Arama

Kabbala

Güncelleme: 23 Mayıs 2015 Gösterim: 13.520 Cevap: 9
kompetankedi - avatarı
kompetankedi
VIP Bir Dünyalı
21 Ocak 2007       Mesaj #1
kompetankedi - avatarı
VIP Bir Dünyalı
KABBALA

Sponsorlu Bağlantılar
Kabbala, XII. yüz yıldan başlayarak Yahudi gizemciliğini tümüyle etkisi altına almış olan ezoterik bir akımdır. Her zaman temelde sözlü bir gelenek olan Kabbala, İbranice'de sözcük anlamı olarak da "gelenek" karşılığını taşımaktadır.
Gizemci deneyimlerin içerdiği olası kişisel tehlikelerden kaçınabilmek amacıyla, Kabbala öğretisine ve uygulamalarına inisiyasyon mutlaka bir önderin, bir yol göstericinin gözetim ve denetiminde gerçekleştirilmelidir. Her yönüyle gizemci bir öğreti olan Kabbala'nın, özünde Tanrı'nın Musa'ya aktardığı "ilâhî vahy" olan Torah'ın (Tevrat) yazılı olmayan gizli bilgilerini içerdiği ileri sürülmüştür. Yahudiliğin temel ilkesinin Musa yasalarına uyum olmasına karşın, Kabbala'nın insana doğrudan Tanrı'ya ulaşma yollarını sağladığı varsayılmıştır. Bu bakımdan Kabbala, bir çokları tarafından tehlikeli biçimde kamutanrıcı (panteist) ya da sapkın olarak nitelendirilen gizemci yaklaşımlar içeren bir dinsel boyutu Yahudiliğe katmıştır.

Köken
Kabbala'nın kökeni İ.S. I. yüz yılda Filistin'de filizlenen "Merkava" (ya da Merkabah) gizemciliğine kadar geri götürülebilir. Merkava gizemciliğinde temel uğraş, Eski Ahit'te peygamber Ezekiel'in düşlediği "ilâhî taht" ya da "araba" (merkava) hakkında derin düşüncelere dalmak ve bu sayede coşku içinde kendinden geçmektir.
VII. ve XII. yüz yıllar arasında uygulama alanı Filistin'den Babilonya'ya kayan ve yoğun biçimde Gnostik inançların etkisi altında kalan Merkava gizemciliğinde asıl amaç, Tanrı'nın tahtını ve göksel düzeni düşleyebilmektir. Gizemci Merkava yazımında, coşku içindeki ruhun yükselişi, düşman meleklerle dolu "yedi küre"yi ya da "yedi gök katını" aşmak için yapılan tehlikeli bir yolculuk olarak tanımlanmaktadır. Ruhun bu yolculuktaki amacı, merkava'nın üzerinde bulunan ilâhî tahta ulaşmaktır.
"Tzenu'im" adı verilen Merkava uygulayıcıları, özel ahlâk niteliklerine sahip olan az sayıda seçkin kişilerdi ve sürekli oruç tutarak kendilerini gizemci deneyimlere hazır tutmaları gerekliydi. Bu seçkinlerin yapacağı başarılı bir düşsel yolculuk için her şeyden çok "mühür" olarak tanımlanan bazı büyülü sözlerin ve formüllerin kullanımı zorunluydu. Bu büyülü sözler, her bir gök katının kapısında bekçilik yapan melekleri yatıştırmak için gerekliydi. Hatalı bir "mühür" kullanımı, önemli yaralanmalara, hattâ korkunç ölümlere yol açabilirdi.
Talmud'a göre, Merkava uygulamasına kalkışan dört kişi arasından biri ölmüş, diğeri delirmiş, öteki dinden çıkmış ve yalnızca Rabbi Akiba ben Joseph gerçek bir düşsel deneyime nail olmuştur. Merkava uygulayıcıları kimi zaman "Doğaüstü Dünyanın Gezginleri" olarak da adlandırılırlardı. Bu gizemci akımın en eski iki yazımsal kaynağı; Rabbi Akiba'ya ait olduğu sanılan "Küçük" ve Rabbi Ishmael ben Elisha'ya ait olduğu sanılan "Büyük" metinlerdir. Ayrıca, "Enoch'un Kitabı" ve Tanrı'nın oldukça abartılı antropomorfik (insan biçimli) betimlemelerini içeren "Shi'ur Qoma" (İlâhî Boyutlar) adındaki metinler de Merkava geleneğine aittirler.

Sefer Yetzira
Kabbala geleneğinde III. ve VI. yüz yıllar arasında ortaya çıkmış olan ikinci basamak "Sefer Yetzira" (Yaratılış Kitabı) adlı kitaptır. Sefer Yetzira, büyü ve evrenbilim (kozmoloji) konusunda bilinen en eski İbranice eser olup evrenin, İbrani alfabesinin 22 harfi ile "Sefirot" adı verilen 10 ilâhî rakamdan yaratıldığını anlatmaktadır. Harfler ve rakamlar birlikte Tanrı'nın evreni yaratırken kullandığı "gizli bilgeliğin 32 yolu"nu oluştururlar.
Sefer Yetzira'nın, hatalı olarak Hz. İbrahim'e ait olduğu da ileri sürülmüştür. Bu nedenle kimi zaman kitabın adı "Otiyyot de Avraham Avinu" (İbrahim Babamızın Alfabesi) olarak geçer.
Yetzira, sonraki dönemlerde Yahudiliği derinden etkileyecek olan "sefirot" kavramını ortaya atmıştır. Çoğul olan Sefirot sözcüğü İbranice'de "sayılar" anlamına gelmektedir. Sözcüğün tekil biçimi "Sefira" ya da "Sephira"dır (yani şifre).
Yetzira'ya göre Sefirot, yaratıcı Tanrı'nın kendini gösterdiği on ayrı oluşum ya da güç olarak yorumlanabilir. "En Sof" adı verilen "Bilinemeyen Sonsuz Tanrı"dan yansıyan on ayrı aşama bulunduğu ileri sürülmektedir. Böylece her sefira, Tanrı'nın ayrı bir yaratıcı niteliğini ifade etmektedir. Kabbala'ya göre her sefira'nın bir başka sefira ile olan bağlantısı yaratılışın ritmini oluşturmaktadır. Kabbala'da, Sefirot'un gizemci yapısı ve kesin işlevi en sık tartışılan konudur. Bu tür spekülasyonların tümüyle sapkınlık olduğu yolundaki sert eleştirilere karşın, sefira'lar Kabbalacı gizemciliğin temel ilkesini oluştururlar.
Sefira'lar sırasıyla; "keter'elyon" (yüce taç), "halhma" (bilgelik), "bina" (zekâ), "hesed" (sevgi), "gevura" (kudret), "tif'eret" (güzellik), "netzah" (sonsuzluk), "hod" (görkem), "yesod" (temel) ve "malkhut" (krallık) olarak sıralanırlar. Sefira'lara; adımlar, ilkeler, nitelikler, taçlar gibi başka isimler de verilmiştir.
On adet sefira'nın içindeki ilk dörtlü grup evrensel elementleri (Tanrısal Ruh, Hava, Su ve Ateş), kalan altılı grup ise yönleri (Sağ, Sol, Ön, Arka, Yukarı, Aşağı) simgelemektedir. Sefirot ile birlikte alfabenin harfleri, insan bedeninin çeşitli kısımlarına denk gelmekte ve böylece insanı yaratılışın mikrokozmosu biçimine dönüştürmektedir.

Sefer ha-Bahir
Kabbala'nın bir diğer önemli metni, XII. yüz yılda ortaya çıkan "Sefer ha-Bahir" (Parlaklık Kitabı) adlı eserdir. Bu kitabın, ezoterik Yahudi gizemciliği ve genel olarak Yahudilik üzerindeki etkisi derin ve kalıcı olmuştur. Bahir, yalnızca Sefira'ları yaratılışın ve evrenin sürekliliğinin araçları olarak yorumlamakla kalmamış, aynı zamanda "Gilgul" (ruh göçü) gibi kavramları da ortaya atarak yoğun bir gizemci simgecilik katkısıyla Kabbala'nın temellerini güçlendirmiştir. Bahir, aslında Eski Ahit'in geniş kapsamlı bir simgesel yorumudur ve dayandığı temel motif, İbrani alfabesindeki harflerin ses ve biçimlerinin gizemli anlamlarıdır.
Kitabın ilk olarak, XII. yüz yılın ikinci yarısında Fransa'nın Provence bölgesinde ortaya çıktığı sanılmaktadır. Oysa Kabbalacılar Bahir'in çok daha eskiden kaldığını ve ilk uygulamalarının İ.S. I. yüz yılda Rabbi Nehunya ben Haqana'ya ait olduğunu ileri sürerler. Ayrıca, kitapta yer alan bazı ifadelerin ise "Tannaim" adı verilen III. yüz yıl Yahudi bilginlerinden aktarıldığını savunurlar. Orta Çağ'dan kalma el yazmaları üzerinde yapılan nesnel bir değerlendirme Bahir'in yazarının, Doğu'dan Avrupa'ya daha önceden gelmiş bulunan bazı gizemci kavram ve metinleri eserine eklediğini ortaya koymuştur.
İbranice ile Aramice karışımı bir dille yazılmış olan Bahir, oldukça düzensiz ve genellikle bulmacamsı yapısına karşın, yoğun bir gizemci simgeciliği Kabbala'ya ve Kabbala yoluyla da Yahudiliğe başarıyla sokmuştur. Çağdaş Yahudi araştırmacı Gershom Gerhard Scholem, bu gizemci simgeciliği Kabbala'nın Yahudi dinsel düşüncesi üzerindeki en önemli etkisi olarak değerlendirmiştir. Örneğin Bahir, evrenin yaratılması ve varlığını sürdürmesini gizemli bir biçimde simgelendiren on adet "Tanrısal Oluşum"un bilinen en eski açıklamasını içermektedir. Kendi içinde üç adet üst ve yedi adet alt belirtiye ayrılan bu on "söylem" (Ma'amarot), Kabbala'daki ünlü "Sefira'lar" olarak tanımlanmıştır.
Bahir, aynı zamanda, Kabbalacı kuramlar arasına "Ruh Göçü" (Gilgul) kavramı ile Tanrısal yaratma gücünü simgeleyen "Kozmik Ağaç" düşüncesini de eklemiştir. Ayrıca kötülük kavramının da, Tanrı'nın kendisinde bulunan bir temel ilke olduğu da Bahir'de belirtilir. Eserin son bölümü, "Büyük Gizem" (Raza Rabba) adlı eski bir gizemci metinden alıntıdır. Kabbalacılar, Bahir'in içerdiklerini buyruk olarak kabul ederler; oysa Bahir bir çok Yahudi din adamı tarafından sapkın olarak nitelendirilmektedir.

