Cevap Yaz Yazdır
Gösterim: 71.056|Cevap: 9|Güncelleme: 28 Ağustos 2016

Ernesto Che Guevara

2 Ekim 2006 23:05   |   Mesaj #1   |   
kompetankedi - avatarı
SMD Bir Dünyalı
Che Guevara
1928 yılında Arjantin'in Rosaria kentinde doğdu. Tıp öğrenimi gördü. Öğrenciyken okuluna bir yıl ara verip, Güney Amerika kıtasında geziye çıktı. Macera diye başladığı gezinin ardından Che, komünist oldu. Meksika'da siyasi mülteci olarak bulunan Raul ve Fidel Castro'yla tanıştı. Bu tanışıklık Che'yi de Küba'nın ele geçirilmesi hedefine ortak etti. 1956-1959 yılları arasında süren gerilla savaşı Küba'da başarıya ulaştı. Önce Merkez Bankası'nın başına, ardından Sanayi Bakanlığı'na getirildi. Bu görevlerde başarısız oldu.
Hayal edilenle gerçekleşen devrim arasındaki uçurum Che Guevara'yı yeni hayallere sürükledi. Yeni hayal, devrimin bütün Latin Amerika'ya yayılmasıydı. Bu amaçla Bolivya'ya gitti. Devrim konusunda Che Guevara'nın üç temel değişiklik düşüncesi şunlardır:
Sponsorlu Bağlantılar
1. Halk güçleri düzenli orduya karşı zaferi kazanabilir.
2. Devrim yapmak için her zaman tüm şartların bir araya getirilmesi gerekmeyebilir.
3. Latin Amerika'da savaşın temel alanı kırsal kesim olmalıdır.

Marksist düşünceden esinlense de marksizme yabancı bu düşünceler sadece Latin Amerika'da değil, dünyanın birçok yerinde yankı buldu. Özellikle maceracı gruplar, Che Guevara efsanesinin büyüsüyle aileyle, toplumla ve neticede tarihle çatışarak hayat karşısında yenik düştüler.
Komünizmin insanlık için yeni bir umut olarak ortaya sürüldüğü bir dönemde Che Guevara bir mücadele simgesi olarak görüldü.Fakat bu simge incelendiğinde toplum ve devlet hayatında görev alarak insana hizmeti başaramayan bir maceracının gerçekten hayale kaçışı görülür.Ancak yanlış bir dünya görüşüne bağlanarak da olsa, yanlış metotlarla yola çıksa da onda sömürgeci beyaz adama karşı halktan yana bir tavır olduğu da bir gerçektir. 1967 yılında öldürülmüştür.


HAKKINDA YAZILANLAR


1. CHE GUEVARA Ernesto Che Guevara Konuşuyorı
Ernesto Che Guevara Küba Devrimi'nin önemli liderlerinden biri ve 1960'ların en ünlü gerillasıydı. Batista diktatörlüğüne karşı Küba isyanını başlatan grubun içinde bulunan Guevara, Küba Ulusal Bankası Başkanı ve Endüstri Bakanı olarak görev yaptı. 1965 Mart ayında ortadan kayboldu ve önce Afrika ulusal mücadelelerine, sonra da Bolivya'daki gerilla savaşına katıldı. 8 Ekim 1967'de Bolivya'da başında bulunduğu gerilla birliğiyle beraber Bolivya askerleri tarafından öldürüldü. Che'nin konuşmaları, makaleleri, röportajları ve mektuplarından oluşan bu derleme, geçirdiği siyasi evrimi maceraperest bir öğrenciden bir devrimi yönetebilecek bir asker ve siyasetçiye dönüşen bir kişiliği açıklamaya katkıda bulunacaktır.

2. Çizgilerle Che Guevara Yeni Başlayanlar İçin - Sergio Sinay, Miguel Angel Scenna
Che Guevara gerçek bir serüvenciydi. Ve her şeyden önce yaşamın olanaklarını keşfetmeye cesaret etmiş insandı. Fikirleri ile eylemleri arasındaki uyumu ve eylemlerinin yüklediği sorumluluğu gözeterek, duygularıyla hareket etti. 1967'de Bolivya'da ölümünün üzerinden yaklaşık 30 yıl geçmesine rağmen Che simgesi, tutku yoksunu bir yüzyılın genel görünümünde daha bir önem ve gerçeklik kazanıyor, politik gücünü yitiriyor, bizi geçici ve bütünlükten yoksun tanımlamalara sürüklüyor. "Yeni Başlayanlar için Che Guevara"da, kendisini Latin Amerikalı bir yurtsever olarak tanımlayan Arjantinli bir doktorun yaşamı anlatılıyor. Guevara'nın duyarlılığının beslendiği olaylar, eylemler ve anlarla bir misyon yüklenmiş olmanın anlamı, dayanışma, fedakarlık ve görev anlayışı vurgulanıyor. Che simgesi, onu hümanist bir paradigmaya dönüştüren politikaların dışına taşarak, kuşağındakiler ve sonraki kuşaklar için güncelliğini ve vazgeçilmezliğini koruyor.

3. Oğlum Che Ernesto Guevara - Lynch
Oğlum Che'nin geride bıraktığı silahı elime alacak kadar genç ve yeterince cesur olsaydım bu kitabı asla yazmazdım. "Che, fabrikalarda, inşaatlarda, madenlerde ve tarımda işçi olarak çalıştı. Amerika'yı yaya olarak, motorla, arabayla, kamyonla, trenle ve uçakla dolaştı. Yanısıra; birçok spor türünde faaliyet göstermeye ve satrançta en yüksek kategoriye ulaşmaya zaman buldu. Kişisel olarak yaşayıp gördüğü için, Amerikamızda az gelişmişliğin nedenlerini titizlikle inceledi. İş arkadaşları üzerindeki etkisine dayanarak, gerçek bir pedagog olduğu söylenebilir. 39 yıllık yaşamında çalışması o kadar verimliydi ki, eksiksiz biyografisini yayınlayabilmek için uzun yıllar çalışmak ve hazırlanmak gerekir. Bu zorluklar bu konuyu ele alan herkes için geçerli; fakat hakkında yazdığı insanlar arasında kan ve sevgi bağı bulunan biri için bu zorluklar daha da boyutlanıyor. Benim görevim, onun hakkında yazmak ve onu değerlendirmek değil. Okura, Ernesto Guevara de la Serna'nın insan olarak nasıl biri olduğu hakkında bir fikir vermek. Onu aile yaşamı içinde, anne-babasıyla, kardeşleriyle ve dostlarıyla canlandırmak istiyorum. Önüme, onun yanında gördüğüm, yaşadığım, duyumsadığım ve ıstırabını duyduğum herşeyi yazma görevini koydum. Onun mektuplarını yeniden okurken, onun sözlerini ve ailenin seslerini anımsarken duyumsadıklarımın çok azını iletebilirsem, o zaman amacıma biraz daha yaklaşmış olacağım. Masamızın başında yaptığımız sohbetlerin anısı bende bugün hala özlem ve şefkat duyguları uyandırıyor." Che'nin yaşamının değişik kesitleri bugüne kadar Türkçe dahil olmak üzere dünyanın neredeyse tüm dillerine aktarıldı. Che'nin biyografisini yazmak ise, Baba Guevara'nın söylediği gibi, çok boyutlu zorluklar içeriyor. Bu zorlukları aşmak ve onun bütünsel portresini ortaya çıkarmak, okuru uzun bir yolculuğa davet etmek anlamını taşımaktadır.

4. O Yıl Hiçbir Yerde Değildik / Che Guevera ve Afrika Gerillası - Felix Guerra, Paco Ignacio Taibo II, Froilan Escobar
Che 1965 yılının Mart ayında son kez Küba'da görülüp ortadan kaybolmuştu. 1967 yılında Bolivya'da küçük bir gerilla grubunun başında ortaya çıkana kadar, Che'nin nerede olduğunu kimse bilmiyordu. Comandante Che, yaklaşık bir yılı bulan bu süre zarfında neredeydi, ne yapıyordu?
Kübalı gazeteciler Froilan Escobar ve Felix Guerra, Che'nin o yıl Kongo'ya geçip devrimi Afrika'ya taşımak için Kübalı ve Afrikalı companerolarla
birlikte mücadele ettiğini gösterir belgelere rastlayınca, ünlü Meksikalı polisiye yazarı Paco Ignacio Taibo II ile birlikte Kongo'da çatışmaya katılmış companeroların birçoğu ile tek tek konuşup ortaya, tarihi bir belge koyuyorlar. Adının gizli tutulmasını isteyen Kübalı bürokrat da bizzat Che'nin "Devrimci Mücadeleden Pasajlar" başlıklı notlarını ekibe iletince, tanık beyanları ile Che'nin notları bütünleşip, "uluslararası kurtuluş mücadelesinin" doksanlı yıllara kadar tamamen gizli kalmış bir sayfasını aralıyorlar.

5. Bolivya Günlüğü - Ernesto Che Guevara


HAKKINDA YAZILANLAR
Che'nin kızına yunus kaçakçısı suçlaması, 25.02.2002 Hürriyet
Arjantinli efsanevi devrimci Che Guevara'nın kızı Celia Guevara'nın, okyanusta yakalanan yunusları Karayip Adaları'ndaki eğlence havuzlarına illegal olarak satan şebekenin kilit ismi olduğu öne sürüldü.
İngiliz The Observer Gazetesi'nin haberine göre Küba'nın başkenti Havana'daki Ulusal Akvaryum'un başveterineri olan Celia Guevara'nın adı, Amerikan Gümrük Müdürlüğü'nün kaçak yunus ticaretiyle ilgili soruşturması sırasında ortaya çıktı. Amerikan Gümrük Müdürlüğü, Küba'ya yönelik ticaret ambargosunun delinip delinmediğini araştırırken, Amerikan vatandaşı olan Graham Simpson'un faaliyetlerini incelemeye aldı. Aynı zamanda İngiliz pasaportu taşıyan Simpson, dünyanın en büyük yunus ihracatçısı olan Küba'nın başkenti Havana'daki akvaryumdan altı adet yunus satın almıştı. Değeri yüz binlerce doları bulan bu yunuslar, İngiltere'nin denizaşırı toprağı olan Anguilla'daki "Dolphin Fantaseas" adlı deniz parkında turistleri eğlendiriyordu. Amerikan Gümrük yetkilileri, bu yunusların Simpson'a satılmasından Celia Guevara'nın sorumlu olduğunu ileri sürüyor.
Amerikan vatandaşı olması nedeniyle açılan soruşturma sonunda Simpson suçlu bulunursa Dolphin Fantaseas adlı şirkete 1 milyon dolar para cezası kesilecek ve hem Simpson, hem de şirketin Amerikalı hissedarları hapis cezasına çarptırılabilecek.

Son düzenleyen Safi; 18 Aralık 2015 23:44
Diğer Konular:
Blue Blood
15 Mart 2007 12:30   |   Mesaj #2   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
Arjantinli gerilla lideri ve Küba Devrimi'nin önderlerinden Ernesto Che Guevara, 1967'de Bolivya'da öldürüldü.
Ernesto Che Guevara de la Serna, devrimin tüm Latin Amerika'ya yayılmasını amaçlıyordu.

Ernesto Che Guevara de la Serna, 14 haziran 1928 çarşamba günü Arjantin'in Rosario kentinde doğdu. İki yaşındayken ilk astım krizine yakalandı ve bu hastalık ölene kadar yakasını bırakmadı.
Yüksek mühendis olan babası Ernesto Guevara Lynch, İrlanda asıllı bir aileden, annesi Clia de la Serna ise İrlandalı-İspanyol karışımı bir aileden geliyordu.
Üç yaşındayken ailesi Buenos Aires'e yerleşti. Astım krizleri nedeniyle durumu daha da kötüleşti, doktorların tedavisinin çok güç olduğunu, iklim değiştirmesi gerektiğini söylemeleri üzerine ailesi Cordoba'ya yerleşti.
Guevara ailesi tipik bir burjuva ailesiydi. Politik eğilimleri itibarıyla da sola açık liberal olarak tanınırlardı. İspanya iç savaşında açıkça cumhuriyetçileri desteklemişlerdi.
Guevara ailesi, 1944'te tekrar Buenos Aieres'e göçtü. Che, bir yandan öğrenimine devam ederken bir yandan da çalışıyordu. Tıp fakültesine yazıldı. Fakültedeki ilk yıllarında Arjantin'in kuzey ve batı bölgelerini baştan başa dolaştı, buralardaki orman köylerinde cüzzam ve tropikal hastalıklar üzerinde çalışmalar yaptı.
Son sınıfta, arkadaşı Alberto Granadas ile bütün Latin Amerika'yı kapsayan bir motosiklet gezisine çıktı. Bu tur ona, Latin Amerika'nın sömürülen köylülerini yakından tanıma fırsatı verdi.
1953 martında üniversiteyi bitirip doktor oldu. Venezuela'daki cüzzam kolonisinde çalışmak üzere anlaştı. Yolculuğu sırasında Peru'ya da uğradı. Orada, yerliler hakkında daha önce yayınlanmış bir incelemesi yüzünden tutuklandı.
Hapisten çıktıktan sonra Ekvator'da birkaç gün kaldı. Burada Ricardo Rojo adında bir avukatla tanışması hayatının dönüm noktası oldu. Venezuela'ya gitmekten vazgeçip, Ricardo Rojo ile birlikte Guetamala'ya gitti.
Devrimci Arbenz hükümeti sağcı bir darbe ile devrilince Arjantin büyükelçiliğine sığındı. İlk fırsatta ihtilalcilerin safına katıldı. Faaliyetlerinden dolayı elçilik binasından çıkartıldı.
Guetamala'da kalması tehlikeli bir durum alınca Meksika'ya gitti. Guatemala'da birçok Kübalı sürgün ve Fidel Castro'nun kardeşi Raul ile karşılaşmıştı.
Meksika'ya geçtiğinde ise Fidel Castro ve arkadaşları ile tanışarak Küba devrimcileri safında yer aldı. Daha sonra Granma gemisiyle Küba'ya hareket etti ve savaşın sonuna kadar en ön safta yer aldı.
Devrim sonrasında Küba vatandaşı ilan edildi. Bir süre sonra silah arkadaşı Aleida March ile evlendi. 7 ekim 1959'da Milli Tarım Reformu Enstitüsü başkanlığına atandı. 26 kasımda da Merkez Bankası başkanlığına getirildi.
1961'de Sanayi Bakanı olarak atandı. Az gelişmiş ülkelere yaptığı seyahatler sırasında, devrimin sadece Küba ile sınırlı kalmaması ve tüm Latin Amerika'da devrim yapma amacıyla tekrar silahı eline aldı.
1965 eylülünde bilinmeyen ülkelere doğru yola çıktı. 3 ekim 1965'de Küba Devlet Başkanı Fidel Castro, Ernesto Che Guevara de la Serna'nın veda mektubunu Küba halkına okudu.
Ölüm Che'yi Bolivya'da yakaladı. Barrientos'un askerleri Che'yi 7 ekim 1967 gecesi Hieguras yakınlarında kıstırdı. Bacağından ağır bir yara aldı ve Hieguras'da bir okula hapsedildi. 9 ekim günü ödürüldü.
Son düzenleyen Safi; 18 Aralık 2015 23:44
SüPeRsiN
26 Aralık 2009 19:24   |   Mesaj #3   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
Ernesto Che Guevara… Çocukluğu hastalıklar ve astım krizleri içinde geçmiştir, gençliğinde latin amerika'nın tamamını gezmiş ve gördüklerinden sonra kafasında küçük siyası oluşumlar başlamıştır. Alerjiler üzerine yaptığı bir çalışma ile doktorluk ünvanı almıştır. Arkelolojiye ilgisinden dolayı sürekli gezmiş, dünyayı dolanmıştır. Guetemala askeri darbesinden sonra, Kübalı ve Guetemalalı dostlarıyla birlikte arjantin'e sığınıp, oradan da Meksika'ya geçme planları yaparken gemilerinin karaya oturmasıyla, yollarına uçaklar tarafından farkedilmemek için yürüyerek devam ederlerken, uğradıkları bir saldırı sonucu Che, yaralanmasının ardından ertesi sabah 22 kişi, (Fidel Castro) önderliğinde Deniz Kuvvetleri kışlasını ele geçirip ilk zaferlerini kazanmışlardır. Evli, üç çocuk babası olup, dağlarda yaşamış, Küba'nın özgürlüğü için mücadele etmiş, "gerilla" olarak tanımlanmıştır. Bolivya tarafından öldürülmesi kesin kararı çıkartıldıktan sonra, Bolivya ordusunun 1500 askeriyle başlatılan "Che avı"nda, yüzlerce asker tarafından kuşatılıp ayaklarından yaralanarak yakalanır. İşkencelere rağmen sorgusu sırasında hiç bir soruyu yanıtlamaması kimseyi şaşırtmamıştır, hiçbir tedavi yapılmadan bir süre sonra makineli tüfekle taranarak öldürülür. Cesedi bir av ganimeti gibi sergilenmiş, gözleri açık olarak gömülmüştür. Öldükten yıllar sonra tüm dünyanın saygısını kazanmış, bir idol olmuştur. Son sözse "hasta siempre, companero guerrillero" olmalıdır mutlaka...

Ernesto che Guevara'nın Latin amerika gençliği birinci kongresi'inin açılışında yaptığı konuşma (28 temmuz 1960):
Latin-amerika gençliğine,
içinizden farklı politik eğilimlere sahip birçok kişi, dün sordukları gibi, yarın soracakları gibi, bugün de soruyorlar küba devrimi nedir? ideolojisi nasıldır? hemen ardından da dostun-düşmanın bu durumda sorduğu şu soru gelir: "küba devrimi, komünist bir devrim midir?" kimisi umutla evet diye cevap verir, ya da komünizm yolu üzerinde ilerlediğini söyler, kimisi belki biraz düşkırıklığı içinde evet diye düşünür, daha başkaları yine düşkırıklığıyla ''hayır'' der, bazıları da umutlu, ''hayır" diye düşünür. bu devrimin komünist olup olmadığı bana sorulsaydı, komünistliğin ne olduğunu iyice belirledikten sonra, herşeyi birbirine karıştıran emperyalizmden ve sömürgeci güçlerden gelen suçlamaları da bir yana bırakarak, bu devrimin marksist olduğunu -dikkat ederseniz marksist, diyorum- çünkü kendi yöntemleriyle marx'ın gösterdiği yolu bulduğunu söylerdim.
sovyetler birliği'nin seçkin kişiliklerinden, öteden beri marksist olan başbakan yardımcısı mikoyan, daha geçenlerde, küba devrimi'nin sonsuza kadar varolması dileğinde bulunurken, bunun, marx'ın önceden göremediği bir tarihi olay olduğunu kabul ediyor, hayatın, en bilimsel kitaptan, en derin düşünürden daha çok şey öğrettiğini belirtiyordu.
küba devrimi, sloganlarla uğraşmaksızın, kimin ne söylediğini öğrenmeye çabalamaksızın, küba halkının isteklerini her an gözönüne alarak ilerledi ve birdenbire, halka mutluluk getirdiğini (ya da bu mutluluğu gerçekleştirmek üzere olduğunu) ayrıca, dost-düşman herkesin meraklı bakışlarının, tüm kıtanın umut dolu, tekel krallarınınsa öfke dolu bakışlarının adanın üzerine çevrildiğini farketti.
bütün bunlar, bugünden yarına gerçekleştirilebilecek şeyler değildir. izin verirseniz, size, güncel devrimci düşüncenin nasıl doğduğu konusunda dinamik bir düşünce kazandıracak ve benzeri koşullarda başka halklara fayda sağlayacak olan kendi deneyiminden sözedeyim. gerçekte bugünkü küba devrimi, zaferden sonra bile, dünkü küba devrimine benzemez. dibi su alan bir gemiyle sierra maestra'ya varmak için meksika körfezi'nin tehlikeli bölgelerini aşmak üzere denize açılan, seksen iki gençle bugünkü küba'nın temsilcileri arasındaki uzaklık yıllarla ölçülemez, en azından, yirmi dört saatlik günlerle, altmış dakikalık saatlerle hesaplanamaz. küba hükümeti'nin bütün üyeleri, yaş bakımından da, karakter bakımından da, coşku bakımından da gençtiler , ama deneyimin olağanüstü üniversitesinde, ve halkla, onun ihtiyaçları ve özlemleriyle kurdukları canlı bağlar sayesinde olgunlaşmışlardı. hepimiz de, günün birinde küba topraklarının herhangi bir parçasına varmayı, bağırışlar ve kahramanca eylemler, ölümler ve gösteriler arasında iktidarı almayı, diktatör batista'yı yurttan kovmayı istemiştik. tüm dünyanın en büyük sömürgeci gücünün desteğindeki katiller ordusunca desteklenen bir hükümeti yenmenin hiç de kolay olmadığını tarih bize öğretti.
böylece, tüm görüşlerimiz yavaş yavaş değişti. biz, kent çocukları, köylüye, onun bağımsızlık isteğine ve dürüstlüğüne saygı duymayı öğrendik; yüzyıllardan beridir elinden koparılıp alınan toprağına duyduğu özlemi haklı bulmayı, dağların binlerce patikasında dolaşarak edindiği deneyimine değer vermeyi öğrendik. köylüler de bizden, elinde tüfek tutan ve yanında kaç tane tüfekli adam bulunursa bulunsun, birinin üzerine ateş etmeye hazır bir adamın değerini öğrendiler.
köylüler bize bilgeliklerini öğrettiler, bizse onlara isyancılığımızı öğrettik. o gün bu gündür, küba köylüleriyle küba direniş güçleri, bugün küba devrimci hükümeti'nin de beraberliğinde, yekvücut olmuşlardır .
devrim gelişti, diktatörlüğe bağlı birlikleri sierra maestra'nın dik yamaçlarından püskürttük. sonra yeni küba gerçeğiyle karşı karşıya geldik: tarım işçisinin olsun, sanayi emekçisinin olsun, işçinin, emekçinin de bize öğreteceği birşeyler vardı, biz de ona, belirli bir anda isabetli bir atışın, en güçlü ve en olumlu barışçı gösterilerden daha güçlü ve daha olumlu olduğunu öğrettik. örgütlenmenin değerini öğrendik ve isyanın değerini öğrettik; bu birleşmeden, tüm küba toprakları üzerinde örgütlü ayaklanma doğdu.
aradan çok zaman geçmişti, artık kimisi savaşçı, kimisi sivil halktan suçsuz insanlar olan pek çok şehit zafer yolunu belirliyordu. emperyalist güçler, sierra maestra tepelerinde bulunanların yalnızca bir eşkıya grubu, yalnızca iktidara geçmek isteyen bir takım hırslı kimseler olmadığını anlamaya başladılar. bombalarını, mermilerini, uçaklarını, tanklarını diktatörlüğe cömertçe verip bu öncüyle son bir kez yeniden sierra maestra'ya tırmanmayı denediler.
zaman geçmiş ve direniş güçlerimizin yürüyüş kolları küba'nın başka yerlerini işgal etmeye gitmişti. "frank pais" adını taşıyan ikinci doğu cephesi, komutan raul castro'nun komutanlığı altında oluşmuştu bile. tüm bu avantajlara, kamuoyu karşısında sahip olduğumuz güce ve tüm dünya basınında, dış haberler sayfalarında bize ayrılan sütunlara karşın rejimin onbin asker görevlendirdiği, her çeşit ölüm aracını devreye soktuğu son saldırıya karşı koymak için küba devriminin yalnız ve yalnız ikiyüz tüfeği vardı, ikiyüz kişi değil de, ikiyüz tüfek. bu ikiyüz tüfeğin herbirinin öyküsü, özveriyle ve kanla yazılmış birer destandır, çünkü bu silahların herbiri, emperyalizmin tüfekleriyken şehitlerimizin kanı ve inancıyla onurlandırılmış, halkın silahlarına dönüştürülmüştü. ordunun "kuşatma ve yoketme" adını verdiği büyük saldırının son aşaması işte böyle başladı.
tüm latin amerika kıtasının öğrencileri, burada marksizmi uyguluyorsak nedeni budur, marksizmi burada keşfetmemizdir. askeri birlikler geri çekildiğinde, onlara binlerce kayıp, bizim toplam savaşçı güçlerimizin beş katı kadar kayıp verdirttikten, altıyüzden fazla silah ele geçirdikten sonra, elimize, rastlantı eseri olarak, mao tse-tung'un küçük bir broşürü geçti... çin'deki devrimci savaşın stratejik sorunlarını inceleyen bu küçük broşürde, diktatör çan kay-şek'in halk güçlerine karşı buradaki gibi "kuşatma ve yoketme" diye adlandırdığı saldırısı anlatılıyordu. dünyanın iki ucundaki iki diktatörün saldırı harekâtlarına verdikleri adlar aynı olmakla kalmıyor, halk güçlerini yoketmeyi denemek için bu iki diktatörün giriştiği saldırıların biçimi bile birbirine benziyordu. halk güçlerine gelince, gerilla savaşı strateji ve taktiklerini anlatan el kitaplarını okumadıkları halde, dünyanın öbür ucunda öngörülen yöntemleri benimsemişlerdi. gerçekten de, bir deneyim ortaya atıldığında, bundan kim olursa olsun herkes yararlanabilir, fakat daha önce yaşanmış olan deneyim zorunlu olarak bilinmeden de tekrarına başka yerde rastlanabilir.
çinli savaş birliklerinin, ülkelerinde yirmi yıl boyunca sürdürdükleri mücadelenin kazandırdığı tüm deneyimi bilmiyorduk, ama burada, ülkemizde, düşmanımızı tanıyor ve kullanmasını bilen için çok değerli olan, insanın omuzları üzerinde taşıdığı bir şeyden faydalanıyorduk: kısacası, düşmanımızı yenmek için kafamızı kullanıyorduk. böylelikle bozguna uğrattık düşmanı.
sonra, batıya doğru yürüyüş başladı. haberleşme bağlantıları kesildi, ardından da diktatörlüğün kimsenin beklemediği anda, büyük bir gürültüyle çöküşü geldi. arkasından da 1 ocak. ve devrim, bir kez daha, okuduklarını hatırına getirmeksizin, ne yapması gerektiğini halkın ağzından öğrendi: herşeyden önce suçluların cezalandırılması kararlaştırıldı ve cezalandırıldılar .
sömürgeci güçler derhal bu cezalandırma eylemlerini cinayet diye nitelendirip, emperyalistlerin her zaman yaptığı gibi bölücülük tohumları ekmeye çalıştılar. "burada cinayet işleyen, katil komünistler vardı, oysa ki fidel castro adındaki suçsuz yurtseverin bu olaylarla hiçbir ilgisi yoktu, o kurtarılmalıydı." sahte bahane ve kanıtlarla, aynı dava uğruna mücadele etmiş insanları bölmeye çabalıyorlardı. bir süre bunu başardıklarına inandılar. ama, günün birinde, reform yasasının akıllı uslu hükümet danışmanlarının önerdiği biçimden çok daha ciddi, çok daha köklü olduğunu farkettiler. söz açılmışken, bu danışmanların, diario de la marina'daki pepin rivero ve prensa libre'deki medrano'nun, bugün miami'de, ya da amerika birleşik devletleri'nin bir başka köşesinde yaşadığını belirtelim. hatta hükümetimin başında "bu tür işlerde ılımlı hareket etmek gerekir" diyerek, çok ılımlı davranmayı öneren bir başbakan bile vardı.
"ilımlılık" da sömürgecilik ajanlarının kullanmayı sevdiği kelimelerden biridir. korkanlar ya da herhangi bir biçimde ihanet etmeyi düşünenler hep ılımlıdır. halk ise, kesinlikle, hiçbir zaman ılımlı değildir .
bu baylar, kırsal bölgelerde, üzerinde yabani otlar yetişen toprakların köylülere dağıtılmasını, köylülerin bu yabani otları ayıklamasını öneriyorlardı; köylüler bataklıklarda, ya da latifundiya sahiplerinin açgözlülüğünden kurtulan birkaç parça devlet toprağı üzerinde yaşayabilirlerdi; ama latifundiya sahiplerinin toprağına el sürmek, işlenebileceğini onların akıllarının almadığı bir günahtı. fakat, buna rağmen, bu da yapıldı.
o dönemde, 900 caballeria'dan fazla toprağı olmadığı için devrimci hükümetle hiçbir sorunu olmadığını söyleyen bir bayla konuşmuştum. 900 caballeria onbin hektardan fazla eder. elbette, bu bayın sonradan devrimci hükümetle bir takım sorunları oldu, topraklarına el konup küçük köylüye dağıtıldı. ayrıca, tarım işçisinin ücret karşılığında ortaklaşa işlemeye alıştığı topraklar üzerinde kooperatifler kuruldu.
burada, küba devriminin incelenmesi gereken bir özelliğiyle karşılaşıyoruz. bu devrim, feodal olmayan toplumsal mülkiyet biçimlerine ulaşmayı hedef alarak, amerika kıtasında ilk tarım reformunu gerçekleştirdi. gerçi tütünde ve kahvede feodal kalıntılar hâlâ sürüp gidiyordu, bu nedenle bu tarım dalları, küçük toprak parçaları üzerinde yaşayan ve bu toprağa sahip olmak isteyen küçük üreticiye devredildi. fakat, şeker kamışı, pirinç, hatta sürü hayvanları, küba'da sömürüldüğü için, tüm topraklara ortaklaşa sahibolan işçiler tarafından ortaklaşa üretilmeye başlandı. bu emekçilerin bir karış bile toprağı yoktur, bunların kurduğu büyük ortaklığa kooperatif denir. bu önlemler, tarım reformumuzu hızla kökleştirmemizi sağladı. içinizden her biri, burada, latin amerika'da hiçbir devrimci hükümetin, ilk iş olarak tarım reformunu gerçekleştirmezse kendini devrimci hükümet diye adlandıramayacağını bilmelidir. sınırlı bir tarım reformu uygulayacağını açıklayan herhangi bir hükümet, devrimci hükümet olamaz. devrimci hükümet, tarım reformu yaparken, köylüye sadece fazlalık toprakları vermekle kalmaz, asıl fazlalık olmayanları, latifundiya sahiplerinin elindeki en iyi, en verimli, zaten, eskiden köylüden çalınmış olan toprakları yine köylüye devredip toprak mülkiyeti düzenini kökünden değiştiren bir yöntem uygular .
tarım reformu işte budur, tüm devrimci hükümetler bu hareket noktasından yola çıkmalıdır. tarım reformu temeli üzerinde çok daha karmaşık olan sanayileşme savaşı başlar. artık, çok çapraşık olaylara karşı mücadele yürütmek zorunluluğu kendini göstermiştir, küçük ulusların dostu çok büyük güçler olmasa kolayca batabiliriz bu çarpışmalarda. şu sıralar, küba gibi hiç de ılımlı olmayan devrimci ülkeler, sovyetler birliği ve halk çin'inin onlarla dost olup olmadığını kendi kendilerine sorabilirler. bu soru karşısında ılımlı davranmayıp, sovyetler birliği'nin, çin'in ve tüm sosyalist ülkelerin, sömürge, yarı-sömürge ve kurtulmuş ülkeler gibi dostumuz olduğunu var gücümüzle tekrarlamalıyız. latin amerika devriminin gerçekleştirilmesi ancak bu dostluğu temel alabilir. gerçekten de, sovyetler birliği bize petrol verip şekerimizi almayacak olsaydı, karşılaştığımız ekonomik güçlere katlanmak için halkımızın tüm gücü, tüm inancı ve tüm özverisi gerekecekti. bunun ardından da "kuzey-amerika demokrasisi"nin aldığı önlemlerin, tüm küba halkının yaşam düzeyi üzerinde verdiği sonuçlardan kuvvet kazanan bölücü güçler işbaşına geçecekti. bazı latin amerika hükümetleri hâlâ, bize darbe indirmek isteyenlerin ayaklarını öpmemizi, bizi savunmaya çalışanların yüzüne tükürmemizi öneriyor. cevap olarak, xx. yy'da aşağılanmayı öğütleyen böylelerine, önce, küba'nın kimsenin önünde eğilmeyeceğini ve daha sonra da, bu hükümetlerin zayıflıklarını deneyimiyle bilen küba'nın, bu ülkelere tüm hainlerini kurşuna dizmelerini ve tüm tekellerini devletleştirmelerini önermeyi hiçbir zaman aklından geçirmediğini söyleyebiliriz.
küba halkı, içinden çıkan katileri kurşuna dizmiş, diktatörlüğün ordusunu dağıtmıştır. ama, tutup hiçbir latin amerika hükümetine aynı şeyi siz de yapın dememiştir. oysaki, küba bu ülkelerin tümünde katiller olduğunu iyi bilir. dost bir ülkede, kendi hareketimizin üyesi kübalıları katleden eski diktatörlük kalıntısı hafiye bozuntularından sözetmeye bile değmez...
militanlarımızın katilinin idamını istemedik, ama, burada olsaydı öldürülürdü... büyük sömürücümüzle ittifak kurmamız gerektiği artık tekrarlanıp durmasın bize. çünkü bu, bir latin amerika hükümetinin söyleyebileceği en alçakça, en alçaltıcı yalandır. küba devrimini yapan bizler, tüm küba halkı, dostlarımıza dost, düşmanlarımıza düşman deriz. bu ikisinin ortası olmaz. bizler, küba halkı, dünyanın başka hiçbir halkına, örneğin uluslararası para fonu'na karşı nasıl tavır alması gerektiğini öğretmiyoruz, bize de gelip öğüt vermelerini hoş görmüyoruz.
yapılması gerekeni biliyoruz, bunu yapmak istiyorlarsa çok güzel, istemiyorlarsa kendileri bilir. ama, öğüt kabul etmiyoruz, çünkü biz son ana kadar yalnızdık. kapitalist dünyanın en büyük gücünün doğrudan saldırısını ayakta beklerken, kimseden yardım istemedik. biz ve halkımız, ayaklanmamızın sonuçlarına katlanmaya hazırdık.
bu nedenle, bugün, dünyanın dört bir bucağından kardeşlerimizin toplandığı tüm kongrelerde, tüm kurullarda alnımız ak, başımız dik konuşabiliyoruz. küba devrimi konuştuğunda yanılabilir, ama asla yalan söylemez. konuşmak durumunda olduğu tüm kürsülerde, küba devrimi, toprağının evlatlarının gerçeğini dile getirir, dostlarının da, düşmanlarının da karşısında, herzaman bu gerçekten sözeder. asla taş atmak için saklanmaz, asla kadifeler içinde hançer gizleyen önerilerde bulunmaz.
böyle olduğumuz için bize saldıran çok, ama latin amerika halklarının her birine ne olabileceklerini gösterdiğimiz için daha da çok saldırıya uğruyoruz. bu durum, emperyalizm için küba'nın nikel madenlerinden, şeker fabrikalarından, venezüella'nın petrolünden, meksika'nın pamuğundan, şili'nin bakırından, arjantin'in kesimlik hayvanlarından, paraguay'ın matesinden, brezilya'nın kahvesinden daha önemlidir, tekelleri besleyen bu hammaddelerin tümünün önemi de çok büyüktür halbuki.
emperyalistler yolumuzun üzerine ellerinden geldiğince engel koymaktan çekinmezler. kendi elleriyle engel koymayı başaramadıkları zaman, ne yazık ki, latin amerika'da bu işe aday olanlar ortaya çıkar... isimlerinin önemi yok, kimseyi suçlamak istemiyoruz. burada, cumhurbaşkanı betancourt'un yurttaşlarımızın ölümünden sorumlu olduğunu söyleyemeyiz, o sadece, kendine demokratik diyen bir düzenin tutsağıdır. bu demokratik rejim, amerika için bir başka örnek olabilecekken, idam mangasını zamanında kullanamamak gibi büyük bir beceriksizlik yapmıştır. bugün venezüella demokratik hükümeti, latin amerika'nın büyük bir kısmında görüldüğü ve eskiden küba' da olduğu gibi, eski hafiyelerin elinde tutsaktır .
cumhurbaşkanı betancourt'u cinayetle suçlayamayız, burada yalnızca, devrimci tarihimizin ve devrimci inancımızın desteğinde, bir gün, halkı tarafından seçilen cumhurbaşkanı betancourt kendini artık bir adım atamayacak kadar tutsak hissedip kardeş bir halkın yardımını isterse, küba'nın, venezüella'ya devrim alanındaki deneylerinden birini göstermek üzere, orada hazır olacağını; cumhurbaşkanı betancourt'un, ölümle sonuçlanan karışık işi başlatanın bizim diplomatımız olmadığını bilmesi gerektiğini söyleyebiliriz. işin ucunda amerika birleşik devletleri ya da abd hükümeti vardı. daha yakından bakıldığında, işi çevirenler batista'nın yandaşları, daha da yakından incelendiğindeyse, bu ülkede abd hükümetinin yedeklerini oluşturan, batista'nın düşmanı kılığına bürünen, batista'yı kovmak, fakat sistemi korumak isteyen miro'lar, quevedo'lar, diaz lanz'lar, hubert matos'lardı... ve venezüella'da operasyonlara başlayan gericiliğin emrindeki güçler. venezüella hükümetinin daha geçenlerde, tuzağa düşürülen otomobil olayında olduğu gibi kendi ordusu tarafından öldürülme tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu söylemek ne kadar acı. bugün, venezüella cumhurbaşkanı kendi baskı güçlerinin elinde tutsaktır.
bu yüzden büyük üzüntü duyuyoruz, çünkü venezüella, sierra maestra günlerinde küba halkına en güçlü yardımı, en güçlü dayanışmayı sağlamıştı. bu yüzden üzüntü duyuyoruz, çünkü venezüella, bizden çok önce, perez jimenez'in temsil ettiği, dünyanın en tiksinti verici gaddarlık sisteminden kurtulmayı başarmıştı. bu yüzden üzülüyoruz, çünkü, ilk olarak fidel castro, daha sonra da cumhurbaşkanımız dortics, venezüella'ya gittiğinde, heyetimiz en büyük bağlılık gösterileriyle karşılandı.
venezüella halkı gibi yüksek politik bilince, büyük savaşçı inanca erişen bir halk birkaç süngüye, birkaç mermiye uzun süre tutsak olmaz. süngü ve mermiler el değiştirebilir, caniler kurbanlara dönüşebilir .
benim görevim burada bize zarar vermeye çalışan hükümetleri sayıp dökmek, arkamızdan indirilmek istenen zavallı hançer darbelerini bir bir anlatmak, ayaklanma ateşlerini körüklemek değil. benim görevim bu değil, çünkü, herşeyden önce, küba henüz tehlikeyi atlatmadı, dünyanın bu köşesinde emperyalist saldırıların hedefi olmaktan kurtulamadı. henüz hepinizin dayanışmasına ihtiyacı var. sömürgecilerin korktuğu kesin. onlar da, herkes gibi füzelerden, bombalardan korkar. yıkıcı bombaların kendi karılarının, çocuklarının, öylesine sevgiyle oluşturdukları herşeyin üzerine düşebileceğini bugün ilk kez gördüler. elektronik makineleriyle hesaplara girişip sistemin iyi olmadığı sonucuna vardılar. ama, bu küba demokrasisini ortadan yoketmekten vazgeçtikleri anlamına gelmez. tartıştıkları yöntemler arasından, küba devrimine karşı en iyi saldırıyı gerçekleştirmeye hangisinin uygun olduğunu bulup çıkarmak için yine bitmez tükenmez hesaplara giriştiler. önlerinde idigoras yöntemi var, nikaragua yöntemi, haiti yöntemi var. şimdi, saint-domingue yöntemine de sahipler, ayrıca florida kiralık asker yöntemi, oas yöntemi de var. doğrusu, pek çok yöntemlere ve bunları geliştirmek için çok büyük güce sahipler .
cumhurbaşkanı arbenz ve halkı bu deneyimden geçti. ne yazık ki, guatemala'da cumhurbaşkanı arbenz'in eski tarz bir ordusu vardı, halkların dayanışmasının herhangi bir saldırıyı geriletebileceğini de pek iyi anlayamamıştı.
gerekli anda, küba devrimini savunmak için, tüm hiziplere ulusal siyasi mücadeleleri unutturan bu dayanışma, bizim en büyük güçlerimizden biridir. bunun bütün latin amerika gençliğinin de görevi olduğunu söyleyebilirim, çünkü burada olup bitenler yeniliği içerir ve incelenmeye değer. iyi olduğunu sizlere ben söyleyecek değilim, kendi gözlerinizle göreceksiniz.
kötü yanları var... biliyorum; örgütlenmede birçok eksiklerimiz var, biliyorum. sierra'ya gitseydiniz, hepiniz de belki bunları görecektiniz. hâlâ "gerillacılık" var... biliyorum. ulaşmak istediğimiz sayıya bakarsanız korkunç teknisyen açığımız var. ordumuzun henüz gerekli mükemmelliğe erişmediğini, milislerin henüz bir ordu oluşturacak biçimde örgütlenmediğini biliyorum. ama bildiğim ve sizin de bilmenizi istediğim birşey varsa, o da devrimin, her zaman küba halkının iradesi hesaba katılarak yapıldığı; her köylünün, her işçinin silahı iyi kullanamıyorsa, her yeni günden silahını daha iyi kullanmayı öğrenmek için yararlandığıdır. eğer şu anda, teknisyeni amerika birleşik devletleri'ne gittiğinden, makinasının karmaşık aygıtının işleyişini anlayamıyorsa, işçimiz her gün, bunu öğrenmek için, fabrikasının daha iyi çalışması için inceler, araştırır, çaba harcar. köylümüz, mekanik güçlükleri yenmek için, kooperatifinin tarlasından en iyi verimi almak için traktörünü inceler.
kentsel ve kırsal kesimde tüm kübalılar, tek bir kardeşlik duygusuyla birleşerek, kesin ve kararlı bir düşünce birliği içinde, katıldığı her savaşta, karşılaştığı her fırsatta, özverisini, zekasının gücünü ve açık görüşlülüğünü kanıtladığı için en mutlak bir güvenle bağlandıkları şefin yönetiminde geleceğe doğru yol alıyorlar.
şimdi karşımızda bulunan bu halk, yeryüzünden silinmesi gerekse bile, ilk hedefi olacağı bir atom savaşının patlamasına neden olsa bile, bu ada tüm üzerinde yaşayanlarla birlikte yok olsa bile, her biriniz ülkenize döndüğünde şunları söylerse bu halk, kendini mutlu ve ödülünü almış sayacaktır:
"işte döndük. sözlerimizde, henüz küba ormanlarının nemi seziliyor. sierra maestra'ya çıkıp şafağı gördük. ruhlarımız ve ellerimiz şafağın tohumlarıyla dolu, bunları toprağa ekmeye, meyva versinler diye bekçilik etmeye hazırız."
o zaman, tüm kardeş latin amerika ülkelerinden, tüm toprağımızdan, halkların sesi artık sonsuza kadar şu cevabı verecektir:
"öyle olsun, latin amerika'nın her karış toprağında özgürlük fethedilsin!"
Daisy-BT
15 Ekim 2011 17:25   |   Mesaj #4   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi

Ernesto Che Guevara


Doğum: 1928, Rosario/Arjantin
Ölüm: 1967, Valle Grande/Bolivya
Arjantinli gerilla lideri ve devrimci.

Babası Arjantinli bir mühendis olan Guevara, Buenos Aires Üniversitesi'nde tıp öğrenimi yaptı. Politikaya atıldı. 1954'te Guatemala'daki komünist yanlısı Başkan Jacobo Arbenz'in yanında çalıştı. Arbenz devrilince Meksika'ya gitti. Burada Fidel Castro ile tanıştı. 1956'da Küba'daki direniş örgütüne katıldı. Kübalı Diktatör Fulgencio Batista'nın devrilmesinde başarılı ve etkin bir rol oynadı (1959). Küba yurttaşı oldu. Küba Ulusal Bankası'nın başkanı, sonra Sanayi Bakanı (1961) olarak Küba ekonomisinin planlanmasında önemli görevler aldı. 1965'te politikadan ayrılmış göründü. Sonradan, devrim hareketlerinin filizlendiği ülkelerde dolaştığı anlaşıldı.

Nisan 1967'de Afrika, Asya ve Lâtin Amerika Halkları Dayanışma Örgütü'nce bir bildirisi yayımlandı. Bu bildiride Vietnam'daki gibi yeni savaş odaklarının oluşturulmasını öğütlüyordu. Vietnam örneğinden esinlenerek kendini Güney Amerika'daki eylemlere adadı ve Bolivya'daki gerilla hareketine katıldı. Devlet güçleriyle çarpışırken öldürüldü. "Küba'da Sosyalizm ve İnsan" ve "Gerilla Günlüğü" adlı kitapları vardır.

MsXLabs.org & Morpa Genel Kültür Ansiklopedisi
6 Mayıs 2012 11:52   |   Mesaj #5   |   
Finn and Jake - avatarı
MOD Adventure Time

Sponsorlu Bağlantılar
GüNeSss
17 Mayıs 2012 17:46   |   Mesaj #6   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
Ernesto Che Guevara (Ernesto Che Guevara Kimdir? - Ernesto Che Guevara Hakkında)

Ernesto Che Guevara 14 Haziran 1928 'de doğmuştur. Doğum yeri, Arjantin'in Rosario şehridir.

Che henüz iki yaşında iken ilk astım krizine yakalandı.Sierra Maestra'da Batista ordularına karşı savaşırken Che'ye zorlu dakikalar yaşatan bu hastalık,Bolivya ormanlarında Barrientos'un askerleri tarafından vuruluncaya kadar yakasını bırakmadı.

Yüksek mühendis olan babası Ernesto Guevara Lynch, İrlanda asıllı bir aileden, annesi Clia dela Sena ise İrlandalı-İspanyol karışımı bir aileden geliyordu.Che üç yaşında iken ailesi Buenos Aires'e yerleşti. Daha sonraları astım krizlerinden dolayı Che'nin durumu dahada kötüleşti. Doktorlar tedavisinin çok güç olduğunu, mutlaka iklim değiştirmesi gerektiğini söylediler. Böylece Guevara ailesi yeniden göç etti.Cordoba'ya yerleştiler.

Guevara ailesi tipik bir burjuva ailesi idi. Politik eğilimleri itibarıyla da sola açık liberal olarak tanınırlardı. İspanya iç savaşında açıkça cumhuriyetçileri desteklemişlerdi. Zamanla maddi durumları bozuldu. Che, eğitim bakanlığına bağlı Dean Funes lisesine başladı. Okulda İngilizce eğitim yapılırken, annesinden de fransızca öğreniyordu. Daha ondört yaşındayken Freud'un kitaplarını okumaya başlayan Che, fransızca şiirlere bayılırdı. Baudelaire'e karşı büyük bir tutkusu vardı. Onaltı yaşında ise Neruda'ya hayran olmuştu.

Guevara ailesi,1944 yılında Buenos Aieres'e göçtü. Durumları iyiden iyiye bozulmuştu. Che, biryandan öğrenimine devam ederken bir yandan da çalışıyordu.Tıp fakültesine yazıldı. Fakültedeki ilkyıllarında Arjantin'in kuzey ve batı bölgelerini baştan başa dolaşmış, buralardaki orman köylerinde cüzzam ve tropikal hastalıklar üzerinde çalışmalar yapmıştı.

Son sınıfta iken Che, arkadaşı Alberto Granadas ile bütün Latin Amerika'yı içine alan bir motosiklet turuna çıktı. Bu tur ona, Latin Amerika'nın sömürülen köylülerini yakından tanıma fırsatı verdi. Che, 1953 yılının Mart ayında üniversiteyi bitirmiş doktor olmuştu. Venezuella'daki cüzzam kolonisinde çalışmak üzere anlaşmıştı. Buraya gitmek için çıktığı yolculuğu sırasında Peru'ya da uğradı.
Orada yerliler hakkında daha önce yayınlanmış bir incelemesi yüzünden tutuklanarak cezaevine gönderildi. Hapisten çıktıktan sonra Ekvator'da bir kaç gün kaldı. Burada Ricardo Rojo adında bir avukatla tanışması hayatının dönüm noktası oldu. Che, Venezulla'ya gitmekten vazgeçip, Ricardo Rojo ile birlikte Guetamala'ya gitti. Devrimci Arbenz Hükümeti sağcı bir darbe ile devrilince Arjantin büyük elçiliğine sığındı.

