Arama


fadedliver - avatarı
fadedliver
Ziyaretçi
14 Eylül 2008       Mesaj #2
fadedliver - avatarı
Ziyaretçi
Baharın gelmesi, doğanın yeniden canlanması ve bolluk-bereket olması için yaklaşık 5 bin yıldır kutlandığı bilinen Hıdrellez geleneğinin, İbraniler aracılığıyla Suriye Suriye ve Mısır üzerinden Eski Yunanistan'a, buradan da Anadolu'ya geçtiği biliniyor.

Kültür Bakanlığı verilerinden derlediği bilgilere göre, ilkçağlardan itibaren Mezopotamya, Anadolu, İran, Yunanistan ve Doğu Akdeniz çevresindeki ülkelerde bahar veya yazın gelmesi nedeniyle çeşitli törenler yapılıyor. Hıdrellez inanışının özelliklerini taşıyan ilk törenler M.Ö 3 binin sonlarında Mezopotamya'da, Fırat ve Dicle nehirlerinin etrafına bolluk ve bereket getirmesi için Tommuz veya Dumuzi adı verilen tanrı adına yapılıyordu. İbraniler kanalıyla Suriye ve Mısır üzerinden eski Yunanistan'a ve Anadolu'ya geçen bu inanç, doğanın canlanmasını ve yeniden yaşamaya başlamasını simgeliyor.

Anadolu'da Hıdrellez Geleneği

Anadolu'da Hıdrellez, yaygın inanışa göre, Hızır ile İlyas peygamberlerin biraraya geldiği günün anısına, 5-6 Mayıs'ta kutlanıyor. Hıdrellez günü (Rüz-ı Hızır), eski Türklerdeki halk takvimine göre 6 Mayıs-8 Kasım (Hızır Günleri) tarihleri arasında kalan ve yaz mevsimi döneminin başlangıcı kabul ediliyor.

Hıdrellez etrafında oluşan gelenekler, inançlar, törenler Sultan Nevruz ve diğer baharı karşılama gelenek ve törenleri ile karıştırılıyor. Gerek Anadolu'da ve gerekse Anadolu dışındaki Türk topluluklarında Hıdrellez'in yaklaşması ile çeşitli hazırlıklar yapılıyor. Hızır peygamberin eve uğramasını sağlamak için evler, ev eşyaları, mutfak eşyaları, kıyafetler temizleniyor. Hıdrellez günü kuzu veya oğlak kesilip, çeşitli yemekler hazırlanıyor.

Bazı bölgelerde ise bir gün öncesinden oruç tutularak karşılanan Hıdrellez gününde, ''Hıdırlık'' adı verilen mesire yerlerine gidilerek çeşitli eğlenceler düzenleniyor.

Niyet Oyunu ve Mayasız Yoğurt Çalma

Yörelere göre ''niyet çekme, baht çömleği, bahtiyar, bahtıbar'' gibi isimlerle anılan niyet oyunu, Hıdrellez'de gerçekleştirilen yaygın etkinliklerden biri... Oyunda, bir testi ile getirilen su çömleğe konur. Su dolu çömleğin içine çeşitli takılar konulabileceği gibi, fesleğen, nane veya mantuvar çiçeği de konulabilir. Çömlek arife günü (5 Mayıs) üstü bir örtü ile örtülerek bir gül ağacının dibine bırakılır. Küpün üzerine bir asma kilit koyulur ve kilitlenir. Ertesi günü tekrar biraraya gelen kızlar gül ağacının dibinden çömleği alırlar. Kilit açılır ve bir kişi, niyetleri çekmeye başlar. Niyetler çekilirken bir taraftan da maniler okunur. Her mani çömleğe bıraktığı nişanı çıkanın bahtına kabul edilir.

Oyun işaretler bitinceye kadar devam eder. Oyunda ''ümit, neşe, metanet, aşk, sevgi, şefkat, iyilik, kardeşlik, gurbet, vatan sevgisi'' gibi konuları içeren maniler söylenir.

Hıdrellez gününe ait yaygın inançlardan biri de yoğurt çalma geleneğinde kendini gösteriyor. Hıdrellez günü maya kullanmadan yoğurt çalınır. Yoğurdun tutması halinde eve Hızır'ın uğradığına inanılır.


Hıdrellez Geleneği Nasıl Ortaya Çıktı?

Atatürk Üniversitesi Kazım Karabekir Eğitim Fakültesi Halk Dili ve Edebiyatı folklor uzmanlarından Yard. Doç. Dr. Lütfi Sezen, mayıs ayının 6. günü olan 'Hıdrellez'in uygulama ve kutlamasının çok eskilere dayandığını ve birçok inanışlarının da günümüzde hala geçerli olduğunu söyledi.


Yard. Doç. Sezen'in belirttiğine göre, bugünle ilgili inanışlardan bazıları şunlar:
'Evlenmek isteyen kızlar, Hıdrellez günü, kimliklerini belli etmeden, kıbleye bakan dokuz komşu kapısını çalarlarsa, o yıl kısmetleri açılır. Hıdrellez sabahı, gün doğmadan bir kağıda yazılan dilek akarsuya atılırsa, o yıl gerçekleşir. 6 Mayıs günü sabahı, gün doğmadan sokak kapısı sonuna kadar açılırsa, Hızır eve girer, bolluk bereket getirir. Boyu kısa olan çocuk veya gencin başına bir oklava ile vurulursa, o yıl içinde boyu uzar. Kadınlar, başlarına çimen yeşili örtü örtünürlerse, o yıl, bol yağmurlu ve bereketli olur. Nişanlı çiftler, Hıdrellez günü ağaçlı, sulak yerlerde dolaşıp piknik yaparlarsa, kısmetleri bol olur. 40 çiçekten alınan yeşil yapraklar, bir kaptaki suya atılır. Yüzünde sivilce olanlar, bu su ile yıkanırlarsa, sivilcelerden kurtulurlar.'

Yard. Doç. Dr. Lütfi Sezen, İHA muhabirine yaptığı açıklamada, hıdrellezin, Türklerin milli sembollerinden olduğunu vurgulayarak, "Türk kültürü dışında başka kültürlerde de görülen bahar ve yaz bayramı geleneğinin temelinde, tabiatın canlanması, kışın sona ermesi ve canlanan tabiatın sevinçle karşılanması yatıyor. Türk kültüründe derin izleri bulunan bu gelenek, binlerce yıldan beri, gelişerek ve zenginleşerek devam ediyor" dedi. Yard. Doç. Sezen, Türklerin, 11. asır sonları ile 12. asır başlarında Anadolu'ya geldiklerinde, beraberlerinde hıdrellez adetini de getirdiklerini bildirdi.

'Hıdrellez'in Anlamı

Yard. Doç. Sezen, seneyi, Ruz-ı Hızır ve Ruz-ı Kasım diye ikiye ayıran takvimi bilgilere göre, Ruz-ı Hızır'ın, yaz mevsiminin başlangıcı sayıldığını, 6 Mayıs'tan 8 Kasım'a kadar süren 186 günlük bu dönemin, 'Hızır Günleri' adıyla anıldığını, 9 Kasım - 5 Mayıs tarihlerini içine alan Ruz-ı Kasım kış devresinin ise, 'Kasım Günleri' olarak adlandırıldığını ve 178 gün sürdüğünü kaydetti.

Yard. Doç. Dr. Lütfi Sezen'in verdiği bilgiye göre, yazın ilk günü sayılan 6 Mayıs gününe 'Hıdrellez' denmesi, ermiş biri olduğunu inanılan Hızır'ın kurak bir yere oturması ile o yerin yeşerip dalgalanmaya başlamasından geliyor. Bu sebeple, yaz başlangıcında ortalığın yeşermeye başladığı güne, 'yeşil' manasına gelen Hızır Günü, yine bu güne, Hızır ile İlyas'ın buluştukları rivayeti sebebiyle de 'Hıdırellez (Hızır-İlyas)' denmiştir. Soğuk ve yağışlı geçen kış günlerinden sonra havaların ısınması ve toprağın yeşile bürünmesi, insanların açık havaya, kırlara çıkmak arzuları, Hızır ve İlyas'a Müslümanlar arasında duyulan sevgi ve saygı ile birleştirilerek böyle bir adet ortaya çıkmıştır. Ayrıca bugün, insanların bir araya gelip karşılıklı olarak muhabbet ve hürmet duyguları içinde sohbet ederek hoşça vakit geçirmelerine, kırlarda ve mesire yerlerinde birbirlerine hürmet ve ikramda bulunarak, aralarındaki dostluk ve kardeşlik bağlarının kuvvetlendirilmesine vesile yapılmıştır.

Yard. Doç. Sezen, kimi rivayete göre Allah'ın sevgili kullarından Hızır ve İlyas'ın kardeş olduğunu, kimi rivayete göre de ikisinin arkadaş olduğunu söyledi.

Hıdrellezin hazırlık ve uygulamalarını çoğunlukla gençler yürüttüğünü hatırlatan Yard. Doç. Dr. Lütfi Sezen, "Bu günün pek çok olumlu niteliği yanında, kısmet açan ve mutlu yuvaların kurulmasına zemin hazırlayan yönleri olduğuna da inanılıyor" dedi.

Hıdrellez İnanışları

Yard. Doç. Sezen'in verdiği bilgiye göre, hıdrellezle ilgili inanışlar şunlar:

- Hıdrellez öncesi, 41 karınca yuvasından alınan toprak, ev halkının para cüzdanına az miktarda konursa, o eve bolluk ve bereket gelir.

- Evlenmek isteyen delikanlı, özel bir surette hazırlanmış tuzlu çöreği 5 Mayıs akşamı yiyerek gece uykusuna yatarsa, rüyasında evleneceği kızı görür.

- Hıdrellez günü için önceden ekmek pişirilir, bu ekmek parçalanmaz. Sofraya tam olarak konur. Tam ekmek ailenin bütünlüğünü simgeler.

- 5 Mayıs'ı 6 Mayıs'a bağlayan akşam, soğanın yeşermiş yapraklarından ikisi aynı anda kopartılarak her biri için niyet tutulur. Hıdrellez günü bu yapraklardan hangisi daha çok uzarsa, o niyetin gerçekleşeceğine inanılır.

- Çocuğu olmayanlar, 5 Mayıs günü akşam ezanından sonra kutsal bilinen bir ağaca al- yeşil yazmalar bağlarlar. Sabah gün doğmadan yazmalara bakılır. Kaybolanların sayısı kadar çocuk olacağına inanılır.

- Çocuğu olmayan kadın, 5 Mayıs akşamı abdest alıp namaz kıldıktan sonra, bezden yaptığı bebeği, gül ağacının dibine koyarsa çocuğu olur.

- Hasta ve yaşlılar, 5 Mayıs akşamı çimenler üzerinde yuvarlanırlarsa şifa bulurlar.

- Hıdrellezden birkaç gün önce kırlardan toplanan 41 çeşit çiçek, bir kapta su içine konur. Bu su, Hıdrellez günü hastalara şifa vermesi dileği ile içirilir.

- Eve bolluk, bereket gelsin diye 5 Mayıs akşamı namaz kılınıp dua edilir.

- 5 Mayıs'ı 6 Mayıs'a bağlayan akşam, soyduğu elmayı, yastığının altına koyup yatan genç, gece rüyasında evleneceği kızı görür.

Hıdrellez Günü Uygulamaları

- Hıdrellez günü, güneş doğmadan kalkılır. Verilen bilgiye göre, geç kalkanlar, şafak vakti evleri dolaşan Hızır'dan nasiplenemezler.

- Evlenmek isteyen kızlar, kimliklerini belli etmeden kıbleye bakan dokuz komşu kapısını çalarlarsa, o yıl kısmetleri açılır.

- Hıdrellez sabahı, gün doğmadan bir kağıda yazılan dilek akarsuya atılırsa, o yıl gerçekleşir.

- Evlenme çağına gelen genç kız, Hıdrellez günü yaptığı tuzlu çöreğin yarısını yer, diğer yarısını da dam veya duvar üstüne bırakır. Kargalar, bu çöreği alıp hangi evin bacasına götürürlerse genç kız o eve, uzağa götürürlerse uzağa gelin gider.

