Cevap Yaz Yazdır
En İyi Cevap Var|Gösterim: 160.696|Cevap: 3|Güncelleme: 13 Ağustos 2016

Fatiha suresi ve anlamı nedir?

18 Aralık 2008 20:09   |   Mesaj #1   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
Fatiha suresi ve anlamı nedir?
EN İYİ CEVABI Keten Prenses verdi

1 - FATİHA SURESİ VE ANLAMI


1 - FATİHA


Mekke'de inmiştir. 7 ayettir
Sponsorlu Bağlantılar
Bismillahirrahmanirrahim
1 Bismillahirrahmanirrahim
2 El hamdü lillahi rabbil alemin
3 Er rahmanir rahıym
4 Maliki yevmid din
5 İyyake na'büdü ve iyyake nesteıyn
6 İhdinas sıratal müstekıym
7 Sıratallezine en'amte aleyhim ğayril
mağdubi aleyhim ve lad dallin.

ANLAMI :
1 Bismillahirrahmanirrahim
2 Hamd O alemlerin Rabbi,
3 O Rahman, Rahim,
4 O din gününün maliki Allah'ın!
5 Sade Sana ederiz kulluğu, ibadeti; sade Senden dileriz yardımı, inayeti Yarab!
6 Hidayet eyle bizi doğru yola!
7 O kendilerine nimet verdiğin mesutların yoluna! Ne O gazap olunanların ne de sapkınların!

BAKINIZ Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali ve Tefsiri - Fatiha Suresi
Son düzenleyen Safi; 13 Ağustos 2016 20:41
18 Aralık 2008 20:27   |   Mesaj #2   |   
Keten Prenses - avatarı
Üye
Bu mesaj 'en iyi cevap' seçilmiştir.

1 - FATİHA SURESİ VE ANLAMI


1 - FATİHA


Mekke'de inmiştir. 7 ayettir
Bismillahirrahmanirrahim
1 Bismillahirrahmanirrahim
2 El hamdü lillahi rabbil alemin
3 Er rahmanir rahıym
4 Maliki yevmid din
5 İyyake na'büdü ve iyyake nesteıyn
6 İhdinas sıratal müstekıym
7 Sıratallezine en'amte aleyhim ğayril
mağdubi aleyhim ve lad dallin.

ANLAMI :
1 Bismillahirrahmanirrahim
2 Hamd O alemlerin Rabbi,
3 O Rahman, Rahim,
4 O din gününün maliki Allah'ın!
5 Sade Sana ederiz kulluğu, ibadeti; sade Senden dileriz yardımı, inayeti Yarab!
6 Hidayet eyle bizi doğru yola!
7 O kendilerine nimet verdiğin mesutların yoluna! Ne O gazap olunanların ne de sapkınların!

BAKINIZ Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali ve Tefsiri - Fatiha Suresi
Son düzenleyen Safi; 13 Ağustos 2016 21:13
SUNU
29 Nisan 2010 16:03   |   Mesaj #3   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
Fâtiha'nın kalbimize açtığı yol

Her gün dilimize değen, kalbimize de değmesi gereken Fatiha, Kur’ân’ın ifadesiyle “şifa” saklar içinde. Dertlerimizin devası, yalnızlıklarımızın çaresi, Kur’ân’ın sonsuz ve dipsiz anlam denizinin derinliklerinde inciler gibi bekler bizi.

Çoğunlukla, kıyıda kalıp denizin suyunu elden geçirerek incileri bulmaya çalışırız. Islanmayı göze alıp denizin içine dalmak ise nadiren yaptığımız bir iştir. Fatiha’nın bize neler söylediği konusunda elbette ki satırlar yetmez.
Ancak Fatiha’nın hissettirdikleri konusunda her birimizin özel bir güncesi olması gerekmez mi?
Dilimize Rabbimizin değdirdiği bir dua olarak Fatiha, Rabbimizin “Benden bunları isteyin ki vereyim!” ya da “bunları size vereceğim, yeter ki Benden isteyin!” demesi değil midir?
Rabbimizin bizden neyi isteyeceğimizi öğrenmemizi istemek üzere kalbimize söylediği Fatiha, O’nun bize “sonsuz anlayış”ını da seyredebileceğimiz bir aynadır. Fatiha’nın aynasında nasıl “sonsuz bir anlayışla” ağırlandığımızı seyretmeye çağırıyorum sizi.
Hamd [olsun]: Varlığın boş yere ve rasgele değildir. Burada çaresiz, amaçsız ve sahipsiz değilsin. Öylesine ya da tesadüfen var olmuş değilsin; sen var edildin. Varlığın yokluğuna bilerek ve isteyerek tercih edildi. Önüne sonsuz genişlikte bir sofra konuldu. Duyguların ve bedenin, hayâllerin ve ideallerin besleniyor. Hiç ummadığın bir yerdesin ve hiç beklemediğin güzellikler içindesin. Şimdi, “Tabii ki, bunlar benim hakkım!” diyerek şımarman mı gerekir yoksa derin bir mahcubiyetle minnettarlığını ifade etme telaşına mı kapılman gerekir? Onun için teşekkür et. Minnettar ol. Hamd et.
Alemlerin Rabbine: Seni var eden, sana eşlik edecek âlemler de var eyledi. Onları ve seni terbiye ediyor. Her şeyi sana uyumlu kılıyor. Her şeyi sana sevimli eyliyor. Ne senin varlığın ne de diğerlerinin varlığı anlamsız ve boştur. Gördüğün her şey, seni çevreleyen herkes, senin gibi bile-isteye var edildi. Varlıkları yokluklarına tercih edildi. Yabancı ve yabanî bir yerde değilsin. Her şey seni terbiye eden Rabbinden terbiye almış. Bütün bir kâinat kardeşindir. Kardeşlerin arasındasın. Herkes senin için var edilmiş, senin için yaşıyor. Her şey sana dostluk elini uzatıyor. Dostlarının yanındasın. Telaşlanma. Korkma.
Rahman O; Rahîm O: Sana şefkat eden bir Rabbin var; sahipsiz değilsin. O seni ve diğerlerini şefkatle terbiye ediyor. Herkesi merhametinin kucağında ağırlıyor. Seni sevdiği için var eyledi. Seni severek var eyledi. Senin varlığından hoşnut. Varlığın O’na yük değil. Yaşaman O’na ağır gelmez. Seni beslemek ve büyütmek O’na zor değildir. Rabbin seni seviyor. Rabbin senin sevdiklerini de seviyor. Rabbin sevdiklerini sevmeni seviyor. Rabbin sevdiklerini sevindiriyor. Rabbin sevdiklerini sevindirmeni seviyor. Üzülme. Endişe etme.
Din gününün sahibi O: Ayrılıklara ve vedalara üzülüyorsun. Sevdiklerin gidiyor, sevenlerin uzaklara dağılıyor. Kalbin acı çekiyor, ağlıyorsun. Merak etme; seni var eden Rabbin senin kalbini de biliyor. Senin çektiğin acıları ve hüzünleri senin bildiğinden daha çok biliyor. Her şeyin dağıldığı gün, her işin sonlandığı gün sana ve sevdiklerine sahip çıkar Rabbin. Uzaklara gitmene gerek yok; her gününü ‘gün’ eden, sabahı pencerene getiren, gündüzü sana aydınlık eyleyen, geceyi uykunun ve dinlenmenin döşeği eyleyen O’dur. Akşamla veda eden her günü, yeni bir sabahla sana getiren, sana bütün zamanlarda, ebediyen sahip çıkacaktır. Emin ol!
Yalnız Sana kulluk ederiz: Şimdi yüzünü O’na dön. Başkasından medet umma; herkese ümit ve medet veren Rabbindir. Şimdi sadece O’na yönel. Başkalarının peşinde koşup yorulma; seni biricik eyleyen ve önemli kılan Rabbindir. Korkma; O seni kalabalıkta unutup bırakmaz. Endişe etme; O seni yolda bırakıp terk etmez. Telaşlanma; O sana arkasını dönüp gitmez.
Yalnız Senden yardım dileriz: Her ihtiyacını O’ndan iste. Başkaları sana yetişemez. Her dilediğin O’nun yanındadır. Başkaları seni ciddiye almaz. Sen O’nun için sıradan biri değilsin; önemlisin, bi’tanesin. Sana iyilik etmek yormaz O’nu. Senin dilediklerini yerine getirmek usandırmaz O’nu.
Bizi ‘doğru yol’a hidayet eyle: Senin nasıl huzur bulacağını Rabbin senden iyi bilir. Kendine bulacağın yollar içinde, en iyisi O’nun seni çağırdığı yoldur. Senin için doğru olanı O bilir. Senin iyiliğini senden çok O bilir.
Gazaba uğramışların ve sapmışların [yoluna] değil: Rabbin, yanlışa düşüp acı çekmeni istemez. Acılar ve sancılar, senin kendini bilmeyişinden kaynaklanır. Seni en çok sıkıntıya düşüren senin kendini bilmeyişindir. Rabbinin terbiyesini kabul et ki, kendine acı çektirmekten kurtulasın. Rabbinin senin iyiliğini istediğini bilerek O’na teslim ol ki, kendini ateşe kendi ellerinle ateşe atmayasın.
slact
25 Mayıs 2012 15:57   |   Mesaj #4   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi

FATİHA


İsimleri:
Bu sûrenin on iki tane ismi vardır:
Sponsorlu Bağlantılar
1- es-Salat (namaz)dır Yüce Allah (kudsî hadiste) şöyle buyurmaktadır: "Ben namazı benim ile kulum arasında iki yarıya böldüm"[11] Bu hadis-i şe­rif daha önce geçmişti

2- Hamd sûresi:
Çünkü bu sûrede yüce Allah'a hamdden sözedilmekte-dir Tıpkı el-A'raf, el-Enfal, et-Tevbe ve benzeri sûreler denildiği gibi

3- Fâtihatü'l-Kitab: Bu konuda ilim adamları arasında görüş ayrılığı yok­tur Ona bu adın verilmesinin sebebi Kur'ân-ı Kerim'in lafzen kıraatine bu sûre ile başlanılmasıdır Aynı şekilde mushafların yazımına da bu sûre ile başla­nılmaktadır Namazlara da bu sûre okunarak kıraate başlanılır

4- Ummu'l-Kitab: Bu ismin verilip verilmeyeceği hususunda görüş ayrılı­ğı vardır Çoğunluk bunu caiz görmekle birlikte Enes, el-Hasen ve İbn Şirin bunu mekruh görmüşlerdir el-Hasen der ki: Ummu'l-Kitab (kitabın anası) he­lal ve haramdır Nitekim yüce Allah şöyle buyurmuştur: "Bir kısım âyetler muh­kemdir Bunlar kitabın anası (Ummu'l-Kitab)dır Diğer bir kısmı da müteşa-bihtir" (Al-i İmran, 3/17) Enes ve İbn Şirin de der ki: Ummu'l-Kitab Levh-i Mahfuzun adıdır Nitekim yüce Allah şöyle buyurmaktadır: "Muhakkak ki o, katımızdaki ana kitabda (Ummu'l-Kitab'da yani Levh-i Mahfuzda)dır" (ez-Zuhruf, 43/4)

5- Ummu'l-Kur'ân:
Bunda da görüş ayrılığı vardır Çoğunluk bunu caiz gör­mekle birlikte Enes ve İbn Şirin bunu mekruh görmüşlerdir (Hoş görmemiş­lerdir) Ancak bu konuda sahih hadisler bu iki görüşü de reddetmektedir Tir-mizî'nin rivayetine göre Ebu Hureyre şöyle demiş: Rasulullah (sa) buyurdu ki: "Elhamdülillah (yani Fatiha sûresi) Ummu'l-Kur'ân'dır, Ummu'l-Kitabdır ve es-Seb'u'1-Mesanidir" Tirmizî der ki: Bu hasen, sahih bir hadistir.

Buharı de der ki: Bu sûreye Ummu'l-Kitab adı verilmiştir Çünkü mushaf-larda önce bu sûre yazılarak başlanılır Namazda da bu sûre okunarak kıra­ate başlanır[13] Yahya b Ya'mer der ki: Ummu'1-Kura (şehirlerin anası) Mek­ke'dir Ummu Horasan Merv'dirUmmu'l-Kur'ân Hamd (Fatiha) süresidir Bu­na Ummu'l-Kur'ân deniliş sebebinin Kur'ân'ın başı olması ve ihtiva ettiği bü­tün ilimleri kapsaması olduğu da söylenmiştir Mekke'ye Ummu'1-Kura de­niliş sebebi ise, arzın ilkinin orası olması ve ordan itibaren yuvarlaklaştırıl-maya başlanmasıdır Anaya "umm" denilmesi de bundan dolayıdır Çünkü ana, neslin esasını teşkil eder Umeyye bEbi's-Salt da şu beyitinde yerden "umm (ana)" diye sözetmektedir:
"Arz bizim sığınağımızdır, bir zamanlar anamızdı
Kabirlerimiz ordadır ve orada doğuyoruz"
Savaşta kullanılan sancağa da "umm" denilir Buna sebep ise sancağın ön­de olması ve askerin de onu takip etmesidir
"Umm" kelimesinin aslı dır Bundan dolayı bu kelimenin çoğulu şeklinde gelir Yüce Allah da: "analarınız" (en-Nisa, 4-23) diye bu­yurmaktadır Mim harfinden sonraki "lıe" harfi düşürülerek da de­nilir Şair der ki:
"Analarınla karanlığı açtın"
"Ummehât" şeklindeki çoğulun insanlar hakkında, "ummât" şeklindeki ço­ğulun da hayvanlar hakkında kullanılacağı da söylenmiştirBunu İbnu'1-Fa-ris "el-Mücmel" adlı eserinde zikretmektedir

6- el-Mesâni (tekrarlanıp duran): Bu sûreye bu adın veriliş sebebi, her rek'atte tekrarlanmasıdır Bu adın veriliş sebebinin bu sûrenin istisna olarak yalnızca bu ümmete bildirilmiş olup bundan önce hiçbir ümmete indirilme-yerek bu ümmet için saklanmış olmasıdır da denilmiştir

7- el-Kur'ânu'1-Azim: Bu ismin veriliş sebebi Kur'ân-ı Kerimin bütün ilimlerini ihtiva etmesidir Çünkü bu sûre aziz ve celil olan Allah'a kemal ve celâl sıfatları ile senayı, ibadetlerin yapılmasını ve ibadetlerin ihlas ile yeri­ne getirilmesi emrini, yüce Allah'ın yardımı olmaksızın bu ibadetin yerine ge­tirilmesinden yana aciz kalınacağının itiraf edilmesini, dosdoğru yola hidâ­yet hususunda ona dua edilmesini, sözlerini yerine getirmeyenlerin halleri­ne düşmekten korumasının niyaz edilmesini ve inkarcıların akıbetini beyan etmeyi ihtiva etmektedir

8- Şifa: Darimî, Ebû Said el-Hudrî'den şöyle dediğini rivayet etmektedir:
Rasulullah (sa) buyurdu ki: "Fâtihatü'l-Kitab, her zehire karşı bir şifadır"[14]

9- er-Rukye (manevi tedavi): Bu, Ebu Said el-Hudrî'den gelen hadisle sa­bittir Bu hadiste şu ifadeler de yer almaktadır: Rasulullah (sa) kabilenin (yı­lan tarafından sokulmuş) reisini Fâtiha'yı okuyarak tedavi eden adama şöy­le sormuştur: "Sen onun bir tedavi (rukye) olduğunu nereden bildin?" O: Ey Allah'ın rasulü, bu konuda içime böyle birşey doğdu, cevabını verdi[15] Bu hadisi hadis imamları rivayet etmiştir İleride bütünüyle gelecektir

10- el-Esas: Adamın birisi eş-Şa'bi'ye böğrünün ağrıdığından şikâyette bu­lundu Ona şu cevabı verdi: Kur'ân'ın esası olan Fâtihatü'l-Kitab'ı okuma­ya bak Ben İbn Abbas'ı şöyle derken dinledim: Herşeyin bir esası vardır Dün­yanın esası Mekke'dir Çünkü dünya oradan yuvarlaklaştırılmaya başlandı Se­manın esası Arîbâ denilen yedinci semadır Arzın esası ise en altta yedinci arz olan Acîbâdır Cennetlerin esası ise Adn cennetidir Bu bütün cennetlerin gö­beğidir ve cennet onun üzerinde tesis edilmiştir Ateşin esası ise cehennem­dir Bu da ateşin en alt tabakası olan yedinci tabakadır Diğer bütün tabaka­lar (derekeler) onun üzerinde tesis edilmiştir İnsanların esası Adem'dir, Peygamberlerin esası Nuh'tur, İsrailoğullarının esası Yakub'tur, kitapların esa­sı Kur'ân'dır, Kur'ân'ın esası Fâtiha'dır, Fâtiha'nın esası Bismillahirrahmânir-rahîm'dir O bakımdan sen hastalanır veya rahatsızlanırsan Fatiha sûresini oku­maya bak Şifa bulursun

11- el-Vâfiye:
Bunu Süfyan b Uyeyne söylemiştir Çünkü bu sûre ikiye bö­lünmez ve parçalanmayı kabul etmez Bir kişi namaz kıldığı rek'atlerin bi­rinde başka sûrelerden herhangi birisinin yarısını okusa, diğer rek'atinde de öbür yarısını okusa bu yeterli gelirFakat Fatiha sûresi iki rek'ate bölünerek her birisinde yarımşar okunursa caiz olmaz

12- el-Kâfiye: Yahya b Ebi Kesir der ki: Çünkü bu sûre başkasının yeri­ne kafi gelir, fakat başka sûre onun yerine kafi gelmez (yerini tutmaz) Bu­na Muhammed b Hallad el-İskenderani'nin şu rivayeti de delalet etmekte­dir: Muhammed b Hallad dedi ki: Peygamber (sa) şöyle buyurmuştur: "Um-mu'1-Kur'ân (yani Fatiha sûresi) başkasının yerini tutar, fakat başkası onun yerini tutamaz"[16]

Fatiha Suresi ve meal'i


1.Bismillâhirrahmânirrahîm. - Rahmân rahîm olan Allah'ın ismi ile

2.El hamdu lillâhi rabbil âlemîn (âlemîne).- Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah'adır. (1. el hamdu : hamd, övgü, sena, manevî ni'metlere şükür)

3.Er rahmânir rahîm(rahîmi).- Rahmân'dır, Rahîm'dir. (er rahmâni : Rahman esması ile tecelli eden, er rahîmi : rahîm esması ile tecelli eden, rahmet nurunun sahibi)

4.Mâliki yevmid dîn(dîne). - Dîn gününün mâlikidir, sahibidir. (1. mâliki : malik, sahip- 2. yevmid dîne (yevme ed dîne) : dîn günü,)

5.İyyâke na’budu ve iyyâke nestaîn(nestaînu). - Yalnız Sana kul oluruz ve yalnız Senden yardım isteriz.

6.İhdinas sırâtel mustakîm(mustakîme). - Bizi Hidayet et, o dosdoğru yol olan "Sıratel Mustakime" ulaştır.

7.Sırâtallezîne en’amte aleyhim gayril magdûbi aleyhim ve lâd dâllîn(dâllîne). - O yol ki; nimet verdiklerinin yolu. Üzerlerine gadap duyulmuşların, sapmışların ve dalâlette kalmışların yolu değil.

Kelime Kelime Anlamları

Bismillâhir rahmânir rahîm.
1. bi ismi allahi : Allah'ın ismi ile
2. er rahmân er rahîm : Rahmân ve Rahîm Rahîm esması ile tecelli eden, rahmet nuru gönderen

El hamdu lillâhi rabbil âlemîn (âlemîne).

1. el hamdu : hamd, övgü, sena, manevî ni'metlere şükür
2. lillâhi (li allâhi) : Allah için, Allah'a
3. rabbi : Rab
4. el âlemîne : âlemler

Er rahmânir rahîm(rahîmi).

1. er rahmâni : Rahman esması ile tecelli eden
2. er rahîmi : rahîm esması ile tecelli eden, rahmet nurunun sahibi

Mâliki yevmid dîn(dîne).
1. mâliki : malik, sahip
2. yevmid dîne (yevme ed dîne) : dîn günü,

İyyâke na’budu ve iyyâke nestaîn(nestaînu).
1. iyyâ-ke : yalnız sen, yalnız sana
2. na'budu : (biz) kul oluruz
3. ve : ve
4. iyyâ-ke : yalnız sen, yalnız senden
5. nestaînu : istiane (yardım) isteriz

İhdinas sırâtel mustakîm(mustakîme
).
1. ihdi-nâ : bizi hidayet et, ulaştır
2. es sırâte el mustakîme : Sıratı Mustakîm, Allah'ın Hidayet Yolu.

Sırâtallezîne en’amte aleyhim gayril magdûbi aleyhim ve lâd dâllîn(dâllîne).
1. sırâta : yol
2. ellezîne : ki onlar
3. en'amte : sen ni'met verdin
4. aleyhim : onlara, onların üzerine
5. gayri : başka, hariç, değil
6. el magdûbi : gadap, öfke duyulanlar
7. aleyhim : onlara, onların üzerine
8. ve : ve
9. lâ ed dâllîne : dalâlette olanlar değil
Son düzenleyen Safi; 13 Ağustos 2016 21:12

Daha fazla sonuç:
elhamın anlamı

acebook yorumları
paneli aç