DOĞUM
—Zootekn. Memelilerin dişisinin, gebeliğin sonunda yavruyu ya da yavruları ve dölütü saran kılıfları dışarı çıkarması. (Doğumun türlere göre ayrı adları da vardır: kısrak için kulunlama, inek için buzağılama, koyun için kuzulama.) [Eşanl. YAVRULAMA]
—ANSİKL. Huk. Türk hukukunda kişilik, çocuğun sağ olarak tümüyle doğduğu anda başlar. Tümüyle doğmuş olmak, çocuğun anasından bütünüyle ayrılması, anasından bağımsız bir yaşantı kazanmasıyla, sağ doğmak koşuluysa çocuğun anasından bağımsız bir durumda bir an da olsa nefes alması, kalbinin atmasıyla gerçekleşir. Çocuğun sağ olarak doğması özellikle miras hukukunda önemlidir. Mirasçı olabilmek için, miras bırakanın ölümünde sağ olmak gerekir (Türk Med. k. md. 522). Doğum, kişilerin aile ve devlet içindeki hukuksal durumunu belirler. Bu nedenle kişisel durum kütükleri tutulur.
Doğum olayı nüfus memurluğuna bildirilir. Nüfus memurluğu doğumu aile kütüğüne yazar. Kişisel durum nüfus kütükleriyle belirlenir. Ölü doğan çocuklar nüfus kütüğüne yazılmaz. Doğumların nüfus memurluğuna bildirilmesi üzerine, iki tanık ve nüfus memurunun imzasıyla bir doğum tutanağı düzenlenir. Doğum olayını nüfus memurluğuna baba bildirir. Baba yoksa ya da kısıtlı, hasta ve herhangi bir zorunlu nedenle nüfus memurluğuna gelemezse çocuğun veli ya da vasisi bir ay içinde nüfus memuruna iki tanıkla sözlü bildiride bulunarak doğum tutanağına yazdırmakla görevlidir. Doğumun yurt dışına giden genel taşıtlarda olması halinde taşıt aracının türüne göre kaptan ya da taşıt amiri iki tanıkla imza edeceği iki nüsha tutanak düzenler. Bu tutanak baba, ana, veli ya da vasiye verilir. Bunlar ilk uğradıkları yerin Türkiye Cumhuriyeti elçilik ya da konsolosluklarına tutanağı göndererek bir ay içinde, babanın, yoksa ananın kayıtlı olduğu nüfus dairesine yaztfırırlar. Yeni doğmuş çocuk bulanlar, köylerde muhtarlara, kasaba ve kentlerde karakollara bildirmekle görevlidirler. Bu haberi alan muhtar ya da karakol amiri çocuğun cinsiyetini ve üzerinde bulunan eşyayı belirterek üç nüsha tutanak düzenlerler. Bu tutanakların biri çocukla birlikte belediyeye, diğer ikisi de nüfus memurluğuna gönderilir.
—ikonogr Athena'nın doğumu, Parthe- non’un doğu alınlığı üzerine yontulmuştu. Aphrodite'hin doğumu "Ludovisı tahtı" (Terme müzesi, Roma) üzerinde temsil edilmiştir, Bacchus'un doğumu ise, Vatikan'daki bir alçakkabartma üzerinde canlandırılmıştır. Botticellı de sudan çıkan Venüs'ün doğumu (Uffizı) adlı resmi yapmıştır Ayrıca Guercino'nun Adonis’in doğumu (Dresden). Le Sueur'ün Aşk'ındoğumu (Louvre), Rubens'in Marıe de Mödicis’in ve Louis XIIH'ün doğumu (Louvre, Medicıs galerisi), Natoire’ın Yunustan bir kızın doğumu (Grand Trianon), E. Devena'nın Henri IV'ün doğumu adlı yapıtları belirtilebilir,
—Kad. doğ. Doğum, altı ay tamamlandıktan sonra, çocuğun ve eklentilerinin (plasenta ve ğöbekbağı) annenin cinsel organlarından dışarı çıkmasını sağlayan mekanik ve fizyolojik olayların tümüdür.
Vaktinde doğum normalde 280 gün geçince gerçekleşir. Bundan sonra olana geç doğum denir. 6 ay ile 8 ay arasında olursa erken doğumdur (prematüre). Doğum kendi kendine başlarsa normaldir, tıbbi bir müdahale sonucunda olursa tahrik edilmiş demektir. Sadece annenin güçleriyle olursa doğal, tıbbi kontrol altında olursa güdümlü, elle ya da bir aletle müdahale gerektiriyorsa zorla yapılmış sayılır. Normal fizyolojik kurallar içinde gerçekleşirse kolay, bir anomali meydana gelirse zor doğumdur. Tek çocuk doğarsa basit, iki ya da daha çok çocuk doğarsa çocuk sayısına göre ikiz, üçüz doğum vb. denir.
Doğumun art arda gelen iki devresi vardır:
Birincisi dölyatağı boynunun genişleme'sidir. En uzun ve en zahmetli olanı budur; iki çocuk doğuranlarda 8 ila 10 saat sürer. Dölyatağının istemsiz kasılmaları bu devrede başlar ve ritmi ve şiddeti giderek artar. Kasılmaların etkisiyle boyun önce sümüksü tıkacını atar, sonra dölyolunun dibinde kabarıklık yapmayacak biçimde çapı kısalır (silinme). Asıl genişleme ondan sonra başlar, birkaç milimetre iken 1 cm'ye, sonra 2, 5, 8 ve 10 cm'ye kadar genişler (tam açılma). Bu açılma sırasında su kesesi kendiliğinden patlar.
ikinci devre dışa atma, boşaltma devresidir. Ağrıların şekli değişir; kadın itme gereksinimi duyar, dölyatağının istemsiz kasılmalarına diyaframın ve karın kaslarının istemli kasılmalarını ekler. Bu devre daha kısadır ve ilk doğumdan yarım saat ya da üç çeyrekten fazla sürmez. Bu atma sürecinde dölüt, leğen boşluğuna girmeli, aşağıya doğru inmeli ve çatı kemiğinin sabit kenarından çıkabilecek şekilde dönmelidir. En son engeller, apışarasındaki kaslı taban ve vulvadır.
Asıl doğumdan sonra, on beş dakika kadar süren bir dinlenme süresi gelir, ondan sonra plasenta ve zarlar dışarı atılır. (KURTULMA.)
Geliş, dölütün leğen boşluğuna ilk giren ucudur. Baştan olabilir (tepe, yüz ya da alın), leğenden olabilir (tam makat ya da eksik makat), yanlama olabilir (omuz). Doğum, çocuğun tüm durumunu yakından saptayabilmek teknik ilerlemeler kaydetmiştir: amnioskopi, dölütün kalp atımlarının ve dölyatağı kasılmalarının sürekli yazılabilmesi, doğumu süratlendiren ilaçlardan kurtulmak için perfüzyon yapan pompalar gibi. Aşağıdan yapılan manevralar (çevirmeler, büyük çekmeler, forsepsler) çocuğun zedelenmemesini sağlayan ve bugün çok iyi düzenlenmiş bir ameliyat olan sezaryenin yararına, gün geçtikçe kullanılmaz olmuştur.
Çocuk doğduğu zaman, solunum yollarının serbest olması (tıkanıklıkları kaldırma), yeterli oksijen ve kalbin çalışması sağlanmalı, çocuğun üşümesi önlenmeli ve büyük işlevlerin bir bilançosu çıkarılmalıdır. (APGAR skoru.)
Kaynak: Büyük Larousse