- Kocaya gidememiş, kısmeti kapalı kızlar için Hıdrellez günü, kilit açma pratiği uygulanır. Tanıdık yedi evden alınan yedi anahtar, evde kalmış kızın eline verilir. Kız, hiç kimseyle konuşmadan içinden dualar okuyarak bu yedi kapıyı anahtarlarla açarsa, kısmeti bir yıla kalmaz açılır.

- Kısmetinin açılmasını isteyen genç kız veya delikanlı, sabah namazından önce kıbleye bakan yedi çeşmeden su içerse, o yıl evlenir.

- 6 Mayıs günü sabahı, gün doğmadan sokak kapısı sonuna kadar açılırsa, Hızır eve girer, bolluk bereket getirir.

- Soğan kabuğu ile kaynatılan yumurta çocuklara yedirilirse, şifa kaynağı olur.

- Boyu kısa olan çocuk veya gencin başına bir oklava ile vurulursa, o yıl içinde boyu uzar.

- Seher vakti, bir akarsu kenarında çamurdan ev yapılır, içerisine buğday doldurulursa, o yıl mahsul bol olur.

- Kadınlar, başlarına çimen yeşili örtü örtünürlerse, o yıl, bol yağmurlu ve bereketli olur.

- Yağ ve ayran yapılan yayıklar, yeşil dal ve yapraklarla süslenirse, o yayıkta yayılan mahsul bereketli olur.

- Hıdrellez günü gözlerine sürme çeken kızların, o yıl başları ağrımaz.

- Herhangi bir kaba su konularak etrafına kızlar oturtulur. İple bağlanan pamuk topağı iğneye takılıp suya atılır, pamuk topağı hangi kızın önünde durursa, o kız diğerlerinden önce kocaya varır.

- Türbelere gidilip, adak ve kurbanlar kesilir.

- Komşulara yedi çeşit çerez dağıtılır.

- Nişanlı çiftler, Hıdrellez günü ağaçlı, sulak yerlerde dolaşıp piknik yaparlarsa, kısmetleri bol olur.

- Bekar kızın çeyizinden bir parça gül ağacının altına konur. Genç kız rüyasında kimi görürse, onunla evlenir.

- Türbelerde ve diğer kutsal yerlerde, hali vakti yerinde olanlar, fakirlere ziyafet verirler.

- Gül ağacının dibine altın bağlanırsa, o yıl ürün bol olur.

- Ev sahibi olmak isteyenler, Hıdrellez gününden başlayarak üç gün boyunca, gül ağacının dibine ev maketi yaparlarsa, o yıl ev sahibi olurlar.

- Tarla sahibi olmak isteyenler, gül ağacının dibine tarla toprağı koyarlar.

- Yılın bolluk ve bereket içinde geçmesini isteyen kişi, şafak vakti gül ağacının dibine özel eşyasını bırakır.

- 40 çiçekten alınan yeşil yapraklar, bir kaptaki suya atılır. Yüzünde sivilce olanlar, bu su ile yıkanırlarsa, sivilcelerden kurtulurlar.

- Yıl içinde kısmetinin açılıp açılmayacağını öğrenmek isteyen genç kız, tomurcuk halindeki bir çiçeği, suyun içine koyar, ertesi gün tomurcuk açılırsa, kısmeti olur.

Hıdrellez Yasakları

Anadolu'nun pek çok yöresinde, temizlik ve yemek pişirme işleri, Hıdrellez Günü'ne bırakılmaz, birkaç gün öncesinden yapılır. Bugün yeme, içme ve eğlenme dışında hiç bir iş yapılmaz. Süpürge tutulmaz, çünkü süpürge tutanların o yıl, sıkıntılı işlerinin çok olacağına inanılır. İğne iplik ele alınmaz ve dikiş dikilmez. Hıdrellez Günü eline iğne iplik alıp dikiş dikenlerin, o yıl boyunca kötülüklerle karşılaşacakları inancı yaygındır. Bu günü evde geçirenler, Hızır'ın ağaçlı, yeşillik ve sulak yerlerde dağıttığı nasipten yararlanamazlar. Bunun için Hıdrellez gününü evde geçirmek iyi sayılmaz.
Son düzenleyen fadedliver; 14 Eylül 2008 20:18 Sebep: Mesajlar Otomatik Olarak Birleştirildi