Arama

'Deniz kenarı, ben ve gün batımı' içeren bir hikaye nasıl yazılır?

En İyi Cevap Var Güncelleme: 3 Mart 2012 Gösterim: 16.224 Cevap: 7
Ziyaretçi - avatarı
Ziyaretçi
Ziyaretçi
23 Aralık 2008       Mesaj #1
Ziyaretçi - avatarı
Ziyaretçi
Deniz kenarı,ben ,gün batımı ile ilgili bir hikaye
EN İYİ CEVABI Keten Prenses verdi
SAHİLDE..

Reklamlar
Canı çok sıkkındı iki arkadaşın. Gidip sahil kenarında bir çay bahçesine oturmuş, karşılarındaki oyun parkına dalmış düşünüyorlardı.
Biri eşiyle tartışmış yine. Ayrılığa kadar gelmişti bu tartışma. Diğerinin ise aklında geleceğiyle ilgili binbir sorun ve sevdiği adamın hasreti.
Anlatmaya başladılar dertlerini, çözüm bulmaya çalıştılar. Ama içinden çıkamıyorlardı bir türlü. Hiç değilse, hiç değilse bir tanesinin sorununu halledebilselerdi…
Biri dedi ki:
- Senin sorunun benimkinden daha önemli sanırım. O senin eşin sonuçta, geleceğin. Önce bu sorunu halletmemiz lazım. Nasıl olsa biz sadece uzağız, bizim hasretimiz bu yüzden. Aramızda hiçbir sorun yok…
Öteki başlattı anlatmaya. Anlattıkça gözleri doluyor, duraklıyor, boş boş yere bakıyor, peşpeşe sigara içiyordu. İlk defa onu bu şekilde görmüştü 19 senelik arkadaşı.
Onu arayıp, neler söyleyeceğini uzun uzun düşündüler. Öyle kelimeler kullanmalılardı ki artık hatasının farkına varsın, ayrılsalar bile bunun suçu, yükü onun üzerine kalmalıydı.
O sırada telefon çaldı ve arayan eşiydi, başladılar konuşmaya. Kelimelerin, hakaretlerin, aşağılamaların ardı arkası kesilmiyordu fakat onlarda bile bu büyük sevginin hisleri vardı.
Diğer kız oturmuş, artık konuşmaları bile duymadan dalmış gitmiş o küçücük çocukların kocaman mutluluklarına. Düşündü, düşündü… Gitmemeliydi, istemiyordu sevdiği adamın doğu görevi yapmasını. Her gün doğuda onlarca şehit verilirken, o da onlardan biri olmamalıydı, bunu kaldıramazdı.
Gözleri bir çocuğa takıldı. Etrafa neşe saçıyorlu. Herkese gülücükler gönderiyor, insanın içini huzurla dolduruyordu. Etrafta oturan yaşlı insanların yanına gidiyor, hepsine el sallayıp, öpücük atıyor; o ihtiyarların içini neşeyle dolduruyordu.
Kendi çocukluğu geldi aklına. Ne de çabuk büyümüştü. Büyümek istemiyordu ki. “Neden sanki çocuk olarak kalmadım?” diyordu. Gittiği her yerde insanları güldürür, öpücükler gönderir, herkesi neşelendirirdi o da.
Babası her Türkiye’ye gelişinde onu parka götürür, o mutluluktan havalara uçardı. O küçücük parkı her gördüğünde babasının kocaman hayalini kurar, o küçücük kalbi heyecanlanır, içi içine sığmazdı.
Çok özlüyordu babasını. Her telefonla konuştuklarında bir yandan babası, bir yandan o küçücük kız ağlayıp duruyorlardı. Daha o zamanlarda karar vermişti “Ben asla bir kaptanla evlenmeyeceğim” diye.
Öteki kız ise hala telefonla konuşuyor, eşinin artık kendisini anlaması için adeta yalvarıyordu. “Tek istediğim yanımda olman,sorunlarımı atlatmam için yardımcı olman” diyordu. Her seferinde olduğu gibi yine söz veriyordu eşi yardımcı olacağına, buna kendi bile inanmıyordu artık ya…
Konuşmaları bitmişti. Kız arkadaşına sesleniyor, arkadaşı öyle bir dalmış ki onu duymuyordu bile. Anladı yine çocukluğuna döndüğünü.
Keşke hep çocuk kalsaydık değil mi? Keşke hep böyle gülebilseydik. Onlara hayat tozpembe şimdi. Yeniden çocuk olmak istiyorum yeniden” dedi.
Arkadaşı ona döndü, baktı ve gözlerinden bir damla yaş süzüldü “Keşke…” dedi. Kalkıp birbirlerine sarıldılar.
- “Asla, asla birbirimizi bırakmayacağız; hep çocukluğumuzda olduğumuz gibi olacağız, hep birbirimize destek olacağız
Kaltılar, yine kafalarında binbir sorunla.
Siz istediniz mi büyümeyi? Biz hiç istemedik hiç. Herkes “Biz büyümek istiyoruz artık” derken; biz “Hayır” dedik, “Biz istemiyoruz” dedik. Ama ne kadar istemesek de büyüdük…

