Cevap Yaz Yazdır
Gösterim: 30.108|Cevap: 4|Güncelleme: 19 Haziran 2016

Judo Nedir? Judo

23 Haziran 2009 21:19   |   Mesaj #1   |   
ThinkerBeLL - avatarı
VIP VIP Üye

Judo Nedir? Judonun Genel Kuralları Nelerdir?


MsXLabs.org & Temel Britannica


Sponsorlu Bağlantılar
Ad:  judo-1.jpg
Gösterim: 74
Boyut:  26.7 KB
Bazı bakımlardan güreşe benzeyen judo, eski bir Japon dövüşü olan jiu jitsu'dan doğmuştur. Dövüş sanatı denen öbür Uzak­doğu sporları da judo ve karate gibi jiu jitsu tekniklerine dayanır.
Jiu jitsunun Japonya'ya 12. yüzyılda Çin'den geldiği sanılmaktadır. Bu dövüş yöntemi­ni Japonlar'a, silahlı haydutlara karşı korun­makta ustalaşan keşişler tanıtmıştı. Samuray denen Japon savaşçıları savaş sırasında silah­sız kaldıklarında, kendilerini jiu jitsuyla savu­nurlardı. Ayrıca silahsız bir düşmana karşı, silah kullanmayı yiğitliğe yakıştırmadıkların­dan, silahsız düşmanlarına karşı da aynı yön­temle mücadele ederlerdi.
Jiu jitsuda yumrukla, tekmeyle, dizle vu­ruşlar, kemik ve eklemlere uygulanan kilitle­me ve tutuşlar, fırlatma ve kısa süreli baygın­lığa neden olan boğma gibi yöntemler vardır. Jiu jitsuyu güreşten ayıran temel özellik rakibe karşı konmaması, direnilmemesidir. İki kişinin birbirini ittiğini düşünelim. Bu durumda büyük bir olasılıkla, güçlü olan kazanacaktır. Ne var ki, rakiplerden biri birdenbire arkaya ya da yana doğru çekilirse, hâlâ ilerlemesini sürdüren kişi, hızını alama­yarak kolaylıkla düşecektir. Jiu jitsudaki te­mel ilke, bu örnekte olduğu gibi, rakibin hamlesini kendi yararına kullanmaya dayanır.
Judoyu geçen yüzyılda Japon jiu jitsu ustası Kano Cigoro (1860 - 1938) geliştirdi. Bir spor olarak jiu jitsunun olanaklarını gören Kano, atış ve tutuş tekniklerini gözden geçirerek tehlikeli olanları çıkardı. Böylece Çince'de "ince yol ya da yumuşak yöntem" anlamına gelen judo bir spor dalı olarak ortaya çıktı. Kano Cigoro 1886'da da Tokyo'da bir judo okulu kurdu. Uluslararası Judo Federasyonu ise 1952'de kuruldu.
1964'ten beri olimpiyatlarda yer alan judo, pek çok ülkede yaygın bir spor dalıdır. Bunun yanında kendini savunma yöntemi olarak da öğrenilmektedir. Amaç rakibi, omuzdan ya da kalçadan savurmak, yerde hareketsiz bı­rakmak, kol eklemlerine ya da boynuna basınç uygulamak gibi tekniklerle yenmektir.
Judocuların yetenekleri olağandışı görünse de bu sporda gizemli bir yan yoktur. Aynı becerileri edinmiş iki kişiden güçlü olan zayıfı yener. Ama zayıf olan daha ustaysa dövüşü kazanma şansı yüksektir. Judoda beceri, an­cak sürekli eğitim ve çalışmayla kazanılır.
Judoda ilk önce "düşüş" öğrenilir. Bunun için bedenin yere çarpmasından hemen önce, kolun parmak uçlarından koltuk altına kadar olan iç yanı üzerine düşülür. Böylece düşüşün şoku bütün vücut yerine, kola kaydırılır ve acı duyulmaz.
Judo eğitimi üç basamaktan oluşur. İlk basamakta, öğrenilen atma teknikleri, rakibi gerçekten fırlatmadan geliştirilir. İkinci aşa­mada judocular öğrendikleri çeşitli atma, tutma ve kilitleme tekniklerini kullanarak birbirlerini yenmeye çalışırlar. Gerçek karşı­laşmalar üçüncü aşamada başlar.
Judo karşılaşmalarında kullanılan minder 16x16 metredir; ortasında 10x10 metrelik bir dövüş alanı bulunur. Judoka adı verilen judocular, ikisi de dayanıklı beyaz kumaştan yapılmış pantolon ve önü açık bol ceketten oluşan bir giysi giyerler. Judogi denen bu giysinin beline bir kuşak bağlanır. Judocular dövüşe başlamadan önce birbirlerini Japon geleneklerine göre eğilerek selamlarlar. Sırtı­nı yere getirdiği rakibini 30 saniye öylece tutan ya da boğma ve kilitleme gibi yöntem­lerle pes ettiren judocu maçı kazanır. İppon denen tuş durumunun gerçekleşmemesi ya da rakibin pes etmemesi durumunda maç normal süresinde biter ve kimin kazandığı alınan puanlara göre belirlenir.
Judo öğreniminde varılan başarı derecesi, bele bağlanan kuşağın rengiyle belirtilir. Us­talaşana kadar altı derece vardır. Yeni başla­yandan ustaya doğru kuşakların renkleri be­yaz, san, turuncu, yeşil, mavi ve kahverengi­dir. Bundan sonra ustalık belirtisi olan siyah kuşak gelir. Siyah kuşağın üzerindeki ustalık derecelerine dan adı verilir.

Türkiye'de Judo

Ad:  judo-2.jpg
Gösterim: 44
Boyut:  6.4 KB
Ülkemizde ilk kez askeri okullarda öğretilen judo 1960'larda yaygınlık kazandı. Özellikle subay öğretmenlerin öncülüğünde yürütülen judo çalışmaları önce Güreş Federasyonu'na bağlandı; 1966'da ise Judo Federasyonu ku­ruldu. İlk Türkiye şampiyonası 1967'de yapıl­dı. Hollandalı, Japon ve Koreli antrenörlerin katkısıyla 1970'te kurulan ulusal judo takımı aynı yıl Uluslararası Judo Şampiyonası'na katıldı. 1983'e kadar özellikle Balkan şampi­yonalarında önemli başarılar elde eden Türk judocular o yıldan sonra gerilediler. Ama 1988 Balkan Judo Şampiyonası'nda 4 altın, 3 bronz madalya kazanarak yeniden başarılı oldular.
Son düzenleyen _Yağmur_; 19 Haziran 2016 17:46
Diğer Konular:
Blue Blood
15 Ekim 2009 20:26   |   Mesaj #2   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi

Judo


Ad:  judo-7.jpg
Gösterim: 59
Boyut:  13.0 KB
Japonya kaynaklı bir dövüş sanatı ve bir spor dalıdır. Judo, Jujutsu dan gelistirilmiş ve temel ilkeleri 1882'de Dr. Jigoro Kano
tarafından tanımlanmıştır. Japon modern dövüş sanatlarının ilk örneği olmuştur. Gentai Budo (Modern Dövüş Sanatları) geleneksel Japon dövüş sanatları okulları (Koryu) ilkelerinden geliştirilmiştir.

Tarihçe ve Felsefe


Judonun ilk dönemlerinin eskileşmiş bilgiler, eski kafalar ve onun temellerini atmış olan matematik öğretmeni Kano Jigaro (1860-1938) (Japonca'da soyadı önce gelir) tarihçesi birbirinden ayrı düşünülemez. Kano yapılacak işi olan bir ailede doğmuştu. Dedesi Japonya merkezindeki Shinto Bölgesinde kendi geçimini sağlayan bir sake üreticisiydi. Kano'nun babası en büyük evlat olmağı için işi devralmadı ve bir Shiton Rahibi ve Devlet Memuru olup, oğlunun Japonya İmparatorluk Üniversitesindeki ikinci senesine devam etmesini sağlayacak yeterli feyzi oğluna verdi. Kano 17 yaşında iken Jujutsu ile başladı, o zamanlarda bayındır bir sanattı, ama kendisini ciddiye alacak bir hoca bulmanın da zorluğu ile az bir ilerleme gösterdi. 18 yaşında edebiyat öğrenmek için gittiği üniversitede, dövüş sanatı çalışmalarını sürdürdü, sonunda yaşayan en yaşlı Kano öğrencisi ve sayılı bir Japon/Amerikalı Judoka olan Keiko Fukuda'nın Atası ve Tenjin Shinyo Ryu ustası Hachinosuke Fukuda'nın öğretilerini benimsedi. Fukuda Judo'da biçimsel idmanların üzerine önemli bir tekniğe sahip olmanın, Kano'nun vurguladığı randori veya serbest judo çalışmanın tohumlarını ektiğini söylemiştir. Kano, Fukuda'nın Okuluna katıldıktan bir yılı aşkın bir süre sonra Fukuda hastalandı ve öldü. Sonrasında Kano, biçimsel katalara Fukuda'dan daha çok önem veren Masatomo Iso'nun Tenjin Shinyo okuluna katıldı. Kano kendisini adayıp kısa zamanda shihankata guruma, uki goshi gibi teknikler geliştiriyordu. Fikirleri çoktan Kito ve Tenjin Shinyo Ryu' nun ilkelerini genişletmenin ötesine geçmişti, yeni gayeler ile doluydu, kısmen eğitiminin bir sonucu olarak, sağlam bilimsel ilkelere dayanan tekniklerle ve dövüş sanatlarındaki ilerlemeye ilaveten genç insanların kafa, karakter, vücut gelişimine önem vererek, kafasında jujutsuyu yeniden biçimlendirmişti. Kano 22 yaşında üniversiteyi bitirdikten hemen sonra, Eishoji Tapınağında kendi himayesinden jujutsu çalışmak için Iikubo'nun okulundan 9 öğrenciyi yanına aldı. Yerleri bu isimle anılmadan önce iki yıl geçti, Kano henüz Kito ryu da usta unvanını almamıştı, Iikubo öğretime yardım için haftada üç gün tapınağa geldi. Kodokan yani usta unvanını alıp Iso'nun yardımcısı olduğunda 21 yaşında idi. Iso'nun da hastalanması üzerine daha öğrenmesi gereken çok şey olduğunu düşünen Kano, başka bir stil daha edindi, Kito Ryu hocası Tsunetoshi Iikubo'nun öğrencisi oldu. Fukuda gibi likubo da serbest çalışmadan daha önemli olduğuna inanıyordu ve diğer yandan Kito Ryu fırlatma tekniklerine Tenjin Shinyo Ryu dan çok daha üst derecede önem veriyordu. Bu zaman içinde, Kano , veya "yolu öğrenmek için mekan" böyle kuruldu. Judo kelimesi, nazik olmak veya yol vermek anlamına gelen "ju" ve yaşamın yolu anlamına gelen "do", kanjilerinden türetilmiştir. Kelime karşılığı "nezaket yolu" veya "yol verme yolu" dur, "esneklik yolu", "uyum yolu", "bükülme yolu" şeklinde isimlendirildiği de olur (ju: kibar, nazik; do: yol, öğreti: nezaket yolu).

