Arama

Okul Öncesi Eğitim, Amaç ve İlkeleri

Güncelleme: 7 Nisan 2020 Gösterim: 104.652 Cevap: 5
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
1 Ocak 2006       Mesaj #1
Misafir - avatarı
Ziyaretçi

okulöncesi eğitim

Ad:  okul1.JPG
Gösterim: 478
Boyut:  33.5 KB

çocuğun ilk aylarından ilkokul çağına değin süren eğitim.
Sponsorlu Bağlantılar

İlgili kurumsal düzenlemeler gibi ilkokula başlama yaşı da ülkeden ülkeye değişiklik gösterir. Bu tür kurumlar Türkiye’de yuva, anaokulu ve kreş gibi adlarla anılır: Bazı ülkelerde (örn. ABD) okulöncesi eğitimin ikinci aşaması (genellikle 3-6 ya da 4-6 yaş arası) ilköğretimin parçası sayılırken, bazısında (örn. Almanya) ilkokul çağına gelmekle birlikte yeterince olgunlaşmamış çocuklar için bir ara aşamayla (Schulkindergarten) yer verilir.

Tarihi


Çağdaş okulöncesi eğitimde ilk girişimlerden biri Johann Friedrich Oberlin’in ana babalan tarlada çalışan küçük çocukların bakım ve eğitimi için 1767’de açtığı salle d’asile (Fransızcada “sığınma evi”) oldu. Avrupa’nın çeşitli yerlerinde benzerleri açılan bu kurumlar Fransa’da 1833’te devlet destekli ulusal eğitim sistemi kapsamına alındı; daha sonra da resmen ecole maternelle (anaokulu) adını aldı.

Robert Owen’ın 1816’da New Lanark’ta (İskoçya) kurduğu Karakter Oluşumu Enstitüsü 1,5-10 yaş arasındaki yaklaşık 100 işçi çocuğuna hizmet veriyordu. 2-5 yaş grubu için ayn sınıflar düşünülmüştü. Bu enstitünün yöneticisi James Buchanan 1818’de Londra’nın ilk anaokulunu (1-6 yaş) açtı ve New Lanark’ta geliştirdiği yöntemleri uyguladı. Buchanan’ın okulunu örnek alan eğitimcilerden Samuel Wilderspin okulöncesi eğitim konusunda ilk monografilerden bazısını yazdı. Wilderspin’in çok okunan bu yazılarından birinin İtalyanca çevirisinden etkilenen Katolik din adamı Ferrante Aporti 1829’da Cremona’da İtalya’nın ilk anaokulunu kurdu ve ahlaki, zihinsel ve fiziksel eğitimi birleştirmeyi amaçlayan bir program geliştirdi.

Almanya’da 1837’de Kındergarten adıyla ilk anaokulunu kuran Friedrich Froebel aynı zamanda çocukluk döneminin başlangıç evresine ilişkin ilk sistematik pedagoji kuramını geliştirdi. Çocuk eğitiminde oyun ve etkin katılımın önemini vurgulayarak “armağan” adını verdiği bir dizi oyuncak ve öğrenme aracı tasarladı. Onun ölümünü (1852) izleyen 25 yıl içinde Avusturya, Belçika, Kanada, Almanya, Macaristan, Japonya, Hollanda, İsviçre, ve ABD’nin başlıca kentlerinde Kindergarten’lar açıldı.

1892’de İtalya’da Rosa ve Carolina Agazzi adlı iki kız kardeş Aporti’nin anaokulu ile Froebel’in Kindergarten anlayışını birleştirerek İtalyan anaokulunun (scuola materna) ilk örneğini oluşturdular. Çocukların kendi eğitim araçlannı bulma etkinliğine katıldığı bu okulda günlük yaşamda kullanılanların yanı sıra Froebel’in simgesel nesnelerinden de yararlanılıyordu.

Okulöncesi eğitimde kendi adıyla anılan bir sistem geliştiren Maria Montessori de çocuğun kendi kendini yönlendirmesine ve bireysel inisiyatif kullanmasına büyük önem verdi. Bu sistemde öğretmen özel “eğitici aygıtları” sağlayıp ne yapılacağını gösterdikten sonra çekilerek çocuğu eğitim araçlarıyla baş başa bırakıyordu. Çocuklar genellikle yalnız çalışmakla birlikte grup etkinliklerine de yer veriliyordu. Montessori gibi bir tıp doktoru olan Ovide Decroly ise Belçika’da öncü çalışmalarda bulundu, ama ondan farklı olarak çocukların grup halinde Okuma Şigenobu 160 çalışmasını temel aldı ve eğitimde Agazzi kardeşler gibi günlük yaşamda kullanılan nesnelerden yararlandı.

İngiltere’de Grace Owen ve Margaret McMillan küçük çocukların sağlık ve çevre koşullarının iyileştirilmesi hareketine öncülük ettiler. Owen her konut bölgesi için bir anaokulu isterken McMillan da anaokullarına öğretmen yetiştirilmesi için üç yıllık bir kurs programı hazırladı. Owen’ın yönetiminde Manchester’da, McMillan’ın yönetiminde Deptford’da ve ayrıca Londra’da açılan merkezlerde yetişen anaokulu öğretmenleri İngiliz Uluslar Topluluğu’nun her yanında, ABD’de de ilk anaokullannda görev aldı.

20. yüzyılın ilk 10 yılında “kolektif” denebilecek bir yetiştirme biçiminin başlangıcına tanık olundu. Filistin’e yerleşen Yahudilerin kurduğu kibutzlarda çalışan annelerin çocukları için de yuvalar oluşturuldu. Günümüzdeki biçimiyle bu sistemde kibutzda ki bütün çocukların bir yaşma değin kaldığı ve annelerin emzirmek için geldiği bebek-evleri, 1-3 (ya da 1-4) yaş grubu için çocukevleri ve 7 yaşa kadar çocuklar için anaokulları vardır. 1-3 yaşındaki çocuklar günde birkaç saat kendi evlerine gönderilir. Anaokulu ise çocuğu ilkokula hazırlamayı amaçlar.

Kolektif okulöncesi eğitimin bir başka türünü oluşturan eski Sovyet cumhuriyetlerindeki kreşler («detskiye sady) ve Kindergarten’ler (yasli) 1919’da kuruldu. Bu kurumların oluşmasında N. K. Krupskaya’nın da katkıları oldu. SSCB’nin dağıldığı dönemde 2 aylık-3 yaş arası çocukların, ailelerinin isteğine bağlı olarak alındığı kreşler Sağlık Bakanlığı’na bağlıydı. Eğitim Bakanlığı’na bağlı Kinder gar teri' lerse 3-7 yaş grubundaki çocukları kabul ediyordu.

Türkiye’de ilk anaokulları ve anasınıfları uygulaması Tedrisat-ı İptidaiye Kanun-ı Muvakkatı’na (1913) bağlı Ana Mektepler Nizamnamesi’yle (1915) başladı. Gene 1915’te okulöncesi eğitim kurumlarına öğretmen yetiştirmek için İstanbul’da bir okul açıldı. 1919’da kapanan bu okul Cumhu- riyet’in ilanından sonra Ankara’da yeniden açıldı (1927). 1952 ve 1954’te yayımlanan yönetmeliklerde okulöncesi eğitimin önemi vurgulandıysa da bu tür kurumların yaygınlaşması sağlanamadı. 1961 tarihli ve 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu’nda okulöncesi eğitimin isteğe bağlı olduğu belirtildi. 1973’te yürürlüğe giren Milli Eğitim Temel Kanunu’nda ise okulöncesi eğitim kurumlannın bağımsız anaokulları olarak kurulabileceği, ayrıca anasınıflar olarak ya da ilgili öbür eğitim kurumlarına bağlı uygulama sınıfları olarak açılabileceği öngörüldü.

Son yıllarda özellikle büyük kentlerde yaygınlaşan okulöncesi eğitim kurumlarından 3-6 yaş grubu için olanlar anaokulu adıyla illerdeki Milli Eğitim Müdürlüğü’ne bağlıdır. 0-3 yaş grubu için açılan çocukevlerinin denetiminden ise Sağlık ve Sosyal Hizmetler Müdürlüğü sorumludur. Yuva ve kreş olarak da adlandırılan bu kurumlar özel olarak ya da kamu kuruluşlarınca işletilmektedir. Çocuk Esirgeme Kurumu yuvalan ile yetiştirme yurtları da 0-6 yaş arası çocuklar için okulöncesi eğitim hizmeti verir. 1990-91 öğretim yılında 171 anaokulu ile 3.454 anasmıfında toplam 113.388 öğrenci okulöncesi eğitim görmekteydi.

Çağdaş kuramlar


Anaokullarının ve öbür okulöncesi eğitim kurumlarının 20. yüzyılda yaygınlaşması çeşitli nedenlere bağlanabilir.

Bunlardan birincisi psikoloji, tıp, psikiyatri ve eğitim alanlarındaki uygulamalar sonucunda çocukluğun ilk dönemiyle bilimsel açıdan ilgilenilmeye başlamasıdır, ikinci bir gelişme çocuk bakımı ve anne baba eğitiminin öneminin kavranmasıdır. Çalışan annelerin çocuklan için daha önce kurulmuş bulunan kreş ve anaokullarının eğitim programlarını iyileştirme çabaları da bu gelişmeye katkıda bulunmuştur.

Okulöncesi eğitime ilişkin çeşitli çağdaş yaklaşımlardan söz edilebilir. Bunlardan bilinçsiz güdülere, libido gelişiminin ilk aşamalarına, kişiliğin temel öğeleri olarak ilkel benlik, benlik ve üst benlik kavramlarına yer veren psikanaliz kuramı Anna Freud ve izleyicileri tarafından okulöncesi eğitime uygulanmıştır. Anna Freud’un öğrencisi olan psikanalist Erik Erikson 1950’lerde çocuğun gelişiminde birbirini izleyen sekiz evre belirlemiş, her evrenin kendine özgü bunalımları olduğunu ileri sürmüştür. Bu bunalımlar güven-güvensizlik, özerklik-utanma ve kuşku, inisiyatif-suçluluk gibi iç çatışmalardan kaynaklanır. Normal gelişme bu aşamalardan geçilerek bunalımların atlatılmasıyla sağlanır. Bunalımların başarıyla atlatılması ise yalnızca çocuğun kendine değil içinde bulunduğu toplumsal ortama da bağlıdır. Bu nedenle okulöncesi eğitimde öğretmenlerin titizlikle yetiştirilmesi büyük önem taşır.

Okulöncesi eğitime önemli bir katkı da Jean Piaget ve izleyicilerinin geliştirdikleri gelişme psikolojisidir. Bu yaklaşıma göre çocuklar oldukça düzenli bir sıra izleyen zihinsel gelişim basamaklarından geçer. Bunların ilk ikisini oluşturan duyusal-devimsel zekâ (0-2 yaş) ile önişlemsel ya da temsili zekâ (2-7 yaş) basamakları çocukluğun ilk dönemine bağlanır. Duyusal-devimsel zekâ evresinde çocuk bir yandan dış dünyadaki nesne ve olayları kavrayabilmek için kaslarıyla duyu organlarını kullanmasını öğrenirken bir yandan da konuşma dili biçimlenmeye başlar. Görüp dokunamadığı bazı nesnelerin var olduğunu anlamaya, nesneler için sözcük ya da jest kullanmaya (simgeleştirmeye) başlar.

Önişlemsel evrede çocuğun dilinde en hızlı gelişme gerçekleşir. Çocuk hem dış dünyadaki nesneleri, hem de duygularını sözcükler ya da başka simgelerle dile getirir. Simetri duygusu edinmeye, sınama yanılma yoluyla çevreye uyum sağlamaya, sezgileri aracılığıyla nesneleri kullanmaya başlar. Piaget çocuklukta bilişsel öğrenme süreci ile kavram oluşumunun önemini ortaya koymuş, öğrenmede çevresel koşulların etkisini vurgulamıştır.

Son yıllarda beslenme bozukluklarının da çocuk gelişiminde önemli rol oynadığı anlaşılmıştır. Çeşitli ülkelerden elde edilen veriler özellikle 0-1 yaş arasında kötü beslenmenin (daha çok da protein ve demir eksikliğinin) zihinsel özürlülüğe yol açabileceğini göstermektedir. Bazı araştırmalar beslenme bozukluğunun beyinde kalıcı etkiler yarattığını, bazıları da erken yaşlardaki beslenme bozukluğunun yol açtığı ruhsal değişikliklerin ileri yaşlarda da sürebileceğini ortaya koymaktadır.
kaynak: Ana Britannica

Son düzenleyen Safi; 2 Ocak 2019 00:22
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
18 Kasım 2007       Mesaj #2
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Okul Öncesi Eğitim
Halen uygulanmakta olan Okul Öncesi Eğitim Programları, 1994-1995 eğitim öğretim yılında denenip geliştirilmek üzere uygulamaya konulmuştur. Yapılan araştırmalar ve uygulamalardan alınan geri bildirimler, öğretmenlerin bu programları uygularken konu öğretimine önem verip, hedeflere ve kazanılması beklenen davranışlara yeterince odaklanamadıklarını göstermiştir. Bu nedenle programların geliştirilmesi gereksinimi ortaya çıkmıştır.
Sponsorlu Bağlantılar

Geliştirme çalışmaları sırasında 0-36 aylık çocuklara yönelik Kreş Programı aynen bırakılmış, Anaokulu ve Anasınıfı Programları “36-72 Aylık Çocuklar İçin Okul Öncesi Eğitim Programı” olarak yeniden düzenlenmiştir.

Bu programın hazırlanmasında çağdaş program geliştirme yaklaşımları ve günümüzde kabul gören psikoloji kuramları dikkate alınmıştır. Öğretmenlerin daha önceki deneyimleri göz önünde bulundurulmuştur. Ayrıca çocukların insan haklarına, demokrasiye ve farklı kültürlere duyarlılık kazanmaları da amaç olarak benimsenmiştir.

Tüm programlarda olduğu gibi denenmek ve geliştirilmek üzere hazırlanan bu programın, ülke genelinde 36-72 aylık çocukların gelişimlerine ve okul öncesi eğitimin niteliğinin artırılmasına katkıda bulunması, ayrıca yönetici ve öğretmenlere uygulamalarda yol göstermesi beklenmektedir.

Okul Öncesi Eğitimin Amaçları


Okul öncesi eğitimin amaç ve görevleri, Türk Milli Eğitimin Genel Amaçlarına ve Temel İlkelerine uygun olarak;
1) Çocukların beden, zihin ve duygu gelişmesini ve iyi alışkanlıklar kazanmasını sağlamak;
2) Onları ilköğretime hazırlamak;
3) Şartları elverişsiz çevrelerden ve ailelerden gelen çocuklar için ortak bir yetiştirme ortamı yaratmak;
4) Çocukların Türkçeyi doğru ve güzel konuşmalarını sağlamaktır.

Okul Öncesi Eğitimin Temel İlkeleri


Okul öncesi dönem yaşamın temelidir. Bu dönemde öğrenme hızı çok yüksektir. Her yaş grubunun genel gelişim özellikleri ortaktır; ancak her çocuğun kendine özgü olduğu da unutulmamalıdır.
Okul öncesi eğitim bazı temel ilkelere dayanmaktadır. Bu ilkeler aşağıda verilmektedir.
1. Eğitimde çocuğun ve ailenin etkin katılımını sağlamak esastır.
2. Çocuğa verilen eğitim, onun gereksinimlerine uygun olmak zorundadır.
3. Çocukların gereksinimlerini karşılamak amacıyla demokratik eğitim anlayışına uygun eğitim ortamları hazırlanır.
4. Etkinlikler düzenlenirken çocukların ilgi ve gereksinimlerinin yanı sıra, okulun ve çevrenin olanakları da göz önünde bulundurulur.
5. Çocukların Türkçeyi doğru ve güzel konuşmalarına gereken önem verilir.
6. Eğitim çocuğun bildiklerinden başlar ve deneyerek öğrenmesine olanak tanır.
7. Oyun çocuklar için en uygun öğrenme yöntemidir.
8. Eğitimde çocuğun, kendine saygı ve güven duyması sağlanır, öz denetim kazandırılır.
9. Çocukla iletişimde, kişiliğini zedeleyici şekilde davranılmaz, baskı ve kısıtlamalara yer verilmez.
10. Okul öncesi dönemde verilen eğitim ile çocukların sevgi, saygı, işbirliği, sorumluluk, hoşgörü, yardımlaşma, dayanışma ve paylaşma davranışları geliştirilir.
11. Çocukların bağımsız davranışlar geliştirmesi desteklenir. Yardıma gereksinim duyduğunda yetişkin desteği, rehberliği ve güven verici yakınlığı sağlanır.
12. Çocuğun kendisinin ve başkalarının duygularını fark etmesi desteklenir.
13. Çocukların hayal güçleri , yaratıcı ve eleştirel düşünme becerileri, iletişim kurma ve duygularını anlatabilme davranışları geliştirilir.
14. Okul öncesi eğitimde çocuğun gelişimi ve okul öncesi eğitim programı düzenli olarak değerlendirilir.
15. Programlar hazırlanırken ailelerin ve içinde bulunulan çevrenin özellikleri dikkate alınır.

