Arama

Suyun hayvanlar ve bitkiler için önemi nedir?

En İyi Cevap Var Güncelleme: 19 Eylül 2018 Gösterim: 6.198 Cevap: 1
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
19 Aralık 2011       Mesaj #1
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Suyun hayvanlar ve bitkiler için önemi nedir?
EN İYİ CEVABI DeathGate verdi
Hava, su, ısı, ışık ve besin maddeleri canlıların yaşaması için gerekli temel unsurlardır. Bu unsurların başında oksijen ve su gelmektedir. Canlı organizmayı oluşturan hücrelerin yaşam faaliyetlerini devam ettirebilmeleri için suya gereksinimleri vardır. Su yaşam için en zorunlu maddelerden birisidir. Susuzluğa dayanmak oldukça zordur. İnsan gıda almadan yalnız su içerek yaklaşık 5 hafta hayatını sürdürebildiği, halde susuzluğa ancak 7-12 gün dayanır. Henüz hayatın başlangıcında olan üç aylık bir fötusun %95'i sudur. İnsan organizmasının %62-67'si, hayvan organizmasının %60- 70'i sudan ibarettir. İnsan organizmasındaki suyun 2/3'ü hücre içerisinde, geriye kalan kısmı ise dokular arası sıvıda ve kanda bulunur. Kimyasal formülü H2O'dur, ağırlıkça %11,1 Hidrojen ve %88,9 Oksijenden meydana gelir. Su molekülünde iki hidrojen atomunun aynı tarafta bulunması pozitif yüklü olmasına neden olur, oksijen atomu da negatif yüklüdür. Periyodik cetvelde oksijene benzer diğer maddelerin dihidrürlerinden farklıdır. Atmosferik basınç ve oda sıcaklığında (25°C) daha ağır moleküller (H2S, H2Se ) gaz halindeyken, H2O sıvı halde bulunur. 100°C'ye çıkarıldığında gazlaşır. Su daha yoğundur, dielektrik sabiti ve yüzey gerilimi yüksektir. Donma noktası ise düşük olup, donduğunda daha az yoğun haldedir. Saf su renksiz, kokusuz ve tatsız bir sıvıdır, 0°C'de donarak katı faza geçer .

Sponsorlu Bağlantılar
Su hijyeni, yalnız içme için kullanılan suyun nitelikleri ile meşgul olmaz. Aynı zamanda yıkama , mutfak ve ev işlerinde kullanılacak suların niteliklerinin tespiti, su kirlenmesinin önlenmesi ve suların dezenfeksiyonu işleri ile de ilgilidir. Toplumun içme ve kullanma (Yemek yapma, temizlik ve benzeri) gereksinimleri için kullandığı şehir şebekeleri, kuyu, çeşme ve gene aynı amaçlarla kullanmak üzere teknik metotlarla tasfiye edilmiş dere,nehir ve göl suları içilebilir su olarak tanımlanır. İçme ve çeşitli maksatlarla kullanılan ve insan sağlığı ile çok yakından ilişkisi olan ve kısaca içme, kullanma suyu adı verilen suyun hepsi "ALİMENTASYON SUYU" olarak adlandırılır. Bu suyun miktarı kent ve köylerin nüfusuna, bağlı olarak günde insan başına en az 150 litre olarak hesap edilir.

Bitki köklerinin başlıca işlevi, bitkiye su ve besin maddeleri sağlamaktır. Ancak, belirtilen işlev, sulama, gübreleme gibi bazı bakım tekniklerinde değişikler yapmak suretiyle farklı ölçülerde etkilenebilmekte ve bu şekilde tarımsal üretimin başlıca amacı olan ürün miktarının ve kalitesinin arttırılması olası kılınmaktadır.