İlk fırsatta ihtilalcilerin safına katıldı. Faaliyetlerinden dolayı elçilik binasından çıkartıldı. Guetamala'da kalması tehlikeli bir durum alınca Meksika'ya gitti. Ernesto, Guatemala'da bir çok Kübalı sürgün ve Fidel Castro'nun kardeşi Raul ile karşılaşmıştı. Meksika'ya geçtiğinde ise Fidel Castro ve arkadaşları ile tanışarak Küba devrimcileri safında yer aldı. Daha sonra Granma gemisiyle Küba'ya hareket etti ve savaşın sonuna kadar en ön safhada yer aldı.Devrim sonrasında Binbaşı Ernesto Che Guevara Havana'nın la Cabana Kalesi'nin komutanlığına getirildi.1959 yılında Küba vatandaşı ilan edildi . Bir süre sonra silah arkadaşı Aleida March ile evlendi.

7 Ekim 1959'da Milli Tarım Reformu Enstitüsü başkanlığına atandı. 26 Kasım'da da Küba Milli Bankası başkanlığına getirildi. Böylece Che ülkenin mali işlerini yüklenmiş oluyordu. 23 Şubat 1961'de Küba Devrim Hükümeti bir sanayi bakanlığı kurarak Che'yi bunun başına getirdi. Ancak Playa Giran çatışması sırasında, tekrar kale komutanlığı görevine getirildi. Daha sonra az gelişmiş ülkelere çeşitli seyahatlar yapan Che, sömürülen halkları ve emperyalistleri daha yakından tanıma fırsatı buldu. Bu durum Che'nin savaşcı yanının tekrar canlanmasına yol açtı.

Artık başka Latin Amerika ülkelerine gidip halkları örgütlemesi gerektiği kararını vermişti.1965 Eylül'ünde bilinmeyen ülkelere doğru yola çıktı. 3 Ekim 1965'de Fidel Castro, Che'nin ünlü veda mektubunu Küba Halkı'na okudu.
İlk olarak Kongo-Kinşasa’ya (sonraları Kongo Demokratik Cumhuriyeti) daha sonra da CIA ve Amerikan Ordusu Özel Harekât Birlikleri’nin ortak operasyonu sonrası yakalanacağı Bolivya’ya gitti. Guevara 9 Ekim 1967’de Vallegrande yakınlarındaki La Higuera’da Bolivya Ordusu’nun elinde iken öldü. Son saatlerinde yanında bulunanlar ve onu öldürenler, yargısız infaz sonucu öldürüldüğüne tanıklık etmişlerdir.

Ölümünden sonra Guevara dünya üzerinde sosyalist devrimci hareketlerin sembolü haline gelmiştir.


Kaynak:

5 Kasım 2012 23:35   |   Mesaj #7   |   
wolfmann - avatarı
VIP VIP Üye
dkmb86g 756dbqmzsd8 b
28 Haziran 2013 12:31   |   Mesaj #8   |   
Intersect - avatarı
VIP Waffen-SS
Ernesto "Che" Guevara, kısaca Che Guevara ya da el Che, (14 Haziran 1928Doğum tarihi(- 9 Ekim 1967), Arjantinli doktor, marksist politikacı ve dönemin Küba gerillaları ile Enternasyonalist gerillalarının lideri.
Tıp eğitimi alırken Latin Amerika’yı baştan başa dolaştı ve bu sayede birçok insanın karşı karşıya kaldığı yoksulluğu doğrudan gözlemleyebildi. Bu deneyimler sonucunda bölgedeki ekonomik eşitsizliği ortadan kaldırmanın tek yolunun devrim olduğuna ikna olarak Marksizm’i incelemeye başladı ve Başkan Jacobo Arbenz Guzmán'ın önderliğinde Guatemala’nın sosyal devrimine katıldı.
Bir süre sonra 1959 yılında Küba’da yönetimi ele geçiren Fidel Castro’nun askerî nitelikli 26 Temmuz Hareketi’nin bir üyesi oldu. Yeni hükümette çeşitli önemli görevlerde bulunduktan, gerilla savaşı teorisi ve uygulamaları üzerine makaleler ve kitaplar yazdıktan sonra diğer ülkelerdeki devrimci hareketlere katılmak üzere 1965 yılında Küba’dan ayrıldı. İlk olarak Kongo-Kinşasa’ya (sonraları Kongo Demokratik Cumhuriyeti) daha sonra da CIA ve Amerikan Ordusu Özel Harekât Birlikleri’nin ortak operasyonu sonrası yakalanacağı Bolivya’ya gitti. Guevara 9 Ekim 1967’de Vallegrande yakınlarındaki La Higuera’da Bolivya Ordusu’nun elinde iken öldürüldü. Son saatlerinde yanında bulunanlar ve onu öldürenler, yargısız infaz edildiğine tanıklık etmişlerdir.
Ölümünden sonra Guevara dünya üzerinde sosyalist devrimci hareketlerin sembolü haline gelmiştir. Guevara’nın Alberto Korda tarafından çekilen fotoğrafı "dünya üzerindeki en ünlü fotoğraf ve 20. yüzyılın sembolü" olarak nitelenmiştir.

Ailesi Ve Gençliği;
Ernesto Guevara, İspanyol ve İrlanda asıllı bir ailenin beş çocuğunun en büyüğü olarak Arjantin’in Rosario şehrinde dünyaya gelmiştir. Annesinin ve babasının soyu Basklara dayanır. Bask[›] Doğum belgesinde doğum tarihi olarak 14 Haziran 1928 görünmesine karşılık bazı kaynaklarda, aynı yılın 14 Mayıs günü doğduğu belirtilmektedir.[2] Guevara'nın atalarından Patrick Lynch 1715 yılında İrlanda’da Galway’de doğmuş, İrlanda’yı terkedip İspanya’nın Bilbao şehrine, oradan da Arjantin’e gitmiştir. Guevara'nın büyük büyükbabası Francisco Lynch 1817’de, büyükannesi Ana Lynch 1868’de doğmuştur. Galway[›] Ana Lynch’in oğlu ve Che'nin babası Ernesto Guevara Lynch 1900’de doğmuştur. Guevara Lynch 1927’de Celia de la Serna y Llosa ile evlenmiş ve üç erkek, iki kız çocukları olmuştur.
Guevara, çocukluğunda, bu sol eğilimli üst sınıf ailede bile dinamik kişiliği ve radikal görüşleriyle bilinirdi. Her ne kadar yaşamı boyunca onu etkileyecek olan astım krizlerinden ıstırap çekse de mükemmel bir atlet olmuştur. Bu engeline rağmen hevesli bir rugby oyuncusuydu ve ‘’Fuser’’ (aşırı saldırgan oyun tarzı nedeniyle verilen, azgın, kudurmuş anlamına gelen ‘’El Furibundo’’ sözcüğü ile annesinin soyadı olan ‘’Serna’’dan oluşturulmuş bir takma isim) lakabıyla anılmaktaydı.[3] Guevara babasından satranç öğrendikten sonra 12 yaşından itibaren yerel turnuvalara katılmaya başladı.[4] Ergenlik döneminde şiire, özellikle de Pablo Neruda’nın şiirlerine merak saldı. Neruda[›]. Guevara, Latin Amerika’da kendi sınıfında yaygın olduğu üzere yaşamı boyunca şiir yazdı. Pek çok konuya meraklı, hevesli bir okuyucuydu, ilgilendiği kitaplar Jack London ve Jules Verne’in macera klasiklerinden, Sigmund Freud’un cinsellik üzerine denemelerine ve Bertrand Russell’ın toplum felsefesi üzerine tezlerine kadar giden bir çeşitlilik gösteriyordu. Ergenliğinin son dönemlerinde fotoğrafçılığa merak saldı ve vaktinin önemli kısmında insanları, gittiği yerleri ve sonraları da arkeolojik alanları fotoğrafladı.
Guevara, tıp öğrenimi için 1948’de Buenos Aires Üniversitesi’ne girdi. Kesintili öğrenim hayatını, Mart 1953’te tıp öğrenimini bitirip aynı yılın 12 Haziran’ında diplomasını alarak noktaladı. Diploma[›] Uzman hekimlik yapabilmek için gerekli klinik eğitimi tamamlayıp tamamlamadığı açık değildir. Eğer bu klinik eğitimi tamamlamadıysa “doctor en medicina” (tıp doktoru) değil de “médico” (pratisyen hekim) olmuş olabilir.

