A. Türkiye Turizmi ve Özellikleri
Türkiye hem coğrafi konumu ve iklimi hem de sahip olduğu doğal kaynaklar açısından büyük bir avantaja sahiptir. Bununla birlikte ve bağlantılı olarak, Türkiye’de turizmin profesyonel bir anlayışla yürütülmesi ihtiyacı öne çıkmakta, bu notada yeni bir bilinç oluşmaktadır. Zengin örf ve adetleri olan, misafirperver bir toplum yapısına -istisnalarla karşılaşılsa da- sahip olunması bir avantaj oluşturmaktadır.
Turizm çeşitlenmesine olanak veren coğrafi ve doğal yapısı nedeniyle Türkiye son 10 yılda en çok ziyaretçi alan destinasyonlar arasına girmiştir. Turizme adapte olmakta sorun yaşamayan dinamik genç nüfusun varlığı ve özgün sosyo-kültürel özellikler sebebiyle turistlerin ilgisini çeken doğu-batı sentezi Türkiye’yi merak edilen bir turizm merkezi yapmaktadır.
Coğrafi konumu nedeniyle ana pazar bölgelerine yakın olması, bu konumun avantajından yararlanılarak kurulan halı, deri, konfeksiyon ve mücevherat gibi turistik alışveriş olanaklarına sahip olunması ve bölgedeki rakip ülkelere göre daha yeni ve kaliteli nitelikli tesislerin varlığı Türkiye turizmine avantaj sağlayan unsurlar arasındadır.
Ancak, yukarıda belirtilen özellikler dışında Türk turizmini ve sürdürülebilirliğini olumsuz etkileyen bir takım dezavantajlar da bulunmaktadır:
Her ne kadar alternatif turizm imkânları artsa da Türkiye’de turizm çoğunlukla Akdeniz ve Ege kıyı kesiminde yoğunlaşmıştır. Bu bölgelerdeki aşırı yığılma; kıyı gerisi ve çevresi alanlarda çarpık kentleşme ve yapılaşma bölge turizmini ve ülkenin itibarını olumsuz etkilemektedir.
Bu noktadan hareketle, Türk turizmini sekteye uğratan altyapı, planlama ve yatırım sorunları özetle şu şekilde sıralanabilir:
Altyapı sorunlarının başında gelen çarpık kentleşme ve bununla yakından ilgili olan turizm bölgelerindeki ulaşım sorunları gelmektedir. Gerek kara gerek hava ulaşımı ağı ve kalitesinde Avrupa ülkelerinden geride kalan Türkiye’nin altyapı alanındaki bu eksikliklerine altyapıdaki çevre kirliliği de eklenmektedir. Altyapıdaki sorunlar doğrudan çevre kirliliğine neden olmakta, bu da bölge ve ülkeye gelen turistler açısından olumsuz bir izlenim yaratmakta, orta – uzun vadede turizmi yıpratmaktadır.
Alt yapı ve hizmet kalitesinin ve destek sektörlerindeki gelişmelerin hızlı talep artışından kaynaklanan ihtiyaca cevap verememesi, düzensiz ve denetimsiz ticari faaliyetlerin ülke turizminde ve ürün kalitesinde yol açtığı bozukluklar, stratejik pazarlama yönetimine işlerlik kazandırılamaması ve yerel yönetimler ile kamunun turizme yeterli ilgiyi göstermemesi Türkiye’nin planlama açısından karşılaştığı sorunları ortaya koymaktadır.
Gerek altyapı gerek de planlama alanındaki eksiklikler turizm sektöründeki yatırımları da yakından ilgilendirmektedir. Yukarıda sayılan problemler yerli ve yabancı yatırımcıların gözünü korkutmakta, sektöre yapılmak istenen yatırımları kaçırmaktadır. Türkiye’deki kronikleşmiş yüksek enflasyon sorunu ve bununla birlikte tüm dünyanın içinde bulunduğu küresel finans krizi sektör yatırımlarını olumsuz etkileyen unsurlardandır.
