Cevap Yaz Yazdır
En İyi Cevap Var|Gösterim: 48.940|Cevap: 4|Güncelleme: 26 Aralık 2012

Hava direnci olmasaydı ne olurdu?

30 Aralık 2008 23:05   |   Mesaj #1   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
havanın direnci olmasaydı dünya n'olurdu.
EN İYİ CEVABI fadedliver verdi
Nefes alırken ciğerlerimiz "hava direnci" denen bir güce karşı enerji kullanırlar. Hava direnci, havanın harekete karşı gösterdiği durgunluk eğilimidir. Ancak bu direnç, atmosferin özellikleri sayesinde çok zayıftır ve ciğerlerimiz kolaylıkla havayı içeri çekip dışarı itebilirler. Bu direncin biraz artması ise, ciğerlerimizin zorlanmaya başlamasına neden olacaktır. Buradaki mantık bir örnekle açıklanabilir: Bir enjektörün iğnesinden su çekmek kolaydır, ama aynı iğneyle bal çekmek çok daha zordur. Çünkü bal, sudan daha az akışkanlığa ve daha yüksek bir yoğunluğa sahiptir.
İşte eğer atmosferin yoğunluk, akışkanlık, basınç gibi değerleri biraz farklılaşsa, nefes almak bizim için bir enjektöre bal çekmek gibi zorlaşacaktır. Bu durum karşısında "o zaman enjektörün iğnesi kalınlaşabilir" diye düşünmek, yani akciğer kanallarının genişletilmesini önermek ise yanlıştır. Çünkü o zaman ciğerlerin hava ile temas eden alanı çok küçülmekte ve ciğerler vücut için gerekli oksijeni alabilecek yapıdan uzaklaşmaktadır. Yani havanın yoğunluk, akışkanlık, basınç gibi değerlerinin mutlaka belirli bir aralık içinde olması şarttır, ve bugün soluduğumuz havanın sahip olduğu değerler, tam da bu dar aralığın içindedir.

Sponsorlu Bağlantılar
Michael Denton, bu konu hakkında şu yorumu yapar:

Eğer havanın yoğunluğu ya da durgunluğu biraz daha fazla olsaydı, hava direnci çok büyük oranlara çıkacaktı ve hava soluyan bir canlıya ihtiyaç duyduğu oksijen oranını sağlayacak bir solunum sistemi tasarlamak imkansız hale gelecekti... Muhtemel atmosfer basınçları ile muhtemel oksijen oranlarını karşılaştırarak "hayat için uygun" bir rakamsal değer aradığımızda, çok sınırlı bir aralıkla karşılaşırız. Hayat için gerekli olan çok fazla şartın hepsinin bu küçük aralıkta gerçekleşmesi—ve atmosferin de bu aralıkta olması—elbette ki çok olağanüstü bir uyumdur.

Atmosferin rakamsal değerleri, sadece bizim solunumumuz için değil, mavi gezegenin "mavi" olarak kalması için de önemlidir. Eğer atmosfer basıncı şu anki değerinden beşte bir kadar azalsa, denizlerdeki buharlaşma oranı çok fazla yükselecek ve atmosferde çok yüksek oranlara varacak olan su buharı tüm Dünya üzerinde bir "sera etkisi" oluşturarak gezegenin ısısını aşırı derecede yükseltecektir. Eğer atmosfer basıncı şu anki değerinden bir kat daha fazla olsa, bu kez de atmosferdeki su buharı oranı büyük ölçüde azalacak ve Dünya üzerindeki karaların tamamına yakını çölleşecektir.
fadedliver
30 Aralık 2008 23:10   |   Mesaj #2   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
Bu mesaj 'en iyi cevap' seçilmiştir.
Nefes alırken ciğerlerimiz "hava direnci" denen bir güce karşı enerji kullanırlar. Hava direnci, havanın harekete karşı gösterdiği durgunluk eğilimidir. Ancak bu direnç, atmosferin özellikleri sayesinde çok zayıftır ve ciğerlerimiz kolaylıkla havayı içeri çekip dışarı itebilirler. Bu direncin biraz artması ise, ciğerlerimizin zorlanmaya başlamasına neden olacaktır. Buradaki mantık bir örnekle açıklanabilir: Bir enjektörün iğnesinden su çekmek kolaydır, ama aynı iğneyle bal çekmek çok daha zordur. Çünkü bal, sudan daha az akışkanlığa ve daha yüksek bir yoğunluğa sahiptir.
İşte eğer atmosferin yoğunluk, akışkanlık, basınç gibi değerleri biraz farklılaşsa, nefes almak bizim için bir enjektöre bal çekmek gibi zorlaşacaktır. Bu durum karşısında "o zaman enjektörün iğnesi kalınlaşabilir" diye düşünmek, yani akciğer kanallarının genişletilmesini önermek ise yanlıştır. Çünkü o zaman ciğerlerin hava ile temas eden alanı çok küçülmekte ve ciğerler vücut için gerekli oksijeni alabilecek yapıdan uzaklaşmaktadır. Yani havanın yoğunluk, akışkanlık, basınç gibi değerlerinin mutlaka belirli bir aralık içinde olması şarttır, ve bugün soluduğumuz havanın sahip olduğu değerler, tam da bu dar aralığın içindedir.

Michael Denton, bu konu hakkında şu yorumu yapar:

Eğer havanın yoğunluğu ya da durgunluğu biraz daha fazla olsaydı, hava direnci çok büyük oranlara çıkacaktı ve hava soluyan bir canlıya ihtiyaç duyduğu oksijen oranını sağlayacak bir solunum sistemi tasarlamak imkansız hale gelecekti... Muhtemel atmosfer basınçları ile muhtemel oksijen oranlarını karşılaştırarak "hayat için uygun" bir rakamsal değer aradığımızda, çok sınırlı bir aralıkla karşılaşırız. Hayat için gerekli olan çok fazla şartın hepsinin bu küçük aralıkta gerçekleşmesi—ve atmosferin de bu aralıkta olması—elbette ki çok olağanüstü bir uyumdur.

Atmosferin rakamsal değerleri, sadece bizim solunumumuz için değil, mavi gezegenin "mavi" olarak kalması için de önemlidir. Eğer atmosfer basıncı şu anki değerinden beşte bir kadar azalsa, denizlerdeki buharlaşma oranı çok fazla yükselecek ve atmosferde çok yüksek oranlara varacak olan su buharı tüm Dünya üzerinde bir "sera etkisi" oluşturarak gezegenin ısısını aşırı derecede yükseltecektir. Eğer atmosfer basıncı şu anki değerinden bir kat daha fazla olsa, bu kez de atmosferdeki su buharı oranı büyük ölçüde azalacak ve Dünya üzerindeki karaların tamamına yakını çölleşecektir.
31 Aralık 2008 15:22   |   Mesaj #3   |   
Keten Prenses - avatarı
Üye
Alıntı
pırıl adlı kullanıcıdan alıntı

ama dünya nolurdu

Dünyada sürtünme olmasaydı…
Hareket eden bir araç duramazdı. Kalem tutmak mümkün olmazdı. Meteor dediğimiz göktaşları, atmosfere girerken parçalanmaz ve Dünya ya düşen meteorlar canlılara büyük zararlar verebilirdi.

Sürtünmeyi artırmak için...
Hareket eden bir cismin durdurulması için sürtünmenin artırılması gerekir. Kışın araçlar lastiklerine zincir takılarak sürtünme artırılır. Sporcuların kaymasının önlenmesi için ayakkabılarının altına dişler yapılır. Otomobillerde kış için daha fazla çıkıntılı lastikler tercih edilir. Kışlık botlarımızın altları yazlık ayakkabılara göre daha fazla pürüzlüdür. Bunun nedeni buz gibi çok kaygan bir zeminde yere tutunma ihtiyacıdır.

Ya uzayda da sürtünme olmasaydı...
Bilindiği gibi dünyamız dâhil uzaydaki bütün gök cisimleri inanılmaz bir hızla boşlukta hareket etmektedir. Bu cisimler boşlukta bir sürtünmeyle karşılaşsaydı, hava direncinin uçağı yavaşlattığı gibi, hızları azalacaktı. Bu da (Allah korusun) Dünya’nın sonu olurdu.
17 Aralık 2009 23:58   |   Mesaj #4   |   
nötrino - avatarı
VIP SiNiRLi-RUTİNE AYKIRI
Alıntı

hava direnci nasıl meydana gelir

Hava direnci kuvveti:Hava ortamında hareket eden cisimler sürekli hava molekülleriyle temas halinde olduklarından aralarında sürtünmeden dolayı bir kuvvet oluşuyordur. Bu kuvvet havanın direncidir. Hava tarafından uygulanan ters yönlü bir kuvvettir.(Sürtünme kuvveti her zaman hareket yönüne zıt bir kuvvettir.)
26 Aralık 2012 12:02   |   Mesaj #5   |   
nötrino - avatarı
VIP SiNiRLi-RUTİNE AYKIRI

Hava Direnci

Hava direnci, cisimle hava arasındaki sürtünmeden dolayı meydana gelen ve hareket eden cismin hareketini zorlaştıran bir kuvvettir. Dünya atmosferine giren meteorların çoğu bu sürtünme nedeniyle yeryüzüne ulaşmadan parçalanıyorlardır.Kısaca hava direnci olmasa idi meteorlar Dünya yüzeyinde çarpmanın etkisiyle dev kraterler oluşturup önemli derecede büyük hasarlara neden olurlardı!
Sponsorlu Bağlantılar
Son düzenleyen nötrino; 9 Temmuz 2014 14:48
paneli aç