Cevap Yaz Yazdır
En İyi Cevap Var|Gösterim: 45.356|Cevap: 9|Güncelleme: 23 Kasım 2015

Ritim nedir?

Ziyaretçi
11 Kasım 2008 15:34   |   Mesaj #1   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
ritim nedir
EN İYİ CEVABI BrookLyn verdi
Ritim, çeşitli aletlere vurarak çıkarılan, düzenli ve akıcı seslerin oluşturduğu müziktir. Vurmalı çalgıların ve perküsyonun temelidir.
Çoğu adın Türkçesi tam olarak olmadığı için İngilizce olarak kalabilir.
  • Single Stroke (Tek Vuruş); RLRLRLRLR.. diye gider. Yani bir sağ bir sol yapılır.
  • Double Stroke (Çift Vuruş); RRLLRRLLRRLL... diye gider. Yani iki sağ iki sol..
  • Üçleme; RLR. Bu teknik daha ileri düzeydir. Burda bir Dörtlükde üç vuruş yapılır.
  • Altılama; RLRLRL. Aynı üçleme gibidir ama bu sefer aynı zamanda altı kere vurulur.
Ek Bilgi:

Sponsorlu Bağlantılar
Ritm
Bir dizede, bir notada vurgu, uzunluk veya ses özelliklerinin, durakların düzenli bir biçimde tekrarlanmasından doğan ses uygunluğu, tartım, dizem. (TDK Sözlük) İmla kurallarında yazım şekli "ritm"dir.

Ritm
Ritm vurmalı çalgıların ve perküsyonun temelidir. Çeşitli aletlere vurarak çıkarılan, düzenli ve akıcı sesler ritmi oluşturur.

Evrende her şey, düzenli hareket halindedir. Yani evrenin hareketi ritmiktir. Ritmin durduğu yerde veya bozulduğu yerde yaşam biter. Ritim, Latince’de akış demektir. Hareketin durması, akışın kesilmesi, ritmin durmasıdır.
Evrenin sürekliliği, hareketin ritmik yinelenmesine bağlıdır. Ritm, hareketin sayılarla anlatımıdır, bir sayı dilidir. Diğer bir tanımla, evrendeki her hareket sayılarla açıklanabilir. Güneşin hareketi, dünyanın hareketi, mevsimlerin tekrarı, gece gündüz, gibi.
Güneşin dairesel ritmik hareketi ana ritimdir ve biz, bu ana ritme bağlı olarak ortaya çıkan bir dizi ritm yumağının içerisinde yaşamaktayız. Biz, bu ritmler yumağına bağımlı olarak dünyaya geldik. Evrendeki bu ritmin devamını kendi bedenimizde ve algılama yapımızda görmekteyiz.

Evrendeki hareketin tutarlılığı insanda güven duygusu yaratır. Örneğin, güneş her gün doğar, tutarlı ve kararlı hareket eder. Onun bir gün doğmayacağını düşünmeyiz, ona güveniriz. Güneşin her gün aynı yerden, aynı saatte doğacağı üzerine sayılarla ifade edebileceğimiz planlar yaparız. Bu plan güneşin ritmik hareketinden kaynaklanan güven duygusu üzerine kurulmuştur.
Güneş eğer bir gün doğmazsa tüm yaşam biçimlerimiz alt üst olur. Ya da her gün bir başka saatte doğsa, onu anlamakta zorluk çekeriz, algılayamayız, matematiksel olarak durumu açıklayamayız. Hareketin ritmik olmaması onunla ilgili varsayımlar yapmaya engeldir. Hayatımıza şekil veren şey evrendeki ritmik hareket ve onun tutarlılığıdır.
Biz, ritmik olmayan şeyleri dışlarız, tutarlılık ararız. Sözünün eri olmak, nerede hangi davranışı göstereceği başkaları tarafından bilinir olmak, arkadaşı tarafından anlaşılır olmak, planlı olmak gibi. Bu davranışların ritmik, yani tekrarlanan özellikte olmasıdır kişiyi tutarlı insan yapan.

Tutarlı hareket eden insana güvenilir. Dostluğun, arkadaşlığın biricik kuralı güvenilir olmaktır. Güneşin ertesi gün yeniden doğacağına olan güven, güneşin ritmik hareketinin tutarlılığına olan güvendir. Arkadaşına güvenmek, onun hareketlerindeki ritmik tekrara olan güvendir. Her gün işe zamanında gelen insana güvenmek gibi.
Evrendeki hareketin bir ritmik düzen içerisinde olduğunu kitaplar yazmasa da bunu günlük yaşantımızda algılarız. Gece ve gündüzün sürekliliğini düşünelim; gece uyur, gündüz uyanır, işlerimizi yaparız. Biyoritim denilen bedenimizin iç ritmi buna ayarlanmıştır. Uyku düzenimiz bozulduğunda buna bağlı diğer ritmler de bozulur; adımlarımız dengesizleşir, kaslarımızı toparlayamayız, dengesiz duruşlar alırız vb.
İki ayağının üzerinde dik durabilmek dengeli ve güvenilir insan duygusu yaratır. Çünkü o duruşta gerçekten bedenin ritmik düzene geçtiğini görürüz. Denge dediğimiz, şey, omurların ve diğer eklemlerin ritmik dizilişinde bir bozukluğa neden olmayacak şekilde duruşu göstermesidir. Bu duruşun doğal olarak insana verdiği duygu güven duygusudur. Dengeli olmak, güvenilir olmak, tutarlı olmak; bunlar hep birbiriyle örtüşen kavramlardır.
Ağaçları yok ederek sel felaketine neden oluruz. Doğanın dengesini, yani ritmini bozduğumuzun acısını yaşatır bize. Bir dere düzenli akışını bozup taşkınlık yaptığında veya kuruduğunda çevresindeki hayatı tehlikeye sokar. Oysa onun düzenli akışına güvenerek insanlar onun etrafında kendilerine yaşam kurmuşlardır.

