Arama

Bir sanayi tesisinin kurulabilmesi için gerekli koşullar nelerdir?

En İyi Cevap Var Güncelleme: 4 Mart 2015 Gösterim: 16.991 Cevap: 2
matrak9804 - avatarı
matrak9804
Ziyaretçi
10 Mart 2010       Mesaj #1
matrak9804 - avatarı
Ziyaretçi
Bir sanayi tesisinin kurulabilmesi için gerekli koşullar nelerdir?
EN İYİ CEVABI bekirr verdi
SANAYİ TESİSİNİN KURULMASI;

Sponsorlu Bağlantılar
Hammaddelerin veya yarı işlenmiş maddelerin kullanıma hazır hale getirilmesine sanayi denir. Sanayi ülkelerin gelişmesinde önemli bir aşamadır. Çünkü gelişmiş ülkeler zenginliklerinin önemli bir kısmını sanayileşme ile sağlamışlardır.

Sanayi 18. yüzyılın İkinci yarısından önce İngiltere’de daha sonra Batı Avrupa ülkeleri ve ABD’de gelişmiştir. Sanayinin gelişmesiyle el emeğinin yerini seri üretim yapan makineler almış, kısa zamanda mal üretilmiştir. Üretilen bu malların pazarlanması yeni bir zenginleşme süreci başlatmıştır. Günümüzde sanayi, ülkelerin ekonomisini yönlendiren başlıca sektör haline gelmiştir. Sanayi ülkelerinin doğal kaynaklarının değerlendirilmesi, çok sayıda insana iş imkanı sağlaması, üretim kapalı mekanlarda yapıldığı için iklim şartlarından etkilenmemesi, üretilen ürünlerin uzun ömürlü olması ve pazarlamaya yönelik olması nedeniyle önemli imkanlar sunmaktadır. Bir yerde sanayi tesislerinin kurulup gelişmesi çeşitli koşullara bağlıdır.

Bunların başlıcaları şunlardır:
1. Sermaye
Sanayi tesislerinin yapımı, makine ve teçhizat alımı, işlenecek hammaddenin alımı ve işçilere ücretlerin ödenmesi gibi bir çok alanda sermayeye ihtiyaç duyulmaktadır. Cumhuriyetin ilk yıllarında özel sektörün büyük sanayi tesislerini kuracak sermayesi olmadığı için bir çok tesis devlet tarafından kurulmuştur. Günümüzde ise özel sektör, sanayinin hemen her alanında önemli bir paya sahiptir. Ayrıca yabancı sermaye sahipleri de ülkemizde sanayinin bir çok alanına para yatırmışlardır.

2. Enerji
Hammaddenin işlenmesi için gereklidir. Ülkemiz petrol, doğalgaz gibi bazı enerji kaynaklarını ithalat yoluyla sağladığından önemli miktarda döviz çıktısına neden olmakta, bu durum sanayileşme hızını azaltmaktadır. Linyit yataklarımız zengin olmakla birlikte kalori değeri düşük olduğundan daha çok termik santrallerde kullanılır. Sanayide kullandığımız en önemli kaynak elektrik enerjisidir. Ülkemiz hidroelektrik enerji potansiyeli yüksek bir ülkedir. Ancak şu an için bu kaynağın iyi bir şekilde değerlendirildiği söylenemez. Enerji tüketiminin fazla olması sanayinin gelişmiş olduğunun göstergesidir.

3. Hammadde
Sanayinin temel kuruluş şartı olan hammadde bakımından, ülkemiz büyük avantajlara sahiptir. Hammaddeler veya onlardan işlenmiş maddelerin fazlası ihraç edilerek, yurdumuza döviz kazandırılmaktadır. Hammaddeleri tarımsal, hayvansal ve madensel hammaddeler diye gruplandırılabilir. Hammadde kaynakları ile sanayi tesislerinin birbirine yakın olması verimlilik açısından önemlidir.

Aşağıdaki bazı örnekler bunu göstermektedir.
- Linyit yataklarının olduğu Yatağan, Soma ve Elbistan’da termik santral kurulması
- Ormanlara bağlı olarak Batı Karadeniz’de kereste sanayinin gelişmesi
- Ayçiçeğine bağlı olarak Marmara’da yağ sanayinin gelişmesi

Ancak, herhangi bir ülkede, çeşitli sanayi kollarının kurulup gelişmesi, hammaddenin tamamının ülkede bulunmasını gerektirmez. Hammadde yetersiz olsa da madenlere dayanan sanayi dallarını mutlaka kurmak gerekir. Çünkü sanayi mallarının sağlayacağı kazanç, hammaddelere ödenen giderlere göre çok yüksektir.

Bugün, sanayileşmiş ülkelerden çok azı (Avustralya, Kanada ve Rusya gibi) hammaddenin çoğunu kendi ülkelerinden sağlamaktadırlar. Örneğin, Japonya, Almanya, İngiltere, Hollanda, Belçika ve daha bir çok sanayileşmiş ülke ham madde ihtiyaçlarının büyük çoğunluğunu, başka ülkelerden karşılar.

4. Ulaşım ve Pazarlama
Üretilen mallar, iç ve dış pazarlara düzenli bir biçimde sevkedilmesi gerekir. Sanayinin gelişmesinde en etkili ve en ekonomik ulaşım sistemleri denizyolu ve demiryoludur. Dolayısıyla bütün sanayileşmiş ülkelerde fabrikalar, daha çok demiryolları ile iç bölge pazarlarına bağlanmış olan, liman kentleri çevresinde toplanmıştır.

Örneğin ABD’nin batı ve doğu kıyıları, Fransa’nın kuzey ve güney kıyıları, ingiltere’nin kıyı bölgeleri ve Belçika, Hollanda ve Almanya’nın kıyı bölgelerinde durum böyledir. Türkiye’de de İstanbul, izmit, Adana, İzmir, Bursa gibi şehirler buna örnek gösterilebilir. Bir sanayi kuruluşunun varlığını devam ettirebilmesi için ürettiği ürünleri pazarlayabileceği sürekli bir pazara ihtiyaç vardır. Pazarlamada ucuz ve kaliteli mal üretimi ile tanıtım çok önemli rol oynar.

5. İş Gücü ve Teknik Eleman
Üretimi gerçekleştirecek insan unsuru iş gücünü ifade eder. Ülkemiz iş gücü ve teknik eleman bakımından şanslıdır. İş gücü fazlalığının bir sonucu ücret düşüklüğü, maliyetin azalması ve rekabet şansının artmasıdır.

Bir ülkenin sanayileşmesiyle birlikte aşağıdaki değişmeler görülür;
1. Sanayi ürünleri ihracatı ve hammadde ithalatı artar.
2. Dış ticaret hacmi büyür.
3. Tarımda çalışan nüfus oranı azalır, sanayide çalışan nüfus oranı artar. Tarımda gelişme olması nedeniyle üretimde azalma olmaz.
4. Ortalama yaşam düzeyi yükselir.
5. işsiz insan sayısı azalır.
6. Nitelikli İş gücü önem kazanır.
7. Kişi başına düşen milli gelir artar.
8. Şehirleşme oranı artar.

Ülke ekonomisinin en dinamik ve üretken kesimi sanayidir. İhracatımızın % 90′ı sanayi ürünlerinden gerçekleşir. Sanayileşme ile birlikte daha önce dışardan ithal edilen mallar kendi ülkemizde üretilmeye başlanmış ve birçok insana iş alanı açılmıştır. Ayrıca dış ülkelere ihraç edilen ürünlerle ekonomiye büyük katkılar sağlanmaktadır. Sanayileşmeyle ülkemizdeki zengin hammadde kaynakları değer kazanmıştır. Ülkemizde sanayi daha çok tarıma bağlı olarak gelişmiştir. Son yıllarda Türkiye sanayi ülkesi olma durumuna geçmiştir.

Ülkemizdeki sanayi tesisleri dengesiz bir dağılım göstermektedir. Sanayi tesislerinin büyük çoğunluğu Marmara Bölgesi’nde toplanmıştır. Ülkemizde sanayi kolları içinde ilk sıraları dokuma, tekstil, makina ve gıda sektörü alır.

Türkiye’deki Başlıca Sanayi Kolları
Endüstri kollarının dağılışında hammaddeye, enerji kaynağına, pazarlara ve ana ulaşım yollarına yakınlık önemli rol oynar.

A. Besin Sanayisi
Türkiye, bol miktarda ve çok çeşitli tarım ürünleri ürettiği için, besin sanayi de gelişmiş ve çeşitlenmiştir. Besin sanayisi Türkiye’de en yaygın sanayi kollarından biridir.

Un ve Un Ürünleri Sanayisi
Buğday, Türkiye’de üretimi yaygın temel besin maddesidir. Bu nedenle un ürünlerine dayalı sanayi kuruluşları çok fazladır ve yaygındır. Bununla birlikte, un, makarna, irmik, bisküvi gibi hammaddesi tahıla dayalı fabrikalar en çok İç Anadolu Bölgesi’nde ve büyük kentlerde yer almaktadır.

Süt ve Süt Ürünleri Sanayisi
Bu sanayi alanının başlıca ürünleri; Pastörize süt, süt tozu, peynir, tereyağı ve yoğurttur. Süt ürünleri işletmeleri süt üretiminin fazla olduğu ve mandıracılığın yaygın olduğu Trabzon, Edirne, Tekirdağ, Erzurum, Erzincan, Kars gibi hayvancılığın geliştiği yerlerde ve İstanbul, İzmir, Ankara, Adana, Bursa gibi büyük kentlerin çevresinde bulunmaktadır.

Yağ Sanayisi
Ayçiçeği, zeytin, mısır, susam, haşhaş, soya fasulyesi, fındık, keten-kenevir ve pamuktan bitkisel yağ elde edilir. En çok üretilen yağ ayçiçek yağı ve zeytinyağıdır. Zeytinyağı üretiminde Türkiye, Dünya’da ilk sıralarda gelir. Ege Bölgesi’nin kıyı kesimi zeytinyağı sanayisinin en yoğun olduğu alanlardır. Çanakkale, Balıkesir, İzmir ve Gaziantep zeytinyağı üretim merkezleridir. Ayçiçek yağının üretimi en fazla Marmara Bölgesi’nde özellikle Trakya’da yaygın olarak yapılmaktadır.

Konserve Sanayisi
Meyve suyu, konserve, salça fabrikaları daha çok Marmara, Ege ve Akdeniz bölgelerinde yoğunlaşmıştır. Türkiye’de sebze ve meyve konserveciliği ileri bir düzeye geldiği halde, konserve tüketimi beklendiği kadar artmamıştır.

Bunun başlıca nedenleri;
- Halkımızın meyve ve sebzeleri daha çok yaş olarak tüketmesi
- Türkiye’de hemen her mevsimde taze sebze ve meyve bulunması
- Halkımızın önemli bir bölümünün konserve ihtiyacını kendi üretimleriyle (salça yapma, sebze kurutma vb.) karşılamasıdır.

Şeker Sanayisi
Şeker pancarından, küp veya toz şeker elde etmeye dayanan şeker sanayisi, Cumhuriyetin ilk yıllarından beri gelişme göstermiştir. İlk şeker fabrikası 1926′da Uşak’ta kurulmuştur. Şekerpancarı ekim alanları genelde fabrikalar çevresinde yoğunlaşmıştır. Türkiye’nin iklim koşulları şekerpancarı tarımına elverişli olduğu için şeker fabrikaları Türkiye’nin (kıyı kesimleri hariç) hemen her tarafına dağılmıştır. Ağrı, Kırklareli, Burdur, Muş, Afyon gibi yurdun dört bir tarafına yayılmış 30 civarında şeker fabrikası vardır.

Çay Endüstrisi
Türkiye çay işleme tesisleri, Doğu Karadeniz Bölümü’nün kıyı kesimlerinde yoğunlaşmıştır. Fabrikaların büyük çoğunluğu Rize Hindedir. Artvin, Trabzon ve Giresun illerinin kıyı kesimlerinde çay fabrikalarına rastlanır. Diğer tarımsal endüstri kuruluşlarına göre yayılış alanı en dar olanıdır.