Sefer ha-Temuna
İlk olarak XIII. Yüz yılda İspanya'da ortaya çıkan "Sefer ha-Temuna" (İmge Kitabı), yazarı bilinemeyen İbranîce bir eserdir. Temuna, İbranî alfabesinde bulunan harflere mistik anlamlar yükler ve Tevrat'ın insan gözü ile görülemeyen bazı bölümlerinin olduğunu ileri sürer.
Temuna'nın en önemli katkısı Kabbala'ya "Kozmik Devirler" (Shemittot) kavramını eklemesidir. Buna göre, her kozmik devir, kendine denk düşen Tanrısal niteliklerle uyumlu ayrı birer Tevrat yorumu getirmektedir. Temuna'nın içeriği, Tanrı'nın niteliklerinden "kayra", "yargı" ve "insaf" tarafından yönetilen ilk üç "Shemittot" üzerinde yoğunlaşmıştır. Sonuç olarak, sözü edilen her üç devir ayrı birer Tevrat'a sahiptir ve henüz "yargı" dönemini yaşamakta olan insanlık, Tevrat'ı bir buyruklar ve yasaklar dizisi olarak algılamaktadır. Tevrat'ın Temuna tarafından böyle göreli bir biçimde yorumlanması, XVII. yüz yılda Osmanlı toprakları üzerinde ortaya çıkan ve mesihçi bir akım olan "Sabetaycılık" düşüncesini kuvvetle etkilemiştir. Sabetaycılığın temel kuramı, Tevrat'ın ancak görünürde ortadan kaldırılması ile gerçek amacına ulaşacağı biçimindedir. Temuna'dan kaynaklanan bu kuram, Yahudiliği kesin kuralları olan bir din olarak değil, her farklı devirde ayrı kuralları olan bir inanç olarak görmektedir.

Sefer ha-Zohar
Bazı Kabbalacılar tarafından Tevrat'a rakip olacak ölçüde kutsallık atfedilen ünlü "Sefer ha-Zohar" (Görkemin Kitabı) da ilk olarak İspanya'da ortaya çıkmıştır. Genel olarak, yaratılışın gizemini ve Sefira'ların işlevlerini anlatan Zohar ruh, kötülük ve yaratılış gibi konularda gizemci kavramlar geliştirmektedir. Çoğunluğu Aramîce olan ve XIII. yüz yılda yazılmış olan bu kitap, ezoterik Yahudi Mistisizminin ya da Kabbala'nın klâsik metni olarak değerlendirilmektedir. Yahudi dininde, ezoterik gizemciliğin İ.S. I. yüz yıldan başlayarak işlenmesine karşın, Zohar geleneksel gizemci yaklaşımlara XIV. Yüz yıldan sonra yeni bir canlılık ve hız getirmeyi başarmıştır.
Zohar, yedi ayrı bölümden oluşmaktadır. Bu bölümlerin en geniş olanı, Eski Ahit'in ilk beş kitabı (Tevrat) ile Ruth ve Süleyman'ın Özdeyişleri bölümlerinde yer alan kutsal metinlerin "içsel" (gizemci, simgesel) anlamlarını işlemektedir. Zohar'da, tümü Simeon ben Yohai (İ.S. II. yüz yıl) ve öğrencilerini merkez alan oldukça uzun vaazlar, kısa söylev ve öyküler yanyanadır. Zohar, yazar olarak Simeon'un adını özellikle vermekteyse de, çağdaş araştırmacılar eserin büyük bir bölümünün Moses de Leon (1250-1305) tarafından yazıldığına ikna olmuşlardır. Yine de, elde bulunan metinde bazı eski mistik yazılardan alıntıların kullanıldığı olasılığını göz ardı etmemektedirler.

Luria Kabbalası
1492 Yılında İspanya'dan sürülmelerinden sonra, Yahudilerin dünyanın sonu ve mesihin gelişine dair beklentileri giderek yoğunlaştı ve bunun sonucu olarak Kabbala'ya duyulan ilgi büyük ölçüde arttı.
İşte böyle bir manevi ortamda, XVI. yüz yılda Kabbala'nın tartışmasız merkezi durumuna, gelmiş geçmiş en büyük Kabbalacı olarak kabul edilen Isaac ben Solomon Luria'nın yaşadığı, Galile'deki Safed kenti ulaştı.
"Arslan" (ha-Ari) lâkabıyla da anılan Luria, 1534 yılında Osmanlı topraklarında bulunan Kudüs'te dünyaya geldi. Yaşamı hakkında temel kaynak, yazarı bilinmeyen "Ari'nin Yaşamı" (Toledot ha-Ari) adlı bir biyografidir. Luria'nın ölümünden yaklaşık yirmi yıl sonra yazılan ve yayınlanan bu yapıt, Luria hakkında gerçek ve hayalî öğeleri rastgele bir araya getirmiştir.
Toledot'a göre Luria'nın babası erkenden ölmüş ve annesi küçük oğlu ile birlikte Mısır'a, varlıklı ailesinin yanına göç etmiştir. Luria, önceleri dinsel bir eğitim almış ve Yahudi hukukunu (Halakha) incelemiştir. Henüz çok genç iken, ünlü hukukçu Isaac ben Jacob Alfasi'nin "Sefer ha-Halakhot" adlı kitabına yorumlar kaleme almıştır. Luria'nın gençliğinde ticaret ile uğraştığı da bilinmektedir.
Kısa süre sonra Luria'nın tüm ilgisi Yahudi mistisizmi üzerinde yoğunlaşmıştır. Bu dönemde herşeyden elini eteğini çekip, amcasının Nil üzerinde bir adada bulunan evinde yedi yıl kadar yalnız yaşamıştır. Erken dönem Kabbalacılarını inceledikten sonra, zamanla tüm araştırmalarını Zohar'a yönlendirmiş, döneminin en ünlü Kabbalacısı olan Cordovero'nun yapıtlarını okumuştur. Luria'nın ilk yapıtı, Zohar'ın bir bölümü olan "Gizlilik Kitabı" (Sifra di-Tzeni'uta) hakkında yazdığı yorum olmuştur. Bu yorum, tümüyle klâsik Kabbala'nın etkisinde olup, ileride Luria Kabbalası diye anılacak olan özgün öğretisinden hiç bir iz taşımamaktadır.
1570 Yılında Luria, Cordovero'nun öğrencisi olmak için Kabbalacı akımın merkezi haline gelmiş olan Safed'e göç etmiştir. Öğrenciliği sırasında, kendisi de yeni bir sistemle Kabbala dersleri vermeye başlamış ve etrafına çok sayıda öğrenci toplamıştır. Bu öğrenciler arasında, sonradan Luria'nın öğretilerini yazıya dökecek olan Hayyim Vital en yeteneklisi olmuştur. Luria'nın Kabbala öğretisi yalnızca ezoterik bir çevreye yönelmişti, araştırma ve derslerine herkesin katılmasına izin vermiyordu. Zamanının çoğunu öğrencilerinin eğitimi için harcarken, geçinebilmek için o dönemde de Safed'de oldukça canlı olan ticaret uğraşını da sürdürmekteydi.
Luria'nın Safed'e geldiği ilk günlerde, Cordovero'nun çevresinde toplanmış bulunan Kabbalacılar, belirli ritüelleri uyguladıkları farklı bir yaşam tarzı geliştirmişlerdi. Örneğin, Şabbat (cumartesi) günlerinde kırlara çıkarak "Sabbath Kraliçesi" adıyla kişileştirdikleri günü kutlarlardı. Luria'nın gelişiyle, bu gezintilere "Kavvanot" (meditasyon) ve "Yihudim" (birleştirme) gibi yeni uygulamalar eklendi. Aslında bu ritüeller, ruhların Mesih'in gelişine kadar içinde yaşamaya mahkum oldukları kirli kabuktan (Kelipot), yani bedenlerinden, manevî olarak sıyrılmayı sağlayan bir tür günahtan arınma eylemleriydi.
Luria'nın kişiliğinin güçlü etkisi, Safed kentine yoğun manevî bir atmosfer, mesihçi bir gerilim ve bir yaratıcılık ateşi getirmişti. İçtenlikle dine bağlılık ve dünyadan el etek çekiş Kabbalacıların yaşam özellikleri haline gelmişti. Safed'de yaşayan herkes, Zohar'ın yorumundan hareketle, Mesih'in 1575 yılında Galile'de ortaya çıkacağına inanmıştı.
Safed'de yaşadığı kısa süre içinde - ölümüne kadar geçen iki yıl süresinde - Luria, Yahudi mistisizmine yeni unsurlar ekleyen, çok yönlü ve verimli bir Kabbala dizgesi kurmayı başardı. Zohar'ın ilk bölümünün bir yorumunu içeren oldukça kısa bir metnin dışında, kendi öğretisini asla kaleme almadı. Luria, 1572 yılının Ağustos ayında bir salgında yaşamını yitirdi.
Bugün Luria Kabbalası diye bilinen, Luria'nın ölümünden sonra Hayyim Vital tarafından derlenerek yazıya dökülen ve Luria'nın öğretilerini içeren oldukça kapsamlı bir kolleksiyondur. Bu yapıt, tüm Yahudi mistisizmini etkileyen yeni bir düşünce akımı oluşturmuştur. Luria Kabbalası, bir yaratılış kuramı ile buna bağlı olarak evrenin giderek yozlaştığı düşüncesini ileri sürer ve özgün uyumu yeniden oluşturmak için pratik bir yöntem önerir. Yaratılış kuramı üç temel kavrama dayanmakyadır: "çekilme" (Tzimtzum), "kapların kırılması" (Shevirat ha-Kelim), "restorasyon, tamirat" (Tiqqun). Sonsuz (En Sof) olan Tanrı, yaratılışa yer açabilmek için, yeni oluşan uzaya yayılan bir ışık biçiminde, kendi içine doğru çekilmiştir. Sonradan bu sonsuz Tanrısal Işık, sonlu kapların içine hapsolmuş ve gerilime dayanamayan kaplar kırılarak, evrene kötülük ve uyumsuzluk yayılmıştır. Artık dünyayı kötülükten arındırma ve hem kozmosu, hem de tarihi kurtarmak için mücadele etmek gereklidir. "Tiqqun" aşamasında, Tanrı'nın krallığı yeniden kurulacak, ilahî parlaklık kaynağına geri dönecek, Tanrısal Işığın en yüksek formu olarak "ilksel insanı" simgeleyen "Adam Kadmon" yeniden doğacaktır. İnsanoğlu bu süreçte önemli bir rol oynamaktadır. Zira dualar sırasında uygulanan çeşitli "kavannot"lar ve sözcüklerin gizli kombinasyonlarının mistik söylenişleri, ilksel uyumun yeniden kurulmasına ve "Tanrısal İsmi" yeniden birleştirmeye yöneliktir.
Luria Kabbalası'nın etkisi büyük olmuştur. Hem XVII. yüz yılda gelişen Sabetay Sevi akımı, hem de XVIII. yüz yılda ortaya çıkan aşırı sofu ve gizemci Hasidizm akımı üzerinde önemli bir rol oynamıştır.

Sabetay Sevi
(Sabetay Sevi'nin yaşamı ve Sabetaycılık akımı hakkında daha ayrıntılı bilgi için Sabetay Sevi adresine bakınız.)
1626 Yılında İzmir'de dünyaya gelen Sabetay Sevi, genç yaşlardan başlayarak kendini Yahudi mistisizmine, Kabbala'ya kaptırmıştı. Bilincini yitirdiği, coşkulu dönemler yaşıyordu. Güçlü kişiliği ile çevresine bir çok mürit toplamayı başarmıştı. Henüz yirmi iki yaşında iken, Kabbalacı yorumlara dayanarak, kendisinin beklenen mesih olduğunu ilân etti.
Gelişmelerden huzursuz olan hahambaşılık, Sevi'yi İzmir'i terk etmeye zorladı. Sevi önce eski bir Kabbala merkezi olan Selânik'e, sonra Istanbul'a gitti. Başkent'te, saygıdeğer ve ünlü bir vaiz olan Abraham ha-Yakini ile karşılaştı. Yakini'nin elinde Sevi'nin mesih olduğunu doğrulayan Kabbalacı bir kehanet belgesi vardı. Kısa süre sonra Istanbul'dan da ayrılan Sevi, önce Kudüs'e ve sonra Mısır'a gitti. Kahire'de Osmanlı valisinin hazinedarı olan güçlü ve varlıklı Raphael Halebi'yi kendi davasına inandırdı.
Malî destek sağlamış olarak, yandaşlarından oluşan bir maiyet ile Kudüs'e muzaffer bir biçimde geri döndü. Burada, Gaza'lı Nathan adında yirmi yaşlarında bir öğrenci, Yahudi geleneklerinde yer alan "Mesih'in Müjdecisi" rolünü üstlendi. Nathan, coşku içinde, İsrail devletinin yeniden kuruluşunun çok yakında gerçekleşeceğini ve Sevi'nin zaferi ile dünyanın kurtulacağını herkese duyurdu. Nathan, Kabbala hesaplarına dayanarak, kıyamet günü için 1666 yılını bildirdi. Ancak, Kudüs hahamları tarafından tehdit edilen Sevi, 1665 yılında sevinçle karşılandığı İzmir'e geri döndü. Bir kaç yıllık süre içinde, Sabetaycılık akımı hızla güçlenerek Venedik, Amsterdam, Hamburg, Londra ve bazı Kuzey Afrika kentlerine kadar yayıldı.
1666 Yılı başlarında, Istanbul'a giden Sevi, Osmanlı yetkilileri tarafından tutuklandı. 16 Eylül günü Edirne'de Padişah'ın huzuruna çıkarıldı. Önceden ölümle tehdit edildiği için, Sevi din değiştirerek Müslüman olmayı kabul etti. Padişah, Sevi'nin adını Mehmet Efendi olarak değiştirdi ve yüksek bir maaşla kapıcıbaşı görevini verdi. Ancak, bu din değiştirme olayı, müritlerinin çoğunu hayal kırıklığına sürükledi. Zamanla itibarını yitiren Sevi, sürgün olarak gönderildiği Arnavutluk'ta 1676 yılında öldü.
Sevi'yi din değiştirmesine karşın terk etmeyerek etrafında toplananlardan oluşan Sabetaycılık adı verilen akım, Sevi'nin dinsel yetkileri hakkındaki aşırı iddiaları ile sonradan din değiştirerek Yahudi inancına ihanet etmesi çelişkisini giderme çabası içindedirler. Sadık Sabetaycılar, Kabbalacı bir yaklaşımla, Sevi'nin din değiştirmesini mesihliğinin gerçekleşmesi için atılması gereken son adım olarak yorumlarlar. Bu nedenle, önderlerini izleyerek Müslümanlığa geçmişlerdir. Bu dönmeler (din değiştirenler) için, kişinin kendini kalpten Yahudi hissetmesi önemlidir ve görünürde uygulanan Müslümanlığın ve biçimsel eylemlerin değeri yoktur. Zohar'ın Luriacı yorumundan yola çıkarak, bir çeşit "Kutsal Günah" kuramına ulaşan Sabetaycılar, Torah'ın amaçlarının tam olarak gerçekleşmesinin ancak, manevî olmayan eylemler sonucunda Torah'ın görünüşte ortadan kaldırılması ile olanaklı olacağını ileri sürerler.