Kalp atışlarımızda ritm bozukluğu görüldüğü zaman tehlike var demektir. Hayatımızdaki tüm diğer ritimler de onunla birlikte bozulur, işe gidemez, sokağa çıkamaz, yataktan kalkamaz, yemek yapamaz oluruz, vb. Kalbimizin ritmini düzene sokması için doktora gideriz, ona güveniriz. Doktor insana güven verir. Çünkü o, yaşamımızdaki ritmi bozan öğeleri ortadan kaldırır ve bizi normal ritmimize döndürür.
Doğada var olan bir ritmin bozulması, diğer ritmlerin bozulmasını beraberinde getirir. Çünkü doğada her şey bir diğerine bağımlıdır. Doğada sınırsız özgürlük yoktur, karşılıklı bağımlılık vardır. Bu yüzden, doğa, kendi ritmini yok edeni yok eder. Hatta, buradan yola çıkarak rahatlıkla söyleyebiliriz ki biz insanlar için de sınırsız özgürlük yoktur, karşılıklı bağımlılık vardır.
Doğada birbirinin yaratıcısı olan veya birbirinin tamamlayıcısı olan ritmlerin beraberliğindeki uyum, ahenktir, estetiktir. Doğa ile baş başa kaldığımızda hissettiğimiz bu olağanüstü ritmik uyumdur bize huzur veren, “Ne kadar güzel” dedirten. Bu ahenk, bu estetik bütünlük, bu denge, bu ritmik uyumdur içimize aldığımız ve bize güven veren, kendimizi dinlenmiş hissettiren, yaşama gücü veren. Doğayla baş başa kaldığımızda, “Yaşam mükemmel ahenk içinde sürüyor, bak, görüyorsun, rahat ol, ona güven” gizli mesajını alırız, mutlu oluruz.
Evrende, birbirine bağlı iç içe geçmiş ritmlerin holistik yapısı biyolojik olarak insan bedeninde aynen karşımıza çıkar. Bu ritmin insanda dışa vurmuş şekli dans olarak karşımıza çıkar. Dans, insan bedenine çok yakışan estetik bir durumdur. Dansın bir müzikle yapılması, ritmin bedenle buluştuğu estetik mükemmelliği sergiler.
Müziğe gelince; müzikteki ritm ve ezgi doğayla bire bir örtüşen güçlü duyguları bize verir; tutarlılık, güven, denge, estetik, uyum. Müzikle uğraşmak veya müzik dinlemek bunun için dinlendiricidir.

Bir dere ritmik akar, kenarındaki ağacı ritmik besler, ağacın dalları, yaprakların dizilişi, çiçekleri ritmiktir. Derenin varlığı diğer ritmleri yaratmıştır. Ana ritmi burada dere oluşturur. Dere kurursa ona bağlı diğer ritmler de yok olur. Dereyi ve ağacı resimle anlatır, resmi evimize asarız; doğadaki estetik uyumu evimize taşırız. Ona bakarken hissettiğimiz, ondan aldığımız estetik doyum içerdiği ritimlerin uyumundan gelir.
“Yaratıcılık, doğadaki ritmi sezmekle başlar” der sanat eğitimcileri. Bütün sanatların kökünde doğa vardır. Doğadaki ritmi resimle anlatırsak resim sanatı, müzikle anlatırsak müzik sanatı, bedenimizle anlatırsak dans sanatı, sözcüklerle anlatırsak şiir sanatı olur. Bu ritmi sayılarla anlatırsak matematik olur. Fen bilimlerinde yeni bir buluştan söz ediliyorsa, bu, gerçekte doğada var olan ama daha önce açığa çıkarılmamış olan bir ritmden söz ediliyor demektir.

Bir insanın ritim duygusunun eğitim yoluyla geliştirilmesi, onun doğa ile uyumunu desteklemek ve güçlendirmek demektir. Bu nedenle, ritm eğitimi insanın temel gereksinimleri arasında kabul edilmelidir. Sanat eğitimi bu ihtiyacı doğrudan karşılayan bir araçtır. Temel eğitim kurumlarında ritm eğitimi verilmesi bu nedenle gereklidir.
Bu arada, ritmi en anlaşılır biçimde öğreten ders müzik dersidir. Ancak, müzik derslerinde ritmi evrenin geçerli tek kuralı olarak öğretiyor muyuz? Ne yazık ki hayır.
Bilinmelidir ki ritm, sadece müziğin konusu değildir. Ya da, müzik dersi sadece müziğe değil, tüm alanlara hizmet eder. Öyleyse, müzik dersi ana sınıfından itibaren zorunlu ders olmalıdır.

Pixabay Resimleri:
11 Kasım 2008 15:36   |   Mesaj #2   |   
BrookLyn - avatarı
VIP
Style King
Bu mesaj 'en iyi cevap' seçilmiştir.
Ritim, çeşitli aletlere vurarak çıkarılan, düzenli ve akıcı seslerin oluşturduğu müziktir. Vurmalı çalgıların ve perküsyonun temelidir.
Çoğu adın Türkçesi tam olarak olmadığı için İngilizce olarak kalabilir.
  • Single Stroke (Tek Vuruş); RLRLRLRLR.. diye gider. Yani bir sağ bir sol yapılır.
  • Double Stroke (Çift Vuruş); RRLLRRLLRRLL... diye gider. Yani iki sağ iki sol..
  • Üçleme; RLR. Bu teknik daha ileri düzeydir. Burda bir Dörtlükde üç vuruş yapılır.
  • Altılama; RLRLRL. Aynı üçleme gibidir ama bu sefer aynı zamanda altı kere vurulur.
Ek Bilgi:

Ritm
Bir dizede, bir notada vurgu, uzunluk veya ses özelliklerinin, durakların düzenli bir biçimde tekrarlanmasından doğan ses uygunluğu, tartım, dizem. (TDK Sözlük) İmla kurallarında yazım şekli "ritm"dir.

Ritm
Ritm vurmalı çalgıların ve perküsyonun temelidir. Çeşitli aletlere vurarak çıkarılan, düzenli ve akıcı sesler ritmi oluşturur.

