Cevap Yaz Yazdır
En İyi Cevap Var|Gösterim: 44.450|Cevap: 6|Güncelleme: 14 Mart 2016

Ülkemizde sel felaketi en çok hangi bölgede yaşanmıştır?

4 Aralık 2009 14:23   |   Mesaj #1   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
Ülkemizde sel felaketi en çok hangi illerimizde yaşanmıştır?
EN İYİ CEVABI Safi verdi
ÜLKEMİZDE SELLER

Türkiyenin Sel Afetleri Yönünden Durumu
Sponsorlu Bağlantılar
Doğal afet olarak sel, "bir akarsuyun muhtelif nedenlerle yatağından taşarak, çevresindeki arazilere, yerleşim yerlerine, altyapı tesislerine ve canlılara zarar vermek suretiyle, etki bölgesinde normal sosyo-ekonomik faaliyeti kesintiye uğratacak ölçüde bir akış büyüklüğü oluşturması olayı" şeklinde ifade edilmektedir. Bu tanımı, deniz sahillerine mücavir bölgelerdeki dalga hareketlerinden kaynaklanan kıyı taşkınları, göllerdeki seviye değişiklikleri ile dalga etkilerinden kaynaklanan göl taşkınları ve buzul erime ve parçalanmalarından kaynaklanan buz hareketi taşkınları ile genişletmek mümkündür.Dünyanın bir çok bölgesinde aşırı yöresel yağışlardan veya toplu kar erimelerinden sonra yaşanan akarsu taşkınları sel olayının en yaygın örneğidir. Sel yaşandığı bölgenin iklim koşullarına, jeoteknik ve topoğrafik niteliklerine bağlı olarak gelişen bir doğal oluşumdur. Ancak sel problemi veya afeti tamamen insan aktivitelerinin bir sonucu olarak meydana gelmektedir. Sel riski bulunan sahalarda önceden tedbir alınmaksızın süregelen kontrolsüz kentleşme faaliyetleri dünyanın her köşesinde sel afetinin en önemli nedenidir. Ülkemizde sel yada bir diğer ifade ile taşkın afetleri, depremlerden sonra en büyük ekonomik kayıplara neden olan doğal afettir Mevcut envanter verileri itibari ile taşkınlardan kaynaklanan ekonomik kayıp her yıl için ortalama 100.000.000 ABD dolarına ulaşmaktadır. Buna karşın taşkınların kontrolü ve zararlarının azaltılmasına yönelik olarak genelde yapısal önlemler bağlamında sürdürülen projeli faaliyetler için ayrılan yatırım miktarı ise yılda ortalama 30 000 000 ABD doları civarındadır. Ekonomik kayıpların sektörel bazda dağılımı aşağıdaki tabloda gösterilmektedir.

Son düzenleyen Safi; 14 Mart 2016 16:16
fadedliver
4 Aralık 2009 16:34   |   Mesaj #2   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
İzmir, Bartın, Hatay, Gaziantep, Trabzon, Diyarbakır ve Şırnak, Şanlıurfa, Mardin, Elazığ ve Batman, Mersin ve İstanbul
Son düzenleyen Safi; 14 Mart 2016 16:16
LeqoLas
17 Ocak 2011 21:52   |   Mesaj #3   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
Türkiye’de çok sık görülen doğal tehlikelerin başında, sel olayları gelmektedir.
Önemli can ve mal kaybına neden olan ve değişik nedenlerle oluşan sel, ülkemizin hızla değişen ve gelişen
sosyal ve ekonomik yapısı içinde daha da etkili olmakta, büyük ekonomik kayıpların ve acıların yaşandığı afete dönüşmektedir.
Ülkemizde görülen doğal afetler içinde sel, depremden sonra en büyük can ve mal kayıplarının görüldüğü doğa olayıdır. Her yıl bu afetten kaynaklanan ekonomik kaybın ortalama 160 trilyon Türk Lirası olduğu hesap edilmiştir.

Sel taşkınını önleme ve kaza zararlarından korunma çalışmaları sonucu, son yıllarda sellerin sayısındaki artmaya rağmen can kayıplarında belirli bir azalma olmuştur. Ancak bu iyimser tabloyu ekonomik yönden çizmek zordur.
Çünkü Sel/Taşkın riski olan alanlardaki ekonomik etkinlikler zamanla artmıştır. Bu nedenle daha küçük boyuttaki bir sel olayında bile oluşan ergonomik kayıplar, daha nce yaşanan ve daha büyük boyuttaki bir sel olayındakinden, daha fazla olmaktadır.

Türkiye’nin sel olayına karşı duyarlılığını doğal etkenlerin (iklim, bitki örtüsü, topografya vb.) yanında, insanların çeşitli ekonomik ve sosyal etkinlikleri de belirlemektedir. Çeşitli sektörlerdeki ekonomik faaliyetlerin yoğun olarak devam ettiği ülkemizde hızlı nüfus artışı, sağlıksız kentleşmeyi de beraberinde getirmektedir. Bu durum sele duyarlı alanlarda ve özellikle de akarsu havzalarında nüfus ve sanayi yoğunluğunu arttırmaktadır. Bu yerleşim alanlarında yeni yollar açılmakta, kurulan işletmeler ile arazi yapısı değişmekte, ormanlar ve meralar tahrip edilmektedir, dolayısıyla havzadaki jeomorfolojik ve hidrolojik denge bozulduğundan can ve özellikle de mal kaybına neden olan Sel/Taşkın afetleri daha sık görülmektedir.

Hangi koşullar altında olursa olsun Türkiye, hızlı ve çarpık bir biçimde artan nüfusun, iskan ve düzgün alt yapı ihtiyacının karşılanabilmesi için, akarsuların özelliklerini göz önüne alarak, su yapılarını projelendirmek, güçlendirmek, ekonomik yönden akarsu havzalarını çok dikkatli bir biçimde değerlendirmek zorundadır. Bunun için bütün akarsu havzalarının Sel/Taşkın karakterini belirlemek çok önemlidir.

Bu konuda yapılacak ilk iş, Türkiye’nin yapı ve yeryüzü şekilleri, doğal bitki örtüsü ve iklim özellikleri ile sosyo-ekonomik yapısının kapsamlı bir biçimde ortaya konulmasıdır. Çünkü akarsu havzalarının sele karşı duyarlılıklarını; büyüklükleri, jeolojik ve jeomorfolojik özellikleri, kullanım durumları, toprak özellikleri, orman örtüsü, kütle hareketleri ve erozyona karşı tutumları, vadi eğilimi ve uzunlukları gibi etkenler belirlemektedir.

Jeomorfolojik olarak Türkiye etrafı dağlarla çevrili, ortalama yüksekliği 1100 metre civarında olan, derin vadilerle yarılmış bir plato görünümündedir. Eğimi % 40 olan alanlar, genel yüz ölçümün %45’ini kaplamaktadır. Türkiye’nin büyük bir bölümü bu jeomorfolojik özelliğiyle şiddetli ve sürekli yağış sonucunda her an sel olayı ile karşılaşabilecek olan bir ülke konumundadır.

İklim olarak Türkiye’nin güney kıyıları yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlı olarak bilinen Akdeniz iklim bölgesinde yer almakla beraber, tamamında ise sahip olduğu fiziki coğrafya özellikleri nedeniyle, yoğun kar yağışları yanında yaz ve ilkbahar yağışlarının da görüldüğü bir ülkedir

Türkiye’de arazi kullanımı yönünden bakıldığında, ilk çağlardan günümüze kadar, başta ormanlar olmak üzere, doğal bitki örtüsünün büyük bölümü yok edilmiştir. Bitki örtüsü tahrip edilen alanlarda, eğim ve erozyon nedeniyle tarım yapılamaz hale geldiğinden, kültür bitkileri yönünden de fakirleşen yamaçlar, sel oluşumunu hızlandıran bir etken haline gelmiştir.

SEL VE SU BASKINLARINA NEDEN OLAN FAKTÖRLER
Bir yerdeki sel oluşumunu ve onun bir afete dönüşmesini, aşağıda özetlenen etkenler belirlemektedir.
a.İklim özellikleri,
b.Bitki örtüsü,
c.Fizyolojik özellikler,
ç.Beşeri etkinlikler.

Sel oluşumunda, bütün iklim değişkenlikleri önemli rol oynamakla birlikte, bunların içinde en önemli olanı yağıştır. Etkili yağışlar sel oluşumu için temel nedendir. Bir yerde uzunca bir sürede az miktarda su bırakan bir yağış, sele neden olmazken, kısa sürede görülen ve daha fazla miktarda su bırakan yağış, sele neden olabilmektedir. Çünkü şiddetli yağış sonucu kısa sürede oluşan büyük su kütlesi, bitki ve toprak tarafından tutulamadığından, doğrudan yüzey akışına geçmekte ve kontrolsüz akan bu sular, sele neden olmaktadır. Yine kalın bir kar örtüsü üzerine, nispeten ılık bir havada yağan yağmur da, ani kar erimelerine neden olduğundan, sel olma şansını arttırmaktadır.
Özellikle çıplak arazilerde, toprağın nem miktarı da önemli bir etkendir. Neme doymuş topraklar, suya doymuş olduğundan, emme kabiliyeti zayıflayacak ve şiddetli yağış sonrası oluşan su kütlesinin büyük bir bölümü yüzeysel akışa geçecektir. Buna karşılık nemi düşük olan arazide yağış sularının bir kısmı toprak tarafından emileceği için, buralarda sel olasılığı da azalacaktır.

