Arama

Aeneas

Güncelleme: 6 Haziran 2012 Gösterim: 9.243 Cevap: 3
KisukE UraharA - avatarı
KisukE UraharA
VIP !..............!
14 Eylül 2008       Mesaj #1
KisukE UraharA - avatarı
VIP !..............!
Aeneas
MsXLabs.org &Temel Britannica
Sponsorlu Bağlantılar

Ad:  Aeneas.jpg
Gösterim: 393
Boyut:  69.0 KB


Aeneas, Truvalı kahraman Aeneas'ın öykü­sünü anlatan Latince uzun bir şiirdir. Romalı ozan Virjil'in İÖ 1. yüzyılda yazdığı bu şiirde, Aeneas'ın sayısız serüvenlerden sonra İtalya' ya gelişinin ve efsaneye göre Roma'yı kuru­şunun öyküsü anlatılır.
Öykü, Yunanlılar ile Truvalılar arasında yıllarca süren savaşın bittiği sırada başlar (bak. Truva Savaşi). Yunanlılar uzun bir kuşatmadan sonra Truva'yı ele geçirerek ateşe verirler. Kent yanarken tanrıça Afrodit, ya da Venüs, Truvalı savaşçılardan biri olan oğlu Aeneas'a görünür ve Truva'yı hemen terk ederek halkına yeni bir ülke aramasını söyler. Aeneas yaşlı babası Ankhises'i sırtına alıp, küçük oğlunun elinden tutarak yola çıkar. Karısı Kreusa ise ardından giderken alevlere yakalanarak can verir. Aeneas ve arkadaşları 12 gemiyle yelken açarlar.

Annesinin sözünü ettiği yeni ülkeyi bulmak için yıllarca denizlerde dolaşan Aeneas ve beraberindekiler, uğradıkları kıyılarda yarısı kuş, yansı kadın olan korkunç Harpyalar ve tepelerinde tek gözleri olan dev Kykloplar (Tepegözler) gibi garip yaratıklarla karşılaşır­lar. Gemiciler için çok tehlikeli olan Sila kayalığından ve Karibdis girdabından kazasız belasız geçerler.

Truvalılar Sicilya'ya ayak bastıklarında Ae­neas'ın babası Ankhises ölür. Babasını gör­kemli bir törenle gömdükten sonra yeniden yola çıkan Aeneas öncekilerden de zor du­rumlarla karşılaşır. Roma'nın gelecekteki ra­kibi Kartaca'dan yana olan tannçalar kraliçesi Juno Aeneas'a düşman kesilir. Rüzgârlar tanrısını kandırarak Aeneas'ın gemilerini ba­tırmasını ister. Gerçekten de bazı gemileri batıran fırtına Aeneas'ın gemisini Afrika kıyı­sına, Kartaca yakınlarına atar. Orada yaşayan güzel kraliçe Dido ona âşık olur ve ülkesini birlikte yönetmeyi önerir. Ama Aeneas'ın kalması olanaksızdır; çünkü tanrılar onu, kuracağı yeni kenti bulmakla görevlendirmiş­tir. Dido, Aeneas'ın gitmesinden umutsuzlu­ğa kapılarak kendini ateşe atar.

Sonunda İtalya'nın güney kıyılarına varan Aeneas, yeraltındaki ölüler kentine giderek babasıyla görüşür. Sonra da kuzeye, gelecek­teki Roma kentinin yer alacağı Tiber Irma-ğı'nın ağzına doğru ilerler. Orada Kral Lati-nus ile karşılaşır. Kral, Aeneas'ı kızı Lavinia ile evlendirmeye söz verir. Oysa Lavinia komşu kabilenin prensi Turnus ile nişanlıdır. Turnus, Lavinia'nın Aeneas ile evleneceğini duyunca çok öfkelenir ve İtalya'daki öbür kabileleri yabancılarla savaşmak için yardıma çağırır. Bu savaşta Turnus'u yenerek öldüren Aeneas, bu yeni ülkede halkının önderi olur. Böylece büyük Roma soyu başlar.