Guevara 3 yaşında


Ernesto "Che" Guevara’nın Rosario’da doğduğu yer
Guevara öğrenciliği boyunca Latin Amerika’da uzun yolculuklara çıktı. 1951 yılında eski arkadaşı biyokimyager Alberto Granado, yıllardır konuştukları Güney Amerika seyahati için tıp eğitimine bir yıl ara vermesini önerdi. Kısa süre sonra, ‘’La Poderosa II’’ (Güçlü II) adını verdikleri 500 cc.lik 1939 model Norton marka motosikletle Alta Gracia’dan yola çıktılar. Peru’da Amazon Nehri kıyısındaki San Pablo cüzzam kolonisinde gönüllü olarak birkaç hafta geçirmeyi düşünüyorlardı. Guevara'nın bu yolculuğu anlattığı seyahat notları “Notas de viaje’’ 2004 yılında “Diarios de motocicleta” (Motosiklet Günlükleri) adıyla sinemaya uyarlanmıştır.
Bu yolculuk sırasında kitlelerin yoksulluğunu, baskıyı ve güçsüzlükleri yakından gözlemleyen ve Marksizm’den etkilenen Guevara, Latin Amerika’daki ekonomik ve sosyal eşitsizliklerin tek çözümünün devrim olduğu sonucuna vardı. Yolculukları, Latin Amerika’ya ayrı uluslardan oluşan bir karma yapı olarak değil de kurtuluşu ancak kıta çapında bir strateji ile gerçekleşebilecek tek bir vücut olarak bakmasını sağladı. Sınırları olmayan ve tek bir ‘’mestizo’’ (Avrupalı ve yerli melezi) kültür ile bağlanmış birleşik İber-Amerika kurabilmeyi hayal etmeye başladı İber-Amerika[›]. Bu düşünce, sonraki devrimci eylemlerinde öne çıkacaktı. Arjantin’e döner dönmez, Güney ve Orta Amerika’da kaldığı yerden gezilerine devam edebilmek için tıp öğrenimini hızla bitirdi.
Guatemala[değiştir]



Che Guevara 22 yaşında iken, yıl 1951.
Guevara, 7 Temmuz 1953’te, Bolivya, Peru, Ekvador, Panama, Kosta Rika, Nikaragua, Honduras, ve El Salvador’dan geçip Aralık ayının son günlerinde Guatemala’ya vardı. O sıralarda popülist bir hükümetin başındaki Başkan Jacobo Arbenz Guzmán özellikle toprak reformu ve diğer değişikliklerle bir toplumsal devrim yapmaya çalışıyordu. Beatriz halasına yazdığı mektupta Guatemala’ya bir süre yerleşmesinin sebebini şöyle açıklıyordu: "Guatemala’da gerçek bir devrimci olabilmek için gerekli ne varsa yapacağım ve kendimi mükemmelleştireceğim."
Jon Anderson’a göre Guevara’nın Guatemala’daki ana siyasî bağlantısı Perulu sosyalist Hilda Gadea’ydı. ‘’American Popular Revolutionary Alliance’’ (APRA) (Amerikan Popüler Devrimciler İttifakı. Lideri Víctor Raúl Haya de la Torre olan siyasî bir oluşum.) üyesi olan Gadea, Arbenz hükümetindeki birçok üst düzey politikacıyı Guevara’yla tanıştırdı. Daha önce Kosta Rika’da tanıştığı ve Fidel Castro ile bağlantılı bir grup Kübalı sürgünle de bağlantı kurdu. Bu sürgünlerin arasında Küba’nın Oriente eyaletindeki Bayamo’da bulunan ‘’Carlos Manuel de Céspedes’’ barakalarına yapılan saldırıyla bağlantısı olan Antonio ‘’Nico’’ López de vardı.[6]. Lopez Granma Küba’ya çıktıktan kısa süre sonra ‘’Ojo del Toro’’ köprüsünde hayatını kaybedecekti.[7] Siyah İsa ile ilgili dinî eşyaların satışında bu ‘’moncadista’’lara katılan Guevara aynı zamanda Venezuelalı iki sıtma uzmanına da yardımcı olmuştur. Bu sıralarda, Arjantinlilere özgü, “hey”, “dostum”, “birader” anlamına gelen “che” ünlemini çok sık kullanması nedeniyle ünlü “Che” takma adını kullanmaya başlamıştır (/tʃe/ olarak telaffuz edilir). Yalnızca Arjantin, Paraguay ve Uruguay ile Brezilya’nın güneyinde kullanılan bu sözcük, kullananın Rio de la Plata bölgesinden geldiğini gösterir.
Ekonomik durumu genellikle pek iyi değildi ve Hilda’nın ziynet eşyalarını rehine vermek zorunda kalmıştı. 15 Mayıs 1954’te Komünist Çekoslovakya’dan Arbenz hükümetine destek olarak gönderilen yüksek kalitede Skoda piyade ve hafif topçu silahları İsveç gemisi ’’Alfhem’’ ile Puerto Barrios’a ulaştı. Bu silahların miktarı CIA tarafından 2.000 ton [8] ve ilginç bir şekilde John Lee Anderson tarafından da 2 ton olarak tahmin edilmektedir.[9] (Anderson'ın tahmin ettiği miktarın yazım hatası olduğu sanılmaktadır çünkü bu rakamdan bahseden güvenilir kayıt sayısı çok azdır.) Guevara yeni bir vize almak üzere kısa süre için El Salvador’a geçti ve Guatemala’ya geri döndü.


Raul Castro ve Ernesto Guevara 1958
Bu sırada CIA tarafından desteklenen Carlos Castillo Armas liderliğindeki darbe başlamıştı. Arbenz karşıtı kuvvetler, Çekoslovak silahlarının trenler yardımıyla dağıtılmasını durduramıyorlardı, ancak güçlerini toparladıktan sonra hava desteğinin yardımıyla ilerlemeye başlamışlardı.
[11] Guevara birkaç günlüğüne Komünist Gençlik tarafından örgütlenen silahlı milislere katılmış, bu grubun harekete geçmemesi üzerine tekrar tıbbî hizmetlere dönmüştür. Darbenin ardından Guevara çarpışmak için gönüllü oldu, ancak Arbenz yabancı destekçilerinin ülkeyi terketmesini istiyordu. Gadea tutuklandıktan sonra Guevara kısa süre için Arjantin konsolosluğunda saklandı ve sonra Meksika’ya geçti.

Arbenz hükümetinin CIA destekli bir darbeyle devrilmesi üzerine, Guevara’nın Amerika Birleşik Devletleri’nin emperyalist bir güç olduğuna ve Latin Amerika ve diğer gelişmekte olan ülkelerdeki sosyoekonomik eşitsizlikleri düzeltmeye çalışan hükümetlere vazgeçmeden karşı koyacağına dair görüşleri kesinleşti. Bu onun sosyalizmin ancak silahlı mücadele sonunda elde edilebileceği ve bu koşulları da ancak silahlanmış bir halkın savunabileceği yönündeki düşüncelerini kuvvetlendirmiştir.
29 Ağustos 2013 19:24   |   Mesaj #9   |   
Intersect - avatarı
VIP Waffen-SS
Ernesto Che Guevara 9 Ekim'de CİA Ve Bolivya Ordusunun işbirliğiyle yakalanıp makineli tüfeklerle katledilmiştir.

9 Ekim 1967'den beri dünyada '' İnsandan '' yoksunuz.

''Aralık. Geç kalmış kuşlar kanat çırpıyorlar. Bir otomobilin karla kaplı ön camına şunları yazıyorum:/CHE YAŞIYOR! ''

YAŞASIN CHE, YAŞASIN CHE GİBİ ÖLENLER!
28 Ağustos 2016 23:36   |   Mesaj #10   |   
Finn and Jake - avatarı
MOD Adventure Time
Ad:  che guevara.jpg
Gösterim: 84
Boyut:  83.3 KB

Sponsorlu Bağlantılar

Daha fazla sonuç:
Ernesto Che Guevara

Hızlı Cevap
Mesaj:

Bu sayfalarımıza baktınız mı
Pixabay Resimleri:
paneli aç