Arama

Osmanlılarda sosyal hayat hakkında bilgi verir misiniz?

En İyi Cevap Var Güncelleme: 15 Ağustos 2013 Gösterim: 4.229 Cevap: 2
esma - avatarı
esma
Ziyaretçi
28 Ocak 2009       Mesaj #1
esma - avatarı
Ziyaretçi
bu konu benim için çok önemli ltfn cvp yazın
EN İYİ CEVABI _VICTORY_ verdi
Osmanlı'da Sosyal Hayat
MsXLabs.org

Reklamlar
Osmanlı'da Aile Hayatı
Bir milletinaile yapısı sağlam ise, devlet yapısı da sağlam ve uzun ömürlü olur. Bunun en güzel örneği; Osmanlı Toplumudur.
Zaman zaman devlet bünyesinde görülen çatlaklar, isyanlar aile sayesinde toplumun geneline sıçramış ve bu millet en zor dönemlerinde bile içinde bulunduğu halden sağlam aile yapısı sayesinde rahatça silkinip ayakları üzerinde durmasını bilmiştir.
Bizim konumuz olan ‘Osmanlı Ailesi’ çok geniş içerikli bir kavramdır. Bu kavramın içinde her şeyden önce imparatorluğu yöneten ‘hanedan’ girer.
Bunun dışında Tuna kıyısında yaşayan Hıristiyan ve Bulgar aileler gibi hicaz da yaşayan Araplar, Anadolu’nun Sünni şerhli, Alevi köylü, Türkleri, Kürt aşiretindeki aile, adalı ve Egeli Rumlar, Müslümanlar Yahudi aileler hepsi Osmanlı ailesidir.
Osmanlı aile yaşamındaki farklılıklar dini olmaktan çok bölgeseldir.

Osmanlı da ev hayatı;
Osmanlı evleri genelde ahşaptır. Bahçesi vardır. Apartman sistemi yoktur. Kirada azdır. Ev umumiyetle oturanın malıdır.
Eşya az ve basittir.büyük evlerde ve konaklarda haremlik ve selamlık kısımları vardır. Osmanlı evi çok temizdir.ayakkabı eve girerken çıkarılır. Bahçesinde muhakkak bir yeşillik bulunur.
Osmanlı ailesinde zina yoktur.annesi babası ölmüş çocuk olabilir. Hemen en yakın akrabasına sığınır. Bu yüzden yetimhane diye bir şey bilinmez.

Osmanlıda çekirdek aile ve konumuna baktığımızda;
Günlük yaşam ve üretimde Osmanlı ailesi çekirdek ailenin yaşam kalıplarından çok büyük ailenin yaşam ve üretim kalıplarına uymaya meyillidir.
Çekirdek aile hayatın sürdürülmesi için uygun bir aile tipi değildir.ailenin üretimi, yıllık tüketim stoklarını hazırlanması, kırsal alandaki iş bölümü, ailenin güvenliğinin sağlanması bakımından üç kuşağın bir arada barınması gerekir. Bu kültür mirasının aktarımı içinde gereklidir.
Aile içi eğitimde çocukların eğitimi kuşaklar tarafından yerine getirilir. Tüketime yönelik malzeme yiyecek, giyecek birlikte üretilir.
Aile ferdin hayatında bağlarının hiç gevşemeyeceği temel ve tek kurumdu.her sorun orda çözülür, her destek orda bulunurdu.ailenin korunması, parçalanmaması en çok dikkat edilen husustu.

Osmanlı ailesinin yaşadığı mahalleler;

Osmanlı şehirlerindeki mahallerde sınıf ve statü farkları biçimlenmemişti. Bir paşanın konağının karşısında bir katibin evi bulunabiliyordu. Bütün insanlar birbirleriyle her gün karşılaşır, etiket farklılıklarına rağmen muhatap olurlardı. 18.yy. ve hatta 19.yy. başlarında bile toplumsal sınıflanmaya göre belirlenmiş bir mahalle yoktu. 19.yy.’ ın ilk yarısına kadar mahalleleri yöneten imamlardı, padişah beratı ile tayin edilmekteydi. Doğum, ölüm gibi nüfus kayıtlarını tutarlardı. Zamanla mahalle imamları bu son görevlerini kötüye kullanmışlar ve hakkıyla yerine getirememişlerdir.
Osmanlı tebaası ailenin ve mahallenin gözünü ve kulağını üstünde hisseder, evlerin ince duvarları dışarısının duyamayacağı bir sesle konuşmayı icap ettirir. Hane halkı mahalle halkına göre yaşar.
Mahalle bir idari birim olmaktan çok bir sosyal birimdir. Osmanlı ailesi ile bir bağ içerisindedir. Doğum, evlenme, ölüm mahalleyi ortaklaşa ilgilendiren ve dayanışmaya sevk eden olaylardır. Bir mahallede akrabalık ve hemşerilik önemlidir.

Toplumsal Tabakaları İtibariyle Osmanlı Ailesi
Osmanlı toplumunda bir aristokrasi yoktur. Üretici ve denetici veya yöneten ve yönetilen sınıfları vardır.
Kast sistemi, imtiyazlı sınıfları devam ettiren bir evlilik düzeni, evlilikle doğan soyluluk söz konusu değildi.
Osman oğulları hanedanı
boyunca hiç kimse Osman oğulları ailesini uzaklaştırmayı ve tahtlarına geçmeyi düşünmedi. Osman oğullarına bir kutsallık atfedilmiştir hakimiyet onlarındır.
Osmanlılar 16. asırdan sonra doğulu Müslüman hanedanlarla evlilik bağı kurmadılar. Padişah oğulları cariyelerle padişah kızlarda yabancı ve yerli hanedan olmayan devşirme paşalar veya halktan çıkan rütbe sahipleriyle evlendi. Sultanlar kötü muamele, saygısızlık etme, uygunsuz yaşamak gibi nedenlerle bir sultan kolayca koca boşama talebinde bulunurdu. Padişah eşleri padişah validesi olmadıkça sultan unvanı taşımazdı.
Osmanlı hanedanı 16. asırdan itibaren başka hanedanların kadın üyeleriyle siyasi evlilik sistemi terk etmişlerdir.
Osmanlıda padişah anneleri de pek çoktur. Bu cariyelerin cahil kadınlar oldukları söylenmektedir, öyle olanlar var ise de ortalamanın üstünde eğitim görenler vardır. Osmanlı sarayında Enderun gibi ‘harem’ genç cariyelerin eğitildiği bir kurumdur.
Osmanlı haremine gelen cariyeler mutlaka padişah ve şehzadelere sunulmak için gelmezdi. Harem keyif ve zulüm yeri değildir. Osmanlı hükümdarlarının aile ocağıdır.
19. yy. dan sonra Osman oğullarının ailesini yaşadığı saray harem sulatanların yaşam ve eğitimi değişim ve gelişme geçirmektedir.
Bu değişim Avrupalılaşma, batılılaşma tarzında olmuştur.

Ulema aileleri;

Osmanlıda seçkin aileler grubu içinde Müslümanlar arasında ilmiye sınıfı gelir.
Burada azda olsa ulema efendilerinin kızlarına değineceğim. Çünkü Osmanlı cemiyetinde ulema sınıfından olan babaların kızlarını eğitmeleri ve bu sınıfa mensup kızların cemiyet içindeki yerleri ve davranışları ilginç ve az bilinen bir konudur. Genelde bu sınıfın muhafazakar bir dünya görüşüne sahip oldukları,bu tutumla kızlarını okutmadıkları ve eve kapattıkları düşünülür.ancak yapılan araştırmalarla bu sınıfın kızlarının hiçte öyle olmadığı ortalamanın üstünde eğitim gördükleri babaları ve kocaları tarafından şımartıldıkları anlaşılmaktadır. Türk tarihinde okumuş kadın öncülerinin bu sınıftan çıktığı görülmektedir. Modernleşme hareketlerinde öncü rol oynamışlardır.

Gayrimüslim aileler;
Osmanlıda Bizans tan ve çok eski devirlerden gelen aileler devleti Alliye nin değer verdiği aileler olmuşlar belirli devlet hizmetlerinde çalışmışlar imtiyazları ve saygınlıkları vardır ancak bu hukuki bir imtiyaz ve kontrata dayanmadığı için soylulukları söz konusu değildir. Osmanlı devletinde yaşayan Rumlar Osmanlılığı benimseyen ve Osmanlı tarzı hayatına bağlı ailelerdir. Osmanlı kültür çevresinde kalan Rum aristokrasisi renkli kökenleri, Avrupa ya açılmışlıkları ve muhafazakarlıkları ile Osmanlı seçkin aileleri içinde önemli bir yere sahiptirler. Rumlu kadınlar Osmanlı imparatorluğu üst sınıfına mensup hemcinslerinin hayat tarzı ve kültürel kalıplarını paylaşmışlardır.

