Arama

Saç Hastalıkları - Tek Mesaj #13

Safi - avatarı
Safi
SMD MiSiM
11 Kasım 2016       Mesaj #13
Safi - avatarı
SMD MiSiM

SAÇ HASTALIKLARI


SAÇIN YAPISAL BOZUKLUKLARI


Kılın yapısal bozuklukları oldukça sık olarak görülmektedir. Kalıtsal veya edinsel olabilen bu bozukluklar kimi zaman altta yatan bir başka hastalığın göstergesi de olabilir. Saçlarda çeşitli çevresel faktörler veya fiziksel ve kimyasal kozmetik faktörlerin etkisiyle bir takım hasarlanmalar ortaya çıkabilmektedir. Aşırı saç şekillendirme işlemleri, yıkama, friksiyon, güneş ışınlarına aşırı maruz kalma, rüzgar, su ile aşırı temas saçta hasar oluşturabilir. Bu bozuklukların tanısı dikkatli bir klinik muayenenin yanısıra, saçların ışık mikroskobunda incelenmesiyle kolayca konabilir.
Pili annulati: Saçta koyu ve açık renk bandlarının bulunmasıdır. Açık renk, korteks ve medulladaki hava boşluklarının reflesine bağlıdır. Saçlarda frajilite vardır. Otozomal dominant geçişlidir.
Moniletriks: Kıl gövdesinde düzenli aralıklarla tekrarlayan incelmelerin olduğu, otozomal dominant karakterli bir yapım kusurudur. Bu incelme yerlerinde medulla bulunmaz. İnce bölgeler açık renkli görünür. Saçlar, saçlı deriye yakın bölgelerde kırılır.
Pili torti: Kıllar, yassılaşmış, uzun eksenleri etrafında 1800 torsiyone olmuş ve kırılganlıkları artmıştır. Birlikte diş bozuklukları, tırnak distrofileri, mental gerilik de görülebilir. Genellikle otozomal dominant kalıtsal geçiş görülür.
Trikoreksis nodoza: Kıl sapı boyunca küçük, tesbih tanesi şeklinde nodüller vardır. Saçlar kolaylıkla kırılır. Nodüller mikroskopta incelenirse, iki süpürgenin birbirine geçmesi gibi bir görüntü vardır. Başlıca etken, travmadır.
Trikoptilozis: Kılın distal ucunun longitüdinal yarılmasıdır. Travmaya bağlı olarak gelişir.
Trikoreksis invajinata (Bambu saç): Kılda nodüler bir kalınlaşma vardır, çanak tarzında genişleme gösteren kıl sapı, çomak şeklindeki distal parçayı sarar. Mikroskopide birbirine geçmiş bambu kamışı görüntüsü izlenir. Saçlar soluk, mat ve frajildir. Çoğunlukla ihtiyozis linearis sirkumfleksada görülür.
Pili bifurkati: Saçlar bifurkasyon gösterir.
Yün yumağı saçı: Saçlar bir yün yumağı görünümündedir. Siyah ırkta doğal olarak kabul edilirken beyaz ırkta anormal olarak değerlendirilir. Lokalize veya jeneralize olabilir; genellikle herediterdir.
Taranamayan saç sendromu (Pili trianguli et kanalikuli): Enine kesitte üçgen, oval, veya böbrek şeklinde olan saçlardır. Saçlar genellikle sarı, kuru, kabadır; taranarak yatırılması mümkün değildir. Çoğunlukla üç yaş civarında farkedilir, geç çocukluk döneminde spontan iyileşme görülür.
Ad:  saç.JPG
Gösterim: 1001
Boyut:  79.8 KB

SAÇIN RENKLENME BOZUKLUKLARI


Saçın rengi, bulbusdaki melanositler tarafından sentezlenen melanin pigmenti tarafından sağlanır. Saçın grileşmesi ya da ağarması, bulbusdaki melanositlerin sayılarının azalmasına bağlıdır. Yaşam boyunca edinsel olarak saçın grileşmesi veya beyazlaşması olağan bir gelişim olduğundan fizyolojik" olarak kabul edilebilir. Beyaz ırkta bu durumun 20 yaşın altında başlaması ise anormal olarak değerlendirilir.
Erken beyazlanma ailesel bir eğilimle olabilmektedir, ayrıca bazı sendromlara eşlik edebilmektedir. Süratli beyazlaşma akut ateşli hastalıklarda, hipertiroidi gibi ağır endokrin bozukluklarda, yoğun ruhsal streste, pernisiyöz anemi, malnütrisyon ve malign tümörlerde görülebilmektedir.

HİPOTRİKOZ
Hipotrikoz, konjenital olarak kıllanmanın az olmasıdır. Özellikle bazı ırklarda görülür; bir anomali değildir, androgenlerle ilgisi yoktur.

HİPERTRİKOZ
Cinse bakılmaksızın, vellus kıllarının terminal kıla dönüşmesine hipertrikoz denir. Irksal, ailesel, kişisel kıllanma farklılıklarının büyük olması nedeniyle normal ile ayrım yapmak çok zordur.
Lokalize hipertikoz: Nevik karakterde hipertrikoz alanları görülebilir. Lokal kortikosteroid enjeksiyonlarına, minoksidil, psoralen gibi bazı bazı ilaçlara, akromegali, pretibial miksödem gibi bazı hastalıklara bağlı olarak da ortaya çıkabilir.
Hipetrikozis lanuginoza: Lanugo tüylerine ait hipertrikoz bazen konjenital olarak görülebilir; akkiz olarak görüldüğünde iç organ kanserlerine eşlik eder.

HİRSUTİZM

Kadınlarda, androgenlerin etkisiyle terminal kılların erkeksi karakter almasına hirsutizm adı verilir. Hirsutizmde sebore, akne, androgenetik alopesi de görülebilir, ancak klitoris hipertrofisi, ses kalınlaşması, göğüslerin düzleşmesi ve erkeksi vücut yapısı gelişmesi hallerinde virilizmden söz edilir.
Hirsutizmde en sık tutulan bölgeler üst dudak, yanak, çene, submandibuler bölge, göğsün orta kesimi, meme, karın alt kısmı ve kasıktır. Hirsutizmin en sık nedenleri overlerin ya da adrenal glandın hiperplazisi veya benign tümörleridir. Kortikosteroidler, minoksidil, testosteron, ACTH, psoralen gibi ilaçlar da hirsutizme neden olabilir.

ALOPESİLER
Saç dökülmesi, belirli alanlar yapmadan, generalize (yaygın) saç dökülmesi şeklinde veya lokalize şekilde görülebilir.
A. Jeneralize (diffüz) alopesiler:
1. Androgenetik alopesi: Bir anagen alopesidir. Anagen fazda kısalma ile kıllar vellus kıllarına dönüşürler. Alopesi genel olabildiği gibi, lokalize de olabilir.
2. Postfebril alopesi: 39o C'nin üzerinde ve özellikle tekrarlayıcı ateşlerde telogen alopesi gelişebilir. Çok uzun sürmedikçe saçlar tümü ile yerine gelir.
3. Demir eksikliğine bağlı alopesi.
4. Protein eksikliğine bağlı alopesi: Protein kaybı yapan hastalıklarda, malign hastalıklarda, diyet uygulayanlarda alopesi gelişebilir.
5. Çinko eksikliğine bağlı alopesi: Çinko emiliminin değişik nedenlerle yetersiz kalması, ya da parenteral uzun süre beslenme sonucu alopesi ortaya çıkabilir.
6. Tiroid hastalıklarına bağlı alopesi: Hipotiroidide saçlar giderek kurulaşır, seyrekleşir ve keratozik tıkaçlar oluşur. Uzun sürerse kalıcı alopesi gelişir. Hipertiroidi de alopesiye neden olabilir.
7. Gebeliğe bağlı alopesi: Gebelikte saçların anagen faza girme oranı artar, böylece daha gür ve parlak saçlar oluşur, ancak bunların büyümesi yavaşlar.
8. Postpartum alopesi: Gebeliğin son dönemlerinde saçlı derideki kıl folliküllerinin %95'i anagen fazdadır, doğumdan sonra aniden telogen faza geçer. Postpartum alopesi bir yandan çok sayıdaki anagen follikülün telogene geçişi (telogen effluvium) nedeniyle, bir yandan da protein ve demir kaybına bağlı olarak gelişir. Doğumdan birkaç ay sonra başlar, 3-12 ay sürdükten sonra iyileşir.
9. Oral kontraseptiflere bağlı alopesi: Oral kontraseptiflerin kesilmesi ile postpartum alopesi benzeri bir alopesi olur ve kendiliğinden iyileşir.
10. İlaçlara ve kimyasal maddelere bağlı alopesiler:
Ad:  allop.JPG
Gösterim: 666
Boyut:  19.4 KB
Sitostatik ilaçlar (metotreksat, siklofosfamid, aktinomisin, azatiyopirin, vb) yüksek dozlarda anagen alopesiye, düşük dozlarda katagen alopesiye yol açarlar; tedaviden sonra saçlar yeniden çıkar.
11. SSS'nin organik ve iltihabi hastalıklarına bağlı alopesi.
12. Psişik stresse bağlı alopesi.
13. Postnatal alopesi: Doğumdan sonraki ilk 4 ay içerisinde alopesi olabilir.
14. Basınca bağlı alopesi: Şapka, saç bandı, yastık, aşırı friksiyon gibi nedenlerle alopesi gelişebilir.
15. İnflamatuvar alopesi: Ekzema, liken simpleks gibi hastalıkların saçlı deri lokalizasyonları alopesiye neden olabilir.
16. Alopesi neoplastika: Malign hastalıkların seyri esnasında alopesiler gelişebilir.
17. Vasküler veya nörolojik alopesiler: Diabetes mellitus ve atherosklerozda alopesiler görülebilir.
18. Menapozal alopesi: Menapozda hormonal nedenlerle alopesi olabilir.
19. Yüzeyel mantar hastalıklarına bağlı alopesi.
20. Sifilitik alopesi (alopesia spesifika diffüza).
21. Traksiyon alopesisi: Saç makyajı esnasında saçların aşırı çekilmesiyle saçlar kopabilir.

B. Lokalize alopesiler:
I. Sikatrissiz lokalize alopesiler:
1. Alopesi areata
2. Trikotillomani
3. Sifilitik alopesi (alopesia spesifika areolaris)
4. Yüzeyel mantar hastalıklarına bağlı alopesiler

II. Sikatrisli lokalize alopesiler
1. İnfeksiyonlara bağlı alopesiler
-Bakteriyel
-Fungal
-Viral
2. Tümörlere bağlı alopesiler
3. Fiziksel ve kimyasal faktörlere bağlı alopesiler
-Mekanik travma
-Yanık
-Radyasyon
-Kostik maddeler
4. Herediter hastalıklarda görülen alopesiler
-Aplazya kutis konjenita
-Epidermal nevus
-Darier hastalığı
-İnkontinensiya pigmenti
5. Diğer dermatozlarda görülen alopesiler
Ad:  allop1.JPG
Gösterim: 610
Boyut:  17.6 KB

ALOPESİ AREATA
Alopesi areata, sınırları belirgin alanlar şeklinde ortaya çıkan ve subjektif bir bulgusu olmayan âni bir telogen alopesidir.
Etyoloji:
Alopesi areata, otoimmün bir hastalık olarak kabul edilmektedir. Olguların %25'inde aile anamnezi olması dolayısıyla genetik faktörlerin etyolojide rol oynadığı düşünülmektedir. Fokal infeksiyonlar da etyolojide suçlanmaktadır. Hastalık genellikle bir psişik stresden sonra başlar.

Sıklık:
Her iki cinsde eşit olarak görülür. Her yaşta olabilmesine karşın en çok genç erişkinlerde ortaya çıkar. Hastaların %60'ında 20 yaşın altında başlar. Normal popülasyondaki sıklığı % 0.1, deri hastalıkları arasındaki sıklığı % 2'dir.

Klinik:
Alopesi areata her türlü kıl bölgesini tutarsa da daha çok saçlı deride görülür. Birkaç mm ile birkaç cm çapında, yuvarlak veya oval bir alanda ani saç dökülmesi ile başlar. Bir veya birkaç gün gibi çok kısa sürede ortaya çıkan kıl dökülmesi, birkaç hafta boyunca yayılır. Zamanla lezyonların sayısı artabildiği gibi, birkaçı birleşerek veya büyüyerek daha geniş alanları kapsayabilir. Ortalama 1-5 cm çapındaki yuvarlak veya oval şekilli, düzgün yüzeyli plakların üzerindeki kılların hemen hemen hepsi dökülmüştür ve folliküler açıklıklar belirgin olabilir. Eritem, skuam, atrofi gibi inflamasyon belirtileri yoktur; zamanla hafif bir çökme olabilir, bu takdirde atrofi ile karışabilir. Genellikle subjektif yakınmalar yoktur, ancak bazı hastalar kıl dökülmesinin öncesinde kaşıntı, parestezi, yanma hissi, duyarlılık tanımlayabilir.

Alopesi areatada klinik seyir hastadan hastaya değişiklik gösterir. Bazı hastalarda saç dökülmesi bir kaç hafta devam eder ve durur, saçsız bölgeler daha sonra kendiliğinden kapanır. Bazı hastalarda ise saçsız bölgeler kapanırken, diğer bölgelerde yeni alopesik alanlar oluşabilir. Alopesik plakların dış kısmında kısa, kırılmış, tabanı daha ince, üst kısmı ise normal kalınlıkta (ünlem işareti şeklinde) kıllar bulunabilir. Böyle kılların varlığı, hastalığın aktif olduğunun işaretidir; bu dönemde periferdeki kılların çekmekle kolaylıkla geldiği gözlenir. % 10 olguda saç kaybı çok hızlıdır ve kısa sürede alopesi totalis ve alopesi üniversalis gelişebilir. Alopesi tüm saçlı deriyi tutarsa alopesi totalisden, tüm vücudu tutarsa alopesi üniversalisden söz edilir.
Alopesi areata olgularında % 10 oranında tırnak tutuluşu görülebilir. En sık rastlanan anomali yüksük tırnaktır; lökonişi, koilonişi, uzunlamasına çizgiler, düzensiz kalınlaşmalar da görülebilir. Tırnak bozukluğu alopesiden sonra ortaya çıkar, alopesinin geçmesinden sonra da devam edebilir, kalıcı da olabilir.
Bazı hastalıklar, alopesi areatalı hastalarda normal popülasyona göre daha sık görülür:
Ad:  allop2.JPG
Gösterim: 571
Boyut:  18.9 KB

Prognoz:
Alopesik alanın çevresindeki kıllar çekilince kolayca ele geliyorsa alopesinin progresyon göstereceği söylenebilir.
Alopesi areatada saçlar, olguların 1/3'ünde 6 ay içinde yerine gelir. 1/3 olguda bu süre bir yılı bulur; 1/3 olguda ise bir yılın sonunda hastalığın devam ettiği görülür. Yeniden çıkan saçlar bazen beyaz veya gri olabilir. Olguların yarısından çoğunda beş yıl içinde nüks görülür.

Bazı durumlarda saçların yeniden çıkma olasılıkları zayıftır:
1.Saçlı deri sınırındaki dökülmeler (ophiasis),
2.Yaygın şekiller,
3.Bir yıldan fazla devam eden olgular,
4.Puberteden önce gelişen olgular,
5.Saçların hızlı kaybı,
6.Kaş ve kirpiklerin kaybı,
7.Ciddi tırnak bozukluklarının görülmesi,.
8.Atopik dermatit olması,
9.Otoimmün bir hastalığın eşlik etmesi,
10.Pozitif aile öyküsü bulunması.
Tedavi:
A) Topikal tedavi
1. Kortikosteroidler
2. Topikal irritanlar
-Antralin
-Salisilik asit
-Retinoik asit
3. Topikal alerjenler
-DNCB (dinitroklorobenzen)
-DPCP (difenilsiklopropenon)
-SADBE (skuarik asit dibutilester)
4. Minoksidil
5. Fotokemoterapi (topikal PUVA)

B) İntralezyonel tedavi
1. Kortikosteroidler
2. İnterferon alfa

C) Sistemik tedavi
1. Kortikosteroidler
2. Minoksidil
3. Fotokemoterapi (sistemik PUVA)
4. Siklosporin A

kaynak: Prof. Dr. Süleyman Pişkin
SİLENTİUM EST AURUM