Arama

İstiklal Marşı - Tek Mesaj #1

Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
30 Eylül 2005       Mesaj #1
Misafir - avatarı
Ziyaretçi

İstiklal Marşı


Türkiye Cumhuriyeti’nin ulusal marşı.

Sözleri Mehmet Akif Ersoy’ un, bestesi Osman Zeki Üngör’ündür.
Kurtuluş Savaşı henüz sonuçlanmadan, “İstiklal Marşı” olarak bestelenecek şiiri seçmek için Maarif Vekâleti tarafından bir yarışma açıldı (1921), ama yarışmaya katılan 724 şiirden hiçbiri beğenilmedi. Maarif vekili Hamdullah Suphi (Tanrıöver), para ödülü (500 TL) konduğu için yarışmaya şiir göndermemiş olan Mehmet Akif’i (Ersoy) “İstiklal Marşı”na güfte yazmaya davet etti.

Akif’in iki gün sonra gönderdiği şiir, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde oy çokluğuyla kabul edildi (12 Mart 1921). Bunun ardından açılan beste yarışmasına 24 beste katıldı, ama o sırda savaşın şiddetlenmesi yüzünden sonuç açıklanamadı. 1924’te Maarif Vekâleti’nde toplanan bir kurul, Ali Rifat Bey’in (Çağatay) bestesini seçti. Geleneksel Türk marşlarım andıran bu beste 1930’a değin çalındı. İstiklal Marşı bu tarihten sonra Riyaseticumhur Musiki Heyeti (bugün Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası) şefi Osman Zeki Bey’in (Üngör) yeni bestesiyle çalınmaya başladı. Prozodi hataları içeren ve müzik eğitimi almamış toplulukların kolay kolay icra edemeyeceği bir melodik yapısı olan marşın değiştirilmesi önerilmiş, ama bir değişiklik yapılmamıştır.

kaynak: Ana Britanica
Ad:  ay-yildiz.gif
Gösterim: 2018
Boyut:  6.2 KB
Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.

Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celal?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal...
Hakkıdır, hakk'a tapan, milletimin istiklal!

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
'Medeniyet!' dediğin tek dişi kalmış canavar?

Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın.
Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.
Doğacaktır sana va'dettiği günler hakk'ın...
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

Bastığın yerleri 'toprak!' diyerek geçme, tanı:
Düşün altında binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şuheda fışkıracak toprağı sıksan, şuheda!
Canı, cananı, bütün varımı alsın da hüda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.

Ruhumun senden, ilahi, şudur ancak emeli:
Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.
Bu ezanlar-ki şahadetleri dinin temeli,
Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.

O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım,
Her cerihamdan, ilahi, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruh-i mücerred gibi yerden na'şım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım.

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal.
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal:
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, hakk'a tapan, milletimin istiklal!
Mehmet Akif Ersoy

BAKINIZ
Mehmet Akif Ersoy
Osman Zeki Üngör

Ali Rıfat Çağatay
BEĞEN Paylaş Paylaş
Bu mesajı 10 üye beğendi.
Son düzenleyen Safi; 10 Mart 2017 21:18