YANILMAK gçz. f.
1. Bir yanlışlık yapmak: Mektubun tarihinde yanılıyorsunuz, tarih geçen aya aitti. Yanılıp başka kapıyı çalmışım.
2. Bir şeyi, bir kimseyi iyi tanımadığı için olduklarından farklı sanmak, niteliklerini yanlış değerlendirmek, onlarla ilgili yanlış bir kanıya varmak; aldanmak: Beni etkileyebileceğinizi düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Onu zeki bir insan sanıyordum, oysa yanılmışım.
3. Tartıp düşünmeden davranmak, yanlışlık yapmak: Bu işi üstlenmemeliydim, ünlenmekle yanılmışım.
4. Yanılmıyorsam, ileri sürülen düşüncenin, verilen bilginin kesin olmadığını belirtir.
♦
yanıltmak ettirg. f.
1. Bir kimseyi yanıltmak, onu yanılgıya itmek, bir kimseyi, bir şeyi olduklarından farklı sanmasına neden olmak: gerçeğe uymayan bir kanıya varmasına yol açmak, aldatmak: Beni bu malın niteliği konusunda yanılttılar. Kendini yoksulmuş gibi gösterip herkesi yanılttı.
2. Bir kimseyi yanıltmak, bir şeyden söz ederken, onun yanlış bir değerlendirme yapmasına yol açmak: Sis beni yanılttı, uzaklığı hesaplayamadıın. Gözlerim beni yanıltıyor mu? Belleğim beni yanıltabilir. Deneyimi onu yanı İtam azdı, gerçek bir yeteneği ayırt edebilirdi.
Kaynak: Büyük Larousse