Cevap Yaz Yazdır
En İyi Cevap Var Güncelleme: 6 Haziran 2017  Gösterim: 16.869  Cevap: 4

Adalet ile ilgili kompozisyon çalışması nasıl yapılır?

Misafir
25 Aralık 2010 14:00       Mesaj #1
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Adalet ile ilgili kompozisyon çalışması nasıl yapılır?
EN İYİ CEVABI ener verdi
Efendiler! Hükümet memlekette yasayı hakim kılmak ve adaleti dağıtmakla yükümlüdür Bu açıdan adalet işi çok önemlidir Adliye siyasetimizde izlenecek yol, adaleti, halkı yormadan, süratle, uygun ve emniyetli bir şekilde dağıtmalıdır Toplumumuzun dünyayla teması doğal ve zorunludur; o nedenle de adalet seviyemizi tüm uygar toplumların adaletleri seviyesine çıkarmak zorundayız Çağdaş gelişme milletlerin uygar ihtiyaçlarını genişletir, artırır ve bu ihtiyaçlara uygun uygar hakların var olmasını gerektirir
Her devletin, toplumunun uygarlık seviyesine uygun bir hukuk mevzuatı vardır Tüm uygar devletlerin medeni kanunları birbirlerine çok yakındır Bizim milletimiz ve hükümetimiz adalet düşüncesi zihniyeti bakımından hiçbir uygar toplumdan geri değildir Hatta bu noktada daha ileride olduğumuza tarih tanıklık edebilir Bu yüzden bizim hukuk mevzuatımızın da tüm uygar devletlerin yasal düzenlemesinden eksik olması kabul edilemez Hedeflediğimiz tam bağımsızlık kavramı içinde adalet bağımsızlığımızın da yer alması doğaldır
Sponsorlu Bağlantılar
Son düzenleyen Safi; 6 Haziran 2017 05:25


ener tarafından gönderilmiş olan #2 numaralı mesaj 'en iyi cevap' seçilmiş ve ilk mesaja eklenmiştir.
Misafir
14 Mart 2012 17:05       Mesaj #3
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Adalet, hakkın gözetilmesi ve yerine getirilmesi anlamına gelir.
Haklı ile haksızın ayırt edilmesi adaletle sağlanır. Adalet kavramı temelde hukuk kurallarına uygunluğu içerir.
İnsanların toplum içindeki davranışlarıyla ilgili olduğundan ahlak ve din kurallarıyla da ilişkilidir ve tarih boyunca tartışmalı bir alan olmuştur. Düşünürler eski çağlardan beri adalet kavramıyla ilgilenmişlerdir.
Kutsal kitapların hepsinde adalete ve adil olmaya ilişkin bölümler bulunur. Eski Yunanlı düşünür Platon’a göre adalet en yüce erdemlerden biri, insanın ve devletin temel davranış kuralıdır. Aristoteles’in hareket noktasını ise eşitlik kavramı oluşturur. Ona göre, herkese eşit davranmak adalet için yeterli değildir. Bir hukuk düzeni güçsüzleri koruduğu ölçüde adaletli olabilir.
Örneğin, günümüzde kişinin tükettiği herhangi bir maldan alınan katma değer vergisi adil bir vergi değildir. Çünkü kişinin
gelir düzeyini dikkate almaz. Buna karşılık, kişinin geliri üzerinden alınan ve gelir düzeyi yükseldikçe vergi oranının da arttığı gelir vergisi daha adil bir uygulamadır. 18. yüzyılda Aydınlanma Çağı düşünürleri adalet kavramını daha dar biçimde tanımladılar. Onlara göre hukuka ve hukuksal eşitliğe uygunluk adalet için yeterlidir. Ne var ki, hukuk düzeni her zaman adil olmayabilir. Çünkü hukuk yasaların her durumda aynı biçimde uygulanmasını gerektirir. Oysa yargıç herhangi bir olayda yasayı uygularken, durumun özelliklerini de göz önünde bulundurmak zorundadır. Böylece genel bir nitelik taşıyan yasanın eksik yanları uygulamada giderilebilir ve adalete daha çok yaklaşılabilir. Günümüzde adalet kavramı sosyal adaleti de kapsamaktadır. Sosyal adalet, ekonomik, sosyal ve kültürel değerlerin dağılımındaki dengesizliklerin giderilmesini, toplumdaki zayıf ve güçsüzlere devletçe yardım edilmesini içerir.
Genel olarak ikiye ayrılır:
1-Denkleştirici Adalet: Bireyler arası eşitlik söz konusudur. Yapılanla tazminatın tutarlı olmasıdır.
2-Dağıtıcı Adalet: Herkesin toplumdaki görevlerine göre hükümlü olmasıdır. Orantısaldır/ Nispidir. Sosyal devlet anlayışı
biraz daha dağıtıcı adalete uygundur.
Son düzenleyen Safi; 6 Haziran 2017 05:29
ISC
21 Kasım 2013 21:48       Mesaj #4
ISC - avatarı
Ziyaretçi
adalet, insanların kim olduğunu düşünmeden onu saymaktır. adalet, insanları farklı kefelere koyup eşit mi bakmak değil, herkesi aynı kefede eşit saymaktır. eğer adalet ölürse, dünyadaki sevgi, saygı ölür. adalet, saygıdan fışkıran bir pınardır. sizce insanlar eşit olmazsa nolur? herkes birbirine bağırır çağırır. herkes saygısızlık yolundan gider. saygı dağının zirvesine ulaşamaz, pes edip tüm yolu geri dönerler. halbuki zirvede, o dağı geri dönmeye deymeyecek şeyler. adaleti kutuya kitleyip, düşmanlığı özgürlüğüne kavuşturmak güzel mi? aslında bunu yapanlar adalet saklı kutunun yakınlarında olduklarının farkında değiller. ve elbet birgün, adaletli, saygılı, sevgi dolu biri gelicek ve adalet özgürlüğüne kavuşacak. düşmanlık uzak diyarlara doğru bir daha gelmemek üzere yola çıkacak...
Misafir
30 Mart 2014 18:22       Mesaj #5
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Adalet, yalnız mülkün değil, toplumun ve İslam dininin de temelidir. İslam’ın doğuşundan sonra, kısa bir süre içinde büyük bir coğrafyaya yayılmasının sebebi, Allah’ın ve Peygamberimizin adalet konusunda ikna edici uyarıları, Müslümanların da bu konuda çok titiz davranmalarıdır.

