Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Sohbet (Flash Chat) Forumda Ara

Riba Nedir?

Bu konu X-Sözlük forumunda mustakar tarafından 11 Mart 2010 (19:35) tarihinde açılmıştır.FacebookFacebook'ta Paylaş
12105 kez görüntülenmiş, 1 cevap yazılmış ve son mesaj 11 Mart 2010 (21:23) tarihinde gönderilmiştir.
  • Bu konuyu beğendiniz mi?   
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın:    « Önceki Konu | Sonraki Konu »      Yazdırılabilir Sürümü GösterYazdırılabilir Sürümü Göster    AramaBu Konuda Ara  
Eski 11 Mart 2010, 19:35

Riba Nedir? ne demek, anlamı, tanımı.

#1 (link)
Chat Yetkilisi
mustakar - avatarı
Riba - Riba Nedir

1.Tartısı ve ölçüsü belli olan bir malı aynı cinsten daha fazla olan bir mal ile, bir karşılığı olmaksızın, peşin olarak veya veresiye değiştirmektir.
2. Faiz.
3.Muamelede meşru miktardan tecavüz.
4.Bir şeyin artması, çoğalması.
5.Verilen borç para veya mal karşılığında kâr isteyip zarara ortak olmamak suretiyle hâsıl olan haram kazanç. (Bak: Faiz)

1. Bahar evleri, çadırlar. Arazi.
2.Yaz yağmurları.

osmanlıcaturkcesozluk.com
Etiketler:
  • riba ne demek
  • riba nedemek
  • riba nedir
  • riba yemek ne demek
  • ribayi
Rapor Et
Reklam
Eski 11 Mart 2010, 21:23

Riba Nedir?

#2 (link)
Chat Yetkilisi
mustakar - avatarı


Ribâ / Fâiz; Anlam ve Mâhiyeti



Ribâ: Artma, çoğalma, şişme, gelişme ve yetişme, mübâdeleli akitlerde taraflardan birinin hakkı kabul edilen ve akit sırasında şart koşulan karşılıksız fazlalık anlamında bir İslâm hukuku terimidir "Ribâ" kelimesi Arapça mastar olup, sözcüğün kökeninde "mutlak çoğalma" anlamı vardır
Cins ve miktarı bir olan iki şey biri diğeriyle mübadele edildiğinde (değiştirildiğinde) bir taraf için kabul edilen malın fazlasına ribâ veya fâiz denir (İbnül-Hümâm, Fethul-Kadîr, V, 277) Ayarları aynı olan 100 gr altını, peşin veya vâdeli yüz yirmi gr altınla mübadele etmek gibi Böyle bir işlemde 100 gr altın veren, aynı miktarda altın alma hakkına sahip olur Burada 100 gr altın ana para (re'sül-mal), 20 gr fazlalık ise ribâ adını alır (Elmalılı, Hak Dini Kur'ân Dili, II, 952, 953)


Riba sözcüğü yerine Türkçede daha çok "faiz" terimi kullanılır .
Faiz; taşan, taşkın, dolu, ödünç verilen para için alınan kâr gibi anlamlara gelir Elmalılı Hamdi Yazır ribâ ile faizin aynı anlama geldiğini belirtirken şöyle der: "Ribâ; sözlükte, ziyâdelenmek, fazlalaşmak anl----- mastar olup, faiz dediğimiz özel fazlalığın adı olmuştur Câhiliyye devrinde asıl borca "re'sül-mâl", ziyadesine ise "ribâ" adı verilirdi Bugünkü faiz işlemleri nitelik bakımından câhiliyye devrinin bu âdetinden başka bir şey değildir Zaman zaman faiz miktarının ve şekillerinin azalması veya çoğalması muâmelenin niteliğini değiştirmez İşte cahilî Arap örfünde ribâ tam anlamıyla günümüzdeki nükudun (nakit paraların) faizi veya nemâsı tabir olunan fazlasıdır Karzdan (ödünç para) başka borçların (düyûn) tatbiki de böyledir Şüphe yok ki sözlükte bunun en uygun ismi ribâ, ziyade, artık olması gerekir Buna faiz veya nemâ tabirinin kullanılması "Alım-satım ancak ribâ gibidir" (2/Bakara, 275) âyetinin delâletiyle, alım satım ve ticârete benzetilerek yanlış bir kullanmadır (Elmalılı, age, II, 952, 953)

Bir şeyin nitelikleri değişmedikçe, adının değişmesi, hükmünün değişmesini gerektirmez Buna göre, ribanın hükümleri aynı hukukî özellikleri taşıyan faize de uygulanır Bu, icâre akdine, kira akdi demek gibidir ki, her ikisi de aynı anlama gelen sözlerdir İslâmiyet toplumla ilgili sosyal ve ekonomik problemleri çözerken tedric prensibine uymuştur Faizcilik, müşrik Arapların özellikle yüksek tabakalarının yararlandıkları önemli bir kazanç yolu idi Bunu bir hamlede kaldırmak uygun değildi Bu yüzden, içkinin yasaklanışında olduğu gibi, ribânın yasaklanışı da belli merhaleler geçirmiştir.