Son düzenleyen Safi; 1 Ocak 2019 14:44
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
18 Kasım 2007       Mesaj #3
Misafir - avatarı
Ziyaretçi

36-72 Aylık Çocuklar için Okul öncesi Eğitim Programı


1. Programın Tanıtımı


Program, okul öncesi eğitim kurumlarına devam eden 36-72 aylar arasındaki normal gelişim gösteren çocukların bilişsel, dil, psikomotor, sosyal-duygusal gelişimlerinin desteklenmesi ve özbakım becerilerinin kazandırılmasını esas almaktadır.
Yaratıcılık, tüm gelişim alanları ile ilişkili olduğundan ayrıca ele alınmamış, ancak plânlanan tüm etkinliklerde yer alması gerektiği öngörülmüştür.
Bu program, 1994 yılından bu yana uygulanmakta olan okul öncesi eğitim programı hakkında uzmanlardan, uygulamacılardan gelen geri bildirimlerin ışığında gerekli düzeltmeler yapılarak, çağdaş program geliştirme, gelişim ve öğrenme kuramları ışığında ve toplumun değişen gereksinimleri göz önünde bulundurularak düzenlenmiştir.
Program geliştirilirken okul öncesi eğitime ilişkin değişik program yaklaşımları incelenmiş, bu yaklaşımlardaki öğrenme-öğretme ortam ve süreçlerindeki yenilikler benimsenmiştir.

2. Programın Özellikleri


1. Program, gelişimsel gereksinimleri karşılayıp gelişim alanlarının birbiri ile dinamik etkileşimini destekleyerek çocuğun bütün gelişim alanlarındaki davranışlarını daha üst düzeye çıkarmayı hedeflemektedir.
2. Programda psikomotor, bilişsel, dil, sosyal ve duygusal gelişim alanlarına ilişkin hedeflere ayrı başlıklar altında yer verilmiştir. Ancak özbakıma yönelik davranışlar bir gelişim alanı olmamakla birlikte bu dönemdeki çocukların mutlaka kazanması gereken temel becerileri kapsadığından ayrı bir başlık altında (özbakım becerileri) yer almıştır.
3. Program, çocukların kendi ilgi alanlarının farkına varmasına, beceriler geliştirmesine, olanak tanımalıdır. Bunun yanı sıra ilgi ve motivasyonları birbirinden farklı olan çocukların bireysel özelliklerinin göz önüne alınmasına da olanak sağlamalıdır.
4. Program, özel eğitime gereksinim duyan çocuklar için de öğretmen tarafından gerekli düzenlemeler yapılarak kullanılır.
5. Öğretmen, eğitimi plânlarken ve uygularken bu programda yer alan hedeflerden uygun olanlarını seçmeli ya da çocuğun gelişim gereksinimlerine göre ek hedefler oluşturmalıdır.
6. Programda verilen örnek “Eğitim Durumları” birkaç etkinliğin birleşmesinden oluşmaktadır. Öğretmen, programını hazırlarken birden fazla etkinliği bir araya getirerek, seçtiği hedeflerin ışığında kendi içinde bütünlüğü olan “Eğitim Durumları” hazırlamalıdır.
7. Etkinlikler, çocuğa yalnızca bilgi kazandırmamalı, onu araştırmaya, incelemeye, denemeye yönlendiren özelliklere sahip olmalıdır. Etkinlikler uygulanırken öğretmen, çocukta ilgi ve merak uyandırmalı, sezdirerek öğrenme ön plâna çıkarılmalıdır.
8. Hedeflerin ve kazanılması beklenen davranışların geliştirilmesinde,hiçbir zaman konu merkezli öğretim benimsenmemelidir.
9. Her hedefin kısa sürede ve bir hedefin her çocuk tarafından aynı sürede kazanılamayacağı dikkate alınarak hedefler yıl içerisinde tekrarlanmalıdır.
10. Öğretmen, eğitim süresi içinde hedef ve davranışların kazanılıp kazanılmadığını sürekli gözlemlemelidir.
11. Öğretmen, her çocuk için gözlediği davranışlar hakkında özel notlar tutmalı, daha sonra bu notları “Davranış Değerlendirme Formları” na kaydetmeli, böylece, çocukların gelişim özellikleri de izlenmiş ve değerlendirilmiş olmalıdır.

3. Programın Uygulanmasıyla İlgili İlkeler


Bu programın uygulanması sırasında öğretmenlerin dikkat etmesi gereken temel ilkeler aşağıda başlıklar altında verilmektedir.

3.1. Çocuğun Tanınması


Öğretmen, eğitim sürecini plânlarken, uygularken ve değerlendirirken;
  • ·Çocukların gelişimsel özelliklerini, ilgi ve isteklerini, gereksinimlerini,
  • ·Çocuğun ailesinin ve içinde bulunduğu çevrenin özelliklerini,dikkate alır.

3.2. Eğitim Etkinliklerinin Plânlanması


Öğretmen, eğitimi daha nitelikli bir düzeye getirmek için yıllık ve günlük plânlar hazırlamalıdır. Plânları hazırlarken programda verilen örneklerden yararlanabileceği gibi gereksinime ve çevreye göre değişik plânlar da hazırlamalıdır.
Verilen örnek eğitim durumları birkaç etkinliğin birleşmesinden oluşmaktadır. Öğretmen, plânını hazırlarken aldığı hedefe uygun olarak birden fazla etkinliği bir araya getirebilir.
Eğitim süreci plânlanırken özel gereksinimi olan çocuklar için ek hedefler ve bunlara uygun etkinlikler oluşturulmalıdır.

3.3. Eğitim Ortamlarının Düzenlenmesi


Çocuğa eğitim ortamında sunulan olanaklar, hedeflere ulaşılacak nitelikte ve genel eğitim ilkeleri (basitten zora, yakından uzağa, somuttan soyuta gibi) göz önünde bulundurularak düzenlenmelidir. Eğitim ortamı sınıf içi ile sınırlı kalmamalıdır.
Eğitim ortamı oluşturulurken, çevrede bulunan artık materyallerden, günlük yaşamda kullanılan gerçek materyallerden ve kaynak kişilerden yararlanılmalıdır. Bu amaçla, ailelerin ve toplumun katılımı sağlanmalıdır.
Ortam düzenlenirken; evcilik, fen ve doğa, sanat, blok, kitap, müzik, kukla vb. köşelerin mutlaka bulunması gerektiği unutulmamalı ve değişik etkinliklere uygun yeni köşeler de oluşturulmalıdır.
Düzenlenen eğitim ortamları bireysel ve grup çalışmalarına olanak vermelidir.
Ortam, çocuğun kendini güvende hissedeceği şekilde hazırlanmalı ve tehlikelerden uzak olmalıdır.

3.4. Eğitim Materyallerinin Sağlanması


Öğretmen materyalleri sağlarken bu materyallerin;
  • ·Çok amaçlı olarak (birden fazla etkinlikte) kullanılabilmesine,
  • ·Ucuza mal edilebilmesine,
  • ·Çocukların aktif katılımına olanak sağlayacak özellikte olmasına,
  • ·Yapılandırılmamış olmasına,
  • ·Çocukların ilgisini çekebilecek özellikte olmasına,
  • ·Kolay yıpranmayan sağlam ve çocuklara zarar vermeyecek malzemeden yapılmış olmasına,
  • ·Kullanımının kolay ve pratik olmasına, dikkat etmelidir.
Öğretmen ayrıca;
  • ·Materyal hazırlarken (flaşkartlar-resim kartları, model yapımı, kuklalar vb.) çocukların yardımcı olmasına fırsat vermelidir.
  • ·Çocuğun çalışabileceği materyali kendisinin seçebilmesine ve gerektiğinde kendi materyalini kendisinin oluşturmasına olanak sağlamalıdır.
  • ·Sınıf ortamında bulundurulan materyallerin, çocuğun tüm öğrenme ilgilerini ve gereksinimlerini karşılayabilecek nitelikte olmasına özen göstermelidir.