Kemer Renkleri ve alınış şekilleri


Judokaları teşvik etmek amacıyla her 4 ayda bir sınav yapılarak bir üst kuşağa geçmeye imkan verilir.Kyu(öğrencilik)devresi 6 kemer renginden oluşur. Roku Kyu 6.sınıf Beyaz Kemer Go Kyu 5.sınıf Sarı Kemer Yo(Yon) Kyu 4.sınıf Turuncu Kemer San Kyu 3.sınıf Yeşil Kemer Ni Kyu 2.sınıf Mavi Kemer İk Kyu 1.sınıf Kahverengi Kemer Bu devreleri geçiren sporcu çetin bir imtihandan geçerek (DAN) ustalık derecesi olan Siyah Kemeri almaya çalışır.Dan alacak kişinin tüm teknikleri sağlı ve sollu olarak yapması,kombine ve kontraatakları bilmesi gerekir. Ustalık dereceleri 10 adettir.. 1. Sho Dan Siyah Kemer 2. Ni Dan Siyah Kemer 3. San Dan Siyah Kemer 4. Yon Dan Siyah Kemer 5. Go Dan Siyah Kemer 6. Roku Dan Siyah Kemer 7. Shichi Dan Kırmızı-Beyaz 8. Hachi Dan Siyah bağlayabilir 9. Ku Dan Kırmızı 10.Ju Dan Siyah bağlayabilir JUDO'nun Prensip ve Esasları 1999-Prof.Dr.İbrahim ÖZTEK.Derleyen, Dr.Gündüz ATİK 3.DAN

Judo'nun çarpışma teorisi


Judo çarpışmanın iki safhadan oluştuğunu varsayar, ayakta / tachi waza ve yer / newaza safhası. İlgilerine göre bazı judokalar bir safhada diğerine göre daha üstünken, birçok judoka her iki safhaya da eşit ağırlık verir. Ayaktaki safha Ayaktaki safha başlangıç safhası olarak kabul edilen safhadır, rakipler birbirlerini yere atmaya çalışırlar.Rakibi ayaktayken sırt üstüne düşürmek maçı kazanmaktır (İPPON-Tam puan). Yer safhasında ise rakibini belirnenen süre içerisinde , yerden kalkamayacak şekilde sabit tutarak puan alma safhasıdır. (Wazaari almış sporcu 20 saniye,diğer tekniklerle yere atış sonrasında ise 25 saniye tutuş yapılırsa, İPPON-Tam puan ile maç kazanılır). Ayakta rakibini yere atarak puan alma şekilleri; KOKA, YUKO, WAZAARİ adı altında Japonca terimlerle ifade edilir.

Kıyafet


Judoka (Judo öğrencileri) Judo çalışmak için Judogi (Japonca Judo kıyafeti) ismi verilen beyaz,özel örgülü, keten kıyafetler giyerler. Judogi, uçkurlu bir beyaz keten pantolon ve kyu veya dan seviyenizi gösteren renkli bir kemer ile bağlanmış beyaz kapitone ceketten oluşur. Ceket, boğuşma ve fırlatmalarda oluşacak gerilmelere göre yapılmıştır ve sonuç olarak Karategi'den (karate kıyafeti) daha kalındır. Müsabakalardan önce, hakem ve yardımcı hakemlerin kolay ayrım yapabilmesi için, bir judoka mavi bir judogi ile tatami'ye(minder) çıkartılır. Yeterli mavi judogi olmadığı durumlarda, bir judoka'ya renkli(mavi) diğer judoka'ya ise beyaz bir kuşak verilir.
Judogi 3 kısımdan oluşur.
  • UWAGİ: Judoginin ceket kısmına verilen addır.
  • SHATAGİ (STABAKAMA): Judoginin pantalon kısmına verilen addır.
  • OBİ: Judo kemerine verilen addır.

Teknikler


Çoğu döğüş sanatı gibi vuruşlar yerine boğma, fırlatma (nage), denge bozma (kuzushi) üzerine kuruludur.Bütün judo teknikleri 3 kategoride toplanır. Her kategori kendi içinde bölümlere ayrılmıştır.
  • NAGE WAZA Fırlatma teknikleri
  • KATAME WAZA Tutma, yakalama teknikleri
  • ATEMİ WAZA Vuruş teknikleri
A-NAGE WAZA
  • a-Tachi Waza Te Waza
  • Koshi Waza
  • Ashi Waza b-Sutemi Waza
  • Ma sutemi Waza
  • Yoko Sutemi Waza
B-KATAME WAZA
  • a-Ne Waza
  • Osea Waza b-Shime Waza
  • c-Kansetsu Waza
C-ATEMİ WAZA
  • a-Ude Ate b-Ashi Ate oiçi gayri koiçi gayri

Son düzenleyen _Yağmur_; 20 Haziran 2016 07:47
Mavi Peri
15 Ağustos 2012 05:54   |   Mesaj #3   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi

Judo


Özellikle savunma amacıyla yapılan ve çevikliğin büyük rol oynadığı bir çeşit Japon güreşi. Silâhsız savunmayı sağlayan jiujitsudan geliştirildi. 1882'den sonra bir spor ve beden eğitimi yöntemi olarak yayılmaya başladı. 1930'da Japonya'da ilk ulusal judo şampiyonası, 1951'de ilk Avrupa Şampiyonası, 1956'da da ilk Dünya Şampiyonası yapıldı. 1964 yılında Olimpiyat Oyunları arasına alındı. Karşılaşmalar çeşitli ağırlık kategorilerinde yapılır. Kategoriler şöyledir: Hafif (63 kg.dan aşağı), küçük orta (63-70 kg.), orta (70-80 kg.), yarı ağır (80-93 kg.), ağır (93 kg.dan yukarı). Judo giysisi dayanıklı bir bezden yapılmış gömlek ve pantolondan oluşur. Bele bağlanan kuşağın rengi oyuncunun ustalık derecesini belirtir (acemiler için beyaz, sonra sarı, turuncu, yeşil, mavi, kahverengi, siyah).

MsXLabs.org & MORPA Genel Kültür Ansiklopedisi
Son düzenleyen _Yağmur_; 19 Haziran 2016 17:38
tayfu
20 Mayıs 2014 20:07   |   Mesaj #4   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi

Judo nedir?


Öncelikle el, kol, bacak ustalıkları olmak üzere çeşitli vücut hareketleriyle, silahsız olarak, rakibini alt etme sporu. Bu sporda çeviklik büyük ölçüde bir etkendir. Fiziki olarak zayıf olan kişiler yeteri kadar judo biliyorsa kendisinden çok daha kuvvetli olan kişileri yenebilir. Judo, Japonların milli sporu olup, sporda müstakil bir branştır.
Jiu-jitsu adı verilen, silahsız olarak çeşitli savunma yollarını öğreten, kavga sporundan faydalanılarak ortaya çıkarılan judo 1860 yılında doğan Jigora kano tarafından bulunup geliştirildi.
Vücut yapısı zayıf olan Kano bu eksikliğini gidermenin yollarını aradı. Tokyo Üniversitesinde Jiu-jitsu derslerine katıldı. Bunların metodlarında bir eleme yaptı. Geri kalanları judo adını verdiği bir teknikle geliştirdi. Vücut kadar kafayı çalıştırmayı da gaye edinen bu spor, güçlü bir rakibin elinden kurtulup onu yere vurmayı amaç ediniyordu. Kano 1882 yılında Kadakon Okulunu kurdu. Judo 1882 yılından sonra dünyaya büyük bir hızla yayılmaya başladı. Yarışmalarda Buda felsefesinin ilkeleri uygulanırdı. Judoyu öğrenen sporcu başlangıçta her şeyden önce onun törelerine, geleneklerine uyarak yetiştirilirdi.
Judonun başlıca giyimi sağlam bezden bir ceket ve pantolondan ibaret olan kimonodur. Bu elbisenin beline judocunun ustalık derecesinin işareti olarak renkli kuşaklar sarılır. Kuşaklar sırasıyla; beyaz, sarı, truncu, yeşil, mavi, kahverengi ve siyahtır. Judoda kuşanılan kuşakların en yükseği siyah kuşak olup, bu sporun ustalarına verilir.
Judo yapılan yere dojo adı verilir. Düşünceye dalma anlamına gelir. Kalın bir keçe veya hasır üstüne iyice gerilen branda bezi üzerinde yapılır. Müsabakaların süresi 3 ila 20 dakika arasında değişir. Bir ipona (sayı) kazandıran hareketi yapan sporcu müsabakayı kazanır. Galip gelmeyi sağlayan durumlar, rakibi sırt üstü yere vurmak, otuz saniye yerde tutmak, kol, bacak bükmek veya boynunu sıkıp müsabakayı bırakmasını sağlamaktır.

En önemli oyunlar fırlama, hareketsiz bırakma, burgu, kle takma ve boğmadır. Judo’da hareketlerin anlamı şunlardır:
1. Karşısındakini savurmak veya yere sermek (Nega-Waza).
2. Karşısındakini yerde hareketsiz duruma sokmak (Osae-Waza).
3. Bir organ çıkması meydana getirebilecek ve solunumu güçleştirecek hareketlerle ve karşısındakini dikey ve yatay durumda hareketsiz tutmak (Kwansetsu-Waza ve Shime-Waza).
4. Kol ve bacakla karşısındakinin belirli bazı noktalarına vurmak (Ate-Waza).
Yarışmalarda Ate-Waza yasak edilmiştir. Tokyo’daki Kodokan Okulu dünyada judonun merkezi olarak kabul edilir.
Judoda Japonlar, 1961 yılına kadar kendi memleketlerinde yapılan dünya şampiyonluklarını, rahatlıkla kazandılar. 1961 yılında dünya şampiyonluğunu bir Hollandalının kazanması, judonun bütün Avrupa’da yayılmasına sebep oldu. Judo 1964 senesinde olimpiyat oyunlarına dahil olunca beynelmilel ehemmiyeti bir kat daha arttı.
Son düzenleyen _Yağmur_; 19 Haziran 2016 17:38
19 Haziran 2016 17:36   |   Mesaj #5   |   
_Yağmur_ - avatarı
SMD MsXTeam

JUDO [Jiu-jitsu]

Ad:  Juda Nedir.jpg
Gösterim: 63
Boyut:  37.7 KB

Silahsız olarak savunma esasına dayanan bir spordur. Japonların millî sporu olan judo, 1650’de Çin Gen – Pin adında bir Çinli tarafından geliştirilmiş, Japonya’ya geçmiştir. Japonlar 1964’te Tokyo’da yapılacak Olimpiyat Oyunları’nın programına judoyu da koymuşlardır.

Sponsorlu Bağlantılar
Judo, Japonya’da okullarda ve orduda gençlere öğretilir. Birçok memleketlerin polis memurları, Amerikan ordu mensupları da judoyu öğrenmek zorundadırlar. Yurdumuzda da judo özellikle 1960’lı yıllardan sonra yayılım göstermiş ve günümüzde yaygın bir şekilde yapılan bir spordur.

Judo; halk arasında “Japon güreşi” diye de anılan bir Uzakdoğu sporudur. Önceleri yalnız Buda tapınaklarında ve rahipler arasında kutsal bir anlam içinde yapılan bu spor, daha sonra tüm Japonya’ya yayıldı. “Aba Güreşi”nden önce “Kumi-Uchmu”nin, sonra da “Jiu-Jitsu” sunun doğduğu kabul edilir. Bu spora bugünkü biçimine kazandıran Jigara kano adlı bir Japon üniversite öğrencisidir. 1880’de Japonya’da doğan Judo, 1945’ten sonra bütün dünyaya yayıldı ve yüzyılımızın en ilgi gören spor dallarından biri oldu. Günümüzde, dünyada en az 8 milyon kişinin judo sporu yaptığı bilinmektedir. 1956’dan bu yana iki yılda bir düzenlenen dünya şampiyonalarının yanı sıra, 1964’te olimpiyat oyunları programına alındı.

Judo’nun Tarihçesi


Japonya’daki egemen dinler Şinto ve Budizm’dir. Judo, Jujutsu’dan doğan spor dallarından biridir. Jujutsu ve Judo Çin karakteri ile yazılan kelimeler olup Ju her ikisinde de ‘Yumuşaklık’ veya ‘Yol verme’, Jutsu ‘Sanat Çalışma’, ‘Do’ ise ‘Prensip’ veya ‘Yol’ anlamına gelmektedir.Jujutsu ‘Yumuşaklık Yolu’, Kodokan ise ‘Yolu Çalışma Okulu’ demektir. Judonun amacı, zihinsel ve ahlaki disiplin yoluyla sağlam karakterli insan yetiştirirken vücudu kuvvetli, faydalı ve sağlıklı yapmaktır. Judoda birinci kural, kuvvete karşı koymadan rakibin kuvvetinden yararlanmak, ikinci kural ise şiddet kullanmamaktır. Judo bu tür kuralları bedensel ve zihinsel enerjiden en üstün ve en uygun bir şekilde kullanabilme yöntemini öğretirken, bunu yaşamın her döneminde de kullanmasını sağlar

JUDO'DA UYULMASI GEREKLİ KURALLAR

Ad:  judo-2.jpg
Gösterim: 68
Boyut:  20.8 KB

Judo antrenman ve müsabakaları yazılı kalıplaşmış kurallara göre yapılır. Bunun yanında yazılı olmayan fakat yazılı kurallar kadar önemli olan bazı kaideler vardır. Bunlar ; Judo tehlikesiz olmasına rağmen dikkatsizlik anında tehlikelidir. Bunu için sıkı disiplin ve nefis kontrolü gerekmektedir.

Judoyu bir insanın kendi başına yalnız öğrenememesidir. Judo tecrübeli ve bu konuda belirli, köklü eğitimciler tarafından verilir. Kendimiz, maharet, akıl ve kuvvetimizi karşımızdaki judoka'ya karşı kullanarak olgunlaştırırız, dolayısıyla ilerlememiz Hocalarımıza ve beraber antrenman yaptığımız bütün judokalara karşı saygılı, düşünceli olmalı ve ne kadar iyi bir judoka olursak olalım elde ettiklerimizi göz önünde bulundurarak alçak gönüllülüğü kaybetmemeliyiz.

JUDO' nun zihni ve fiziki bir terbiye olduğunu daima hatırlamalı ve bu noktaya gereken ciddi önemi vermeliyiz. Muaşeret judoya olan hayranlığımızın bir neticesi olmaktan ziyade judonun bir parçasıdır. İşte bu yüzdendir ki judoya başlayanlar bu geleneksel Muaşereti öğrenmelidir. Bu sebeple Yukarıdaki hususları aşağıda daha geniş olarak açıklayacağız.

Disiplin :
Burada en önemli nokta judoka' nın kendine hakim olabilme yeteneğidir. Judokalar antrenman ve çalışmalarda sinirlerine hakim olmalıdır. Eğer çok sinirlenmeye başladıklarını hissederlerse çalışmayı durdurmalı ve DOJO' YU terk etmelidirler. Kuvvet gösterileri bir zaaftır ve buna asla müsaade edilmemelidir.Dojo'nun Bir idarecisi yoksa orada bulunanlardan yüksek derecede (Yüksek kemere sahip) olan Judoka salonun otomatikman idarecisi olur. Onun emir ve talimatları tartışılmadan yerine getirilmelidir.

Atmosfer:
Dojo fiziki ve aynı zamanda zihni terbiyenin yapıldığı salondur. Dolayısıyla gerekli ciddi atmosfer üzerinde ısrarla durulmalıdır, bu sebeple Dojo ya giren, çıkan her judoka tarafından geleneksel ayakta selam ( Tachi-Rei ) şekli tekrarlanır. Dojo içerisinde büyük selam ( Za-Rei )veya küçük selam ( Tachi-Rei ) ın her biri judoka'lar tarafından ister resmi, ister antrenmanda olsun her karşılaşmanın başında ve sonunda tekrar edilir. Antrenman başlangıcında ve antrenman sonunda SEREMONİ yapılarak topluca selam verilir. Dojo da sigara içmek, çiklet çiğnemek, konuşmak, fısıldamak, ıslık çalmak gibi lüzumsuz hareketlere asla müsaade edilemez, çalışmayan judoka tatminin kenarında gerekli şekilde oturmalı veya ayakta durmalıdır. Fakat Tatami etrafında dolaşmamalıdır, Tatami üzerinde hiç bir zaman yoruldum diye yatılmaz. Bacaklar uzatılmaz, eller arkaya atıp yaygın bir şekilde durulmaz. Hem emniyet, hem de gözlem yolu ile öğrenmek için etrafta olanlar dikkatle takip edilmeli, Makul sebepler olmadan Judoka ceketini ( Uvagi ) çıkarmamalı, kemerini ( Obi ) çözmemelidir. Hocadan izin almak kaydı ile bu işlemleri yapmalıdır.

Ruh:
Judokalar her zaman arkadaşlarına saygı ve anlayış göstermelidir. Çalışmaların başlangıç ve sonundaki selamlaşmalar bunun bir sembolüdür. Judoka kendinden daha tecrübesiz olanları daima gözetmeli ve çalışmalarında ona yardım etmelidir. Ayrıca kendinden daha bilgili olanların tavsiyelerine canı gönülden uymalıdır. Makul sebepler olmadan bir Judokanın çalışma teklifini reddetmek imkânsızdır. Çalışmalar anında Judokalar Bir birlerinin emniyetini gözetmeli, kazaya sebep olacak hareketlerden kaçınmalı ve arkadaşını uyarmalıdır. Özellikle Randoriler de ve Atışlı çalışmalarda bunlara riayet etmelidirler. Judokalar antrenmanlara ve müsabakalara girerken kazaya sebep olacak metal halka, toka, zincir, yüksük, bilezik, saat vb. gibi süs eşyaları takılmamalıdırlar. Ayrıca el ve ayak tırnakları kısa kesilmeli uke yi çizecek veya incitecek şekilde olmamalıdır. kirli ayak ve judogillerle Tatami ye çıkmamalı, çıkanları uyarmalıdırlar.

Sağlık:
Judogiler daima temiz olmalı ve judokalar pabuç, çorap, yelek, tişört, eşofman gibi şeyleri giymemelidirler. Ancak Bayan Judokalar Uvagi inin altına beyaz kolsuz tişört giyebilirler. Çalışmalara başlamadan önce ve sonra eller, ayaklar yıkanmalıdır. Tatami (Minder) dışında terlik vb. şeylerle dolaşılmalıdır. Tatami üzerinde ayakkabı, terlik vb. gibi şeylerle dolaşılmamalıdır. Tatami ye antrenman esnasında yerdeki çalışmalar anında Judokanın direkt olarak yüzü, eli, ayağı vb. kısımları temas edeceğinden Tatami temiz tutulmalı çalışmalardan önce süpürülmeli ve paspaslanmadır. Judokalar gerektiğinde temizliğe yardım etmeye hazır olmalıdırlar. Judokalar içte olduğu kadar dışta da adap ve disipline önem vermelidir. Bir sporcuya yakışacak şekilde hareket etmelidir. Acayip kılıklı, özenti şahsiyete sahip, saygısız bir judocu düşünülemez.

JUDO'DA TEKNİKLER:

Ad:  judo-4.jpg
Gösterim: 48
Boyut:  10.3 KB

Ayaktan atış, yerde mücadele ve vuruş teknikleri olmak üzere, üç büyük grupta toplanır.
Ayaktan atış teknikleri; elle, kalça ile ve ayakla olmak üzere üç kısımdır. Bunun yanısıra, kendini yere atarak yapılan teknikler vardır.

Ayaktan atış teknikleri 40 adettir. 65adet olan yer teknikleri içinde hareketsiz bırakma, boyun ve kol kilidi teknikleri bulunmaktadır Ate Waza ismi verilen vuruş teknikleri içinde aşağı yukarı karate bünyesinde yer alan tüm vuruşlar yer almaktadır. Bu son bölüm, yarışmalarda kullanılmamaktadır.

Judo'nun kendini koruma kısmında ele alınmaktadır. Judo'nun bünyesinde Aikido'nun tüm duruş, tutuş, vücut dönüşü ve atışları da yer almaktadır. Ayrıca Jui Jutsu, Judo'nun bir nevi ilkel şekli olup, özellikle silahlı kuvvetler ve emniyet güçleri bünyesinde göğüs göğüse mücadele kapsamı içinde uygulanmaktadır.

Türk spor kültürünü inceleyecek olursak, Judo sporunun kökünü eski Türkler'de buluruz. Orta Asya'da Türk Devletleri tarafından yaygın olarak yapılan ve tüm dünyaya tanıtarak, artık dünya şampiyonaları düzenlenen Kuraş, Judo'nun atasıdır. Bu spor da judo elbisesine benzer bir elbise ile yapılır. Bunun örneklerini ülkemizin bazı yörelerinde de görmek mümkündür.

Bugünün modern judo sporu, Japon Jigaro Kano tarafından kurulmuştur. Kano, 1860 yılında Kobe kentinde doğmuş, siyasal bilgiler eğitimi almış, milli eğitimde görev yapmış, Japon rahipleri başkanlığı ve senatörlük gibi devlet işlerinde bulunmuş ve 1938 yılında ölmüştür. Jigaro Kano, 1882 yılına kadar uzun bir jui jutsu eğitimi almış, bu tarihten sonra Jui Jutsu'nun zararlı bulduğu teknikleri ayıklayarak, kendi deyimi ile JU JUTSU DO dediği JU DO'yu kurmuş, eğitim verdiği dojoya da KODOKAN ismini vermiştir.

Bu Orta Asya mücadele sporunun, Jui jutsu adı altında Japonya'ya gelişi ise 17. yüzyılda CHEN YUAN PİNG isimli bir Çinli usta eli ile olmuştur.

Judodaki teknikleri birçok farklı şekilde gruplandırmak mümkündür. Judoda çeşitli grupta, sayısız teknik hareketler mevcuttur. Aşağıdakiler, bu tekniklerin genel başlıklarıdır. Biz sizler için bazı temel hareket ve tekniklerin neler olduğunu aşağıda açıklayacağız. Sizler de daha detaylı hareket ve teknikleri judo derslerine katılarak zamanla öğrenmeniz mümkündür.

Hemen hemen her savaş, dövüş ve savunma sporunda olan bazı temel teknikler ve hareketler Judoda vardır. Bu sebeple Judo da öğrenilmesi gereken ilk şey, nasıl düşüleceğidir çünkü eğer nasıl düşülmesi gerektiği öğrenilmezse, düşüş can yakabilir. Düşüş hareketleri judocu rakip tarafından fırlatıldığında – ki bu judonun gerektirdiği bir durum- kullanılır. Bu tekniklerdeki amaç, öğrencilerin düşüşü daha kolay karşılamalarını sağlayıp, sakatlıkların önüne geçmektir.
  • Ukemi: Düşüş teknikleridir.
  • Mae Ukemi (ileri yönde düşüş)
  • Ushiro Ukemi (geri yönde düşüş)
  • Yoko Ukemi (yan yönlere düşüş)
  • Zenpo Kaiten ( yuvarlanarak düşüş)
  • Nage Waza: Ayakta Uygulanan Atışlar
  • Te Waza – El teknikleri. El ve kollar rakibi atmak için kullanılır.
  • Koshi Waza – Kalça teknikleri.
  • Ashi Waza – Ayak teknikleri.
  • Sutemi Waza: Kendini yere atarak uygulanan atış teknikleri
  • Ma Sutemi Waza- Sırt üstü kendini yere atarak uygulanan tekniklerin hepsi
  • Yoko Sutemi Waza- Sırt üstü yan tarafa kendini yere atarak uygulanan tekniklerin hepsi
  • Kateme Waza: Yerde Uygulanan Teknikler
  • Osaekomi Waza - Elle yapılanların hepsi.
  • Kansetsu Waza - Kırış hareketlerinin yapıldığı tekniklerin hepsi.
  • Shime Waza - Boğuş hareketlerinin yapıldığı tekniklerin tamamı.
Ad:  judo-6.jpg
Gösterim: 65
Boyut:  20.6 KB

Judo felsefesi


Ju, yumuşaklık, esneklik, kibarlık, nezaket; Do, yol, prensip, düşünce anlamlarını taşır. Judo, bu iki küçük kelimecikten meydana gelmiş olup,esas karşılığı yumuşaklık yolu’dur. Ju’nun içindeki teknik ve fizik eğitimi vardır. Binlerce kez tekrarlanan teknikler refleks hale gelmedikçe kolay uygulanamaz. Kaba kuvvete yer yoktur.

Do, işin tamamen felsefesidir. Ruh eğitimini içerir. Judo ustaları (SENSEI)öğrencilerine, eğitim süreci içinde doğruluk, nezaket, sabır, sevgi ve saygı kavramlarını öğretir. Zekayı geliştirici eğitim verir, ahlak hislerini kamçılar. Böylece kendine güven, nefse hakimiyet ve konsantre olabilme (düşüncenin tek bir noktada toplanması) duyguları geliştirir. Judo’da beden ve ruh gelişimi beraberce ele alınır.

Teknik çalışmalarda başlıca prensip; “rakibe mukavemet etmeme” ve “kuvvete karşı koymama” dır. Bu arada kaldıraç, merkezkaç gibi az kuvvetle çok iş yapma esaslarına dayanan fizik kurallardan ve en önemlisi denge bozma işleminden yararlanılır.

Diğer önemli bir prensipde “şiddet kullanmama” dır. Bütün şiddet hareketleri Judo’da yasaktır. Judoka (judo yapan kişi) hasmına acı vererek değil, onu acı sınırının yanına getirecek üstünlük sağlar.

Judo sporu nasıl yapılır?


Jiu Jitsuda yumrukla, tekmeyle, dizle, kemik ve eklemlere uygulanan vuruşlar vardır. Fırlatma, üstünden yere atma ve boğma gibi tekniklerde kullanılmaktadır. Bu sporu güreşten ayıran özellik, rakibe karşı koymamaktır. Rakibin hamlesini kendi yararına kullanmak, bu spor için baş kuraldır. Yani akıl ve taktik uygulaması kesinlikle yapılmalıdır. Amaç, rakibi omuzdan ya da kalçadan savurmak, yerde hareketsiz bırakmak, kol eklemlerine ya da basınç uygulayarak teknik kullanmayı içerir. Aynı seviyede olan iki sporcudan biri diğerini yener. Judoda beceri ve güç, sürekli yapılan antrenmanlar ile elde edilir. Judo sporunda ilk önce düşüş öğrenilir. Bedenin yere düşmesinden önce, iç yana düşülür. Böylece, düşüşün şoku bütün vücut yerine kola kaydırılır ve acı duyulmaz. Judo, üç basamakta öğrenilir. İlk olarak öğrenilen atma tekniği, ikinci olarak tutma ve kilitleme tekniği, üçüncü adımda hepsinin birleşimi yapılır. Judoda kullanılan minder, 16×16 metredir. Judoka ismi verilen sporcular, dayanıklı bir beyaz pantolon ve önü açık bol ceket giyerler. Bu kıyafetin beline kuşak takılır. Müsabakalarda, sırtını yere getirdiği rakibini 30 sn. tutan ya da boğma, kilitleme ile pes ettiren sporcu maçı kazanır. Judoda oluşan gelişme, bağlanan kuşakların rengi ile anlaşılır. Beyaz, sarı, turuncu, yeşil, mavi ve kahverengi kuşak renkleri ve ustalık rengi siyahtır.

DÜNYADA JUDO’NUN GELİŞİMİ

Ad:  judo.jpg
Gösterim: 48
Boyut:  10.4 KB

Judonun Do’ su, diğer Uzakdoğu sporlarındaki Do ile aynı anlamı taşır. Örneğin Aiki-Do, Taekwon-Do gibi. Bu bakımdan Do, tarihsel süreç içinde tek kökenden gelme felsefik bir sistemdir. Uzakdoğu’da Konfiçyüslük’e karşı LAOTZU tarafından TAOİZM olarak oluşturuldu. Tüm Uzakdoğu sporları kuşak renklerini, simgelerini, gelenek ve göreneklerini, disiplinini, TAOİZM’den aldı. Örneğin kuşak renkleri katedilen yolu, kırmızı kuşak iç aydınlatmayı, beyaz elbise saflığı ve dinginliği simgeler. Judodaki katalar ise doğayı ve evreni yorumlar. Bu sistem Uzakdoğu’da belirli yörelerin ve inanç sistemlerinin etkisi altında kalarak Çin’de, Kore’de, Japonya’da değişikliğe uğradı. Örneğin Japonya’da Bushi-Do, Zen-Do, Çin’de Kung-Do ya da Kung-Fu, Kore’de Taekwon-Do gibi. O dönemlerde Japonya’da feodal bir düzen söz konusuydu. Feodalite hem inançsal geleneğin sürdürülmesini isterken hem de hayatta kalabilme mücadelesinde kılıcın, ayak ve ellerin farklı tekniklerle gelişimini sağladı ve feodalitenin bu sisteminden SAMURAİ, Zen, Ken-Do gibi savaşçılar felsefi yapılar, kılıç ve döğüş sanatları ortaya çıktı. Bu sanatlardan biri de Jujutsu idi. Taijustu ve yawara olarak da bilinen jujutsu atış, vuruş, tekme, hançerleme, boğma, kol veya bacağı kıvırma gibi atak yapma ve bu ataklara karşı bir savunma sistemiydi. Jujutsu teknikleri çok eski tarihlerde bilinmesine rağmen 16. yüzyılın son yarısında sistemli olarak çalışıp Edo döneminde (1603-1868) bir sanata dönüştü ve birçok okulda ustalar tarafından öğretildi. Ancak 1800′lü yıllarda Japonya’da feodalite yavaş yavaş ortadan kalkmaya başlayınca, feodalitenin dövüş sanatlarından daha çok spora yönelik yeni sistemli teknikler oluşturuldu. Örneğin Jigaro KANO, yalnız atış, boğuş, kırış, tutuş, teknikleriyle JUDO’yu, VEŞİBA; hasmın oynak yerlerinden yararlanarak, etkisiz hale getirme tekniğiyle AİKİDO’yu kurdular. Böylece bu sistemden JUDO, AİKİDO, KARATE, SAWATE, KENDO, AİKİDO gibi sporlar icat edildi. Prof. Jigaro KANO gençliğinde hocalarıyla Jujutsu çalışırken onların bilgilerinden yararlanıp, rakibine vururken ve onu atarken uygulanan kuralı aradı ve sonunda ‘Zihni ve fiziksel enerjiyi en iyi şekilde kullanmak’temel prensibi keşfederek 1884 yılında KODOKAN Okulu’nu kurdu. 1887′lerde de judonun teknik formüllerini oluşturdu. 1922 yılında ‘KODOKAN Kültür Toplumu Eğitim Cemiyeti’ kuruldu. Jigaro KANO, yetiştirdiği öğrencilerini 1900′lü yıllarda Avrupa ve Amerika’ya göndererek judonun dünyaya yayılmasını sağladı. Avrupa’da ilk judo karşılaşması 1918′de İngiltere’de yapıldı. 1951 yılında merkezi Paris’te olan Uluslararası Judo Federasyonu (IJF) kuruldu. 1956′da ilk Dünya Şampiyonası düzenlendikten sonra 1964 Tokyo Olimpiyatları’nda olimpik spor olarak kabul edildi. 1956, 1958 ve 1961 yıllarında düzenlenen Dünya Şampiyonaları yalnız erkeklerde ve açık sıklet olarak yapıldı. 1979′da Fransa’da yapılan Dünya Şampiyonası’nda ise bugünkü sıkletler kullanılmaya başlandı. Bayanlarda Dünya Şampiyonası ilk kez 1980 yılında New York’da düzenlenirken, 1992 Barcelona Olimpiyat Oyunları’nda müsabakalara ilk kez bayanlar da katıldı. Tüm dünyada hızla yayılan judo, bilim adamları, pedagoglar ve doktorlar tarafından ailelere, çocuğun ruh ve fiziksel gelişimi açısından önemle tavsiye edilmektedir. 7′den 70′e kadar, herkesin kendisine göre oluşturulmuş teknik ve egzersizlerle yaptığı bu spor, olimpiyatlarda ülkelerarasında en fazla katılımın sağlandığı bir spordur.

MsXLabs.org
-derlemedir.

Daha fazla sonuç:
judo nedir

Hızlı Cevap
Mesaj:



Bu sayfalarımıza baktınız mı
Pixabay Resimleri:
paneli aç