Cevap Yaz Yazdır
En İyi Cevap Var Güncelleme: 19 Eylül 2017  Gösterim: 73.857  Cevap: 9

Geçmişte güneş, ay ve dünya şekilleri hakkında hangi görüşler ortaya konmuştur?

Ziyaretçi
4 Şubat 2009 13:57       Mesaj #1
Ziyaretçi - avatarı
Ziyaretçi
Geçmişte güneş, ay ve dünya şekilleri hakkında hangi görüşler ortaya konmuştur?
EN İYİ CEVABI fadedliver verdi
Geçmişte insanlar Güneş, Dünya ve Ay’ın şekilleri hakkında değişik görüşler ortaya atmışlardır. Anaximenes’e göre (M.Ö. 585-525) Dünya düz bir tepsi gibi olup hava içinde yüzer, Güneş ise ince bir yaprak gibi gökyüzünde hareket edermiş. Mısırlı bilim adamları da Dünya’nın tepsi biçiminde olduğunu, ortasında verimli bir çukurluk çevresinde yüksek dağlar olduğunu ve bu tepsinin suda yüzdüğünü ortaya aymışlar.

Yukarıdaki düşüncelerden de anlaşıldığı üzere insanlar meraklarını gidermek amacıyla sürekli araştırmalar yapmışlardır. Bilim insanları, uzay ve gök cisimlerinin gizemini çözmek amacıyla gözlem evleri kurmuş, teleskopu icat etmişlerdir. Teleskop, gök cisimlerini gözlemek amacıyla kullanılıp Güneş, Dünya ve Ay’ın bilinmeyen birçok yönünü çözmemizi sağlamıştır.
Sponsorlu Bağlantılar

• GÜNEŞ: Çok sıcaktır ve yanmakta olan gazlardan oluşan ateşten bir topa benzer. Çok güçlü bir ısı ve ışık kaynağıdır. Güneşin güçlü ışığı gözlerimiz için çok zararlıdır. Bu nedenle hiçbir zaman güneşe çıplak gözle, özellikle de teleskop ve dürbün ile bakılmamalıdır.

• DÜNYA: Güneşin çevresinde dolanan bir gezegendir. Dünyanın katmanlardan oluşan bir küreye benzediğini dördüncü sınıfta öğrenmiştik.

• AY: Küre biçiminde bir gök cismidir. Ay’dan gelen ışığın kaynağı Güneş’tir. Ay’ın kendi ışığı yoktur. Bu nedenle dürbün ve teleskopla bakılabilir.
Yerkürenin yuvarlak olduğunu Avrupalılardan ilk açıklayanlar Kopernik (1540) ve Galile (1640)dir. Bundan çok daha önce dünyanın yuvarlak olup döndüğünü büyük İslam alimleri mesela, Brûn isbat etmişti. Dünya’nın üzerindeki topoğrafik oluşumlar ve kendi ekseni etrafındaki batıya doğru dönme hareketi nedeniyle düzgün bir geometrisi yoktur. Geoibs bir biçimdedir. Kutuplardan basık küresel geometrik şekil "geoid" (Latince, Eski Yunanca Geo"dünya") yani "Dünya şekli" diye adlandırılır.

Yerkürenin yuvarlak olduğunu Avrupalılardan ilk açıklayanlar Kopernik (1540) ve Galile (1640)dir. Bundan çok daha önce dünyanın yuvarlak olup döndüğünü büyük İslam alimleri mesela, Brûn isbat etmişti. Dünya’nın üzerindeki topoğrafik oluşumlar ve kendi ekseni etrafındaki batıya doğru dönme hareketi nedeniyle düzgün bir geometrisi yoktur. Geoibs bir biçimdedir. Kutuplardan basık küresel geometrik şekil "geoid" (Latince, Eski Yunanca Geo"dünya") yani "Dünya şekli" diye adlandırılır.

Yerküremizin bilimsel olarak anlaşılmasına ilişkin ilk görüşler, M.Ö.VI. yüzyılda başını ünlü matematikçi Pisagor’un çektiği bir gurup bilim adamı tarafından ortaya atılmaya başlanmıştır. Esasen Ege’nin Samos Adası yerlisi olan Pisagor, ne yazık ki İtalya’nın güneyinde ki bir Yunan Kolonisi’ne sürgüne gönderilmiştir. Pisagor dünyanın yuvarlak olduğunu savunuyordu, çünkü ay tutulması esnasında dünyanın ay üzerinde dairesel bir gölge oluşturduğunu gözlemlemişti. M.Ö. III. yüzyılda İskenderiye’deki kütüphanenin ikinci müdürü olan Eratosthenes, yaz mevsimi ortalarındaki bir gün dünyanın çapını hesaplamıştır. Bu hesaplamayı gün ortasında güneş ışığının İskenderiye’ye geliş açısı ile, Aswan’in 750 km güneyi, yani Yengeç Dönencesi’nin bulunduğu yerdeki güneş ışığının geliş açısı arasındaki farktan, dünyanın yuvarlak olduğu ön kabulüyle hesaplamıştır. Daha sonraki dönemde ise Rönesans sonrasına kadar Yerküre’nin şekli ve özellikleriyle ilgili küçük ilerlemeler kaydedilmiştir.

Son düzenleyen Safi; 19 Eylül 2017 22:18


fadedliver tarafından gönderilmiş olan #2 numaralı mesaj 'en iyi cevap' seçilmiş ve ilk mesaja eklenmiştir.
öğretmen
23 Mart 2010 20:19       Mesaj #3
öğretmen - avatarı
Ziyaretçi
çocuklar çocuklar ben fen öğretmeniyim çok yanlış biliyorsunuz hele şu 8. sınıfa giden çocuk !!!!!!!!!!!!!

dünyayı eskiden bazıları denize açılmıyordu korkuyordu çünkü dünyayı 4 tekerleğin üzerinde tepsi gibi düz olsuğunu sanarsı çok açılınca
da düşüceklerini sanarlardı sonra ise bazıları dünyayı öküzün boynunda yop sanarlardı ökz kafasını salladığında deprem oldu sanarlardılar yardımım dokunduysa teşekkürler !!!!!!!!!
Misafir
24 Mart 2010 20:43       Mesaj #4
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
pisagor,MÖ 590 yıllarda Dünyanın güneş etrafında döndüğünü ve Dünyanın yuvarlak olduğunu ileri süren ilk kişiydi.Ancak pisagor'un bu dediğine bilimle uğraşan kişilerin dışında inanan olmamıştı.pisagor'dan iki yüzyıl sonra aristo,gözlemleri sonunda Dünyanın yuvarlak olduğunu kanıtladı.
Misafir
3 Mart 2011 19:43       Mesaj #5
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Galileo da bunu kanıtlamak isteyenlerdendi.Dünyanın düz olduğuna inanılıyordu.Hayvan üzerinde olduğuna çok gidildiğinde bir uçurum varmış gibi düşüceklerine, öleceklerine, kaybolacaklarına inanıyorlardı. Ama sonra galileo bazı araştırmalar yaparak dünyanın kürfe olduğuna iknaa etmeye çalıştı. Ama böyle olduğunu gören yetkili kişiler ona ceza vermek istediler...
Galileo yu idam etmediler öyle istediler ama af dileyince vaz geçtiler Msn Grin
Misafir
15 Mart 2011 14:00       Mesaj #6
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Babililer dünya yı debizlerde yüzen bi disk olarak düşünüyorlardı.babil onlara göre dağlar tarafından kuşatılmışstır .Bilim insanı olan anaximenes (anaksimenes)e göre dnya hava içinde yüzen düz bir tepsi gibiydi.güneş ise gökyüzünde hareket eden ince bir yapak gibiydi. mısırklılara göre dünya ortasında bir çukur olan tepsi biçimindedi.buygün ise bilimsel çalışmalar sonucu dünya , güneş ve ay ın küresel bir şekle sahip olduğunu biliyoruz. bir basketbol topunu bir pirinç tanesini ve yarım pirinç tanesini düşünelim. BU BİLGİLER FEN DERS KİTABINDA YAZILMIŞTIR YAMLIŞ BİLGİ DEİLDİR KİTAP 5. SINIFINDIRR Msn Happy
Misafir
5 Nisan 2011 20:38       Mesaj #7
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
• Bundan 4000 yıl önce yaşayan eski Mısırlılar Dünya’yı uzunca bir kutu, gökyüzünü de o kutunun kapağı gibi düşünüyorlardı.
• Eski Hintliler ise Dünya’nın dört filin sırtında duran büyük bir daire biçiminde olduğuna inanıyorlardı. Onlara göre bu 4 fil de bir kaplumbağanın sırtında duruyor, kaplumbağa ise sonsuz bir denizde yüzüyordu.
Düz bir tepsi biçiminde olduğu,büyük bir öküzün boynuzu üstünde ve öküz sinirlenip hareket edince deprem olduğu düşünülüyordu.Bazıları ise dünyanın bir timsahın üstünde olduğunu ,dünyanın düz, güneşin ise yaprak gibi olup hareklet eddiğini düşünüyordu
asd123serkan
14 Nisan 2011 21:35       Mesaj #8
asd123serkan - avatarı
Ziyaretçi
İşte doğru hayat:
Adı 17. yüzyıl bilimsel devrimi ile birlikte anılan en önemli bilim adamlarından birisi olan Galileo (1564-1642); Fizik, Matematik ve Astronomi gibi konularda çığır açan çalışmalar yapmış ve ilgisi daha çok hareket üzerinde yoğunlaşmıştı. Bu alandaki çalışmalarının sonucunda klasik mekaniğin temellerini kurmuş, Güneş merkezli astronomi sisteminin fiziğini geliştirmiştir. Aristoteles'e göre, her hareket onu hareket ettiren bir kuvvet sonucu meydana gelirdi; cisim bu kuvvet kendisini hareket ettirdiği sürece hareket ederdi. Galilei, günlük gözlemlere uyan bu Aristotelesçi yaklaşımı eylemsizlik prensibi ile yıkmıştır.

Eylemsizlik prensibine göre, kendi haline bırakılan cisim, herhangi bir kuvvet etkisinde kalmadığı sürece, durumunu korur, yani hareket halinde ise hareketine, sükunet halinde ise sükunetine devam eder. Galilei'nin üstü kapalı olarak ifade ettiği, Newton'un ise formüle ettiği bu prensip ile yeni bir hareket kavramı ileri sürülmüş oldu. Buna göre, hareket cisimde bir değişiklik yapmaz; hareket bir durumdur, bir noktadan başka bir noktaya geometrik bir geçiştir; durma da harekete karşıt başka bir durumdur. Durma için kuvvet uygulanması gerekmiyorsa, hareket için de kuvvet uygulanması gerekmez; hareketin hızının değişmesi için ise kuvvet gerekir. Eylemsizlik, içinde bulunduğumuz Dünya'da gözlemlenemez; ancak ideal koşullar altında böyle bir durum meydana getirilebilir. Zaten Galilei'nin deneyleri de düşünce deneyleri idi. Galilei için gerçek dünya, matematik bağıntıların dünyası, Platon'un deyimi ile idealar dünyası idi. İçinde yaşadığımız dünyayı anlamak için, idealar dünyasından bakmak gerekliydi. Mükemmel yuvarlaklıktaki toplar, sürtünmesiz düzlemler üzerindeki hareketlerini, yalnızca idealar dünyasında sonsuza dek sürdürürlerdi. Doğa, geometrik harflerle (eğrilerle, dairelerle, üçgenlerle) yazılmış bir kitap gibiydi; doğayı anlamak için bu dili bilmek gerekiyordu.

Hareket, cisimde bir değişiklik meydana getirmediğine göre, cisim aynı anda birden fazla harekete sahip olabilir. Bu hareketler birbirini engellemez ve birleşerek tek bir yörünge izler. Buradan, fırlatılan bir merminin, düzgün doğrusal hareket ile serbest düşme hareketinin bileşkesi olan parabol biçiminde bir yörünge izlediğini göstermiştir.Galileo'nun hareket konusunda çözüm getirdiği bir diğer konu da serbest düşme hareketi ile ilgilidir. Düşen bütün cisimlerin aynı ivmeye sahip olduğunu göstererek, serbest düşmenin sabit ivmeli bir hareket olduğunu saptamış ve serbest düşmede alınan yolun zamanın karesiyle orantılı olduğunu (S=½ g.t2) göstermiştir.

Sonuç olarak, Galilei'nin mekanik konusunu matematikselleştir-meyi başardığı söylenebilir. Düzgün ve sabit ivmeli hareketleri tanımlamış ve matematiksel formüllerini vermiştir. Modern hareket kavramını Galilei'ye borçluyuz.

Galilei teleskopu astronomik amaçla kullanan ilk bilim adamıdır. 1609 yılında yaptığı bir teleskopla önemli gözlemler yapmış ve bu gözlemleri Yıldız Habercisi (Siderius Nuntius) adlı kitabında vermiştir. Onun astronomide yaptığı gözlemler, Güneş merkezli sistemi desteklediği, Aristoteles fiziğinin geçerli olmadığını kanıtladığı için oldukça önemlidir. En önemli gözlemleri Ay ve Güneş gözlemleridir. Ay'da kraterlerin, dağların ve vadilerin olduğunu görmüş ve bunun Ay ile Yer'in aynı maddelerden yapıldığının kanıtı olduğunu söylemiştir. Güneş'i gözlemlemiş ve Güneş üzerinde bulunan gölgelerin Güneş'in üzerinde yer alan lekeler olduğunu kanıtlamıştır. O zamanlarda, Güneş üzerinde görünen lekelere ilişkin iki açıklama bulunmaktaydı. Bunlardan birincisine göre, bu leke, Merkür'ün Güneş'in önünden geçerken oluşan gölgesiydi. Ancak Galilei bunun olanaksız olduğunu söyler. Çünkü Merkür'ün Güneş'in önünden geçişi yaklaşık yedi saat sürmektedir, ancak bu lekeler yedi saatten çok daha fazla Güneş'in üzerinde yer almaktaydılar. İkinci açıklamaya göre, bu lekeler, Güneş ve Yer arasında bulunan küçük gökcisimlerine aittir. Oysa, bu lekelerin Güneş üzerinde hep aynı yerde bulunduklarını tespit etmiştir. Eğer bu lekeler, küçük cisimlerin gölgeleri olsalardı, gözlem yerine bağlı olarak, Güneş üzerinde farklı konumlarda olmalıydılar.

Galilei, Orion kümesini gözlemlemiş ve daha önce bulut olduğu varsayılan bu kümenin gerçekte yıldızlardan oluştuğunu bulmuştur. Yine Samanyolu'nun yıldızlardan oluştuğunu tespit etmiştir. Jüpiter'i gözlemlemiş ve Jüpiter'in çevresinde dolanan dört yıldız belirlemiştir. Bunların Jüpiter'in etrafında dönen uydular olduklarını bulmuş ve Jüpiter'le birlikte uydularını, "adeta minyatür bir Güneş sistemi" olarak tasvir etmiştir. Satürn'ün halkasını gözlemlemiş ancak teleskopu güçlü olmadığı için gezegenin halkasını iki yapışık parça olarak görmüş ve bunları uydu zannetmiştir. Gezegenin periyodik özelliğinden dolayı halka bir müddet sonra kaybolmuş ve bu parçaları göremeyen Galilei bu olaya çok şaşırmıştır. Onun bu şaşkınlığı sonrasında yazdığı cümleler ilginçtir: "Galiba Satürn onları yedi." Galilei ayrıca Venüs'ü gözlemlemiş ve Venüs'ün safhaları olduğunu tespit etmiştir. Bu gözlem, Copernicus'un ne kadar haklı olduğunun bir göstergesiydi. Batlamyus sisteminde Venüs, sürekli belli bir uzaklıkta olmalıydı ve sadece hilâl şeklinde görülmeliydi. Oysa gözlemler, Venüs'ün bazen çok yakın bazen de çok uzakta olduğunu göstermekteydi. Ayrıca Venüs, sadece hilâl olarak değil, değişik hallerde de görünmekteydi. Bu ise ancak Copernicus sistemi ile açıklanabilirdi. Bu da Güneş merkezli sistemi doğruluyordu.
Gece Prensesi
7 Mayıs 2011 18:23       Mesaj #9
Gece Prensesi - avatarı
Ziyaretçi
Alıntı
Misafir adlı kullanıcıdan alıntı

dünyanın güneş ve kendi ekseni etrafında dönmesi ile ilgili bilgi verin

Dünyamız iki türlü hareket eder; kendi etrafında ve Güneş'in etrafında dönüş yapar.

Dünya batıdan doğuya doğru devam eden 1 tam dönüşünü 24 saatte tamamlar. Dünyamız bu eksen hareketini yaparken Ekvator'da saatte 1670 kilometrelik bir hıza ulaşır.

Kutuplara gittikçe azalan bu hız, kutup noktalarında 0’a iner. Bu nedenle Ekvator'dan kutuplara gidildikçe gündoğumu ve günbatımı uzar.

Dünya’nın 24 saatte tamamladığı, kendi etrafındaki dönüşü sonucunda şu olaylar meydana gelir:
  • Gece ve gündüz oluşur. Güneş ışınlarını alan yerlerde gündüz olurken, aksi yönde gece yaşanır.
  • Farklı boylamlar üzerinde yer alan noktalarda yerel saat farkları oluşur.
  • Bir coğrafi nokta aynı gün içinde Güneş ışınlarını farklı açılardan alır.
  • Gün içinde sıcaklık ve buna bağlı olarak basınç farkları oluşur. Bu farklar sonucunda meltemler meydana gelir ve yerküredeki çözülmeler artar.
  • Yönler meydana gelir. Güneşin doğduğu yön “doğu”, battığı yön ise “batı” adını alır.
  • Sürekli rüzgarların yönlerinde sapma yaşanır.
  • Okyanuslardaki akıntıların yönlerinde sapma yaşanır.
  • Dinamik basınç kuşakları ortaya çıkar.
Son düzenleyen Safi; 19 Eylül 2017 22:21
Misafir
19 Eylül 2017 20:05       Mesaj #10
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
1.tepsi olarak düşünen vardı
2.bir öküzün boynuzları olarak düşünen vardı
3.yuvarlak olduğunu düşünen vardı


ben bu kadar biliyorummmm umarım yardımım dokunmuştur...


Hızlı Cevap
Mesaj:


Kaynak:


Bu sayfalarımıza baktınız mı
paneli aç