Cevap Yaz Yazdır
Güncelleme: 29 Eylül 2016  Gösterim: 88.520  Cevap: 4

Selahaddin Eyyubi

6 Kasım 2006 11:49       Mesaj #1
kompetankedi - avatarı
SMD Bir Dünyalı

Selahaddin Eyyubi

Ad:  Selahaddin Eyyubi1.jpg
Gösterim: 826
Boyut:  59.8 KB

(1138 Tekrit/ Irak-1193 Şam)
Eyyubî sülâlesinin kurucusu.
Sponsorlu Bağlantılar

İslâm tarihinin en büyük kumandanlarından biridir. Babası, Musul atabeylerinin bir valisiydi. 15 yaşında Atabey Nurettin Zengi'nin kuvvetlerine katıldı; kumandan olarak ilk başarısını Nurettin Zengi'nin Mısır Seferi sırasında kazandı (1164-1169). 1169'da Mısır'da Fatımî halifesi Adid'in veziri oldu. 1171'de Fatımî sülâlesinin egemenliğine son vererek kendisini Mısır sultanı ilân etti.

Fatımîler, Şiî mezhebine bağlıydılar. Selahattin daha çok politik önlemlerle Şiîliği yok ederek yerine Sünnîliği geçirdi ve Abbasî halifesi adına hutbe okuttu. 1174'te Nurettin Zengi'nin ölümü üzerine bağımsızlığını ilân etti. Kardeşlerinin yardımıyla Sudan, Suriye, Hicaz, Yemen vb. komşu ülkelere egemen olarak büyük bir İslâm devleti kurdu. Selahattin Eyyubî'nin başarıları Kudüs Haçlı Krallığı'nı ve koruyucusu Avrupa'yı tedirgin etmekteydi. Haçlılar bu endişelerinde haklıydılar.

Selahattin Eyyubî 1182'de bir daha dönmemek üzere Mısır'ı terk ederek ömrünün geri kalan kısmını Haçlılar ile savaşmakla geçirdi. 1187'de Taberiye Gölü yakınlarındaki Hıttin'de Haçlı ordusunu büyük bir yenilgiye uğrattı. Bundan sonra Filistin'i işgal etti ve 2 Ekim 1187'de Kudüs'ü aldı. Bu başarılar üzerine Avrupa'da Üçüncü Haçlı Ordusu hazırlandı. Başını Almanya, İngiltere ve Fransa krallarının çektiği büyük bir kara ve deniz ordusu Filistin'e geldi. Haçlılar Akka Kalesi'ni kuşattılar (1189). Kaleyi savunan Müslüman kuvvetlerinin direnmeleri ve Selahattin Eyyubî'nin dışarıdan sağladığı destek nedeniyle Akka ancak 1191'de alınabildi.

Ancak Selahattin Eyyubî, uyguladığı stratejiyle bu geçici yenilgiyi sonunda zafere çevirmeyi başardı. Uzun süren kuşatmalar ve çarpışmalar haçlı kuvvetleri üzerinde moral bozucu etkisini gösterdi; Akka'nın alınmasından sonra birçoğu Avrupa'ya geri döndüler. Geride kalanlar İngiltere Kralı Aslan Yürekli Richard'ın komutasında cesaretle dövüşmeye devam ettilerse de Selahattin Eyyubî kuvvetlerini yenemediler. 1192'de iki taraf arasında imzalanan barış antlaşmasına göre, Suriye'de dar bir kıyı parçası dışında, Kudüs de içinde olmak üzere bütün bölge Selahattin Eyyubî'nin yönetimine bırakıldı. Hristiyanların silâhsız olarak Kudüs'ü ziyaret etmelerine izin verildi. Selahattin zaferden kısa bir süre sonra Şam'da dinlenirken öldü. Eyyubî İmparatorluğu, kardeşleri, yeğenleri ve oğullarından hayatta kalanlar arasında bölüşüldü. Ancak hepsi Kahire'de oturan hükümdarı "en büyük hükümdar" olarak tanıdılar.