Bitki örtüsü yönünden zengin, nemli iklim bölgelerinde, çok şiddetli yağışlardan sonra bile, emilme ve bitki gövdelerinin akış hızını azaltması nedeniyle sel çok fazla görülen bir olay değildir. Nemli tropikal bölgeler bu özelliğe sahip olan yerlerdir.

Fizyolojik olaylar dendiği zaman, o bölgenin orografik durumu, yükseltisi, eğimi, toprak özellikleri, denize yakınlığı-uzaklığı, anlaşılmalıdır. Bütün bu özellikler, akarsu havzalarının yağış, sıcaklık, buharlaşma ve drenaj koşulları ile bitki örtüsünün dağılışını yönlendirerek, sel olaylarına karşı duyarlılığını ortaya koyan faktörlerdir.

Etkili yağışlara bağlı olarak oluşan ani seller genellikle akarsuların yukarı havzalarında oluşmakta, eğilimine göre de etkileri artmaktadır. Havzanın aşağı kesimlerinde ise, daha çok taşkınlara dönüşmektedir.

Özellikle tsunamilerin ve kuvvetli fırtınaların neden olduğu dalgalara bağlı, deniz kabarmaları sonucu ve şiddetli yağışlar sonrasında akarsu debilerinin artmasıyla ortaya çıkan seller, alçak kıyılara ve düzlüklere sahip olan ülkelerde çok daha etkili olmaktadır. Örneğin, Bangladeş bu ülkelerin başında gelmektedir. Buralar daha çok Muson yağışlarına bağlı olarak oluşan bu tip sel ve taşkınlıklardan çok etkilenmekte ve sel sürecinde çok büyük can ve mal kaybı yaşanmaktadır. Örneğin, 1972 yılının Kasım ayında Bangladeş’te 200.000 kişi, periyodik olarak bu tip sel ve taşkın olaylarının etkisinde kalan Leningrad’da ise 1924 yılında 20.000 kişi yaşamını kaybetmiştir.

Geniş bir havzayı ilgilendiren sel özellikle akarsu havzalarının aşağı kısımlarındaki düzlük alanlarda birkaç hafta, hatta birkaç ay etkisini sürdürebilmektedir. Ama bir akarsuyun yukarı havzasında yer alan alanlarda ve daha küçük akarsu havzalarında görülen sel olayı ise, birkaç saat içinde etkisini kaybedebilmektedir. Bu tip seller daha çok dağlık yapıya sahip, kurak ve yarı kurak bölgelerde görülmektedir.

Beşeri etkinlikler dendiği zaman insanın sosyal, kültürel ve ekonomik bütün etkileri ile insanla doğal çevre arasındaki ilişkiler akla gelmektedir.

Doğal afetlere neden olan bütün doğal olaylar, normal ölçüler içinde olduğu sürece, doğanın dengesi ve yaşamın devamı için gerekli olan olaylardır. Sel olayını da aynı açıdan değerlendirmek gerekir. Ancak bu olayların afet haline dönüşmesi, ekonomik ve sosyal gelişme bağlamında süregelen insan etkinliklerinin, doğal çevre üzerinde yaptığı olumsuz etkilerle ilişkilidir.

Örneğin, akarsu yataklarının akışının engellenecek biçimde kullanılması , yani sel, taşkınına hassas yerlerin yerleşime açılması, akarsu ve taşkın kontrol sistemlerinin yetersizliği, doğal bitki örtüsünün tahribi, yol yapımı gibi daha bir çok beşeri etkinlikler, sel afetinin oluşmasına ve zararlarının artmasına neden olmaktadır. Daha önce belirtildiği gibi seller, değişik isimlerle anılmaktadır. Ancak bunların içinde akarsu selleri ile kıyı sellerinin daha kolay doğal afete dönüşebilme özellikleri nedeniyle ayrı bir yeri vardır.
Son düzenleyen Safi; 14 Mart 2016 16:10
jackhaunter
24 Aralık 2011 11:42   |   Mesaj #4   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
Ülkemizde en çok sel felaketinin görüldüğü bölge : Karadeniz Bölgesi
Sebebi : Karadeniz bölgesinin iklimi her mevsim yağışlı olduğu için bazen bu yağmurlar yağarak seli ortaya çıkarır. Fakat bazende ise karadeniz bölgesinde çay bahçeleri gibi bir çok yeşillik alan ve ağaç olduğu için bu suyu çeker.
azrail_b_J_K
24 Aralık 2011 12:23   |   Mesaj #5   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
Binlerce yılda oluşan bitkisel toprak sel felaketi ile yok olmaktadır. Sel sadece toprağa değil ekili alanlara da zarar vermektedir.

2007 ve 2008 yıllarında ülkemizde kuraklık hakim olurken 2009 yılı yaz aylarında özellikle başta Karadeniz, Doğu Anadolu olmak üzere Trakya illerinde şiddetli yağışlar sel felaketlerine neden olmaktadır. 2007 ve 2008 yıllarındaki kuraklıktan dolayı tarımda ciddi zararlar ve ekonomik kayıplar olmuştur.
Sponsorlu Bağlantılar

Ülkemizde ise en fazla sel felaketi, Karadeniz Bölgesi’nde ve büyük ırmakların vadilerindeki ovalarda yaşanır.

Daha yeni Artvin-Şavşat, Ordu-Perşembe, Bartın, Hatay-Yayladağı, Erzurum, Tekirdağ ve Edirne illerinde görülen sel felaketleri daha önce Doğu Anadolu ve Akdeniz bölgesindeki illerimizde de görülmüştür. Bu sel felaketleri ciddi can ve mal kaybına neden olmuştur. Evler ve işyerleri zarar görmüştür. Tarım arazileri, içme suyu ve kanalizasyon sistemleri, köprüler ve karayolları ciddi zararlar görmüştür. Zarar gören içme suyu şebeke sistemlerinden su numuneleri alınarak derhal anaiz edilmelidir. Salgın hastalıklarını önlemek için bunun yapılması gereklidir. İçme suyu kirli çıkmışsa halk uyarılmalıdır. Altyapı sistemlerinin eski haline getirilmesi için ciddi yatırımlar yapılması gerekmektedir. Barajlara ve göllere önemli miktarda çamurlu su taşınmaktadır.


14 Mart 2016 16:18   |   Mesaj #6   |   
Safi - avatarı
SMD MiSiM
Bu mesaj 'en iyi cevap' seçilmiştir.
ÜLKEMİZDE SELLER

Türkiyenin Sel Afetleri Yönünden Durumu
Doğal afet olarak sel, "bir akarsuyun muhtelif nedenlerle yatağından taşarak, çevresindeki arazilere, yerleşim yerlerine, altyapı tesislerine ve canlılara zarar vermek suretiyle, etki bölgesinde normal sosyo-ekonomik faaliyeti kesintiye uğratacak ölçüde bir akış büyüklüğü oluşturması olayı" şeklinde ifade edilmektedir. Bu tanımı, deniz sahillerine mücavir bölgelerdeki dalga hareketlerinden kaynaklanan kıyı taşkınları, göllerdeki seviye değişiklikleri ile dalga etkilerinden kaynaklanan göl taşkınları ve buzul erime ve parçalanmalarından kaynaklanan buz hareketi taşkınları ile genişletmek mümkündür.Dünyanın bir çok bölgesinde aşırı yöresel yağışlardan veya toplu kar erimelerinden sonra yaşanan akarsu taşkınları sel olayının en yaygın örneğidir. Sel yaşandığı bölgenin iklim koşullarına, jeoteknik ve topoğrafik niteliklerine bağlı olarak gelişen bir doğal oluşumdur. Ancak sel problemi veya afeti tamamen insan aktivitelerinin bir sonucu olarak meydana gelmektedir. Sel riski bulunan sahalarda önceden tedbir alınmaksızın süregelen kontrolsüz kentleşme faaliyetleri dünyanın her köşesinde sel afetinin en önemli nedenidir. Ülkemizde sel yada bir diğer ifade ile taşkın afetleri, depremlerden sonra en büyük ekonomik kayıplara neden olan doğal afettir Mevcut envanter verileri itibari ile taşkınlardan kaynaklanan ekonomik kayıp her yıl için ortalama 100.000.000 ABD dolarına ulaşmaktadır. Buna karşın taşkınların kontrolü ve zararlarının azaltılmasına yönelik olarak genelde yapısal önlemler bağlamında sürdürülen projeli faaliyetler için ayrılan yatırım miktarı ise yılda ortalama 30 000 000 ABD doları civarındadır. Ekonomik kayıpların sektörel bazda dağılımı aşağıdaki tabloda gösterilmektedir.
14 Mart 2016 16:54   |   Mesaj #7   |   
Safi - avatarı
SMD MiSiM

Ad:  sel.jpg
Gösterim: 148
Boyut:  53.1 KB

Sponsorlu Bağlantılar
acebook yorumları
paneli aç