soyu ve nesli temiz, aslı kerim olan. Cömert. Asilzâde. Güzel huylu ve ahlâklı)

III. Mustafa Cihangir ( Meşhur, cihanı zabteden, fâtih.)

III. Selim İlhami (İlham ile elde edilen ve nâil olunan. İlham ile alâkalı)

II. Mahmud Adli (Adâlete mensup, adâletle alâkalı, ilgili.)

Mehmed Reşat
Rapor Et
Eski 24 Aralık 2007, 19:42

Şair Padişahlar ve Şiirlerinde Kullandıkları Mahlaslar

#3 (link)
yüksel2
Ziyaretçi
yüksel2 - avatarı
Fatih Sultan Mehmet (Avni)

Doğum Tarihi 30 Mart 1431
Doğum Yeri Edirne
Ölüm Tarihi 03 Mayıs 1481

Yaşamı

Sultan II nci Murat'ın dördüncü oğlu. Yedinci Osmanlı padişahıdır. Manisa'ya vali atandığında henüz çocuktu. Babası tahtan çekilince 1444'te tahta çıktı. Ancak düşmanların baskısıyla tahtan çekilerek (1446) babasının yeniden tahta çıkmasını sağladı. Babası Sultan II nci Murat'ın 1451 yılında vefatı üzerine ikinci kez tahta çıktı. İyi bir asker olduğu kadar büyük bir alimdi. İstanbul'u fethetti İstanbul'u fethetmesinden sonra "Fatih" lakabıyla anılmıştır. İstanbul'un fethi, Orta Çağ'ın sonu Yeni Çağ'ın başlangıcı olmuştur. Bundan dolayı Fatih, "çağ açan hükümdar" olarak da tanınır. Fatih, çıkardığı yasalarla devleti önemli ölçüde yeniden biçimlendirmiştir. Osmanlı topraklarını 2,5 kat genişletti. Yunan felsefesini iyi bildiği gibi, İtalyanca, Latince, Rumca, Slavca, Fransızca, İbranice, Geldanice dillerini bilirdi. Şiirlerinde Avni mahlasını kullanırdı. Avni zühd ve takvadan uzaklaşarak hakiki sevgiliye benliğini yok ederek kavuşan bir sofi olur ve Mirât-ı dil cemâline âyine-dârdur mısrasını yazar.

Eserleri

Der Divan Sultan Mehmets der des Zweiten des Eroberers von Konstantinople (1904 Berlin, Alman Georg Jacob tarafından yapılan bu çalışmada Fatih Sultan Mehmet'in (Avni) 21 şiiri yer aldı), Osmanlı tarih ve Edebiyat Mecmuasında (sahife 3, 1918, Ali Emiri tarafından bulunan yazma Divan-ı Sultan Muhammed Rahimullah Han-ı Sani Hazretlerinin Gazeliyatıdır, Divan-ı Sultan Muhammed Rahimullah başlığıyla yayımlandı.), Fatih Divanı (1944, latin harfleriyle yayımlandı, Saffet Sıtkı Bilmen), Fatih'in Şiirleri (1946, Kemal Edip Ünsel), Fatih ve Şiirleri (1959, Ahmet Aymutlu), Fatih Divanı (1953, Ali Emiri'nin bulduğu divandan İsmail Hikmet Ertaylan'ın öncülüğünde seçilen 60 şiir hattat ve müzehhiplere İstanbul'un fethinin 500 ncü yıl anısına ayrı ayrı yazdırıldı ve büyük ilgi gördü.) Ancak bu güne kadar basılmamıştır.


Kimsesiz Hiç Kimse Yok

Hiç kimse yok kimsesiz
Herkesin var bir kimsesi
Ben bugün kimsesiz kaldım
Ey kimsesizler kimsesi
*******
Kimse aradığım yollarda
Kimsesizlik kimsem oldu
Dinsin artık hicranın cana
Kimse aradığım yollar
Kimsesiz kimselerle doldu
Avnî (Fatih Sultan Mehmet

Ağlasa derd-i derûnum çeşm-i giryânım sana

Ağlasa derd-i derûnum çeşm-i giryânım sana
Âşikâr olurdu gâlib râz-ı pinhânım sana
Son Düzenleyen asla_asla_deme; 28 Şubat 2008 @ 21:38.
Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.222 saniyede (79.12% PHP - 20.88% MySQL) 16 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +3 - Saat: 06:12
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi