Cevap Yaz Yazdır
En İyi Cevap Var Güncelleme: 9 Aralık 2016  Gösterim: 26.602  Cevap: 4

10 Kasım ile ilgili yazı ve şiir var mı?

Ziyaretçi
11 Kasım 2008 09:04       Mesaj #1
Ziyaretçi - avatarı
Ziyaretçi
10 Kasım ile ilgili yazı ve şiir var mı?
EN İYİ CEVABI Safi verdi
10 Kasım Ulusal Yas Günü ile ilgili marş, şiir, yazı ve sözlerin yer aldığı konudur.
57409d1478711179 10 kasim ulusal yas gunu ile ilgili marslar siirler ve yazilar ata10kasim

Sponsorlu Bağlantılar

10 KASIM TÜRKÜSÜ

Atatürk! Anıtkabir devrimlerini söyler,
Bozkır ovalarına, Erciyes'e Ağrı'ya,
Ulusun egemen olduğunu
Özgür olduğunu
Haykıracağım haykıracağım işte,
Senin sustuğunca!
Yolunda yürüyeceğim Atatürk;
Ana baba oğul kız,
Dere tepe bucak köy,
Yeryüzü yaşamalarımla değil
Oralarda, Senin gittigince!
Atatürk, taşıyacağım
Çanakkale'de, Sakarya'da, Çankaya'da, al al,
Senin taşıdığını;
Yurdun gök ülküsü
Dalgalanırken,
Senin bayrağını yücelteceğim.
Senin çıktığınca.

F. Hüsnü DAĞLARCA

_____
ATATÜRK

Sen Atatürk'ü tanımazsın çocuğum
Ne insandı O, ne insandı.
İzmir'e gelişini görseydin.
Ne şanlıydı O, ne şanlıydı.
Benzerdi sana, bana
Bizim gibiydi eli, ayağı
Ama bir yol baksaydın yüzüne.
İçin sevgisiyle dolardı.
Vapura biniyorsak dilediğimizde,
Sokakta geziyorsak hür,
İyi bak dört yana,
Atatürk'ün aklı görünür.
Arı Türkçe konuşuyorsak,
Türkçe düşünüyorsak bugün,
Her işimizde O'nun gücü.
Büyük öğretmeni Türk'ün.
Halkımızın arasında, halktan,
Davul vurur dengi dengine.
Dünya rastlamış mıdır?
Atatürk'ün dengine.

N. Ulvi AKGÜN

DEVAMI 10 Kasım Ulusal Yas Günü ile ilgili Marşlar, Şiirler ve Yazılar
Ulusal Yas Günü - 10 Kasım Atatürk'ün Ölümü

Son düzenleyen Safi; 9 Aralık 2016 21:41


SweeT ThinG
22 Ekim 2009 18:34       Mesaj #2
SweeT ThinG - avatarı
Ziyaretçi
10KASIM

Bir kalp durdu denilmiş
10 Kasım 1938’de
Hani ya durmuş mu?
O günden bu güne
Milyonlara ulaşmış
Durdu denilen kalp
Her geçen gün
Çoğalarak....
Dünyanın dört bir yanında
Ve ritim tutarak atıyor
Tüm yüreklerde...
ener
4 Kasım 2009 18:10       Mesaj #3
ener - avatarı
Ziyaretçi

10 Kasım ile İlgili Kompozisyon


Bilindiği üzere 69 yıl önce bugün, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucusu, ulu önder, eşsiz devlet adamı ve 20. yüzyılın dehâsı olan M. Kemal Atatürk’ü kaybettik.nkt

Atatürk’ü, onun yaşamını ve kişiliğini kısaca özetleyerek, ulu önderimizi bu önemli günde bir kez daha yâd edeceğiz.
M. Kemal vatanına ve ulusuna çok yüce duygularla bağlı, vatan savunmasını her şeyin üzerinde tutan, millet sevgisi tutku derecesinde olan, yaşarken ve öldükten sonra da maddi ve manevi tüm varlığını ulusuna adayan bir devlet adamı ve komutandı.

Onun en büyük ideali; Türk Ulusunun “En medeni ve refah seviyesi yüksek bir millet olarak varlığını sürdürmek”ti. Memleketin mutlaka çağdaş, uygar, yepyeni olması onun için bir hayat davası idi.
M. Kemal Atatürk düşüncelerinde asla hayalperest değildi. “Biz, ilhamlarımızı gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz” derdi.

Ona göre akıl ve mantığın halledemeyeceği iş yoktu. Gerçekleştirdiği başarılı inkılâpların temelinde de akıl ve mantık vardı.
Bilim ve tekniğin hayatımıza hakim olmasını isteyen Atatürk, anlamsız ve mantıksız hurafeleri, hastalıklı olarak nitelendirirdi. “Türkiye Cumhuriyeti Devleti şeyhler, müritler ve meczuplar memleketi olamaz” derdi.

Atatürk deha sahibi bir kişiydi. Askeri ve siyasi alanlarda yepyeni yöntemler uygulayarak, o günün şartlarında hayal edilmesi bile güç işler başarmıştır. Bunlardan en önemlileri sırasıyla: Yeni bir ordunun kurulması, halkın ikna edilmesi, düşmanın yurttan atılması, yeni bir devletin ve yönetim şeklinin kurularak eski olanların kaldırılması, siyasi, toplumsal, ekonomik ve hukuki alanlarda yapılan çok sayıdaki devrimlerdir.

Atatürk’ün görüşleri kesin ve isabetlidir. Çanakkale savaşları sırasında düşman donanmasının nereden çıkarma yapabileceğini sezmesi, 2. Dünya Savaşını önceden tahmin edebilmesi, Hatay’ın Türkiye topraklarına katılması onun ileri görüşlülüğünün en belirgin örneklerindendir.

“Yurtta barış, Dünyada Barış” sözünün sahibi olan Atatürk, toprak büyütme heveslisi olmayan, mecbur kalınmadığı sürece savaşı cinayet olarak kabul eden bir liderdir.
Çağdaş uygarlık düzeyinin üzerine çıkmayı hedef gösteren Atatürk, eğitimle ve eğitimin milli olması ile de yakından ilgilenmiştir. Milli Eğitimi güçsüz olan bir milletin gelişimini tamamlayamayacağını düşünen Atatürk’e göre: “Eğitimdir ki bir milleti ya hür, bağımsız, şanlı,yüce bir toplum olarak yaşatır; ya da bir milleti esarete ve sefalete terk eder.”

Kararlı, inatçı ve kendinden emin bir kişiliğe sahip olan Atatürk’e göre Türk milleti esir olarak yaşayamazdı. Bu nedenle Kurtuluş Savaşı’nı başlattığında parolası “Ya istiklâl, ya ölüm”dü.
Mücadeleci ve ulusuna güvenen Atatürk, Amerikalı bir generale de bu konuda şunları söylemiştir: “…bir millet, top yekûn kurtulmaya karar verir de harekete geçerse onun özgürlüğünü ve bağımsızlığını elde etmesini engelleyecek bir güç dünyada yoktur.nkt”

En büyük eseri olarak Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Atatürk, Türk milletinin yetiştirdiği en büyük Türk’tür. Çağını aşıp gelecek çağlara da ışık tutan bir insandır. “Savaşta Türkiye’yi kurtaran, savaştan sonra da Türk milletini yeniden dirilten” bir önderdir.

“Memleketine en büyük iyilikleri etmiş, Türkler hakkında söylenmiş bütün sözlerin yanlış olduğunu göstermiş” bir liderdir.
“Atatürk gibi insanlar, bir kuşak için doğmadıkları gibi bir devre için de doğmazlar. Onlar önderlikleriyle yüzyıllarca milletlerinin tarihinde hüküm sürecek insanlardır” nkt

“Asırların pek nadir olarak yetiştirdiği dâhi” lerden olan Atatürk’ü, hayata veda edişinin 69. yılında rahmet ve şükranla anıyor, aziz hatırası önünde saygıyla eğiliyoruz.
Son düzenleyen Safi; 9 Aralık 2016 21:41
Misafir
11 Aralık 2010 17:46       Mesaj #4
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
ONUNDUR
Ne yaptığını ne yapacağını bilendi Atatürk
Halktan daha ulu soy yoktu gözünde
Kesinkes ulusal egemenlik
Halk yönetimi onundur

Kaldırır ululuk aldatmacasını tüm
Ne denli köhnelik yobazlık yozluk varsa
Laiklik içinde gerçek din duyarlığı
Türk kadınını yücelten istem onundur

Tarihimizi temele kökene boyutlayan
Türk'ün düşüncesini sanatıyla bir tutan
Türkçemizi anlatımda ışıklara büründüren
Kafamız yüreğimiz soluğumuz onundu

Hiç bir akıma benzemez ondaki görüşler
Kendi çerçeveledi kendi yorumladı
En yeni bilimdir tekniktir Atatürkçülük
Bu çağın çok ötesinde bir çağ onundur
Oğuz Kazım Atok

ON KASIM'LARDA YÜRÜMEK
Atatürk'üm işte 10 Kasım yine
Dalgalanır ağaçlarla oğullar
Dalgalanır oğullarla nineler
Dalgalanır ninelerle genç kızlar
Özlemin ta yüreğime işlemiş
Seni bulmak, seni görmek için ben
Bütün toprakaltıyla barışacağım

Ereceğim sana usta, barışta, başarıda
Öyle Güçlüsün ki Güçleneceğim
Öyle yücesin ki, yüceleceğim
Düşüne düşüne seni kocaman kocaman
Dağlara, dağlara karışacağım

Ozan mıyım, ordu muyum, su muyum anlaşılmaz
Çağlar upuzun allığı yüreğimde ülkünün
Sanki bayrak bir kalemdir, sanki gökler bir kağıt
Sanki ellerim gece
Sanki ellerim gündüz
Yazacağım seni daha, bir daha
Ben senin ölümünle yarışacağım
Fazıl Hüsnü Dağlarca

Bizsiz Gidiyor
Fecre benzettiği bayrakla kefenlenmiş Ata,
Çıktı bir kor gibi mermer kapısından sarayın.
Gönlümüz, bayrağı öğrendiği günden beri ta
Duymamıştır bu kadar hüznünü yıldızla ayın!
Gidiyor, gizleyerek sır gibi bizden sesini,
Çıkıyor, ilk olarak bir yola Başbuğ bizsiz.
Biz, ki dünyada, bırakmazdık onun gölgesini,
Bu ne hicranlı seferdir ki beraber değiliz.
Yürüyor, kalbimizin durduğu bir yolda değil,
Kanlı bir gözyaşı nehrinde muazzam tabutun.
Ey ilâhın yüce davetlisi, göklerden eğil,
Göreceksin, duruyor kalbimiz üstünde putun!
Sen ki Gayya’ya düşen on yedi milyon Türk’ün
Dehşetinden sararırken yüzü yaprak yaprak,
Onu bir hızla çevirmiştin ölümden daha dün:
Tunç elin, yalçın iradenle kolundan tutarak.
Ve bugün on yedi milyon geliyor bir yere de,
Ebedî yolculuğundan seni döndürmek için
-Onu yoktan var eden sendeki derman nerede?
Gücü ancak yetiyor kabrine yüz sürmek için

10 Kasım 1938
10 Kasım 1938
Saat dokuzdu.
İstanbul sabahı çok sessiz
Üzgün ve çaresiz.

Dolma Bahçe Sarayında
Mustafa Kemal Atatürk yatıyorduş.
Aradan geçer geçmez beş dakika
İstanbul başladı ağlamaya.

Atamızı kaybettiğimizi,
Bütün dünya duydu.
Bu çok acı bir haberdi,
Tüm insanlık ağladı.

Yurdumuzu kurtaran Atatürk
Cumhuriyeti kurdu.
Ne yazık ki saat dokuzu beş geçe
Hayata gözlerini yumdu.
SELENA ALAN
Ağlayalım Atatürk’e

Ağlayalım Atatürk’e
Bütün dünya kan ağladı
Süleyman olmuştu mülke
Geldi ecel, can ağladı

Doğu batı cenup şimal
Aman tanrı bu nasıl hal
Atatürk’e erdi zeval
Memur mebusan ağladı

Atatürk’ün eserleri
Söyleyecek bundan geri
Bütün dünyanın her yeri
Ah çekti, vatan ağladı

Fabrikalar icat etti
Atalığın ispat etti
Varlığın Türke terketti
Döndü çarh devran ağladı

Bu ne kuvvet, bu ne kudret
Var idi bunda bir hikmet
Bütün Türkler İnön’İsmet
Gözlerimiz kan ağladı

Tren hattı tayyareler
Tükler giydi hep kareler
Semerkantla Buharalar
İşitti her yan ağladı

Siz sağ olun Türk gençleri
Çalışanlar kalmaz geri
Mareşalin askerleri
Ordular tümen ağladı

Zannetme ağlayan gülmez
Aslan yatağı boş kalmaz
Yalnız gidenler gelmez
Her gelen insan ağladı

Uzatma Veysel bu sözü
Dayanmaz herkesin özü
Koruyalım yurdumuzu
Dost değil, düşman ağladı
Aşık Veysel
UYUYOR

Alev olmuş yanıyor gözyaşımız
Bu hazin meş'aleler üstünde.
Uyuyor en yüce can yoldaşımız,
Böyle hicranla tutuşmuş günde.
Uyuyor uykusu hiç bitmeyecek
Ölü bir milleti var eyliyenin
Onu makber bile incitmeyecek
Ruhu tunçtur, gece yoktur diyenin
Geceden doğdu ışıklar saçarak
Vatanın gündüzü Türkün özü O
Ölemez böyle sabah, böyle şafak
Tarihin şan dolu en son sözü O.
Behçet Kemal ÇAĞLAR
Safi tarafından gönderilmiş olan #5 numaralı mesaj 'en iyi cevap' seçilmiş ve ilk mesaja eklenmiştir.
Hızlı Cevap
Mesaj:


Kaynak:

Bu sayfalarımıza baktınız mı
paneli aç