Virjil Aeneis'i İÖ 30-19 yılları arasında yazarak 12 ciltte toplamıştır. Bu destan şiirin amacı Roma'yı ve İmparator Augustus'u onurlandırmaktı. Romalılar Virjil'in Aeneis'i-ni ülkelerinin en değerli destanı sayarlar ve Yunan ozanı Homeros'un İlyada ve Odysseia destanlarıyla bir tutarlar.
Virjil, gönlünce tamamlayamadığı Aene-is'in ölümünden sonra yakılmasını vasiyet et­mişti. Ama yakınları bu dileğini yerine getir­mediler ve İÖ 19'da, Virjil'in ölümünden hemen sonra Aeneis, Augustus'un emriyle yayımlandı.

Kaynak: MsXLabs.org &Temel Britannica

BEĞEN Paylaş Paylaş
Bu mesajı 3 üye beğendi.
Gerçekçi ol imkansızı iste...
HeliX - avatarı
HeliX
Ziyaretçi
14 Eylül 2008       Mesaj #2
HeliX - avatarı
Ziyaretçi
40649268qn7

Sponsorlu Bağlantılar
BEĞEN Paylaş Paylaş
Bu mesajı 2 üye beğendi.
Daisy-BT - avatarı
Daisy-BT
Ziyaretçi
8 Nisan 2011       Mesaj #3
Daisy-BT - avatarı
Ziyaretçi

Aeneas Destanı

Lâtin ozanı Vergilius'un destanı.

İ.Ö. 29'da yazılmaya başlanmış, Vergilius'un ölümüyle yarım kalmıştır. Vergilius, Roma'yı kuranların soyunu Troya'ya, Augustus'un soyunu da krallık ailesinden gelen Aeneas'a dayandıran çeşitli destanları kaynak olarak almıştır. Yapıtını Homeros'un destanlarına benzetmeye çalışmışsa da, Aeneas Destanı ile Homeros'un destanları arasında önemli ayrılıklar vardır. Roma'nın mitolojik geçmişini destanlaştırarak, Romalıları kendi güçlerinin bilincine vardırmaya ve imparator Augustus'u yüceltmeye çalışan Vergilius, insan karakterini daha ayrıntılı bir biçimde ortaya koymuş ve insan karakterinin en iyiye ulaşmasını amaçlamıştır. Aeneas Destanı'nda sorumlulukları ağır, dolayısıyla da seçim yapmakta özgür olmayan yeni bir kahraman tipiyle karşılaşırız. Destan, kronolojik bir sıra izlemez; ulusal, dinsel ve siyasal nitelikleri ağır basar. Avrupa'daki büyük edebî destanların ilki olan Aeneas Destanı, Dante'ye esin kaynağı olmuştur.

Morpa Genel Kültür Ansiklopedisi & MsXLabs

BEĞEN Paylaş Paylaş
Bu mesajı 2 üye beğendi.
OZLEM AKTUG - avatarı
OZLEM AKTUG
Ziyaretçi
6 Haziran 2012       Mesaj #4
OZLEM AKTUG - avatarı
Ziyaretçi
Aeneid(destanın adı)
AENEAS KİMDİR?
Aeneas (ın ebeveynleri) kral Anchises ten olma Aphrodite den doğma bir yarı tanrı olup
kendisine Greeco-Roman kırma da deniyor bazı kaynaklarda
Truvalıların yenileceğini öğrenen annesi Aphrodie'nin
analık sevgisiyle kendisine Apollo'yu(olayın kahinlerce bildirildiğine dair mitlerde var o sebeple duruma dahil olmuş bu tanrı)da yanına katıp
sana tanrılardan müjde evladım
yeni Roma Imparatorluğunu kurmak kura çektik sana çıktı
diye haber vermesiyle başlayan serüvenini anlatır
Truva savaşı sırasında Paris'ten Truvanın kılıcını alıp yeni bir krallık
(yeni Truva kurmaktır asıl amacı,zira pek vatanseverdir hatta halkın gözünde Hektordan sonra ikinci büyük savaşçı diye de nam salmıştır)
kurmak için sırtında babası elinde oğluyla(Iulus) savaştan kaçar (savaştan kaçan bir kahraman profili...düşündürücü...erkekliğin onda dokuzu kuralını Truvalılar biliyormuş demek..)
POSEİDON'un açıklaması da şu:kahramanın Aphrodite tarafından uyarılıp kaçması üzerine;
Aphrodite bu yüzden yaralanır. Aineias'ı Apollon Troya kalesindeki tapınağa kaçırarak kurtarır. Öbür tanrılar da katılırlar bu çabaya. Aineias'ın Troya önünde ölmeyeceği, Dardanos soyunu sürdürmekle görevli olduğu tanrı Poseidon'un ağzından söylenir İlyada'da (İl. XX, 292 vd.).
“... Kaderi kurtulmaktır Aineias'ın tohum ekmeden, iz bırakmadan ölmemeli, yok olmamalı Dardanos soyu, ölümlü kadınların verdiği çocuklar arasında Kronos oğlu Dardanos'u severdi en çok. iğreniyordu artık Priamos'un soyundan, güçlü Aineias kral olacak Troya'lılara, kral olacak çocuklarının çocukları.”
Bu sözler, bizi dosdoğru Vergilius'un Aene-is'ine götürür. Aineias İlyada'da pek rol oynamaz artık, Troya'nın yıkımından sonraki olaylardaki rolü bütün ayrıntılarıyla Aeneis'te anlatılır.Troya'nın kutsal heykellerinden Palladion'u da yüklenerek yola koyulur.

AENEAS'IN YOLCULUĞU
Aeneas karısını ardında cayır cayır yanan Truvada bırakıp,daha sonra Dido'ya da aynısını yapıyor üstelik, arkadaşlarıyla 12 gemiye biner ve yelken açarlar(kahramana bak sen)Annesi afet Afroditin sözünü dinleyerek arkadaşlarına Hasperia'ya(eski dilde Italya) gidiyoruz yeni vatanımızı kurmaya der...
Ame gelin görün ki Hera hatun bu işe taş koymasa içi rahat etmez zaten Hera'ya göre cibilliyetsiz Paris'in yanlış hükmünden dolayı ''en güzel olana'' yazan canım altın elmayı alamayıp güzelliğini de tüm tanrılara tescil ettiremediğinden dolayı bir nefreti var tüm Truvalı soyuna hem de Carthage(yeni şehir anlamına gelir, gerçektende yenilikler şehridir- one of the most civilized city of the time-şehrin duvarları olması ,ki bir kıyı şehrinde bu kadar sur=duvara ihtiyaç yoktur aslında ama bu duvarlar medeniyetin temsilidir, bir gösteriş merakı var anladığım kadarıyla) Hera'nın da en sevdiği şehir dolayısıyla Aeneas olacak soysuz gelip benim en sevdiğim şehre de bulaşmasın istiyor.
(genel olarak iki soydan bahsediliyor mitlerde biri dardan-dardanians- soyu diğeri de truvalılar
[dardanians x trojans]yolculukları sırasında annesinin sözünü ettiği yeni ülkeyi bulmak için yıllarca denizlerde dolaşan Aeneas ve beraberindekiler, uğradıkları kıyılarda yarısı kuş, yansı kadın olan korkunç Harpyalar ve tepelerinde tek gözleri olan dev Kykloplar (Tepegözler)[they come ashore at the land of the Cyclops ] gibi garip yaratıklarla karşılaşır­lar. Gemiciler için çok tehlikeli olan Sila kayalığından ve Karibdis girdabından kazasız belasız geçerler.
Truvalılar Sicilya'ya (Sicily) ayak bastıklarında Ae­neas'ın babası Ankhises ölür. Babasını gör­kemli bir törenle gömdükten sonra yeniden yola çıkan Aeneas öncekilerden de zor du­rumlarla karşılaşır.
Hera,daha sonra Tanrılar kraliçesi JUNO olarak karşımıza çıkıyor rüzgar tanrısını kandırıp Aeneas'ın gemilerini alabora etmek için bitmek bilmeyen fırtınalar göndertiyor Aeneas'ın gemilerinin üstüne.Aeolus(god of winds) işin ucunu kaçırmış olacak ki Poseidon Aeolus a resti çekiyor benim denizlerimde kimse yolunda efendi efendi giden bana da hürmette kusur etmeyen kimselere bu kadar eziyet edemez ettirmem git Hera'ya da selam söyle artık burda senin rüzgarın ötmez diyor,zaten Aphrodite'nin yufka yüreğide oğlunun Hera(stands for Juno) elinde oyuncak olmasına razı değil Jupiter'den,ki kendiside Tanrılar Kralı oluyor(bizim meşhuuur Zeus),yardım ister aman diyim bir el at bu Hera oğlumu öldürecek diye Jupiter de endişe etme bacım bir gün senin oğlan iyi işler başaracak tüm Romaya hükmedecek diyor,şans bu ya Poseidon,belki de Hera'ya bir ders vermek amacıyla,gemiyi Carthage( the city of Carthage, ruled by Dido and her sister, Anna) açıklarında kıyıya vuruyor.Adamlar günlerdir açlıktan nerdeyse ölmüş bizim yarı tanrı Aeneas hemen duruma müdahale ediyor ben avlanmaya gidiyorum siz gemiden ayrılmayın diyor veee ava çıkıyor(hunt=stands for destruction)
Aphrodite te full-blood god olan oğlu Eros ile bir plan yapıyor ve bir sis bulutu içinde Aeneas'ı
Carthagean Queen Dıdo'nun karşısına çıkaracak şekilde yolda sapmadan Dido'nun huzuruna çıkartıyor.Eros'un okundan mı yoksa gerçekten Dido'nun güzeller güzeli Aeneas'ın dayanılmaz yakışıklı görüntüsünden mi bilinmez ikisi birbirlerini görür görmez love @first sight gerçekleşiyor.
Gemiye haber salınıyor mürettebat karaya ayak basıyor aç oldukları söylenince bir kez daha av düzenleniyor(epikte iki kez av gerçekleşiyor)sonra
AENEAS DIDO CARTHAGE
ziyafet sefehat bir elim yağda bir elim balda bir hayat başlıyor Aeneas için
Dido'nun verdigi ziyafette Aeneas başlıyor Truva savaşi'nda şehrinin ve kendisinin başina gelenleri anlatmaya.. Tahta atin icinde firlayan Yunanlilarla şehir icinde cesurca savaşirken, annesi Aphrodite=venus kendisine savaşi birakmasini ve ailesini kurtarmasi gerektigini soyledigini anlatiyor.. bu esnada iki alametin bu fikri benimsemesinde ikna edici oldugunu soyleyen Aeneas, bu alametlerden birinin oglu Iulus'un sacinin parlamasi ve digerinin de gokyuzunde kayan bir yildizi gormesidir.. bunlari yeni bir umut ve gelecekte yaşanacak bir zafere yorar Aeneas'imiz..
tabii Aeneas içinse bundan sonra
ne görev ne sorumluluk hak getire
baklavalı olan canım vücudu göbek bağlıyor
bir gun beraberce ava ciktiklarinda, Juno tarafindan gonderilen şiddetli bir firtina ile kendilerini bir magaraya savrulmuş vaziyette bulurlar.. firsat bu firsattir diyerekten bir guzel sevişirler oracikta ( a storm drives them into a cave in which Aeneas and Dido presumably have sex, an event that Dido takes to indicate a marriage between them)
Aeneas kendi bıçağını Dido'ya hediye eder
Dido ve Aeneas birbirlerini sevmelerine rağmen
Dido'nun kıskançlık krizleri ilişkilerini zora sokar
beni aldatıyor paranoyaları yaşar
oysa ki Dido Carthage'nın yönetimini bile
ben bilmem beyim bilir modunda Aeneas'a bırakıyor
(bazı kaynaklar birlikte yönettiklerini de yazıyor ama)
bu böyle sürüp gidiyor bir süre için..
Taa ki (Jupiter sends Mercury to remind Aeneas of his duty, he has no choice but to part=Jupiter Zeus ise onun ulağı da Mercury=Ganymede olur bu durumda; şu Zeus'un görüp'te aşık olduğu yakışıklı delikanlı hatta bir de )
görevin yeni bir kent kurmaktır unutttun mu hemen kalk ve yola koyul diye uyarı gelir ulakla Aeneas'a ama sevgili Dido'dan ayrılmakta zor gelir bir taraftan..
Ama Aeneas'ın kalması olanaksızdır; çünkü tanrılar onu, kuracağı yeni kenti bulmakla görevlendirmiş­tir. Dido, Aeneas'ın gitmesinden umutsuzlu­ğa kapılarak kendini bıçaklar.
Aeneas is representative of pietas (a self-less sense of duty)
Dido Aeneas'ın gemilerini giderken gördüğünde lanetler savurur
(Dido uttered a curse that would forever pit Carthage against Rome. She then committed suicide by stabbing herself with the same sword she gave Aeneas)
benden sonra kanım yerde kalmasın öcümü alsınlar diye Hanniball'ı kastederek iki ülke halkına sonsuz bir düşmanlık vasiyet ederek ölür.
(she predicts eternal strife between Aeneas's people and hers; "rise up from my bones, avenging spirit" is an obvious invocation to Hannibal)
AENEAS GÖREVE DÖNÜŞ
Truvalılar yeniden Aeneas'in babasinin gömülü oldugu Sicilya'ya giderler ve burada onun onuruna bazi spor musabakalari duzenlerler (Aeneas organizes a nine-day anniversary which includes celebratory games–a boat race, a foot race, a boxing match, and a shooting contest. Gunumuz olimpiyatlari gibi).. bu sirada Juno(=Hera) yine boş durmaz ve Truvalı kadinlari kışkırtarak Aeneas'in tum gemilerini yaktirmaya çalışır(During those events (in which only men participate), Juno incites the womenfolk to burn the fleet and prevent them from ever reaching Italy), fakat çıkan ruzgar gemilerin sadece bir kacinin yanmasina neden olur.. o gece Aeneas'in ruyalarina babasi girer ve ogluna yeraltini ziyaret etmesini, akabinde de italya'ya gitmesini soyler.( Aeneas is comforted by a vision of his father, who tells him to go down to the underworld to receive a vision of his and Rome's future)
Güney İtalya'da Cumae şehrine varırlar, Romalıların inançlarına göre burada yeraltı ülkesine açılan Avernus gölü vardır. Cumae'nin tanrı sözcüsü Sibylla Aeneas'ı ölüler ülkesine götürür. Burada Aeneas, babası Ankhises'le görüşür ve kendisini bekleyen parlak kaderi onun ağzından öğrenir.
After visiting Carthage, the Trojans returned to Sicily where they were welcomed by Acestes, king of the region and son of the river Crinisus by a Dardanian woman,with the guidance of the Cumaean Sibyl, descends into the underworld through an opening at Cumae; there he speaks with the spirit of his father and is offered a prophetic vision of the destiny of Rome.
Bütün bu bilgileri edindikten sonra Aeneas yeryüzüne döner, İtalya kıyılarını kuzeybatıya doğru izleyip Tiber ırmağının ağzına varır. Oranın yerlileri Rutul'larla savaşa girişir ve arkadaşlarını ırmak ağzında bırakıp içeriye doğru Pallantea şehrinin bulunduğu yere varır. Burası Palantinus tepesiyle Roma şehrinin ilerde kurulacağı yerdir. Yunanistan'dan göçme olan kral Evandrus Aeneas'ı iyi karşılar, başında oğlu Pallas'ın bulunduğu bir bölük askerle arkadaşlarının yanına gönderir. Bu arada Rutul'ların kralı Tumus Troya'lılara saldırmıştır. Aeneas Turnus'u teke tek savaşta öldürür. Destan Aeneas'ın bu zaferiyle kapanır.
Sonunda İtalya'nın güney kıyılarına varan Aeneas, yeraltındaki ölüler kentine giderek babasıyla görüşür. Sonra da kuzeye, gelecek­teki Roma kentinin yer alacağı Tiber Irma-ğı'nın ağzına doğru ilerler. Orada Kral Lati-nus ile karşılaşır. Kral, Aeneas'ı kızı Lavinia ile evlendirmeye söz verir. Oysa Lavinia komşu kabilenin prensi Turnus ile nişanlıdır. Turnus, Lavinia'nın Aeneas ile evleneceğini duyunca çok öfkelenir ve İtalya'daki öbür kabileleri yabancılarla savaşmak için yardıma çağırır. Bu savaşta Turnus'u yenerek öldüren Aeneas, bu yeni ülkede halkının önderi olur. Böylece büyük Roma soyu başlar.
Sonunda İtalya'nın güney kıyılarına varan Aeneas, yeraltındaki ölüler kentine giderek babasıyla görüşür Sonra da kuzeye, gelecek*teki Roma kentinin yer alacağı Tiber Irmağı'nın ağzına doğru ilerler


Orada Kral Latinus ile karşılaşır Kral, Aeneas'ı kızı Lavinia ile evlendirmeye söz verir Oysa Lavinia komşu kabilenin prensi Turnus ile nişanlıdır


Turnus, Lavinia'nın Aeneas ile evleneceğini duyunca çok öfkelenir ve İtalya'daki öbür kabileleri yabancılarla savaşmak için yardıma çağırır Bu savaşta Turnus'u yenerek öldüren Aeneas, bu yeni ülkede halkının önderi olur Böylece büyük Roma soyu başlar




------------------------------------------THE END OF THE AENEID---------------------------------------------
Virjil Aeneis'i İÖ 30-19 yılları arasında yazarak 12 ciltte toplamıştır Bu destan şiirin amacı Roma'yı ve İmparator Augustus'u onurlandırmaktı Romalılar Virjil'in Aeneis'ini ülkelerinin en değerli destanı sayarlar ve Yunan ozanı Homeros'un İlyada ve Odysseia destanlarıyla bir tutarlar
Truvalı kahraman Aeneas'ın öyküsünü anlatan Latince uzun bir şiirdir Romalı ozan Virjil'in İÖ 1 yüzyılda yazdığı bu şiirde, Aeneas'ın sayısız serüvenlerden sonra İtalya' ya gelişinin ve efsaneye göre Roma'yı kuruluşunun öyküsü anlatılır
Virjil, gönlünce tamamlayamadığı Aeneis'in ölümünden sonra yakılmasını vasiyet etmişti Ama yakınları bu dileğini yerine getirmediler ve İÖ 19'da, Virjil'in ölümünden hemen sonra Aeneis, Augustus'un emriyle yayımlandı.Aeneas'ı da yeni bir tip insan olarak canlandırmış olması üstünde durmaya değer.
"Pius Aenas" (dindar Aenas) diye anılan kahramanın tutum ve davranışı Homeros destanlarındaki yiğitlerinkinden farklıdır. "Pietas" diye tanımlanan kavram dine saygıyı da aşan bir erdemdir, Augustus'un ve Augustus çağı insanının ülkü bildiği geçmişe, geçmişin değerlerine bağlılık, ulusal tarih ve kültüre sonsuz saygı ile onu soylulaştırmak için başka, yabancı da olsa benimsenen kaynaklara bağlama çabası, kültüre hizmet için en büyük örnekleri göz önünde tutarak yaratıcılıkta onlara ulaşma amacı ve bu uğurda sonsuz bir sorumluluk duygusu, bütün bunlar "pietas" denilen kavramın içerdiği ve Aeneis destanında canlandırılan Aeneas tipinin tam bir başarıyla simgelediği erdemlerdir.Give me something to kill the painThere is no tomorrow and no todayMy soul is not for eternity And I know I will fade away, In memories
Roma'nın kuruluşuna kadar olan olaylarla efsaneler tarihçilere konu olmuş ve uzun uzadıya anlatılmıştır. Vergilius'un Aeneis destanıyla en büyük başarısı kendi çağının ulusal kültürüne bir kaynak bulmuş olması, Roma'nın geçmişini ta Anadolu'nun büyük uygarlık merkezi Troya'ya kadar götürmekle ona uluslararası bir derinlik vermiş bulunmasıdır. Büyük Latin şairinin amacı Augustus'un damgasını bastığı çağının dünya ve insan görüşüne bir ufuk açmasıydı.
Önce İulius Caesar, sonra Augustus'un da soyu olan İulii'lerin Troyalı Aeneas ve Ankhises'le tanrıça Aphrodite'de kaynak bulduklarını, Roma'nın Akdeniz'in en soylu hanedanınca kurulduktan sonra düşman olarak bilinen batı ile doğuyu büyük bir birlik içinde barıştırmış olmasını göstermek, kendisinin de Homeros gibi ozanların ozanına dayanıp onun yolunda, ondan esinlenerek destan yazdığını dile getirmekle Aeneis destanı gerçekten çığır açmış, ilkçağla ortaçağ arasında köprü kurmuştur.