Dünya Ekonomik Forumu’nun yeni turizm sezonu için hazırlıkların yoğunlaştığı dönemde yayınladığı “Seyahat ve Turizm Rekabet Raporu 2008”de Türkiye’nin terör, sağlık, hijyen ve kara ulaşım altyapısındaki yetersizlikler dolayısıyla dünya turizm rekabetinde geri sıralarda bulunduğu belirtilirken, “Ülkenin doğal kaynaklarının korunmasına daha fazla öncelik verilmelidir” ifadesi yer almaktadır. [1]
Yabancılara mülkiyet satışının yaygın olmaması, doğrudan yabancı sermaye yatırımları üzerindeki kuralların iş kesimine etkisinin yetersizliği, konuyla hükümet politikalarının saydam olmaması Türkiye’nin dezavantajları arasında sıralanabilir.
Çözüm önerileri:
Yukarıda yer alan sorunlar karşısında Türkiye ne gibi çözüm önlemleri almakta ya da ne tür çözüm yolları bulması gerekmektedir. Bu bölümde bu soruların cevaplarına ilişkin ipuçlarını bulmanız mümkündür:
Altyapı
Ülkemizde turizm potansiyelinin çok yüksek olduğu Akdeniz ve Ege sahillerinin altyapı sorunlarının çözümlenmesi için, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yürütülen Akdeniz-Ege Turizm Altyapısı Kıyı Yönetimi (ATAK) Projesi’nin tamamlanması yönünde çalışmalar yapılacaktır. Bu çerçevede, yerel yönetim ve kullanıcılar tarafından kurulacak altyapı birlikleri vasıtasıyla yürütülmesi öngörülen projenin finansmanında kullanıcının katkısının sağlanması, bu yönde kurumsal yapılaşmaya gidilmesi ve yasal düzenlemeler yapılması ile projeye ivme kazandırılacaktır.
Kültür ve Turizm Bakanlığı turizm potansiyeli yüksek ve turizm gelişiminin sağlandığı ve geliştirilmesi öngörülen alanlarda altyapının geliştirilmesinde yerel yönetimlerle işbirliği içinde çalışmalarını sürdürecektir.
Ulaşım, altyapı sorunlarının temelini oluşturan ve turistleri bir tüketim noktası olan turizm bölgelerine bağlayan en öncül etmendir. Bu özelliği ile ulaşım turizm için bir ana üründür. Bir önceki bölümde belirtildiği gibi, Türkiye turizmde ulaştırmanın geliştirilmesi, daha sağlıklı işlemesi için ulaştırma türleri arasında bir entegrasyon oluşturulması aşamasında sorun yaşamaktadır. Bu doğrultuda ülkemizde turizmin tüm yıla yayılması, kıyı turizmi dışında diğer turizm çeşitlerinin ve iç bölgelerimizdeki turizm aktivitelerinin geliştirilmesi için ulaşım bağlantıları güçlendirilecektir.
Başbakanlık tarafından hazırlanan Eylem Planı, altyapı anlamında 2007 yılı itibariyle şu çalışmaların yapılmasına karar vermiştir:
Turizm potansiyeli yüksek olan alanlardaki altyapı eksikliklerinin giderilmesi amacıyla, turizmin yoğun olarak geliştiği alanlarda ciddi bir altyapının oluşturulması, altyapı tesislerinin etkin bir şekilde işletilmesi için gerekli yasal düzenlemelerden biri olan ve yerel düzeyde çözümler sunan altyapı ve hizmet birlikleriyle ilgili yasal düzenlemeler yayımlanması planlanmaktadır. Marka kentlerde altyapı eksikliklerinin tamamlanması için Kültür ve Turizm Bakanlığı, Yerel Yönetimler ve ilgili kuruluşlar işbirliği içinde uygulamalar gerçekleştireceklerdir.
Bununla birlikte, kıyı gerisinde mevcut turizm alanlarında ortaya çıkan altyapı eksiklikleri tamamlanacaktır. Alternatif turizm alanlarında altyapı gelişimi için düzenlemelerin yapılması sağlanacaktır.
Mimari düzenlemeler açısından; Kültür temalı marka kentlerde;
* Kültürel varlıklar tespit edilerek önceliklerine göre restore edilecek ve kültürel varlıklara uygun işlevler kazandırılacaktır.
* Bu illere yönelik özel bütçeleme çalışmaları yapılacak ve yerel fonlar geliştirilecektir.