MsXLabs.Org & Morpa Genel Kültür Ansiklopedisi

Son düzenleyen Safi; 29 Eylül 2016 21:56


tuOneLa
6 Kasım 2006 12:42       Mesaj #2
tuOneLa - avatarı
Ziyaretçi

Eyyubiler


12. yüzyıl sonlarıyla 13. yüzyıl başlarında Irak’m yukan bölümlerinde, Suriye’nin büyük kesiminde, Mısır ve Yemen’ de egemenlik kurmuş İslam devleti.

Hanedana adını veren Salaheddin’in babası Eyyub (tam adı Necmeddin Eyyub bin Şadi), erkekleri 12. yüzyılda Irak ve Suriye Selçuklu hükümdarlarının hizmetinde paralı askerlik yapmış bir Kürt ailesinden geliyordu. Eyyub, Şam valiliğine atanınca, kardeşi Şirkuh’un da yardımıyla Haçlılara karşı Suriye’nin birliğini sağladı. 1173’te Eyyub’un ölümünden sonra Salaheddin, Şii Fatımi hanedanını ülkeden attı, Haçlılara karşı birleşik cephe oluşturmak amacıyla Müslümanları harekete geçirdi. 1187’de Kudüs’ü Haçlılardan geri aldı ve yaşadığı dönemde Mısır’ı dünyanın en güçlü İslam ülkesi durumuna getirdi. Salaheddin döneminde sağlanan birlik, ölümünden (1193) hemen önce dağıldı.

Topraklarını, iç işlerinde özerk melikler arasında bölüştürmesi Eyyubi yönetiminin yarı feodal bir aile federasyonuna dönüşmesine yol açtı. Salaheddin’in kardeşi el-Âdil (hd 1200-18) ve yeğeni el-Kâmil’in (hd 1218-38) dönemlerinde Eyyubilerin Franklarla ilişkileri yumuşadı. Kudüs Hıristiyanlara geri verildi ve ülkedeki hizipler susturuldu. Bununla birlikte el-Kâmil’in ölümünden sonra yeniden canlanan eski aile kavgalarıyla başlayan düşüş, Memlûklerin 1250’de Mısır’da iktidarı ele geçirmesiyle sonuçlandı. Bir süre daha varlıklarını sürdüren kuzeydeki yerel Eyyubi meliklikleriyse İlhanlılar ve Akko- yunlular tarafından ortadan kaldırıldı.

Şiileri ve Hıristiyanları kendi inançlarına döndürmeye çalışan Sünni Eyyubiler, Mısır ve Kudüs’e medreseyi getirdiler. Uygarlıkları, Fatımi uygarlığının daha gelişmiş ve yayılmış bir devamı niteliğindeydi. İnşa ettikleri Kahire Kalesi ve Halep kenti istihkâmları, askeri mühendislik alanındaki yüksek düzeylerini ortaya koyar.

kaynak: Ana Britannica

Son düzenleyen Safi; 29 Eylül 2016 19:46
Kutadgu
13 Nisan 2009 20:58       Mesaj #3
Kutadgu - avatarı
Ziyaretçi
Ad:  Selahaddin Eyyubi2.jpg
Gösterim: 784
Boyut:  52.7 KB
Haçlılar, İslâm dünyasını yıkıp parçalamak, Kudüs'ü ele geçirip doğunun hazinelerini ele geçirmek ve Müslümanları yok etmek için birleşmişlerdi. Başlarında, Avrupalıların Arslan Yürekli Richard dedikleri İngiltere Kralı bulunuyordu.Richard ve orduları, İslâm askerlerini kolayca mağlup edeceklerini sanıyorlardı. Fakat İslâm askerleriyle karşılaştıkları zaman bunun hiç de kolay olmadığını anladılar...

Müslümanların başında ilmî ve ve askerî dehasıyla tarihin en büyük kahramanlarından Selahaddin Eyyubi bulunuyordu.
Haçlılar, Selahaddin Eyyubi'nin bir avuç askerle koruduğu Akka Kalesi önünde aylarca beklemek zorunda kaldılar. Yapılan kanlı savaşların hiç birinde başarılı olamadılar. Artık Müslümanların elinden Kudüs'ü alma hayalleri sönüp gitmişti. Karşılarında ölümü hiçe sayan bir Sultan ve onun için canlarını fedaya hazır İslâm askerleri vardı... Haçlılar, hiç olmazsa Akka'yı düşürmek için çekirge sürüleri gibi kalabalık ordularla defalarca saldırdılar. Selahaddin Eyyubi Akka'dan çıkarak başka meydanlarda savaşmayı tercih etti.