Osmanlıda Evlilik Dışı İlişkiler;
Bütün geleneksel toplumlarda olduğu gibi Osmanlı toplumunda da evlilik dışı ilişkiler tepki ile karşılanıyordu.
İslam hukukuna göre zina yaptığı sabit olan kadın taşlanırdı buna recm denilirdi. Ancak Osmanlının daha ilk dönemlerinde bu cezanın uygulanmasını adeta imkansız hale getiren hükümler göze çarpıyor.
Mahalleli uygunsuz ilişki kuran insanların evine baskın yapıp onları teşhir ve alayla mahkemeye getirdiklerinde verilen hüküm zina isnadı şeklindedir. Kürek ve hapis cezaları verilmiştir. Mesela 1589 yılına ait bir olay, bir imamın karısının Hızır nam kimse ile ilişki kurduğu ve basıldıkları için Hızır müebbet kürek cezasına kadın da müebbet hapse
mahkum olmuştur. Recm cezası Osmanlı tarihinde bir kere verilmiş ve uygulanmış ancak hiç hoş karşılanmadığı için bir daha tekrarlanmamıştır.
Babasız çocuk doğuran veya nikahsız yaşayan kadınlar toplumca hoş karşılanmamıştır.Osmanlı şehirlerinde konut bölgesinde bekar nüfusun bulundurulmamasına gayret edilmiştir.

Ailede ölüm;
Osmanlı toplumunda ölüm aile mensuplarını, akrabayı ama her şeyden önce mahalle halkını ilgilendiren bir olaydı. Ölüme define cemaat şahitlik eder ve cenazeyi kaldırmakla bunu tasdik ederdi.
Tören ve duanın yapılması hane halkı ve misafirlerin ağırlanması dua ve cenaze yemeği her dinden Osmanlıları birbirine bağlayan müşterek adetlerdir.

Çokeşlilik;
Osmanlı ailesinin çok eşli bir düzene dayandığı yaygın bir görüştür. Fakat yanlıştır bu durum hoş karşılanmazdı ne gayri ahlaki nede gayri kanuni bir durumdur.

Ailenin Günlük Yaşamı;

Çocuk;
Osmanlı toplumunda ailenin günlük yaşamı çocuklarını eğitimi ve beslenmesi, karı koca ilişkileri ve hayatın yükünün paylaşılması, evin idaresi sağlık ve beslenme sorunlarının çözülmesi gibi gündelik uygulama etrafında oluşur.çocuk ailesi devam ettirecek temel unsurdur ve hayat onun etrafında oluşur.
Çok çocuklu aile sayısı kentte pek az kırsal bölgede daha yaygındır.
Osmanlı ailesinde çocuk babanın hukuki denetim ve velayeti altındadır. Eğitim Osmanlı toplumunda her din mensubunun önem verdiği kurumdu.
Çocuk üzerinde ailenin, akrabaların, mahalle ve cemaatin kontrolü vardır. Doğan çocuğu aile kadar herkes kutlar edepsizlik eden çocuğu herkes kınar yani çocuk aile ve cemaatin ağırlığını üstünde hisseder.
19.yy.’ a kadar her cemaat daha çok dini eğitim çerçevesinde okullarını kurmuştur. Müslüman çocuk, mahalledeki hocanın öğrettiği sıbyan mektebine, Musevi çocuk sinagogun yanındaki ‘heder’ denen küçük okula Hıristiyan papazların eğitimine bırakılıyordu.
Devlet bu çocuk konusunda aileye gereken yardımı gösteriyordu. İkiz, üçüz olursa maaş bağlamak gibi kimsesiz çocukların birbirinin yanına verilerek maaş bağlanması gibi.

Toplumsal Alanda Kadın ve Erkek;
Osmanlı toplumunda kadın ve erkek genelde birazda bulunmaz. Erkek veya kadın cemiyeti olarak ayrı türenler, ayrı eğlenceler tertip ediliyordu
Dayak konusunda Osmanlı toplumunda hiçbir zaman tasnif edilmeyen bir davranış olmuştur. Mahkemelerce cezasız bırakılmamıştır.

