Yuva denince aile fertlerinin huzur bulduğu, en zor şartlarda bile kenetlendikleri, başkalarıyla paylaşamadıkları özellerini aile fertleriyle paylaştıkları insan topluluğu, özelde de peygamberlerin sünnetlerini yerine getirildiği farklı bir alandır. Aile fertlerini tüm çabaları yuvayı ayakta tutmaya çalışmaktır. Eğer bir çaba ortaya konmazsa en büyük zararı çabayı ortaya koymayan aile ferdi görürken diğer aile fertleri de en az onlar kadar zarar görecektir. Yuvayı sarsan yanlışların beklide bir kısmı üzerinde durabileceğiz. Amacımız bu yazıyı okuyup ta kendi ailesinin içinde yaşadığı, varsa bir yanlışı yeniden ele alarak düzeltmeye çalışmasıdır.
Anlayışsızlık ve kabalık; aile fertlerinin birbirlerinin durumlarını pozitif yönde değerlendirmeyip, anlayışı geri plana atarak, bu yetmediği gibi birbirlerine karşı kaba konuşmalara ve tavırlara girmeleri şeytanı sevindirecek bir eylemdir. İşte bu durum aileye fitne düşürmüş demektir.
Hatayı kabul etmemek: insan olmamız hasebiyle hata yapmak mümkündür. Asıl olan hatayı kabul edip düzeltmek için tavır geliştirmektir. Hatasını fark eden kişi gereğinde özür beyan edip hatasını düzeltme yoluna giderse erdemi yakalamış demektir.
Aşırı uç düşünce ve tavırlar; eşlerden birinin veya her ikisinin kendi boyutunda bir takım aşırılıkların olması ve bu aşırılıkların birer saplantı halini alması, belli bir zaman sonra bu aşırılıkların düşünceden eyleme dökülmesiyle ailede hayat çekilmez hal almaya başlar. Bu durumdaki ailede akliselim olan kişinin sabırlı olması, tahammül sınırlarını yüksek tutması gerekiyor, aşırı uçta olan kişinin de aklını başına alıp orta yolu tercih edip, ölçülerini Allaha ve Resulüne götürerek yeniden hayatını nizama koyması gerekiyor.
Mükemmeliyetçi yapı ve anlayış ( teferruatta boğulmak ); kişinin eşinden beğendiği kahramanını aramasıdır. Kadının erkeğinde Hz. Ali kişiliğini araması, erkeğin kadınında Hz. Fatma kişiliğini araması gibi. Karşıdaki partnerinde böyle bir kişilik ve yaşantı beklerken kendisini değerlendirmeye almaz(çoğu zaman).mükemmellik Allaha mahsustur. Yeryüzünde insanlar arasında en mükemmel kişiler peygamberlerdir onlarda yetişirken Allahın kontrolünde yetişmekteler. Diğer insanlar ise bu mükemmel insanları örnek alarak onlar gibi yaşamaya çalışırlar. Elbette ki eşlerin eksikleri olacaktır. Asıl olan eksiklerde ve hatalarda ısrarcı olunmamasıdır.
Geçmiş hataları ön plana çıkarmak; Allah affedicidir affetmeyi sever. İnsanoğlu ise nankördür. Bir kişinin eşinin geçmiş kusurlarını ve olumsuzluklarını hep gün yüzüne çıkarması ve her fırsatta yüzüne vurması bir eş açısından en büyük talihsizliktir. İnsan hata yapmaya, günah işlemeye meyyal olarak yaratılmıştır. Eşe düşen görev evlendikten sonra eşi ayı bile olsa onu vahşilikten kurtarıp evcil yapması, yani ayıdan kedi çıkarması gibi.
Evliliği sarsan yanlışları daha da sayabiliriz bunlardan bazıları şöyle; Takıntılar, kültür ve eğitim farkı, kişilik ve yetenek problemleri, empati yoksunluğu ( tek taraflı bakış ),tek taraflı gayret, gereksiz kıskançlıklar ve kompleksler, ilgisizlik ( bilgisayar takıntısı, tv, iş, zaman ayıramama ), geçim sıkıntısı, mesaj, e-mail ve chat problemi, çocuk sahibi olamama, eşler hakkındaki aile dedikoduları, yanlış kişi ile mi evlendim? Sorusu ve düşüncesi, iğneleyici sözler, zihin okuma, sürekli akıl verme, her şeyi ben bilirim anlayışı, hatayı değil, kişiyi ve kişiliği sorgulamak, şahsiyeti hedef almak gibi.
Tüm bu olumsuz düşünce ve eylemlere rağmen aile fertleri bir tarağın dişlileri gibidirler, olumsuzluklarla değil olumlu yönleriyle öne çıkmalılar. En son diyoruz ki;
HAYDİ EŞLER! EŞİMİZİN CENNETİ OLALIM!
29.08.2011
O Kadar Kalabalik ki Yalnizligim..