Haçlılar, artık Kudüs'ü almayı düşünemez hale gelmişlerdi. Selahaddin Eyyubi, bu büyük Haçlı tehlikesini ve korkunç bir katliamı yenilmez iradesi, askerî ve siyasî üstün dehasıyla atlatmasını bildi. Eyyubi Devleti'ni kurarak İslâm tarihinde seçkin bir yer kazanan Selahaddin Eyyubi'nin babası Emir Eyyub'tur. Emir Eyyub Baalbek valisi iken Selahaddin doğmuş, öğrenimini burada tamamlayıp, bilhassa İslâmî ilimler ve edebiyatta üstün başarılar göstermiştir. Daha sonra Musul Atabeyi olan Emir Nureddin ile Mısır Seferine katılmış, Hıristiyan Kudüs Kralı'na karşı zafer kazanıp, Kudüs'ü fethetmiştir.


1174 Yılında Nurettin Atabek vefat edince, Mısır'da bağımsızlığını ilan ederek Eyyubi Devleti Ônin temellerini atmıştır. Bu arada çeşitli savaşlara girip; Filistin, Mısır, Suriye, Hicaz ve Yemen'in tek hakimi durumuna gelmiştir.


Selahaddin Eyyubi'nin ilme ve sanata karşı çok büyük bir sevgisi vardı. Önceleri bir hükümdar olmayı değil de, bir ilim adamı olmayı düşünmüştü. Selahaddin Eyyubi, alçak gönüllü, iyilik ve yardım sever, dürüst ve mert bir Müslümandı. Kısa zamanda kurduğu muazzam devlete ve zaferlere rağmen aslâ gurura kapılmadı. "Ben, Allah yolunun bir hizmetçisiyim," diyerek güzel bir ömür sürdü. "Kudüs işgal altındayken, ben nasıl gülebilirim ki?.." diyerek günlerce mahzun olarak yaşadığı rivayet edilir.
Selahaddin Eyyubi, Hicret'in 589. yılında, henüz 57 yaşında iken Şam'da vefat etmiştir. Vasiyeti gereğince kefeni bir mızrağın ucuna takılıp, ölümü Müslümanlara duyurulmuştur. Selahaddin Eyyubi'nin kefenini halka gösteren kişi şunları
söylemiştir:
"Ey Müslümanlar! İşte bunca devlet ve memleket sahibi olan Sultan Selahaddin vefat etti. Öyleyse, Allah'a kulluk ve ibadette gevşeklik göstermeyin. Çünkü bir gün mutlaka siz de öleceksiniz..."
Ruhu şad, mekânı Cennet olsun
.
Son düzenleyen Safi; 29 Eylül 2016 21:57
12 Temmuz 2011 10:55       Mesaj #4
ThinkerBeLL - avatarı
VIP VIP Üye

SALAHADDİN-İ EYYÜBİ


(1138 - 1193)
Tarihin en tanınmış Müslüman hükümdar ve kumandanlarındandır. Bü­yük İslâm mücahidi ve Haçlı savaşları­nın en büyük isimlerindendir.

Haçlılar'a karşı yapılan savaşlarda büyük cesa­ret ve kahramanlıklar gösterdi. Am­cası Şirguh'un Fatımî halifesi Adıd Lidinillah'ın vezir olması üzerine o da onun yardımcılığına getirildi. Aynı yıl, Şirguh ölünce, Selahaddin Mısır veziri oldu. Halifenin vefatı üzerine de Mısır'a hakim oldu. Fatımiler adı­na okunan hutbeyi Abbasi halifeleri adına çevirdi. Mısır'daki Fatımi ida­resinin son izlerini de ortadan kaldırdı ve onların eski toprakları üzerinde din ve eğitim sahasında kuvvetli bir siya­setin teşvik ve uygulayıcısı oldu. Se­lahaddin görünürde Şam ve Halep ha­kimi Nureddin b.

