Cevap Yaz Yazdır
En İyi Cevap Var Güncelleme: 9 Mayıs 2017  Gösterim: 93.748  Cevap: 5

Mevsimlerin canlılar üzerindeki etkileri nelerdir?

sera
18 Şubat 2009 21:13       Mesaj #1
sera - avatarı
Ziyaretçi
Mevsimlerin canlılar üzerindeki etkileri nelerdir?
EN İYİ CEVABI twilight9999 verdi
Mevsimler ve Özellikleri
Yaz Mevsimi

Yaz, en sıcak mevsimdir. Kuzey Yarım Küre'de en uzun günler yazda gerçekleşir. Dünya ısıyı depo ettiği için en sıcak günler genellikle yaklaşık iki ay sonra ortaya çıkar. Sıcak günler Kuzey Yarım Küre'de 21 Haziran ile 22 Eylül arasında, Güney Yarım Küre'de ise 22 Aralık ile 21 Mart arasındadır.
Sponsorlu Bağlantılar
Sonbahar Mevsimi

Sonbahar, yaz ile kış mevsimleri arasındaki mevsimdir. Kuzey yarım kürede Eylül, Ekim ve Kasım; güney yarım kürede ise, Mart, Nisan ve Mayıs aylarına denk gelir. Gündüzler kısalır, geceler uzar. Güneş, erken batar. Daha az ısı ve ışık verir. Serin, yağmurlu ve rüzgarlı günlerin sayısı artar. Kış mevsiminin habercisidir.
Kış Mevsimi

Kış, 4 mevsimden biridir. Aralık , Ocak, Şubat, aylarından oluşur. Bu mevsim mevsimlerin en soğuğu olup hava sıcaklığı eksilere doğru düşer ve bu düşmeyle kar ve yağmur yağışı artar. Türkiye'de kış ilk olarak Kuzey Doğu Anadolu Bölgesi'nde başlayarak batıya doğru ilerler.

DEVAMI
Mevsim - Mevsimlerin Oluşması

Mevsime göre Değişiklikler.

Mevsimlerin değişmesi ile birlikte meydana değişiklikler gelir. Yıl boyunca toplam dört mevsimi yaşamaktayız kış, ilkbahar, yaz, sonbahar olarak devam etmektedir. Her biri farklı hava sıcaklıkları ve bitki örtüsünün oluşumunu sağlar.

Kış: Havaların en soğuk olduğu dönemlerden birisidir. Ağaçlar yapraklarını döker hayvanlar kış uykusuna yatar. Kar yağışları arttığı gibi yağmur yağma oranı yükselmektedir.

İlkbahar: Karların erimesine neden olup havaların bir miktar ısınmasını sağlar. Ağaçlar kendisine gelir zaman içersinde yeşermeye başlayacaktır. Kış uykusuna yatan hayvanlar nihayet uyanır. Canlılar üreme mevsimine geldiğinden dolayı çoğalırlar.

Yaz: Havaların en sıcak olduğu dönemlerden birisi olmaktadır. Ağaçlar meyvelerini verir su bulamayanlar ise kurumakla baş başa kalırlar. Nehirler göller su kaynakları yetersiz kaldığından dolayı kurumaya başlar. Yağmurların en az olduğu dönemlerden birisidir.

Sonbahar:
Kış ve Yaz arasındaki mevsim olup sıcaklıklar düşmeye başlar. Ağaçlar yapraklarını dökerek kendisini kışa hazırlamaktadır. Yağmur yağışları az miktarda olsa başlamaktadır.

DEVAMI Mevsimlere göre insanlarda, bitkilerde ve hayvanlarda nasıl değişiklikler olur?
Son düzenleyen Safi; 9 Mayıs 2017 21:42