B. Tütün ve İspirtolu İçkiler Sanayisi
Türkiye’de üretilen tütünün bir bölümü ihraç edilirken, bir bölümü de sigara fabrikalarında işlenmektedir. Samsun, Tokat, Adana, İzmir, Malatya ve İstanbul’da sigara fabrikaları vardır. Arpa, mısır, çavdar ve üzüm gibi bitkilerden ispirtolu(alkollü) içki imal eden küçük imalathanelerin yanısıra, İstanbul, İzmir, Ankara, Yozgat ve Tekirdağ’da rakı ve şarap fabrikaları vardır.

C. Dokuma, Deri ve Giyim Sanayisi
Türkiye’de işyeri ve çalışan işçi sayısı bakımından dokuma, deri ve giyim sanayi ilk sırada yer almaktadır.
Dokumacılık sanayisinin ülkemizde en gelişmiş kolu pamuklu dokumadır. İç pazar, ihtiyacını karşıladığı gibi ihracata da yönelmiştir. Pamuklu dokuma üreten büyük fabrikalar İstanbul, Adana, Antalya, Tarsus, İzmir, Nazilli, Aydın, Manisa, Kayseri, Karaman, Konya Ereğlisi, Malatya, Erzincan ve Adıyaman’da bulunmaktadır.

Yünlü dokumacılık; Daha çok iç pazar için üretim yapmaktadır ve fazla gelişmemiştir. Bu alanda üretim yapan büyük fabrikalar İstanbul, Hereke, Bursa, İzmir, Uşak ve Kayseri’dedir.
Örme işleri (trikotaj); Başta İstanbul olmak üzere büyük kentlerdeki atölyeler de yapılmaktadır. Kazak, çorap, iç çamaşırı başlıca trikotaj ürünleridir.

İpek dokumacılığı; Gemlik, Bursa ve İstanbul’da toplanmıştır. Suni ipek kullanımının giderek yaygınlaşması üzerine ipek dokumacılığı gerilemektedir. Ancak son zamanlarda ipek halı ticareti ipek dokumacılığını biraz da olsa hareketlendirmiştir.

Hazır giyim sanayisi (konfeksiyonculuk); Son yıllarda büyük gelişme göstermiştir. Başta İstanbul olmak üzere, Bursa, İzmir, Ankara ve Adana’da büyük fabrikalar vardır.
Ülkemizde dokumacılığın önemli üretim, alanlarından biri de halıcılıktır. Gerek el yapımı, gerekse makina üretimi halılarımız çok ünlüdür. Kula, Uşak, Gördes, İsparta, Bünyan, Konya, Sivas, Hereke başlıca halı üretim merkezleridir. El halıları daha çok Avrupa ve A.B.D’ye, makina halıları ise Orta Doğu ülkelerine ihraç edilmektedir.

Deri ürünleri sanayi; istanbul’da yoğunlaşmıştır. Deri sanayi tesisleri İstanbul, İzmir, Kayseri, Erzincan ve Erzurum’da toplanmıştır.

D. Maden Sanayi
Madenlerin yer altından çıkarılması ve onların mamul veya yarı mamul hale getirilmesi faaliyetleridir. Maden sanayisinde, ilk akla gelen demir-çelik fabrikalarıdır. Türkiye’de kurulan ilk demir-çelik tesisi Kırıkkale’de hizmete girmiştir. Bu tesis daha sonra Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu’na devredilmiştir. Kırıkkale’deki fabrikada silah, çelik, pirinç, elektrik makinaları ve barut üretilmektedir.

Türkiye’de bu alanda kurulan ikinci önemli tesis Karabük Demir-Çelik Fabrikası’dır. Daha sonra Ereğli Demir-Çelik Fabrikası ile İskenderun Demir-Çelik Fabrikası işletmeye açılmıştır. Batı Karadeniz Bölümü’ndeki Karabük ve Ereğli Demir-Çelik fabrikalarının yanında demir madeni çıkarılmadığı halde demirin işlenmesinde enerji kaynağı olarak kullanılan taşkömürünün burada olmasından dolayı fabrikalar bu bölüme kurulmuştur.

Demir-çelik fabrikalarının dışında Seydişehir’deki alüminyum, Elazığ ve Antalya’daki ferro-krom, Ergani, Murgul ve Samsun’daki bakır tesisleri önemli maden sanayi tesislerimizdir.

E. Makine Sanayi
Savunma sanayine ait araçlar, elektrikli makineler, kara, demir, deniz ve hava yolu ulaşım araçları makine sanayinin başlıca kollarını oluşturur. Türkiye’de makine sanayinin en gelişmiş kolu otomotiv sanayidir. Bu sanayide traktör, kamyon, kamyonet, minibüs, |N otomobil gibi ulaşım araçlarının üretimi gerçekleştirilir. 1950′lerden sonra montajla başlayan otomotiv sanayisinde 1970′lerden sonra yerli üretim artmıştır. Otomotiv sanayisi Bursa, İstanbul, İzmit, Adapazarı, Adana, İzmir ve Gaziantep illerinde yoğunlaşmıştır. Ülkemizde demiryolu araçları üretimi Eskişehir, Adapazarı ve Ankara illerinde yapılmaktadır. Ülkemizde gelişme gösteren sanayi kollarından biri de gemi yapımıdır. Bu sektöre ait tersaneler İstanbul, İzmit ve İzmir’de yoğunlaşmıştır.

F. Kimya Sanayi
Üretim alanlarının çok çeşitli oluşu nedeniyle kimya sanayi ilaç, suni gübre ve petro-kimya sanayi gibi bölümlere ayrılarak incelenebilir. İlaç sanayi İstanbul, İzmir ve Ankara’da faaliyet göstermektedir. Suni gübre sanayi, Kütahya, İskenderun, İzmit, Elazığ, Gemlik, Samsun, Karabük, Bandırma, Mardin (Mazı dağı) ve Mersin’de gelişmiştir.

Petrol rafinelerinin yakınlarında kurulan ve hammaddesi petrole dayalı ürünler imal eden petro-kimya endüstrisi kuruluşları da Batman, Mersin, İzmir, İzmit ve Kırıkkale çevresinde yoğunlaşmıştır. Batman Rafineri’sinin kurulmasında hammaddeye yakınlık etkili olurken diğerlerinin kuruluş yerlerinin belirlenmesinde ulaşım ve pazar şartları etkili olmuştur.