Hasidism
Eğer engellenmemiş olsaydı, Sabetaycılığın Yahudi dininin sonunu getireceğini ileri süren din tarihçileri bulunmaktadır. Sabetay Sevi'ye odaklanan mesihçi beklentilerin yaratığı düş kırıklıklarına karşın bu akım, yalnızca bazı ileri görüşlü din adamlarının teozofik amaçlarını yanıtlamakla kalmayıp, Talmudistlerin kuru yorumlarıyla yetinmeyen ve yönetici sınıfların sosyo-ekonomik baskısından bunalan Yahudi kitlelerinin gereksinimlerini de karşılamıştır. Benzeri bir durum Litvanya, Belorusya ve Ukrayna topraklarını da içeren Lehistan Krallığı için de geçerli olmuştur. XVIII. Yüz yılda ortaya çıkan ve Luria Kabbalasını kendi düşünsel kuramlarının temeli olarak alan Hasidizm akımı Lehistan'da etkin olmuştur.
Hasidizm, olası en düşük düzeyde bir örgütlenme ile yoğun biçimde propaganda ve vaaz yöntemlerini kullanan, bilgili üyelerden oluşan küçük gruplara dayanan bir kitle akımıdır. Söylentilere göre, Hasidizm akımının kurucusu "İyi Adın Üstadı" (Ba'al Shem Tov - Tanrı'nın dile getirilemez adını bilen kişi) lâkabıyla tanınan Israel ben Eliezer'dir. Eliezer 1700 dolaylarında dünyaya gelmiş ve 1760 yılında Güney Polonya'da ölmüştür. Kendi döneminin ortodoks Yahudiliği hakkında iyi bir eğitime sahip olmamasına karşın, olağanüstü manevî nitelikleri olan ve yalnızca sıradan insanları değil, entellektüel kesimi de yandaşları arasına alabilen etkileyici bir kişiliğe sahipti. Hakkındaki efsanelerin yoğunluğu, büyük olasılıkla hiç bir zaman sistemli biçime dönüştüremediği kişisel öğretisi üzerine ayrıntılı bilgi edinmeyi engellemiştir. Doğu Avrupa Yahudiliğinde XVIII. yüz yılda etkinlikleri giderek yoğunlaşan gezgin vaizlerin yöntemlerinden esinlenen Eliezer, öğretisini yaymak için, gündelik yaşamdan ve folklordan aktardığı öyküleri kullanarak kutsal metinleri yorumlama yöntemini benimsemişti. Bu yöntem Hasidizmin değişmez niteliklerinden biri olacaktır. Ancak, akımın tüm otantik kuramlarının ve öğretilerinin, bu tür öykü ve fıkralara yansıdığını düşünmek abartılı bir yaklaşım olur. Temel öğreti çalışmaları, Hasidik hahamlarca Torah üzerine verilen haftalık vaazlarda ve ritüellerde ifadesini bulur. Neredeyse her haham, kendine özgü ekleme ve yorumlarla Hasidik öğretiyi etkilemiştir. Bu nedenle, akımın ilk üç nesli kapsayan döneminde, Hasidizm öğretisi büyük ölçüde çeşitlenmiş ve farklılaşmıştır. Yine de, Hasidizm akımının ortak temel çizgilerini belirlemek olanaklıdır.
Kuramsal olarak, Hasidizmin kökleri Luria Kabbalasından çıkmaktadır. Ancak, Hasidizme özgü olan kavram "Tanrı ile birlikte olmak" (Devequt) kavramıdır. Devequt, tüm Yahudiler için bir amaç ve değişmez bir görevdir ve her koşul altında insan varlığının tümüyle manevî değerlere dayanmasını gerektirmektedir. Bu gereklilik, Kabbala'nın düşünsel kavramlarının yeniden değerlendirilmesini zorunlu kılar. Tüm ağırlık, inanan kişinin iç yaşamına verilmelidir. Kozmik dramın sahnesi artık Sefira'lar evreni değil, insanın iç yaşantısıdır. Buna ek olarak Hasidizm, Luriacı "restorasyon" (Tiqqun) öğretisinin bir parçası olan diğer bir gerekliliği de toplumsal bir gerçeklik biçimine dönüştürür: grubun dinsel yaşamı ve örgütlenmesinin merkezine, tartışılmaz bir yetkeyi, doğaüstü güçleri olan bir önderi, "Tzaddik"i yerleştirir. Böylece Hasidizm, başarılı olduğu her yörede, tartışmasız bir manevî yenilenme yaratmıştır. Oysa madalyonun diğer yüzü, giderek kişisel kültler biçimine dönüşen hahamlar arası çekişmelerin varlığını, Hasidik toplulukların kendilerini çevreleyen toplumdan soyutlandığını, bunun yarattığı kötü sosyo-ekonomik koşulları ve kendilerini soyutlayan Yahudilere karşı oluşan düşmanlığı ortaya koymaktadır.
İlk günlerinden başlayarak Hasidizm, Sabetaycılığın etkisiyle aşırı hassaslaşan resmî Talmudçu Yahudi yetkililerinden büyük direnç görmüştür. Hasidizm yandaşlarının ritüelik kurallara sıkı sıkıya bağlı davranışları, "Rakipler" (Mitnaggedim) tarafından kabul edilemeyecek bazı özellikler göstermekteydi: Tzaddik'e koşulsuz boyun eğmeleri, sinagoglara devamsızlık yaparak kendi aralarında toplanmaları, dinsel törenlerin değiştirilmesi, gündelik giysilerle dua edilmesi, Talmud'un incelenmesi yerine gizemci meditasyonun yeğ tutulması bu özelliklerin önde gelenleriydi. Yine de, Hasidizm ile Talmudizm arasındaki bu çekişme bir bölünmeyle sonuçlanmadı. Üç nesil boyunca süren çekişme yerini, açıkça dile getirilmemiş, kendiliğinden bir uzlaşmaya bıraktı. Ancak, iki taraf da aralarındaki farklılıkların silinmemiş olduğunun bilincindeydiler. Varılan bu uzlaşma, genel olarak Hasidizmin yararına olmasına karşın, Hasidizmin eğitim konusunda bazı tavizler vermesine yol açtı.
Hasidik grupların iç örgütlenmeleri, II. Dünya Savaşının Doğu Avrupa Yahudiliği üzerindeki yıkıcı etkilerine karşın, ayakta kalabilmelerini sağladı. Savaş sonrasında, tüm önemli Hasidizm merkezleri Amerika'ya taşınmak zorunda kaldı. Hasidizm, hem ekonomik nedenler ile, hem de Sionizm'e ve İsrail Devletine karşı neredeyse düşmanlığa varan tutumundan dolayı, Filistin yerine Amerika'yı tercih etti. Bu gün, Amerika'da Hasidizme bağlı en ünlü ve en etken grup, merkezi New York'ta bulunan ve Rusya'daki tanınmış Lyubavichi Hasidizm okulundan adını alan Lubavitcher'lerdir.

Sonuç
Çağdaş Yahudiliğin manevî yaşamı ve düşünceleri üzerinde Kabbala'nın oynadığı rol, eskiye oranla bir hayli azalmış olmasına karşın, hiç de azımsanacak bir düzeyde değildir. Bugün, gerçek anlamıyla yaşayan bir Kabbalacı akımdan söz etmek olanaklı değildir. Yine de, Abraham Isaac Kook (1865-1935) gibi yazarların kişisel çabaları hâlâ etkili olmaktadır. Ayrıca, iki Dünya Savaşı arası dönemde "Batılılaşmış" Yahudiler üzerinde güçlü bir etki yaratan Martin Buber'i (1878-1965) ve dinsel düşüncenin reformu konusunda Hasidizm propagandası içeren çalışmalarını belirtmek gereklidir. Polonyalı bir Yahudi olan Abraham Joshua Heschel (1907-1972) de önemli etkinliğe sahip kişilerdendir.
Yahudi gizemciliği, Yahudiler dışındaki ulusların düşünsel yaşamları üzerinde de etkin olmuştur. Özgün amaçlarından saptırılan Kabbala, Yahudiliğin sınırlarını aşmış, Rönesans döneminden başlayarak Hıristiyan toplumunda da bazı düşünce akımlarının doğmasına yol açmıştır. "Hıristiyan Kabbalası", İspanya ve İtalya'da din değiştirip Hristiyanlığı kabul eden Yahudilerin etkisiyle, XV. yüz yılda doğmuş ve Kabbalacı belgelerde Hristiyan inancının gerçeklerini bulduğunu ileri sürmüştür. Böylece, bir çok Hıristiyan Hümanist düşünür, Yahudi gizemciliği ile uğraşmaya koyulmuş ve bazıları Kabbala hakkında geniş bir bilgiye ulaşabilmiştir. Bu kişiler arasında Giovanni Pico della Mirandola (1463-1494), Egidio da Viterbo (1465-1532), Johannes Reuchlin (1455-1522) ve Guillaume de Postel (1510-1581) en önde gelenlerdir. Reuchlin'in kaleme aldığı "De Arte Cabbalistica" (1517) adlı yapıt, Yahudi olmayanların anlayabileceği bir dille yazılmış olan ilk Kabbala açıklama kitabıdır.
XVI. Yüz yıldaki gizlici (okült) düşünüler, XVII. ve XVIII. yüz yıllardaki doğa felsefesi, Masonluğun ideolojisini renklendiren bazı motifler ve günümüzde yeniden gündeme gelen gizlici ve teozofik kuramların tümü Kabbalaya odaklanmışlar, gerçek anlamını ve ruhunu yakalayamasalar da, ondan aktarmalar yapmışlardır.


*
Son düzenleyen kompetankedi; 2 Nisan 2008 11:36
MaKaLeLe - avatarı
MaKaLeLe
Ziyaretçi
1 Şubat 2007       Mesaj #2
MaKaLeLe - avatarı
Ziyaretçi
Kabala nedir?
Rabbi Shimon Leiberman
Sponsorlu Bağlantılar

Kabala Torah’nın dünyanın işleyiş biçimiyle ilgili ifadesidir. Kökeninden koparılırsa büyük bir saçmalığa dönüşür. (Dizilerde birinci)
Birçok kişi Kabala’ya ilişkin herhangi bir şey duymuştur. Ancak bu çoğunlukla ortalıkta genelde Kabala olarak sunulan şeyin hiçbir yerde gerçeğine yakın olması muhtemel değildir.
Birçok kişinin maruz kaldığı bir pop psikoloji smorgasbord’u* ve bir şekilde Yahudi mistisizmiyle bağlantısı olduğu varsayılan ama ender olarak gerçekten olan, bir kendini-tatmin etme şeklidir.
İnsanların nasıl kandırıldıklarını görmek kolaydır. Birçok disiplinde konuyu çalıştıktan sonra bilmeyi ve anlamayı beklersin. Fakat iş mistisizme geldiğinde insanlar mistifye edilmeyi (meraklandırılmayı- gizemsileştirilmeyi) isterler. Bu sebeple anlaşılmaz saçmalıkları (mumbo-jumbo) kabul etmeye isteklidirler. Kabala’nın gizemli ve bilmecemsi (enigmatic) olduğu varsayılır. Sonuçta bu mistisizmdir!
Bir sürü saçmalık Kabala adına takdim edilir, insanların ulaşmak için can attıkları temel kavramları bulabilecekleri bir tür foruma sahip olmak önemlidir.
Bu dizilerde, Yahudi mistisizminin merkezi fikirlerini karmaşık terminolojiyi asgariye indirerek ve anlaşılmazlıktan kaçınarak metodik ve akılcı bir şekilde sunmayı deneyeceğiz.

KABALA NEDİR? NE DEĞİLDİR?

Kabala’nın ne olup olmadığını anlamak için gelin aşağıdaki örneği kullanalım.
Bir araştırmacı laboratuarında oturmuş her türden atomik fenomeni incelemektedir. Atomları yüksek hızlarda fırlatıp meydana gelenleri kaydeder. İşinde çok titizdir ve hatta eldeki verilerden anında sonuçlar çıkarsayabilmesi mümkündür. Ancak kendisi bu noktada bırakır.
Büyük bir bilim adamı, bu notları alır, okur ve anlamlarını düşünür. Daha büyük bir resim inşa etmeye girişir. Bütün sistemin nasıl bir şey olabileceğini tahmin etmeyi dener. İmgeleminde canlandırdığı parçaları gerçekten görmenin araçlarının olmadığını olmayacağını bilir, ve bu yüzden araştırmacının topladığı veri parçalarını kesin olarak bağlayacak metaforları dener. Bu sayede “süper bağlar”dan, “atomik tüneller”den, “enerji köprüler”inden ve “on boyutlular”dan bahsetmeye başlar.
Çok üretken bir zihne sahip fakat bilimsel duyarlığı olmayan bir üçüncü şahıs, kulak misafiri olmuştur. İmgelemi tutuşur ve bir anda gizemli bir şekilde “atomik tünellerde” kaybolan insanlardan ve birçok “on boyutlu”larda saklı sınırsız enerji kaynaklarından sözetmeye girişir.
Bu üç kişi Kabala’ya farklı yaklaşımları örneklemektedir.
Kabala ilgilendiği “veri” veya olgular Torah’nın anlatısı ve onun dini hukukunun bütünüdür. “Araştırmacı” yasaları ve öyküyü oldukları haliyle gören, onların dolaysız anlamını kavrayan, fakat daha geniş bir bakış açısına ulaşmayan kişiyi temsil eder.
“Büyük bilim adamı” çeşitli yerel noktayı farkeden ve daha büyük bir resme dair sezgiler duymaya başlayan “Kabbalist”i temsil eder. Algıladığı soyut öğeleri betimlemek için metaforlara ihtiyaç duyar, bu aracın belirsiz olması muhtemel sadece anlamaya yaklaşılabilecek şekilde elde edilebileceğinin farkındadır. Buna rağmen elindeki kısıtlı araçlarla büyük bilim iletişim kurduğu karmaşık resim bize boğuştuğu gerçekliğe dair bir fikir verebilmektedir.
Ve bir de Kabala’sı belki hayal gücünün sıçrama tahtası olması dışında temelde Torah’la ilişkili olmayan, sözde-Kabbalist – kulak misafiri – var. Kendisi “enerji kaynakları”, “tanrısal oluşumlar” ve “bilinci genişletme” yolları keşfetmiştir fakat bütün bunlar onun fantazist yanılsamalarından kök alır.

ÖZET OLARAK

Kabalah Torah için felsefenin bilim için olduğu şeydir.
Aynı bilim gibi Torah bize tamamen duyusal olarak algılanan ve akılsal bir şekilde nicelikselleştirilebilen olgular verir.
Kabala da felsefe gibi, olguların sunduğu daha büyük soyut resmi verir.

Rabbi Leiberman Israel ve diğer ülkelerde önde gelen Yahudi eğitmenlerdendir ve Kabala ve Yahudi düşüncesi üzerine sayısız eser kaleme almıştır.

*smörgåsbord: (isveççe) restoranlarda müşterilerin menüde verilen fiyata uygun olarak istedikleri kadar yiyebilmeleri

MaKaLeLe - avatarı
MaKaLeLe
Ziyaretçi
8 Şubat 2007       Mesaj #3
MaKaLeLe - avatarı
Ziyaretçi
goldeninhand1
MaKaLeLe - avatarı
MaKaLeLe
Ziyaretçi
9 Şubat 2007       Mesaj #4
MaKaLeLe - avatarı
Ziyaretçi
kabbala
MaKaLeLe - avatarı
MaKaLeLe
Ziyaretçi
13 Şubat 2007       Mesaj #5
MaKaLeLe - avatarı
Ziyaretçi
denud
Dario88 - avatarı
Dario88
Ziyaretçi
21 Kasım 2007       Mesaj #6
Dario88 - avatarı
Ziyaretçi
Kabala, insanın Tanrı'ya dönüş yolunu anlatan bir ilimdir,din değildir; dertli olanlar, başını sorunlardan kurtaramayanlar ve en önemlisi de hayatın anlamını arayanlar için şifa vazifesi görür.Bu ilmin kendisi hakkında daha fazla bilgi için aşağıdaki linke bakılabilir:

Bnei Baruch Kabbalah World Centre Türkiye Kabala Çalışma Grubu
asla_asla_deme - avatarı
asla_asla_deme
VIP Never Say Never Agaın
25 Kasım 2009       Mesaj #7
asla_asla_deme - avatarı
VIP Never Say Never Agaın
Kabala Nedir?

Kabala, insanın evrendeki pozisyonunu incelemek ve araştırmak için gerekli olan doğru bir yöntemdir. Kabala Hikmeti, bize, insanın neden var olduğunu, neden doğduğunu, neden yaşadığını, yaşamının amacının ne olduğunu, nereden geldiğini ve bu dünyadaki yaşamını tamamladıktan sonra nereye gideceğini açıklar.

Kabala manevi dünyaya erişmenin bir yöntemidir. Kabala bize manevi dünya hakkında bilgi verir ve onu çalışarak bizler başka bir anlayış geliştirebiliriz. Bu anlayışın yardımı vasıtasıyla üst-dünyalar ile iletişim içinde olabiliriz.

Kabala teorik bir çalışma olmayıp pratik bir çalışmadır. İnsan kendisini, kim olduğunu, neye benzediğini öğrenir. Kendini aşama aşama, adım adım değiştirmek için neye ihtiyacı olduğunu öğrenir. Araştırmasını kendi iç ben'i aracılığı ile yönetir.

Bütün deneyleri kendisi üzerinde, kendisi içinde yürütür. Bu nedenledir ki Kabala'ya “Gizli Hikmet” denir. Kişi, Kabala vasıtası ile meydana gelen, sadece kendisinin hissettiği ve bildiği içsel değişimlere uğrar. Bu değişim, bir kişi içinde meydana gelir; sadece o kişiye özgüdür ve sadece o kişi bunun farkındadır.

Kabala kelimesi, İbranice olan “Lekabbel” kelimesinden (almak) gelir. Kabala, eylemlerin nedenlerini “alma arzusu” olarak tanımlar. Bu arzu, çeşitli türden hazların alınması ile alakalıdır. Hazzı almak için, kişi genelde büyük bir gayret sarf etmeye isteklidir. Sorun şudur ki, kişi min alma arzusunun gelişmesini ve büyümesini sağlayan yöntemde belli bir düzen vardır. İlk aşamada, insan fiziki hazzı şiddetle arzular. Sonra, para, onur, şan ve şöhret arar. Hatta daha kuvvetli bir arzu kişiyi güç için şevklendirir. Sonra maneviyat için bir arzu, istek geliştirebilir, ki bu nokta piramidin tepesidir. Maneviyat arzusunun ne kadar büyük olduğunu fark eden kişi bu arzusunu tatmin etmen

Alma arzusunun aşamaları arasındaki geçiş kişinin yetenekleri ve sınırlamalarının farkında olmasını sağlar.

Kabala, üst-dünyalar ile duygu ve düşüncelerimizin kökenleri ile ilgilenir ki biz bunu anlamalıyız. Dünyalar üzerinde herhangi bir kontrolümüz olmadığı için duygu ve düşüncelerimizin neden ve nasıl yaratıldıklarını bilmeyiz. Tatlı, acı, hoş, kaba vs. şeklindeki deneyimlerimize şaşırırız. Psikoloji, psikiyatri ve öteki sosyal disiplinler alanı açısından bile, duygularımızı incelemek için bilimsel aletler geliştirmede başarısızdır. Davranışsal etmenler, anlama yetimizden gizli kalırlar.

Kabala, duyularımızı bilimsel olarak incelemek için geliştirilmiş olan bir sistemdir. Duygu ve arzularımızın hepsini alır ve her biri için, her bir fenomen için, her seviyede ki her bir anlayış ve duygu çeşidi için tam bir bilimsel formül sağlar.

Bu, zeka ile birleştirilmiş duyguları inceleme işidir. Başlangıç seviyesindeki öğrenciler için, geometri, matris ve diyagramlardan yararlanır. Kabala çalışırken, öğrenciler kendi duygularının her birini tanımlar ve bunları anlamaya başlarlar. Gücüne, yönüne ve karakterine göre ona hangi adın verilmesi gerektiğini bilirler.

Kabala Hikmeti antik ve kanıtlanmış bir yöntemdir. Kabala vasıtası ile kişi yüksek bir farkındalık (olayların farkında olma) alır ve maneviyat kazanır. Bu, gerçekten onun bu dünyada ki amacıdır. Kişi, maneviyat için bir arzu hissettiği zaman, bu maneviyat için bir hasret-özlem hissetmeye başlar ve sonrada Yaratan tarafından sağlanan Kabala Hikmeti vasıtası ile bu arzuyu geliştirebilir.in yollarını arar.

Kabala, Kabalist'in hedefini açıklayan bir kelimedir. Bu hedef insanın düşünen bir varlık olarak, bütün yaratılanların en yücesi olarak, ehil olduğu her şeyi elde etmesidir.
Şeytan Yaşamak İçin Her Şeyi Yapar....
Rios - avatarı
Rios
Ziyaretçi
9 Aralık 2009       Mesaj #8
Rios - avatarı
Ziyaretçi
Kabbala

Vikipedi, özgür ansiklopedi

Kabala veya Kabbala, Tanah'ın mistik bir şekilde yorumlanışı esasına dayalı antik Yahudi[1] İlk başta sözlü olarak ve ezoterik metodlarla (şifreleme dahil) muhafaza edilmiştir. Orta Çağ'da zirvesine ulaşmıştır. Hasidizm'de önemli bir yer tutar.
öğretisi. Etimoloji

Kabbala (İbranice קַבָּלָה "alma", Standard İbranice Qabbala, Tiberian İbranice Qabbālāh; muhtelif şekillerde yazılabilir; mesela: Cabala, Cabalah, Cabbala, Cabbalah, Kabala, Kabalah, Kabbala, Qabala, Qabalah, Kaballah) "alma, kabul etme" anlamına gelen "qibbel" kökünden gelir. Rabbi İbranicesinde qabbalah "gelenek" demektir.[1]
Bu öğretiye göre Tanrı bütün kainatı 10 Sefirot (Sayılar) aracılığıyla yaratmıştır. Sefira ya da çoğulu Sefirot'un sayısı on adet'tir. Sefirotların sayısı değişmez; toplam 10 dur. Bu sayı bir eksik ya da bir fazla olamaz. 10 Sefirayı birbirine bağlayan 22 yol vardır. Bu 22 yol Eski İbrani Alfabesindeki 22 harfe denk düşer. Her İbrani harfinin bir anlamı bulunmaktadır.
Tarihçe

Kabbala yetmiş kişiyle meydana getirilmiş bir fikir mahkemesi, yönetmelikten ibarettir. Bu dini yüksek fikirler gizli olarak belirli insanlara öğretildi. Sonra bu fikirler kitap şeklinde toplandı. Kabbala iki kitaptan oluşur:
  • 1- "Yaratılışın kitabı" anlamına gelen Sefer Yetsirah (Sepher Yetzirah).
  • 2-"Nur'un kitabı" anlamına gelen Sefer Ha-Zohar. Bu eser kainatın sırlarından bahsetmektedir.
Zohar'dan parçalar

  • Bütün ruhlar, cisimler, cemadad ve melaikeler, Tanrının tek olan varlığından doğmuştur.
  • Eşyada çokluk ve namütenahilik olmasına rağmen değişmeyen bir tek varlık vardır ki ona da Sefrit Sira veya Sefirot adı verilmektedir.
Kabbala alimleri fikirlerini Zohar'da kaydetmişlerdir. Tanrı birdir. Bütün varlıklar ondan doğmuştur. Onun varlığında anlayış, hikmet meydana gelmiştir. Hikmet baba, anlayış ise anadır. Bunlardan oğul olarak ilim doğmuştur. Akıldan Azamet ile Kudret meydana gelmiştir. Bunlar Tanrı'nın iki kolu mesabesindedir. Tanrı bunların birincisiyle hayatı doğurur: İkincisiyle onu yok eder. Kabbala tefekkürüne göre Tanrı hiçbir çıkar düşünmeden sevmek (aşk) ve kalp nuru aracılığıyla, ruh kendi benliğinden tecerrüt eder, aslına kavuşur. O zaman Tanrı'nın irade ve tefekküründen başka kendisinin irade ve düşüncesi kalmaz. İnsan için böyle bir İlahi Aşka malik olmak büyük nimettir.
azure09 - avatarı
azure09
Ziyaretçi
23 Ocak 2010       Mesaj #9
azure09 - avatarı
Ziyaretçi
arkadaşlar, bırakalım kabbala,yı sabeta,yı bunların bizim devletimiz ve insanlarımıza
neler yaptığına bakalım, türkleri özellikle müslümanlığı yoketmek için ne dolaplar çevirdiklerini inceliyelim.

bence soney yalçın 'ın efendi2 kitabını okumalısınız, beyaz türkler derken ne demek istendiğini daha iyi anlarsınız.
emrealtay - avatarı
emrealtay
Ziyaretçi
23 Mayıs 2015       Mesaj #10
emrealtay - avatarı
Ziyaretçi
Öncelikle forumda yada linkte belirttiğim kaynaktan Kuran'ın sırrı Kesişim adlı konuyu dikkatli okumanızı öneririm.
. Kabala
. Çekim Yasası
. Horusun Gözü
. Hologram Dünya
. Farkındalk Oyunu
. Çakralar
. Reiki ve Kundalini Reiki
. Burçlar ve Falcılık
. Aslı tesbih etmek olan tespih çekmek
. Ezoterik niyetler

Kabala ; kabalada der ki, bu realiteyi 2 ana unsur oluşturur. Almak ve ihsan etmek-vermek.İyilk etmek arzusu vermek arzusu yarattığı için yaygın kullanılan adı ‘yaradan’ dır der. Ve başlangıçtaki tasarlayan(ki burda Allah’tan bahsediyor) gibi tasarlayanlar olabileceğimizi söylüyor. Burda ilk etapta şeytanın en sevdiği tuzaklardan biri olan gizli şirke rastlayabiliriz. Ve burda vermek için almak dedikleri yöntem aslında tamamen almak için sahte bir verme isteği oluşturmasını, bu doğrultuda kişilerin Allah’a menfaat ile yaklaşmasını sağlamak içindir. Ve dine ters gelmemesi içinde bunun bir din olmadığını ve her dinden kişinin uygulayabileceğini söylerler.

Çekim yasası : Son zamanlarda yaygınlaşan bir diğer öğretide Secret , Türkçesi Sır adı altında kitapları basılan ve milyonlar satan Çekim yasası teorisidir. Bu öğretide ise tüm düşündüklerimizin yada sözlerimizin bize geri döndüğünü söyler. Yani kısaca düşündüğümüz yada bilinçaltımız olan her şeyin bize döneceğini ve bunu kullanmamızı söyler . Ve Albert Einstein in ; ‘insanlar ağızlarından çıkan kelimelerinin ve düşündüklerinin evreni dolaşıp onlara tekrar geri geldiğini bilselerdi çok dikkatli olurlardı’ sözüyle de desteklemeleriyle beraber aynı enerjilerin yada enerjiye sahip bireylerin birbirlerini çektiğini savunurlar. Evet bu tez doğrudur fakat gözden kaçırdığımız çok önemli iki nokta vardır.!

1.si Bu oluşum kişinin dışında gerçekleşmez, istemsiz bi şekilde oluşmuş bilinçaltı yada istemli şekilde oluşturduğu zihni kişiyi o noktaya sürükler . Kişi kendini o noktaya getirendir. Bunun bilincinde yada değildir yeterince!

2.si Nefsi inkar edemezsiniz kötü düşünceler her daim karşımıza çıkacaktır. Yada tam bilinç evresi, yani bilinçaltımızı tamamen yok ettiğimiz bir evrede zorlu bir ihtimal ! Peki ya daha düşüncelerimizin farkında olmadan düşüncelerimizin olması gerektiği fikrini bilinçaltımıza işlersek? Günümüz isteklerinin sınırının dahi olmadığınıda göz ardı etmessek eğer, İşte bu açıkça Kaos ’un teorisidir.



Horusun gözü (eski mısır inancı)

Ki bu bölümü çok severim; Wikipedia kaynaklı açıklamada; Horus’un gözü, biçimsel anlamıyla, Tanrı’nın "bir"liğini (tekliğini) matematiksel olarak gösteren bir semboldür. Bu anlam şöyle açıklanır: Bir bütün ikiye bölündüğünde 1/2 elde edilir. Bu da ikiye bölündüğü takdirde 1/4 elde edilir. İşleme bu şekilde hep ikiye bölme ile devam edilirse sırasıyla, 1/8, 1/16, 1/32 ve 1/64 elde edilir. Bunların tümü toplandığında ise 63/64 bulunur. Buradan şu sonuç çıkar: Bir bütün, sürekli olarak ikiye bölünmeye devam edilirse, toplam değerde, sonsuzluk hariç, hiçbir zaman bire, birliğe ulaşılamaz; yalnızca Mutlak (Tanrı) bir’dir. Horus’un gözü “glifler” denilen parçalardan oluşur ki, bu altı parça, sırasıyla, 1/2, 1/4, 1/8, 1/16, 1/32, 1/64’ü ifade eder.

Mantıksal olarak ilk başta tamamen matematiksel bir oyun olduğunu fark ederiz. 8 sayısıyla da aynı işlemi yapsanız aynı sonucu elde edersiniz. 64 ün katlarıyla da.

Ruhsal olarak baktığımızda ise; bütünden ayrılmış tüm bölünmüşlükleri bir araya toplasan da bütünlüğün eksikliği içindesindir. İşte arta kalan o 1 sayısı aslında birliğin eksikliğidir.
( Hologram Dünya )
der ki; beynindeki 2D bilgilerle 3D dünyanı oluşuruyosun.
Asıl olan bunun tam tersidir. Kişi kendi bilgilerini 2D olarak gözetmektende öte gözetebildiğininde hislerle içindedir ve hepsindedirde.! . . Örneğin Rabbimizin bizlerin bütününün içinde fakat boyutlarımızın dışında varolduğu ve gözettiği gibi bizlerde yalnızca kendi gerçeğimizn içindeyiz ve gözetenizdir. Yüce Allah bizim gözettiklerimizi de gözetebilendir. 2D fotoğraf yaratılması kendi bilgilerimizi hissiyatlarımızla algılamamızdan uzak tutulması adınadır.
Farkındalık oyunu
Tüm hastalıkları tedavi ettiği söylenilen farkındalık konusu neden Kuran da geçmez? Hz. Muhammed bundan habersiz olamazdı. Yada haberi olmuş olsaydı neden insanlıktan gizlemiş olsun. Yeni trend farkındalık ile bize anda kalmayı söylerler fakat eksik oldukları bir şey vardır. Mağrifet anda düşünebilmektir. Kuran bizlere düşünmemizi söyler hayaller kurmamızı değil zaten. Kuran da yalnızca hakikatin bilincinde olmayı söyler, peki ya hakikatten habersizsek bu farkındalık bilincemi aittir? Ilk önce bilinçaltına inandırdılar (ki bu gerçekte aklın arkayüzüdür), daha sonrada bilinçsiz bir farkındalık oluşturmaya çalışarak sübliminal mesajlarını, kişide oluşturdukları hakikatin bilincinden uzak oluşan farkındalıkla süsleyip bilinçaltına daha net işletip, kişiyi istedikleri yöne doğru kişilerin bilinçaltıyla yön verdirmektelerdir. Hızla değişen günümüz dünyasının olumsuz değişimini gizlemek ve ayak dahi uydurtmamaktır asıl amaç. Kişi kendini tanımadan nasıl bilebilirki kişiyi. Tefekkür sürecini geçirmeden kişi, topun ne yöne gidebileceğidir ancak bilebileceği. Eğer nereden nereye nasıl geldiğini bilemezse kişi nereye gideceğini nasıl bilebilirki? Bütünü göremeden, olan bitenin farkına varmadan oluşan andalık mıdır farkındalık? ve farkındalık sahibi olmaya çalışanların ortak bir sıkıntısı vardır, daima aklına düşüncelerin girdiğini ve anı böldüğünü söylerler, bunu vesvese olarak tanımlarlar, bundan kaçmaya çalışırlar. Çünkü ana odaklanıp oluşmuş sorunları ulaşmakta güçlük çekecekleri yerlere göndermişlerdir. Bu sorunun temeline inmedikçe ancak hırsız-polis oynarız. buda uyanıklığın tadını ortadan kaldırır ki tadını bozan asıl sebep ise; aslında Rabbi kişiyi tefekküre çekmeyi istemektedir, bunu gerek vesveseye müsade ederek gerekse kendi ilhamı üzerinden gerçekleştirir ki iki şekliylede bu gereklilik Rabbin isteğidir. Kişinin farkındalığından önce nefsini tanımasını ister ki kişi vesvese ve ilhamı birbirinden ayırt edebilsin ve kesişimi gözeterek kazanacağı anlayışını hem kendine hemde başkasına katabilsin. Nefsi tanımadan elde ettiğimiz farkındalıkta ne kadar dikkatli olursak olalım, kaçırdığımız şeylerin haddi hesabı yoktur. Ve tefekkürle, takvayla nefsi tanıdığımızda uyur dahi olsak Rabbin size bilmeniz veya görmeniz gerekenleri aktardığı şekline dahi duyduğunuz hayret ve mutluluk bir ömür farkındalığa yeterde artar bile..

Takvâya erenler var ya, onlara şeytan tarafından bir vesvese dokunduğunda (Allah'ın emir ve yasaklarını) hatırlayıp hemen gerçeği görürler. A'raf 201
Çakralar ;Bir çok öğretide kişinin 7 çakrası bulunduğuna ve bu çakraların Kuran ayetlerinde de yeri olduğuna, ayetlerin manası çarptırılarak dine uygun hatta dinin içinde olduğu gösterilmiştir.

Örneğin müminun 17 de; Andolsun biz, sizin üstünüzde yedi yol yarattık. der. Halbuki çakralar içimizde demediler mi?

Bakara 7 de; Onların gözlerinin üzerinde perdeler vardır. Der. (hatta burada kafa gözleri olarak çevirir ve saptırırlar da) Ve bunu da taç çakrası olarak nitelendirmişlerdir.

Kaf 22 ; Andolsun sen bundan gaflette idin; derhal biz senin perdeni kaldırdık. Bugün artık gözün ‘keskin’dir (denir). Mutaffifin 14 ve Casiye 20 de de kalp çakrasına işaret edildiğini söylerler. hadi 2 çakranın var olduğunu kabul edelim. Diğer 5 çakra nerde?

Bunların haricinde birde auranın renkleri olduğunu Fatir 27 ve Fatir 28 deki dağların ve canlıların renkli olmasını anlatmasından üretmişlerdir. Fatir 28 in devamında iseyalnızca bilginler ondan ürperir demesinde de bu ilme sahip olanların auraları gördüklerini söyler ve yukarıda söyledikleri kalp gözünün, tamamen zıttı bir anlayışla çelişkiye düşerler.. Kalbin göze ihtiyacı yoktur.! Çünkü kendinden ala göz yoktur ki o gözde yine Allah'a aittir.


Reiki : ellerle şifa yöntemidir ki buda çakra düzeninin bilgisini gerektiren bir uygulamadır. Bu konuda ise şunları dile getirmek isterim. Eğer ki böyle bir şey mümkün olsaydı tüm dünya bunun peşinde koşardı. Ve siz sözde şifacılar, böyle bir şifa yeteneğine sahip olsaydınız bunları çeşitli merkezlerde şov amaçlı değil de bundan edindiğiniz o derin ilmi paylaşım içerisinde olurdunuz. Şifa ancak Allah’tan gelir. Kişinin iyileşmeye olan gayreti ve isteği de. Eğer sizi kendisi tarafından iyileştireceklerine inandırırlarsa (ki bu inançla gidersiniz çoğu kez), sizin inancınızla etki ettiğiniz iyileşme sürecini kendilerinin gerçekleştirdiğine inanır ve de şifa sahibinin kendileri olduğunu düşünürsünüz. Ve bunu yapanların bir kısmı buna kendileri de inanmaktadır ki en kötüsüde böyledir.

Kundalini reiki ; basit anlayışlı fakat en zor ve en tehlikeli olan türevi olarak da bahsedilir. Tehditi çok büyüktür. En başta yaratıcının dişil olduğu vurgusuyla Allah’a haşa cinsiyet koymaya kalkmışlardır. O ‘nun cinsiyeti asla yoktur. Öğretiye gelecek olursak, bu öğretide ise kök çakranızda, yani kuyruk sokumunuzda olduğunu söyledikleri bir çakrada spiral şekilde uyuyan bir yılanın veya yılan benzeri bir enerjinin uyur olduğunu ve bu çalışmanın bunu var olmayan tepe çakraya kadar özümüz diye bize aksettirilen çakra bölgesinden dahi yükselterek çıkartmaya çalışmalarıdır. Yılan hepimizin kabul ettiği kadarıyla zehirli ve sinsi bir hayvandır. Rabbimin yarattığına kötüdür demek için söylemiyorum fakat geçmişten bu yana tanıdığımız şekli budur. Şimdi sizlere tek bir soru soracağım? Peki ya özünüze yılanı işlerseniz ve onu zihninize çıkartırsanız ne olursunuz ?

Burçlar; 7 milyar insanı burç sayısınca kategoriye sokmak şirktir. Kişinin özünü ancak Allah bilir.
Oysaki Kuran'da geçen burçlar, gökteki nesneler olarak ifade edilmiştir. Bundan çıkar sağlamaya çalışan sözde ilim sahipleri , kaos adına hizmet eden falcılardan farklı değillerdir.
Falcılar basit ama inanmışlara etkisi büyük önsezileri veyahut kimileride cinler yardımıyla kişide olası birkaç şeyi söylerler, söyledikleri konuların doğruluk payıyla inancı iyice artar. Bu doğrultuda kişiyi Kaos adına bir kadere yönlendirirler. Kişide oluşturdukları inancın desteğiyle ve çekim yasası hilesini, kişi üzerinden kullanarak, gerek hayırlı, gerek hayırsız söylemiş olduklarıyla nitekim kişiyi bekleyen gerçek kaderinizden saptırırlar. Kesişiminde etkisiyle bu durum çevrelerinde de olumsuz bir etkileşim sağlamaktadır. Bu durumda Günlük burç fallarından dahi kaçmamız gerekmektedir.
Andolsun biz gökte bir takım burçlar yarattık ve seyr edenler için onları süsledik (15/16)


Aslı Tesbih etmek olan Tespih Çekmek
Bu dosdoğru yolda dizilen tespih taşları (an'lar) düşünün ve her beyaz taşın Rabbinizi andığınız anlar olduğunu. Eğer gaflete düşüp Allah'ın varlığını unutursanız, araya bir siyah taş ekler ve bütünle olan bağlantınızı bölersiniz. Asıl önemli olan onun varlığını bir an olsun unutmamaya gayret göstermektir. Sizler her vakit Allah'ı tesbih edenlerden mi olacaksınız yoksa aklınıza geldiğinde tesbih çekenlerden mi?Onlar, ayakta dururken, otururken, yanları üzerine yatarken (her vakit) Allah´ı anarlar, göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin düşünürler (ve şöyle derlerMsn Happy Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın. Seni tesbih ederiz. Bizi cehennem azabından koru! (Sure No:3 Ayet No :191)

HASTALIKLARI İYİLEŞTİRMEK İÇİN NİYETLER (ezoterik)

Canı gönülden Kestirmeden, Allah'ım bana yardım et demiyorda, bakın ettiği duaya!

The Tao ~ Karen Danrich “Mila” kanalıyla
“Atalarımda ve şu andaki yaşam deneyimimde zamanla kaybolmuş olan tüm molekülleri geri almaya niyet ediyorum. Moleküllerimi başkalarına vermeme neden olan tüm karmayı ve başkalarını kurtarmam gerektiğine inanmama neden olan tüm kalıpları salıvermeye niyet ediyorum. Hasta olan veya devam eden yükselişimde zamanla hastalanmış olabilecek formun parçalarının moleküler kaybının orijinal nedenini anlamaya niyet ediyorum.”
“Atalarımda ve şu andaki yaşam deneyimimde başkalarına ait olan zamanla elde edilmiş tüm molekülleri iade etmeye niyet ediyorum. Başkalarından moleküller almama neden olan tüm karmayı salıvermeye niyet ediyorum. Atalarımda büyümeye, aşırı kilo almaya veya biçim bozukluğuna neden olan veya devam eden yükselişimde bunlara neden olabilecek formun parçalarının moleküler kazanımımın orijinal nedenini anlamaya niyet ediyorum.”
“Atalarımda radyoaktif serpintilerde kaybolmuş tüm genetik malzemeyi geri almaya niyet ediyorum. Genetik malzememin yıpranmasının orijinal nedenini salıvermeye niyet ediyorum. Tam bir bilgi rulosu ve yükselişin her bağlantı noktasında kristalin formda olmak için genetik malzememin yeniden oluşturulmasınaniyet ediyorum.”
“Eterik bedenimden, genetik ızgaramdan, yükseliş ızgaramdan, süptil bedenlerimden (zihinsel, duygusal, sezgisel ve yaratıcı), ışık bedenimden, çakra sistemimden ve daha büyük aura alanımdan kendi kişisel enerji imzamdan olmayan tüm ızgaraların geri gönderilmesine niyet ediyorum. Başkalarının benden aldığı tüm ızgaraları geri almaya niyet ediyorum ve ızgara geri dönerken melek krallığından alanımın her bölümünü yeniden dokumasını istiyorum. Holografik kayıtları paylaşabilmemiz için, rüya zamanında dünyanın tüm diğer bölgelerinden yükselen atalarıma bağlanmaya niyet ediyorum. Eterikteki hastalık makinelerinden ayrılmaya niyet ediyorum.”
“Dünya üzerindeki veya zaman, mekan ve formdaki tüm diğer yaradılış içindeki insanlara tüm chi verme karmik kontratlarımı salıveriyorum. Alanımdaki tüm deliklerin yeniden dokunmasına niyet ediyorum ve holografik eterik mavikopyamı gözeten meleklerden bunu istiyorum. Fiziksel olmayan hayat sonrasını sürdüren tüm atalarımın toplanmasına niyet ediyorum ve onlardan fiziksel olmayan ölümsüzlüğün dansına ve buna eşlik eden nesil tükenmesinin döngüsüne son vererek benimle birleşmelerini istiyorum. Yalnızca kalıtsallığımla ilişkili olan o atalarımın birleşmesine ve tüm diğerlerinin dünyanın merkezindeki auroraya geri dönmelerine niyet ediyorum.”
“Alanımdaki ve ışık bedenimdeki tüm çakralar ile birlikte eterik bedenimdeki her bir meridyendeki tüm çakraların açılmasına niyet ediyorum. Çakralarımın düzgün ve dengeli olan eşzamanlı zamanlamada dönmesini seçiyorum. Atalarımda ve şu andaki yaşamında zamanla kaybetmiş olduğumun çakralarımın parçalarını topluyorum; ayrıca başkalarına ait olan çakra parçalarının iade edilmesine niyet ediyorum ve ilişkili tüm karmayı salıveriyorum. her bir yükseliş seviyesinde formumu yeniden canlandırmak ve yükseltmek için yeterli chi sağlamak üzere gerekli tüm yeni meridyenlerin açılmasına niyet ediyorum. Yükselişte formumun sürekli yeniden canlanması için tüm meridyenlerimin yeterli ateş ve chi ile doldurulmasına niyet ediyorum. Eterik bedenimin üm meridyenlerini enerjilendirmek için ayaklarımın altı vasıtasıyla Dünya Anadan sürekli ve devam eden tarzda chi çekiyorum ve bu nerji akışından bağlantımı koparan tüm karmayı, kalıpları ve makineleri salıvermeye niyet ediyorum.”
“Yükseliş ızgaramdaki tüm deliklerin ve gediklerin yeniden dokunmasına ve geri alınmasına niyet ediyorum ve meleklerin şimdi bunu yapmasını istiyorum. Yükseliş ızgaramın yalnızca kendi atalarımdan gelen genetik bilgiden oluşmasına niyet ediyorum. Kendimin olmayan ızgaraları gönderene geri gönderiyorum, aramızdaki karmayı salıveriyorum. Atalarımdaki tüm soy ağaçlarının sadece benim gerçek mirasımdan olmasına ve yükseliş ızgaramın yapımında sadece kırmızı atasal DNA’nın kullanılmasına niyet ediyorum. Kendimin olmayan tüm soy ağaçlarını ve ilgili yükseliş ızgarasını gönderene geri gönderiyorum. Soy ağaçlarını ve ilgili yükseliş ızgarasını almış olanlardan bunları geri alıyorum, aramızdaki karmayı salıveriyorum.”
“Köle kalıtımım ile ilişkili tüm genetik malzemeleri uzaklaştırmaya ve yerine kristalin olan yeni genetik malzemelerin koyulmasına niyet ediyorum. Kristalin orijinden olan bilinçli RNA ve DNA olması için eterikteki bilinçli olmayan hücreleri yeniden yapılandırıyorum.”
“Yükselişimin en iyi yararına çalışan işlevsel Akaşik Kayıt Koruyucuya sahip olmaya niyet ediyorum. Eğer Akaşik Kayıt Koruyucum kaybolmuşsa veya manipüle edildiyse, onu ruhuma, üstruhuma ve kaynağa geri gönderiyorum ve onun yerine yeni bir melek gönderilmesini istiyorum. İşlevsiz Akaşik Kayıt Koruyucunun sonucu olarak gerçekleşmiş olan manipülasyonları iptal etmeye niyet ediyorum. Kayıp olan Işık Dilini geri almaya ve yaratımımın tınılarını almış olanlar ile karmamı salıvermeye niyet ediyorum. Doğuştan kalıtım ile gelen gerçek holograma sahip olmaya, onu geri almaya ve eğer o manipüle edildiyse yenisiyle değiştirmeye niyet ediyorum.”
“Yükselişimin en iyi yararına çalışan işlevsel Biyolojik Kayıt Koruyucuya sahip olmaya niyet ediyorum. Eğer Biyolojik Kayıt Koruyucum kaybolmuşsa veya manipüle edildiyse, onu ruhuma, üstruhuma ve kaynağa geri gönderiyorum ve onun yerine yeni bir melek gönderilmesini istiyorum. İşlevsiz Biyolojik Kayıt Koruyucunun sonucu olarak gerçekleşmiş olan manipülasyonları iptal etmeye niyet ediyorum. Kayıp olan biyolojik kayıtları geri almaya ve bilgilerimi almış olanlar ile karmamı salıvermeye niyet ediyorum. Yalnızca gerçek kalıtımımdan gelen kendi biyolojik bilgilerime yükselmeye niyet ediyorum.
” Yükselişimin en iyi yararına çalışan işlevsel Atasal (Atalara ait) Kayıt Koruyucuya sahip olmaya niyet ediyorum. Eğer Atasal Kayıt Koruyucum kaybolmuşsa veya manipüle edildiyse, onu ruhuma, üstruhuma ve kaynağa geri gönderiyorum ve onun yerine yeni bir melek gönderilmesini istiyorum. İşlevsiz Atasal Kayıt Koruyucunun sonucu olarak gerçekleşmiş olan manipülasyonları iptal etmeye niyet ediyorum. Başkalarına gitmiş olan soyağacımın kayıp kısımlarını geri almaya ve başkalarına ait olan soyağacının kısımlarını geri iade etmeye niyet ediyorum, ilişkili olan tüm karmayı salıveriyorum. Yükseliş yolumu oluşturmak için sadece gerçek mirasımı çekmeye niyet ediyorum. Soyağacımdan gelen kendime ait olmayan tüm karmayı iade etmeye ve bana ait olan karmayı geri almaya ve kendimi ve başkalarını bağışlamaya niyet ediyorum.”
“Zihinsel, duygusal, sezgisel ve yaratıcı bedenimin kayıp kısımlarını geri almaya niyet ediyorum. Başkalarının zihinsel, duygusal, sezgisel ve yaratıcı bedenlerinin kısımlarını onlara geri vermeye niyet ediyorum. Şimdi, meleklere süptil bedenlerimi yeniden dokumalarını ve eğer mümkünse bunları zamansızlık haline giren artan bir hızda döndürmelerini emrediyorum. Atalarımda ve bu yaşamımda süptil bedenlerimi manipüle etmiş olanlar ile tüm karmayı salıveriyorum.”
“Bana ait olmayan ışık bedenimin parçalarını iade etmeye niyet ediyorum. Başkaları tarafından taşınan bana ait ışık bedeni parçalarımı geri almaya ve ilişkili karmayı salıvermeye niyet ediyorum. Benden alınmış olan kayıp ışık bedenlerimi geri almaya niyet ediyorum. Geri aldığım tüm ışık bedenlerini ve onların solar pleksusuma bağlı ilişkili gümüş kordonlarını çözüyorum. Yükselmeye devam edebilen dengeli bir enerji alanı sağlamak için, ışık bedenimi ve daha büyük aura alanımı yeterli hızda döndürmeye niyet ediyorum.”
“Gizli fiziksel olmayan dünya teşkilatı tarafından oluşturulmuş olan yok olma (nesil tükenmesi) planlarından ayrılmaya niyet ediyorum. Tüm yok oluş dansına katılma anlaşmalarını salıvermeye niyet ediyorum. Eterik bedenimdeki, süptil bedenlerimdeki, çakra sistemimdeki, ışık bedenimdeki ve daha büyük aura alanımdaki tüm zehirli yılanların kovulmasına niyet ediyorum. Bunların enerji alanıma ve atalarıma girmesiyle ilişkili tüm karmayı salıveriyorum. Ayrıca bilinçsiz olarak ve bilmeden başkalarının alanlarına gönderdiğim tüm zehirli yılanları geri almaya ve bunları güneşte çözmeye niyet ediyorum. Zehir ve hastalık dansının dışına çıkmaya niyet ediyorum.”
“Atalarımda yapılmış olan başkalarını ölümüne zehirleşme anlaşmalarını salıvermeye niyet ediyorum. Benim veya atalarımın başkalarının enerji alanlarına gönderdiğimiz tüm zehirli yılanları ve zehirleri geri almaya ve bunları çözmeye niyet ediyorum. Atalarımda yapılmış olan beni ölümüne zehirleme ile ilgili başkalarının tüm anlaşmalarını salıvermeye niyet ediyorum. Zehirli yılanları yerinde tutan tüm meleklerin, devaların, DNA’nın ve ruhların yerine atalarımdan gelen yeni bilgilerin, ruhumdan, üstruhumdan ve kaynaktan gelen yeni meleklerin ve devaların gelmesine niyet ediyorum.”
“Atalarımdaki nükleer imha ile ilgili tüm karmayı salıvermeye niyet ediyorum. Ayrıca tüm savaş ve nükleer silah yapımı karmalarını salıvermeye niyet ediyorum.”
“Kundalinimde gümüş, soluk mavi ve yeşil olan yaratımın toksin giderici tınılarını çalıştırmaya niyet ediyorum. Yükselişteki formuma destek olmak için gerekli olan her şeyi yapmaya niyet ediyorum, buna günlük toksin giderme ritüelleri de dahil. İçinde yaşadığım şehirler ile karmamı tamamlamaya ve daha az toksik olan ve yükselme seçimimi daha iyi destekleyen daha nazik bir yaşam temposu olan kırsal bir bölgeye taşınmaya niyet ediyorum.”
“Formumun hastalanmasına neden olan veya gelecek yükselişimde formumun hastalıklı olmasına neden olacak olan tüm kalıpların orijinal nedenini ortaya çıkarmaya niyet ediyorum. Günlük toksin giderme ritüellerim ile meşgul olarak hastalıksız kalma veya hastalıksız yükselme seçiminde formumu desteklemeye niyet ediyorum.”

Son düzenleyen ahmetseydi; 23 Mayıs 2015 10:11