| | #21 (mesaj-linki) |
Cvp: Barış Manço Anısına ![]() BARIŞ MANÇO ve TÜRKİYE Barış Manço'ya göre Türkiyenin de bulunduğu konumun kesin bir sınırlaması yoktur. Türkiye, doğudan bakıldığı zaman batıda, batıdan bakıldığı zaman da doğudadır. Bu konudaki duygularını ise, Japonya konserinde 20.000 Japon'un Türk bayrağı çıkartıp sallamasından televizyon başındaki 60 milyon insanın gözyaşları içinde izlemesi gibi heyecanlandığını ve gurur duyması ile ifade ediyor. Barış Manço yabancı ülkelerdeki çalışmaları için yaptığı değerlendirmede "Japonlar beni sahiplendiler, milyonlarca Japon konserlerime geliyor, CD'lerimi alıyor, Japonlar bende doğru birşeyler buluyor. Şarkılarımı didik didik inceliyorlar, onlardan konferanslar hazırlayıp televizyon programları yapıyorlar. Türkiyede bunun onda biri yapılmadı. Belçikada ise, onların ülkelerini tanıttığım için Liege Prensliği onur ödülü verdiler. Törene limuzin ve dört eskort ile gittik. Belçikanın en büyük gazetesi birinci sayfada yarım sayfa ayırdılar. Türkiyede 40 yıllık sanat hayatımda baş sayfaya çıkamadım" gibi serzenişte bulundu. Ne yazık ki yıllar sonra baş sayfada bulunma nedenin "ölüm" olması çok hüzünlü idi. Önemli olmaktan çok değerli olmayı tercih ettiğini söyleyen Barış Manço, duygusallığını seçtiği bir yaşam biçimi olduğunu vurgularken, kendi deyimiyle kuzey kutbunu da asla kaybetmediğini de sözlerine ekliyor. Rus romantikleriklerinden, Korsakof, Musolski ve Çaykoski den etkilenerek, evinin dekorasyonunda da romantik çağı, 19. yüzyıl sonu ile 20. yüzyılın başını yansıtan tarzı tercih etmişti. Türkiyedeki en uzun ve başarılı televizyon programlarını yaptı. 200' ün üstünde şarkısı ona 12 altın, platin albüm/kaset ödülü kazandırdı. Şarkılarının bir bölümü Yunanca, Bulgarca, Arapça, Farsça, Japonca, İbranice, Fransızca, İngilizce ve Flemenkçeye çevrildi. Her ülkede şarkıları çok sevildi. Kongo'daki 12-13 bin kişinin katıldığı konserde "Domates Biber Patlıcan" ı söylerken, Kongoluların koro halinde şarkıya eşlik etmeleri şarkının evrenselliği hakkında bilgi vermektedir. Bu konuya başka bir örnekte Mısır da yaşanmıştı. Barış Manço, Mısır Televizyonunda canlı yayında Dağlar Dağlar'ı Arapça söylemişti, bu programın sonunda Mısırlılar sokağa döküldüğü gibi, program da defalarca tekrarlanmıştı. En büyük arzusunun ansiklopediler de yer almak olduğunu söyleyen ve Barış Manço müzesi kurmak isteyen Manço, " 20. yüzyılda yaşamış, o yüzyıla damgasını vurmaya çalışan bir Türküm, 20. yüzyılın Türk Müziğini yapıyorum" demektedir. Müzik ve televizyon hayatında sayısız ödüller alan Barış Manço 1991 yılında devlet sanatçısı ünvanı, yine aynı yıl Hacettepe Üniversitesi onursal doktora ünvanı, Uluslararası Teknoloji Ödülü, Japonya; Uluslararası Kültür ve Barış ödülü, Belçika Krallığı; Leopold II şövalyesi nişanı, Fransız Kültür Bakanlığı Edebiyat ve Sanat Şövalyesi nişanı, Türkmenistan Cumhurbaşkanlığı; Türkmen Vatandaşlığı ödülleri kazanmıştır. Son Düzenleyen GusinapsE; 26-03-2006 @ 02:57. | |
|
| | #22 (mesaj-linki) |
Cvp: Barış Manço Anısına Barış Manço abimizin, 1967 yilinda geçirdigi bi kaza sonucu biyik biraktigini biliyormuydunuz? Peki giyim ve kiyafeti nasil ve ne $ekilde imaji olmu$tu? ... Alttaki reportaj'a kulak verelim ozaman. Fiziksel değişim Fiziksel değişim biraz tesadüfler yardımıyla oldu. 1967’de büyük bir araba kazası geçirdim Hollanda’da. Şimdi bıyığımı kessem, bütün izler altından olduğu gibi çıkar. Bütün suratım boydan boya kesilmişti, kaşımdan çenemin altına kadar, sonra onu kapatmak için bıyık bıraktım. Bıyığımın altı olduğu gibi ke*****r benim. Bu bıyık böyle kendi kendine oluştu. Tabii aşağı doğru sarkan bir bıyık olunca, saçı da aynı oranda uzattım. Derken bu saç ve bıyıklar, kravat ve takım elbise üzerinde garip durmaya başladı. Otomatikman elbiseler de başladı aşağı doğru sarkmaya, saçaklar, püsküller falan derken ben kıyafetimi buldum. Ancak, 1967’ye kadar benim çok konvansiyonel bir görüntüm yoktu zaten. Lisedeyken de saçlarım uzundu sadece geriye tarardım o zamanlar, o zaman öyleydi, kulaklar açıkta kalırdı, birayla veya limonla ıslatıp arkaya doğru tarardık. Bugün Travolta’nın saçı, 25 sene evvel ülkemizde başka bir şekilde vardı zaten. 67’de gerçek değişime uğradım. Ondan beri de hiç değişmedim. O yıllarda uzun saç modaydı, onun da yardımı oldu. Sonra o modalıktan çıktı. Mevsimler geçti ben kaldım. DELİDİR NE YAPSA YERİDİR Ben baştan kuraldışıyım. Beni gören adam bu bilerek hazırlıklı geliyor zaten. Dış görünüş önemli bir ayna. Bizim kuraldışı bir insan olduğumuzu zaten 18-20 yıldır biliyor benim izleyicim... Otomatikman yaklaşırken zaten gardını alarak, “bu adam bildiğimizin dışında bir şeyler söyleyecek” düşüncesiyle yaklaşıyorlar. Bu durumda, kentsoylu da olsa, kırsal kesimden de gelse, hiçbir şey değişmiyor. Biz de hakikaten onun beklediğinin haricinde ya da beklediğinin fevkinde bazı şeyler söylüyoruz. Gene söylüyorum: Bu benim kişisel başarım değil. Absürdün kralı bizim toplumumuzda var. Dede Korkut okumuş bir insanın başka absürd bir şey okumasına fırsat kalmadan, aKsürdün zaten bizim kültürümüzde olduğunu bilmesi gerekir. Veyahut bir Bektaşi okuyan, bir Nasrettin Hoca okuyan biri absürd olayının dibine kadar inildiğini bizim toplumumuzda bilir. Ben de bunu varsayarak konuya giriyorum. Bundan o kadar emin olarak giriyorum ki, karşımdaki de beni emin bir şekilde dinliyor. Bu diyalog kurulduktan sonra, gerisi kendi kendine geliyor. Zaten mesele, zincirin birinci halkasını bağlamak bence. Ondan sonra, geriye kalan halkalar birbirine bağlanarak gidiyor zaten. Dolayısıyla, ben 17-18 yıldır üzerine çalıştığım, hele son yedi-sekiz senedir iyiden iyiye yerleşmiş bir olayı artık izah etmekte zorluk çekiyorum, çünkü çoktan unuttum o diyaloğun nasıl kurulduğunu. Kuruldu gidiyor. Benim olağanlaştı. O bekleniyor, biz de onu yapıyoruz. “Delidir ne yapsa yeridir” diye bir laf var. Bunu biraz yumuşatarak yinelersek, halk bizim her yaptığımız yeni plağı biraz böyle bekliyor. “Kendimi hıyar gibi hissediyorum” parçasını yaptığım dönemde kendimi aşırı bir yalnızlığın içinde hissediyordum. Türkiye’de bir müzik dünyası var, benim bu olayda belli bir yerim var. Benim gibi A,B,C,X,Y,Z gibi şahısların da belli görevleri, yerleri var. Bu şahısların çok büyük bölümünün benim anladığım gibi veyahut yıllar önce hepimizin anladığı gibi görevlerini yerine getirmedikleri düşüncesi bende uyanmıştı. Ve bu düşünce içinde yalnız kalmışlığımı anlatmak istedim. Müzikle sınırladım ama, ülkemizdeki kitlelerarası iletişim yapan kişilerin görevlerini yapmamalarına karşı hafif bir protesto olarak çıktı o parça. Bir takım çabaları elinin tersiyle iten insanları, bu kraldan çok kralcı insanları yermek için yaptım. Kader, felek, ah vurulmuşum, yanmışım edebiyatı yaptıktan sonra, milyonlarca liralık Mercedes arabalarda gezen insanların dramını göstermek için yaptım. O şarkının sözleri çok daha uzundu baştan, bir şarkı boyutlarını aştığı için durdurmuştuk. O zaman kendimi niye hıyar