Düşüncenin gücü3 (yorumsuz alıntılar )
Bu gün hakkında düşündüklerimiz bilinçaltına verilen iş emirleridir ve yaratıcı süreç onları gerçekleştirmeye başlar. Ne düşündüğümüz önemlidir. Geçmişteki yanlış düşünceleriniz için kendinizi suçlamayın; bu günkü düşüncelerinizi olumlu yönde kullanmaya çalışın.
Yapılması gereken yapıcı bir hareket varsa korkusuzca yapın çoğu insan oturup yapılması gereken şeylerle ilgili tereddüt eder durur.
Vermekten çekindiğiniz o kararı verin. ( )erteleyip durduğunuz dönem ödevinin yazın,
İçimizdeki güce sırtımızı dayamak ve cesaretle ileriye adım atmak, endişelerimizi ardımıza bırakmak çok daha iyi. Şimdiye kadar endişeleri geliştirerek kazanılmamıştır. Yeni bir şimdi yap programına başlayın. (170)
Tedavisi mümkün olmayan bir hastalığım var doktorlar hiçbir çözüm bulamıyorlar. Mahvoldum.
Yanıt: Tedavisi mümkün olmayan hastalık yoktur. Eğer tanrı her yerde mevcutsa, onun varlığı her kadını , erkeği ve çocuğu sarar. Gerçekte asıl siz asla hasta olmazsınız günah işlemezsiniz, acı çekmezsiniz. Yanlış kavram tedavi edildi mi bedende buna paralel bir değişiklik olur. Her çeşit hastalığın iyileşebildiğini gördüm.
Bilincinizi bolluk düşüncelerine yükseltin ve yaşam koşullarınız kısa zamanda iyileşecektir.
Karar vermekten korkan insan, hep yenilgiyle son bulan hayali yollarda saatlerce boş yere gezer durur Doğru kararı vermekte kendinize güvenmeyebilirsiniz, ama içinizdeki sınırsız Zekaya güvenmelisiniz.(171)
İçinizdeki bilgeye güvenmeye başlayın; hayatınızın nasıl değişip renklendiğine şaşacaksınız. Hiç düşünmediğiniz fikirler gelecek aklınıza. Fikirler beklenmedik şekilde gelecekler. Mutlak güce inanın. (172)
Cesaretin en korkunç düşmanı, korkunun kendisidir, korkulan şey değil; içindeki korkuyu yenmeyi başarabilen insan en büyük kahramandır. George MACDOLAND
Korkunun bulaşıcı olduğu doğru ama cesaret için de aynı şey geçerli. Churchill cesaretle yaşamayı seçti etkisi bu gün bile hissediliyor. (174)
Tüm insanların ortak bir korkusu yoktur; tüm korkular sonradan kazanılmıştır. İnsanoğlunun kazandığı tüm korkular(..) insanın içindeki sevgi, güç, ve sağlam bir akılla ortadan kaldırılabilir.
Derinliklerde saklı bir korku zinciri mantıksız endişeye, hayatındaki önemli korkulara parmağını bile dokunduramayacağı duruma düşmesine neden olan genel bir huzursuzluğa dönüşmüştür. (174)
Korku çözüm değil. Çözüm yine cesaret. Sağlam durun. Cesaretiniz bulaşıcı olacaktır. Yayılacak ve diğer insanları etkileyecektir. İnancınızı sizi tanıyan herkese güç verecektir. Cesaret kazanacaktır.( ) Düşman ne olursa olsun güç yanılmaz. Tanrı tek güçtür ve tanrı gücü sizin vasıtanızla yaşar.(175)
Unutmayın korku ile mantık yürütemezsiniz. Korku bir duygudur. Makul ve akılcı değildir. Her zaman için kokulacak bir şey vardır ve bu şey hakkında gerçek olmayan duygular geliştiririz. Korku abartılı hale gelir. Korkularınızla mantık yürütemezsiniz, ama onları açığa çıkarabilir ve ne olduklarını görebilirsiniz. Bir şey olmaya çalışan bir hiç olduklarını. Sonra gerçekle başlar mantıklı karar verebilirsiniz. Her sorunun için gizlenmiş bir çözüm vardır. Her korkunun bir çözümü vardır; bu çözüm sorunla ilgili gerçekte bulunur. Onu bulmak için korkuyla yüzyüze gelmeye ve onun hiçliğini kanıtlamaya istekli olmalıyız.(175-6)
Bir şey hakkında gerçeği bildin mi korkacak bir şey kalmaz
Hayatın belli bir düzene bağlı olduğunu belli yasalarla yöneltildiğini kanıtlamak icin gereken riski göze almaya istekliydi.
Panik şaha kalkmış bir korku her zaman korkulan şeyden daha fazla zarar verir. (176)
Korku olmadığı için tehlike yoktu. Sevgi aradaki uçuruma köprü oluşturmuştu. Adama giderken arkadaşına refakat etme teklifini reddetti. Kapıdan geçerken köpek ona baktı ve hafifçe hırladı. Adam birden korkuya kapıldı. “bu benim köpeğim değil. Bu bir katil” Giderek hızlanmaya başladı, kapıya tam zamanında vardı. Bahçeye ilk girdiğinde köpeğe duyduğu sevgi bulaşıcıydı. Köpek bir katil olmasına rağmen dostça karşılık vermişti. Geriye dönerken ise adam korku ve endişe duyduğu köpek de aynı şeyi hissetmiş ve korkuyla karşılık vermişti. (177-8)
Varlığının gerçeğini bilse ve güvenseydi serginin korkuyu defettiğini bizi hayatla bütünleştirdiğini kanıtlayabilecekti. Korkunun aldatıcı yönleri vardır. Her zaman korktuğumuz şey tarafından aldatılırız. Burada köpeğin ünüydü, başka bir yerde komünizm tehdidi veya ölümün gölgesi olabilir.
Düşmanınız kim yada ne olduğu hiç önemli değil onun en güçlü silahı sizin korkunuzdur. Bu düşmandan korkmaya başladığınız an sizden güçlü duruma geçer.
(“Ölüme sordum, Benares’e ben kişi öldürmek için gitmedin mi? Anladığım kadarıyla yüzbin ölü var”
Ölüm gülümsedi ve “Ben bin kişi öldürdüm” dedi “ Gerisini korku öldürdü”(178)
“Korkaklar bin kez ölür” derler. Her korku küçük bir ölümdür. Temelde her korku ölüm korkusudur. Ölümden korkmaktan kurtulursak hayatla korkusuzca yüzyüze gelebiliriz. Ölüme neden “son düşman “ denir ; aslında o yenmemiz gereken ilk düşmandır.
Hayat ölmez . İnsan bunu anladı mı ölüm ona hiçbir zarar veremez. Hayat sonsuzdur. Kullandığı şekil değişebilir, ama hayat sonsuza dek sürer. Hayat yok edilemez.
Ölüm korkusu yenildi mi hastalık korkusunu yenmek çok kolay olur. Hastalık basit anlamda huzur eksikliğidir, hastalıkta güç yokluğudur. Kendimizi huzursuzluk, endişe ve korkunun diğer çocuklarına açık tutarsak, bedende bir hastalık inancıyla son bulan hayattan ayrılık duygusuna kapılırız. Hakkımızdaki gerçek bu olmadığı için bu duygu yenilenebilir. Tanrı bedenlerimize hastalık vermedi. Tanrı bize mükemmel bir hayatı sundu. Korkusuzca kabul etmemiz için bu hayat bizi bekliyor.(179)
Eksiklik bir durum değil, düşüncelerin eğilimidir. Hayattaki her şey aşarı bolluğa yönelir. İnsan korkarak bolluğu kısmaya çalışır her zaman.
İnsanlara çalışmamaları, ekip biçmemeleri için para veriliyor ve genelde fikir üretmelerine engel olunuyor. Tüm bunlar hayatı sınırlamaya yönelik tavırları temsil ediyor. Bolluğu düşünün! Hayatın bolluğunda yaşayın. Ağaçlarda kaç yaprak olduğunu, sahilde kumların sayısını, binbir çeşit çiçekleri ve bitkileri düşünün. Hepsinde bolluk var. Bolluk hayatın bir niteliğidir ve bu yüzden sınırsızdır. Kendini yönetme yoluyla bunu deneyimleyebilirsiniz. (180)
Korkunun düşmana güç verdiğini öğrendik. Korktuğumuz şeyi kendimize çekeriz. Bir çok örnekte düşmanı kendimiz yaratırız. Korkuyu yenmekte ilk adım, korkulan şeyin iyi anlaşılmasıdır. Bir insandan korkuyorsanız onunla konuşun ve onu motive eden şeyin ne olduğun anlamaya çalışın. Belki sizin ona yapabileceklerinden korktuğu için öyle davranıyordur. Korkuların çoğu önyargıdan kaynaklanır.
Sevginin olduğu yerde özgürlük vardır. Kusursuz sevgi korkuyu defeder (Sevgi her yerde mevcutsa kimden korkulabiliriz?)
“Düşüncenin ortaya koyulması insanı kölelikten kurtarıp özgürlüğü ulaştırır.” Emerson(182)
Alışkanlıklar önce bilinçli düşünceyle, sonra bilinçsiz davranışla oluşturulur. Kişinin bu gün için bilinçli düşünce olarak kabul ettiği şey yarın aklın derinliklerine yerleşmiş, ama aktif bir düşünce alışkanlığı haline gelebilir.
Vazgeçilmez hala gelmiş bir alışkanlık, bilinçaltı için gerçek bir zevktir diyebiliriz
Bilinçaltı bir alışkanlık kazandı mı, bilinçli olarak duruma müdahale etmedikçe ve bir şeyler yapmadıkça alışkanlık devam eder. Çok şükür son sözü yine bilinç söylüyor yoksa iyi yada kötü hiçbir alışkanlığımızdan vazgeçemezdik.
Bir düşünce eken bir eylem biçer
Bir eylem eken bir alışkanlık biçer
Bir alışkanlık eken bir karakter biçer
Bir karakter eken kaderini biçer.
Yapıcı ve yıkıcı alışkanlıklar vardır. Bilinçaltı ince eleyip sık dokumaz Asla yargıda bulunmaz. Çıkarımcı mantık yürütme yoluyla çalıştığı için verilen emri mutlulukla yerine getirir. Verdiğimiz emirleri harfi harfine yerine getirir. Biz emirleri veririz bilinçaltı yerine getirmek için çalışır.(183)
Yılda bir kez zihinsel envanter çıkarmakla ilgili sözlerinizdi beni etkileyen. Söylediğinizi yaptım, alışkanlıklarımı gözden geçirip onların gerçekten istediğim şeyler olup olmadıklarını geçirip onları gerçekten istediğim şeyler olup olmadıklarını sordum kendi kendime. Fiziksel ve zihinsel olarak bana yararlı olup olmadıklarını sordum( ..) her şey odanın ortasındaydı ve zihinsel evim yaşamaya yeniden başlayabilmek için önce ortalığı bir düzene sokmam gerekiyordu.
1-Sigarayı bırakmaya siz mi seçtiniz? Bu sizin seçiminiz olmalı
2-Bilinçaltına verdiğiniz emirler her zaman olumlu olsun. Bilinçaltı olumsuz emirleri anlamaz. “Artık sigara içmeyeceğim” dersek dikkat hala sigara içmek üzerinde olur. Emir “sigara içme alışkanlığından kurtuldum” olmalı
3-Kendiniz için zincirleme reaksiyon, yeni bir motor karşılık sırası hazırlayın.
4-Kendinizi çoktan sigara alışkanlığından kurtulmuş olarak kabul edin.
Dua ederken ne isterseniz isteyin, eğer onu elde edeceğinize inanıyorsanız elde edersiniz. (187)
Pratik her zaman mükemmelleştirmez ama otomatikleştirir.
Düşüncelerimizi kontrol etmediğimiz sürece onların bizi kontrol edeceği doğrudur. Kendinizi yönetme yoluyla düşüncelerinizi ve dolayısıyla alışkanlık kalıplarınızı değiştirebiliriz(188)
Bilinçaltı her zaman olumlu emirlere karşılık verecektir. Tersi yaklaşımları anlamaz. Bir şeyi yapamayacağınızı söylerseniz, sonunda yapmak istemediğiniz şeyi yaptığınızı görürsünüz. “Dışarı çıkarken kapıyı kapatmayı unutmayacağım” derseniz, son kuruşuna kadar iddiaya girebilirsiniz ki dışarı çıkarsınız ve kapıyı açık unutursunuz. Ama onun yerine “Dışarı çıkarken kapıyı kapatacağımı hatırlayacağım” derseniz bilinçaltınıza yapıcı bir emir vermiş olursunuz.
Bu yapıcı yaklaşım her alanda uygulanmalıdır. “ Sabah zamanında uyanamayacağım” derseniz öyle olur. Koyduğunuz kuralın harfiyen uygulandığını kanıtlamak için saatin alarmına rağmen uyumaya devam edersiniz. Fakat “sabah tam altıda uyanacağım” derseniz tam vaktinde sizi kaldırır. İçinizdeki her zaman doğru olan bir saat vardır. Elektirikli saat güç yetersizliğinden durabilir ama içinizdeki saat tam altıda kaldırır sizi. Buna inanmıyorsanız deneyin.
İnsan bebeğin sakinleşmesi için emzik emdiği gibi sigarayı çeker. Bu ilgi talebidir; hayatı ifade etme sevgiyi alma, bebeğin içgüdüsel olarak beslenmek, meme emmek içini ağzını hareket ettirmesi gibi hayat tarafından beslenme arzusudur. (189)
İnsomniya korkusunun, zorunlu uyanıklıkla kasti uyanıklık (insomniya) arasındaki farkı bilmeye dayandığını keşfeden Dr Jackson’a göre insomniya bir alışkanlık. Bu alışkanlığı kazanan kişi neredeyse süresiz olarak zarar görmeden uyanık kalabiliyor. Diyor Dr Jackson
Sinirlerinizi yenmek adlı kitabında hayatlarını hemen hemen hiç uyumadan geçiren bir çok insandan bahsediyor. Uyanık kalmak için bir çaba harcanmadığından insomniya esnasında beyin hücreleri uyarılmıyor rahatsız edilmiyor, böylece yatakta dönüp endişelenme durumları dışında enerji harcanmıyor. Beden sakin tutulur ve hislere hakim olunursa, yorgunluk ürünleri temizlenip rezervler kolaylıkla doldurulabiliyor.
Alışkanlık en az enerjiyle, en az yorgunluk duyularak yapılan otomatik bilinçaltı davranıştır. Bilinçaltına yerleştirilen her hangi bir şey hemen hemen sınırsız olarak yorulmadan muhafaza edilir ve kronik bir insominiğin düşünceleri de bilinçaltının bu çeşit aktivitesine aittir. (193)
“Kişiyi yoran insomniye değil, insomniyayla ilgili duygudur. Sürekli yorgunluk hisseden insanlar, uyku eksikliğinden değil endişeden dolayı acı çekiyorlar; yatakta dönüp durmaktan yorgun düşüyorlar. Sürekli olarak “neden uyuyamıyorum” yarın kendimi ne kadar kötü hissedeceğim! “ne gece” endişelenmek yoruyor bu insanları”(193)
Dr Jackson uyumayı öğrenmenin en iyi yolunun insanın kafasına uyuyup uyumayacağını takmaması olduğunu buldu. Bunu yapmanın en iyi yolu da her gece saatlerce uyumak zorunda olunduğunu düşünmekten vazgeçmek. Kafalarını sakin, bedenlerini gevşemiş halde tutarlarsa uyumadan da uyuyarak olduğu kadar dinlenebileceklerini hastalarına gösterdi. (195)
Herhangi bir şeye dikkati yöneltmenin zihni uyanık tuttuğu bulunmuş; çoğu zaman uyku için geçerli bu. İnsomniyaklar uyuyup uyuyamadıklarını görmek için uyanırlar genellikle! Ama kendimizi aldatmaktan ibaret olan bir mesele değil. Uykunun mutlaka gerekli olmadığına, bedenimizin uyamadan da ihtiyacı olan dinlenmeyi sağlayabileceğine ikna olursak bizi uyumaktan alı koyan endişenin hakkından gelebiliriz.(196)
Günün hatalarını ve acılarını yatakta düşünen insan uyuyamaz. Bunu yapma eğilimindeyseniz biten günle uzlaşmaya çalışın. Gününüzü gözden geçirin sizi incittiğini düşündüğünüz herkesi bağışlayın. Ne kadar aptal olduğunuzu düşünürseniz düşünün yaptığınız tüm hatalar için kendinizi de bağışlayın.
Geçen gün ne getirmiş olursa olsun rahat bırakın. O an yapabileceğinizin en iyisini yaptınız. Şimdi her şey bitti. Yarın yeni bir gün olacak. Sıkıntı ve üzüntüleri bir yana bırakın. Hayat size karşı değil. Bırakın gitsin.
