Arama

Karaoğlan

Güncelleme: 8 Şubat 2007 Gösterim: 16.205 Cevap: 2
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
22 Kasım 2006       Mesaj #1
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Asya Kaplanı KARAOĞLAN
karaoglanboy2nf

Suat Yalaz 19 ağustos 1959 da Cengiz Han'ın Hazineleri adlı öyküyü Akşam gazetesinde çizmeye başladı. Bu kısa sürecek dönemde Karaoğlan'ın son halini almadan önce geçirmesi gereken bir maceralar yumağı gibidir. Bu döneme Karaoğlan'ın gençlik dönemi diyebiliriz. Abdullah Ziya KAZANOĞLU ve Suat YALAZ birlikte 9 adet KAAN macerası hazırlarlar.
Sponsorlu Bağlantılar


1963'ün Nisan ayında ASYA KAPLANI macerası ile ilk KARAOĞLAN dergisi gazete bayilerindeydi. Karaoğlan olgunluk dönemine girmiş bulunuyordu artık.

Suat Yalaz çizimlerinde Harold Foster'in Prince Valiant'ından oldukça etkilenmiştir.Abdullah Turhan, Nezih Dündar ve zaman zamanda M. Engin Aslan ile ortaklaşa çalışan Suat Yalaz pek çok serüvenin temelini tarih ve folklorumuzdan yaralanarak hazırlamış aynı ölçüde yabancı edebiyat örneklerini de senaryonun özüne maharetle katmayı başarmıştır. eserlerinde kullandığı dile büyük özen gösteren Suat Yalaz bazı maceralarda maceraların geçtiği zamanda konuşulan dili bilhassa tercih etmiş ve söz konusu maceraya ayrı bir ağırlık katmayı başarmıştır. öykülerinde cinsellik ve erotizmi düzeyli seviyede tutmuştur. Sertlik ve mizahı öykülerinin içine ustalıkla yerleştirmiştir.
karaolan0oa

KİMDİR?:
Karaoğlan atletik, deli dolu, gözü pek ve mert bir Uggur genci olarak tanıtıldı. Bir kahramanda bulunması gerekli özelliklerin hemen hemen hepsine sahip görünüyor. İdeal insan tanımlanmasının içinde yer almakta, kötü alışkanlık diye nitelendirilen; içkiden uzak durmakta, kesinlikle yalan konuşmamaya çalışmakta, dolayısıyla genç okura sağlıklı göndermeler yapmaktadır. Karaoğlan göçebeydi, bir yerde uzun süreli kalmazdı. erkek çocuğa ad koymanın bir törenle gerçekleştirildiği bir dönemde yaşamasına rağmen böyle bir töreni görememişti. Daha el kadar bebe iken annesi bir çete tarafından katledilmiş, son anda yetişen babası bebeği kurtarmayı başarmış, yaralanmış olmasına rağmen bebeği bir ormancıya emanet ederek gitmişti. Bebek kendilerine ait olmadığı için yaşlı ormancı ve hanımı küçüğe ad vermemişler ancak simsiyah saçlarından dolayı ona KARAOĞLAN demekle yetinmişlerdi. Yıllar sonra ününü ASYA KAPLANI KARAOĞLAN diye yapacak olan bu genç adam, babası kılıç ustası BAYBORA, karşılık bir dövüş esnasında tanıştığı ve dost olduğu, midesine düşkün olduğu kadar kavgaya da düşkün yaşlı savaşçı BALABAN, Semerkand da hırsızlık yaparken yakaladığı ve kendisine aşık ettiği BAYIRGÜLÜ, biraz kocamış, at uşağı ÇALIK gibi karakterlerinde küçümsenemez katkılarıyla, bizleri Orta Asya steplerinde özgürlük duygumuzu kamçılayan farklı bir dünyaya itmektedir.