gibi hissettiğime, yalnız hissettiğime daha bir açıklık getiriyordu. Sonra baktım, aşırı bir protesto olayına dönecekti, oradan kurtarmak için bu şekilde bıraktım. ARKADAŞIM EŞEK Çocuklar zannediyorum, beni daha çok Tarzan, Red Kit falan gibi bir resimli roman, bir masal kahramanı gibi görüyorlar. Dış görünüşüm, kıyafetlerim, takılarım ve de onların çok anlayacağı bir dille şarkı söylemem onlara cazip geliyor. Büyük bir kısmının gözünde Tarzan’dan farkım yok. Karşı karşıya geldiğimizde çok şaşkınlık içinde bakıyorlar bana, “aaa bu da babamız gibi birisiymiş!” diye. Ama ben özellikle çocuklar için şarkı yazmıyorum. “Arkadaşım Eşek”i ben çocuklar için yazmadım. Fakat çocukların çok iyi aldığını görünce, olayın biraz daha üzerine gidip, bir çocuk programında bu şarkıyı söylemeyi yeğ tuttum. Ondan önce “Sarı Çizmeli Mehmet Ağa”yı seçmişlerdi çocuklar. Ve benim gündemdeki son parçam “Halil İbrahim Sofrası”, ki müzik zamanlaması, söz, içerik bakımından en ağır parçamdır, altı dakika süren bir şarkı o. Muazzam uzun sözleri var ve çoluk çocuğun dilinde o parça. Normalde çocukların küçük bir kısmını bile ezberlemesinin çok zor olduğu bir şarkıdır, ama öyle... Oralarda kendilerini bulabildikleri bir şeyler mutlaka oluyor. Aslında, Halil İbrahim sofrası diye bir deyim de yoktur. “Halil İbrahim bereketi” vardır. Bir de “Zekeriya sofrası” diye bir deyiş vardır. Yıllardır, kendi absürd anlayışım içinde, çatırmadan sürdürdüğüm başka bir taktik bu. Hiçbir şeyi folklordan olduğu gibi almıyorum, kendi kafama göre yeni baştan yazıyorum. Keza Sarı Çizmeli Mehmet Ağa’nın da “gel senin borcunu ödiyim” dediği de vaki değildir. Sarı Çizmeli Mehmet Ağa, kim olduğu bilinmeyen bir insandır. Benim şarkımda onun bunun borcunu ödeyen, aslında ödemeyen, dümenden birisi gibi geçiyor. Keza yıllar öncesinden benim “İşte Hendek İşte Deve” diye bir şarkım vardır, öyle bir deyim de yok. “Deveye hendek atlatmak” diye bir tabir vardır. Ben bir takım benzetmeler, çağrışımlar yaparak başka şekillerde söylüyorum. “Halhal” unuttuğumuz bir kadın takısıydı, onu hatırlattım ben. Maşallah, şimdi herkes yeni baştan takmaya başladı. Bu gurubun özelliği burada diğer çalıştığım guruplar. Hazır guruplardı. Kurtalanı biz kendimiz kurduk gerçekten çok kıymetli müzisyenler geldi müziği bırakan olmadı pek kayda değer müzisyen olarak OHANNES KEMER vardı çok yıllar önce KADIKÖY TİCARET LİSESİNDE bir grupta çalışıyordu milliyet gazetesi yarışmasında her sene arka arkaya birinci olurdu bu gurubu o gurup gibi aldık kurtalan eksprese KAYGISIZLAR O SIRADA DAĞILMIŞTI FUAT gene geldi o zamanlar özkan yeni yeni çıkıyordu Türkiye de o zaman kim gündemdeyse aşağı yukarı bu guruptaydı dokuz kişiydi kurtalan eksprese çok iyi günlerimiz oldu. Çok iyi şeyler yaptık derken benim askerliğim araya girince Kurtalan ekspres de geçici olarak dağıldı .Askerliğimden sonra kurulan Kurtalan ekspres tam 10 yıl devam etti.. Gazinolar yeni yeni bizimle ilgilenmeye başlamıştı..Biz Türkiye de süper flaş bir duruma gelmiştik .Geline bilecek en yüksek noktaya gelmiştik ki ben askere gittim.Yaşım gereği tahsilimi bitirmemden ötürü artık gitmem gerekiyordu 28 yaş barajını aşmıştım 29 yaşında askere gittim. Askere gitmemin sahne ve plak çalışmalarıma büyük çapta sekte vurduğunu söyleye bilirim .Yedek subaydım ben ancak bir takım pürüzler nedeniyle fazla askerlik yaptım 19 ay 26 gün süren bir askerlik bu sürede hiç sahneye çıkmadım televizyona ve sahneye çıkmadığım için unutulmama düşüncesiyle evvelden hazırladığımız iki bandı plak haline getirerek askerliğin ortalarına doğru çıkardık .Kelimenin tam anlamıyla idare ettik Askerliğin bitmesine karşında HEY KOCA TOPÇU ve GENÇ OSMANI hazırlamıstım Topçu Astegmen günlerimin etkisiyle bir anı olarak yapmıştım. 