Arama

Misterler (Sırlar) - Tek Mesaj #2

buz perisi - avatarı
buz perisi
VIP Lethe
2 Temmuz 2012       Mesaj #2
buz perisi - avatarı
VIP Lethe
Misterler

Misterler insanların yaşamından el etek çekince, insanlar ile saklı bilgi arasındaki bağlantı da kopmuştur. Bu bilgiye ilişkin düşünceler giderek daha bir allanıp pullanmış ve genelde kabul edilen gerçekçi yaşam görüşüne ters düşmeye başlamıştır. Nitekim, günümüzde ezoterizm düşüncesi tüm olağan yaşam görüşlerine zıt bir konumda yer alır.

Misterlerde ‘‘tahıl tanesi’’ son derece önemli bir rol oynardı. Tanenin toprağa ‘‘gömülmesi’’ yani ‘‘ölümü’’ ve yeşil bir filiz halinde ‘‘kıyamı’’ ana fikri simgeler. Günümüzde çarpık bir bilimsellikle, misterleri ‘‘ziraatle ilgili mitler’’, yani ziraatle uğraşan ilkel bir halkın yaptığı ayinlerin kalıntısı olarak açıklamaya çalışanlar vardır. Oysa bu düşüncenin altında çok derin bir anlam yatıyor.

Tane ‘‘insanı’’ simgelerdi. Eleusis misterlerinde her inisiyasyon adayı, belirli bir geçit töreni sırasında, küçük bir toprak kase içerisinde bir buğday tanesi taşır. İnisiyasyon sırasında ortaya çıkan giz ise, insanın da aynen bir tahıl tanesi gibi ya harcanıp gidebileceği, ya da başka bir yaşama doğabileceği düşüncesini işliyor. Birçok farklı sembol ile ifade edilmiş olan, misterlerin ana fikri de işte bu. Hz. İsa da oldukça güçlü olan bu düşünceyi birkaç kez kullanmıştır. Bu düşüncede yaşama ilişkin bütün bir karmaşık sorunlar dizisinin biyolojik nitelikteki bir açılımı yatmaktadır. Doğa, uyguladığı yöntemlerde oldukça cömert , hatta biraz da savurgandır. Sadece birkaç tanesi filizlenebilip türünün yaşamını sürdürebilsin diye inanılmaz miktarda tohum üretir. Aynı şekilde insana da bir tohum gözüyle bakacak olursak, İncil'de sürekli olarak vurgulanan o‘‘zalim’’ yasa da açıklığa kavuşur: İnsanlığın büyük bir kısmı ‘‘samandan’’ ibaret olup ‘‘yakılacaktır.’

Misterler düşüncesinin özü, anlaşılmaz nitelikteki o yeniden doğum olayının, insanın yeryüzündeki fizik doğumuna ilişkin koşullarla karşılaştırılmasında yatar. Burada özellikle de iki yön vurgulanır. Birincisi, çok sayıdaki kişinin ölümüyle eşzamanlı olarak bir kişinin yeni bir yaşama geçmesi; ikincisi, ölen ile doğan arasındaki olağanüstü fark.

Tohum ile ondan doğan ve giderek kendisi de bir başkasının tohumunu oluşturacak olan insan arasındaki fark ne ise, o insan ile oluşturacağı daha yüksek varlık arasındaki devasa fark da en az o kadardır. Ölüm, ölümdür, doğum değil. Ama doğum da meydana gelecektir.

Misterlerin ölüm ve doğumla ilgili içeriği işte buydu. Böylece, bu sırrı öğrenen, yani tümüyle anlayan ve kavrayan kişi artık eskisi gibi olamayacaktı. Kişinin içinde işlemeye başlayan bu yeni anlayış, yaşamın tümüne anlam katacak ve eylemlerini yönlendirecekti.

Eğer bizler de insanın bir tohumdan ibaret olduğu düşüncesini onaylanmış bir teori olarak kabul edebilseydik, insana ve insanlığa ilişkin tüm kavramlarımızın temelden değiştiğini görecek ve daha önce hayal meyal tahminde bulunduğumuz bir çok hususu açıklığa kavuşturabilecektik.

Bizim bildiğimiz kadarıyla yaşamın özde hiçbir amacı bulunmamaktadır. İşte bu yüzden de yaşamımızda bir çok garip, anlaşılmaz ve açıklanamaz nitelikte olaylar olup bitmektedir. Bunları gerçekten de kendi başlarına açıklamamız olanaksızdır

Yaşamın ne acı, ne zevkleri, ne başlangıcı, ne sonu, ne de en büyük başarıları belirli bir anlam taşır. Bütün bunlar ya ilerdeki diğer bir yaşam için hazırlık oluştururlar ya da bir hiçtirler. Yaşamın bizim varoluş düzeyimizde kendi başına hiçbir değeri ve anlamı yoktur. Yaşam kendisinden hiçbir şey beklenilmeyecek, herhangi bir şeyin temelini oluşturamayacak ve herhangi bir şeye yol açamayacak kadar kısa, gerçek dışı, geçici ve yanıltıcıdır. Bu yaşamın tüm anlamı, ‘‘doğum’’ ile birlikte başlayacak olan gelecekteki başka yeni bir yaşamda yatmaktadır.

Yukarıda anlattıklarımız, ezoterik kökenli dinsel öğretilerin de asıl anlamını oluşturur. Yaşamda bizlere anlamsız ve tutarsız gelen konuları da açıklamış olur. Eğer bizler beşeriyet olarak tohumlardan ibaretsek, bu yaşam düzeyimizdekinin aksine bazı dış koşulların sonucu olmayıp, o ‘‘tohum’’un kendi arzu, çaba ve iradesi'ne bağlı olacaktır. İşte misterlerdeki ‘‘doğum’’, ‘‘kurtuluş’’ ve ‘‘ebedi yaşamın edinilmesi’’ gibi düşüncelerin temelinde yatan öz buydu. ‘‘Ebedi yaşam’’ birden fazla anlamı olan bir kavramdır. Üstelik bir çelişkiyi de barındırıyor gibidir: Bir yandan varolan her şey için ‘‘ebedi yaşam’’ var denilirken, öte yandan ‘‘ebedi yaşamın edinilmesi’’ için tekrar doğmak gerektiği dile getirilir. Her iki olgu da aslında ebediyet'tir. Ancak, birincisi değişmeyen bir tekrar halinde hep aynı sonucu verirken, ikincisi bu tekrardan kaçıp kurtulmayı sağlar.

Kaynak:
Lena Weishaupt,
Mysteries,
esoterica and initiation,
Critique-A Journal of Conspiracies and Metaphysics,
P.S.İ Yayınları
In science we trust.