3.5. Eğitim Etkinliklerinin Uygulanması

  • ·Etkinlikler uygulanırken; çocukların aktif katılımı sağlanarak onların okulda arkadaşları, evde ise aileleri ile birlikte ortak amaç doğrultusunda yönlendirilerek sorumluluk almaları desteklenmelidir.
  • ·Etkinlikler sırasında bireysel çalışmalarla, küçük ve büyük grup çalışmalarına dengeli olarak yer verilmelidir.
  • ·Seçilen etkinlikler çocuğun yaşantılarından yararlanılarak oluşturulmalıdır.
  • ·Etkinlikler, çocukların bildiklerinden ve başarabildiklerinden başlayarak plânlanmalı, bu doğrultuda geliştirilmeli ve zenginleştirilmelidir.
  • ·Etkinlikleri uygulamaya başlamadan önce, gerekli materyallerin sınıf içinde hazır bulundurulması önemlidir.
  • ·Etkinliklerin başlatılmasında ve sürdürülmesinde çocukların etkin katılımları sağlanmalıdır.
  • ·Gün içinde uygulanan birden fazla etkinlik bir bütün oluşturmalıdır.
  • ·Etkinliklerin uygulanmasında esneklik ilkesi göz önünde bulundurularak çocukların düşünceleri ve tercihleri dikkate alınmalı, onların ilgi ve tercihleri doğrultusunda hareket etmelerine olanak verilmelidir. Öğretmen, plânda yer alan etkinliklerin sıralarını değiştirebilir, sürelerini kısaltıp uzatabilir ya da fırsatı değerlendirerek farklı çalışmalara yer verebilir.

3.6. Eğitimin Değerlendirilmesi


Değerlendirme eğitim sürecinin en temel öğelerinden biridir. Değerlendirme;
a)Çocuğun gelişiminin değerlendirilmesi,
b)Programın değerlendirilmesi,
c)Öğretmenin kendini değerlendirmesi olarak farklı yönlerden ele alınmalıdır.
a) Öğretmen, çocuğu değerlendirirken onun kazanılması beklenen davranışlarındaki gelişmesini, eğitim süreci içinde incelemelidir. Bu değerlendirmeyi sadece tek bir etkinliğe yönelik olarak değil, gün içinde değişik etkinlikler sırasında gözlem şeklinde yapmalı ve daha sonra bu gözlem sonuçlarını gözlem kayıt formlarına geçirmelidir. Çocuklar tek tek çağrılarak çocuğa yapması gerekenler söylenip, yapıp yapamadıklarının listelenmesi şeklinde bir değerlendirme kesinlikle yapılmamalıdır.
Çocuk tek bir gözlem sonucuna göre değerlendirilmemelidir. Özellikle küçük yaş gruplarında gelişim hızlı olduğu için gözlemler daha sık yapılmalıdır.
Ek 4’te verilen örnek değerlendirme formu, eğitim durumları için belirlenen hedef ve hedef davranışların çocuklar tarafından kazanılma durumunu, dolayısıyla çocuğun gelişimini değerlendirmek üzere hazırlanmıştır. Bu form aynen kullanılabileceği gibi öğretmen tarafından hazırlanacak/hazırlanmış başka formlar da kullanılabilir.
Ailelere her yarı yılda gözlem sonuçlarına dayanarak hazırlanmış en az bir gelişim raporu verilmelidir.
Gelişim raporlarında gözlem sonuçları somut örneklere dayandırılarak sunulmalıdır. Bu rapor; iyi, orta, zayıf ya da güzel, katıldı, katılmadı şeklinde karne biçiminde hazırlanmamalıdır. Ayrıca çocuklar kesinlikle yaramaz, dikkatsiz gibi ifadelerle etiketlenmemelidir. Öğretmen Ek 7’de verilen gelişim raporu örneklerini kullanabilir.
b) Program değerlendirilirken, programın tüm boyutları (hedefler, kazanılması beklenen davranışlar, eğitim durumu) ele alınarak, bunlar arasındaki tutarlılıklar, plânlanan ile uygulanan arasındaki durum, uygulamada ortaya çıkan yeni gereksinimler belirlenir.
c) Öğretmen; kendi kendini değerlendirirken programın ve çocukların değerlendirilmesi sonucunda elde ettiği verileri analiz etmelidir. Bu değerlendirmeler doğrultusunda hazırladığı plânını, eğitim ortamını ve kullandığı materyalleri gözden geçirerek uygulamalarını geliştirmelidir.
Bütün bu değerlendirmeler sonucunda elde edilen veriler bir sonraki yılın programı hazırlanırken kullanılmalıdır.

3.7. Ailenin Çocuğun Eğitimine Katılımının Sağlanması


Okul öncesi eğitimde çocukta istenen davranışların geliştirilmesi için okul aile işbirliğinin sağlanması önemlidir. Bu nedenle eğitim yılı başında kurum yöneticileri ve öğretmenler bir araya gelerek, aileleri programa ne şekilde katabileceklerini kararlaştırmalıdır.
Veli toplantıları her yarıyılda en az iki kez yapılmalıdır. Ayrıca ailelerin öğretmenle bireysel görüşme yapabilmeleri için de olanak sağlanmalıdır.
Öğretmen, her çocuğun evine bir yarıyılda en az bir kez ev ziyareti yapmaya özen göstermelidir. Ev ziyaretlerinde çeşitli etkinlikler yapılabilir.
Örneğin:
  • ·Evdeki rutin işlerin öğrenme yaşantısı olarak nasıl kullanılabileceği ailelere gösterilebilir.
  • ·Çocuk ve ailenin birlikte oynayabileceği oyun ya da etkinlikler plânlanabilir.
  • ·Çocuğun da görev alıp yapımına yardım edebileceği bir oyuncak yapılabilir.
  • ·Ailenin, çocuğun gelişimi hakkında bilgi almak istediği konular varsa bu konularda bilgilendirilebilir.
  • ·Çocuk ve ailesi ev ortamında gözlemlenebilir.
Ailelerle yapılan görüşmelerde, konuşmaya her zaman çocuğun olumlu ve başarılı olduğu konularla başlanmalıdır. Daha sonra çocuğun güçlendirilmesi ve desteklenmesi gereken alanlar ifade edilmeli, bunun için okulda ve evde neler yapılabileceği konuşulmalı, ailelerin plânlama ve uygulamalara etkin katılımı sağlanmalıdır.
Eğitimde okul-aile işbirliğinin sürekliliğini sağlamak için aileler, okulda yapılanlar hakkında sürekli olarak bilgilendirilmelidir.