20 aylık müzikten kopuk süreyi noktalama amacını güdüyorduk bir noktaya kadar muvaffak olduk fakat çok muvaffak oldugumuzu söyliyemem çünki 2 senelik ayrılık bir daha ki 2 seneye gösterdi 74- 75 seneleri bizim için çukur senelerdi. ROLL DERGİSİ /28 SUBAT 1999 | |
|
| | #23 (mesaj-linki) |
Cvp: Barış Manço Anısına Profesyonel Müzik Yaşantısı 1970 yılında “Dağlar Dağlar” ile büyük bir çıkış yaptı, albüm beş ayda 700 bin adet satışa ulaştı. Bu çalışma, sanatçıya Altın Plak Ödülü’nü de kazandırdı. 1971 yılında Moğollar ile çalıştı.1973'de Kurtalan Ekspres’i kurdu. İlk klibini yine aynı yıl “Hey Koca Topçu”ya çekti. 1975’te ilk albümü “2023”ü yaptı. Barış Manço Barış Manço 1980 yılında Altın Orfe’de “Nick The Chopper” ve “Ben Bir Şarkıyım” adlı Bulgar şarkısı ile de altın madalyalar aldı. Yurtdışında birçok TV programına konuk olarak katıldı, birçok ülkede konserler verdi. 1983 yılında Eurovision Şarkı Yarışması’na “Kazma” adlı şarkısıyla katıldı, ancak elendi. Bestelediği 200’ün üzerindeki şarkısı, kendisine 12 altın ve 1 platin albüm ve kaset ödülü kazandırdı. Bu şarkıların bir bölümü daha sonra Yunanca, Bulgarca, Arapça, Farsça, Kürtçe, Japonca, İbranice, Fransızca, İngilizce ve Flemenkçe olarak yorumlandı. | |
|
| | #24 (mesaj-linki) |
Cvp: Barış Manço Anısına cok cok saolun arkadslar bu guzel bilgiler icin ve ben burdan BARISMANCO abimize Allahtan rahmet diliyorum sizlerinde ellerine saglik bizleri bu guzel aciklamalarla aydinlattiginiz iicin | |
|
| | #25 (mesaj-linki) |
Cvp: Barış Manço Anısına Ödülleri Müzik ve televizyon hayatında sayısız ödül aldı.Bunlardan bazıları 1991'de Türkiye Cumhuriyeti devlet sanatçısı unvanı, aynı yıl Hacettepe Üniversitesi Onursal Doktora unvanı, Uluslararası Teknoloji Ödülü, Japonya Uluslararası Kültür ve Barış Ödülü aldı. Ayrıca, Belçika Krallığı Leopold II Şövalyesi Nişanı, Fransız Kültür Bakanlığı Edebiyat ve Sanat Şövalyesi Nişanı, Türkmenistan Cumhurbaşkanlığı tarafından verilen Türkmen Vatandaşlığı ödülleri vardır. ![]() | |
|
![]() |
Barış Manço (Barış Manço Kimdir? - Barış Manço Hakkında) Konusuna Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| Oya Başar (Oya Başar Kimdir? - Oya Başar Hakkında) | thedoctor_611 | Sinema tr | 1 | 30-07-2008 10:37 |
| Eşref Kolçak (Eşref Kolçak Kimdir? - Eşref Kolçak Hakkında) | thedoctor_611 | Sinema tr | 1 | 30-07-2008 10:26 |
| Ümmü Hânî (Ümmü Hânî Kimdir? - Ümmü Hânî Hakkında) | asla_asla_deme | Müslümanlık/İslamiyet | 2 | 04-11-2007 19:47 |
| Can Yücel (Can Yücel Kimdir? - Can Yücel Hakkında) | NoRanynn | Edebiyat tr | 6 | 23-08-2007 22:53 |
| P.O.D (P.O.D Kimdir? - P.O.D Hakkında) | Misafir | Yabancı Rock | 0 | 18-06-2007 01:11 |
| |||||
| MsXLabs® MK - Copyright ©2005 - 2009 | MsXLabs® ve Mavi Karanlık® tescilli markalardır. Başka adreslerde içeriğimizi paylaştığınızda lütfen kaynak belirtmeyi unutmayınız, duyarlılığınız için teşekkürler. Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz / sorunuz varsa bize ulaşmak için tıklayınız. If you OWN the copyrights to any content we publish or offer for download & you want them to be REMOVED from our web site, please contact us with some proof of ownership of copyright and they will be removed immediately. | |||||