18 Şubat 2009 21:30       Mesaj #2
Keten Prenses - avatarı
Üye
Mevsimlerin (hava durumunun) insan üzerinde etkisi var mıdır?
Hava çok sıcak olduğunda, insanların sinirli ve saldırgan davranabildiğine inanılır. Uzun süren yüksek hava sıcaklıklarının suç oranlarında artışla ilişkili olduğunu gösteren araştırmalar var. Hava durumunun ruh haliyle ilişkisiyle ilgili araştırma konusu olmuş bir başka durumsa, İngilizce’de “Seasonal Affective Disorder - SAD” olarak adlandırılan, mevsim değişikliklerine bağlı depresyon. Sonbahar ve Kış aylarında, biyolojik saatimizin gün ışığının azalmasına uyum sağlamada güçlük çekmesi sonucu ortaya çıkıyor. Uyku gereksiniminin artması, tatlı yiyeceklere düşkünlük ve kilo alma, enerji azlığı ve depresyonla kendini gösteren bu rahatsızlığın, ekvatordan uzaklaştıkça görülme sıklığı artıyor.
Sonbahar ve kış aylarında doğada meydana gelen değişimler, ölümü hatırlatarak depresyona neden olabiliyor. Peki bu dönem nasıl atlatılmalı?
Mevsimlerin insan psikolojisi üzerindeki etkileri uzun yıllardır bilinen bir gerçek. Psikiyatri Uzmanı Dr. Suat Sabri Aslan, özellikle mevsim geçişlerinin insanların ruhsal yapısında etkili olduğunu ve içinde bulunduğumuz sonbahar-kış aylarında bu etkinin belirgin olarak görülebileceğine dikkat çekti. Aslan şunları söyledi:
''Mevsim değişikliği nedeniyle doğada meydana gelen olaylar, insanların psikolojilerinde büyük ölçüde etkili olur. Özellikle sonbahar ve kış aylarında bu etki daha belirgindir. Ağaçların yapraklarının sararması ve dökülmesi, yağan yağmur veya kar sanki doğanın ölümünü çağrıştırır. Bu çağrışım insanın ruhsal yapısında da aynı etkiyi gösterir. İnsanlar, doğadaki bu değişimlerle birlikte ölümü hatırlarlar. Ölüme kendisini daha yakın hisseden insan depresyona girmeye daha yatkındır.''

YAŞLILAR DAHA HASSAS

Mevsimsel etkilerle birlikte doğada meydana gelen değişikliklerin en çok yaşlı insanları etkilediğini kaydeden Aslan, bu mevsimlerde yaşlı insanların daha hassas ve kırılgan olduklarına dikkati çekti.
Yaşlı insanların duygusal ağırlıklı insanlar olduklarını, bu nedenle onların depresyonlarının daha ağır seyredebileceğini vurgulayan Aslan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Sonbahar ve kış aylarında değişen bioritm özellikleri, günlerin kısalmasıyla günlük aktivitelerin azalması ve pasif yaşam şartlarının artması yaşlı insanlarda daha belirgin ruhsal çöküntülere yol açar. Yaşlılar, bu mevsimlerde daha çok işe yaramadıklarını, dışlandıklarını ve çevresinin ölümünü beklediğini düşünürler. Bu düşünceler depresif duyguları artırır. Ruhsal çöküntü ile birlikte ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen bu depresyonun etkilerinin en aza indirilebilmesi için, öncelikle yaşlı insanlara bir işe yaradıkları duygusunun aşılanması gerekir. Onlara evde yapabilecekleri ufak tefek işler verilmeli ve yapılan işlerde onun da ekipten biri olduğu duygusu yaratılmalıdır. Kendilerini daha güçlü hissetmeleri için gençlik yıllarını anlattırmak da bu anlamda faydalı olabilir.''

Aslan, eğitim ve sosyal destek hizmetleri ile aşılabilecek olan mevsimsel değişikliklere bağlı depresyonun tedavi edilmediği zaman yaşam kalitesini bozabileceği gibi, bazı fiziki rahatsızlıkların da artmasına neden olabileceğini, bu nedenle ağır vakalarda doktor tedavisine başvurulması gerektiğini sözlerine ekledi.
Son düzenleyen Safi; 9 Mayıs 2017 21:43
18 Şubat 2009 21:30       Mesaj #3
Keten Prenses - avatarı
Üye
Mevsimlerin insan psikolojisi üzerindeki etkileri uzun yıllardır bilinen bir gerçek. Psikiyatri Uzmanı Dr. Suat Sabri Aslan, özellikle mevsim geçişlerinin insanların ruhsal yapısında etkili olduğunu ve içinde bulunduğumuz sonbahar-kış aylarında bu etkinin belirgin olarak görülebileceğine dikkat çekti. Aslan şunları söyledi:

''Mevsim değişikliği nedeniyle doğada meydana gelen olaylar, insanların psikolojilerinde büyük ölçüde etkili olur. Özellikle sonbahar ve kış aylarında bu etki daha belirgindir. Ağaçların yapraklarının sararması ve dökülmesi, yağan yağmur veya kar sanki doğanın ölümünü çağrıştırır. Bu çağrışım insanın ruhsal yapısında da aynı etkiyi gösterir. İnsanlar, doğadaki bu değişimlerle birlikte ölümü hatırlarlar. Ölüme kendisini daha yakın hisseden insan depresyona girmeye daha yatkındır.''

''Sonbahar ve kış aylarında değişen bioritm özellikleri, günlerin kısalmasıyla günlük aktivitelerin azalması ve pasif yaşam şartlarının artması insanlarda (özellikle yaşlılarda) daha belirgin ruhsal çöküntülere yol açar.

Yazıda belirtildigi gibi mevsimler bizi sadece fiziki yönden değil ruhsal yöndende etkiliyor ama bunu fiziki etkileri kadar cabuk fark etmiyoruz yada bunun nedenini mevsim değisikliklerine yormuyoruz.

Nasılki hasta olundugunda hemen mevsim değişimi yada hava değisimi deniyorsa bazı dönemlerdeki sıkıntıların nedenide bu değişimler oluyor.
Son düzenleyen Safi; 9 Mayıs 2017 21:43
SEDEPH
18 Şubat 2009 21:45       Mesaj #4
SEDEPH - avatarı
Ziyaretçi
Hayvanlarda Göç
Hayvanlarda göç. Hayvanlarda da çeşitli sebeplerden dolayı göçe rastlanmaktadır. Bunların bir kısmı geçicidir. Bir sebebe bağlı olarak ve çoğunlukla bir defa yaptıkları göçlerdir. Yem kıtlığı, ani iklim değişikliği, üreme zorluğu, su ve hava akımları gibi sebepler, bazı hayvanları göçe zorlar.
Hayvanların bir de periyodik (sistemli) göçleri vardır. Bunlar; bilhassa ördek, leylek, kırlangıç, kelaynak gibi kuşların, senenin belli aylarında mevsim şartları sebebiyle, soğuk yerlerden sıcak yerlere gitmeleridir. Yazın Kuzey Yarıküreye, kışın da Güney Yarıküreye göç ederler.
Bazı tatlı ve tuzlu su balıkları da göç etmektedirler. Yumurtlama, akıntılar, yiyecek bulma gibi sebeplerle, kısa ve çok uzun mesafelere küçük gruplar veya milyonlarca balıktan müteşekkil sürüler halinde göçleri esnasında, belli su altı yollarından geçerler. Türkiye'de Karadeniz'den Marmara'ya, Marmara'dan Karadeniz'e balık göçleri çok sık görülür.

Göçmen Kuşlar
Göçmen kuşlar farklı mevsimleri farklı coğrafyalarda geçiren kuş türlerinden oluşan bir gruptur. Her sene dünyaca 50 milyar kuşun göç ettiği tahmin edilir. Bunlardan 5 milyarı Avrupa ile Afrika arasında göç eder.
Küçücük kolibri kuşundan koskoca kartallara kadar binlerce kuş türü her sene vakti geldiği zaman üreme ve kışlama bölgeleri arasında uzun yolculuklar yaparlar. Yılda iki defa Kuzey ve Güney yarıküreleri arasında göç ederler. Kış aylarında havaların soğumasıyla besin bulmak zorlaşır ve rekabet artar. Bu sebeple Kuzey yarımkürede üreyen göçmen kuşlar, her sonbaharda Güney yarımküreye doğru göç hareketine girişir. Güney daha sıcak ve besin bakımından daha zengin olduğundan iyi bir kışlama alanı teşkil eder. İlkbaharın başlamasıyla da güneyden kuzeye dönüş göçüne başlarlar. İlkbaharda kuzey bölgeleri kuş akınlarına uğrar.
İlkbaharda kuzeye gelen kuşlar, ilkbahar, yaz ve sonbahar mevsimleri olmak üzere yılın dörtte üçünü bu geniş alanlarda geçirirler. Yalnız kış mevsiminde tropik bölgelerde barınırlar