G. Orman Endüstrisi
Odunun hammadde olduğu en önemli üretim alanı kağıt endüstrisidir. Türkiye’de kâğıt üretimi tüketimi karşılamadığı için kağıt ihtiyacının bir kısmını ithalat yoluyla karşılar. Sanayileşmiş ülkelerin çoğunda, hammadde kaynaklarının önemli bir bölümünü kullanılmış kâğıt oluşturmaktadır. Böylece, orman kaynakları korunduğu gibi, çevre kirlenmesine de daha az meydan verilmiş olmaktadır. Ülkemizde bir yıllık bitkilerden kâğıt üretilebilecek tesislerin kurulması ve kâğıt üretiminde kullanılmış kâğıt kullanım oranının arttırılması yolunda çalışmalar sürdürülmektedir.
Batı Karadeniz Bölümü’nde Bolu, Kastamonu ve Sinop çevresinde orman sanayisi oldukça gelişmiştir. Bu durum hammaddeye yakınlıkla ilgilidir.

Başlıca kâğıt fabrikaları:
- Giresun-Aksu
- Zonguldak-Çaycuma
- Muğla-Dalaman
- Afyon-Çay
- Kastamonu-Taşköprü
- Silifke-Taşucu
- Balıkesir’de bulunmaktadır.

H. Çimento, Cam, Seramik Endüstrisi
İnşaat sektörünün gelişmesi ile çimento endüstrisi hızlı bir gelişme göstererek tüm yurda dağılmıştır. Çimentonun ham maddesi her yerde bulunduğundan ve tüketimi fazla olduğundan fabrikaları ülkemizin her bölgesinde mevcuttur. Üretilen çimento ülke ihtiyacını karşıladıktan sonra bir kısmı da ihraç edilmektedir. Çimento ihracatı en çok Orta Doğu ve Afrika ülkelerine yapılmaktadır.

Çimentonun yanısıra tuğla ve kiremit üreten fabrikalar da kurulmuştur. Kaliteli tuğla ve kiremit üreten fabrikalar Samsun, Eskişehir, Adapazarı, İzmir, Manisa, İstanbul, Tekirdağ, Konya’da kurulmuştur. İnşaat sektörünün gelişmesi sonucu ortaya çıkan bir diğer endüstri kolu da seramik endüstrisldir. Çanakkale (Çan), Bilecik (Bozüyük), Kütahya, Tekirdağ, Bursa(İznik) seramik endüstrisinin yoğun olduğu yerlerdir. Cam sanayi tesisleri ise daha çok İstanbul, Gebze, Mersin, Kırklareli, Denizli’de toplanmıştır. Cam ürünlerinin bir kısmı ihraç edilir.


KAYNAK: BİLGİUSTAM


Daha Fazla Bilgi:


Alıntı
MaVi CeNnEt adlı kullanıcıdan alıntı

1. Hammadde

Sanayide üretim yapılabilmesi için hammaddenin olması gerekmektedir. Ülkemizde hammadde kaynakları ile sanayi kuruluşları arasında son derece sıkı bir ilişki mevcuttur.

Örneğin, unlu gıda sanayii İç Anadolu’da, dokuma sanayii Adana, İzmir, Denizli çevresinde, zeytin yağı sanayii Ege kıyılarında, boya, plastik ve lastik fabrikaları rafineri kenarlarında yaygınlık göstermektedir.

2. Sermaye

Sanayi tesisleri büyük sermayelerle kurulmaktadır. Bu nedenle, sermayenin, yani paranın biriktiği veya fazla olduğu bölgelerde sanayinin kuruluşu daha kolay olmaktadır.

Sermaye birikimi fazla olduğundan Marmara, Ege ve Akdeniz bölgelerinde sanayi yatırımları daha fazladır. Türkiye’de sanayinin gelişmesinde en büyük etken sermayedir. Sermayemiz yeterli olmadığından, ülkemizde yabancı sermayenin girmesi için kolaylıklar sağlanmaktadır.

3. Enerji

Fabrikaların çalışması için enerji gerekmektedir. Bunun için, taşkömürü, petrol, linyit gibi kaynaklardan yararlanılır. Ülkemizde petrol, taşkömürü, doğal gaz gibi enerji kaynaklarının çoğu dışarıdan temin edildiğinden önemli bir döviz çıktısına neden olmakta, bu durum sanayileşme hızını azaltmaktadır.

4. İş Gücü ve Teknik Eleman

Sanayi tesislerinin çalışması ve üretimin artması yönünden iç gücüne ihtiyaç vardır.

Ülkemizde iş gücü ihtiyacı rahatlıkla karşılanabilmekte, hatta dış ülkelere bile gönderilmektedir. Fakat, ülkemizde bazı sanayi kollarında teknik eleman henüz tam olarak yeterli değildir.

5. Ulaşım

Sanayinin ihtiyacı olan hammadde ve mamül maddenin taşınması faaliyetlerine ulaşım denir. Hammaddenin fabrikalara taşınması ve üretildikten sonra pazarlara taşınması yaygın ulaşım ağıyla mümkündür. Ülkemizde, sanayi tesisleri, genelde önemli ulaşım yolları kenarlarında ve limanlara yakın yerlere kurulmuştur. İstanbul, İzmir, Mersin, Adana gibi merkezlerin çok gelişmesi ulaşımla çok yakından ilişkilidir.

6. Pazar

Üretilen her türlü sanayi ürününün satılması gereklidir. Bu bakımdan sanayi tesislerinin kurulmasında diğer etkenlerin yanında nüfusun kalabalık olduğu, tüketimin fazla olduğu sahalar tercih edilmektedir. Örneğin, batı bölgelerinde nüfus fazla olduğundan ürünlerin pazarlanması kolay olurken doğu bölgelerinde nüfus az olduğundan ürünlerin pazarlanması zor olur. Bu durum sanayi tesislerinin buralarda kurulmasını zorlaştırmaktadır.

7. Yüzey Şekilleri

Sanayi tesisleri, genelde düz sahalarda daha kolay kurulabilmektedir. Dağlık ve engebeli yerlerde sanayinin kurulması zordur.


Son düzenleyen ahmetseydi; 4 Mart 2015 09:49
bekirr - avatarı
bekirr
VIP VIP Üye
26 Şubat 2013       Mesaj #2
bekirr - avatarı
VIP VIP Üye
Bu mesaj 'en iyi cevap' seçilmiştir.
SANAYİ TESİSİNİN KURULMASI;

Sponsorlu Bağlantılar
Hammaddelerin veya yarı işlenmiş maddelerin kullanıma hazır hale getirilmesine sanayi denir. Sanayi ülkelerin gelişmesinde önemli bir aşamadır. Çünkü gelişmiş ülkeler zenginliklerinin önemli bir kısmını sanayileşme ile sağlamışlardır.

Sanayi 18. yüzyılın İkinci yarısından önce İngiltere’de daha sonra Batı Avrupa ülkeleri ve ABD’de gelişmiştir. Sanayinin gelişmesiyle el emeğinin yerini seri üretim yapan makineler almış, kısa zamanda mal üretilmiştir. Üretilen bu malların pazarlanması yeni bir zenginleşme süreci başlatmıştır. Günümüzde sanayi, ülkelerin ekonomisini yönlendiren başlıca sektör haline gelmiştir. Sanayi ülkelerinin doğal kaynaklarının değerlendirilmesi, çok sayıda insana iş imkanı sağlaması, üretim kapalı mekanlarda yapıldığı için iklim şartlarından etkilenmemesi, üretilen ürünlerin uzun ömürlü olması ve pazarlamaya yönelik olması nedeniyle önemli imkanlar sunmaktadır. Bir yerde sanayi tesislerinin kurulup gelişmesi çeşitli koşullara bağlıdır.

Bunların başlıcaları şunlardır:
1. Sermaye
Sanayi tesislerinin yapımı, makine ve teçhizat alımı, işlenecek hammaddenin alımı ve işçilere ücretlerin ödenmesi gibi bir çok alanda sermayeye ihtiyaç duyulmaktadır. Cumhuriyetin ilk yıllarında özel sektörün büyük sanayi tesislerini kuracak sermayesi olmadığı için bir çok tesis devlet tarafından kurulmuştur. Günümüzde ise özel sektör, sanayinin hemen her alanında önemli bir paya sahiptir. Ayrıca yabancı sermaye sahipleri de ülkemizde sanayinin bir çok alanına para yatırmışlardır.

2. Enerji
Hammaddenin işlenmesi için gereklidir. Ülkemiz petrol, doğalgaz gibi bazı enerji kaynaklarını ithalat yoluyla sağladığından önemli miktarda döviz çıktısına neden olmakta, bu durum sanayileşme hızını azaltmaktadır. Linyit yataklarımız zengin olmakla birlikte kalori değeri düşük olduğundan daha çok termik santrallerde kullanılır. Sanayide kullandığımız en önemli kaynak elektrik enerjisidir. Ülkemiz hidroelektrik enerji potansiyeli yüksek bir ülkedir. Ancak şu an için bu kaynağın iyi bir şekilde değerlendirildiği söylenemez. Enerji tüketiminin fazla olması sanayinin gelişmiş olduğunun göstergesidir.

3. Hammadde
Sanayinin temel kuruluş şartı olan hammadde bakımından, ülkemiz büyük avantajlara sahiptir. Hammaddeler veya onlardan işlenmiş maddelerin fazlası ihraç edilerek, yurdumuza döviz kazandırılmaktadır. Hammaddeleri tarımsal, hayvansal ve madensel hammaddeler diye gruplandırılabilir. Hammadde kaynakları ile sanayi tesislerinin birbirine yakın olması verimlilik açısından önemlidir.

Aşağıdaki bazı örnekler bunu göstermektedir.
- Linyit yataklarının olduğu Yatağan, Soma ve Elbistan’da termik santral kurulması
- Ormanlara bağlı olarak Batı Karadeniz’de kereste sanayinin gelişmesi
- Ayçiçeğine bağlı olarak Marmara’da yağ sanayinin gelişmesi

Ancak, herhangi bir ülkede, çeşitli sanayi kollarının kurulup gelişmesi, hammaddenin tamamının ülkede bulunmasını gerektirmez. Hammadde yetersiz olsa da madenlere dayanan sanayi dallarını mutlaka kurmak gerekir. Çünkü sanayi mallarının sağlayacağı kazanç, hammaddelere ödenen giderlere göre çok yüksektir.

Bugün, sanayileşmiş ülkelerden çok azı (Avustralya, Kanada ve Rusya gibi) hammaddenin çoğunu kendi ülkelerinden sağlamaktadırlar. Örneğin, Japonya, Almanya, İngiltere, Hollanda, Belçika ve daha bir çok sanayileşmiş ülke ham madde ihtiyaçlarının büyük çoğunluğunu, başka ülkelerden karşılar.

4. Ulaşım ve Pazarlama
Üretilen mallar, iç ve dış pazarlara düzenli bir biçimde sevkedilmesi gerekir. Sanayinin gelişmesinde en etkili ve en ekonomik ulaşım sistemleri denizyolu ve demiryoludur. Dolayısıyla bütün sanayileşmiş ülkelerde fabrikalar, daha çok demiryolları ile iç bölge pazarlarına bağlanmış olan, liman kentleri çevresinde toplanmıştır.

Örneğin ABD’nin batı ve doğu kıyıları, Fransa’nın kuzey ve güney kıyıları, ingiltere’nin kıyı bölgeleri ve Belçika, Hollanda ve Almanya’nın kıyı bölgelerinde durum böyledir. Türkiye’de de İstanbul, izmit, Adana, İzmir, Bursa gibi şehirler buna örnek gösterilebilir. Bir sanayi kuruluşunun varlığını devam ettirebilmesi için ürettiği ürünleri pazarlayabileceği sürekli bir pazara ihtiyaç vardır. Pazarlamada ucuz ve kaliteli mal üretimi ile tanıtım çok önemli rol oynar.

5. İş Gücü ve Teknik Eleman
Üretimi gerçekleştirecek insan unsuru iş gücünü ifade eder. Ülkemiz iş gücü ve teknik eleman bakımından şanslıdır. İş gücü fazlalığının bir sonucu ücret düşüklüğü, maliyetin azalması ve rekabet şansının artmasıdır.

Bir ülkenin sanayileşmesiyle birlikte aşağıdaki değişmeler görülür;
1. Sanayi ürünleri ihracatı ve hammadde ithalatı artar.
2. Dış ticaret hacmi büyür.
3. Tarımda çalışan nüfus oranı azalır, sanayide çalışan nüfus oranı artar. Tarımda gelişme olması nedeniyle üretimde azalma olmaz.
4. Ortalama yaşam düzeyi yükselir.
5. işsiz insan sayısı azalır.
6. Nitelikli İş gücü önem kazanır.
7. Kişi başına düşen milli gelir artar.
8. Şehirleşme oranı artar.

Ülke ekonomisinin en dinamik ve üretken kesimi sanayidir. İhracatımızın % 90′ı sanayi ürünlerinden gerçekleşir. Sanayileşme ile birlikte daha önce dışardan ithal edilen mallar kendi ülkemizde üretilmeye başlanmış ve birçok insana iş alanı açılmıştır. Ayrıca dış ülkelere ihraç edilen ürünlerle ekonomiye büyük katkılar sağlanmaktadır. Sanayileşmeyle ülkemizdeki zengin hammadde kaynakları değer kazanmıştır. Ülkemizde sanayi daha çok tarıma bağlı olarak gelişmiştir. Son yıllarda Türkiye sanayi ülkesi olma durumuna geçmiştir.

Ülkemizdeki sanayi tesisleri dengesiz bir dağılım göstermektedir. Sanayi tesislerinin büyük çoğunluğu Marmara Bölgesi’nde toplanmıştır. Ülkemizde sanayi kolları içinde ilk sıraları dokuma, tekstil, makina ve gıda sektörü alır.

Türkiye’deki Başlıca Sanayi Kolları
Endüstri kollarının dağılışında hammaddeye, enerji kaynağına, pazarlara ve ana ulaşım yollarına yakınlık önemli rol oynar.

A. Besin Sanayisi
Türkiye, bol miktarda ve çok çeşitli tarım ürünleri ürettiği için, besin sanayi de gelişmiş ve çeşitlenmiştir. Besin sanayisi Türkiye’de en yaygın sanayi kollarından biridir.

Un ve Un Ürünleri Sanayisi
Buğday, Türkiye’de üretimi yaygın temel besin maddesidir. Bu nedenle un ürünlerine dayalı sanayi kuruluşları çok fazladır ve yaygındır. Bununla birlikte, un, makarna, irmik, bisküvi gibi hammaddesi tahıla dayalı fabrikalar en çok İç Anadolu Bölgesi’nde ve büyük kentlerde yer almaktadır.

Süt ve Süt Ürünleri Sanayisi
Bu sanayi alanının başlıca ürünleri; Pastörize süt, süt tozu, peynir, tereyağı ve yoğurttur. Süt ürünleri işletmeleri süt üretiminin fazla olduğu ve mandıracılığın yaygın olduğu Trabzon, Edirne, Tekirdağ, Erzurum, Erzincan, Kars gibi hayvancılığın geliştiği yerlerde ve İstanbul, İzmir, Ankara, Adana, Bursa gibi büyük kentlerin çevresinde bulunmaktadır.

Yağ Sanayisi
Ayçiçeği, zeytin, mısır, susam, haşhaş, soya fasulyesi, fındık, keten-kenevir ve pamuktan bitkisel yağ elde edilir. En çok üretilen yağ ayçiçek yağı ve zeytinyağıdır. Zeytinyağı üretiminde Türkiye, Dünya’da ilk sıralarda gelir. Ege Bölgesi’nin kıyı kesimi zeytinyağı sanayisinin en yoğun olduğu alanlardır. Çanakkale, Balıkesir, İzmir ve Gaziantep zeytinyağı üretim merkezleridir. Ayçiçek yağının üretimi en fazla Marmara Bölgesi’nde özellikle Trakya’da yaygın olarak yapılmaktadır.

Konserve Sanayisi
Meyve suyu, konserve, salça fabrikaları daha çok Marmara, Ege ve Akdeniz bölgelerinde yoğunlaşmıştır. Türkiye’de sebze ve meyve konserveciliği ileri bir düzeye geldiği halde, konserve tüketimi beklendiği kadar artmamıştır.

Bunun başlıca nedenleri;
- Halkımızın meyve ve sebzeleri daha çok yaş olarak tüketmesi
- Türkiye’de hemen her mevsimde taze sebze ve meyve bulunması
- Halkımızın önemli bir bölümünün konserve ihtiyacını kendi üretimleriyle (salça yapma, sebze kurutma vb.) karşılamasıdır.

Şeker Sanayisi
Şeker pancarından, küp veya toz şeker elde etmeye dayanan şeker sanayisi, Cumhuriyetin ilk yıllarından beri gelişme göstermiştir. İlk şeker fabrikası 1926′da Uşak’ta kurulmuştur. Şekerpancarı ekim alanları genelde fabrikalar çevresinde yoğunlaşmıştır. Türkiye’nin iklim koşulları şekerpancarı tarımına elverişli olduğu için şeker fabrikaları Türkiye’nin (kıyı kesimleri hariç) hemen her tarafına dağılmıştır. Ağrı, Kırklareli, Burdur, Muş, Afyon gibi yurdun dört bir tarafına yayılmış 30 civarında şeker fabrikası vardır.

Çay Endüstrisi
Türkiye çay işleme tesisleri, Doğu Karadeniz Bölümü’nün kıyı kesimlerinde yoğunlaşmıştır. Fabrikaların büyük çoğunluğu Rize Hindedir. Artvin, Trabzon ve Giresun illerinin kıyı kesimlerinde çay fabrikalarına rastlanır. Diğer tarımsal endüstri kuruluşlarına göre yayılış alanı en dar olanıdır.

B. Tütün ve İspirtolu İçkiler Sanayisi
Türkiye’de üretilen tütünün bir bölümü ihraç edilirken, bir bölümü de sigara fabrikalarında işlenmektedir. Samsun, Tokat, Adana, İzmir, Malatya ve İstanbul’da sigara fabrikaları vardır. Arpa, mısır, çavdar ve üzüm gibi bitkilerden ispirtolu(alkollü) içki imal eden küçük imalathanelerin yanısıra, İstanbul, İzmir, Ankara, Yozgat ve Tekirdağ’da rakı ve şarap fabrikaları vardır.

C. Dokuma, Deri ve Giyim Sanayisi
Türkiye’de işyeri ve çalışan işçi sayısı bakımından dokuma, deri ve giyim sanayi ilk sırada yer almaktadır.
Dokumacılık sanayisinin ülkemizde en gelişmiş kolu pamuklu dokumadır. İç pazar, ihtiyacını karşıladığı gibi ihracata da yönelmiştir. Pamuklu dokuma üreten büyük fabrikalar İstanbul, Adana, Antalya, Tarsus, İzmir, Nazilli, Aydın, Manisa, Kayseri, Karaman, Konya Ereğlisi, Malatya, Erzincan ve Adıyaman’da bulunmaktadır.

Yünlü dokumacılık; Daha çok iç pazar için üretim yapmaktadır ve fazla gelişmemiştir. Bu alanda üretim yapan büyük fabrikalar İstanbul, Hereke, Bursa, İzmir, Uşak ve Kayseri’dedir.
Örme işleri (trikotaj); Başta İstanbul olmak üzere büyük kentlerdeki atölyeler de yapılmaktadır. Kazak, çorap, iç çamaşırı başlıca trikotaj ürünleridir.

İpek dokumacılığı; Gemlik, Bursa ve İstanbul’da toplanmıştır. Suni ipek kullanımının giderek yaygınlaşması üzerine ipek dokumacılığı gerilemektedir. Ancak son zamanlarda ipek halı ticareti ipek dokumacılığını biraz da olsa hareketlendirmiştir.

Hazır giyim sanayisi (konfeksiyonculuk); Son yıllarda büyük gelişme göstermiştir. Başta İstanbul olmak üzere, Bursa, İzmir, Ankara ve Adana’da büyük fabrikalar vardır.
Ülkemizde dokumacılığın önemli üretim, alanlarından biri de halıcılıktır. Gerek el yapımı, gerekse makina üretimi halılarımız çok ünlüdür. Kula, Uşak, Gördes, İsparta, Bünyan, Konya, Sivas, Hereke başlıca halı üretim merkezleridir. El halıları daha çok Avrupa ve A.B.D’ye, makina halıları ise Orta Doğu ülkelerine ihraç edilmektedir.

Deri ürünleri sanayi; istanbul’da yoğunlaşmıştır. Deri sanayi tesisleri İstanbul, İzmir, Kayseri, Erzincan ve Erzurum’da toplanmıştır.

D. Maden Sanayi
Madenlerin yer altından çıkarılması ve onların mamul veya yarı mamul hale getirilmesi faaliyetleridir. Maden sanayisinde, ilk akla gelen demir-çelik fabrikalarıdır. Türkiye’de kurulan ilk demir-çelik tesisi Kırıkkale’de hizmete girmiştir. Bu tesis daha sonra Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu’na devredilmiştir. Kırıkkale’deki fabrikada silah, çelik, pirinç, elektrik makinaları ve barut üretilmektedir.

Türkiye’de bu alanda kurulan ikinci önemli tesis Karabük Demir-Çelik Fabrikası’dır. Daha sonra Ereğli Demir-Çelik Fabrikası ile İskenderun Demir-Çelik Fabrikası işletmeye açılmıştır. Batı Karadeniz Bölümü’ndeki Karabük ve Ereğli Demir-Çelik fabrikalarının yanında demir madeni çıkarılmadığı halde demirin işlenmesinde enerji kaynağı olarak kullanılan taşkömürünün burada olmasından dolayı fabrikalar bu bölüme kurulmuştur.

Demir-çelik fabrikalarının dışında Seydişehir’deki alüminyum, Elazığ ve Antalya’daki ferro-krom, Ergani, Murgul ve Samsun’daki bakır tesisleri önemli maden sanayi tesislerimizdir.

E. Makine Sanayi
Savunma sanayine ait araçlar, elektrikli makineler, kara, demir, deniz ve hava yolu ulaşım araçları makine sanayinin başlıca kollarını oluşturur. Türkiye’de makine sanayinin en gelişmiş kolu otomotiv sanayidir. Bu sanayide traktör, kamyon, kamyonet, minibüs, |N otomobil gibi ulaşım araçlarının üretimi gerçekleştirilir. 1950′lerden sonra montajla başlayan otomotiv sanayisinde 1970′lerden sonra yerli üretim artmıştır. Otomotiv sanayisi Bursa, İstanbul, İzmit, Adapazarı, Adana, İzmir ve Gaziantep illerinde yoğunlaşmıştır. Ülkemizde demiryolu araçları üretimi Eskişehir, Adapazarı ve Ankara illerinde yapılmaktadır. Ülkemizde gelişme gösteren sanayi kollarından biri de gemi yapımıdır. Bu sektöre ait tersaneler İstanbul, İzmit ve İzmir’de yoğunlaşmıştır.

F. Kimya Sanayi
Üretim alanlarının çok çeşitli oluşu nedeniyle kimya sanayi ilaç, suni gübre ve petro-kimya sanayi gibi bölümlere ayrılarak incelenebilir. İlaç sanayi İstanbul, İzmir ve Ankara’da faaliyet göstermektedir. Suni gübre sanayi, Kütahya, İskenderun, İzmit, Elazığ, Gemlik, Samsun, Karabük, Bandırma, Mardin (Mazı dağı) ve Mersin’de gelişmiştir.

Petrol rafinelerinin yakınlarında kurulan ve hammaddesi petrole dayalı ürünler imal eden petro-kimya endüstrisi kuruluşları da Batman, Mersin, İzmir, İzmit ve Kırıkkale çevresinde yoğunlaşmıştır. Batman Rafineri’sinin kurulmasında hammaddeye yakınlık etkili olurken diğerlerinin kuruluş yerlerinin belirlenmesinde ulaşım ve pazar şartları etkili olmuştur.

G. Orman Endüstrisi
Odunun hammadde olduğu en önemli üretim alanı kağıt endüstrisidir. Türkiye’de kâğıt üretimi tüketimi karşılamadığı için kağıt ihtiyacının bir kısmını ithalat yoluyla karşılar. Sanayileşmiş ülkelerin çoğunda, hammadde kaynaklarının önemli bir bölümünü kullanılmış kâğıt oluşturmaktadır. Böylece, orman kaynakları korunduğu gibi, çevre kirlenmesine de daha az meydan verilmiş olmaktadır. Ülkemizde bir yıllık bitkilerden kâğıt üretilebilecek tesislerin kurulması ve kâğıt üretiminde kullanılmış kâğıt kullanım oranının arttırılması yolunda çalışmalar sürdürülmektedir.
Batı Karadeniz Bölümü’nde Bolu, Kastamonu ve Sinop çevresinde orman sanayisi oldukça gelişmiştir. Bu durum hammaddeye yakınlıkla ilgilidir.

Başlıca kâğıt fabrikaları:
- Giresun-Aksu
- Zonguldak-Çaycuma
- Muğla-Dalaman
- Afyon-Çay
- Kastamonu-Taşköprü
- Silifke-Taşucu
- Balıkesir’de bulunmaktadır.

H. Çimento, Cam, Seramik Endüstrisi
İnşaat sektörünün gelişmesi ile çimento endüstrisi hızlı bir gelişme göstererek tüm yurda dağılmıştır. Çimentonun ham maddesi her yerde bulunduğundan ve tüketimi fazla olduğundan fabrikaları ülkemizin her bölgesinde mevcuttur. Üretilen çimento ülke ihtiyacını karşıladıktan sonra bir kısmı da ihraç edilmektedir. Çimento ihracatı en çok Orta Doğu ve Afrika ülkelerine yapılmaktadır.

Çimentonun yanısıra tuğla ve kiremit üreten fabrikalar da kurulmuştur. Kaliteli tuğla ve kiremit üreten fabrikalar Samsun, Eskişehir, Adapazarı, İzmir, Manisa, İstanbul, Tekirdağ, Konya’da kurulmuştur. İnşaat sektörünün gelişmesi sonucu ortaya çıkan bir diğer endüstri kolu da seramik endüstrisldir. Çanakkale (Çan), Bilecik (Bozüyük), Kütahya, Tekirdağ, Bursa(İznik) seramik endüstrisinin yoğun olduğu yerlerdir. Cam sanayi tesisleri ise daha çok İstanbul, Gebze, Mersin, Kırklareli, Denizli’de toplanmıştır. Cam ürünlerinin bir kısmı ihraç edilir.


KAYNAK: BİLGİUSTAM


Daha Fazla Bilgi:


Alıntı
MaVi CeNnEt adlı kullanıcıdan alıntı

1. Hammadde

Sanayide üretim yapılabilmesi için hammaddenin olması gerekmektedir. Ülkemizde hammadde kaynakları ile sanayi kuruluşları arasında son derece sıkı bir ilişki mevcuttur.

Örneğin, unlu gıda sanayii İç Anadolu’da, dokuma sanayii Adana, İzmir, Denizli çevresinde, zeytin yağı sanayii Ege kıyılarında, boya, plastik ve lastik fabrikaları rafineri kenarlarında yaygınlık göstermektedir.

2. Sermaye

Sanayi tesisleri büyük sermayelerle kurulmaktadır. Bu nedenle, sermayenin, yani paranın biriktiği veya fazla olduğu bölgelerde sanayinin kuruluşu daha kolay olmaktadır.

Sermaye birikimi fazla olduğundan Marmara, Ege ve Akdeniz bölgelerinde sanayi yatırımları daha fazladır. Türkiye’de sanayinin gelişmesinde en büyük etken sermayedir. Sermayemiz yeterli olmadığından, ülkemizde yabancı sermayenin girmesi için kolaylıklar sağlanmaktadır.

3. Enerji

Fabrikaların çalışması için enerji gerekmektedir. Bunun için, taşkömürü, petrol, linyit gibi kaynaklardan yararlanılır. Ülkemizde petrol, taşkömürü, doğal gaz gibi enerji kaynaklarının çoğu dışarıdan temin edildiğinden önemli bir döviz çıktısına neden olmakta, bu durum sanayileşme hızını azaltmaktadır.

4. İş Gücü ve Teknik Eleman

Sanayi tesislerinin çalışması ve üretimin artması yönünden iç gücüne ihtiyaç vardır.

Ülkemizde iş gücü ihtiyacı rahatlıkla karşılanabilmekte, hatta dış ülkelere bile gönderilmektedir. Fakat, ülkemizde bazı sanayi kollarında teknik eleman henüz tam olarak yeterli değildir.

5. Ulaşım

Sanayinin ihtiyacı olan hammadde ve mamül maddenin taşınması faaliyetlerine ulaşım denir. Hammaddenin fabrikalara taşınması ve üretildikten sonra pazarlara taşınması yaygın ulaşım ağıyla mümkündür. Ülkemizde, sanayi tesisleri, genelde önemli ulaşım yolları kenarlarında ve limanlara yakın yerlere kurulmuştur. İstanbul, İzmir, Mersin, Adana gibi merkezlerin çok gelişmesi ulaşımla çok yakından ilişkilidir.

6. Pazar

Üretilen her türlü sanayi ürününün satılması gereklidir. Bu bakımdan sanayi tesislerinin kurulmasında diğer etkenlerin yanında nüfusun kalabalık olduğu, tüketimin fazla olduğu sahalar tercih edilmektedir. Örneğin, batı bölgelerinde nüfus fazla olduğundan ürünlerin pazarlanması kolay olurken doğu bölgelerinde nüfus az olduğundan ürünlerin pazarlanması zor olur. Bu durum sanayi tesislerinin buralarda kurulmasını zorlaştırmaktadır.

7. Yüzey Şekilleri

Sanayi tesisleri, genelde düz sahalarda daha kolay kurulabilmektedir. Dağlık ve engebeli yerlerde sanayinin kurulması zordur.


Son düzenleyen ahmetseydi; 4 Mart 2015 09:48
tekstilci - avatarı
tekstilci
Ziyaretçi
4 Mart 2015       Mesaj #3
tekstilci - avatarı
Ziyaretçi
merhaba..

çorap fabrikası kurmam gerekiyo..bunun için hangi il seçmem gerekiyo neden? yardımcı olursanız sevinirim..

Benzer Konular

2 Mart 2011 / diLemma Cevaplanmış
11 Ağustos 2010 / Misafir Cevaplanmış
21 Ocak 2012 / asi hayat Soru-Cevap
14 Kasım 2011 / Misafir Soru-Cevap
12 Ekim 2012 / Misafir Soru-Cevap