* Bu illerdeki altyapı ve üstyapı eksiklikleri giderilecektir.
* Konaklama kapasiteleri geliştirilmesi öngörülmektedir.
Ayrıca, kent içinde ve çevresinde tarihi, kültürel ve arkeolojik değer taşıyan yapı ve örenyerleri ile yapı kalıntılarının kentsel değerleri zenginleştirmek amacıyla kazı ve restorasyon çalışmaları yapılacaktır.
Ulaşım açısından bakacak olursak; havaalanı-kent ulaşım bağlantısının hızlı, güvenli ve rahat bir biçimde sağlanmasına yönelik toplu taşım sistemleri oluşturulması, marka kentlere Deniz Ulaşımının sağlanabilmesi amacıyla mevcut iskele ve limanların geliştirilmesi planlanmıştır.
Kentsel altyapı açısından, kentsel mekan kalitesinin arttırılması amacıyla kentsel altyapı iyileştirilecek, Kent içi toplu taşım sistemi geliştirilecektir
. Bununla birlikte ,Yönlendirmeyi ve bilgilendirmeyi kolaylaştırıcı bilgilendirme ve yön levhaları iyileştirilecek, içeriği zenginleştirilecek ve Turistik değerleri tanıtıcı bilgilendirme kitapları ve ayrıntılı kent haritaları ve broşürler bastırılacaktır. [2]
Eylem Planında Bütün bu çalışmaların başlama tarihi 2007 olarak belirlenmiş ve 6 yıllık bir süreç içerisinde çalışmaların tamamlanması gerektiği belirtilmiştir. Bu anlamda Türkiye’de son dönemde gerçekleştirilen altyapı çalışmaları ise şu şekilde sıralamak mümkün: Atıksu Arıtma Tesisleri : Antalya’da 23 (4 adedi tevsii), Muğla’da 5, Nevşehir’de 2, Balıkesir’de 1 olmak üzere toplam 31 adet biyolojik tipte arıtma tesisi yapılmış, bunların toplam kapasitesi 411,210 m3/gün, eşdeğer nüfusu 1.303.920 ve yatırım tutarı yaklaşık 80,5 milyon ABD dolarıdır. Ayrıca, İncekum ve Boğazkent atıksu arıtma tesisleri tevsii inşaatları tamamlanmış olup, işletmeye alınmıştır.
İçmesuyu Tesisi : Antalya’da 4, Muğla’da 2, Kars’ta 1 ve İzmir’de 1 olmak üzere 8 adet içme suyu tesisi yapılmış, bunların toplam depo kapasitesi 30.500 m3, isale hattı uzunluğu 103.235 m.Yatırım tutarı yaklaşık 12.500.000 Amerikan dolarıdır.
Kanalizasyon Kollektör Hattı : Antalya’da 5, Muğla’da 1, Kars’ta 1, İzmir’de 1, Nevşehir’de 2 adet olmak üzere toplam 9 adet kanalizasyon kollektör hattı yapılmış, bunların toplam uzunluğu 153.500 m. Yatırım tutarı yaklaşık 14.300.000 Amerikan Dolarıdır.
Telesiyej Tesisleri : Kars’ta 2 adet telesiyej tesisi yapılmış, bunların toplam uzunluğu 3.735 m. Yatırım tutarı yaklaşık 2.475.000 Amerikan Dolarıdır.
Geçirimsiz Perde İnşaatları : İzmir Çeşme Ildır ’da içmesuyu kaynaklarını korumak amacı ile 2 adet geçirimsiz perde inşaatı yapılmış, bunların toplam uzunluğu 709 m. yatırım tutarı 3.000.000 Amerikan dolarıdır.
Kompost Tesisleri : Antalya Kemer ve Manavgat’da 2 adet kompost tesisi ve düzenli depolama tesisi yapılmış, toplam kapasitesi 160.000 ton/yıl. Yatırım Tutarı 10.000.000 Amerikan dolarıdır.