Evrende her şey, düzenli hareket halindedir. Yani evrenin hareketi ritmiktir. Ritmin durduğu yerde veya bozulduğu yerde yaşam biter. Ritim, Latince’de akış demektir. Hareketin durması, akışın kesilmesi, ritmin durmasıdır.
Evrenin sürekliliği, hareketin ritmik yinelenmesine bağlıdır. Ritm, hareketin sayılarla anlatımıdır, bir sayı dilidir. Diğer bir tanımla, evrendeki her hareket sayılarla açıklanabilir. Güneşin hareketi, dünyanın hareketi, mevsimlerin tekrarı, gece gündüz, gibi.
Güneşin dairesel ritmik hareketi ana ritimdir ve biz, bu ana ritme bağlı olarak ortaya çıkan bir dizi ritm yumağının içerisinde yaşamaktayız. Biz, bu ritmler yumağına bağımlı olarak dünyaya geldik. Evrendeki bu ritmin devamını kendi bedenimizde ve algılama yapımızda görmekteyiz.

Evrendeki hareketin tutarlılığı insanda güven duygusu yaratır. Örneğin, güneş her gün doğar, tutarlı ve kararlı hareket eder. Onun bir gün doğmayacağını düşünmeyiz, ona güveniriz. Güneşin her gün aynı yerden, aynı saatte doğacağı üzerine sayılarla ifade edebileceğimiz planlar yaparız. Bu plan güneşin ritmik hareketinden kaynaklanan güven duygusu üzerine kurulmuştur.
Güneş eğer bir gün doğmazsa tüm yaşam biçimlerimiz alt üst olur. Ya da her gün bir başka saatte doğsa, onu anlamakta zorluk çekeriz, algılayamayız, matematiksel olarak durumu açıklayamayız. Hareketin ritmik olmaması onunla ilgili varsayımlar yapmaya engeldir. Hayatımıza şekil veren şey evrendeki ritmik hareket ve onun tutarlılığıdır.
Biz, ritmik olmayan şeyleri dışlarız, tutarlılık ararız. Sözünün eri olmak, nerede hangi davranışı göstereceği başkaları tarafından bilinir olmak, arkadaşı tarafından anlaşılır olmak, planlı olmak gibi. Bu davranışların ritmik, yani tekrarlanan özellikte olmasıdır kişiyi tutarlı insan yapan.

Tutarlı hareket eden insana güvenilir. Dostluğun, arkadaşlığın biricik kuralı güvenilir olmaktır. Güneşin ertesi gün yeniden doğacağına olan güven, güneşin ritmik hareketinin tutarlılığına olan güvendir. Arkadaşına güvenmek, onun hareketlerindeki ritmik tekrara olan güvendir. Her gün işe zamanında gelen insana güvenmek gibi.
Evrendeki hareketin bir ritmik düzen içerisinde olduğunu kitaplar yazmasa da bunu günlük yaşantımızda algılarız. Gece ve gündüzün sürekliliğini düşünelim; gece uyur, gündüz uyanır, işlerimizi yaparız. Biyoritim denilen bedenimizin iç ritmi buna ayarlanmıştır. Uyku düzenimiz bozulduğunda buna bağlı diğer ritmler de bozulur; adımlarımız dengesizleşir, kaslarımızı toparlayamayız, dengesiz duruşlar alırız vb.
İki ayağının üzerinde dik durabilmek dengeli ve güvenilir insan duygusu yaratır. Çünkü o duruşta gerçekten bedenin ritmik düzene geçtiğini görürüz. Denge dediğimiz, şey, omurların ve diğer eklemlerin ritmik dizilişinde bir bozukluğa neden olmayacak şekilde duruşu göstermesidir. Bu duruşun doğal olarak insana verdiği duygu güven duygusudur. Dengeli olmak, güvenilir olmak, tutarlı olmak; bunlar hep birbiriyle örtüşen kavramlardır.
Ağaçları yok ederek sel felaketine neden oluruz. Doğanın dengesini, yani ritmini bozduğumuzun acısını yaşatır bize. Bir dere düzenli akışını bozup taşkınlık yaptığında veya kuruduğunda çevresindeki hayatı tehlikeye sokar. Oysa onun düzenli akışına güvenerek insanlar onun etrafında kendilerine yaşam kurmuşlardır.

Kalp atışlarımızda ritm bozukluğu görüldüğü zaman tehlike var demektir. Hayatımızdaki tüm diğer ritimler de onunla birlikte bozulur, işe gidemez, sokağa çıkamaz, yataktan kalkamaz, yemek yapamaz oluruz, vb. Kalbimizin ritmini düzene sokması için doktora gideriz, ona güveniriz. Doktor insana güven verir. Çünkü o, yaşamımızdaki ritmi bozan öğeleri ortadan kaldırır ve bizi normal ritmimize döndürür.
Doğada var olan bir ritmin bozulması, diğer ritmlerin bozulmasını beraberinde getirir. Çünkü doğada her şey bir diğerine bağımlıdır. Doğada sınırsız özgürlük yoktur, karşılıklı bağımlılık vardır. Bu yüzden, doğa, kendi ritmini yok edeni yok eder. Hatta, buradan yola çıkarak rahatlıkla söyleyebiliriz ki biz insanlar için de sınırsız özgürlük yoktur, karşılıklı bağımlılık vardır.
Doğada birbirinin yaratıcısı olan veya birbirinin tamamlayıcısı olan ritmlerin beraberliğindeki uyum, ahenktir, estetiktir. Doğa ile baş başa kaldığımızda hissettiğimiz bu olağanüstü ritmik uyumdur bize huzur veren, “Ne kadar güzel” dedirten. Bu ahenk, bu estetik bütünlük, bu denge, bu ritmik uyumdur içimize aldığımız ve bize güven veren, kendimizi dinlenmiş hissettiren, yaşama gücü veren. Doğayla baş başa kaldığımızda, “Yaşam mükemmel ahenk içinde sürüyor, bak, görüyorsun, rahat ol, ona güven” gizli mesajını alırız, mutlu oluruz.
Evrende, birbirine bağlı iç içe geçmiş ritmlerin holistik yapısı biyolojik olarak insan bedeninde aynen karşımıza çıkar. Bu ritmin insanda dışa vurmuş şekli dans olarak karşımıza çıkar. Dans, insan bedenine çok yakışan estetik bir durumdur. Dansın bir müzikle yapılması, ritmin bedenle buluştuğu estetik mükemmelliği sergiler.
Müziğe gelince; müzikteki ritm ve ezgi doğayla bire bir örtüşen güçlü duyguları bize verir; tutarlılık, güven, denge, estetik, uyum. Müzikle uğraşmak veya müzik dinlemek bunun için dinlendiricidir.

Bir dere ritmik akar, kenarındaki ağacı ritmik besler, ağacın dalları, yaprakların dizilişi, çiçekleri ritmiktir. Derenin varlığı diğer ritmleri yaratmıştır. Ana ritmi burada dere oluşturur. Dere kurursa ona bağlı diğer ritmler de yok olur. Dereyi ve ağacı resimle anlatır, resmi evimize asarız; doğadaki estetik uyumu evimize taşırız. Ona bakarken hissettiğimiz, ondan aldığımız estetik doyum içerdiği ritimlerin uyumundan gelir.
“Yaratıcılık, doğadaki ritmi sezmekle başlar” der sanat eğitimcileri. Bütün sanatların kökünde doğa vardır. Doğadaki ritmi resimle anlatırsak resim sanatı, müzikle anlatırsak müzik sanatı, bedenimizle anlatırsak dans sanatı, sözcüklerle anlatırsak şiir sanatı olur. Bu ritmi sayılarla anlatırsak matematik olur. Fen bilimlerinde yeni bir buluştan söz ediliyorsa, bu, gerçekte doğada var olan ama daha önce açığa çıkarılmamış olan bir ritmden söz ediliyor demektir.

Bir insanın ritim duygusunun eğitim yoluyla geliştirilmesi, onun doğa ile uyumunu desteklemek ve güçlendirmek demektir. Bu nedenle, ritm eğitimi insanın temel gereksinimleri arasında kabul edilmelidir. Sanat eğitimi bu ihtiyacı doğrudan karşılayan bir araçtır. Temel eğitim kurumlarında ritm eğitimi verilmesi bu nedenle gereklidir.
Bu arada, ritmi en anlaşılır biçimde öğreten ders müzik dersidir. Ancak, müzik derslerinde ritmi evrenin geçerli tek kuralı olarak öğretiyor muyuz? Ne yazık ki hayır.
Bilinmelidir ki ritm, sadece müziğin konusu değildir. Ya da, müzik dersi sadece müziğe değil, tüm alanlara hizmet eder. Öyleyse, müzik dersi ana sınıfından itibaren zorunlu ders olmalıdır.
Blue Blood
30 Eylül 2009 15:58   |   Mesaj #3   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
Alıntı
Misafir adlı kullanıcıdan alıntı

ya başka anlatın bu ritm çok uzun biraz kısa bulun ritm i yarın ögretmene göstermem lazım caabuk olun lutfen

bilginin uzunluğu kısalığının sizi bu kadar etkilememesi lazım bilgi uzun da olsa kısa da olsa işimize yarıyorsa yeterlidir.Uzun bilgiyi de okuyup pekala kısaltabilirsiniz..

Ritim, bir dizede, bir notada vurgu, uzunluk veya ses özelliklerinin, durakların düzenli bir biçimde tekrarlanmasından doğan ses uygunluğu, tartım, dizem. Çeşitli aletlere vurarak çıkarılan, düzenli ve akıcı seslerin oluşturduğu bütündür. Vurmalı çalgıların ve perküsyonun temelidir.
  • Tek Vuruş; RLRLRLRLR.. diye gider. Yani bir sağ bir sol yapılır.
  • Çift Vuruş; RRLLRRLLRRLL... diye gider. Yani iki sağ iki sol..
  • Üçleme; RLR. Bu teknik daha ileri düzeydir. Burda bir Dörtlükde üç vuruş yapılır.
  • Altılama; RLRLRL. Aynı üçleme gibidir ama bu sefer aynı zamanda altı kere vurulur.
Ritim sadece müzik alanında değil doğal hayatımızdada varolan bir kapsamdır yolda yürürken bile bir ritim kurarız yürümek nefes almak bir ritimdir


vikipedi sözlük
20 Ekim 2010 21:45   |   Mesaj #4   |   
ThinkerBeLL - avatarı
VIP VIP Üye
Alıntı
Misafir adlı kullanıcıdan alıntı

ama bize müzik öğretmeni değil teknoloji tasarım öğretmeni sordu biz yine bunumu yazacaz

Resim, Mimari ve Heykelde Ritim
Ritim, bir sanat yapıtıyla aramızda psikofizyolojik anlaşma yaratmak için yinelen devinimler düzenidir.
Ritim; renk, açık koyu, ögelerin birbiriyle ilişkileri, dolu boş kısımlar ve bunların çevre ilişkileri, hakim ve kontrast elemanlar, gölge yarı gölge açık durumlar, devinimlerin yükselme alçalma hızlarının üzerimizdeki etkileridir.
Birbirlerine paralel, diklerin veya yatıkların tekrarı, birer ritmik durum oluştururlar. Bu en ilkel ritim biçimidir. Bunlarda aralar genellikle birbirine eşittir. Yani, ritimde ögeler aynı zaman boyutu ile birbirleriyle ilişkiler kurar ve ritmik sonucu oluştururlar. Çünkü, motif aktif öge, aralar pasif öge olarak bir hareket ortaya çıkar. Bu hareketin tekrarı da ritmi sağlar. Resimdeki ritim yalnız çizgi sınırlamaları ile değil, tekrarlanan ve çok defa derece derece hafifleyen kütlelerle yapılır. Bu derecelemenin sık sık üçleme olması bizi şaşırtmamalıdır, çünkü üç sayısı bir sıralamayı görülebilecek hale getiren ilk sayıdır.
Ritim, sanatta, plastik elemanların değişen uyumlu tekrarıdır. Ritim, bir sanat yapıtıyla aramızda psiko-fizyolojik anlaşma yaratmak için yinelen devinimler düzenidir. Bir sanat yapıtında hareketler önce duyuları sonra bünyemizi etkiler ve insan tümüyle bu hareketlere katılır Yapıttaki devinimlerin izleyicideki bu yinelenmesi statiktir. Bunun için gözle görülmezler. Ama hareket düzeni bizi fazla duygulandırırsa irkilme, yüzünün buruşması ya da yüz ve bedenin gevşemesi görülür. Psiko-fizyolojik anlaşma ancak hakim devinimlerle, kontrast devinimlerin düzeniyle sağlanabilir. Rahat, uyuşumlu bir düzen yaratabilmek için hakim devinimlerle karşıt devinimler arasında dikkati çekecek kadar bir farkın gözetilmesi gerekir. Bunları uygulama oranları sanatçıdan sanatçıya ve sanatçıların vermek istediği havaya göre değişir. Kontrast devinimlerle hakim devinimlerin oranı farklı olmalıdır. Ritmin Yapıtlarda dayandığı temel;harekettir. Yapıtlarda ışık, gölge, yarı gölge değişimleri devinimi oluştururlar. Çizgi ve yüzeylerde yapılan yön değişikliği resme hareket kazandırır. Genel olarak yatay ve dik çizgiler durgunluk, eğik ve kavisli çizgilerde hareket yaratır.

