Arama

The Spectre

Güncelleme: 11 Ocak 2013 Gösterim: 11.655 Cevap: 0
croplatform - avatarı
croplatform
Ziyaretçi
11 Ocak 2013       Mesaj #1
croplatform - avatarı
Ziyaretçi
DC Comics kahramanı The Spectre, More Fun Comics'in 51. sayısında (Ocak 1940) ortaya çıkmış, 52. sayıda da kendi öyküsünü (Şubat 1940) yaşamıştır. Yaratıcılarından biri tanıdık, Jerry Siegel (Superman'ın yaratıcılarından), diğeri de Bernard Baily.

Sponsorlu Bağlantılar
thespectrev3119br5

Hikayesi:
Mafya tarafından bir varile konularak denize atılan dedektif JIM CORRIGAN ölür ama intikam alabilmesi için tekrar canlandırılır. Beyaz/gri bir ten ve mavi (daha sonra yeşil) kukuletalı pelerinle dönen, Corrigan intikamını alır ve DC Comics'in ikinci evreninin kahramanlarından biri olur. Justice Society of America elemanıdır ve DC Comics'in en güçlü karakteridir.

Uzun bir süre DC evreninin kozmik güçlere sahip karakteriyken zaman içinde "Spirit of Vengeance" hüviyetine bürünmüş, intikamının alınması gereken ölülerin intikamcısı olmuştur. Devamında da Spirit of Redemption, Avenging Wrath of God, The Man of Darkness, Raguel isimlerini ve onlara uygun güç ve görevleri almıştır.
1940'tan bu yana toplamda 4 kez ele alınan The Spectre'ye üç kişi bedenen ev sahipliği yapmıştır. Jim Corrigan, Hal Jordan (orjinal Green Lantern) ve Crispus Allen (Gotham Polisi).
Tüm bu seriler içinde senaryo ve çizimleriyle belki de en başarılı olan 3. seridir. 62 sayı çıkan bu serinin yazarı John Ostrander çizeri Tom Mandrake'dir. The Spectre'ye gerçek kimliğini kazandıran ve comics alemine şiddeti, psikopatlığı ve farklı sorgulamaları sokan da bu seridir. Bu seride Tanrının intikamcı öfkesi göreviyle dünyada gezinen The Spectre insanların intikamını almaya başlar. Tabii kendi intikamını alarak başlar işe. Bu intikamların alınış şekli gerçekten görülmeye değerdir. İlk sayısında sokaktaki insanlara arabadan ateş açan bazı tipleri yerden çıkarak yutar ve onları parmakları haline getirir. Uyuşturu ticaretinden doğan saldırının intikamını kendi koluna uyuşturucu zerk ederek alır The Spectre. Parmaklar alev alarak işkenceyle ölürler.
3. seri bununla da kalmaz. The Spectre cennet, cehennem gezer. Mandrake, cenneti bulutlar üzerinde meleklerin önünde nöbet tuttuğu altın kapıların ardındaki huzur beldesi olarak çizerken cehennemi alevler içinde işkence gören insanlarla iblislerin yuvası olarak çizer. Mandrake'nin cehennemi, Türk mitolojisindeki Tamu betimlemeleriyle Dante'nin "İlahi Komedyası" arası bir yerdir. Kopmuş ama yaşayan kafalar, dilinden asılanlar, kırbaçlananlar, derisi yüzülenler, yağda kaynatılanlar, ateşte kızartılanlar....


Ancak 3. serinin en dikkat edilesi bölümü yaklaşık son on sayıdır. Kurguyu başarıyla yapan ve muhteşem senaryolarla okunası bir karakter portresi çizen, Ostrander son on sayıda da başarılı bir finale taşıyor okuyucuyu. Bu sayılarda kime hizmet ettiğini merak eden The Spectre "Tanrı"yı aramaya başlar. Cennet, cehennem, uzay, kainatın sonu, boyutlar, diğer bazı dinlerin alanları... Her yerde arar ve sonunda kendi meleğini yerken bulur. Bu gerçek tanrı mıdır? Değildir. "Böyle olsam ne olurdu, ne bulmayı umuyordun ki? Ben Tanrı'yım ve sen de bana hizmet ediyorsun önemli olan bu değil mi?" sohbetinin ardından Jim Corrigan "ölmeye" karar vererek cenaze törenini düzenler.
İlahi bir ışık onu çeker alır, 3. seri 62. sayıda sona erer. Bu arada belirtmekte yarar var, bu serinin her kapağını bir usta çizer tablo tadında çizmiştir. Sadece kapaklara bakmak için bile almakta yarar var.

Yerine sırasıyla Hal Jordan (v.4), Crispus Allen (Crisis Aftermath) geçer.
Hal Jordan zamanında yeniden bir araya gelen tekrar JSA sayfalarında karşılaştığımız The Spectre zaman zaman bu seride dünyayı kurtarmaktadır.

***

Varil cinayeti ve insanlık dışı vahşetten doğan kurgusal bir kahraman. The Spectre. Gerçek hayatta bu kurgunun karşılığı var mıdır bilinmez ancak şiddeti amaç değil araç olarak kullanan çizgi romanda gerçek hayatın karşılığı mevcut.

Küçük bir not daha düşmek gerekirse M. Night Shymalan'ın yazıp yönettiği ve başrollerini Bruce Willis ile Samuel L. Jackson'ın paylaştığı "Unbreakable" (2000) sinema filminin The Spectre'den izler taşıdığını söylemek mümkün. Kahramanın güçlerini kazanma biçimi çizgi romandakine benzemese de gücü ölümsüz olmasının dışında "insanların suçluluk duygularını duyma" olarak kendini gösteriyor. Filmin sonlarına doğru Willis'in fırtınalı bir gecede yeşil kapşonla göründüğü sahnelere dikkatli bakmakta yarar var.

The Spectre hakkında daha fazla bilgi için:
The Spectre Comic Book Resource and Check List
http://en.wikipedia.org/wiki/Spectre_(comics)
Biyografi Konusu: The Spectre nereli hayatı kimdir.
Hızlı Cevap
Mesaj: