Arama

Half-Life 2: Episode One

Güncelleme: 21 Kasım 2011 Gösterim: 16.422 Cevap: 1
MaKaLeLe - avatarı
MaKaLeLe
Ziyaretçi
7 Şubat 2007       Mesaj #1
MaKaLeLe - avatarı
Ziyaretçi
pcg half life 2 episode one
Şöyle bir geçmişe dönüp baktığımızda Citadel'de ki son randevudan sonra yaklaşık iki yıl geçtiğini görüyoruz. HL2 Episodes için verilen bu uzun aranın ardından eski dostları tekrar görmenin verdiği hoşnutlukla hepinize merhaba diyorum arkadaşlar. Oyun dünyasının son dönem kilometre taşlarından Half Life'ın yıllar sonraki dördüncü devam oyununda yeniden birlikteyiz. Şuan içerisinde bulunduğum memnuniyet duygusunu sizlere klavye aracılığıyla aktarırken gerçekten zorluk çekiyorum. Duygularımı ifade edemediğimden değil yanlış anlamayın. Uzun yıllardır "en sevdiğim" diye ifade ettiğim bir serinin son oyununu yazarken insan haklı olarak biraz tedirgin oluyor. En sevdiğim oyunun devamını yazmanın üzerime yüklediği sorumluluğa, HL2 gibi "en iyi FPS" tahtının üzerinde oturan bir yapımın ikinci halkasını yazıyor olmanın sorumluluğu daha ağır basıyor. Bir yandan da oyunu bitirmiş olmanın üzüntüsünü hissediyorum. Ama neyse ki Episode Two için yıllar süren bir ara verilmediği birden aklıma geliyor. Sağlıklı düşündüğümde oyun hakkında kafamda soru işareti kalmadı gibi. Kendimi Episode Two için hazır hissediyorum. Ama şuan için EPO'ı(Episode One'ı kısaltıyorum) tekrar bitirmekten başka çarem yok. Neyse bunları bir kenara bırakalım. Artık sanırım oyunun asıl incelemesine geçebiliriz. Fakat her şeyi tek tek ele almadan önce inceleme için nottan sonra özet bir cümle söylemek istiyorum. "Gabe Newell buraya yumruk havaya"
Sponsorlu Bağlantılar

—We'll see about that

Direk grafiklere geçmek yerine bence ilk olarak senaryo ne âlemde, ona bir bakalım. Hatırlarsınız HL2'nin sonunda kahramanlarımızı Citadel'in tepesi havaya uçarken bırakmıştık. Burada aynı HL'nin sonunda olduğu gibi G-man ile tekrar bir görüşme yapılmış, Dr. Wallace Breen elimizden kurtulmayı başarmıştı.(her ne kadar ölmediğine dair elimizde yeterli kanıt olmasa da ben böyle düşünüyorum.) Tam bu noktada Episode One başlıyor ve Vortigaunt'ların yardımıyla patlamadan kuruluyoruz. Vortigaunt'lar ne arıyor demeyin Gordon, G-man ve Vortigaunt'lar hep birbirine girmiş durumda. Ayrıca Vortigaunt'lar ve G-man arasındaki ilişki ise tam bir sır perdesi altında. Bu konuda adam gibi bildiğimiz tek şey "we’ll see about that" gibi bir cümle. Daha sonra gözümüzü açtığımızda Dog yardımıyla yıkıntıların altından kurtuluyoruz ve Alyx'le karşılaşıyoruz. Güç bela Alyx'in babası Dr. Eli Vance ve Dr. Alex Kleiner ile bağlantı kurduğumuzda anlıyoruz ki Citadel'de şehri kurtarmak için yaptığımız girişim ters tepmiş, bu sefer şehir daha da içinden çıkılmaz bir tehlike içine sokulmuştur. Bu sebeple Alyx ve biz tekrar Citadel'e dönüp yaratmış olduğumuz karışıklığı düzeltmeye çalışıyoruz. Senaryo konusunda daha fazla bir şey söylemek istemiyorum. Geri kalanı sizin keşfetmeniz daha doğru olacaktır. Episode One'da HL2'den farklı olarak oyun boyunca Alyx bize eşlik ediyor. Ama kendisi sadece senaryo gereğince yanımızda bulunan bir fazlalık olduğunu düşünmeyin bazı yerlerde inanılmaz yardımı dokunuyor. Özellikle karanlık bölümlerdeki yardımını göz ardı edemeyiz. Kısaca senaryo konusunda şunu söyleyeyim. Ben oyunun başından da sonundan da gayet memnun kaldım. Diğer ayrıntılarını da birazdan açıklayacağım. Ama senaryo özet olarak "olmuş".

half life2 episode one 02


"Next gen" diye dolaşın bakalım ortalarda...

Ek paket olmasına (veya sayılmasına) rağmen Episode One'ın grafikleri için kaydedilen gelişmeyi görmek gerçekten harika bir şey. Yıllar önce Source motorunun ne kadar muhteşem olursa olsun eksikliklerinden dolayı eleştirdiğimiz kısımlarının tamamen gidermiş olduğunu söyleyebilirim. Mesela önceleri Valve'nin "keşke" dediği saçlar şimdi inanılmaz bir durumda. Aynı şekilde Combine askerlerinin kıyafetleri üzerindeki yapaylıkta tamamen giderilmiş. Ortaya çıkan sonuç cidden göz kamaştırıyor. Source motoru yapılan modifikasyonlar sayesinde yapımı üzerinden iki yıl geçmiş olmasına rağmen piyasadaki en iyi motor bence. Çünkü şuan üstün kabul edilen motorlar arasında görüntü kalitesi / performans uyumunu yakalamayı başarabilen yegâne Engine kendisi. İlk Half Life ile beraber gelenek haline gelen oyunun her makinede çalışması olayı motor üzerine daha fazla grafik yükü binmiş olmasına rağmen etkilerini belli ediyor. Episode One'ı oynayabilmek için öyle aşırı bir ekran kartına falan ihtiyacınız yok. Normal bir sistemle bile çok iyi görüntü kalitesi alabilirsiniz. Kısaca şunu söyleyeyim. Half Life 2'yi nasıl bir sistemle oynadıysanız Episode One'ı da aynı sistemle hemen hemen eş değer bir grafik kalitesinde oynayabilirsiniz. Ben mesela her şeyi maksimum yapamasam da (yapılır ama bazen yavaşlamalar oluyor) her şey açık bir şekilde 1280*1024 çözünürlükte oynadım. Ayrıca çok fazla efekt yüküyle dolu ekranlarda ciddi bir yavaşlamayla karşılaşmadım. Kısacası sizde ayarları köklemekten çekinmeyin.
half life2 episode one 09


İsterseniz grafikler konusundaki abartılarımı bir kenara bırakıp objektif olarak bahsetmem gereken yeni eklenmiş özelliklerden bahsedelim. Oyunu açtığımız anda grafikler üzerine yapılan rötuşların karşısında gözümüz kamaşıyor. Hatırlarsınız HL 2'de gördüğümüz zaman bizi ağzı açık bırakan bütün o dokular gelebilecekleri en detaylı hale gelmişler. Işıklandırmaların etkisiyle öyle bir hal alıyorlar ki, söyleyecek bir şey bulamıyorum. Anti Alliasing de açıkken grafikler konusunda kusur bulmak imkânsıza yakın. İnanın bütün bu söylediklerim düşüncelerimin tarafsızlık için ehlileştirilmiş halleri. Karakterlerin yüzlerindeki animasyonların daha iyisi olur mu, olmaz sanırım. Şaşırma, korku hatta utanma eylemleri o kadar belli ve güzel ki, zaten hepiniz ekran görüntülerinde görmüşsünüzdür. Yalnızca karakterlerimizin yüzleri değil bütün modellemeleri üzerinde yapılan yenilikler Half Life 2 ile Episode One arasındaki büyük farkı ortaya koyuyor.

Artık HDR'nin etkileri bir sınıf başkanı gibi kendini belli etmiş. Ayrıca diğer bütün eşya modellemeleri ve yer şekilleri elden geçirilmiş. Artık daha pastel daha belirgin olan renkler Bump Mapping ile birleşince zaten iyi olan çevre grafikleri çok çok çok iyi klasmanına erişmiş. Yeni eklenen karakter tipleri de eskileri (onlarda halen mevcut) aratmayan cinsten. Eminim hepimizin HL 2'den kalma gölge animasyonları konusunda bilgisi vardır. Çünkü vakti zamanında "daha iyisi olabilir mi acaba?" diye tartışmıştık uzun uzun. Sanırım Valve'deki programcılar bu tartışmaların olumsuz yönde olduğunu fark etmiş olacaklar ki Episode One için resmen "gölge show" bölümleri koymuşlar (yanlış anlamayın tabi biz tartıştık diye koymamışlardır, yakışıklı olsun diye öyle garip bir yere bağladım). Oyunun bir bölümünde tamamen karanlık otobanlarda ilerliyoruz. Sahip olduğumuz tek ışık kaynağı HEV Suit'imizdeki fener. Bu bölümlerde gün ışığına ulaşıncaya kadar geçen sürede alev animasyonlarını ve gölgeleri çok rahat test edebiliyoruz. Sürekli tetikte olduğumuz bu kısımlara Alyx'in değimiyle zombine elemanları da katılınca tempo bir an bile düşmüyor. Neyse sonuç olarak gölgeler konusunda sorun kalmamış. Diğer su animasyonları ve yansımalar özellikle su animasyonlarının yansımaları Next Gen konsollara gövde gösterisi yapıyor. Zaten Lost Coast dalgasından sonra durumun böyle olacağını biliyorduk. Fakat alev animasyonlarını çok fazla abartamayacağım. Çünkü ne kadar geliştirilmiş, ne kadar renklendirilmiş olurlarsa olsunlar F.E.A.R'dakilerin daha iyi olduğu iddia ediyorum. Ancak onun dışında bir problem yok. Zaten bu durumda problem değil kesinlikle. Nesnelerden ve silahlardan çıkan kıvılcımların, patlamaların ve diğer efektlerin göze hitap etmeyen bir kusuruyla karşılaşmadım. Ama özellikle bir konuyu en sona bıraktım.

hl2eo

Half Life 2'nin High Diynamic Range (kısaca HDR) furyasını başlatan oyun olduğunu kabul edersek Episode One'daki HDR ışıklandırmaları için ayrı bir yer ayırmak gerekir zannımca. Oyunun başında Alyx'in babasıyla konuştuğu sahnede ekranın arkasındaki güneşe bir göz atın. Işığın metalin arasından süzülürken oluşturduğu efektler sanırım her şeyin özeti olacaktır. Yalnız Episode One'da HDR ışıklandırmalarını HL2'deki kadar test edemiyoruz. Çünkü oyunun büyük bir bölümü kapalı mekânlarda geçiyor. Valve bu versiyon için ışıklandırma şovunu biraz tadımlık bırakmış. Artık darısı Episode Two'ya diyoruz. Ama şimdiden gördüklerimiz ileride nelerle karşılaşacağımız konusunda bize ipucu veriyor. Ben kendimce böylesine güzel grafiklerle oyuncuların karşısına çıktıkları için Valve'ye teşekkür ediyorum. Motorda fark edilebilen bir bug olmaması bunun için geçerli bir neden. Bana ister katılın ister katılmayın grafikler tam puan. Fakat ters düştüğüm arkadaşlarımızın olduğuna inanmıyorum. Zaten her şey ortada...

125060373 aa79944b83 o

Daha önce grafikleri açıklarken yüz animasyonlarından biraz bahsetmiştim. Karakterlerin yalnızca yüz animasyonları değil diğer tüm eylemleri sarsma etkisi yapıyor. Oyun boyunca animasyonlar konusunda bilgi edinmemize en çok katkısı olan kişi tabii ki Alyx. Bütün macerayı birlikte kat ettiğimiz için durumun böyle olması doğal. Zat-ı âlinin jest ve mimikleri vücut diline öyle bir oturtulmuş ki şuandan itibaren HL'nin filmi yapılırsa animasyon olmasını istiyorum. Bizim yaptığımız bir iki el hareketini bir kenara bırakalım. Zaten hepsi öncekilerin aynısı. Eğer bu yazıyı okuduktan sonra oyuna yeni başlayacaksanız ilk karelerde Dog ve Alyx'i iyi izleyin. Grafikler + ışıklandırmalar * animasyonlar = olağanüstü bir sonuç bulacaksınız. Cesetlerin bile etki edildiğinde ruhsuz olduklarını belli etmeleri tek kelimeyle harika. Episode One görsel anlamda oyunculara harikulade bir 5–6 saat sunuyor. Grafiklerin ve animasyonların bu son hallerini gördükten sonra, ormanlık alanlarda geçeceği muhtemel olan (videoya bakın) Episode Two'yu beklemek gün geçtikçe zorlaşıyor. Neyse ki Valve iki oyun arasına altı ay gibi kısa bir süre koydu. Zira daha fazla beklemek gibi bir ihtimalimizin olduğunu düşünmek beni kahrediyor. Neyse animasyonlar için 5 üzerinden 10 verdiğimi belirtiyorum.

Biliyorsunuz ilk HL sahip olduğu script sahnelerle oyun dünyasında büyük bir nam salmıştı. Hakikaten oyun boyunca ağzımızdan video lafı çıkmıyordu. HL'nin ek paketlerinde de durum böyleydi HL2'de de (Half Life 2'de tam olarak öyle değildi EPO'da da aynı durum var birazdan açıklayacağım). Ancak Valve Episode One'da bazı kurallarını çiğnemiş gibi görünüyor. Oyunun başında HL2'nin sonundaki soru işaretlerini silen aynı zamanda yeni soru işaretleri oluşmasına sebep olan script sahnelerle bezeli bir video izliyoruz. Buna video diyorum çünkü sahneye hiçbir etkimiz olmuyor. Aynı durum oyunun sonu için de geçerli. Orada da video sayabileceğimiz bir sahne izliyoruz. Bu iki istisnanın kurgulanması da bir hayli iyi kotarılmış. HL ruhunu bozmamak burada birinci etken olarak kabul edilmiş. Bu ikisinden başka oyun sırasında sürekli script sahnelerle ilerliyoruz. Diğer HL oyunlarından alıştığımız gibi bir anda değişen ekranlar falan Episode One'da da mevcut. Hepside HL ruhuyla örtüştüğü için bunlar hakkında olumsuz bir şey söylemiyorum. Oyunun gidişatını belirleyen script sahneler konusunda herhangi bir hatayla veya sorunla karşılaşmadım. Bu yüzden bana göre script sahneler görsel yapılandırmanın kusursuz taraflarından biri. Sadece oyunun başındaki ve sonundaki videolar için pozitif yorum yapıyorum.

200607022334 hl2 eo 070

Oyunun fiziklerine geçmeden önce bir şey itiraf etmek istiyorum. Ben geçen seneye kadar HL 2'nin Havok fizik motorunu kullandığını bilmiyordum. Çünkü Havok kullanıyorum diye geçinen birçok oyun HL2 ile karşılaştırılamayacak kadar kötü fizikleri vardı. Ben o güne kadar HL2 fiziklerini Valve'deki programcıların mahareti olarak düşünmüştüm. Aslında durum tam anlamıyla böyleydi. Havok Valve'deki programcıların eline geçince normal durumundan öyle bir hale getirilmişti ki hepimiz o sene HL2'nin fiziklerine hayran olduk. Bu konu hakkında boşu boşuna tuşlara basmaya gerek yok. Zaten hepimiz işin suyunu çıkarana kadar fiziklerle haşır neşir olduk. Benim fizik kısmına yazmayı planladıklarım aslında bunlar değildi. Ama olsun bir kerede itirafla başlamış olduk. Neyse daha fazla uzatmadan Episode One'daki son durumdan bahsedeyim. Sanırım fizik konusunda HL2'den sonra gözle görülür bir gelişme yaşanmamış. Çünkü oyun boyunca fizik gösterisi yapılan çok fazla bir bölüm yoktu. Sadece bir iki yerde HL2'deki gibi tahterevalli dengelemeye çalışıyoruz. Ama biz zaten bunları daha önce görmüştük. Her ne kadar bir sürü şey yazmış olsam da fizikler için artı ya da eksi belirtmek istemiyorum. Half Life 2'nin fizik motoru hepimizin bildiği gibi çok iyiydi. Yapımcıların üzerine bir şey eklemek istememesini doğal karşılayabiliriz. Zaten iki senedir HL2'ninkine eş değer bir fizik motoru geliştirilemedi. O yüzden ne diyelim fizikler nötr.

Gordon ses ver?!

Half Life 2'nin en önemli sesiz cevherlerinden biri hiç şüphesiz kullanılan ses efektleri ve seslendirmelerdi bence. Çünkü çoğumuz fiziklerin ve grafiklerin etkisiyle şaşkın bir haldeyken onlara dikkat etmek aklımıza gelmiyordu. Bu kadar kesin konuşuyorum çünkü kendimden biliyorum. HL2'de çoğunlukla üstü kapalı olarak bahsedilen "ses" kısmını Episode One'da kalitesine yakışacak bir şekilde anlatalım. Öncelikle ana karakterimiz seslendirilmemiş olmasına rağmen yan karakterler için gerçekten büyük bir özen gösterilmiş. Bu durum HL2'de de böyleydi. Alyx ve babası arasında geçen diyalogları durup dinleyin. Alyx'in seslendirmesiyle, jest ve mimikleri öyle bir düzen içinde çalışıyor ki, saki Alyx gerçekte varmış gibi düşünüyorsunuz. Yapımcılar ekranda görünen karaktere cuk oturan bir ses rengi seçmişler. Bu kalite yalnızca Alyx gibi ana karakter olarak sayabileceğimiz elemanlarda işitilmiyor. Sadece bir karede bizimle iletişime giren NPC'ler bile o anki moral durumlarını seslerine çok iyi yansıtıyorlar. Onun dışında patlama efektleri, silahların ve suyun çıkardığı seslerin hepsi takdire şayan. Seken kurşunların çarptığı nesneye göre değişen çınlamaları gerçekten çok sahici olmuş. HL2'den sonra bu kısımda ne kadar gelişme yapıldı kestiremiyorum ama sonuç mükemmel. Ses yapılandırmasında bana göre hiçbir problem yok. Bu sebeple seslere de tam puan veriyorum.

Bir önceki oyundan hatırda kalanlar arasında eminim artık "ben buradayım!" diye bağıran müziklerinde belli bir yeri vardır. İlk HL'yi müziksiz oynayan birçok arkadaşımız için HL2'deki aksiyon sahnelerinde bangır bangır çalan parçalar eminim bomba etkisi yaratmıştır. Zamanında bende bu durundan bayağı hoşnut olmuştum. Belli yerlerde çalan müzikler sahiden de oynayışı zenginleştiriyordu. Episode One'da müzikler daha da güzelleşerek artık tamamen oynayışın bir parçası haline gelmişler. Müzik çalmaya başladığı andan itibaren birazdan yapacak olduğunuz şeylerin nasıl bir tempo içereceğini hemen anlıyoruz. Bu müzikli bölgelerin oyunun en can alıcı bölümleri olduğunu söyleyebilirim. Yine her zamanki gibi ortamı hareketlendiren tınılar olmasa bilmiyorum o bölümleri o kadar zevkle oynar mıydık? Episode One'daki müzikler konusunda adım gibi eminim sizinde herhangi bir şikâyetiniz olmamıştır. Valve'nin yaptıklarının en iyisi olmasını istediklerini EPO'daki müziklere bakarak bile anlayabiliriz. Bilmiyorum şimdiye kadar oyun için ne kadar tarafsız bir yazı hazırladım ama görünüş itibariyle sanırım hiçte tarafsız durmuyorumdur. Yalnız şunu da göz ardı etmiyorum. Müzikler ne kadar iyi olursa olsunlar sürekli olmamaları bazıları için eksi olabilir. Sürekli arka planda çalan bir müzikle HL oynamak nasıldır oynamadan bilemeyeceğim. Ama şuan için bana göre müziklerde de herhangi bir problem yok. Bu yüzden müziklere de tam puan veriyorum.

alyx3preview

Bir fizik profesörü bazuka kullanmayı nasıl bilebilir?

Yapay zekâ ne kadar arka planda kalırsa kalsın Half Life'ı "en iyi oyun" olabilmesini sağlayan özelliklerinden biridir. Oynayışı gerçekçi kılan ya da karşımızdakinin cidden düşündüğünü sandıran yapay zekâ ilk HL'de nam saldıktan sonra HL2'nin en iddialı kısımlarından biri olarak karşımıza çıkmıştı. Ama oyunu oynadıktan sonra görmüştük ki HL 2'nin yapay zekâsı abartı iddialarını yerine getiremiyordu. Ancak yenilikçi olması beklenirken ilkinden pekte farklı olmayan bir yapay zekâyla karşılaşmak sanıldığı gibi HL2 için problem olmamıştı. Zaten çok iyi olan yapay zekâ yeni oyun içinde hiç sırıtmadan kaynayıp gitmişti. Şikâyet etmek hiç aklımıza gelmemişti o zamanlar. Şimdi Episode One'a baktığımızda yine yapay zekâ konusunda herhangi bir gelişme yaşanmadığını görüyoruz. Belki ek paket sayabileceğimiz bir oyundan her konuda fazlasını beklediğimizi kabul etmek gerekir. Bunu şunun için söylüyorum. Episode One ne kadar ek paket gibi görünürse görünsün Half Life 2 gibi çok başarılı olmuş bir oyunun ardından en iyi olabilmesi için onun izinden gitmesi değil kendini aşması gerekir. HL 2 bunu yapay zekâyı saymazsak diğer her konuda zamanında başarmıştı ve biz o zamanlar ilkinden farklı olmayan yapay zekâyı pek dikkate almamıştık. Şimdi HL'yi en iyi yapan özelliklerinden olduğunu söylediğim yapay zekâyı gelişmediğinden dolayı eksiklik olarak sayacak mıyız? Dediğim gibi aynı durumu Half Life 2'de önemsememiştik. Bu kararı size bırakıyorum. Açıkçası böyle olması benim için sorun değil.

Peki bir fizik profesörü özel eğitimli komandolarla baş edebilir mi?

Eğer oyunu orijinal olarak alırsanız ya da lisanslı olarak indirirseniz aynı HL2'de olduğu gibi (Counter Strike Source) Half Life 2 Deathmatch ve HL Deathmatch Source'a da sahip oluyorsunuz. Pakete dâhil oldukları için birazda onlardan bahsetmek istiyorum. HL Deathmatch Source adından da anlaşılacağı gibi ilk Half Life Deathmatch'in Source motoruna entegre edilmiş hali. Yalnız fazla heveslenmeyin tahmin edildiği kadar "Source'lu" olmamış bu yeni Deathmatch. Sadece bazı dokular ve ışıklandırmalar yenilenmiş az bir şey. Onun dışında geri kalan her şey eski Engine'in izlerini taşıyor. Oynayış olarak da herhangi bir yenilik yok. O konuda da sadece silah tipleri biraz derlenip toparlanmış. Memnun kaldın mı diye soracak olursanız maalesef ""evet" diyemeyeceğim. Daha çok yeni olduğundan mıdır nedir oyun çok fazla bug kaynıyor. Asansörlerin bir türlü katı tutturamamasını mı istersiniz yoksa attığınız füzenin bir metre yandan ilerlemesini mi? Eminim bu durum ileride yapılacak olan güncellemelerle düzeltilir. Ama bu haliyle eski Deathmatch'i oynamak cidden daha zevkli. Ayrıca Deathmatch Source'da eski vuruş hissini hiç alamıyorsunuz. Sanki bazı silahlar etkisiz gibi. Yalnızca patlayıcı silahlarla oynayanlar öne geçebiliyorlar. Normal tabancayla adam öldürmek tam bir ömür törpüsü. Sonuç olarak HL Deathmatch Source daha çok yeni olduğu için ve gelişmeye müsait olduğu için değerlendirme yapmıyorum. Diğeri ise daha önceden de tanıdığımız HL2 Deathmatch. Eski Steam kullanıcıları eminim bir kez olsun bu mod'u denemiştir. Zira denenmeyecek gibi değil çünkü. Eğer oynama imkânınız varsa ve bu zamana kadar deneme fırsatınız olmadıysa şiddete bakmanızı öneriyorum. Ben uzun zamandır bazı haritalardan zevk alamasam da Gravity Gun ile adam öldürmenin tadı başka oluyor. Onun dışında temel olarak her şey eskisine benziyor. Sadece yeni silahlarla oynuyoruz. Ama harita tasarımları bu sefer daha uçuk olmuş. Oyunun üzerinde bir iki saat geçirirseniz ustası olabiliyorsunuz. Özellikle nötron bombasıyla kombo yapmak çok zevkli oluyor.

half life 2 episode one 20060427050257715

Yazının sonuna gelirken bu Commentary Track olayından biraz bahsetmek istiyorum. Eğer New Game menüsünden Commentary Track açıkken yeni oyun başlatırsanız oyun boyunca yapımcıların sesli yorumlarını dinleyebiliyorsunuz. İlk başta patron Gabe Nevell bize Commentary Track konusunda bilgi veriyor. Daha sonra oyun sırasında bu opsiyona ulaşmak için çevrede gördüğümüz konuşma baloncuklarına tıklıyoruz. Daha sonra ister sadece sesli, ister altyazıyla beraber oyunu sanki belgeselini izliyormuş gibi bitirebiliyorsunuz. Benim önerim oyunu önce bir kez Commentary Track kapalıyken bitirip, daha sonra bir kez de açıkken bitirmeniz. Eğer öyle yapmazsanız ilk kez gördüğünüz mekânları tanımaya çalışırken birde Commentary Track ile uğraşırsınız. Ayrıca normal senaryonun diyaloglarını da kaçıracağınızı unutmayın benden söylemesi.

Oyunun artıklarını tek bir tarafta toplarsak geliştirilen muhteşem grafiklerini, harikulade ses efektleri ve müzikleri, ayrıca 1998’den beri FPS oyunlarına şekil veren kolay kontrollerini bir çırpıda söyleyebiliriz. Hala çok iyi olan fizik motoru da cabası. Bir de tabii ki Gravity Gun var.
83917baacb71840e525c7e0e2a2e5f18b8e1aa4c

Eksilerini tek bir paragrafta toplarsak bana göre sadece kısa sürmesi eksi olarak sayılabilir. Ama size göre yeni silah olmaması ve grafikler dışında çok fazla gelişme yaşanmamasını da eksi olabilir. Ama benim için bunlar çok ufak kadı kızı kusurları.

Sonuç

Tüm zamanların en iyi oyunu olarak kabul edilen Half life ve belli bir dereceye kadar onun izinden gelen ek paketlerinden sonra, HL 2 gibi bazı otoritelerce En iyi FPS olarak görülen bir yapımın yanında emin adımlarla yerini alıyor Episode One. Olumlu olumsuz bütün eleştirileri bir kenara bıraktığımızda ortaya çıkan sonuç gayet tatmin edici. Önceleri ek paket olarak düşünülen Episode one şimdi başlı başına bir oyun olarak kısa sürmesi dışında başarısı yadsınamayacak kadar büyük olan bir oyun deneyimi bence. HL2’den sonra EPO’da en ufak bir hayal kırıklığı yaşamadım. Zaten oyundan aldığım hissiyatı elimden geldiği kadar nota ve incelemeye yansıtmaya çalıştım. Hepinize iyi oyunlar

Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
21 Kasım 2011       Mesaj #2
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Yav arkadaşım ben bu oyun birkaç ay önce oynadım ve hiç bir kasma olmadan bitirdim.Fakat canım sıkıldı ve birdaha yükleyim dedim yükledim ama duvarların rengi pembe bazı yerler gözükmüyor ve oyun un hiç bir zevki kalmıyor optins/video ya geldim sonra o high yazan yere geldim (color corretion) a benzer bir yazı var ama orası kapalı bir türlü açamıyorum nasıl yaparım bir fikrin varsa yardımcı olabilir misin şimdiden saol...
Sponsorlu Bağlantılar
Hızlı Cevap
Mesaj:

Benzer Konular

18 Mayıs 2012 / lüfen Soru-Cevap
8 Aralık 2013 / AndThe_BlackSky Hayali Karakterler
1 Eylül 2013 / RuffRyders Oyunlar