YlĞMAK g. f.
1. Şeyleri üst üste yığmak, birbirinin üstüne gelecek biçimde yerleştirmek: Taşları üst Cıste yığarak duvar örmek.
2. Şeyleri, bir maddeyi (bir yere) yığmak, yığın oluşturacak biçimde bir yerde biriktirmek: Odunları toplayıp yolun kananma yığmak, inşaata kum yığmak.
3. Biriktirip saklamak: Zamdan önce mallan yığıp yüksek fiyata satmak. Kışlık odununu, kömürünü alıp bir yana yığmak.
♦ yığdırmak ettirg. I. Yığmak işini yaptırmak: Odunlar kestirip bodruma yığdırmak.
♦ yığılmak dönşl. f.
1. İnsanlardan söz ederken, bir yerde toplanmak, birikmek: Gösteriyi izlemek için halk meydanlara yığılmıştı
2. Bir kimse sözkonusuysa, kendini bırakarak yere çökmek: Öyle yorgundu ki birden olduğu yere yığılıverdi. Merdivenin dibinde yığılıp kaldı.
3. Birikmek: işler dağ gibi yığıldı.
♦ yığılışmak gçz. f. Bir yerde çok sayıda toplanmak, birikmek: Suyun başına yığılıştılar.
♦ yığılmak edilg. f. Yığılmak eylemine konu olmak: Yolun sağ tarafına yığılan taşlar.
♦yığışmak işt. f. Bir yerde çok sayıda toplanmak, birikmek: Çıkış kapısına yığışan insanlar.
Kaynak: Büyük Larousse