İmâduddin Zengi'ye tâbi idiyse de aslında müstakil ha­reket ediyordu. Nureddin'in H. 569/1174 tarihinde vefatı üzerine onun hakimiyetindeki bölgeler de
ka­milen Selahaddin'in eline geçti. Selahaddin, akrabalarını hakim olduğu bölgelere vali tayin ederek Haçlılar'a karşı şiddetli bir mücadeleye girdi. Takip ettiği siyasetle tüm İslami gayret ve heyecanı kendi etrafında birleş­tirdi. H. 583/1187'deki meşhur Hittin zaferiyle mukaddes belde Kudüs tek­rar Müslümanların eline geçti. Haç­lıların istilâ ettiği daha bir çok yeri kurtardı.

Kudüs'ün tekrar Müslü­manların eline geçmesi, III. Haçlı Seferi'nin başlamasına sebep oldu. Fransa Kralı II. Philippe Auguste, İn­giltere Kralı Aslan Yürekli Richard ve ve Alman İmparatoru Frederic ku­mandasında yola çıkan Haçlılar geri çekilmek zorunda kaldılar. Birkaç kı­yı şehri hariç sahip oldukları bütün yerlerden çıkarıldılar. Selâhaddin 22 yıllık hükümdarlıktan sonra H. 589/1193'de 57 yaşlarındayken Dımaşk'da öldü. Cesur, âdil, merha­metli ve âlim bir hükümdardı.

MsXLabs.org & İslam Ansiklopedisi
Son düzenleyen Safi; 29 Eylül 2016 19:52
29 Eylül 2016 21:31       Mesaj #5
Safi - avatarı
SMD MiSiM

EYYUBİLER


Selahattin Eyyubi tarafından kurulan İslam hanedanı (1174-1524). Hanedan, Mısır, Suriye, Filistin, Mezopotamya’nın kuzey bölümü ile Yemen’e de egemen oldu. Hanedan’a adını veren Eyüp bin Şadi bin Mervan, Azerbaycan'da Dvin şehri yakınındaki Acdanakan köyünde doğdu. Önce Şeddadilerin, sonra da Irak Selçukluları askeri valisi Bihruz’ un hizmetine girdi. Bihruz tarafından kendisine Tekrit ikta olarak verildi. Bir süre sonra, Musul Atabeyi Imadettin Zengi'nin tarafına geçti (1138), Şam’ın alınmasındaki hizmeti dolayısıyla Baalbek valiliğine atandı (1139/1140). Zengi'nin ölümü üzerine Eyüp, Börilerin hizmetine girdi. Böriler, ona Şam muhafızlığını verdiler. Zengi’nin oğlu Nurettin'in hizmetinde kalan kardeşi Şirkûh’a ise, ikta olarak Humus verilmişti. Şam'ın Nurettin tarafından alınmasında yardımları dokunduğu için Eyüp, Şam valisi olarak kaldı.

Nurettin, Fatımi veziri Şaver'e yardım etmek için Şirkûh'u Mısır’a gönderdi (1162). Şirkûh giderken yeğeni Selahattin'i de birlikte götürmüştü. Uzun süren savaşlar sonunda Şaver öldürüldü, Şirkûh onun yerine geçti. Ancak bir kaç hafta sonra, Şirkûh da öldü (1169). Selahattin vezir oldu, arkasından da hükümdarlığını ilan etti (1169). Kardeşi Turanşah’ı Yemen'i ele geçirmeye gönderdi Bu arada Fatımiler’e bağlı olan ya da yabancı güçlerden hoşnut kalmayanların ayaklanmalarını bastırdı. Selahattin, bağımsızlığını ilan etmesinden pek memnun olmayan Nurettin'in ölmesinden (1173) yararlanarak Suriye'yi ve Mezopotamya’nın bir bölümünü ele geçirdi. Bu arada Kudüs krallığı ndaki bunalımdan ve Bizanslılar’ın Haçlılar ile olan anlaşmazlıklarından yararlandı; Hattin'de Haçlılar ile yapılan savaşı kazandı.