Belirtilen mekanizma, mısır bitkisi ile yapılan bir fizyolojik çalışmanın sonuçları ile açıklanabilir Çimlenmeyi takip eden süre içinde bitkinin su ve besin maddelerince tedarik edilmesi tohumdaki embriyodan oluşan birincil kökler tarafından sağlandığı bilinmektedir. Bu dönemlerde uygulanan sulamalar, belirtilen köklerin bu işlevini arttırdığı gibi, birincil köklerin aktif olduğu sürenin uzamasını da sağladığı, yapılan fizyolojik araştırmalarda görülmüştür.

Bitkinin gelişmesine paralel olarak birincil köklerin yer çekimi doğrultusunda yavaş yavaş geliştiği, kalınlaştığı ve ikincil kökleri oluşturduğu gözlenmiştir. İkincil köklerin oluşumuyla birlikte birincil köklerin topraktan su ve bitki besin maddeleri alımı işlevinin son bulduğu ve vejetasyon süresinin devam ettiği müddetçe belirtilen işlev ikincil kökler tarafından yerine getirildiği tesbit edilmiş ve sulu koşullarda gelişen bitkilerde bu köklerin hacmi ve aktif yüzeyinin, kuru koşullarda yetişen bitkilere nazaran, daha büyük olduğu belirlenmiştir.

Bitkilerin sağladığı verim büyük ölçüde bitki köklerindeki metabolizma olaylarının yönü ve hızı tarafından kontrol edilmektedir. Birincil kökler tarafından beslendiği ilk gelişme aşamalarında mısır bitkisindeki kuru madde birikiminin hızı, sulu ve susuz koşullarda aynı olmaktadır. Ancak, tepe püskülünün oluşmasıyla ve ikincil köklerin topraktan su ve bitki besin maddesi alımı işlevini gerçekleştirmeye başlamasıyla olaylar farklı boyut kazanmaktadır. İzleyen dönemlerde sulu ve kuru koşullarda yetiştirilen bitkiler arasında farklılaşmalar artmakta ve dane oluşumu devresinde, sulu ortamda gelişen bitkilerin kök sistemi hacmi, susuz yetiştirilen bitkilerde oluşan kök sistemi hacminin 13 katı olmaktadır. Tepe püskülü devresini takip eden süre içinde yapılan sulama uygulamaları sadece kök sisteminin hacmini etkilemekle kalmadığı, aynı zamanda toprak üstü yeşil aksamı da % 67 oranında arttırdığı gözlenmiştir. Aslında mısır bitkisinin tepe püskülü ve dane oluşumu devrelerinde su eksikliğine karşı çok hassas olduğu anlayışının temelinde yukarıda açıklanan fizyolojik olaylar yatmaktadır. Nitekim bahsedilen fizyolojik çalışma koşullarında da kuru koşullarda yetiştirilen mısır bitkilerinden 4.6 t/ha dane verimi elde edilirken, kritik olarak belirlenen devrelerde sulama uygulanan bitkilerden 13.6 t/ha verim alınmıştır.

Sulama uygulamaları sadece bitki kök sisteminin hacmini ve absorbsiyon yüzeyini arttırmakla kalmayıp, köklerin bitki besin maddelerini sağlama işlevini de iyileştirmektedir. Sulu koşullarda gübrelerin kökler tarafından daha kolay ve hızlı soğurulduğu (absorbe edildiği) ve bitki tarafından daha etkin kullanıldığı bilinmektedir. Mısırda yapılan bir başka çalışmada, sulu koşullarda yetiştirilen bitkilerin kök özsuyunda toplam azot, nitrat azotu ve aminoasit konsantrasyonlarının, kuru koşullarda yetiştirilen bitkilere göre çok daha fazla olduğu; tepe püskülü ile dane oluşumu devrelerinde topraktan azot alımının ise çok daha yoğun olduğu belirlenmiştir.
Son düzenleyen Safi; 19 Eylül 2018 02:14
DeathGate - avatarı
DeathGate
Ziyaretçi
19 Aralık 2011       Mesaj #2
DeathGate - avatarı
Ziyaretçi
Bu mesaj 'en iyi cevap' seçilmiştir.
Hava, su, ısı, ışık ve besin maddeleri canlıların yaşaması için gerekli temel unsurlardır. Bu unsurların başında oksijen ve su gelmektedir. Canlı organizmayı oluşturan hücrelerin yaşam faaliyetlerini devam ettirebilmeleri için suya gereksinimleri vardır. Su yaşam için en zorunlu maddelerden birisidir. Susuzluğa dayanmak oldukça zordur. İnsan gıda almadan yalnız su içerek yaklaşık 5 hafta hayatını sürdürebildiği, halde susuzluğa ancak 7-12 gün dayanır. Henüz hayatın başlangıcında olan üç aylık bir fötusun %95'i sudur. İnsan organizmasının %62-67'si, hayvan organizmasının %60- 70'i sudan ibarettir. İnsan organizmasındaki suyun 2/3'ü hücre içerisinde, geriye kalan kısmı ise dokular arası sıvıda ve kanda bulunur. Kimyasal formülü H2O'dur, ağırlıkça %11,1 Hidrojen ve %88,9 Oksijenden meydana gelir. Su molekülünde iki hidrojen atomunun aynı tarafta bulunması pozitif yüklü olmasına neden olur, oksijen atomu da negatif yüklüdür. Periyodik cetvelde oksijene benzer diğer maddelerin dihidrürlerinden farklıdır. Atmosferik basınç ve oda sıcaklığında (25°C) daha ağır moleküller (H2S, H2Se ) gaz halindeyken, H2O sıvı halde bulunur. 100°C'ye çıkarıldığında gazlaşır. Su daha yoğundur, dielektrik sabiti ve yüzey gerilimi yüksektir. Donma noktası ise düşük olup, donduğunda daha az yoğun haldedir. Saf su renksiz, kokusuz ve tatsız bir sıvıdır, 0°C'de donarak katı faza geçer .

Sponsorlu Bağlantılar
Su hijyeni, yalnız içme için kullanılan suyun nitelikleri ile meşgul olmaz. Aynı zamanda yıkama , mutfak ve ev işlerinde kullanılacak suların niteliklerinin tespiti, su kirlenmesinin önlenmesi ve suların dezenfeksiyonu işleri ile de ilgilidir. Toplumun içme ve kullanma (Yemek yapma, temizlik ve benzeri) gereksinimleri için kullandığı şehir şebekeleri, kuyu, çeşme ve gene aynı amaçlarla kullanmak üzere teknik metotlarla tasfiye edilmiş dere,nehir ve göl suları içilebilir su olarak tanımlanır. İçme ve çeşitli maksatlarla kullanılan ve insan sağlığı ile çok yakından ilişkisi olan ve kısaca içme, kullanma suyu adı verilen suyun hepsi "ALİMENTASYON SUYU" olarak adlandırılır. Bu suyun miktarı kent ve köylerin nüfusuna, bağlı olarak günde insan başına en az 150 litre olarak hesap edilir.

Bitki köklerinin başlıca işlevi, bitkiye su ve besin maddeleri sağlamaktır. Ancak, belirtilen işlev, sulama, gübreleme gibi bazı bakım tekniklerinde değişikler yapmak suretiyle farklı ölçülerde etkilenebilmekte ve bu şekilde tarımsal üretimin başlıca amacı olan ürün miktarının ve kalitesinin arttırılması olası kılınmaktadır.

Belirtilen mekanizma, mısır bitkisi ile yapılan bir fizyolojik çalışmanın sonuçları ile açıklanabilir Çimlenmeyi takip eden süre içinde bitkinin su ve besin maddelerince tedarik edilmesi tohumdaki embriyodan oluşan birincil kökler tarafından sağlandığı bilinmektedir. Bu dönemlerde uygulanan sulamalar, belirtilen köklerin bu işlevini arttırdığı gibi, birincil köklerin aktif olduğu sürenin uzamasını da sağladığı, yapılan fizyolojik araştırmalarda görülmüştür.

Bitkinin gelişmesine paralel olarak birincil köklerin yer çekimi doğrultusunda yavaş yavaş geliştiği, kalınlaştığı ve ikincil kökleri oluşturduğu gözlenmiştir. İkincil köklerin oluşumuyla birlikte birincil köklerin topraktan su ve bitki besin maddeleri alımı işlevinin son bulduğu ve vejetasyon süresinin devam ettiği müddetçe belirtilen işlev ikincil kökler tarafından yerine getirildiği tesbit edilmiş ve sulu koşullarda gelişen bitkilerde bu köklerin hacmi ve aktif yüzeyinin, kuru koşullarda yetişen bitkilere nazaran, daha büyük olduğu belirlenmiştir.

Bitkilerin sağladığı verim büyük ölçüde bitki köklerindeki metabolizma olaylarının yönü ve hızı tarafından kontrol edilmektedir. Birincil kökler tarafından beslendiği ilk gelişme aşamalarında mısır bitkisindeki kuru madde birikiminin hızı, sulu ve susuz koşullarda aynı olmaktadır. Ancak, tepe püskülünün oluşmasıyla ve ikincil köklerin topraktan su ve bitki besin maddesi alımı işlevini gerçekleştirmeye başlamasıyla olaylar farklı boyut kazanmaktadır. İzleyen dönemlerde sulu ve kuru koşullarda yetiştirilen bitkiler arasında farklılaşmalar artmakta ve dane oluşumu devresinde, sulu ortamda gelişen bitkilerin kök sistemi hacmi, susuz yetiştirilen bitkilerde oluşan kök sistemi hacminin 13 katı olmaktadır. Tepe püskülü devresini takip eden süre içinde yapılan sulama uygulamaları sadece kök sisteminin hacmini etkilemekle kalmadığı, aynı zamanda toprak üstü yeşil aksamı da % 67 oranında arttırdığı gözlenmiştir. Aslında mısır bitkisinin tepe püskülü ve dane oluşumu devrelerinde su eksikliğine karşı çok hassas olduğu anlayışının temelinde yukarıda açıklanan fizyolojik olaylar yatmaktadır. Nitekim bahsedilen fizyolojik çalışma koşullarında da kuru koşullarda yetiştirilen mısır bitkilerinden 4.6 t/ha dane verimi elde edilirken, kritik olarak belirlenen devrelerde sulama uygulanan bitkilerden 13.6 t/ha verim alınmıştır.

Sulama uygulamaları sadece bitki kök sisteminin hacmini ve absorbsiyon yüzeyini arttırmakla kalmayıp, köklerin bitki besin maddelerini sağlama işlevini de iyileştirmektedir. Sulu koşullarda gübrelerin kökler tarafından daha kolay ve hızlı soğurulduğu (absorbe edildiği) ve bitki tarafından daha etkin kullanıldığı bilinmektedir. Mısırda yapılan bir başka çalışmada, sulu koşullarda yetiştirilen bitkilerin kök özsuyunda toplam azot, nitrat azotu ve aminoasit konsantrasyonlarının, kuru koşullarda yetiştirilen bitkilere göre çok daha fazla olduğu; tepe püskülü ile dane oluşumu devrelerinde topraktan azot alımının ise çok daha yoğun olduğu belirlenmiştir.
Son düzenleyen Safi; 19 Eylül 2018 02:14

Benzer Konular

29 Mayıs 2011 / Misafir Soru-Cevap
28 Nisan 2015 / masmavii Cevaplanmış
17 Ekim 2012 / Misafir Soru-Cevap
4 Ocak 2013 / Misafir Cevaplanmış
5 Şubat 2012 / masmavii Cevaplanmış