kaynak
Keten Prenses - avatarı
Keten Prenses
Kayıtlı Üye
24 Aralık 2008       Mesaj #2
Keten Prenses - avatarı
Kayıtlı Üye
Bu mesaj 'en iyi cevap' seçilmiştir.
SAHİLDE..

Sponsorlu Bağlantılar
Canı çok sıkkındı iki arkadaşın. Gidip sahil kenarında bir çay bahçesine oturmuş, karşılarındaki oyun parkına dalmış düşünüyorlardı.
Biri eşiyle tartışmış yine. Ayrılığa kadar gelmişti bu tartışma. Diğerinin ise aklında geleceğiyle ilgili binbir sorun ve sevdiği adamın hasreti.
Anlatmaya başladılar dertlerini, çözüm bulmaya çalıştılar. Ama içinden çıkamıyorlardı bir türlü. Hiç değilse, hiç değilse bir tanesinin sorununu halledebilselerdi…
Biri dedi ki:
- Senin sorunun benimkinden daha önemli sanırım. O senin eşin sonuçta, geleceğin. Önce bu sorunu halletmemiz lazım. Nasıl olsa biz sadece uzağız, bizim hasretimiz bu yüzden. Aramızda hiçbir sorun yok…
Öteki başlattı anlatmaya. Anlattıkça gözleri doluyor, duraklıyor, boş boş yere bakıyor, peşpeşe sigara içiyordu. İlk defa onu bu şekilde görmüştü 19 senelik arkadaşı.
Onu arayıp, neler söyleyeceğini uzun uzun düşündüler. Öyle kelimeler kullanmalılardı ki artık hatasının farkına varsın, ayrılsalar bile bunun suçu, yükü onun üzerine kalmalıydı.
O sırada telefon çaldı ve arayan eşiydi, başladılar konuşmaya. Kelimelerin, hakaretlerin, aşağılamaların ardı arkası kesilmiyordu fakat onlarda bile bu büyük sevginin hisleri vardı.
Diğer kız oturmuş, artık konuşmaları bile duymadan dalmış gitmiş o küçücük çocukların kocaman mutluluklarına. Düşündü, düşündü… Gitmemeliydi, istemiyordu sevdiği adamın doğu görevi yapmasını. Her gün doğuda onlarca şehit verilirken, o da onlardan biri olmamalıydı, bunu kaldıramazdı.
Gözleri bir çocuğa takıldı. Etrafa neşe saçıyorlu. Herkese gülücükler gönderiyor, insanın içini huzurla dolduruyordu. Etrafta oturan yaşlı insanların yanına gidiyor, hepsine el sallayıp, öpücük atıyor; o ihtiyarların içini neşeyle dolduruyordu.
Kendi çocukluğu geldi aklına. Ne de çabuk büyümüştü. Büyümek istemiyordu ki. “Neden sanki çocuk olarak kalmadım?” diyordu. Gittiği her yerde insanları güldürür, öpücükler gönderir, herkesi neşelendirirdi o da.
Babası her Türkiye’ye gelişinde onu parka götürür, o mutluluktan havalara uçardı. O küçücük parkı her gördüğünde babasının kocaman hayalini kurar, o küçücük kalbi heyecanlanır, içi içine sığmazdı.
Çok özlüyordu babasını. Her telefonla konuştuklarında bir yandan babası, bir yandan o küçücük kız ağlayıp duruyorlardı. Daha o zamanlarda karar vermişti “Ben asla bir kaptanla evlenmeyeceğim” diye.
Öteki kız ise hala telefonla konuşuyor, eşinin artık kendisini anlaması için adeta yalvarıyordu. “Tek istediğim yanımda olman,sorunlarımı atlatmam için yardımcı olman” diyordu. Her seferinde olduğu gibi yine söz veriyordu eşi yardımcı olacağına, buna kendi bile inanmıyordu artık ya…
Konuşmaları bitmişti. Kız arkadaşına sesleniyor, arkadaşı öyle bir dalmış ki onu duymuyordu bile. Anladı yine çocukluğuna döndüğünü.
Keşke hep çocuk kalsaydık değil mi? Keşke hep böyle gülebilseydik. Onlara hayat tozpembe şimdi. Yeniden çocuk olmak istiyorum yeniden” dedi.
Arkadaşı ona döndü, baktı ve gözlerinden bir damla yaş süzüldü “Keşke…” dedi. Kalkıp birbirlerine sarıldılar.
- “Asla, asla birbirimizi bırakmayacağız; hep çocukluğumuzda olduğumuz gibi olacağız, hep birbirimize destek olacağız
Kaltılar, yine kafalarında binbir sorunla.
Siz istediniz mi büyümeyi? Biz hiç istemedik hiç. Herkes “Biz büyümek istiyoruz artık” derken; biz “Hayır” dedik, “Biz istemiyoruz” dedik. Ama ne kadar istemesek de büyüdük…

kaynak
Quo vadis?
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
8 Nisan 2010       Mesaj #3
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
deniz kızı
konulu öykü
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
29 Aralık 2010       Mesaj #4
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
deniz kenarına oturmuş dalgaların kıyıya vuruşunu seyrediyorum.Uzaktan büyük gibi görünen dalgalar köpük köpük noktalıyor yolculuğunu.Tepemde güneş batmaya can atıyormuş gibi karşıma geçiveriyor hızla.Parlaklığı kızıla bırakıyor büyük bir ihtişamla.Artık denizde mavi değil,sereserpe teslim ediyor kendinin güneşe .Dalgaları değil artık yakamozları seyrediyorum bir yaz günü günbatımında
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
16 Mart 2011       Mesaj #5
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Başka hikayeler varsa aLabilir miyim...
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
19 Mart 2011       Mesaj #6
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
ben deniz konulu hikaye yazdım çevreyle ilgili geldi(tesadüfen karşılaştık heralde):-)
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
29 Mart 2011       Mesaj #7
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Alıntı

deniz ile ilgili kisa hikayeler ile ilgili daha fazla bilgi istiyorum

hemen gönderirseniz çok sevinirim
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
3 Mart 2012       Mesaj #8
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
SAHİLDE..

Canı çok sıkkındı iki arkadaşın. Gidip sahil kenarında bir çay bahçesine oturmuş, karşılarındaki oyun parkına dalmış düşünüyorlardı.
Biri eşiyle tartışmış yine. Ayrılığa kadar gelmişti bu tartışma. Diğerinin ise aklında geleceğiyle ilgili binbir sorun ve sevdiği adamın hasreti.
Anlatmaya başladılar dertlerini, çözüm bulmaya çalıştılar. Ama içinden çıkamıyorlardı bir türlü. Hiç değilse, hiç değilse bir tanesinin sorununu halledebilselerdi…
Biri dedi ki:
- Senin sorunun benimkinden daha önemli sanırım. O senin eşin sonuçta, geleceğin. Önce bu sorunu halletmemiz lazım. Nasıl olsa biz sadece uzağız, bizim hasretimiz bu yüzden. Aramızda hiçbir sorun yok…
Öteki başlattı anlatmaya. Anlattıkça gözleri doluyor, duraklıyor, boş boş yere bakıyor, peşpeşe sigara içiyordu. İlk defa onu bu şekilde görmüştü 19 senelik arkadaşı.
Onu arayıp, neler söyleyeceğini uzun uzun düşündüler. Öyle kelimeler kullanmalılardı ki artık hatasının farkına varsın, ayrılsalar bile bunun suçu, yükü onun üzerine kalmalıydı.
O sırada telefon çaldı ve arayan eşiydi, başladılar konuşmaya. Kelimelerin, hakaretlerin, aşağılamaların ardı arkası kesilmiyordu fakat onlarda bile bu büyük sevginin hisleri vardı.
Diğer kız oturmuş, artık konuşmaları bile duymadan dalmış gitmiş o küçücük çocukların kocaman mutluluklarına. Düşündü, düşündü… Gitmemeliydi, istemiyordu sevdiği adamın doğu görevi yapmasını. Her gün doğuda onlarca şehit verilirken, o da onlardan biri olmamalıydı, bunu kaldıramazdı.
Gözleri bir çocuğa takıldı. Etrafa neşe saçıyorlu. Herkese gülücükler gönderiyor, insanın içini huzurla dolduruyordu. Etrafta oturan yaşlı insanların yanına gidiyor, hepsine el sallayıp, öpücük atıyor; o ihtiyarların içini neşeyle dolduruyordu.
Kendi çocukluğu geldi aklına. Ne de çabuk büyümüştü. Büyümek istemiyordu ki. “Neden sanki çocuk olarak kalmadım?” diyordu. Gittiği her yerde insanları güldürür, öpücükler gönderir, herkesi neşelendirirdi o da.
Babası her Türkiye’ye gelişinde onu parka götürür, o mutluluktan havalara uçardı. O küçücük parkı her gördüğünde babasının kocaman hayalini kurar, o küçücük kalbi heyecanlanır, içi içine sığmazdı.
Çok özlüyordu babasını. Her telefonla konuştuklarında bir yandan babası, bir yandan o küçücük kız ağlayıp duruyorlardı. Daha o zamanlarda karar vermişti “Ben asla bir kaptanla evlenmeyeceğim” diye.
Öteki kız ise hala telefonla konuşuyor, eşinin artık kendisini anlaması için adeta yalvarıyordu. “Tek istediğim yanımda olman,sorunlarımı atlatmam için yardımcı olman” diyordu. Her seferinde olduğu gibi yine söz veriyordu eşi yardımcı olacağına, buna kendi bile inanmıyordu artık ya…
Konuşmaları bitmişti. Kız arkadaşına sesleniyor, arkadaşı öyle bir dalmış ki onu duymuyordu bile. Anladı yine çocukluğuna döndüğünü.
“Keşke hep çocuk kalsaydık değil mi? Keşke hep böyle gülebilseydik. Onlara hayat tozpembe şimdi. Yeniden çocuk olmak istiyorum yeniden” dedi.
Arkadaşı ona döndü, baktı ve gözlerinden bir damla yaş süzüldü “Keşke…” dedi. Kalkıp birbirlerine sarıldılar.
- “Asla, asla birbirimizi bırakmayacağız; hep çocukluğumuzda olduğumuz gibi olacağız, hep birbirimize destek olacağız”
Kaltılar, yine kafalarında binbir sorunla.
Siz istediniz mi büyümeyi? Biz hiç istemedik hiç. Herkes “Biz büyümek istiyoruz artık” derken; biz “Hayır” dedik, “Biz istemiyoruz” dedik. Ama ne kadar istemesek de büyüdük…

Kaynak: 'Deniz kenarı, ben ve gün batımı' içeren bir hikaye nasıl yazılır?

alıntı.... Msn Happy
Hızlı Cevap
Mesaj:

Benzer Konular

7 Ocak 2017 / Misafir Cevaplanmış
16 Ocak 2012 / Misafir Soru-Cevap
2 Nisan 2011 / Misafirim1997 Soru-Cevap
18 Aralık 2011 / misafir Soru-Cevap
24 Nisan 2013 / Misafir Soru-Cevap