Devinim ikiye ayrılır:
1 - Doğal devinim (Örn: Yontunun kendi hareketi)
2 - Plastik devinim (Kitlelerin üç boyutlu bir düzeyde yarattığı ışık - gölge kontrastlarından doğar.)
Koyu - açık - orta valörlerin yarattığı yön kontrastı, rengin yön kontrastı, yatay, dikey parçalar, zıt kontrastlar devinimi oluşturur. Ritm, çeşitli yönlerde, çeşitli büyüklükte yinelen dominant devinimlerin birbirleriyle kontrast uyuşumudur. Bir yapıtta çoğunlukta olan devinimlere ''dominant devinimler'' denir. Bu devinimler birbirinin benzeri ya da aynı karakterdedirler. Kontrast devinimler bunlardan tüm ayrı yapıdadır. Doğada da ritim vardır.
Mimari ve heykel gibi üç boyutlu sanatlarda kitlelerin üç boyut üzerindeki yön kontrastları ve bunlarla ilgili üç boyut üzerindeki ışık, gölge, yarı gölge kontrastlarından doğar. Mimaride dolu kısımlarla (duvarlar vb.) boş kısımlar (pencereler, kapılar vb.) ve madde değişiklikleriyle sağlanmış koyu açık düzeyler devinimi oluştururlar.
Heykelde, hacim öğelerinin, ışık-gölge ilişkileriyle, çevre boşluğuna rastlayan doğanın hareket öğesi olarak düşünülmesi gerekmektedir. Resimde de devinim yine ''Yön kontrastı'' temeline dayanır. Koyu-açık-orta tonların yarattığı yön kontrastı devinim sağlar. Renk kontrastı ile de devinim sağlanır. Yatay ve dikey biçimlerde devinimi oluşturan unsurlardır (Ton kontrastı, renk kontrastı, iç hareket, biçim kontrastı).
Sonuç olarak ritim; renk, açık - koyu, ögelerin birbiriyle ilişkileri, dolu - boş kısımlar ve bunların çevre ilişkileri, hakim ve kontrast elemanlar, gölge - yarı gölge - açık durumlar, devinimlerin yükselme - alçalma hızlarının üzerimizdeki etkileridir.
Resimde kompozisyonu oluşturan diğer araçlara gelince; bir biçim kendi içinde parçalandığı gibi değişik biçimde de parçalanabilir. Ne kadar çok parça varsa her parça diğerini yardıma çağırır. Parçalamak demek bir biçimde olan ağır görevi yan parçalara ayırmak demektir. Sıralama ise; ritmik bir şekilde olmalıdır. Aynı biçimler sıralandığı gibi ayrı biçimler de sıralanabilir.
Toplama da, birbirine benzeyen ya da benzemeyen biçimlerin bir arada toplanması söz konusudur.
Tabakalaşma; resme derinlik kazandırır. Renkler ve biçimler tabakalaşmayı sağlar (uzaktaki biçimlerin açık, yakın renklerin koyu olması gibi).
Titreşim; biçimlerin ve renklerin titreşmesidir (Empresyonizm).
Merkezileştirme; Rönesans kompozisyonun özelliğidir.
Refakat etme; aynı biçim ve renklerin küçüklüğü ve büyüklüğü ayrı biçimlerde olabilir. Ana devinime bir yan devinim refakat edebilir. Renk de olabilir.
Serpilme - dağılma; aynı ve ayrı biçimlerin ayrı ya da aynı şekilde dağılışıdır. Dağılış içten dışa olduğu gibi dıştan içe de olabilir.
Ana ve yan devinimler, döndürme ve devinimleştirme, büyütme ve küçültme, ters görüntü, parmaklık, sayıların oranları, transfer, simetri vs. gibi vasıtalarda resimde kompozisyonu oluştururlar.


Öğr. Gör. Tülay Çellek
Misafir
14 Aralık 2010 20:06   |   Mesaj #5   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
arkadasıım dersinle ilqili sitelere girerek bulabilirsin ... Resim, Mimari ve Heykelde Ritim
Ritim, bir sanat yapıtıyla aramızda psikofizyolojik anlaşma yaratmak için yinelen devinimler düzenidir.
Ritim; renk, açık koyu, ögelerin birbiriyle ilişkileri, dolu boş kısımlar ve bunların çevre ilişkileri, hakim ve kontrast elemanlar, gölge yarı gölge açık durumlar, devinimlerin yükselme alçalma hızlarının üzerimizdeki etkileridir.
Sponsorlu Bağlantılar
Birbirlerine paralel, diklerin veya yatıkların tekrarı, birer ritmik durum oluştururlar. Bu en ilkel ritim biçimidir. Bunlarda aralar genellikle birbirine eşittir. Yani, ritimde ögeler aynı zaman boyutu ile birbirleriyle ilişkiler kurar ve ritmik sonucu oluştururlar. Çünkü, motif aktif öge, aralar pasif öge olarak bir hareket ortaya çıkar. Bu hareketin tekrarı da ritmi sağlar. Resimdeki ritim yalnız çizgi sınırlamaları ile değil, tekrarlanan ve çok defa derece derece hafifleyen kütlelerle yapılır. Bu derecelemenin sık sık üçleme olması bizi şaşırtmamalıdır, çünkü üç sayısı bir sıralamayı görülebilecek hale getiren ilk sayıdır.
Ritim, sanatta, plastik elemanların değişen uyumlu tekrarıdır. Ritim, bir sanat yapıtıyla aramızda psiko-fizyolojik anlaşma yaratmak için yinelen devinimler düzenidir. Bir sanat yapıtında hareketler önce duyuları sonra bünyemizi etkiler ve insan tümüyle bu hareketlere katılır Yapıttaki devinimlerin izleyicideki bu yinelenmesi statiktir. Bunun için gözle görülmezler. Ama hareket düzeni bizi fazla duygulandırırsa irkilme, yüzünün buruşması ya da yüz ve bedenin gevşemesi görülür. Psiko-fizyolojik anlaşma ancak hakim devinimlerle, kontrast devinimlerin düzeniyle sağlanabilir. Rahat, uyuşumlu bir düzen yaratabilmek için hakim devinimlerle karşıt devinimler arasında dikkati çekecek kadar bir farkın gözetilmesi gerekir. Bunları uygulama oranları sanatçıdan sanatçıya ve sanatçıların vermek istediği havaya göre değişir. Kontrast devinimlerle hakim devinimlerin oranı farklı olmalıdır. Ritmin Yapıtlarda dayandığı temel;harekettir. Yapıtlarda ışık, gölge, yarı gölge değişimleri devinimi oluştururlar. Çizgi ve yüzeylerde yapılan yön değişikliği resme hareket kazandırır. Genel olarak yatay ve dik çizgiler durgunluk, eğik ve kavisli çizgilerde hareket yaratır.