Turistik Karayolları : Kültür ve Turizm Bakanlığınca ilan edilen turizm alan ve merkezleri ile turizm potansiyeline sahip yörelerde ulaşımın rahat ve güvenli olması amacıyla Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilmektedir.[3]
Planlama
Planlamanın temelini, ekonomik gelişimi destekleyen; fiziksel düzeyde uygulanabilir; toplum yönelimli ve sürdürülebilir turizm ilkesi oluşturmalı ve bu ilkeyi içeren bir planlama yaklaşımı ortaya konulmalıdır.
Turizm yatırımlarının planlanmasında, ekonomik sürdürülebilirlik, yerel refah, istihdam kalitesi, güvenlik, kültürel zenginlik, fiziksel entegrasyon, biyolojik çeşitlilik, kaynak etkinliği ve çevre koruma konularının esas alınmalı, sektördeki planlamanın esnek, şeffaf ve hesap verilebilir olması gerekmektedir. Yönetim ve uygulama aşamalarında katılımcı ve sürdürülebilir gelişim niteliklerine sahip stratejik planlama anlayışı benimsenmeli, planlamanın fonksiyonel olmasına önem verilmelidir.
Türkiye’nin konuya ilişkin Eylem planında 2007-2013 yılları arasında planlama adına yapılacaklar şu şekilde sıralanmıştır:
Destinasyon bazlı planlamada, Turizm Merkezi (TM), Turizm Kenti (TK), Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgelerinde (KTKGB) altyapıdaki eksikliklerinin giderilmesine ve turizm türlerinin bir arada geliştirilmesine olanak sağlayan planlar yapılması öngörülmektedir. Bununla birlikte turizm sektöründe planlama, yatırım geliştirme ve yönlendirme yapan firmalarının belgelendirmesine olanak sağlayan yasal düzenlemeler (Turizmi Teşvik Kanunu ve Kültür ve Turizm Bakanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanununda değişiklik) yapılması planlanmaktadır.
Stratejik planlama açısından; Turizm gelişimi için hazırlanan yapısal planlarda, yazılı rapor ve temel gelişme aksları tespit edilecektir. Bu kapsamda planlar;
1. Mevcut durumun analizi ve başlangıç senaryosunun belirlenmesi,
2. Sentez çalışması ve eşik analizi ile gelişime elverişli alanların tespit edilmesi,
3. Planlama alanının potansiyelinin belirlenmesi,
4. Mevcut potansiyel doğrultusunda planlama amaç ve hedeflerinin ortaya konulması,
5. Bu amaç ve hedeflere uygun stratejilerin belirlenmesi, plan senaryosunun kesinleştirilmesi ve bu senaryo doğrultusunda planlama alanındaki öncelikli çekim odaklarının ve eylem alanlarının tespit edilmesi ve ana plan şemasının hazırlanması,
6. Plan ana şemasının yanı sıra, örgütlenme, etaplama, finansman vb. hususların yer aldığı plan raporunun hazırlanması,
7. Hazırlanan plan ana şeması ve raporunun, plan onayı öncesinde sivil toplum kuruluşlarına ve plandan etkilenen taraflara duyurulması ve geri beslemelerin alınması aşamalarından geçilmesi öngörülmüştür. [4]
Yatırım
Turizm yatırımında esas nokta, yatırım projelerini uygulanabilir ve sürdürülebilir kılacak teşviklerin ve yatırımların attırılması adına çalışmalara yoğunlaşmaktır.
Turizm sektöründe teşviklerin, Türkiye Turizm Stratejisi – 2023 ve hazırlanacak master planlarına uygun olarak turizm türlerine, yörelere ve zamana göre belirlenmesi gerekmektedir. Bu anlamda turizm yatırımlarına alt başlıklarla bakılacak olursa;
Teşvikler
- Teşviklerin miktarı, şartları, bölgesel özellikleri ve uygulama dönemleri ayrıntılı çalışmalarla yıllık olarak belirlenecektir.
- Arazi tahsislerinde stratejik planlamayı hedefleyen turizm kentleri yaklaşımı temel olarak alınarak yatırımcıya daha fazla tasarım şansı tanınacaktır.
- Turizm tesislerinin yenilenmesi için sektöre yönelik uzun vadeli ve düşük faizli kredi imkânları sağlanacaktır.
Bürokratik Engellerin Kaldırılması
- Yabancı sermayenin yatırım yapabilmesi için ülkemizde yabancıların mülk edinmelerini ve yatırım yapmalarını kolaylaştıracak yatırım izinlerinin tek bir çatı altında toplanacağı “Yatırım Destekleme Ajansı” güçlendirilecektir.
Bu amaçla eylem planında Yabancı sermayenin turizm sektörüne yatırım yapmasını daha etkin kılacak Yatırım Destekleme ve Tanıtım Ajansı,v.b. gibi kurumlar güçlendirilmesi öngörülmektedir.
Firmaların Belgelendirilmesi
Turizm sektöründe yatırımlara kalite ve hız kazandırmak için yatırım, danışmanlık gibi sektörde faaliyet gösterecek firmalar Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca belgelendirilecektir. Bununla birlikte;
- Turizm sektöründe KDV ve ÖTV’nin indirilmesi,
- Turizm yatırımlarını güçlendiren turistik ürünlerin çeşitlendirilmesine yönelik cazibe merkezlerinin teşvik edilmesi,
- Turizm sektöründe selektif olarak yatırım indiriminin yeniden uygulamaya konulması,
- Kruvaziyer turizmin yeniden tanımlanması ve liman masraflarının yabancı limanlarla rekabet edecek duruma getirilmesi,
- Kültürel mirasın turizmi çeşitlendirme amacıyla turizme kazandırılması için özel sektör girişimciliğine olanak sağlayan yasal düzenlemelerin yapılması ve yeni cazibe merkezlerinin oluşturulması hususlarında teknik düzenlemelere ve altyapı çalışmalarına başlanacaktır.[5]
B. Avrupa Turizmi ve Temel özellikleri
Avrupa turizminin genel özellikleri şu şekilde sıralanabilir:
- İç turizm ( örneğin yabancı ziyaretçiler tarafından) AB-25 ülkelerindeki kollektif tesislerdeki tüm konaklamaların yüzde 40’ına sahiptir.
- AB’deki çoğu turist Avrupalıdır. Tüm konaklamaların yüzde 88’i ya yerel turistler ya da diğer AB-25 üyesi devletlerden olan ziyaretçiler tarafından gerçekleştirilmektedir.
- Yabancı konaklamalarındaki en yüksek rakamlar İspanya, İtalya ve Fransa da kaydedilmektedir.
- Almanya, İngiltere ve Hollanda AB-25 ülkelerindeki turizmin çoğunluğunu meydana getirir.
- AB turistleri için İspanya yurt dışı ana tatil destinasyonu olup, bunu İtalya ve Fransa takip eder.
- AB-25’deki turist gelirleri ve giderleri hemen hemen dengededir.
- AB-25 ülkelerindeki turistler AB-25 ülkelerindeki kolektif tesislerdeki tüm konaklamaların yaklaşık yüzde 88’ine sahiptir.
· Avrupa Birliği’nde turizm son derece yüksek bir entegrasyon içerisindedir. 2005 yılında kolektif tesislerdeki tüm konaklamaların yüzde 87.5’i ya ülkenin kendi ziyaretçileri (yüzde 59.1) ya da diğer Avrupa Birliği üye devletlerinin (yüzde 28.4) ziyaretçileri tarafından yapılmıştır. Kalan yüzde 12.5 Avrupa Birliği dışındaki ülkelerin yabancı turistleri tarafından yapılmıştır.
- AB-25 içerisinde İspanya, İtalya ve Fransa tüm yabancı konaklamaların yüzde 52’sine sahiptir.
2005 yılında yabancı turistler AB-25 üye devletlerindeki kolektif konaklama tesislerinde 880 milyondan fazla konaklama yapmışlardır. Bu Avrupa Birliği içerisindeki turistler tarafından yapılan tüm konaklamaların yaklaşık yüzde 41’ini temsil etmektedir. Bunun ¾ ü otellerde, sadece ¼ i kamp tatil mekanları ve gençlik kampları gibi diğer kolektif mekanlarda geçmiştir.[6]
Linke tıklayarak Avrupa’ya 2001-2007 yılları arasında giriş yapmış turist sayısını görmeniz mümkündür.(Bkz:
http://www.etc-corporate.org/resources/uploads/ETC_Tourism_Insights_2007.pdf s 3 )
kaynak