Arama

Elazığ - Tek Mesaj #7

Bia - avatarı
Bia
Ziyaretçi
24 Eylül 2008       Mesaj #7
Bia - avatarı
Ziyaretçi
Elazığ

Doğu Anadolu Bölgesi'nin gü­neybatı kesiminde yer alır. Batıda Fırat Irma­ğı'nın çizdiği büyük yayın içinde kalan Elazığ ilinin sulak ve verimli toprakları eskiçağlar­dan beri yerleşme alanı olarak önem taşımış­tır. Eski yerleşme alanları ile bu verimli top­raklarının bir bölümü Keban ve Karakaya ba­raj göllerinin suları altında kalan Elazığ. Doğu Anadolu Bölgesi'nin en gelişmiş illoı in­dendir. Günümüz Türkiye'sinin başlıca hidro­elektrik enerji santrallarından biri Elazığ dîn­dedir.

Doğal Yapı

İl topraklarının sularını Fırat ve Dicle ırmakları toplar. Fırat Irmağı üzerinde kurulan Keban Barajı'nın ardında büyük bir yapay göl oluşmuştur. Günümüzde Fırat ile başlıca kollarından Murat Irmağı ve ona katılan Peri Suyu Keban baraj gölüne dökülür . Mastar ve Hazar dağları arasındaki çöküntü çukurunda suların toplanmasıyla oluşan Hazar Gölü yöre halkı arasında Gölcük adıyla anılır.

İçinde yer aldığı bölgenin doğu kesimi kadar yüksek olmayan il toprakları oldukça dağlık ve engebelidir. Elazığ ilinin doğal sınırlarını doğuda Karaboğa Dağlan, güneyde Güney­doğu Toroslar'ın bir yayı andırır biçimde uzanan sıraları, batıda vadisi Karakaya baraj gölünün suları altında kalan Fırat, kuzeyde de Keban baraj gölü ve Peri Suyu oluşturur. İlin güney kesiminde güneybatı-kuzeydoğu doğ­rultusunda uzanan Maden Dağları ve Akdağ-lar Güneydoğu Toroslar'ın parçalarıdır. Pa­lu'nun güneydoğusunda 2.576 metreye ulaşan Akdağlar'ın Sırma Tepesi Elazığ ilinin en yüksek noktasıdır.

Akarsu boylarındaki alçak düzlüklerden bir bölümü baraj göllerinin suları altında kalmış­tır. Tarımsal açıdan da önem taşıyan başlıca düzlükler Elazığ Ovası da denen Uluova, Behramaz (Sivrice) ve Palu ovalarıdır. Bun­lardan Uluova ve Palu Ovası, Doğu Anadolu Bölgesi'nin güneyindeki Elbistan-Malatya-Uluova-Palu-Muş çöküntü alanı dizisinin için­de yer alır. Önemli bir deprem kuşağı üstünde bulunan il toprakları zaman zaman sarsılır.

Elazığ ilinde kara iklimi egemendir. Yazlar kurak ve sıcak, kışlar soğuk ve sert geçer. Ama Doğu Anadolu Bölgesi'nin kuzeydeki kesimlerine oranla kışlar çok daha yumuşak­tır. En çok kışın ve ilkbaharda yağış alan ilde bu iklim yapısı tarımsal ürünlerin çeşitliliğini artırmıştır.

Elazığ ilinde doğal bitki örtüsünün gittikçe yok olmasıyla doğa bir bozkır (step) görünü­mündedir. Dağların yüksek kesimlerinde me­şe ormanlarına rastlanır. Ormanlar genellikle bozuk baltalık denen sağlıksız ağaçlardan oluşmuştur.

Tarih

Elazığ ili topraklarında yapılan kazı ve araş­tırmalar sonunda elde edilen buluntulardan Yontma Taş Devri'nde (Paleolitik Çağ), doğal bitki örtüsünden yararlanan ve avcılıkla geçi­nen insanların burada yaşadığı anlaşılmıştır. Bu devirden beri yerleşme alanı olduğu sapta­nan yöredeki arkeolojik alanlardan bazıları Aşvan, Değirmentepe, Han İbrahim Şah, Haraba, Norşuntepe, Korucutepe, Pulur, Pağnik Öreni, Tülintepe ve Yeniköy Höyü-ğü'dür.

Eskiçağ kaynaklarından öğrenildiğine göre, İç Anadolu ile Mezopotamya arasında Elazığ ili topraklarını da içine alan bölge İşuva adıyla anılıyordu. Hurri ve Mitanni halkları­nın yaşadığı İşuva, İÖ 15. ve 14. yüzyıllarda Hititler'e bağlıydı. Daha sonra Urartu ege­menliğine giren İşuva'daki başlıca yerleşme yeri ilkçağlarda değişik adlarla anılan ve "taş kale" anlamına gelen Harput"tu. Daha sonra Asur, Med, Pers. Roma yönetimlerinde kalan ve askeri açıdan önemli olan Harput, Bizans döneminde Sasaniler'le yapılan savaşlara sah­ne oldu. 8. ve 10. yüzyıllarda bu kez de Araplar ile Bizans arasında sık sık el değişti­ren yöreye 11. yüzyılda Türkmenler yerleş­meye başladı. Artuklular bugünkü Hasan-keyf in ve Mardin'in yanı sıra Harput'ta da bir beylik kurdular. 1234'te bu beyliğe son veren Anadolu Selçukluları yönetimini Dulkadır-oğulları. Kadı Burhaneddin, Timur ve Akko-yunlu egemenlikleri izledi. 16. yüzyılın başla­rında bir süre Safeviler tarafından ele geçiri­len bu topraklar 1514'te Osmanlı egemenliği­ne girdi.
Ekonomi

Nüfusunun yarısından çoğu kırsal kesimde yaşayan Elazığ ilinde geçim kaynakları tarım, madencilik ve bunlara dayanan sanayi etkin­likleridir. Doğu Anadolu Bölgesi'nin öteki illerine göre burada yetiştirilen bitki çeşitleri daha fazladır. Şekerpancarı, buğday, patates, soğan ile başta üzüm ve karpuz olmak üzere çeşitli meyve ve sebzeler ilde elde edilen başlıca ürünlerdir. En verimli tarım toprakları Keban Baraj Gölü'nün suları altında kaldık­tan sonra bitkisel üretiminde azalma olan Elazığ ilinde bazı alanlarda pamuk da yetişti­rilir.

Kırsal kesimde hayvancılık önemli bir gelir kaynağıdır. Kışı Diyarbakır ve Şanlıurfa yöre­lerinde geçiren göçer aşiretler yazın sürüleri­ni, Elazığ ilinin doğusundaki dağların yüksek kesimlerinde yer alan, çayırlarla kaplı yay­lalara çıkarır. Hayvansal ürünler et kombinası ile süt ürünleri tesislerinde işlenir.

Yeraltı kaynakları bakımından zengin olan Elazığ ili topraklarında altın, gümüş, bakır, kurşun, çinko, krom, demir ve volframit yatakları vardır. Bu madenler Etibank tara­fından ilin çeşitli yerlerinde kurulan bakır, krom ve ferrokrom tesislerinde işlenerek de­ğerlendirilir. Keban Hidroelektrik Santralı ülkemizin elektrik enerjisi üreten başlıca ku­ruluşudur. Elazığ ilinde yer alan öteki sanayi kuruluşları şarap, şeker, yem. gübre, çimen­to, tuğla ve kiremit fabrikalarıdır.İl halkının başlıca mesire yerleri olan Hazar Gölü ile Keban baraj gölü kıyılarında bazı dinlenme ve kamp alanları vardır.

Toplum ve Kültür

Eskiçağlarda Anadolu'nun iç kesimlerini Me­zopotamya'ya bağlayan kervan yollarının geç­tiği Elazığ yöresindeki en önemli yerleşme yeri Harput'tu. Artuklular döneminde geliş­meye başlayan Harput, önceleri yörenin tica­ret ve kültür merkeziydi. Müslümanlar, Rum­lar, Ermeniler ve Süryaniler'in yüzyıllar bo­yunca birlikte yaşadığı Harput'ta Anadolu Selçukluları, Dulkadıroğulları, Akkoyunlular ve Osmanlı dönemlerinde pek çok zanaatçı yetişti. Bugün Harput'taki mimarlık yapıtları ile gelenekselleşen el sanatları bu ustaların ürünüdür. Dokumacılık, bakırcılık, dericilik gittikçe gelişmiş ve Harput'ta döneminin ileri teknolojisiyle çalışan büyük atölyeler kurul­muştu. Önemli bir kültür merkezi olan Har­put'ta medreseler ve kitaplıklar vardı. 19. yüzyılda Amerikan Koleji'nden başka Alman ve Fransız okulları da açıldı. 19. yüzyılın sonlarına doğru gelişen Elazığ karşısında Har­put önemini yitirdi. Halkının büyük bölümü Elazığ'a, bir bölümü de başka yörelere ve ABD'ye göç etti.

Elazığ ilinde toplumsal yaşamı derinden etkileyen öteki göç hareketi ise Keban Bara-jı'nın yapımı nedeniyle oldu. Toprakları is­timlak edilen köylüler Elazığ kentine ve il dışına göç etmek zorunda kaldılar.