Güneşe göre hareket
Sonbaharda güneye göçeden bir kuş yakalanarak bir kafese konursa, ilginç bir olay gözlenir. Kafes ne tarafa çevrilirse çevrilsin, kuş daima göç istikameti olan güneye döner.
Alman kuş bilgini Gustav Kramer yapmış olduğu gözlem ve deneyleriyle kuşların yönlerini güneşe göre kestirdiklerini ilk bulanlardandır. Ekim aylarında yakaladığı Avrupa sığırcıklarını altı şeffaf olan yuvarlak boş kafeslere koydu. Kafesin şeffaf kısmında davranışlarını gözledi. Bunların kafeslerinde rahat durmadıklarını, durunca bile kafesin bir köşesinde güney istikametine devamlı döndüklerini gördü. Güney bu kuşların normal göç istikametiydi. Kafes döndürülünce kuşlar da buna uyarak tekrar dönüyorlardı. İlkbahar aylarında kuşlarda yine göç huzursuzluğu başlıyordu. Bu sefer de tam aksi istikamete, yani kuzeye dönüyorlardı. Güneş ışığından başka bir şey görmeyen sığırcıklar, hep doğru istikamete dönüyorlardı. Kramer kafese gelen güneş ışığının istikametini değiştirmeye karar verdi. Döner aynalar kullanarak ışığın kafese giriş istikametini 90 derece değiştirdi. Kuşlar da buna bağlı olarak yönlerini 90 derece değiştirdiler. Demek ki, güneşe göre, yönlerini ayarlıyorlardı.
Kuşların çoğu gündüz güneşe göre hareket ederler. Ancak birçok kuş da gece göç eder. Yapılan araştırmalar kuşların gündüz güneşe, geceleyin ise ay ve yıldızlara göre uçuş istikametlerini bulabildiklerini ispat etti.
Ardıç kuşları gökyüzünü göremeyecekleri yuvarlak bir kafese konulduklarında göç huzursuzluğuyla mevsimlik göç istikametlerine döndükleri tesbit edildi. İyi ama bunlar güneşi, ayı ve yıldızları göremedikleri halde yönlerini nasıl buluyorlardı?
Araştırmalar birçok hayvanın vücutlarında biyolojik pusulalara sahip olduklarını ortaya çıkarmaktadır.

Biyolojik pusula
Amerikalı araştırıcılardan Walcott ilk olarak bazı deneyler yaptılar ve güvercinlere küçük mıknatıslar takınca kuşların yönlerini tamamen şaşırdığını gördüler. Araştırmalar neticesinde göçmen kuşların boyun kısımlarında ferromanyetik taneciklerin bulunduğu ve arzın manyetik alanına göre hassasiyet gösterdikleri keşfedildi. Şimdiye kadar tetkik edilebilen göçmen kuşların kafa yapısında bulunan taneciklerin demir açısından zengin bir mineral olan manyetit (Fe3O4) olduğu anlaşıldı.
Bu tabii pusulalarından göç esnasında azami derecede istifade ederler. Dünyanın manyetik alanının kuvvet çizgilerine göre kendi durumlarını tesbit ederek doğru yönü bulurlar. Kafalarının içindeki bu pusulaları sayesinde kapalı havalarda da yollarını bulurlar. Bulutlu bir günde bile yönlerini şaşırmazlar. Fakat başlarına kuvvetli bir mıknatıs bağlanınca bulutlu günde güvercinler yollarını tamamen kaybederler. Çünkü takılan mıknatısın oluşturduğu suni alan, tabii manyetik alanı değiştirir. Onlara evlerini bulduracak hiçbir ipucu bırakmaz.
Güvercinlerin boyun kısmında pusula vazifesi gören manyetit adlı maden zerreciklerinin keşfinden sonra, kuşların yönlerini koku alarak da bulabildikleri ortaya çıkarılmıştır.

Koku alma koordinat şebekesi
Posta güvercinleri doğru rota bulmaya yarayan bir koku alma organına sahiptirler; koku alma organlarını yuvalarına dönüşte kullanmakta ve atmosferde her tarafa dağılmış zerreler halindeki maddecikler, güvercinlerin koku alma koordinat şebekesinin muhtemelen temelini teşkil etmektedir. Max Planck Enstitüsünün Seewiesen'deki davranış psikolojisi bilginleri bunu böyle tahmin etmektedir.
Koku alma duyusu asgari 700 km'ye kadar olan mesafelerde yön bulma için vazgeçilmez bir vasıtadır. Kuşlar herhalde havadaki zerrecikleri algılamakta, bunlar yardımıyla yabancı bölgelerde mevki tayini yapmaktadırlar. Bunun için hangi maddelerin sözkonusu olduğu şu ana kadar tesbit edilememiştir.
Daha 30 sene önce, posta güvercinlerinin de diğer göçmen kuşlar gibi güneşi pusula olarak kullanabildikleri ispatlanmıştı. Daha sonra yerin manyetik alanının da aynı şekilde kendilerine yön belirleyici olarak hizmet ettiği tesbit edilmişti. Bununla beraber koku alma koordinat şebekesinin varlığı anlaşılmadan önce, posta güvercinlerinin yüzlerce kilometre uzaklıktaki yuvalarını nasıl bulabildikleri ikna edici bir şekilde izah edilememekteydi.
Pusula kullanmak isteyenin haritaya da ihtiyaç duyacağı ilim adamlarının tebliğinde yer almaktadır. Bu haritanın güvercinlerin koku alma organı ile bağlantılı olması gerektiğine Pizalı araştırıcılar dikkat çekmişlerdi. Çünkü, koku alma duyuları ortadan kaldırılmış güvercinler yuvalarını artık bulamamaktaydı. Kuşlar çok iyi hava tahmincileridir. Havadaki çok hafif barometrik basınç değişimini fark edebilirler. Fırtına çıkacağını önceden keşfederler. Keskin bir görme gücüne sahiptirler. Deneyler güvercinlerin polarize ve ultraviole ışınları da gördüklerini ortaya çıkardı. Bu ışıklardan denizlerden uçarken faydalanırlar. Ayrıca, frekansı çok düşük uzun dalga alt sesleri de duyarlar. İnsan kulağı saniyede 10-20 titreşimin altındaki sesleri duyamaz. Kuşlar ise çok daha düşük sesleri işitebilirler. Bunun sayesinde göç eden bir kuş kendisinden çok uzakta patlayan bir fırtınayı veya 1000 km uzaktaki gök gürültüsünü işitebilmektedir. Binlerce kilometre ötedeki atmosfer basıncı değişikliklerinin meydana getirdiği çok düşük frekanslı elektromanyetik dalgaları fark edebilmektedir. Kuşlar insanlardan çok daha geniş bir dünyayı görür, duyar ve hissederler.
Milyonlarca göçmen kuşun uzun mesafeler katederek yaptığı yolculuk insanlar için hayati değer taşır. Kuşlar zararlı böceklerin baş düşmanıdır. Karaların çoğunun bulunduğu kuzey bölgelerine göç etmeselerdi ve yılın dörtte üçünü burada geçirmeselerdi, haşereler buralarda muazzam bir bitki katliamı yapardı. Baharda milyonlarca böcek, bitkiler üzerine yumurta bırakır. Bunlardan çıkan tırtıllar, kuşlar tarafından yenilerek kontrol altında tutulur. Çeşitli kurt, böcek ve çekirge yumurtalarını yiyerek mutlak bir kıtlığın önüne geçerler.
Manyetik alanı hissedebilen hayvanların listesi günden güne artmaktadır. Manyetik bakteriler, arılar, güvercinlerden sonra en çok incelenen canlılardır. Manyetit, arıların karınlarının ön kısmında yer alan denge organının yakınında bulunur. Aynı maddenin varlığı yunusların kafasında da keşfedildi. Araştırmalar, köpekbalıklarının da dünyanın manyetik alanındaki değişimleri hissedebildiğini ortaya çıkardı.

Son düzenleyen Safi; 9 Mayıs 2017 21:45
twilight9999 tarafından gönderilmiş olan #5 numaralı mesaj 'en iyi cevap' seçilmiş ve ilk mesaja eklenmiştir.
Misafir
29 Mart 2011 22:02       Mesaj #6
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Eylüle kadar kuzey yarım küre, güneye göre güneşe daha dönüktür ve daha çok güneş tarafından ısıtılır. Bu durum 23 Eylül- 21 Mart arasında tersine döner. Böylece kuzey yarım küresindeki mevsimlere 21 Marttan başlayarak aşağıdaki gibi isim verilmiştir: İlkbahar, 21 Mart-22 Haziran; yaz, 22 Haziran-23 Eylül; sonbahar, 23 Eylül-22 Aralık; kış, 22 Aralık-21 Mart. Güney yarım küresinde mevsimlerin sırası tersine olup, ilkbahar 23 Eylül de başlar.

Mevsimler Dünya'nın kendi dönüşünün, güneşin etrafında döndüğü yörünge ile aynı hizada dönmemesinden kaynaklanırlar. Böylece yeryüzünden gök'e bakıldığında güneş dünyanın heryerinde farklı bir yükseklikte gökyüzünden geçer.

"Kuzey-kışı" döneminde dünyanın Güneyküresi güneşe doğru yöneliktir, ve Kuzeyküresi daha az Güneş ışığı alır. "Güney-kışı" döneminde ise dünyanın Kuzeyküresi güneşe yöneliktir ve kuzeyde sıcak mevsimler başlar. Yani dünyanın Kuzeyküresinde Yaz başladığı zaman Güneyküresinde (örneğin Güney Afrika ya da Avustralya'da) kış başlar.


Hızlı Cevap
Mesaj:


Kaynak:


Bu sayfalarımıza baktınız mı
paneli aç