Arama


The Unique - avatarı
The Unique
Kayıtlı Üye
23 Kasım 2007       Mesaj #1
The Unique - avatarı
Kayıtlı Üye

AĞIRLIK

Ad:  ağırlık.JPG
Gösterim: 31
Boyut:  15.2 KB

1. Ağır olma durumu; ağır olan kimsenin, şeyin niteliği: Hareketlerindeki ağırlık insana sıkıntı veriyor. Ağırlığı, ciddiyeti ile dikkatleri çeken bir kız. Bir görevin ağırlığı altında ezilmek, ilacın dozu hastalığın ağırlığına göre değişir. Metnin ağırlığı, bir giysinin, hediyenin vb. ağırlığı.
2. Yerçekiminin bir nesne üzerine uyguladığı güç: Yağmurda kalan pamuk balyalarının ağırlığı artmış. taşınmaları güçleşmişti. W kg ağırlığında bir paket
3. Bedenin herhangi bir yerinde duyulan, belli belirsiz bir ağrı, tedirginlik; iç sıkıntısının zihne ve hareketlere verdiği uyuşukluk, gevşeklik: Midemde bir ağırlık var. Başımda bir ağırlık hissediyorum. Sabah uyandığımda üstümde bir ağırlık vardı.
4. Bir kimseye külfet olan şey: Size ağırlık olmak istemem.
5. Kişinin bir topluluk içinde kendini kabul ettirme yeteneği: Bir yerde ağırlığını duyurmak. Müdür ağırlığı olmayan bir kimseydi.
6. Eşya, yük: Ağırlığımız fazla, bizi taşımaya bir kamyon yetmez.
7. Yörs. Damadın geline verdiği para; kalın.
8. Takı, mücevherat: Geline takılan ağırlıklar.
9. Terazinin bir kefesine tartılacak şeyin karşılığı olarak konulan nesne.
10.
  • Ağırlık basmak, çökmek, uyuma isteği duymak: Birden bir ağırlık bastı, bir türlü gözlerimi açamıyorum. Üstüne, hareketlerine vb.
  • bir ağırlık gelmek, durulmak, ağırbaşlı olmak: Bu yıl hepten değişti. bir ağırlık geldi üzerine.
  • Ağırlık merkezi. bir iş ya da konunun en önemli noktası: Konuşmanın ağırlık merkezini güneş enerjisinden yararlanma yolları oluşturuyordu.
  • Ağırlığınca altın etmek, değmek, çok değerli olmak.
  • (Bir şeye, bir şeyden yana) ağırlığını koymak, etki ve yetkisini bir şeyi desteklemek için kullanmak: Ağırlığını koysaydın seçimi kazanırdık.
  • Bir şeye ağırlık vermek, dikkatini onda yoğunlaştırmak, ona öncelik tanımak: Bütün ağırlığı dil öğrenmeye verdi. Gündemde nükleer silahlara ağırlık verilmişti.
—Ask. Silahlı kuvvetlerin donatımı, beslenmesi ve çeşitli hizmetlerinin yürütülebilmesi için gerekli ikmal maddelerinin tümü.

—Bine. Belli bir yarışta, belli bir atın taşıyabileceği kilogram tutarı.
  • Ağırlık avantajı, belli bir sayıda yarış kazanmamış olan aprantilerin ötekilerden daha az ağırlık taşıması. (Handikaplarda uygulanmaz.)
  • Ağırlık kaydırmak, gövdenin ağırlığını öne ya da arkaya kaydırarak atın ön ya da arka tarafını hafifletmek.
—Bür.ger. Kâğıt ağırlığı, uçmalarını önlemek için kâğıtların üzerine konan ağır nesne.

—Denizbıl. Bir denızbılım aygıtını taşıyan kablo üstünde yer değiştiren kütle. (Söz konusu kütlenin özel bir düzeneğin üstüne çarpması, aygıtın çalışmasını ya da durmasını sağlar. Bu uzaktan kumandalı aygıt, karot alma aygıtı ya da su örneği alma şişeleriyle birlikte kullanılır.)

—Dy. Aderans ağırlıklarını artırmak için kimi lokomotiflerin üstüne konulan ve genellikle dökme demirden yapılma ağır parça. || Fren ağırlığı, birtrenlnfrenleme hesabında kullanılan ve frenleme gücünü belirten sanal ağırlık. (Fren ağırlığı kavramı, giderek yerini frenlenen kütle kavramına bırakmıştır.)

—Elektroakust Ağırlık verme bir işaretin kimi tayf bileşenlerinin göreli genliğim sistemli olarak artırma, örneğin, alçak ya da yüksek frekansların göreli genlikleri, iletimi ya da kaydı kolaylaştırmak, bir on düzeltme yapmak amacıyla büyütülür. (Ön düzeltme dışında, ağırlık verme işlemini, kaydın iletiminden ya da okunmasından sonra, dengeleme işlemi izler.) ll Ağırlık vermek. ağırlık verme işlemini yapmak.

—Fiz. Ağırlık merkezi, bir cismi oluşturan parçacıkların tümü üzerine etki eden yerçekimi kuvvetleri bileşkesinin uygulama noktası. (Homojen bircısmın bakışım öğeleri [nokta, doğru, düzlem] varsa, bu öğeler ağırlık merkezini içerir. Düzgün bir çekim alanında, ağırlık merkezi kütle merkeziyle çakışır.) || Bir enerji düzeyinin istatistik ağırlığı, bir fiziksel sistemin aynı enerjiyi taşımasına olanak veren, farklı kuvantum hallerinin sayısı.

—Fizs. kim. Atom ağırlığı, molekül ağırlığı. ATOM KÜTLESİ, MOLEKÜL KÜTLESİ' nin eşanlamlıları.

— Fizs. mekan. Yeryüzünde dingin bir cismin atomlarına etki eden kuvvetlerin bileşkesi.

—Kim. müh. Ağırlık aygıtı, sıvının kendi ağırlığının etkisiyle aktığı dağıtım aygıtı.

—Kuyuc. Ağırlık borusu, kuyu açmada kullanılan olağan borulardan daha kalın ve daha ağır özel boru (Yön vermek ve boru takımına ağırlık sağlanmak ıçm matkaba vidalanır.)

—Mak.san Denge ağırlığı, genellikle devınımlı bir organın dengesini sağlamak ıçm eklenen ve eylemsizlik, ağırlık ya da mer kezkaç kuvvet ile etki yapan küçük kütle


Kaynak: Büyük Larousse
BAKINIZ
Ağırlık Nedir?
Ağırlık ölçü birimleri ve ölçüm aletleri
BEĞEN Paylaş Paylaş
Bu mesajı 1 üye beğendi.
Son düzenleyen Safi; 9 Kasım 2018 03:38
Bir bildiğim varsa hiç bir şey bilmediğimdir. (: