Arama

Seçme Hikâye ve Fıkralar

Güncelleme: 2 Ekim 2017 Gösterim: 4.061 Cevap: 3
NeutralizeR - avatarı
NeutralizeR
ADM Webmaster
21 Temmuz 2017       Mesaj #1
NeutralizeR - avatarı
ADM Webmaster
MsXLabs Sosyal aracılığıyla Facebook ve Twitter sayfalarımızda paylaşılmasını önerdiğiniz hikâye ve fıkraları bu konuya yeni cevap yazarak gönderebilirsiniz.

Sponsorlu Bağlantılar
Lütfen site kurallarına uygun paylaşımlarda bulununuz.

Not: Forumdaki mevcut hikâye ve fıkra konularındaki mesajları da önerebilirsiniz. Yetkililer önerilen eski mesajları bu konuya taşıyacaklardır.
BEĞEN Paylaş Paylaş
Bu mesajı 2 üye beğendi.
Son derece gururlu insanlar, susmayı ve yalnızlığı sever.
perlina - avatarı
perlina
Ziyaretçi
21 Temmuz 2017       Mesaj #2
perlina - avatarı
Ziyaretçi
Son sınıf öğrencilerinin final sınavı. Beş soru hazırladım. İletişim sorusu tam elli puan. Çocuklar harıl harıl çalışmışlar. İletişimle ilgili her şeyi yemiş yutmuşlar. Yok efendim alıcı verici varmış. Kaynak mesajları iletirmiş. Sen dili ben dili. Elli puanlık 4. soru şu:
(Bu soru iletişim becerilerinizi ölçmek için sorulmuştur.)
Sponsorlu Bağlantılar
“Beş yıldır bu okulda öğrencisiniz… Benim bir yıldır kapının girişinde hep gördüğüm; sınıflarınızı, koridorlarınızı temizleyen; adı soyadı gömleğinde kocaman yazan;sizinde her sabah gördüğünüz görevli hanımın adı nedir? Soyadını yazmanıza gerek yok!

Bütün sınıf şok oldu! Öğrencilerden biri parmak kaldırdı:
-Hocam bir şey soracağım. Doğru mu anladım ben, bu bayanın ismi Hatice ise, Hatice yazınca finalden elli alıp sınıf mı geçeceğim şimdi?
-Bak ne kadar doğru anlamışsın.
-Ben sınıftan çıktım. Kapının dışında bekliyorum. İçeriden tartışma sesleri geliyor.
-Beyler kadın adı ne?
-Beyler bilen söylesin!
-Beyler ayıp oluyor ama!
-Kimse mi bilmiyor?
-Beyler herkes kağıtları kaldırsın göstersin .
-Beyler hocaların adlarını biliyorsunuz, kızların adlarını biliyorsunuz ama!

Beş dakika sonra sınıfa girdim. Kağıtları topladım. Tek bir doğru cevap yok. Kağıtlar bomboş. Sadece bir öğrenci “battı balık yan gider” yazmış. Onun hakkında bana “Hocam o öğrenciye dikkat et. Şöyle kavgacıdır, böyle problemdir” denilen bir çocuk. Sınav İngilizce olduğu için öğrencim şöyle yazmış:

“Hocam, öncelikle ben şu an duygularımı İngilizce anlatamayacağım, biliyorum sınıfta kalıyorum; ama Türkçe yazıyorum. Hocam size çok darıldım. Bana iletişimle ilgili ne sorsanız hepsini bilirim. Ceplerim dolu. Ben yıllarca hep sorarım arkadaşlarıma, bu adam ne sorar diye. Soracakları şeyleri yazar çizer koyarım cebime. Sınavda kağıda aktarır, sonrada buruşturur çöpe atarım ve sınıfımı geçerim. Hocam sınıfta kalıyorum çünkü cevabı bilmiyorum. Ama bir şey fark ettim; o kadını gerçekten yıllardır görüyorum; ama bir kere dönüp bakmadım, adını hiç merak etmedim. Oysa bütün hocaların adını soyadını, hatta çocuklarının adını bile biliyorum. Her karşılaştığımda merhabalaşıyorum, ama o hanıma hiç merhaba demedim. Ben öyle bir adammışım ki çıkar ilişkim yoksa insanların yüzüne bakmıyormuşum. Sınıfta kalıyorum, ama emin olun hiç önemi yok. Çünkü on beş yıllık bir eğitimde bana öğretilmeyen bir şey öğrettiniz. Ben daha bu okuldayım, her sabah o hanıma ismiyle hitap ederek “günaydın” diyeceğim ve bundan sonra ilişkilerimi çıkar üzerine kurmayacağım. Hocam sınıfta kalıyorum ama sağ olun.”