Böylece 88 yıl sonra, Kudüs yeniden müslüman egemenliğine geçmiş oldu. Daha sonra, Sur, Trablusşam ve Antakya’yı aldı. Bu başarılarını, İslam dünyasında savaşçılıkları ile tanınan unsurlarla (Türkler vb.) birlikte, Mısır, Suriye ve Mezopotamya’dan sağlanan birliklerden oluşturduğu orduyla kazandı. Dış siyaseti de, düşmanları arasındaki anlaşmazlıklardan yararlanmaya ya da onlara karşı müttefikler bulmaya dayanıyordu, iki yüzyıl fatımi halifesine bağlı Mısır halkını, Bağdat halifesine bağladığı gibi, Fatımiler'in bütün izlerini silmek için de, fatımi para birimi yerine yeni bir para birimi getirdi. Ancak para değerindeki karışıklıklar ve artan harcamalar, devleti.tüccar ve emirlerden borç para almaya sürükledi.

Selahattin'in Haçlılar'a karşı elde ettiği bu zaferler, Batı’da yeni güçlerin meydana gelmesine neden oldu. Nitekim bu güçler kısa bir süre sonra, Kudüs dışında, Selahattin’in aldığı Suriye ve Filistin kıyılarının büyük bir bölümünü ele geçirdiler. Haçlılar’ı uzaklaştıramayacağın! anlayınca, onlarla barış yaptı, birkaç ay sonra da öldü. Selahattin daha hayattayken ülkesini oğulları ve kardeşi Adil arasında bölüştürdü: Mezopotamya’yı Adil'e, Şam'ı Efdal’e, Mısır'ı Aziz'e, Halep’i de Zahir’e verdi. Yemen, orayı ele geçiren kardeşi Turanşah'a halef olan Tuğtigin’in yönetiminde idi. Ayrıca Hama, yeğeni Takiyettin Ömer’e, Humus, Şirkûh’un torunu Mücahit’e bırakılmıştı.

Selahattin’in ölümünden sonra, oğulları arasında anlaşmazlık çıktı. Sonunda Adil, bütün ülkede birliği sağlamayı başardı. 1200'de Mısır’da sultanlığını ilan etti. Adil' in başlıca çabası, Selahattin’in imparatorluğunu ayakta tutmaktı. Ancak o da hayatta iken, ülkesini oğulları arasında bölüştürdü: Halep, Humus ve Hama'yı ailenin diğer emirlerine bıraktı. Şam ve Mezopotamya'yı oğullarına verdi. Ölünce yerine geçen Kamil, Eyyubi ailesinin birliğini sürdürmeye çalıştı. Ancak onun ölümünden sonra, Eyyubi devleti çökmeye yüz tuttu. Yerine Adil II, biraz sonra da büyük kardeşi el-Melıküs Salih geçti. Şam’ı aldı. Salih’in ölümüne doğru altıncı haçlı seferi sırasında, Haçlılar Dimyat'ı ele geçirdiler. ilerlemeye kalkınca bütün kuvvetleri ile imha edildiler, Salih'in yerine geçen karısı Şecerüddür, oğlu Turanşah V Mısır’a gelinceye kadar onun ölümünü gizledi. Turanşah, annesine bağlı Memluklar sayesinde, barış isteğinde bulunan Fransızların otuz iki gemisini batırdı, Louis IX’u, eşi ve kardeşi ile birlikte tutsak aldı. Bu zafer nedeniyle şımaran Turanşah öldürüldü. Şecerüddür yönetimi ele aldı; yüklü bir tazminat karşılığında Fransız kralı ve etrafındakileri serbest bıraktı (1250). Vergileri azalttı. Ancak, kadın bir hükümdar olarak iyi karşılanmayan Şecerüddür, saltanattan çekilmek zorunda kaldı. Melik Eşref II (Kamil’in torunu) ismen sultan idiyse de, iktidar Mısır Bahriye Memluklarından izzettin Aybek’in elinde idi. Sonunda Aybek’in hükümdar olmasıyla Bahriye Memlukları tarafından Mısır Eyyubi devletine son verilmiş oldu (1252).

Yemendeki, Eyyubi devleti de, Turanşah ile birlikte oraya gelen Resuliler’in eline geçti (1229); Şam, Halep ve Meyyafarikin Eyyubileri’ni Moğollar (1260) Humus Eyyubileri’ni Mısır Memlukları (1262), Hasankeyf Eyyubileri’ni ise, Ösmanlılar (1524) ortadan kaldırdılar.