4. Programın Uygulanmasıyla İlgili Açıklamalar


  • ·Programda 36-60 aylık ve 60-72 aylık çocukların gelişimsel özellikleri ayrılarak verilmiştir. Hedef ve hedef davranışların 36-72 ay aralığında alınmasındaki amaç ise eğitimciye esneklik ve serbestlik kazandırmaktır. Eğitimci, bu hedef ve hedef davranışları seçerken kendi çocuklarını dikkatle gözlemlemeli, verilen maddelerden uygun olanını seçmelidir.
  • ·Okul öncesi eğitim kurumlarında çalışan tüm personel; sözleriyle, davranışlarıyla ve duygularıyla çocukların varlıklarından mutlu olduklarını hissettirmelidirler.
  • ·Çocuklar sorumluluk almalı ve aldıkları sorumlulukları yerine getirmeleri konusunda desteklenmelidir.
  • ·Kurallar çocuklarla birlikte oluşturulmalıdır.
  • ·Özel günler (doğum günü, okula başlama günü, ayrılıklar, hastalıklar, ailede özel günler, bir kardeşin dünyaya gelmesi, özel konuklar, ziyaretler, güncel olaylar vb.) önemsenmeli, çocuğun da bu konuda bilinçlenmesine yardımcı olunmalıdır.
  • ·Çocuklar, günlük program kapsamında hangi etkinliklere yöneleceklerine ilişkin tercih ve plânlama yapma şansına sahip olmalıdırlar. Böylece çocuklar kendi seçimlerini yapma, verdikleri kararlar doğrultusunda sorumluluk üstlenme ve plânlama yapma fırsatını elde edeceklerdir.
  • ·Eğitim durumları plânlanırken çocukların çevreyi gözlemleme, bilgi toplama, ifade etme gibi becerilerini geliştirmelerine yardımcı olacak etkinliklere sıklıkla yer verilmelidir.
  • ·Sürekli aynı çocuklarla, aynı materyallerle ve aynı oyun köşelerinde oynamayı tercih eden çocuklar; diğer çocuklarla farklı materyallerle ve farklı oyun köşelerinde de oynamaya özendirilmelidir.
  • ·Grupta liderlik özelliği taşıyan çocuklara kendilerini bu yönde geliştirmeleri için fırsat verilmelidir. Bunun yanı sıra diğer çocukların da liderlik özelliği geliştirebilmeleri için gerekli koşullar sağlanmalıdır.
  • ·Çocukların kendilerini tanıma, kendi gelişimlerini izleme ve başkası ile kendisi arasındaki benzer ve farklı özellikleri ayırt etme konusunda deneyimler kazanmaları için çeşitli olanaklar sağlanmalıdır.
  • ·İstenmeyen davranışların gözlendiği durumlarda; ceza uygulama (gruptan atma, başka bir gruba göndermekle ya da müdür gibi diğer şahıslarla tehdit etme, tek ayak üzerinde durdurma, başka odaya kapatma, daha önceden hak ederek aldığı bir ödülü geri alma ya da almakla tehdit etme, kulak çekme, çocukları etkinlikten mahrum etme vb.) ya da çocukları etiketleme, onların sorunlarını çözmek yerine artıracağından bu tip davranışlardan kaçınılmalıdır. İstenmeyen davranışları yok etmede olumlu davranışları öne çıkarma ve pekiştirme kullanılmalıdır.
  • ·Plânlanan çalışmalar çocuklarda merak uyandırmalıdır. Onları soru sormaya, durumu sorgulamaya ve araştırmaya yönlendirmelidir. Sordukları sorulara gelişim düzeylerine uygun ve yeterli cevaplar verilmelidir.
  • ·Öğretmen, problem durumlarında çocukların kendi kendilerine çözüm yolu bulmaları için fırsat vermelidir.
  • ·Öğretmen doğru, açık, yalın ve anlaşılır bir Türkçe kullanmalıdır.
  • ·Etkinliklerden sonra ortamın toplanması ve temizlenmesinde çocuklara sorumluluk verilmelidir.
  • ·Çocuklar, dinlenme saatlerinde uyku için zorlanmamalıdır. Uyumak istemeyen çocuklar için çeşitli etkinlikler plânlanmalı ve uygulanmalıdır.
  • ·Mönü hazırlanırken çocukların da fikirleri alınmalıdır.
  • ·Öğretmen, gerekli güvenlik önlemlerini aldıktan sonra etkinliklere başlamalıdır.
  • ·Hedefler, günlük etkinlik programı içinde yalnızca rutin etkinliklerle değil, değişik etkinliklerle de (drama. müzik vb.) kazandırılabilir.
  • ·Beceri kazandırmada özellikle doğal ortamlardan ve bu ortamlarda bulunan malzemelerden yararlanılmalıdır.
  • ·Beceriye dayalı etkinlikler düzenlenirken bunlar hiçbir zaman yapılandırılmış bir ders gibi düşünülmemelidir. Beden eğitimi, müzik, drama, oyun bir yöntem olarak kullanılmalıdır.
Son düzenleyen Safi; 1 Ocak 2019 14:36
Pasakli_Prenses - avatarı
Pasakli_Prenses
Ziyaretçi
7 Ekim 2008       Mesaj #4
Pasakli_Prenses - avatarı
Ziyaretçi

5. 36-72 Aylık Çocukların Gelişim Özellikleri



5.1. 36-60 Aylık Çocukların Gelişim Özellikleri


Psikomotor Gelişim

1. Çizgi üzerinde yürür.
2. Daire etrafında döner.
3. Çift ayakla uzağa atlar.
4. Çift ayakla sıçrar.
5. Geri geri çift ayak sıçrar.
6. Tek ayak üzerinde sıçrar.
7. Tek ayak üzerinde 5-7 saniye durur.
8. Ayak değiştirerek iner-çıkar.
9. Yuvarlanmakta olan topa tekme atar.
10. Atılan topu yakalar.
11. Yerden zıplayan topu yakalar
12. Topu kendisi sıçratıp yakalar.
13. Bir metre yukarı atılan topu yakalar.
14. Hareket halindeki büyük bir topu ayağı ile durdurur.
15. 20 cm. yükseklikten atlar.
16. Kendine doğru zıplatılan topu yakalar.
17. Parmak ucunda yürür.
18. Topuk ve ayak ucuyla yürür.
19. Topuk ve ayak ucuyla geri geri yürür.
20. Dokuz blokla kule yapar.
21. Plastik çivi tahtasına çivi takar - söker.
22. Daire şeklini çizer.
23. Kare şeklini çizer.
24. Üçgen şeklini çizer.
25. Makasla basit şekilleri keser.
26. Oyun hamuru gibi yumuşak materyalleri kullanarak değişik şekiller oluşturur.
27. Çeşitli şekiller çizer ve boyar.
28. İpe boncuk, makarna vb. dizer.
29. Çeşitli malzemelerle baskı yapar.
30. Bir kaptan başka bir kaba sıvıları boşaltır.
31. Ritme uygun dans eder.

Özbakım Becerileri


1. Düğmesiz ve bağsız giysileri yardımsız giyinir.
2. Yardımla saçını tarar.
3. Giysisindeki büyük düğmeleri ilikler-çözer.
4. Giysilerinin önünü-arkasını ayırt eder.
5. Ellerini yıkar.
6. Dişlerini fırçalar.
7. Sözel ipuçları ile tabakları, peçeteleri, çatal ve kaşıkları doğru yerleştirerek sofra kurmaya yardım eder.
8. Boyuna uygun bir askıya ceketini veya hırkasını asar.
9. Masada kirlettiği kendine ait yeri temizler.
10. Gece gereksinim duyduğunda uyanır ve tuvalete gider.
11. Burnunu mendille siler.
12. Ev işlerine yardım eder.
13. Kendisine ait eşyaları toplar.
14. Yardım ile bıçak kullanır.

Sosyal-Duygusal Gelişim

1. Toplum içinde kendisinden beklenen uygun davranışları gösterir.
2. Yetişkinlerin konuşmalarına katılır.
3. Aldığı sorumlulukları yerine getirir.
4. Nezaket kurallarını uygular.
5. Kendisinden küçüklere sevgi ve ilgi gösterir.
6. Oyuncaklarını paylaşır.
7. Yetişkinlerin yönettiği grup oyunlarına katılır.
8. Diğer çocuklarla çeşitli oyunlar oynar.
9. Basit kurallı oyunlar oynar.
10. Sırasını bekler.
11. Haklarını korur.
12. Övgüden hoşlanır, yaptığı işin beğenilmesini ister.
13. Kendisi ile ilgili sorulara uygun cevaplar verir.
14. Duygularını ifade eder.
15. Bir sorunu olduğu zaman yardım ister.
16. Sofra kurallarına uyar.
17. Adını, soyadını ve yaşını bilir.

Bilişsel Gelişim

1. Büyük-küçük, az- çok, açık-kapalı, uzun-kısayı resimde ayırt eder.
2. 4-8 parçalı yap-bozu yapar.
3. Sayı ile nesne arasında ilişki kurar (1'den 10'a kadar).
4.1'den 10'a kadar sayar.
5. Yetişkinin istediği sayıdaki nesneyi verir (1'den 10'a kadar),
6. İki yarım daireyi birleştirip daire yapar.
7. Nesnelerin neden yapıldığını söyler.
8. “Neden evimiz, kitabımız, saatimiz, gözlerimiz vardır” gibi soruları cevaplandırır.
9. Tamamlanmamış insan resmine kol ve bacak çizer.
10. Resmi gösterilen mesleklerin adını söyler.
11. Meslekler ile kullandıkları araç-gereçler arasında ilişki kurar.
12. Kısa bir süre gösterilip gizlenen tek nesne resimlerinin neye ait olduğunu hatırlayarak söyler.
13. Artık materyalleri kullanarak özgün bir ürün yaratır.
14. Ana ve ara renkleri eşleştirir.
15. Ana ve ara renklerle ilişki kurar.
16. Ana ve ara renkleri gruplar.
17. Ana ve ara renkleri sıralar.
18. Verilen nesneleri açıktan koyuya, koyudan açığa doğru sıralar.
19. Bir olayı oluş sırasına göre anlatır.
20. Gösterilen resimlerle ilgili öykü oluşturur.
21. Objeleri temel özelliklerine göre gruplar (hayvanlar, sebzeler, çiçekler)
22. Resme bakarak nesneyi tanımlar.
23. Dil, boyun, kol, diz, parmak gibi beden parçalarını gösterir.
24. Neden-sonuç ilişkisi kurar.

Dil Gelişimi

1. Konuşmalarında bağlaç kullanır.
2. Kendi kendine bir şarkı, şiir, tekerleme söyler.
3. Yaptığı günlük işlerle ilgili olarak, sorulan sorulara cevap verir.
4. Konuşmalarında sıfat kullanır.
5. Konuşmalarında ifadelerin olumsuz biçimlerini de kullanır.
6. “Neden, nasıl, kim?” gibi soru sözcüklerini kullanarak tümceler kurar.
7. Konuşmalarında kişi zamirlerini kullanır.
8. Konuşmalarında yer bildiren ifadeleri doğru olarak kullanır (Önünde, arkasında gibi).
9. Konuşmalarında tümcenin temel öğelerini kullanır.
10. Konuşmalarında işaret zamirini kullanır.
11. Duygularını adlandırır.
12. Dün, bugün, yarına ilişkin zaman bildiren sözcükleri doğru olarak kullanır.

5.2. 60-72 Aylık Çocukların Gelişim ÖzellikleriPsikomotor Gelişim


1. Denge tahtasında ileriye-geriye doğru yürür.
2. Başlama ve durma komutlarına uyarak tempolu yürür.
3. Kendi başına ip atlar.
4. Kendi bedeni etrafında döner.
5. Ayak değiştirerek merdiven iner ve çıkar.
6. Atma ve tutma davranışlarını gerektiren etkinliklere katılır.
7. Yardımla sekerek yürür.
8. Ritmik hareketleri yapar.
9. Topu yakalayabilmek için ellerinden çok kollarını kullanır.
10. Orta boy topu yerde birden fazla sıçratır.
11. Parmak ucunda koşar.
12. Topukları üzerinde koşar.
13. Yaklaşık 30 cm yükseklikten atlar.
14. Ritmik olarak seker.
15. Tek ayak üzerinde 8-10 saniye durur.
16. Düşmeden 10 kez öne doğru çift ayak sıçrar.
17. Kâğıt üzerine çizilmiş basit şekilleri keser.
18. Hamur gibi yumuşak materyalleri kullanarak 2-3 parçadan oluşan şekiller yapar ve bunlardan bir kompozisyon oluşturur.
19. Modele bakarak daire, kare, dikdörtgen ve üçgen çizer.
20. Yatay, dikey, eğri ve eğik çizgileri ve bunların kombinasyonlarını çizer.
21. İşaret parmağı ile diğer elinin parmaklarını sayar.
22. Üç metre uzaktaki hedefe top atar.
23. Baskı ve yapıştırma işlemlerini düzgün olarak yapar.
24. Yetişkin gibi kalem tutar.
25. 1-5 arası rakamları kopya eder.
26. İsmini kopya eder.
27. Eksiklerle çizilmiş insan resmini tamamlar.
28. Ev, araba, insan, ağaç gibi tanıdık resimleri çizer ve bunlardan bir kompozisyon oluşturur.

Özbakım Becerileri


1. Elini, yüzünü yıkar, kurular.
2. Kendi kendine giyinir-soyunur.
3. Giysilerindeki düğmeleri çözer-ilikler.
4. Yemek yerken uygun araç-gereci kullanır.
5. Dişlerini fırçalar.
6. Saçlarını tarar.
7. Bıçakla yumuşak nesneleri keser.
8. Bıçakla ekmeğine yumuşak nesneleri sürer.
9. Ayakkabılarını bağlar.
10. Tabağına servis tabağından yiyecek alır.
11. Duruma ve hava şartlarına uygun giyecekleri seçer.
12. Tuvalet gereksinimi ile ilgili işleri yapar.

Sosyal-Duygusal Gelişim


1. Toplum içinde kendisinden beklenen uygun davranışları gösterir.
2. Kızgınlık, mutluluk, sevgi gibi duygularını belli eder.
3. Başkalarının duygularını anlar.
4. Kurallı oyunların kurallarına uyar.
5. Başkalarına oyunun veya etkinliğin kurallarını açıklar.
6. Sorumluluk alma ve kurallara uyma davranışlarını gösterir.
7. Kendine güven duyar.
8. Yeni ve alışılmamış durumlara uyum sağlar.
9. Yapı-İnşa oyunları plânlar ve oynar.
10. Grup kurallarına uyar.
11. Kendi arkadaşlarını kendisi seçer.
12. Zaman, yer ve ayrıntılarla ilgili bilgi verildiğinde gerçeğe yakın dramatik oyunlar oynar.
13. Sorulduğunda ailesi ile ilgili bilgi verir.
14. Sorulduğunda adresini ve telefon numarasını söyler.
15. İş birliğine dayanan oyunlara katılır.
16. Kendisini ifade etmede özgün yollar kullanır.
17. Duygusal durumunu ifade etmede dramatik oyunu ve çeşitli araçları kullanır.
18. İstediklerine ulaşmada sosyal olarak kabul edilebilir davranışlar gösterir.
19. Kendi cinsiyetinden memnuniyet duyar.

Bilişsel Gelişim


1. Bedeninin parçalarını kendi üzerinde adlandırır ve resimle eşleştirir.
2. Artık materyalleri kullanarak özgün bir ürün oluşturur.
3. 10-25 parçalı yap-bozu yapar.
4. Aynı dokuya sahip 6-10 nesneyi eşleştirir.
5. Aynı dokuya sahip 6-10 nesneyi gruplar.
6. İki üçgeni birleştirerek kare yapar.
7. 20'ye kadar atlamadan sayar.
8. 1-10 arasında verilen nesne grupları ile rakamları eşleştirir.
9. Nesneleri kullanarak toplama ve çıkarma yapar (1’den 10’a kadar).
10. Yaşadığı şehrin ve sokağın adını söyler.
11. Dün, bugün ve yarın ile ilgili konuşur.
12. Daha önce dinlediği öyküleri içeriğine uygun olarak anlatır.
13. Nesneleri bir özelliğine göre (renk,şekil,boyut gibi) gruplandırır.
14. Sorulan sorulara kendine özgü cevaplar verir.
15. Nesnelerin bir sıra içindeki konumunu (birinci, ikinci, üçüncü gibi) isimlendirir.
16. Haftanın günlerini sırasıyla söyler.
17. Kısa bir süre gösterilip gizlenen resimdeki nesneleri hatırlar.
18. Sağını- solunu gösterir.
19. Gösterilen iki resimden birinde var olan farklılıkları gösterir.
20. Günlük yaşamda kullanılan sembolleri tanır.
21. Yarım ve bütün olan nesneleri gösterir.
22. Belli bir olaydan sonra ne olacağını tahmin eder.
23. Nesneler arasındaki benzerlik ve farklılıkları gösterir.
24. Eşleştirme, ilişki kurma, gruplandırma ve sıralamayı neye göre yaptığını açıklar.
25. Basit neden- sonuç ilişkilerini açıklar.
26. "En az, en çok, birkaç"ın anlamını bilir ve uygun davranışı gösterir.

Dil Gelişimi


1. Günlük deneyimlerini anlatır.
2. Birbirini izleyen üç emir tümcesinde istenileni sırası ile yerine getirir.
3. Tekil ve çoğul ifadeleri birbirine dönüştürerek kullanır.
4. Bazı sözcüklerin eş ve karşıt anlamlarını bilir.
5. “Ne zaman, neden, nasıl” gibi soru sözcüklerini içeren soruları cevaplar.
6. “Çünkü, daha sonra” gibi bağlaçlar kullanarak konuşur.
7. Olayları oluş sırasına göre anlatır.
8. Yer bildiren sözcükleri yerinde ve doğru olarak kullanır.
9. İsteklerini uygun tümcelerle ifade eder.
10. Birleşik tümceler kullanır.
11. Basit şakalar yapar.
12. Tümcelerinde genellikle özneye uygun fiil kullanır.
13. Kullandığı tümce yapıları yetişkininkine yakın olur.
14. Soyut ifadeleri anlar.
Son düzenleyen Safi; 1 Ocak 2019 14:32
Safi - avatarı
Safi
SMD MiSiM
1 Ocak 2019       Mesaj #5
Safi - avatarı
SMD MiSiM

Oyun Çocukluğu Başlangıcı(2 - 3 yaş dönemi):


Çocuklar iki yaş dolayında ayrı bir birey olduklarının farkına varırlar. Bu da bağımsızlık duygusu, kendini kabul ettirme çabası, çevre ile çatışmaya girmesi, inatlaşması anlamına gelir. Zaman zaman neden direndiğini bilmeksizin bunu sürdürür. Böyle durumlarda inada - inatla, öfkeye - öfke ile yanıt verme gereksizdir.

Beş adımda ne yapmalı?
  1. Soğuk kanlı olmalı, savaşmamalı! (önce kendiniz, sonra çocuk sakinleşene dek konuşmayın)
  2. Kararlı ve tutarlı olmalı.
  3. İsteğin neden gerçekleşemeyeceği anlatılmaya çalışılmalı
  4. Zaman vererek pes demeyeceğinizi, kararlığınızı, sakinleşmesini beklemeli
  5. Bu arada ilgisini başka yöne kaydırmaya çalışarak o konudan uzaklaştırma çabasında bulunmalı
İnatlaşmamak, iki-üç seçenek sunarak kendi seçimi olduğunu düşündürmek.

Motor - Sosyal - Duygusal Gelişim:


Bu yaş döneminde beceriler artmış, ince motor hareketler oluşmuştur. El ve parmaklar rahatça kullanılabilir, yardımla giysilerini giyebilir. Oldukça gelişmiştir. Başkasının oyuna katılmasından hoşlanır, ancak paylaşmayı çok iyi bilmediklerinden oyunlar kısa sürelidir.
Oyuncak paylaşmaması bu dönem özelliği olup çocuğun bencilliğini göstermez. Paylaşım uygun koşullarda 3 yaşından sonra gelişir. Bu dönemde yavaş yavaş iletişim kurma başlayabilir. Ancak bu dönemde korkular başlayabilir. Çocuklara korkuların yersiz olduğunu anlatmak değil, kaygılarını anladığımızı göstermek ve azaltmak temel çaba olmalıdır.

Bilişsel Gelişim:


Bu yaş döneminin başlangıcında en belirgin özellik yetişkin davranışlarının dikkatle izlenmesi, gözlemlenmesi ve taklit edilmesidir. Uzun bir süre önce gördükleri, duydukları en ufuk bir ayrıntıyı anımsayabilirler. Büyük - küçük, uzun - kısa, az - çok, kavramları öğretilebilir. İyi - kötü, doğru - yanlışı basit oyunlarla vurgulamanın ve öğretmenin en uygun yaşıdır.

Dil Gelişimi:


Oyun çocuğunun bu ilk dönemlerinde dil gelişimi hızlı olur. İki - üç kelimelik basit tümceler kurulur. İsteklerini, duygularını anlatabilir. Çevrenin çok sık kullandığı sözcükleri, anlamına uygun olarak söyleyebilir. (Sıcak, Soğuk; Büyük v.s.)

Okul Öncesi Eğitim, Amaç ve İlkeleri

Bedensel Gelişim:


İlk yaşta görülen hızlı ağırlık ve boy artışı (büyüme hızı) yavaşlamış olarak sürer. İki yaşında ortalama 12 - 14 kilo ve 83 -86 cm. değerlerinde olan çocuklar üç yaşında 41 - 16 kilo ve 93 - 96 cm. boyunda olurlar. Diş gelişimi 3 yaşına dek çoğu kez tamamlanır.

Bu Yaş Döneminde Hangi Oyuncaklar Seçilmeli?
  • 5 - 6 renkli küp üst üste konabilir.
  • Topu havaya atabilir.
  • Tek ayak üstünde duracak oyunlar oynayabilir.
  • Nesneleri dizmeyi, boy - renklerine göre sıralamayı yapabilir.
  • 6 - 12 parçalık büyük yap - boz oyunu oynayabilir.
  • Hamurları şekillendirmeye çalışabilir.
Neler yapılmalı?
  1. Olumlu davranışlar övülmeli. Ancak bir övgü abartmaya kaçmaksızın doğal akış içinde olmalı
  2. Zaman zaman övgüden öte ödüller kullanılmalı (Bu tatlı yiyecekler şeklinde olursa ileri yaşlara kayan alışkanlık ve hatalı toplum beslenmesi oluşabilir.
  3. Uyku öncesi yanına oturup yada uzanarak kısa öyküler okunmalı, anlatılmalı (Özellikle baba - çocuk ilişkisi yararlı olup jest,mimik ve ses tonu ile ilgi çekici durum yaratılabilir.)
  4. Çocuğunuza sık olarak temas edin, okşayın, sarılın. Sevginizi beden diliyle gösterin. İçten bir öpücük çocuğu sonsuz mutlu eder.
  5. Olayları çocuğun gözü ile görmeye, anlamaya çalışın. Kendinizi onun yerine koyun (Size çok ters gelen bir olay onun gözünde farklı olabilir.)
  6. Kendi doğrularınızı ısrarla kabul ettirme yerine onu anlamaya çabalayın.
  7. Gülümsemeye zaman ayırın. Sıcak bir gülme çocuğunuzun, temel güven duygusu gelişmesinde, önemli bir adımdır. Öte yandan sizinde olaylara her zaman olamasa bile daha iyimser bakmanızı sağlar.
  8. Kendinizi rahatlatmanın, sakinleşmenin bir yolu da paylaşımdır. Eşinizle konuşun, duygu ve düşüncelerinizi, iş yükünüzü paylaşmaya çalışın.
  9. Çocuğunuzla tüm günü birlikte geçirmeniz mümkün değilse gerçekten üzülmeyin. Tüm bu önerilerin gerçekleşemediği gergin ebeveyn - çocuk ilişkisi yerine 'nitelikli birliktelik' denilen, kısa süre de olsa yoğun yaşanan olumlu ilişkilerin çok daha anlamlı olduğunu unutmayın. (Özellikle çalışan anneler kesinlikle kendinizi suçlamayın)
  10. Korkuları ile dalga geçmeyiniz. Abartmayın ve gülmeyin. Onu anlamaya çalışarak yanında olduğunuzu hissettirin, güven verin. Örneğin; karanlıktan korkan bir çocuk için gece camdan dışarı ışıkları sönük evlerle ilgili olumlu öyküler anlatabilirsiniz.
  11. Çocuğunuz ile gece karanlığında yürürken yıldızlar, ay ile ilgili konuşmalar yapabilirsiniz.
  12. Evde loş bir ortamda saklambaç ya da körebe oynayabilirsiniz.
  13. Gece hafif bir gece lambası ve sevdiği oyuncaklar ile uyumasını sağlayabilirsiniz.
BEĞEN Paylaş Paylaş
Bu mesajı 1 üye beğendi.
SİLENTİUM EST AURUM
Finn and Jake - avatarı
Finn and Jake
VIP 🐻 Bear ✔
7 Nisan 2020       Mesaj #6
Finn and Jake - avatarı
VIP 🐻 Bear ✔
Okul Öncesi Çocuklar Parçacık Fiziği Öğrenmeli

(Fizikçi Karen Gibson'un, çocuklara parçacık fiziği öğretmeye okul öncesi çağda başlanmasının önemini vurgulayan makalesinin çevirisini sunuyoruz. Dr.Gibson, Carnegie Mellon Üniversitesi'nden doktora derecesini aldı. Fermilab CDF deneyinde ve LUX deneyinde çalıştı.)

Okul öncesi çocuklar sayıları ve sözcükleri öğrenebiliyorsa, onlara neden kuarklar ve elektronlar öğretilmesin?

Parçacık fiziğinin standart modeli harikulade bir kuramdır. Temel dayanakları, diğer bilimsel araştırma alanlarında olduğu gibi sağlam biçimde kurulmuştur. İşte bu nedenle parçacık fizikçilerine naçizane bir öneride bulunmak istiyorum: Çalışmalarınızı okul öncesi çağındaki çocuklara anlatın.

"Ne? Okul öncesi çocuklar mı? Bunu neden yapayım ki? Çok erken olur, anlamazlar!" diyebilirsiniz.