Biyografi Konusu: Karaoğlan nereli hayatı kimdir.
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
4 Şubat 2007       Mesaj #2
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Karaoğlan (Çizgiroman)
Vikipedi, özgür ansiklopedi

Sponsorlu Bağlantılar
Karaoğlan
Karaoglan
Karaoğlan'ın gerçek öyküsü, 1926'da başlar. Abdullah Ziya Kozanoğlu, Kızıltuğ adlı öyküsünü, Resimli Mecmuada tefrika eder. Kızıltuğ'da ortaya çıkan Otsukarcı ve oğlu Kaan, maceradan maceraya koşan Orta Asya'lı kahramanlardır.
1959'da Akşam gazetesinde, Kızıltuğ'un çizgiromana dönüştürülmesi gündeme gelir ve bu iş için genç ressam Suat Yalaz düşünülür. 19 Ağustos 1959'da başlayan Kızıltuğ büyük ilgi görür ve devamına karar verilir. Kızıltuğ'un devamı niteliğindeki "Cengiz Han'ın Hazineleri", kahramanı Kaan'ın ismiyle çizilir.
Kaan, Karaoğlan'ın son ismini almadan geçirdiği bir dönemdir. Suat Yalaz, toplam dokuz adet Kaan macerası hazırlar.
Bu maceralar, Cengiz Han'ın Hazineleri, Tibet Canavarı, Altın Saçlı Kız, Kız Kulesi Kahramanı, Hülagu'nun Gözdesi, Ağahan'ın Yüzüğü, Alagoya'nın Ölümü, Altın Hançer, ve Bozkurt'un İntikamı'dır.
Kozanoğlu, bu maceralardan başka Kaan yazmayınca, Suat Yalaz kahramanın adını değiştirir ve Karaoğlan böylece doğmuş olur. "Asya Kaplanı" adlı ilk Karaoğlan macerası, 1963 başında dergi olarak yayına başlar.
Kaan'dan Karaoğlan'a geçiş kolay olmuştur; yani kahnaram farklı bir çizgiyi gerektirmemekte ve tiplerin çoğu hazırdır. Karaoğlan, ana karakterini Kaan'dan almıştır. Otsukarcı, Baybora'ya, Çakır'sa Çalık'a dönüşmüştür.
Karaoğlan atletik, deli-dolu, gözüpek ve mert bir Uygur genci olarak tanıtılır ilk başlarda. Bir kahramanda bulunması gereken tüm özelliklere sahiptir. Göçebedir ve bir yerde uzun süre kalmaz. Bu da maceraların geçtiği haritayı genişletmektedir. Zaman içinde Çin'den Hindistan'a, Bizans'tan Altaylar'a uzanır bu maceraların coğrafyası.
Karaoğlan, erkek çocuklara törenle ad koyulan bir dönemde yaşar, ama böyle bir tören göremez; daha birkaç aylıkken annesi öldürülür, babası yaralı bir şekilde oğlunu kurtarabilir ve onu bir ormancıya emanet eder. Ormancı da bebek kendilerine ait olmadığından ona bir isim vermez. Ama kara, gür saçlarından dolayı onu Karaoğlan diye çağırırlar.
Suat Yalaz, birçok maceranın temellerini Türk tarih ve folklorundan almış, bir o kadar da yabancı kaynaklardan yararlanmıştır. Dede Korkut'tan Pardanyanlar'a, Demir Maskeli Adam'dan efsanelere kadar geniş kaynak vardır Karaoğlan maceralarının altyapısında.
Karaoğlan'da kullanılan dile de büyük özen gösterilmiştir. Bazı maceralarda o dönemin dili tercih edilir.
Karaoğlan içerdigi erotizmle, küçükler kadar büyüklerin de ilgisini çeker. Bu, Karaoğlan'a olgun ve gerçekçi bir görünüm kazandırır.
Karaoğlan, diğer yabancı örneklerde çok iyi işleyen bir mekanizmayı da hiç bozmadan kullanır ve aynı başarıyı yakalar. Bu, sertlik ve mizahın uygun bir dozda karıştırılmasıdır. Gerginliği azaltan, okura soluk aldıran mizah, yan karakterlerin (Çalık ve Balaban) davranış biçimlerinden kaynaklanır.
Karaoğlan'daki psikolojik tahlillerse, edebi bir derinlik ve değer kazandırmaktadır. İnsanlar yalnızca iyiler ve kötülerden oluşmaz. Aralıkta pekçok insan yapısından söz edilebilir. "İnceyılan Hanı" adlı maceranın kötü Düşes Berthe'si, Karaoğlan'in peşine takılıp Urfa yöresini dolaşmaya başlar. Burada yaşayan yerli halkı, tanıdıkça kişiliği değişmeye başlar. "Kul Bakay'ın Mezarı" adlı maceradaysa çocuk Karaoğlan'ı kaçıran bir uğru ile çocuk arasında sert başlayan ilişki, giderek karşılıklı sevgiye dönüşür. (Benzeri bir öykü de yıllar sonra "Perfect World" adlı filmde işlenir.)
Karaoğlan öyle tutulur ki, Suat Yalaz ister istemez eserini filme dönüştürme kararı alır. Yarışma ve kampanyalarla Karaoğlan'ı canlandıracak biri aranmaya başlanır. Sonuçta Suat Yalaz, tesadüfen Kartal Tibet'i bulur. "Altay'dan Gelen Yiğit", "Baybora'nın Oğlu" ve "Camoka'nın İntikamı" peşpeşe çevrilir.
Dönemin sosyal ve politik ortamı da Karaoğlan'ın birçok macerasına yansır. Örneğin, "Mor Kahküllü Şehzade"de, 1970'lerin başında İsmet İnönü üstündeki politik baskıların arttığı dönemde, Yalaz İsmet Paşa'nın bu durumundan esinlenerek Kazılık Koca'yı ortaya çıkrır ve bu Dede Korkut öyküsünü, dönemin siyasi olaylarına denk düşürür. 1980'lerde yurtdışında resmi görevlilerimize Ermeni saldırılarının arttığı ve toplumsal öfkenin de büyüdüğü bir dönemde çizilen "İnceyılan Hanı"nda, Ermeni-Türk ilişkileri incelenir ve dengeli bir yaklaşımla anlatılır.
Karaoğlan, çeşitli yıllarda uzun süre yayınlanır;

AlCoLiC - avatarı
AlCoLiC
Ziyaretçi
8 Şubat 2007       Mesaj #3
AlCoLiC - avatarı
Ziyaretçi
karaoglanboy1
Fazla konuşmayan, asık yüzlü Tarkan'ın aksine; Karaoğlan'ın gelişmiş bir espri anlayışı ve güleç bir yüzü vardır

2001 yılından bugüne Hollywood çizgiroman uygulamalarıyla çalkalanıp duruyor. 2001 yılında yayınlanan ilk film Spider Man, 1970’lerin sonunda yaşanan Superman çılgınlığından sonra çizgiroman karakterlerinin ulaştığı en büyük başarı oldu.

2005 Haziran ortası vizyona girecek olan yeni Batman filmini beklerden düşündüm de, Türk Sineması, çizgiromanların sinema uygulamalarını bundan 40 yıl önce hem de büyük başarıyla yapmıştı.

Kartal Tibet’in unutulmaz Karaoğlan filmleri, Cüneyt Arkın’ın Malkoçoğlu tiplemesi belki film bütçesi ve özel efektler olarak Hollywood’un çok gerisindedir ama dönemin çizgi karakterlerini beyaz perdeye aktarmak ve sinemalarda sevilerek izlenmek açısından son derece başarılı olmuştur.

Sevgili Alper Eğmir’in editörlüğünü yaptığı da yeralan çizgiroman antolojisinden Karaoğlan ile ilgili bölümü aşağıda yayınlıyorum. Karaoğlan Türk çizgiromanlarından ilk sinemaya aktarılandır ve Kartal Tibet’in sinema kariyerinin de başlangıcı olmuştur. Batman’i heyecanla bekleyen Türk gençleri, fırsat bulursanız Karaoğlan filmlerini de izleyin, içinde film hatalarından fazlasını bulacağınıza eminim.

***

Karaoğlan'ın öyküsü 1959'da Akşam gazetesinde başlar. Tarihsel romanlarıyla tanınan Abdullah Ziya Kozanoğlu'nun yazdığı öyküler Ratip Tahir Burak'ın çizgileriyle buluşur ve çizgi-romana dönüşür. Kısa sürede Burak'ın yerini genç çizer Suat Yalaz alır. Bu çizgi-romanlarda Kaan adlı bir kahraman ön plana çıkar. Kozanoğlu'nun 1962'de gazeteden ayrılmasından sonra Yalaz, bu tiplemeyi Karaoğlan adıyla kendisi yazıp çizmeye girişir.

İLK FİLM, CENGİZ HAN’IN HAZİNELERİ
Aynı yıl Atıf Yılmaz bu kahramanı, senaryosunu Yalaz'ın yazdığı "Cengiz Han'ın Hazineleri" ile beyazperdeye taşır. Ancak başrolde Orhan Günşıray'ın, onun sevgilisi Çavdar Tarlası rolünde Fatma Girik'in ve kötü adam rolünde Öztürk Serengil'in oynadığı, özgün müziklerini Ruhi Su'nun yaptığı bu filmin hemen ardından devam filmleri çevrilmedi.

1965'te ise bu kez Suat Yalaz kolları sıvayıp ve yapımcı-yönetmen-senarist olarak sinemaya geçti. Karaoğlan'ı canlandıracak oyuncu bulmak için Akşam'da büyük boy ilanlar yayınlandı. Başvuranlar adaylar arasında bir türlü uygun biri bulunamadı. Derken Ankara'dan konservatuar mezunu, genç tiyatro oyuncusu Kartal Tibet başvurdu.

KARTAL TİBET GERÇEK ADI
Suat Yalaz bundan sonrasını şöyle anlatıyor: "Kartal'ın ismi dikkatimi çekti benim. Hem Kartal, hem Tibet, sanki ben uydurmuşum gibi... Kartal'ı gördüğüm zaman baktım, 1.85 boy.. Boylu, poslu yüzü de fazla silik. Tamam, dedim. Ben buna peruk koyacağım, kaşlarını da boyarım... Yani çizdiğim Karaoğlan'ı olduğu gibi yüzüne koyarım." Karaoğlan filminin Temmuz, Ağustos sıcağında Anadolu bozkırında 45 günde gerçekleşen çekimlerinde kalabalık bir figüran kadrosu, hatta 60 civarında at kullanılmasından dönemin sinema basınında övgüyle söz edecektir.

Suat Yalaz ile Kartal Tibet arasındaki verimli işbirliği birkaç yıl sürdü. Bu zaman zarfında çok sayıda Karaoğlan filmi çekildi. Kartal Tibet'in sinema kariyeri de böylece başlamış oldu.

Karaoğlan filmlerinin gördüğü ilgi üzerine bir diğer çizgi-roman kahramanı, 1965'te Cumhuriyet gazetesinde Ayhan Başoğlu'nun yaratmış olduğu Malkoçoğlu 1966'da Süreyya Duru tarafından beyazperdeye uyarlandı. Malkoçoğlu'nu sinemaya jön olarak başlayıp "Horasan'ın Üç Atlısı" (1965) ile tarihsel filmlere geçen Cüneyt Arkın canlandırdı. Malkoçoğlu gösterime girmeden önce Ses dergisi şöyle soruyordu: "Bakalım Karaoğlan Kartal Tibet mi, yoksa Cüneyt Arkın Malkoçoğlu mu seyirciyi daha çok etkileyecek?"

Yani Karaoğlan'ın çizgi-roman olmaktan öte, Türk sinemasına katkısını bilmem anlatabiliyor muyum?

KARAOĞLAN ESPRİLİ UYGUR TÜRKÜ
Karaoğlan, 13. Yüzyıl'da yaşamış bir Uygur Türkü olup, Cengiz Han'ın hizmetinde bir silahşördür. Uzun siyah saçlı, delişmen bir oğlandır. Yakışıklı ve çapkındır. Bazen babası Baybora Alp ile, bazen kadim dostu Çalık ile, bazen de yalnız vaziyette Çin'den Hindistan'a, Bizans'tan Arabistan'a kadar uzanan bir alanda dolaşır durur. "Canını Albızlar alası Camoka"yı gördüğü anda eli kurt başlı kılıcına gider.

Fazla konuşmayan, asık yüzlü Tarkan'ın aksine; Karaoğlan'ın gelişmiş bir espri anlayışı ve güleç bir yüzü vardır. Yerine göre dövüşürken bile espri yapmaktan geri kalmaz. (Bir macerasında, kavga esnasında rakibine şöyle demişti: "Sen cümbüşü seven biri olmalısın, elindeki kılıcı zurna gibi tutuşundan belli..")

Bu tatlı dilli silahşörün kadınlarla da arası hep iyi olagelmiştir. Şimdi size saçma gelebilir ama, bir sevişme sonrası nehir kenarında gusül abdesti bile alır.. "Ne yapıyorsun öyle?" diye soran kıza da "Sen de seviştikten sonra bir su dökünsen, vücudun canlanır......
Son düzenleyen AlCoLiC; 8 Şubat 2007 12:39 Sebep: reklam varmıs görmediim :)
Hızlı Cevap
Mesaj:

Etiketler: karaoglan kimdir