Başucunuzda bir kalemle bir defteri hazır tutun, fikirlerinizi ve planlarınızı oraya yazın; o zaman bunlardan kurtulup rahatça uykuya dalabileceğinizi göreceksiniz.
Uyku eğer halinizden hoşnutsanız gelir. Endişe, üzüntü gibi duygular ne kadar özenle kendimizden gizlersek gizleyelim bizi uyanık tutar. Sahip olmadıklarımızla mücadele etmek yerine hayatınızdaki güzel şeylerin listesini yapmayı deneyin. (198)
İnsan önyargısı olmadan cesaretsizlik olamaz
Cesaretsizlik kelimesinin anlamını düşünmek bile cesaret kırıcı.
Başarısızlık, depresyon, keder, hüzün, endişe, melankoli ve kasvet gibi kaçınmaya çalıştığımız olumsuz kelimelerden biridir. Bir cesaretsizlik duygusu içerir. (201)
Düş kırıklığı gerektiği gibi karşılanırsa cesaretsizliğe dönüşmek zorunda değildir. (Eskisinin yerini alması için yeni bir ümit veya beklenti yaratılırsa düş kırıklığı nötralize edilir.
Her zaman iyi için dua etmek iyiyi getirir. İyiliği sevenler için her şey el ele verir iyiyi sunar
( Romans 8:28) (202)
Başarısızlıklarla yaşamak yalnızca başarısızlık getirir. Düş kırıklığı geçici bir şeydir. Önemli olan kişinin onu nasıl karşıladığıdır. Kişi başarısızlığın ve yıkılmış beklentilerin cesaretini yitirmesine yol açmasına izin verdiği, cesaretini kaybetmeye başladığı zaman tehlikeli bölgededir.
Cesaretini yitiren insan yalnız olmadığını, herkesin şu yada bu şekilde düş kırıklığına uğradığını anlamalıdır. ( ) Büyük beklentiler, gerilememize neden olurlar, bu yüzden de varlığının farkında olmadığımız iç kaynaklarımızı kullanamayız.
Aslında gerçek iş sessizlikte yapılır ve evde tamamen hareketsiz geçirilen bir gün ihtiyaç duyduğumuz ilhamın bize verebileceği gün olabilir.
Düşlerimizin cesaretimizi kırmasına izin vermeyelim. İnsan sürekli başarı grafiği çizmek için yaratılmamıştır. Hayat iniş çıkışlarla doludur. (203)
Herşeyin mevsimi, her amacın bir zamanı vardır.
Doğma zamanı, ölme zamanı, ekme zamanı ve ektiğini biçme zamanı(Ecclesiastes)
Cesaretsizlik, insanları, olaylar şartlarla ilgili duygularımızdan kaynaklanır. Bir çeşit engellenme, kuşatılma duygusudur bu. Rüyalarımız ve tutkularımızın yok olur gibi görünmeye başladığı anda ortaya çıkan bir beyhudelik duysudur. (204)
Görünüşe göre değil doğru yargıya göre yargıda bulunun demiş İsa.
Cesaretinizi yitirdiğinizi hissettiğiniz an, oturun ve önünüze bir parça kağıt koyun. Özel bir probleminiz varsa tüm ayrıntılarıyla kağıdın bir yüzüne yazın. Sonra öbür yüzüne mümkün olan tüm çözümleri yazın. Aklınızı fikirlerin gelmesi için açın. Aklınıza gelen çözüm imkansız gibi görünse de yazın. İmkansız çözümün yanız olabildiğini çok gördüm. Dikkat yanılar özerinde yoğunlaştı mı güç problemden uzaklaştırılır ve yanıtlar görünür.