Eyyubiler, aralarındaki anlaşmazlıklara rağmen, Mısır, Filistin ve Suriye’de birliği sağlamayı, Haçlılar’a karşı önemli bir güç oluşturmayı başardılar. Bu arada tarım ve ticarete de önem verdiler. Bu amaçla AvrupalIlar ile ticaret anlaşmaları yaptılar. Onların döneminde doğu sanat ve kültürü yeni bir nitelik kazandı.

—Güz. sant. Eyyubiler dönemi askeri ve yönetsel açıdan parlak olmakla birlikte, bu saltanatın kısa sürmesi ve sürekli savaşlar yüzünden, mimarlık alanında verilen ürünler fatımi sanatının uzantısı niteliğindedir. Bu dönemde Mısır’da yaptırılan camilerden günümüze ulaşan örnek yoktur. El-Melik ül-Adil Fahrettin’in Hısnıkeyfa’da yaptırdığı (1409) Camiürrızk’ın da yalnızca kalıntıları vardır. Derin bir niş biçimindeki taçkapıdan üç yanı revaklı, ortası şadırvanlı avluya geçilir. Girişin karşısındaki kubbeli ana mekânın yanlarında, medrese odaları oldukları sanılan kubbeli bölümler bulunur. Yapının K.-D. köşesindeki kare kaideli, silindirik gövdeli minare, dilimli küçük bir kubbeyle örtülüdür. Yatay silmelerle üç bölüme ayrılmış olan gövde, yalancı kemerler ve arabesk motiflerle süslüdür. Bu dönemin önemli bir yapı türü medreselerdir.

Makrizî bu dönemde Kahire ve Fustat’ta yirmi beş medrese yaptırıldığını bildirirse de bunlardan hiçbir iz yoktur, ilk örnek Selahattin Eyyubi’nin, imam Şafii'nin türbesi yanında yaptırdığı medreseydi (1180). Kâmiliye medresesi de (1225) dönemin önemli medreselerindendi. Bu yapılar arasında en dikkati çekeni Şam’daki Adiliye medresesi’ dir (1223). 1600 m2'lik bir alanı kaplayan bu medrese, ortada şadırvanlı avlunun çevresine yerleştirilmiş mescit, kubbeli türbe, büyük ve küçük eyvanlarla odalardan oluşur. Bu dönemin mezar anıtları arasında İmam Şafii’nin (1211), Ebu Mansur İsmail'in (1216) ve Melik Salih Eyüp'ün (1249/1250) türbeleri belirtilebilir. Bunlar Kahire’deki önceki mezar anıtları gibi kare kasnağa oturan tuğla kubbelidir. Melik Salih Eyüp'ün türbesi aşırı bezemeli kapısıyla ötekilerden ayrılır Eyyubiler döneminin kervansaraylarından da iz kalmamıştır (el-Kuseyr, el-Arus, Tuman, Kara, el-Etne).

Bu kervansaraylar, beşik tonozlu revaklarla çevrili bir orta avludan oluşan yalın yapılardı. Eyyubiler özellikle askeri mimarlık alanında başarılı örnekler vermişlerdir. Bunda haçlı savaşları yüzünden Batı ile ilişkilerin etkili olduğu sanılmaktadır. Selahattin Eyyubi’nin Kahire’de yaptırdığı surlar, transız üslubunda yuvarlak kulelerle güçlendirilmiştir (Burcuzafer). Yuvarlak konsollara oturan çıkma mazgallar ise Suriye etkisindedir.
Bu dönemde süsleme genellikle çok köşeli yıldızlar ve bitkisel motiflerden oluşur. Arabeskle birlikte özellikle nesih yazı kullanılmıştır.

Kaynak: Büyük Larousse
Selahaddin Eyyubi

Son düzenleyen Safi; 29 Eylül 2016 23:15


Daha fazla sonuç:
Selahaddin Eyyubi

Hızlı Cevap
Mesaj:


Kaynak:


Bu sayfalarımıza baktınız mı
paneli aç