Ailenin Tüketimi;
Osmanlı hayatında tüketim kısıtlıydı. Örneğin; ayna lüks eşyadan sayılırdı. Osmanlı ailesi tükettiğini kendi üreten bir birimdir.
Ailenin kadınları yüksek düzeyde bir üretim faaliyetinde bulunuyordu. Osmanlı devleti çok mütevazı bir memleketti. Hiçbir zaman Ankara’da muhteşem konaklar olmamıştı. Mevcut binalar son derece mütevazı hayatın yaşandığı küçük konaklardı. Mahalli malzeme kullanılırdı.

Ailenin Hizmetlileri;
Çok fakir olmadıkça orta sınıf halkın dahi evinde yardımcıları vardı. Köleler sarayda ve konakta kullanılırdı.
Osmanlı toplumunda evlatlık alma olayının her zaman olumlu işlemediğini belirtmek gerekir. Evlatlık kızlardan vakti gelince evlendirilenler olduğu gibi nesiller boyu ailenin çocuklarına boğaz tokluğuna bakan ve sonunda ihtiyar halinde bir köşede bırakılanlar olmuştur.

Ailenin Sağlığı;
Üfürükçülük ve batıl inanç her toplum gibi Türk toplumunda da vardı. Kadın değersiz görüldüğü için ailenin ona tıbbi hizmet vermediği yanlıştır. Kırsal kesim haklıda dahil tıbbi hizmetlerden kadın erkek elinden geldiğinde yararlanmaktadır.

Beslenme Biçimleri;
Yerli ve yabancı bazı kimseler Osmanlı denen zenginliği İstanbul’la sınırlandırmak eğilimindedir. Ancak bu zenginlik başkentte ve saray çevresi ile sınırlı değildir. Diğer bölgelerde yemek kültürü bakımından birbirleri ile yarışır durumdadır. Anadolu 17.yy’ da bölgeler arası giden tüketim maddesi değişimi yapılmaktadır. Anadolu kentlerinde ekmek evde pişirilirdi. Şeker olarak akide tatlı olarak helva kentlerde bulunurdu. Ev kadınları turşu, makarna, reçel, salça gibi şeyleri evde hazırlarlardı.

fadedliver - avatarı
fadedliver
Ziyaretçi
28 Ocak 2009       Mesaj #2
fadedliver - avatarı
Ziyaretçi
*OSMANLILARDA SOSYAL HAYAT*

Sponsorlu Bağlantılar
Osmanlilarda sinifsiz toplum hayâti vardi. Köle vardi, fakat; Osmanli
ülkesinden alinmazdi. Kölelik devamli degildi; âzâd edilip, hürriyete
kavusarak, devlet kademesinde vazife alabilirdi. Kölelikten yetisme ve köle
çocugu pekçok devlet adami yüksek memuriyetlerde bulunurdu. Kölelikten
yetisme sadr-i âzamlar da vardi. Bunlardan Koca Yusuf Pasa, Yusuf Ziyâeddin
Pasa, Ibrâhim Edhem Pasa, Resid Mehmed Pasa, Hursid Ahmed Pasa, Sâhin Ali
Pasa, Silâhtar Süleyman Pasa, Siyavus Pasa gibi sadr-i âzamlar kölelikten
yetiserek devlet kademesinde yükselen sahsiyetlerdir. Köylü hür olup,
serflik yoktu. Köylüler ve kasabada oturan halk üretici durumundaydi.
Sehirlerde esnaf, îmâlâtçi, sanatkâr, idâreci ve ilmiye teskilâti mensuplari
otururlardi. Askerligi Müslüman halk yapardi. Bütün ülke halki Osmanlilik
suuru tasirdi. Milliyet ayirimi yapilmayip, ümmet esâsi aranirdi. Gayr-i
müslimler askerlik yapmayip, erkekleri cizye vermekle mükellefti.
Müslümanlar çogunlukta olup, dört hak mezhep (Hanefî, Sâfiî, Hanbelî,
Mâlikî) ve bimezhep firka mensuplari da olmasina ragmen resmî mezhep
Hanefiliktir. Müslümanlarin temsilcisi Halîfe olup, 1516 târihinden îtibâren
Osmanli pâdisâhlari bu mânevî makamin da temsilcileridir. Hiristiyanlardan
Ortodoks mezhebinin merkezi Istanbul'dadir. Ermeni patrikligi de Istanbul'da
olup, merkezleri de Osmanli hâkimiyetindeki Revan'di. Osmanli topraklarinda
Katolikler de bulunmasina ragmen merkezleri Vatikan'di. Yahûdîlerde olan
Filistin, Osmanli tebeasindandi. Mûsevîligin dogus yeri ve merkezi Osmanli
topragi idi. Avrupalilarin zulmünden kaçan Yahûdîleri de Osmanlilar himâye
ediyordu. Osmanli vatandasi olan Müslüman ve gayri müslim topluluklar Rum,
Ermeni, Yahûdî, Gürcü, Sirp, Bulgar, Macar, Rumen, kendi din ve dillerinde
mâbet, okul açip, ibâdetlerini yapabilme hürriyetine sâhiptiler. Bu hosgörü,
günümüzün hiçbir liberal, kapitalist, komünist ve dikta rejiminin imkân
tanimadigi ölçüde serbestti. Gayri Türk Müslümanlar devlet kadrosunda ve
orduda vazife alirdi, fakat gayri müslimler, Tanzimatin îlânina kadar bu
hakka sâhip degildi. Gayri müslimler, Tanzimat ve Mesrutiyet ile devlet
memuru ve orduya girme hakki kazanmislarsa da, askerlik yapmak
istemediklerinden silâh altina alinmamislardir. Serbest meslekle
ugrasirlardi. Gayri müslimler tarafindan islenen hirsizlik, yol kesme, gasp,
soygun, adam öldürme, devlet makâmina zarar verme, Islâm dînine karsi
hareketler, devlet tarafindan yasaklara uymama, câsusluk ve bunlara benzer
suçlar devletçe ve disindakiler de, kendi kilise ve havralarinda bakilirdi.
Pâdisâhin, ülkedeki gayri müslim ve Türkler üzerinde tâvizsiz hâkimiyeti
olup, din adamlari ve kavmî liderleri, Avrupalilarin ve Prusya'nin tahrikine
kapilmadan önce merkeze hürmetkârdilar. Osmanli tebeasi olup da, propaganda
ve tahriklerine kapilarak Osmanliya ihânet eden kavimlerin hiçbiri bugüne
kadar huzur yüzü görmemislerdir

_VICTORY_ - avatarı
_VICTORY_
VIP Silent storM
15 Ağustos 2013       Mesaj #3
_VICTORY_ - avatarı
VIP Silent storM
Bu mesaj 'en iyi cevap' seçilmiştir.
Osmanlı'da Sosyal Hayat
MsXLabs.org

Osmanlı'da Aile Hayatı
Bir milletinaile yapısı sağlam ise, devlet yapısı da sağlam ve uzun ömürlü olur. Bunun en güzel örneği; Osmanlı Toplumudur.
Zaman zaman devlet bünyesinde görülen çatlaklar, isyanlar aile sayesinde toplumun geneline sıçramış ve bu millet en zor dönemlerinde bile içinde bulunduğu halden sağlam aile yapısı sayesinde rahatça silkinip ayakları üzerinde durmasını bilmiştir.
Bizim konumuz olan ‘Osmanlı Ailesi’ çok geniş içerikli bir kavramdır. Bu kavramın içinde her şeyden önce imparatorluğu yöneten ‘hanedan’ girer.
Bunun dışında Tuna kıyısında yaşayan Hıristiyan ve Bulgar aileler gibi hicaz da yaşayan Araplar, Anadolu’nun Sünni şerhli, Alevi köylü, Türkleri, Kürt aşiretindeki aile, adalı ve Egeli Rumlar, Müslümanlar Yahudi aileler hepsi Osmanlı ailesidir.
Osmanlı aile yaşamındaki farklılıklar dini olmaktan çok bölgeseldir.

Osmanlı da ev hayatı;
Osmanlı evleri genelde ahşaptır. Bahçesi vardır. Apartman sistemi yoktur. Kirada azdır. Ev umumiyetle oturanın malıdır.
Eşya az ve basittir.büyük evlerde ve konaklarda haremlik ve selamlık kısımları vardır. Osmanlı evi çok temizdir.ayakkabı eve girerken çıkarılır. Bahçesinde muhakkak bir yeşillik bulunur.
Osmanlı ailesinde zina yoktur.annesi babası ölmüş çocuk olabilir. Hemen en yakın akrabasına sığınır. Bu yüzden yetimhane diye bir şey bilinmez.

Osmanlıda çekirdek aile ve konumuna baktığımızda;
Günlük yaşam ve üretimde Osmanlı ailesi çekirdek ailenin yaşam kalıplarından çok büyük ailenin yaşam ve üretim kalıplarına uymaya meyillidir.
Çekirdek aile hayatın sürdürülmesi için uygun bir aile tipi değildir.ailenin üretimi, yıllık tüketim stoklarını hazırlanması, kırsal alandaki iş bölümü, ailenin güvenliğinin sağlanması bakımından üç kuşağın bir arada barınması gerekir. Bu kültür mirasının aktarımı içinde gereklidir.
Aile içi eğitimde çocukların eğitimi kuşaklar tarafından yerine getirilir. Tüketime yönelik malzeme yiyecek, giyecek birlikte üretilir.
Aile ferdin hayatında bağlarının hiç gevşemeyeceği temel ve tek kurumdu.her sorun orda çözülür, her destek orda bulunurdu.ailenin korunması, parçalanmaması en çok dikkat edilen husustu.

Osmanlı ailesinin yaşadığı mahalleler;

Osmanlı şehirlerindeki mahallerde sınıf ve statü farkları biçimlenmemişti. Bir paşanın konağının karşısında bir katibin evi bulunabiliyordu. Bütün insanlar birbirleriyle her gün karşılaşır, etiket farklılıklarına rağmen muhatap olurlardı. 18.yy. ve hatta 19.yy. başlarında bile toplumsal sınıflanmaya göre belirlenmiş bir mahalle yoktu. 19.yy.’ ın ilk yarısına kadar mahalleleri yöneten imamlardı, padişah beratı ile tayin edilmekteydi. Doğum, ölüm gibi nüfus kayıtlarını tutarlardı. Zamanla mahalle imamları bu son görevlerini kötüye kullanmışlar ve hakkıyla yerine getirememişlerdir.
Osmanlı tebaası ailenin ve mahallenin gözünü ve kulağını üstünde hisseder, evlerin ince duvarları dışarısının duyamayacağı bir sesle konuşmayı icap ettirir. Hane halkı mahalle halkına göre yaşar.
Mahalle bir idari birim olmaktan çok bir sosyal birimdir. Osmanlı ailesi ile bir bağ içerisindedir. Doğum, evlenme, ölüm mahalleyi ortaklaşa ilgilendiren ve dayanışmaya sevk eden olaylardır. Bir mahallede akrabalık ve hemşerilik önemlidir.

Toplumsal Tabakaları İtibariyle Osmanlı Ailesi
Osmanlı toplumunda bir aristokrasi yoktur. Üretici ve denetici veya yöneten ve yönetilen sınıfları vardır.
Kast sistemi, imtiyazlı sınıfları devam ettiren bir evlilik düzeni, evlilikle doğan soyluluk söz konusu değildi.
Osman oğulları hanedanı
boyunca hiç kimse Osman oğulları ailesini uzaklaştırmayı ve tahtlarına geçmeyi düşünmedi. Osman oğullarına bir kutsallık atfedilmiştir hakimiyet onlarındır.
Osmanlılar 16. asırdan sonra doğulu Müslüman hanedanlarla evlilik bağı kurmadılar. Padişah oğulları cariyelerle padişah kızlarda yabancı ve yerli hanedan olmayan devşirme paşalar veya halktan çıkan rütbe sahipleriyle evlendi. Sultanlar kötü muamele, saygısızlık etme, uygunsuz yaşamak gibi nedenlerle bir sultan kolayca koca boşama talebinde bulunurdu. Padişah eşleri padişah validesi olmadıkça sultan unvanı taşımazdı.
Osmanlı hanedanı 16. asırdan itibaren başka hanedanların kadın üyeleriyle siyasi evlilik sistemi terk etmişlerdir.
Osmanlıda padişah anneleri de pek çoktur. Bu cariyelerin cahil kadınlar oldukları söylenmektedir, öyle olanlar var ise de ortalamanın üstünde eğitim görenler vardır. Osmanlı sarayında Enderun gibi ‘harem’ genç cariyelerin eğitildiği bir kurumdur.
Osmanlı haremine gelen cariyeler mutlaka padişah ve şehzadelere sunulmak için gelmezdi. Harem keyif ve zulüm yeri değildir. Osmanlı hükümdarlarının aile ocağıdır.
19. yy. dan sonra Osman oğullarının ailesini yaşadığı saray harem sulatanların yaşam ve eğitimi değişim ve gelişme geçirmektedir.
Bu değişim Avrupalılaşma, batılılaşma tarzında olmuştur.

Ulema aileleri;

Osmanlıda seçkin aileler grubu içinde Müslümanlar arasında ilmiye sınıfı gelir.
Burada azda olsa ulema efendilerinin kızlarına değineceğim. Çünkü Osmanlı cemiyetinde ulema sınıfından olan babaların kızlarını eğitmeleri ve bu sınıfa mensup kızların cemiyet içindeki yerleri ve davranışları ilginç ve az bilinen bir konudur. Genelde bu sınıfın muhafazakar bir dünya görüşüne sahip oldukları,bu tutumla kızlarını okutmadıkları ve eve kapattıkları düşünülür.ancak yapılan araştırmalarla bu sınıfın kızlarının hiçte öyle olmadığı ortalamanın üstünde eğitim gördükleri babaları ve kocaları tarafından şımartıldıkları anlaşılmaktadır. Türk tarihinde okumuş kadın öncülerinin bu sınıftan çıktığı görülmektedir. Modernleşme hareketlerinde öncü rol oynamışlardır.

Gayrimüslim aileler;
Osmanlıda Bizans tan ve çok eski devirlerden gelen aileler devleti Alliye nin değer verdiği aileler olmuşlar belirli devlet hizmetlerinde çalışmışlar imtiyazları ve saygınlıkları vardır ancak bu hukuki bir imtiyaz ve kontrata dayanmadığı için soylulukları söz konusu değildir. Osmanlı devletinde yaşayan Rumlar Osmanlılığı benimseyen ve Osmanlı tarzı hayatına bağlı ailelerdir. Osmanlı kültür çevresinde kalan Rum aristokrasisi renkli kökenleri, Avrupa ya açılmışlıkları ve muhafazakarlıkları ile Osmanlı seçkin aileleri içinde önemli bir yere sahiptirler. Rumlu kadınlar Osmanlı imparatorluğu üst sınıfına mensup hemcinslerinin hayat tarzı ve kültürel kalıplarını paylaşmışlardır.

Osmanlıda Evlilik Dışı İlişkiler;
Bütün geleneksel toplumlarda olduğu gibi Osmanlı toplumunda da evlilik dışı ilişkiler tepki ile karşılanıyordu.
İslam hukukuna göre zina yaptığı sabit olan kadın taşlanırdı buna recm denilirdi. Ancak Osmanlının daha ilk dönemlerinde bu cezanın uygulanmasını adeta imkansız hale getiren hükümler göze çarpıyor.
Mahalleli uygunsuz ilişki kuran insanların evine baskın yapıp onları teşhir ve alayla mahkemeye getirdiklerinde verilen hüküm zina isnadı şeklindedir. Kürek ve hapis cezaları verilmiştir. Mesela 1589 yılına ait bir olay, bir imamın karısının Hızır nam kimse ile ilişki kurduğu ve basıldıkları için Hızır müebbet kürek cezasına kadın da müebbet hapse
mahkum olmuştur. Recm cezası Osmanlı tarihinde bir kere verilmiş ve uygulanmış ancak hiç hoş karşılanmadığı için bir daha tekrarlanmamıştır.
Babasız çocuk doğuran veya nikahsız yaşayan kadınlar toplumca hoş karşılanmamıştır.Osmanlı şehirlerinde konut bölgesinde bekar nüfusun bulundurulmamasına gayret edilmiştir.

Ailede ölüm;
Osmanlı toplumunda ölüm aile mensuplarını, akrabayı ama her şeyden önce mahalle halkını ilgilendiren bir olaydı. Ölüme define cemaat şahitlik eder ve cenazeyi kaldırmakla bunu tasdik ederdi.
Tören ve duanın yapılması hane halkı ve misafirlerin ağırlanması dua ve cenaze yemeği her dinden Osmanlıları birbirine bağlayan müşterek adetlerdir.

Çokeşlilik;
Osmanlı ailesinin çok eşli bir düzene dayandığı yaygın bir görüştür. Fakat yanlıştır bu durum hoş karşılanmazdı ne gayri ahlaki nede gayri kanuni bir durumdur.

Ailenin Günlük Yaşamı;

Çocuk;
Osmanlı toplumunda ailenin günlük yaşamı çocuklarını eğitimi ve beslenmesi, karı koca ilişkileri ve hayatın yükünün paylaşılması, evin idaresi sağlık ve beslenme sorunlarının çözülmesi gibi gündelik uygulama etrafında oluşur.çocuk ailesi devam ettirecek temel unsurdur ve hayat onun etrafında oluşur.
Çok çocuklu aile sayısı kentte pek az kırsal bölgede daha yaygındır.
Osmanlı ailesinde çocuk babanın hukuki denetim ve velayeti altındadır. Eğitim Osmanlı toplumunda her din mensubunun önem verdiği kurumdu.
Çocuk üzerinde ailenin, akrabaların, mahalle ve cemaatin kontrolü vardır. Doğan çocuğu aile kadar herkes kutlar edepsizlik eden çocuğu herkes kınar yani çocuk aile ve cemaatin ağırlığını üstünde hisseder.
19.yy.’ a kadar her cemaat daha çok dini eğitim çerçevesinde okullarını kurmuştur. Müslüman çocuk, mahalledeki hocanın öğrettiği sıbyan mektebine, Musevi çocuk sinagogun yanındaki ‘heder’ denen küçük okula Hıristiyan papazların eğitimine bırakılıyordu.
Devlet bu çocuk konusunda aileye gereken yardımı gösteriyordu. İkiz, üçüz olursa maaş bağlamak gibi kimsesiz çocukların birbirinin yanına verilerek maaş bağlanması gibi.

Toplumsal Alanda Kadın ve Erkek;
Osmanlı toplumunda kadın ve erkek genelde birazda bulunmaz. Erkek veya kadın cemiyeti olarak ayrı türenler, ayrı eğlenceler tertip ediliyordu
Dayak konusunda Osmanlı toplumunda hiçbir zaman tasnif edilmeyen bir davranış olmuştur. Mahkemelerce cezasız bırakılmamıştır.

Ailenin Tüketimi;
Osmanlı hayatında tüketim kısıtlıydı. Örneğin; ayna lüks eşyadan sayılırdı. Osmanlı ailesi tükettiğini kendi üreten bir birimdir.
Ailenin kadınları yüksek düzeyde bir üretim faaliyetinde bulunuyordu. Osmanlı devleti çok mütevazı bir memleketti. Hiçbir zaman Ankara’da muhteşem konaklar olmamıştı. Mevcut binalar son derece mütevazı hayatın yaşandığı küçük konaklardı. Mahalli malzeme kullanılırdı.

Ailenin Hizmetlileri;
Çok fakir olmadıkça orta sınıf halkın dahi evinde yardımcıları vardı. Köleler sarayda ve konakta kullanılırdı.
Osmanlı toplumunda evlatlık alma olayının her zaman olumlu işlemediğini belirtmek gerekir. Evlatlık kızlardan vakti gelince evlendirilenler olduğu gibi nesiller boyu ailenin çocuklarına boğaz tokluğuna bakan ve sonunda ihtiyar halinde bir köşede bırakılanlar olmuştur.

Ailenin Sağlığı;
Üfürükçülük ve batıl inanç her toplum gibi Türk toplumunda da vardı. Kadın değersiz görüldüğü için ailenin ona tıbbi hizmet vermediği yanlıştır. Kırsal kesim haklıda dahil tıbbi hizmetlerden kadın erkek elinden geldiğinde yararlanmaktadır.

Beslenme Biçimleri;
Yerli ve yabancı bazı kimseler Osmanlı denen zenginliği İstanbul’la sınırlandırmak eğilimindedir. Ancak bu zenginlik başkentte ve saray çevresi ile sınırlı değildir. Diğer bölgelerde yemek kültürü bakımından birbirleri ile yarışır durumdadır. Anadolu 17.yy’ da bölgeler arası giden tüketim maddesi değişimi yapılmaktadır. Anadolu kentlerinde ekmek evde pişirilirdi. Şeker olarak akide tatlı olarak helva kentlerde bulunurdu. Ev kadınları turşu, makarna, reçel, salça gibi şeyleri evde hazırlarlardı.
Tesadüfen Zirveye Çıkılmaz... Çıkılsa Bile Durulmaz...
Hızlı Cevap
Mesaj:

Benzer Konular

28 Aralık 2012 / Misafir Soru-Cevap
9 Ekim 2012 / ozgurcoo Cevaplanmış
4 Mayıs 2012 / Misafir Cevaplanmış