Arama


Avatarı yok
nötrino
Yasaklı
10 Ağustos 2010       Mesaj #3
Avatarı yok
Yasaklı
Otizm

Yaşamın ilk üç yılında ortaya çıkan ve yaşam boyu etkisi devam nöröpsikiyatrik bir sendrom olan otizm ilk defa Amerikalı psikiyatrist Leo Kanner tarafından 1943 yılında tanımlanmıştır.Uzun yıllar psikolojik kökenli olduğu düşünüldükten sonra,ilk olarak 1966 yılında Rimland’ın çalışmaları ile otizmin nörobiyolojik doğasına dikkat çekilmiştir.

Otistik bozukluk sosyal ve duygusal etkileşimde ve iletişimde bozulma,sınırlı,tekrarlayıcı bir biçimde çoğunlukla cansız nesnelere karşı ilgi artışı ve ritüelistik davranış paterniyle karakterize,hafiften ağıra klinik tipleri olan bir gelişim bozukluğudur.

Otistik bozukluğu tanımlamak için tanımlanan bir çok davranış özelliği vardır.Ancak hiçbir otistikte bu özelliklerin tümü bulunmaz ve sıklıkla hepsi aynı anda görülmez.Zamanla belirtiler değişebilir.

“Aşırı Otistik Yalnızlık” otizmin en temel özelliğidir. Otistikler diğer insanlarla etkileşim kurma konusunda doğdukları günden itibaren yetersizdirler.Otistik bebekler çoğu kez anne-babaları tarafından uslu ve sorunsuz olarak değerlendirilirler.Bu çocuklar kendi dünyalarında yaşar gibidirler.Göz göze gelmekten kaçınır,adları söylendiğinde duymuyor gibi davranır,bedensel yaklaşım ve okşamaya karşı tepkisel davranabilirler.Yaşıtlarıyla ilgilenmezler ve oyuncaklarla ilgilenmeleri de olağan dışı olur.Diğer insanların varlığına ,istek ve gereksinimlerine karşı bir tür kayıtsızlık gösterdikleri için otizm bir tür empati bozukluğu olarak da tanımlanabilir.

Otistik çocuklarda sözel ve sözel olmayan iletişimde ciddi güçlükler söz konusudur.Normal çocuklarda ortalama 5-6 aylıkken ağulama,8-9 aylıkken heceleme,1 yaşında anlamlı tek kelimelik ,2 yaşında ortalama 2-3 kelimelik konuşma başlarken,otistik çocukların bir çoğunda bu özelliklerin hemen hemen hepsi zamanında gelişmez.Otistik çocukların yaklaşık %50 si konuşmayı hiçbir zaman öğrenemez.Öğrendiklerinde ise anlamlı bir iletişim aracı olarak konuşmayı kullanmazlar.Konuşmaları çoğunlukla garip bir tarzda ve yankılıdır.Diğer bir kişinin söylediğini aslına tam uygun bir şekilde tekrarlıya bilirler.Konuşmadaki diğer bir farklılıkta adılların ters çevrilmesidir.Çoğunlukla kendilerinden “sen”,”o” şeklinde bahsederler.Kullanılan tonlamada mekaniklik ,inişli çıkışlı,şiddeti ayarlayamama,duygudan yoksunluk gözlenebilir.

Konuşmaya başlayan otistiklerde tipik olarak konuşmayı başlatma,bir olay anlatma veya karşılıklı konuşma yürütememe görülür.sohbet etmek olanaksızdır.Otizmi olan çocuklar mecaz anlamları,yüz mimiklerini,yüz ifadelerini,konuşanın duygu ifadelerini anlamada zorluk yaşarlar.

Otizmin diğer bir özelliği kompulsif törensel etkinliklerdir.Günlük hayat içinde rutinlerin bozulması,eksikler olması durumunda fazlasıyla etkilenip tepkisel davranabilirler.


Otistik Bozukluk

Sosyal ilişki, iletişim kurma ve davranış tarzı anormalliklerinin 3 yaş öncesinde başlamış olması gerekmektedir.

Toplumdaki Yaygınlığı

On bin kişide 4 oranında görülmektedir. Erkeklerde kızlara oranla 4 kat daha çok rastlanmaktadır.Rahatsızlık kızlarda erkeklere göre daha ağır seyretmekte, zeka testleri daha düşük bir değeri göstermektedir.

Otistik Bozukluk Ölçütleri

A-Aşağıdaki dört belirtiden en az ikisinin varolması gerekmektedir

1- Konuşma dışı iletişim (göz göze gelme, yüz ifadesi ile anlatım, mimikler ve vücut dili ile kendini ifade gibi ) ile karşılıklı ilişkiyi sağlamada belirgin bozukluğun olması.

2- Kendi yaş dönemi ile uyumlu olacak şekilde, yaşıtları ile arkadaşlık ilişkisi kuramamak.

3- Diğer insanlarla birlikte kendiliğinden , doğal bir şekilde hoşlanılabilecek, ilgi alanları ya da beceri ve başarıları paylaşamama durumu ( ilgisini çeken nesneleri başkalarına gösterememe, onları işaret edememe , onları çevresindekilere verememe gibi davranışlar) .

4- Toplumsal ya da duygusal yanıt vermede eksiklik.

B-Aşağıdakilerden en az birinin varolması gerekmektedir

1- Konuşulan anadilin ya hiç becerilememesi ya da bunun gecikmesi durumu.

2- Yeterli konuşmanın varolduğu durumlarda, başkaları ile konuşmayı başlatmak ya da sürdürmekte belirgin bozukluk.

3- Sözcük ya da cümleleri arka arkaya tekrarlayarak ya da anlamsız şekilde kullanarak konuşma durumu.

4- Doğaçlama bir şekilde , yaş ve gelişim düzeyine uyan evcilik, hırsız-polis, doktor-hasta vb. oyunları oynayamama durumu.

C- Aşağıdaki tekrarlayıcı ilgi, aktivite ve davranışlardan en az birinin varolması durumu:

1- Hem miktar olarak sıklık, hem de yoğunluk açısından belli bir nesne ya da konu ile tekrarlayıcı bir şekilde uğraşarak, kısıtlı kalmış ilgi odaklarının bulunması.

2- İşlevsel olmayıp, belli bir amaca hizmet etmeyen birbirini izleyen , sıradan belli bir aktiviteyle durdurulamaz derecede uğraşı durumu.

3- Herhangi bir hareketi tekrarlayıcı ya da başkasının yaptığı bir hareketin aynısını yapar bir şekilde vücut hareketleri ( parmak şıklatma , parmakları açıp-kapama, omuz oynatma ya da tüm gövdeyi bükme, yumak gibi olma seklinde davranışlar).

4- Tekrarlayıcı bir şekilde bazı nesnelerin belirli parçaları ile aşırı uğraşı durumu.

Bu yukarıdaki yazılmış olan tüm maddelerden toplam olarak en az altı adedinin varolması gerekmektedir.

Sosyal ilişki ya da dil becerisi konularından en az birisinin, çocuğun 3 yaş başlangıcına dek gecikmesi veya normal dışı bir şekilde olması durumu.

Rahatsızlığın başka bir hastalığa bağlı olmaması gerekmektedir.






Kaynak: Psychology