Sonra, başka bir kağıt alın ve hayatınızdaki cesaret verici her şeyi yazın- kazançlarınız, arkadaşlarınız, yetenekleriniz vs. Artık bitti deyinceye kadar yazın bunları kağıda. Hayatınızdaki cesaret kırıcı şeylerin tümünü de kağıdın öbür yüzüne yazın. Hepsini boşaltın. Bunu yaptıktan sonra, cesaret kırıcı şeyleri sıraladığınız taraftakileri birer birer çizin ve “Bununla işim bitti! Hakkımdaki gerçek bu değil” deyin
Şimdi tüm dikkatinizi hayatınızdaki cesaret verici şeylere yoğunlaştırın. Dikkatinizi verdiğimiz şeyler gelişir, büyür. Dikkatimizi iyiye, olumluya ve doğruya yöneltirsek yaşadıklarımız bunlar olur. (206)
Tüm düzen göz önüne alındığında , hayat gelişen bir süreçtir, dünyadaki bir süreçtir, dünyadaki küçük bir deneyimle sınırlı değildir; sonsuz bir deneyim evrensel bir açılımdır. Her deneyimin kendisine ait bir anlamı, çıkarılacak bir dersi kazanılacak bir gücü yada biz yolumuza devam ederken değerliliğini kanıtlayacak bir gelişimi vardır.(207)
Kendinizden başka hiçbir şey huzur getirmez. Prensiplerin zaferinden başka hiçbir şey size huzur getirmez. R.W.Emerson (209)
Huzurun zıttı çatışmadır- her şeye direnmekten kaynaklanan iç çatışmadır; insanlara direnmektir, olaylara direnmektir, fikirlere direnmektir. Direnç, onu gösteren insanın hayatına karmaşa, kaos ve stres getirir. Bu yüzden sürekli bir huzuru bulmak istiyorsak önce dirence bir çare bulmalıyız.
Direnmek, zehirle oynadığını anlamayan insan aklına her zaman için çok mantıklı gelir. Aksine, uzlaşmanın şifa veren gücü her zaman için güçlüklerden kurtuluş yoludur.
Yaratıcı olmak için hayatla uzlaşmak gerekir. Tarihe bakacak olursak, insanoğlunun en yaratıcı dönermelerinin savaş yada diğer krizler gibi büyük stres ve kargaşa anlarına denk geldiğini görürüz. Yüzeysel bakıldığında, bu bir çelişki gibi görülebilir. Fakat insan olağanüstü bir durumla karşılaştığında, daha eğilimli oluyor. (210)
İşini seven insan hayatla uzlaşıyor demektir. Yaratıcı olmayı, işi vasıtasıyla insanlara doyum verecek şekilde kendisini ifade etmeyi sever. El işçisi olsun bir tezgahta çalışan birisi olsun işinden tatmin olan işçi işine sevgi katıyor demektir.( ) Sevgi yaratıcıdır, sevgi yapıcıdır, sevgi saygıdeğerdir – yapılan şeye saygıyla dolu olmaktır. Sevgi, Tanrı’nın gücünü ortaya çıkarır; çünkü o insanın hayatında ifade edilen Tanrı’dır.(211-212)
Hırsızlar, istedikleri her şey verildiğinde bir şey çalamıyorlar ve dönüp gidiyorlar. İşkenceciler direnç yerine sevgiyle karşılaştıklarında zulmetmek istemiyorlar. “Öldürülen insan genellikle kendi ölümünden sorumludur” diyor Ermiş adlı kitabında Halil Cibran. (214)
Direnç, uzlaşmadan hoşlanmamaktır. Direnç, hayatımızdaki her şeyden daha fazla dikkat etmemiz gereken bir şeydir. Çevremize direnmek, insanlara direnmek, koşullara direnmek yada sadece metroya veya havaya direnmek. Direnç, huzurun en büyük düşmanıdır.
Uzlaşmak ne demektir? uyum sağlamak, birlikte çalışmak, bütünleşmek, bir olmak demektir. İki şey uzlaştı mı bir olurlar. Kişinin içinde uzlaşma oldu mu, kendisiyle ve hayatla birleşir; o zaman kusursuz Güç başarıya doğru onunla birlikte akar.
Yaşadığınız yerle uzlaşın. Her zaman yaşamayı istemeyeceğiniz bir yer olabilir burası; ama en azından direnmezsiniz. Onunla uyum içinde olursunuz(215)
Her durumda olumlu karşılık vermeye çalışın. İyiyi bulun, eleştiri veya suçlamada bulunmayın( ) Tanıdığım bir kadın “küçük nefretlerden” kurtulduğu zaman kanserden de kurtuldu. Kadının küçük nefretlerinden biri de bulaşık yıkamaktı. Dirençlerinizi korumaya değer mi? Hayatlı uzlaşın, hayat sizinle uzlaşacaktır.