Devinim ikiye ayrılır:

1 - Doğal devinim (Örn: Yontunun kendi hareketi)
2 - Plastik devinim (Kitlelerin üç boyutlu bir düzeyde yarattığı ışık - gölge kontrastlarından doğar.)

Koyu - açık - orta valörlerin yarattığı yön kontrastı, rengin yön kontrastı, yatay, dikey parçalar, zıt kontrastlar devinimi oluşturur. Ritm, çeşitli yönlerde, çeşitli büyüklükte yinelen dominant devinimlerin birbirleriyle kontrast uyuşumudur. Bir yapıtta çoğunlukta olan devinimlere ''dominant devinimler'' denir. Bu devinimler birbirinin benzeri ya da aynı karakterdedirler. Kontrast devinimler bunlardan tüm ayrı yapıdadır. Doğada da ritim vardır.
Mimari ve heykel gibi üç boyutlu sanatlarda kitlelerin üç boyut üzerindeki yön kontrastları ve bunlarla ilgili üç boyut üzerindeki ışık, gölge, yarı gölge kontrastlarından doğar. Mimaride dolu kısımlarla (duvarlar vb.) boş kısımlar (pencereler, kapılar vb.) ve madde değişiklikleriyle sağlanmış koyu açık düzeyler devinimi oluştururlar.
Heykelde, hacim öğelerinin, ışık-gölge ilişkileriyle, çevre boşluğuna rastlayan doğanın hareket öğesi olarak düşünülmesi gerekmektedir. Resimde de devinim yine ''Yön kontrastı'' temeline dayanır. Koyu-açık-orta tonların yarattığı yön kontrastı devinim sağlar. Renk kontrastı ile de devinim sağlanır. Yatay ve dikey biçimlerde devinimi oluşturan unsurlardır (Ton kontrastı, renk kontrastı, iç hareket, biçim kontrastı).
Sonuç olarak ritim; renk, açık - koyu, ögelerin birbiriyle ilişkileri, dolu - boş kısımlar ve bunların çevre ilişkileri, hakim ve kontrast elemanlar, gölge - yarı gölge - açık durumlar, devinimlerin yükselme - alçalma hızlarının üzerimizdeki etkileridir.
Resimde kompozisyonu oluşturan diğer araçlara gelince; bir biçim kendi içinde parçalandığı gibi değişik biçimde de parçalanabilir. Ne kadar çok parça varsa her parça diğerini yardıma çağırır. Parçalamak demek bir biçimde olan ağır görevi yan parçalara ayırmak demektir. Sıralama ise; ritmik bir şekilde olmalıdır. Aynı biçimler sıralandığı gibi ayrı biçimler de sıralanabilir.
Toplama da, birbirine benzeyen ya da benzemeyen biçimlerin bir arada toplanması söz konusudur.
Tabakalaşma; resme derinlik kazandırır. Renkler ve biçimler tabakalaşmayı sağlar (uzaktaki biçimlerin açık, yakın renklerin koyu olması gibi).
Titreşim; biçimlerin ve renklerin titreşmesidir (Empresyonizm).
Merkezileştirme; Rönesans kompozisyonun özelliğidir.
Refakat etme; aynı biçim ve renklerin küçüklüğü ve büyüklüğü ayrı biçimlerde olabilir. Ana devinime bir yan devinim refakat edebilir. Renk de olabilir.
Serpilme - dağılma; aynı ve ayrı biçimlerin ayrı ya da aynı şekilde dağılışıdır. Dağılış içten dışa olduğu gibi dıştan içe de olabilir.
Ana ve yan devinimler, döndürme ve devinimleştirme, büyütme ve küçültme, ters görüntü, parmaklık, sayıların oranları, transfer, simetri vs. gibi vasıtalarda resimde kompozisyonu oluştururlar.
dream
29 Kasım 2011 19:05   |   Mesaj #6   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
kısaca:
Ritim, bir dizede, bir notada vurgu, uzunluk veya ses özelliklerinin, durakların düzenli bir biçimde tekrarlanmasından doğan ses uygunluğu, tartım, dizem. Çeşitli aletlere vurarak çıkarılan, düzenli ve akıcı seslerin oluşturduğu bütündür. Vurmalı çalgıların ve perküsyonun temelidir.
Misafir
10 Aralık 2011 09:22   |   Mesaj #7   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
ritim nedir?

Ritim

En geniş anlamında ritim, müziğin zaman içinde akışına denir. Bir şarkıya el ya da ayak vurarak eşlik ettiğimizde aslında o şarkının vuruşlarını veririz. Vuruş, müziği eşit zaman aralıklarına bölen düzenli ve tekrar eden birimlerdir. Vuruşlar bazı müziklerde (rock müziği, marşlar vs.) çok güçlüdür ve rahatlıkla hissedilir. Bazı müziklerde ise (bazı çağdaş klasik batı müziği örnekleri) belirsizdir.
Misafir
10 Aralık 2011 09:23   |   Mesaj #8   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
Bir şarkıya el ya da ayak vurarak eşlik ettiğimizde aslında o şarkının vuruşlarını veririz. Vuruş, müziği eşit zaman aralıklarına bölen düzenli ve tekrar eden birimlerdir. Vuruşlar bazı müziklerde (rock müziği, marşlar vs.) çok güçlüdür ve rahatlıkla hissedilir. Bazı müziklerde ise (bazı çağdaş klasik batı müziği örnekleri) belirsizdir.
Misafir
10 Aralık 2011 09:29   |   Mesaj #9   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
Ritim, bir sanat yapıtıyla aramızda psikofizyolojik anlaşma yaratmak için yinelen devinimler düzenidir.
Ritim; renk, açık koyu, ögelerin birbiriyle ilişkileri, dolu boş kısımlar ve bunların çevre ilişkileri, hakim ve kontrast elemanlar, gölge yarı gölge açık durumlar, devinimlerin yükselme alçalma hızlarının üzerimizdeki etkileridir.
Birbirlerine paralel, diklerin veya yatıkların tekrarı, birer ritmik durum oluştururlar. Bu en ilkel ritim biçimidir. Bunlarda aralar genellikle birbirine eşittir. Yani, ritimde ögeler aynı zaman boyutu ile birbirleriyle ilişkiler kurar ve ritmik sonucu oluştururlar. Çünkü, motif aktif öge, aralar pasif öge olarak bir hareket ortaya çıkar. Bu hareketin tekrarı da ritmi sağlar. Resimdeki ritim yalnız çizgi sınırlamaları ile değil, tekrarlanan ve çok defa derece derece hafifleyen kütlelerle yapılır. Bu derecelemenin sık sık üçleme olması bizi şaşırtmamalıdır, çünkü üç sayısı bir sıralamayı görülebilecek hale getiren ilk sayıdır.
Ritim, sanatta, plastik elemanların değişen uyumlu tekrarıdır. Ritim, bir sanat yapıtıyla aramızda psiko-fizyolojik anlaşma yaratmak için yinelen devinimler düzenidir. Bir sanat yapıtında hareketler önce duyuları sonra bünyemizi etkiler ve insan tümüyle bu hareketlere katılır Yapıttaki devinimlerin izleyicideki bu yinelenmesi statiktir. Bunun için gözle görülmezler. Ama hareket düzeni bizi fazla duygulandırırsa irkilme, yüzünün buruşması ya da yüz ve bedenin gevşemesi görülür. Psiko-fizyolojik anlaşma ancak hakim devinimlerle, kontrast devinimlerin düzeniyle sağlanabilir. Rahat, uyuşumlu bir düzen yaratabilmek için hakim devinimlerle karşıt devinimler arasında dikkati çekecek kadar bir farkın gözetilmesi gerekir. Bunları uygulama oranları sanatçıdan sanatçıya ve sanatçıların vermek istediği havaya göre değişir. Kontrast devinimlerle hakim devinimlerin oranı farklı olmalıdır. Ritmin Yapıtlarda dayandığı temel;harekettir. Yapıtlarda ışık, gölge, yarı gölge değişimleri devinimi oluştururlar. Çizgi ve yüzeylerde yapılan yön değişikliği resme hareket kazandırır. Genel olarak yatay ve dik çizgiler durgunluk, eğik ve kavisli çizgilerde hareket yaratır.
23 Kasım 2015 20:40   |   Mesaj #10   |   
Safi - avatarı
SMD MiSiM
RİTİM, -tmi a. (fr. rytme; lat. rhythmus, yun. rhythmos, düzenli, ölçülü vuruş’tan).
1. Bir durumun, bir olayın vb. zaman içinde düzenli aralıklarla yinelenme niteliği; Yavaş, hızlı ritim.
2. Bir edebiyat yapıtında, bir filmde vb. hızlı tempolarla yavaş tempoların birbirini izlemesi, hareket; Filmin ritmi çok ağır, insanı sıkıyor.
Sponsorlu Bağlantılar
3. Ritmi hızlı ve vurgulanmış bir edebiyat, müzik, sinema yapıtının ayırtedici özelliği: Ritimden yoksun bir müzik parçası.

—Biyol. Biyolojik ritim, BİYORİTİM’in eşanlamlısı.

—Dilbil. Söz zincirinde, çeşitli prozodı öğelerinin yarattığı benzer işitsel izlenimlerin düzenli biçimde yinelenmesi.

—Ed. Prozodide, düzenliliği hemen algılanabilen dizedeki özel uyum öğelerinin (güçlü ve zayıf zamanların oluşması, vurgularla durakların konumu ve değişmezliği, hece sayısındaki eşitlik, uyak vb.) zorunlu yinelenişi. (Eşanl. AHENK.) [Bk. ansikl. böl.] || Düzyazı ya da şiir türünde bir metinde yinelemenin belli bir düzene göre dağılımından, kimi cümle öğelerinin düzenli ve az ya da çok hızlı bir biçimde tekrar ortaya çıkmasından kaynaklanan ve okuma ya da dinleme sırasında algıladığımız genel akış.

—Etol. İkili ritim, aynı çevrim içinde iki doruk noktası sergileyen bir genlik değişikliğiyle nitelenen etkinlik ritmi. (Bk. ansikl böl.)

—Fizyol. Kalp ritmi, kalp kasının art arda düzenli kasılma (sistol) ve gevşemesi (diyastolj. [Bk. ansikl. böl. Fizyol. ve Patol ] || ikili ritim, ikiz nabızlılık. || Solunum ritmi, art arda soluk alma ve verme.

—Müz. Müzikte, süre değerleri arasındaki ilişkiden ve bunlarîn art arda gelişinden doğan zaman öğesi. (Bk. ansikl. böl.) || Ritim bölümü, bir çalgı topluluğunda ritmi vurgulayan çalgıların (davul, kontrabas, piyano, kudüm, bendir, halile, kimi zaman gitar) tümü. || Ritim kipi, şiirden bağımsız, müzikal ritim formülü. || Ritim kutusu ya da rhythmbox, programlı ya da programlanabilen ve çeşitli müzik ritimleri verebilen elektronik devreler toplamı. (Ritim kutuları, portatif elektronik orgların ya da ayrı bir aygıtın içine yerleştirilebilir.)

—Nörobiyol. Ritim bozukluğu, elektroan- sefalogramda görülen ritim anomalisi. (Bk. ansikl. böl.)

—AnsIkl. Ed. Ritim, şiirde sözcüklerin, onları oluşturan hecelerin uyumlu bir ses düzeni içinde sıralanmasıyla oluşur. Hece vezninde durakların, aruz vezninde kalıpçıların (cüz) art arda dizilmesiyle de ilgilidir. Bunlardan başka birbirini izleyen sözcüklerin ayrı ayrı ya da ulamayla birbirine eklenerek okunmasının ritme kat kışı vardır. Dize sonunda uyaklar, redifler de ritmin öğeleri arasındadır.

—Etol. Bu etkinlik dağılımı tipi temelde günlük ritimlerdir, iki ritimli türlerde doruk noktaları gece-gündüz arasındaki geçiş dönemlerinde odaklanır. Bu özel dağılım nedeniyle bu türler (porsuk, kukumav- baykuşlar), "alacakaranlık"ta etkinlik gösterirler.

—Fizyol. ve Patol. Kalp ritmi. Normal rı tim sinüs ritmi denen ritimdir, çünkü sağ kulakçığın çeperindeki sinüs düğümüne (Keıth ve Flack düğümü) bağımlıdır. Bazı fizyolojik koşullarda (dinlenme halinde dakikada 60 ila 80 olan) kalp ritmi değişikliğe uğrar. Özellikle çaba harcandığında ve heyecahda artar (taşıkardi). Buna karşılık özellikle sporcularda ve vagotonik olanlarda yavaşlar (bradıkardi).
Bazı patoloıik hallerde kalp ritminin düzeninde ve sayısında da değişmeler olur (aritmi). Ritim bozukluklarına çeşitli mekanizmalar etkili olabilir: sinüs etkinliğindeki anomaliler; sinüs düğümü dışında başka bir emir merkezinin işe karışması (bu merkezler düğümün kendi dokusu içinde de vardır); girişim olayları (dalganın liflere ulaştığı anda bunlar fizyolojik dinlenme devresinde olduklarından uyarı dalgasının düğüm içinde durdurulması); blok, kesinti olayları (kalp kasında bir bölgenin dinlenme süresinin anormal ya da patolojık uzaması sonucu uyarı dalgasının iletilme bozukluğu); reantre olayları (kalp kasının lif grupları arasındaki fizyolojik tutarsızlığa bağlı iletim devreleri yaratılması Uyarı dalgası bu devrelerden sürekli olarak geçer ve kısa ya da uzun süreli paroksıstik taşıkardilere neden olur).
Yukarıda ele alınan mekanizmalar klinik açıdan ve elektrokardiyografi bakımından çeşitli ritim bozukluklarıyla sonuçlanır: aritmi, sınüs-kulakçık bloku, kulakçık flutterı ya da fibrılasyonu, karıncık ya da karıncık üstü taşikardiler, kulakçık-karıncık bloku.

—Müz. Ritmin önemli bir düzenleyici rolü vardır. Düzen ritimden doğar ve müzikal söylem, süre, yoğunluk ve vurgu ilişkileri kuran ritimle anlaşılır olma olanağı kazanır. Ritim, yazım (süre değerlerinin düzenli ya da düzensiz olarak birbirini izlemesi) yasalarına bağlı anlatım araçlarının (kuvvetli zamanlarla zayıf zamanların birbirini izlemesi) varlığı sayesinde oluşur. Bu öğelerin bileşimi, ölçünün zamanlarının eşitliğinde kendini belli eden bir süreklilik doğurur.
Organik işlevlerin sürekli bir yasasını temsil eden ritim, dış ritimlerle organik ritimleri birbirine bağımlı kılarak gürültüleri düzene koyma düşüncesinden doğmuştur. ilk çağlarda, ritimli yansımalar ve şarkılar, insanların çalışmalarını, dansları ve törenleri düzenlemek üzere aynı düşünceden kaynaklanmıştır. Bu evrede, ritim, vurmalı çalgıların yapılmasına yol açtı. Doğulular, bu çalgılara fizyolojik ve psikolojik etkiler atfettiler.
Antikçağ şiirinde, ınşata eşlik eden ritim, belli bir esneklikle, dizelerin ritmine dayanırdı. Yalın bir müzikal vurgulama sayesinde ritim, sözlerin anlamının kavranmasını sağlardı. Vokal ve enstrümantal çoksesliliğin doğuşu, partiler arasında sıkı bir eşzamanlılık gerektirdi ve ritmin, çerçeve işlevi gören ölçü' aracılığıyla belirtilmesine yol açtı. XVII. ve XVIII. yy.Tarda, dansta, jestlerin simetrik tekrarına bağlı müzik eşliği bakımından ölçü kavramı, her şeyin başı oldu. Fakat ritim, fizyonominin ve bir temadaki karakterin köklü biçimde değiştirebileceği vurgulara bağlı kalarak, Ölçüye egemen oldu. XIX. yy.'da kimi romantik besteciler, özellikle de değişik duyguları dile getiren leitmotıv’lerin kullanımında, bu olanaktan geniş ölçüde yararlandı; XX. yy.'da, bestecilerin ritimle ilgili arayışları, büyük bir çeşitlilik doğurdu, Stravınskı ve Bartök gibi müzikçılerın poliritmiye başvurmasına ve değişken ölçülerin kullanılmasına (Messiaen) yol açtı.

—Nörobiyol. Elektroansefalografi anomalileri anormal biçimli görüntüleri (dikenler, diken-dalgalar) ve ritim bozukluklarını kapsar Ritim bozuklukları genellikle yavaştır. Elektroansefalogramla araştırılan dar bir bölgeyle sınırlı kaldığında bir ur, bir iskemi, bir hematom belirtisidir; bozukluk eğrinin tamamına yayıldığında, beyindeki uyanıklık bozukluğundan ya da metabolizma rahatsızlığından ileri gelebilir.

Kaynak: Büyük Larousse


Hızlı Cevap
Mesaj:

Bu sayfalarımıza baktınız mı
paneli aç