Ad:  Screenshot_2020-04-07 Okul Öncesi Çocuklar Parçacık Fiziği Öğrenmeli BilimFili com.png
Gösterim: 54
Boyut:  518.0 KB

Elbette derse elektrozayıf Lagrangian'ı yazarak başlamamalısınız. Önemli olan, isimleri ve basit kavramları tanıtmak. Küçük yaştaki çocuklara elektronlardan, protonlardan, atomlardan ve hatta kuarklardan söz edilmemesi için hiçbir neden yok.

Bilim okur yazarlığı tüm diğer okur yazarlıklar gibidir. Çocukların bir konuya kendilerini yabancı hissetmemeleri ve anlamaya başlayabilmeleri için düzenli olarak o konu hakkında bir şeyler duyuyor olmaları gerekir. Çocuklara okumayı ya da aritmetiği nasıl öğrettiğimizi düşünün:
Ebeveynler ve öğretmenler sözcükleri, sayı saymayı ve toplama çıkarma yapmayı göstermeye, öğrenciler bu kavramları bütünüyle anlamaya hazır olmadan çok önce başlar. Hepimiz anlayış kapasitemizin sınırlarını zorlayarak öğreniriz.
Parçacık fiziği son derece karmaşık olabilse de temel amacının her şeyin en temelde nelerden oluşmuş olduğunu açıklamaya çalışmanın okul öncesi çocuklara ilginç geleceğini de unutmayalım. Çocuklar sandalyelerinin, yiyeceklerinin ve elbette kendi bedenlerinin temel bileşenleri hakkında bilgi edinmek ister. Lambayı yakmak için düğmeye dokunduğunuzda, elektronların duvardaki kablolardan geçişini keşfetmeye okul öncesi çocukların bayıldığını birinci elden deneyimledim.

Doğal olarak çocukların kuarklar hakkındaki öğrenimi okul öncesi çağda başlayıp bitmemelidir. Bu bilgiler düzenli olarak her sınıfta sunulmaya devam edilmelidir. Böylece çocuklar ortaokul ya da liseye geldiklerinde, parçacık fiziğini daha derin düzeyde kavramaya hazır olacaklardır. Kavramlar onlara korkutucu ya da yıldırıcı gelmeyecek ve "bu konular bana göre değil" demeyeceklerdir.

Peki okul öncesi çocuklar her şeyi anlar mı? Hayır. Yanlış anladıkları şeyler olabilir mi? Kuşkusuz. Bu sorun olur mu? Kesinlikle olmaz. Aslına bakarsanız, halka açık dersler veren fizikçilerin anlattıklarını, dinleyicilerin kaç tanesinin kavrayabildiğini bilmek isterdim. Bu yetişkinlerden bazılarının yanlış anladığı şeylerin, basit bir sunumun sonunda küçük çocukların yanlış anladıklarıyla boy ölçüşebileceğini duyarsam şaşırmam.

Başarılı bir sunumun en önemli yanı, mesajın basitleştirilmesidir. İletmek istediğiniz bir ya da iki temel düşünceye bağlı kalın. Öğrencilerin ilgisini sürdürmek için onlara bolca soru yöneltin. Konuşmanız 10 dakika civarında olsun ve ardından sınıfın etkinliğe katılımını sağlayın. Çocuklar eğlensin ve etkinliğin gidişatını kendi beceri ve ilgileri belirlesin. Onlara şarkı söyletebilir, komik danslar yaptırabilir ya da resimler çizdirebilirsiniz. Son olarak yaptıklarınızı birlikte özetleyin. Çocuklara sorular sorun ve onların da size sormasına izin verin.

Dokunma duyusunun kullanımı da önemli. Beş yaşındaki oğlumun gittiği Montessori okulundaki öğretmenler, üç ve dört yaşındaki çocuklara sayıların karelerini ve küplerini öğretiyor. Öğretmenler bu fikirleri gösterebilmek için minik boncuklardan yapılmış fiziksel kareler ve küpler kullanıyor. Dört basamaklı sayıların nasıl toplanacağını göstermek için birleri ve onları temsil eden boncuk zincirleri kullanıyorlar. Daha uzun boncuk zincirleri de yüzleri ve binleri temsil etmek için kare ya da küp biçiminde katlanıyor. Peki oğlum bu matematiksel kavramları benim anladığım gibi anlıyor mu? Hayır, ama ileride bunu yapabilmesini sağlayacak temeli kazanıyor.

Ad:  Screenshot_2020-04-07 Okul Öncesi Çocuklar Parçacık Fiziği Öğrenmeli BilimFili com(1).png
Gösterim: 50
Boyut:  151.6 KB
Karen Gibson ICHEP2016 sırasındaki
sunumunu yaparken görülüyor.
Telif: Emily Conover
Ben okul öncesi çocuklarla konuşurken, kuarkları göstermek için farklı renklerde ve büyüklüklerde pamuk pomponlar kullanıyorum. Bu sergileme biçimini yapması kolay ve ucuz; dolayısıyla öğretmen ve öğrencilerin daha sonra incelemeleri için gittiğim sınıflarda bırakıyorum. Ayrıca yanıma genellikle fazladan pomponlar da alıyorum ve çocukların kuarkları kümeleyerek yeni parçacıklar yapmalarını sağlıyorum (her nedense en popüler birleştirme üst kuark ile elektron oluyor).

Çocuklarla konuşmaya zaman ayırmak, diğer sosyal yardım biçimlerinden daha az önemli gibi görünüyor; ama gelecek neslin fizikçilerle ve fizik araştırmaları ile kişisel bağ kurmaları açısından bu çok önemli. Çocukların okul programları ya da sosyal çevreleri sayesinde mühendislerle, istatistikçilerle ve hatta yerbilimciler ya da biyologlar ile tanışma fırsatları olabiliyor ama fizikçilerle karşılaşan çocukların sayısı çok az. Kendi çevrenizde etkin olarak, halkın temel bilim araştırmalarının önemine ilişkin farkındalık geliştirmesine yardımcı olabilir ve yeni fikirlere son derece açık olup hangi meslekteki insanların neler yaptığını öğrenmeyi seven küçük çocuklarla bağlantı kurabilirsiniz. 15 yaşındaki çocuklardan oluşan bir sınıfta yaptığım sunumdan sonra, dört çocuk bana fikirlerini değiştirdiklerini ve büyüdüklerinde ya fizikçi ya da gökbilimci olmak istediklerini söylemişti.

Çocuklara ve çalışma alanımıza katkıda bulunmanın yanı sıra, okul öncesi çocuklarla parçacık fiziği konuşarak kendinize de şaşırtıcı avantajlar sağlayabilirsiniz. Laboratuvarda ya da yetişkinlere yönelik konuşmalarda karşılaştığınızdan çok daha farklı ve taze bir dinleyici kitlesiyle bir araya geleceksiniz. Fizikçilerin sıklıkla iddia ettiği o keşif mutluluğunu içlerinde gerçekten hisseden insanlarla vakit geçireceksiniz. Son olarak, bu alana ilişkin neleri sevdiğinizi ve yaptıklarınızı nasıl basitleştirebileceğinizi düşünmek zorunda kalacaksınız. Bunu yaparken biraz da eğlenmeye bakın. Kim bilir? Çocuklar sizi şaşırtabilir. Daha da iyisi, siz kendinizi şaşırtabilirsiniz.

Okul öncesi çocuklara sunum yapmanın püf noktaları:
1- Basitleştirin (bilimsel terim yok!), ama dinleyicilere saygı duyun.
2- İlgiyi sürdürmek için soru sorun.
3- Sınıfta bırakabileceğiniz dokunulabilir sergileme araçları kullanın.
4- Konuyu önemli noktalara getirecek eğlenceli etkinlikler yapın.
5- Bitirirken kilit noktaları özetleyin.
Ad:  Screenshot_2020-04-07 Okul Öncesi Çocuklar Parçacık Fiziği Öğrenmeli BilimFili com(2).png
Gösterim: 48
Boyut:  13.8 KB
Yazar / Sevkan Uzel
Yıldız Teknik Üniversitesi
Çevirmen/Editör


🌘 🚀

Benzer Konular

16 Şubat 2014 / Ziyaretçi Soru-Cevap
30 Aralık 2018 / RIDVAN Cevaplanmış
31 Mart 2014 / misafir Soru-Cevap
12 Nisan 2012 / Misafir Soru-Cevap
30 Eylül 2011 / _Yağmur_ Meslekler