Peygamberimiz haksızlığa asla tahammül edemez, haksızlık karşısında susan, kendini savunamayan kişiyi dilsiz şeytan olmakla nitelendirir, onun bu halini beğenmezdi.

Peygamberimiz, kendini Kur’an’a göre eğitmiş biriydi. Kur'an-ı Kerim’de yer alan adaletli olmakla ilgili uyarılar, doğrudan onun sözlerine ve uygulamalarına yansımıştır. Bakın Yüce Allah adil olmakla ilgili ne buyuruyor:

“Ey inananlar! Sizin, anne-babanızın ve akrabalarınızın aleyhine de olsa, Allah rızası için hakikate şahitlik yaparak adaleti gözetin.O kişi zengin de olsa fakir de olsa Allah’ın hakkı (olan doğru adil karar vermek) herkesten öncedir. Sakın boş heveslerinize, arzularınıza uymayın ki adaletten uzak düşmeyesiniz. Eğer hakikati çarpıtırsanız, bilin ki Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.” (Nisa 135)

Bir başka ayette de Yüce Allah Peygamberimize ve onun şahsında tüm Müslümanlara şöyle buyurur:

“Onların arasında hükmettiğin (idari karar verdiğin) zaman adaletle karar ver. Allah adaletli davrananları sever.” (Maide 42)

Bir başka ayette de şöyle buyurulur:

"Allah göğü yükseltti ve her şey için bir ölçü koydu. Siz de (Ey İnsanlar!) asla ölçüden şaşmayınız; yaptıklarınızı adaletle tartın ve ölçüyü eksik tutmayın.” (Rahman 7-8)

Ülkemizde ve dünyada barışın hakim olabilmesi, insanların huzur ve mutluluk içinde yaşabilmesi ve insanların geleceğe umutla bakabilmeleri için, adaletin sağlanması ve herkes için verimli bir biçimde uygulanması son derece önemlidir. İnsanlar da sosyal yaşamlarında adaletli olmalı, hak etmediği bir şeye el uzatmamalı, kul haklarına dikkat etmelidir. Yapılan her bir haksızlığın insana bir şekilde mutlaka geri döneceği unutulmamalıdır.


Hızlı Cevap
Mesaj:


Kaynak:


Bu sayfalarımıza baktınız mı
paneli aç