Ebû Hureyre'den, Hz Peygamber'in şöyle dediği nakledilmiştir: "Mirac gecesi, karınları evler gibi (büyük) olan bir topluluğun yanına geldim Onların karınlarında dışarıdan görünen yılanlar vardı Cebrâil (as)'e bunların kimler olduğunu sorduğumda; 'Bunlar faiz yiyenlerdir' cevabını verdi” (İbn Mâce, Ticârât, 58; Ahmed b Hanbel, Müsned II/353, 363) Mirac olayı 621 m yıllarında Mekke'de vuku bulduğuna göre, faizin ileride yasaklanabileceğine daha o günden işaret edilmiş olmaktadır Yine Mekke'de inen bir âyette fâizin malı arttırmayacağı bildirilmiştir (30/Rûm, 39) Medine'de inen bir âyette ise, Tevrat'ta yahûdilere faizin yasaklandığı, ancak bu yasağa uymadıkları için kendilerine helâl kılınan bazı temiz ve güzel şeylerin haram kılındığı belirtilmiştir (4/Nisâ, 160,161) Şu âyetle de kısmî yasaklama getirilmiştir: "Ey iman edenler, ribayı öyle kat kat arttırılmış olarak yemeyin" (3/Âl-i İmrân, 130) Burada fâhiş ribâ adı verilen mürekkeb fâiz kastedilmiştir

Kur'ân-ı Kerim azı ve çoğu hakkında bir ayırım yapmaksızın ribayı şu âyetlerle mutlak olarak yasaklamıştır:
"Âllah alış-verisi helâl ve faizi ise haram kılmıştır" (2/Bakara, 275);
"Kim de haram olan bu ribayı helâl diye yemeye dönerse, içte onlar cehennemliktir, o ateşte ebedî olarak kalacaklardır" (2/Bakara, 275); Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve (câhiliyette işlediğiniz) faiz hesabından arta kalanı bırakın; eğer gerçek mü'minler iseniz Yok eğer bu faizi terketmezseniz; bilin ki, Allah'a ve Peygamberine karşı bir harbe girmiş olursunuz Eğer ribâdan tevbe ederseniz, ana paranız sizindir Böylece zulmetmiş ve de zulme uğramış olmazsınız" (2/Bakara, 278, 279)
Müfessirlerin çoğuna göre, ribâ âyetleri, Tâif'te oturan Beni Sakîf kabilesinin faiz problemiyle ilgili olarak inmiştir Bu kabilenin Hz Peygamber'le yaptığı Tâif anlaşmasında faiz alacak-verecekleri lağvedilmişti Mekke'deki Muğîre oğulları, Benî Sakîf'ten Amr bin Umeyr oğullarına olan faiz borçlarını ödemeyince, aralarında düşmanlık doğdu Durum Mekke valisi Attab b Esîd (ö 13/634) tarafından Hz Peygamber'e yazıldı Bu soru üzerine ribâ âyetleri indi ve Hz Muhammed (sas), vâliye âyeti yazdı Ayrıca hükme râzı olurlarsa ne âlâ, aksi halde onlara harp ilan etmesini bildirdi Bunun üzerine Tâifliler faiz istemekten vazgeçtiler (et-Taberî, Tefsîr, 105, 106; Elmalılı, age, II, 972) Mekke ve Tâif'in fethi 8; Vedâ Haccı ise 10 hicret yılında vuku bulmuştur Hz Peygamber Vedâ Haccı sırasında Mekke'de faiz yasağı uygulamasını şu ifadelerle başlatmıştır: "Dikkat ediniz! Câhiliyye devrinden kalma faizin hepsi kaldırılmıştır Kaldırdığım faizin ilki, amcam Abbas b Abdilmuttalib'in faizidir" (Müslim, Hac 147; Ebû Dâvud, Büyü' 5)
Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.140 saniyede (66.02% PHP - 33.98% MySQL) 14 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +3 - Saat: 16:33
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi