Arama

Kehanet Nedir? - Tek Mesaj #2

Bia - avatarı
Bia
Ziyaretçi
4 Haziran 2008       Mesaj #2
Bia - avatarı
Ziyaretçi
Kehanet

Parapsikoloji ve Okültizm


İki yüz yıl kadar önce, bugün paranormal olarak sınıflandırdığımız olaylar şimdikinden çok daha kolayca kabul ediliyordu. Ancak, bu olayların Şeytanla ilişki kurmanın sonucunda ortaya çıktığına inanılıyor, insan zihninden kaynaklandıkları düşünülmüyordu. Başkalarının zihinlerini okumak, geleceği bilmek, cisimleri dokunmaksızın hareket ettirmek ve özellikle, ölülerle konuşmak hep büyücülere özgü yetenekler sayılıp, çoğu kez ölümle cezalandırılıyordu.

Bugün bile bir çok kişinin paranormale karşı duyduğu tedirginliğin ve yine birçoğunun paranormal güçlere sahip kimselere karşı gösterdikleri saygıyla karışık korkunun nedeni olan geçmişteki bu tutumdan henüz kurtulabilmiş değiliz. Oysa, paranormal olayların uzun ve saygın bir geçmişi vardır.
Tarih kayıtlarının incelememize olanak verdiği en eski zamanlardan beri rahiplerle büyücüler çeşitli kehanet yollarıyla geleceği öğrenmeye çalışmışlardır.
Gelişigüzel atılan renkli taşların oluşturduğu biçimleri yorumlamak bu yollardan biriydi. Eski Mezopotamya da tanrılara kurban edilen hayvanların karaciğerleri incelenerek bulunan biçim ve toprakların yorumlanması, tıpkı 19. Yüzyıl frenologlarının insanın kafasındaki şişkinleri ölçerek karakterini yorumlamalarına benzemektedir. Daha başka kültürlerde de, kurban edilen bir düşmanın bağırsakları incelenerek gelecekle ilgili bilgiler edinilirdi.

Kendini Gerçekleyen Kehanet

İçimizden geçirdiklerimiz gerçek olabilir yeryüzünde yaşayan insanların, kendileri ve hayatlarındaki yüzlerce şey hakkında binlerce inancı var. Ne büyük bolluk ve bereket gibi geliyor kulağa değil mi? Pek değil aslında. Hepimiz dünyayı ve kendimizi inançlarımız doğrultusunda görür, algılar ve yaşarız. Klasik bir benzetme ile açıklayacak olursak, inançlarımız arkasından hem kendimize, hem dünyaya baktığımız gözlükler gibidir. Olup biten her şey bize gözlüklerin kalınlığı, üzerindeki su lekeleri ya da rengi nedeniyle başkalarına göründüğünden farklı görünebilir. Bu aynı zamanda genellikle görüp görebileceğimizin o gözlüklere bağlı olduğu anlamına da gelir. İşte o gözlükler inançlarımızdır..

Hadi bir düşünün bakalım, içinizden kendi kendinize yapamayacağım diye defalarca tekrarlayıp, sonuçta başarılı olamadığınız kaç iş oldu? Aslında yapabilme ihtimaliniz daha yüksekti belki, ama siz tersine inanarak başarısızlığı sağladınız! Başka bir örnek verelim, "ben matematikte kötüyüm" diyen birini düşünelim. Zaten beceremeyeceğini baştan kabul ettiği için başarma yolundaki çabası da mutlaka bu inançtan olumsuz etkilenecektir. Sonuçta kırık not aldığı sınavdan çıkarken de kendisine "bak, söylemiştim, benim matematiğim iyi değil"
diyecektir. Şu veya bu şekilde ne kadar negatifse de, hepimiz inançlarımızın gerçek olmasını isteriz, çünkü inançlarımızla ters düşmek huzursuzluk, ikilem, arada kalmışlık duyguları doğuracaktır. Şimdi de bunların tam tersini düşünelim; "ben yaparım, yapmamam için bir neden yok" inancı ile yola çıkan bir kişinin, başarısız olma olasılığı, içinden tersini geçiren birinden epey yüksektir. Bugün birçok self-help kitabında pozitif düşüncenin gücü olarak lanse edilen yöntem de aslında bundan farklı bir şey değildir. Hadi şimdi hemen iç sesinizi dinlemeye başlayın: Acaba kendi kendinize neleri fısıldıyor ve ne tür mesajlar veriyor, onlara inanıyor ve sonra gerçek olmasını sağlıyorsunuz. İnançlarınız şimdiye dek sizi başarıya mı yoksa hayal kırıklığına mı götürdü? Eğer ikincisi ise onlara kulak verip, değiştirme zamanı gelmiş demektir bence. Tekrar ediyorum, içinizden söylediklerinize dikkat edin, çünkü onları gerçekleştiriyorsunuz..

Alintidir..