Yönetmelikler gereği not veremiyorum çünkü sınav İngilizce üstelik bayanın adını da yazmamıştı. Fakat ben alacağımı aldım ve o öğrenci elli üzerinden elli alarak dersi geçti ve mezun oldu. İki gün sonra hizmetli bayan yanıma geldi. Bir torba hellim peynirini masamın üzerine koyarak dedi ki:

“Hocam size iki şey için çok teşekkür ederim. Birincisi geldiğinizden beri bana her sabah ismimle hitap ederek “günaydın” diyorsunuz. İkincisi son sınıf öğrencilerine sınavda bir soru sormuşsunuz, bütün öğrenciler soruyu öğrenmişler, sabah öğrencilerin hepsi “günaydın Hatice hanım” diye içeri giriyor. Hocam ben yıllardır bu okulda hep kapının oralarda olurdum. Şimdiye kadar hiç kimse böyle bir şey yapmamıştı, kendimi hiç bu kadar insan hissetmemiştim.”
BEĞEN Paylaş Paylaş
Bu mesajı 2 üye beğendi.
_Yağmur_ - avatarı
_Yağmur_
VIP VIP Üye
2 Ekim 2017       Mesaj #3
_Yağmur_ - avatarı
VIP VIP Üye
Aşk'ı Olmayan Kişi!..

Cemaleddin Halveti Hazretleri Beyazıd Camii'nde vaaz ederken, cemaatin arasından yaşlı bir adam kalkıp, “Şeyh efendi” demiş.

- “Böylesine mümtaz bir cemaate katılmak arzusuyla çok uzun bir yoldan buraya geldim. Lakin etraf çok kalabalıktı, ben o kargaşa içinde merkebimi kaybettim. Özelliklerini tarif etsem, acaba lütfedip cemaate böyle bir eşek görüp görmediklerini sorabilir misiniz?”

Hoca bu terbiyesizlik karşısında hiç istifini bozmamış “sen otur”, “Vaazın sonunda ben senin eşeğini bulurum.” der.

Vaaz bitmiş, Şeyh Efendi vaaz bitince cemaate hitaben demiş ki:

– Ey cemaat! İçinizde aşk nedir bilmeyen, aşk acısı çekmeyen ve ömründe hiçbirşeye aşık olmayan kimse varmı?

Cemaatten biri kalkmış, “Ya Şeyh! Ben öyle aşk meşk nedir bilmem. Şimdiye kadar da kimseye aşık falan olmuş değilim” demiş. Bu sırada iki kişi daha elini kaldırıp onlarda aşk nedir bilmediklerini, hiç aşık olmadıklarını söylemişler.

Cemaleddin Halveti hazretleri önce tebessüm etmiş, sonra merkebini kaybettiğini söyleyen yaşlı adama dönüp, “Bana bir eşeğini kaybettiğini söylemiştin ” demiş.

– “Halbuki bak ben sana üç tane eşek buldum. Aralarında ki tek fark, senin ki dört ayaklıydı, bunlar ise iki ayaklı.”

Orada bulunan ehl-i irfan anlamış şeyh efendinin bu nüktesini. Sevmek ve sevilmek için yeryüzüne indirilen insanoğlu hala aşkı tatmamışsa ot için yaşayan eşekten ne farkı kalır.

Aşk, küçüğünden büyüğüne ilahi cezbenin eseridir. Aşıklar da bu aşkın eseri. Aşk, bir ab-ı hayat suyudur. Bu suyu bir ömür aramaktır ömür dediğin.
"İnşallah"derse Yakaran..."İnşa" eder YARADAN.
_Yağmur_ - avatarı
_Yağmur_
VIP VIP Üye
2 Ekim 2017       Mesaj #4
_Yağmur_ - avatarı
VIP VIP Üye
"Üç Yer Var ki Buralarda Kimseyi Hatırlayamam!.."

Hz. Aişe (r.anha) validemiz, Allah Rasûlü'nün rahle-i tedrisinde yetişmiş ve onun büyük sevgisine mazhar olmuştu. Hayatında kazaya kalmış tek bir namazı yoktu. Haram değil gözlerine, rüyalarına bile girmemişti. Ama o buna rağmen vicdanında ağır bir mesuliyet taşıyor, hâşâmünafık mı oldum endişesiyle ağlıyordu.

Hıçkırıklar boğazında düğüm düğümdü.. Allah Rasulü sordu:

“Aişe seni ağlatan nedir?” Cevap verdi:

“Ya Rasûlallah, biraz evvel, ‘ister istemez hepiniz Cehenneme uğrayacaksınız’ ayetini okudum. Onun için gözyaşlarımı tutamadım.” Ve sözlerine devam ediyor:

“Acaba o gün ehlinizi hatırlar mısınız?”

Allah Rasûlü cevap veriyor:

“Üç yerde hatırlayamam Aişem. Sıratta, mîzanda ve defterlerin herkese verildiği anda. Evet, buralarda kimseyi hatırlayamam…”

Ağlayacak çok şeyimiz var. Gamsızlığımız, dertsizliğimiz, ağlayacak halimize gülüşümüz, katılaşan kalbimiz, samimiyetsizliğimiz, haram ve günahların içinde kendimizi kaybedişimiz, muhabbetten mahrumiyetimiz, cehaletimiz, ayaklar altında ezilişimiz…

Allahım bizi ağlatacak ince bir kalp, ince bir ruh ihsan eyle. Sevdiklerimizin gözyaşları bereketine azgın cehennem ateşimizi söndür. Amin Ecmain.
"İnşallah"derse Yakaran..."İnşa" eder YARADAN.
Hızlı Cevap
Mesaj:

Benzer Konular

19 Kasım 2016 / Misafir Genel Mesajlar
28 Aralık 2008 / Ziyaretçi Cevaplanmış
24 Nisan 2010 / Misafir Soru-Cevap
16 Ocak 2014 / broken* Soru-Cevap