Eskiden oldukça yaygın olan el sanatları bugün de yaşatılmakta; halı ve kilim dokuma­cılığı, çömlekçilik ve bakırcılık günümüzde de sürdürülmektedir. Halı ve kilimlerin eski ve özgün örnekleri Harput'taki Sârâ Hatun Ca-misi'nde görülebilir. Kökboyası kullanılan ve doğal renkleriyle ilgi çeken kilimler "maz-man" denen, kolayca taşınabilen tezgâhlarda dokunur.
Elazığ ilinin en ünlü halk oyunu "çayda çıra"dır. Çayda çıranın ilk kez 18. yüzyılda oynandığına ilişkin bir söylence vardır. Ulu-ova'nın ortasında akan Haringet Çayı'nın kıyısında yapılan ve 40 gün, 40 gece süren büyük bir düğünün sonunda, mehtap altında kına gecesi yapılırken ay tutulması olmuş; ortalığın birden kararması konuklar arasında uğursuzluk söylentilerine neden olunca, bunu duyan damadın annesi hemen zamanın aydın­latma aracı olan mumları çevreden toplatmış. Toplattığı mumlan tabaklara dizdirerek oyuncuların eline verince, çayın kıyısında olu­şan bu görüntüden etkilenen çalgıcılar bugün­kü çayda çıra havasını çalmaya başlamışlar ve oyuncuların da buna katılması sonucunda Elazığ'ın ünlü halk oyunu doğmuş.

İl Merkezi

Bozulan devlet düzenini yeniden kurmak amacıyla bölgeye vali olarak gönderilen Reşid Mehmed Paşa, 1834'te 40 tabur askerle Har-put'a geldi. Çeşitli gereksinmelerin sağlanma­sında ve ulaşımda doğan güçlükler nedeniyle Harput'un bir sınır kalesi olma niteliklerini yitirdiğini gören vali, askeri garnizonu daha sonra 5-6 km kadar güneydeki düzlükte Mez­ra adıyla anılan yere taşıdı. Reşid Mehmed Paşa burada kışlalar, hastane ve depolar yaptırdı. Daha sonra resmi kuruluşların da buraya taşınmasının ardından Mezra'da cami­ler, kiliseler, okullar ve hamamlar yapıldı. 19. yüzyılın ortalarında meydana gelen şiddetli bir deprem, eski yapıların çoğunlukta ol­duğu Harput ile öteki yerleşmelerde büyük yıkıma neden oldu.

Abdülaziz'in padişahlığı sırasında depremin bu yörede yol açtığı zara­rın giderilmesi amacıyla yapılan bayındırlık çalışmaları daha çok Mezra'ya yöneldiğinden, burası "Aziz'in bayındırlaştırdığı yer" anlamı­na gelen Mamuretü'l-Aziz adıyla anılmaya başlandı. 1887'de vilayet merkezi olmasından sonra önemi daha da artan MamuretüT-Aziz kenti, Harputlular'ın buraya taşınmasıyla ge­lişti. Bu taşınma sırasında Harputlular'ın ev­lerinin taşlarını bile sökerek yeni kente getir­dikleri söylenir.

19. yüzyıl sonlarında Elaziz adıyla anılmaya başlayan kent, Cumhuriyet'le birlikte il mer­kezi yapıldı. Daha sonra kısa bir süre Elazık olarak da adlandırılan kentin adı 1937'de Elazığ'a çevrildi.

Doğu Anadolu Bölgesi'nin Erzurum ve Malatya'dan sonra üçüncü büyük kenti olan Elazığ, ilin topraklarının orta kesiminde yer alır.

Kent yakınındaki havaalanı Elazığ'ı Türki­ye'nin öteki önemli merkezlerine bağlar. Tat­van'dan gelen demiryolu kentten geçerek güneybatıdaki Yolçatı'da Kurtalan'dan gelen demiryoluyla birleşir. Bu demiryolu hatlarıyla ülkenin tüm bölgelerine ulaşılabilir. Erzu­rum'u ve Diyarbakır'ı Malatya'ya bağlayan karayolları Elazığ kentinin hemen doğusunda birleştikten sonra kentten geçer.

Doğu Anadolu Bölgesi'nin başlıca ticaret, hizmet ve kültür merkezlerinden biri olan Elazığ kentinde pek çok sağlık kurumunun yanı sıra bir ruh ve sinir hastalıkları hastanesi ile konusunda Türkiye'nin en büyük kuruluşu olan bir cüzam hastanesi vardır. Elazığ ken­tindeki başlıca eğitim ve kültür kurumu Fırat Üniversitesi'dir.

Kaynak: MsXLabs.org & Temel Britannica