Arama

Zâhir EL-Ömer

Güncelleme: 18 Eylül 2016 Gösterim: 3.600 Cevap: 3
Safi - avatarı
Safi
SMD MiSiM
6 Haziran 2015       Mesaj #1
Safi - avatarı
SMD MiSiM
ZÂHİR EL-ÖMER, göçebe arap kabilelerinden Beni Zeydan'ın reisi (öl. Akkâ 1775). Safer bölgesinde Osmanlılar'a karşı bir ayaklanma başlatarak Taberiye'de de duruma egemen oldu ve bölgedeki osmanlı yöneticilerini ortadan kaldırmak amacıyla öteki arap kabileleriyle anlaştı. Ardından Akkâ’yı da alarak kenti kendisine merkez yaptı. Mısırlı Osman Paşa, komuta ettiği osmanlı kuvvetleriyle ayaklanmacıların üzerine yürüdüyse de Akdeniz’ deki rus donanmasının asilere destek ve yardımı nedeniyle bir başarı sağlayamadı ve Sayda yakınlarında yenildi (1772). iki yıl sonra osmanlı kuvvetleri Akkâ’yı kuşatınca, kaçmak isterken öldürüldü.
Kaynak: Büyük Larousse
Sponsorlu Bağlantılar

BEĞEN Paylaş Paylaş
Bu mesajı 1 üye beğendi.
Son düzenleyen Safi; 5 Aralık 2015 20:57
Biyografi Konusu: Zâhir EL-Ömer nereli hayatı kimdir.
Safi - avatarı
Safi
SMD MiSiM
5 Aralık 2015       Mesaj #2
Safi - avatarı
SMD MiSiM
Zâhir el-Ömer

Sponsorlu Bağlantılar
Ad:  Zâhir.jpg
Gösterim: 660
Boyut:  8.1 KB

BEĞEN Paylaş Paylaş
Bu mesajı 1 üye beğendi.
Jumong - avatarı
Jumong
VIP VIP Üye
18 Eylül 2016       Mesaj #3
Jumong - avatarı
VIP VIP Üye
Ad:  ZÂHİR el-ÖMER.JPG
Gösterim: 964
Boyut:  32.9 KB
ZÂHİR el-ÖMER, Zahir b. Ömer b. Ebi Zeydan ez-Zeydani. Filistin’in kuzey kesiminde mahalli bir idare kuran aşiret reisi. Adı Osmanlı kaynak ve belgelerinde Dahir Ömer şeklinde yazılır. Medine civarından Suriye bölgesine gelen ve Şihaboğulları tarafından Safed dolayına yerleştirilen Beni Zeydan aşiretinin reisi Ömer ez-Zeydan’ın dört oğlundan en küçüğüdür. Öldürüldüğünde doksan yaşı civarında olduğu belirtildiğine göre 1690 yılına doğru doğmuş olmalıdır. Hayatının ilk yılları hakkında çok az bilgi vardır. Babası ve dedesi gibi Taberiye bölgesi mültezimliği yaptığı bilinmektedir. Bu kesimde Sakr kabilesiyle ittifak yaparak 1730’lardan itibaren bölgedeki gücünü arttırmaya başladı. 1738’de Akka’ya 16 km. mesafede önemli bir stratejik mevkide bulunan Ciddin (Khirbat Jiddin) Kalesi’nin kontrolünü ele geçirip Safed bölgesinde etkili oldu, Şam ile Nablus arasındaki ticaret yolunu denetim altına aldı. Kendisini durdurmak isteyen Şam Valisi Azmzade Süleyman Paşa’nın Eylül 1742’de başlayan ve seksen üç gün süren Taberiye kuşatmasına direndi; 1743 Temmuzunda ikinci defa yapılan kuşatmada da Süleyman Paşa karşısında başarı gösterdi. Ardından Akka’ya yerleşti ve pamuk ticaretini kontrol etmeye başladı. 1746’da onun Akka’yı nüfuzu altına aldığına dair bilgiler vardır. 1750’lerde aşiret reisi sıfatıyla Taberiye kesiminde en önemli mahalli lider olarak zikredilir.

Sur ve Sayda taraflarında yaşayan Şii Beni Müteval (Metavile) aşiretiyle birlikte hareket eden Zahir el-Ömer bulunduğu bölgedeki Osmanlı idarecilerini uzaklaştırdı, Şihaboğulları’nın nüfuzu altında özellikle Safed kesiminde kendi idaresini kurdu. Fakat onun adını asıl duyuran olay Akka’daki faaliyetleridir. Şehri ve harap durumdaki kalesini tamir ettirdiği, ipek ve pamuk ticaretiyle uğraştığı, bu münasebetle Batılılar’la temas kurduğu, köylü rençberleri koruyarak üretimi arttırmaya çalıştığı belirtilir. Akka’nın Zahir el-Ömer sayesinde önemli bir liman haline geldiği, hatta onun Suriye kıyılarında dolaşan Malta korsanlarına sığınak sağladığı kaydedilir. Hakkındaki ilk Osmanlı belgelerinde Sayda mukataalarının mültezimi olarak gösterilir. Buna göre daha Rebiülahir 1176’da (Ekim 1762) Lübnan-Suriye sahillerindeki pek çok köyü kendi denetimi altına almış, Hayfa İskelesi’nin kontrolünü sağlamak amacıyla hemen yakınındaki bir yerde kale inşa ederek adamlarını yerleştirmiş, Tanture’yi de kuvvetli bir istihkam haline getirmişti. Söz konusu tarihte Zahir el-Ömer’in yeniden itaatinin sağlanması için Şam valisine emir yollanmıştı (BA, Cevdet-Maliye, nr. 31931). Bundan iki yıl kadar sonra kendisinden Akka mültezimi diye bahsedilmekte, yetki alanındaki vergilerin toplanıp Şam eyaleti hazinesine gönderilmesi istenmekteydi (5 Haziran 1764: BA, Cevdet-Maliye, nr. 7635). Bu kayıtlar, onun Akka ve civarındaki nüfuzunun Osmanlı hükümeti tarafından kabul edildiğini gösterir. Ayrıca oğullarının her biri mali denetimi altındaki yerlerde idarecilik yapıyordu. Bir ara büyük oğlu Şeyh Ali Zahir ile anlaşmazlığa düştüyse de ardından onunla birleşerek üzerine gelen Şam Valisi Osman Paşa’nın birliklerini geri püskürttü (1765). Böylece Osmanlı hükümetiyle olan ilişkileri tamamen bozuldu.

Ad:  Daher_el-Omar_portrait_1.jpg
Gösterim: 1160
Boyut:  73.2 KB
Zahir el-Ömer bulunduğu bölgede gücünü zamanla arttırırken Osmanlı-Rus savaşları sebebiyle merkezin ilgisinden uzak kalmış olan bu kesimde başına buyruk hareket etmeye başladı. Özellikle Mısır’da aynı durumdan istifade ederek idareyi eline geçiren Bulutkapan Ali Bey ile temas kurdu. Mısır’da Ebü’z-Zeheb Muhammed Bey tarafından mağlup edilen Ali Bey’i himaye etti. Onunla birlikte 1770’ten beri Akdeniz’de faaliyet gösteren Rus donanması kumandanı Aleksi Orlof’tan yardım istedi ve idaresi altındaki limanları Rus filosuna açtı. Bunun üzerine Osmanlı hükümeti Şam Valisi Mısırlı Osman Paşa’yı serasker tayin ederek Zahir el-Ömer’in yakalanmasıyla görevlendirdi. Osman Paşa oğlu Derviş’i, Kudüs mütesellimi Deli Halil Paşa ve Cezzar Ahmed Bey’le birlikte Sayda tarafına gönderdi. Bunlar Şihaboğulları’nın Dürzi askerleriyle beraber hareket edeceklerdi. Dürzi askerlerinin başındaki Emir Yusuf, Osman Paşa’nın birlikleriyle Sayda’yı kuşattı. Yedi gün süren kuşatmanın ardından Zahir el-Ömer’in adamı Ahmed Ağa aman isteyerek şehri terketti. Fakat Zahir el-Ömer Sayda’dan vazgeçmedi. Ruslar’ın yardımı, Bulutkapan Ali Bey’e mensup askerler ve Beni Müteval urbanı sayesinde 22 Mayıs 1772’de Sehlülgaziye mevkiinde Osmanlı birliklerini bozguna uğrattı. 1500 kadar kayıp veren Osmanlı güçleri Sayda’yı boşaltıp çekilmek zorunda kaldı. Zahir el-Ömer bunun ardından Emir Yusuf’a baskısını arttırdı ve Ruslar’ı Beyrut üzerine sevketti. Beyrut’u denizden bombardımana tutan Ruslar karaya asker çıkarttı, şehre girip yağmaladı ve her tarafı ateşe verdi. Ruslar’ın buradan çekilmesi Emir Yusuf, Beyrut’a bir miktar askerle Cezzar Ahmed Bey’in mütesellim olarak yerleşmesini sağladı. Bu arada Zahir el-Ömer, Sayda’dan Remle’ye kadar uzanan kesimde giderek gücünü arttırıyordu.

Mısır’a yeniden hakim olması için desteklediği müttefiki Bulutkapan Ali Bey’in Ebü’z-Zeheb Muhammed Bey tarafından Salihiye’de bozguna uğratılıp ölmesi üzerine Zahir el-Ömer’in durumu sarsılmaya başladı. Yeniden Şihaboğulları’na yaklaşmaya çalıştı. Cezzar Ahmed Bey’in bulunduğu Beyrut üzerine yürüdü. Ruslar’la irtibat kurup onların da Beyrut önlerine gelmesini sağladı. Dürziler’e ve Ruslar’a karşı şehri savunan Cezzar Ahmed Bey dört ay kadar dayanabildi ve sonunda Zahir el-Ömer’le anlaşarak Beyrut’u terketti. Ancak bu sırada Zahir el-Ömer’in Ruslar’la arası bozulmuş ve durumu iyice sarsılmıştı. Bunun üzerine Osmanlı Devleti’yle irtibat kurmaya çalıştı. Özellikle 1774’te Osmanlı-Rus barış antlaşması ve Ruslar’ın çekilmesi Zahir el-Ömer’in Osmanlılar’a yaklaşma çabalarını daha acil hale getiriyordu. Bu anlamda ilk resmi irtibat 1774 yılı ortalarında vuku buldu. 22 Aralık 1774 tarihli bir telhiste, donanma kalyonları teçhizi için Sayda’ya giden sadrazam çuhadarı Mehmed Ağa’nın Akka’da Zahir el-Ömer ile yaptığı görüşmeden bahsedilmektedir. Bu görüşme sırasında Zahir el-Ömer, kendisinin affedilmesi durumunda birkaç senedir zimmetinde kalan vergi borçlarını ödeyeceğini dile getirdi, ayrıca bir de mektup yolladı. I. Abdülhamid bunun üzerine sadrazamdan meselenin devletin menfaatine uygun şekilde halledilmesini istedi (BA, HH, nr. 20/950). Bunun üzerine Zahir el-Ömer’e yazılan 23 Zilkade 1188 (25 Ocak 1775) tarihli bir mektupla af talebinin kabul edildiği bildirildi (BA, HH, nr. 20/950 A). Zahir el-Ömer’in Arapça olarak devlet merkezine yolladığı mektupta Vani Hüseyin Efendi vasıtasıyla Şam valisiyle irtibat kurduğu, kendisinin affı için devletle görüşeceklerine dair kendisine vaadde bulunulduğu, kalyon teçhizatı için para almaya gelen çuhadarın kendisine gösterdiği, iki yıllık olmak üzere 50.000 kuruş talebiyle ilgili fermanın ona hitap etmediği, bu sebeple emrin icrasını yerine getirmediği, ortalığın o sıralarda iyice karışık olduğu ve Şam valisinin dedikodularına aldanılmaması gerektiği gibi hususlar yer alıyordu (BA, HH, nr. 16/716 B). Ayrıca bir başka af mektubunu şeyhülislama göndermişti. Fakat mektubunda maktu vergiyi yollama hususu pek açık değildi ve bu konuda bazı bahaneler ileri sürülüyordu. Sonunda devlete bağlanma hususundaki tereddütleri samimiyetsizliğine yorularak derhal ortadan kaldırılması için yeni tedbirler alındı. Konuyla ilgili Şam valisine gönderilen bir emirde, Zahir el-Ömer’in Ebü’z-Zeheb Muhammed Bey’in kendisine karşı harekete geçeceği endişesiyle devlete affı için başvurduğu, bu sebeple Seyyid Haşim Ahmed Efendi ile afname yollandığı, fakat devleti kandırıp oyalamak için böyle bir harekete giriştiğinin anlaşıldığı açık şekilde belirtilmektedir (BA, Cevdet-Dahiliye, nr. 10116).

Ad:  Tiberias.jpg
Gösterim: 554
Boyut:  27.8 KB
Zahir el-Ömer’in bulunduğu bölgedeki iskele ve limanların gümrük gelirlerine el koyması hem Şam vilayeti hazinesi hem de devlet hazinesi için ciddi bir kayıptı. Savaş dönemine son veren Osmanlı hükümeti öncelikle Zahir el-Ömer meselesine artık kesin bir çözüm bulmaya karar vermişti. Bu hususta Ebü’z-Zeheb Muhammed Bey’in gönderdiği haberler de etkili olmuştu. Zahir el-Ömer’in eski düşmanı Ebü’z-Zeheb Muhammed Bey, hükümet merkezinden aldığı emirle 18 Muharrem 1189’da (21 Mart 1775) harekete geçip Gazze’ye geldiğinde Zahir el-Ömer’i destekleyen kuvvetlerin Yafa’ya çekildiğini haber aldı. Yafa’yı kuşatıp ele geçirdi (9 Rebiülevvel/10 Mayıs). Oradan Akka’ya yürüdü. Zahir el-Ömer Emir Yusuf ile Aneze urbanından yardım talep ettiyse de beklediği desteği göremedi. Ebü’z-Zeheb’in, Akka’ya gelişinden birkaç gün sonra ansızın ölümü üzerine (12 Rebiülahir/12 Haziran) Mısır kuvvetleri geri çekildi (BA, HH, nr. 16/716), Zahir el-Ömer de Akka’ya döndü. Durumdan haberdar olan Osmanlı hükümeti bu defa Şam Valisi Mehmed Paşa’ya emir yollayarak Osmanlı donanmasının Cezayirli Gazi Hasan Paşa idaresinde Akka’ya hareket ettiğini, Adana Valisi Vezir Mehmed Paşa’ya Sayda, Safed ve Beyrut’un verildiğini, Karahisar mutasarrıfı Cezzar Ahmed Paşa’ya Rumeli beylerbeyiliği payesiyle Akka ve civarındaki kalelerin muhafızlığının tevdi edildiğini, Gazze ve Remle sancaklarının Kudüs mutasarrıfı İbrahim’in gözetimine bırakıldığını bildirdi. Bunlar Zahir el-Ömer ile oğullarının hakimiyetine son vermek için birlikte hareket edeceklerdi (1-10 Temmuz 1775: BA, Cevdet-Dahiliye, nr. 10116). Cezayirli Hasan Paşa önce Hayfa’yı aldı (10 Ağustos), oradan Akka’ya geldi, Zahir el-Ömer’e mektup gönderip itaatini istedi; üç yıllık vergi borcunu, ayrıca oğullarından birini rehin olarak göndermesini talep etti. Fakat Zahir el-Ömer çeşitli bahaneler ileri sürüp buna yanaşmadı. Akka 17 Ağustos 1775’te karadan ve denizden kuşatıldı ve top ateşine tutuldu. Kale içindeki Denizlili Mehmed Ağa, mağribli askerleri de yanına alarak padişahın kuvvetlerine karşı savaşmayacağını Zahir el-Ömer’e bildirdi. Kalede çıkan karışıklıklar sırasında Zahir el-Ömer kaçmak istedi, fakat bir mağribi askerin kurşunuyla vuruldu ve başı kesilerek İstanbul’a yollandı (23 Ağustos 1775). 6 Ekim tarihli bir belgede Zahir el-Ömer’in kesik başını getiren Tatar Uzun Ahmed’e 20 akçeyle sipahilik görevi tevdi edilmişti (BA, Cevdet-Dahiliye, nr. 6182). Devlet tarafından Zahir el-Ömer’in nakit paralarına el kondu. Para işlerini idare ettiği anlaşılan kapı kethüdası Abraham Sabbağ ele geçirilip sorgulandı ve iki oğlunun da yakalanması için emir gönderildi (BA, Cevdet-Maliye, nr. 28516). Zahir el-Ömer’in elde edilip darphaneye teslim edilen nakit varlığı 21.511.565 “para” tutarında 137.915 adet çeşitli cins altın olarak tesbit edilmiştir (BA, Cevdet-Maliye, nr. 31432). Ayrıca bir başka kayıtta “zer-i mütenevvia ve beyaz” olarak 551.066 kuruş değerinde altın ve gümüş nakdinin hazineye teslim edildiği belirtilmiştir (BA, Cevdet-Maliye, nr. 31932). Bazı tarihçilerin Filistin kesiminde bağımsızlık hareketinin öncüsü diye takdim ettiği Zahir el-Ömer’in yedi sekiz kadar çocuğu olduğu, bunlardan Şeyh Osman, Ali Zahir ve Şeyh Ahmed’in Sayda civarındaki bazı yerlere hükmettikleri anlaşılmaktadır. Oğlu Ali daha sonra takibata uğramış, diğerleri Cezayirli Gazi Hasan Paşa tarafından İstanbul’a götürülmüştür. Şeyh Osman’a kardeşi Ahmed ile birlikte geçinecekleri kadar tahsisat ayrılmış, ayrıca geçimleri için Şeyh Osman’a Hudavendigar sancağı verilmiştir (BA, Cevdet-Maliye, nr. 29080). Zahir el-Ömer’in bölgedeki nüfuzu ve gücü Akka’ya yerleşen Cezzar Ahmed Paşa’ya intikal edecektir.

Kaynak: İslamansiklopedisi.info & Feridun Emecen
BEĞEN Paylaş Paylaş
Bu mesajı 1 üye beğendi.
🌘 🚀
Jumong - avatarı
Jumong
VIP VIP Üye
18 Eylül 2016       Mesaj #4
Jumong - avatarı
VIP VIP Üye
Ad:  hadid kardeşler.jpg
Gösterim: 608
Boyut:  17.1 KB

Habertürk gazetesi yazarı tarihçi

Murat Bardakçı

, Victoria Secret mankeni

Gigi Hadid

'in büyük dedesinin Osmanlı'ya isyan ettiğini söyledi. "Dünyanın en meşhur mankenlerinden ve en güzel kızlarından olan Cici ile

Bella Hadid

’in büyük büyük dedeleri meğerse 18. asırda bize karşı başkaldıran ve başkaldırısının bedelini kellesi ile ödeyen

Zâhir Ömer

imiş!" dedi.

Murat Bardakçı'nın Cici’nin isyancı dedesi başımıza öyle dertler açmıştı ki, adamdan kellesini kesip kurtulabilmiştik! başlığıyla bugün ( 17 Eylül 2016) yayımlanan yazısı şöyle:
Dünyanın en meşhur mankenlerinden ve en güzel kızlarından olan Cici ile Bella Hadid’in büyük büyük dedeleri meğerse 18. asırda bize karşı başkaldıran ve başkaldırısının bedelini kellesi ile ödeyen Zâhir Ömer imiş!
Cici’nin başımıza seneler süren dertler açan dedesinin daha başka ne işler ettiğini merak ederseniz Ahmed Hasan Joudah’ın 1987’de yayınlanan “Revolt in Palestine in the Eighteenth Century: The Era of Shaykh Zâhir Al-Umar” (Filistin’de Onsekizinci Asırda İsyan: Şeyh Zâhir el-Ömer’in Dönemi) isimli kitabını ve Prof. Feridun Emecen’in İslam Ansiklopedisi’ne yazdığı “Zâhir el-Ömer” maddesini okuyun.

T24 Alıntı...
🌘 🚀

Benzer Konular

5 Ocak 2012 / P.u.S.u Müslümanlık/İslamiyet
6 Haziran 2007 / P.u.S.u Taslak Konular
6 Haziran 2015 / Safi Dinler Tarihi
1 Şubat 2016 / Safi X-Sözlük
6 Haziran 2015 / Safi Edebiyat ww