Arama

DNA üçlüsü nedir?

Güncelleme: 22 Ekim 2013 Gösterim: 3.085 Cevap: 3
Ziyaretçi - avatarı
Ziyaretçi
Ziyaretçi
5 Aralık 2008       Mesaj #1
Ziyaretçi - avatarı
Ziyaretçi
DNA üçlüsü nelerdir?
DNA'nın kendini eşlemesi nedir?
Son düzenleyen Valeria; 22 Ekim 2013 19:17 Sebep: Başlık.
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
5 Aralık 2008       Mesaj #2
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Bu mesaj 'en iyi cevap' seçilmiştir.
Deoksiribonükleik asit (DNA), tüm organizmalar ve bazı virüslerin canlılık işlevleri ve biyolojik gelişmeleri için gerekli olan genetik talimatları taşıyan bir nükleik asittir. DNA'nın başlıca rolü bilginin uzun süreli saklanmasıdır. Protein ve RNA gibi hücrenin diğer bileşenlerinin inşası için gerekli olan bilgileri içermesinden dolayı DNA bir kalıp, şablon veya reçeteye benzetilir. Bu genetik bilgileri içeren DNA parçaları gen olarak adlandırılır, ama başka DNA dizilerinin yapısal işlevleri vardır, diğerleri ise bu genetik bilginin kullanılmasının düzenlenmesine yararlar.
Kimyasal olarak DNA, nükleotit olarak adlandırılan basit birimlerden oluşan iki uzun polimerden oluşur. Bu polimerlerin omurgaları, ester bağları ile birbirine bağlanmış şeker ve fosfat gruplarından oluşur. Bu iki iplikçik birbirlerine ters yönde giderler. Her bir şeker grubuna baz olarak adlandırılan dört tip molekülden biri bağlıdır. DNA'nın omurgası boyunca bu bazların oluşturduğu dizi, genetik bilgiyi kodlar. Protein sentezi sırasında bu bilgi, genetik kod aracılığıyla okununca proteinlerin amino asit dizisini belirler. Bu süreç sırasında DNA'daki bilgi, DNA'ya benzer yapıya sahip başka bir nükleik asit olan RNA'ya kopyalanır, bu işleme transkripsiyon denir.
Sponsorlu Bağlantılar
Hücrelerde DNA, kromozom olarak adlandırılan yapıların içinde yer alır. Hücre bölünmesinden evvel kromozomlar ikilenir, bu sırada DNA ikileşmesi gerçekleşir. Ökaryotlarda (yani hayvan, bitki, mantar ve protistalar) DNA'larını hücre çekirdeği içinde bulundurular, buna karşın prokaryotlarda (yani bakteri ve arkelerde) DNA hücre sitoplazmasında yer alır. Kromozomlarda bulunan kromatin proteinleri (histonlar gibi) DNA'yı sıkıştırıp organize ederler. Bu sıkışık yapılar DNA ile diğer proteinler arasındaki etkileşimleri düzenleyerek DNA'nın hangi kısımlarının okunacağını kontrol ederler.




Detaylı Bilgi İçin tıklayınız.




29w5szl

Son düzenleyen Valeria; 22 Ekim 2013 19:17 Sebep: sayfa düzeni.
Keten Prenses - avatarı
Keten Prenses
Kayıtlı Üye
5 Aralık 2008       Mesaj #3
Keten Prenses - avatarı
Kayıtlı Üye
Dr. Maurice Wilkins, Dr. Francis Crick ve Dr. James Watson ile birlikte DNA’nın yapısı üzerine yaptıkları çalışmalar dolayısıyla 1962 yılında Nobel ödülünü kazanmıştı. Üçlünün İngiliz üyesi Francis Crick de 30 Temmuz 2004’te vefat etmişti. Dr. Wilkins’in emekli olduğu yüksek öğretim kurumu King’s College tarafından yayınlanan taziye mesajında “Dr. Wilkins 20’inci yüzyılın en önemli bilim adamlarından biridir” ifadesi kullanıldı. Üçlünün hayatta kalan tek üyesi James Watson ise yayınladığı mesajında, “Korkunç savaşları yaşamış biri olarak Willkins, bilimin toplumun yararına hizmet etmesi gerektiğine inanan bir uzakgörüşlü bir bilim adamıydı” dedi.
Quo vadis?
Keten Prenses - avatarı
Keten Prenses
Kayıtlı Üye
5 Aralık 2008       Mesaj #4
Keten Prenses - avatarı
Kayıtlı Üye
1953 yılının Nisan ayında Nature dergisinde yayınlanan teksayfalık bir makale genetik biliminin yönünü değiştirdi. MakaleWatson-Crick sarmalı olarak anılan DNA yapısını açıklıyor ve bu yapıgözönünde bulunularak DNA’nın kendini eşlemesiyle ilgili bir mekanizma öneriliyordu.Makale,Cambridge Cavendish Laboratuvarı’ndan James Watson ve Francis Crick’e bir Nobel ödülü getiriyordu. Nobel ödülünü paylaşan üçüncü bir kişi ise Londra King’sKoleji’nden Maurice Wilkins’di. Ancak DNA’nın yapısının çözülmesinde göz ardı edilen başka bir isim vardı.Francis Crick 1953’ün Mart’ında yazdığı bir mektupta ondan‘karanlık hanımefendi’ diye söze tmişti. James Watson ise 1968’teyayınlanan İkili Sarmal kitabında ondan ‘gözlüklerini çıkarsa ve saçının modelini değiştirse güzel olabilirdi’ diye söz ediyordu. Bu tanımlamaların öznesi Rosalind Franklin DNA’nın yapısının çözülmesini sağlayan X-ışını kırınımı yöntemini uygulayan bir fizikokimyacıdır. DNA’nın o güne ve hatta günümüze değin çekilen net kristal fotoğrafıdır bu.1953 yılında James Watson ve Francis Crick tarafından alelacele yazılmış tek sayfalık bir makalede DNA’nın üç boyutlu yapısı ve kendini eşleme mekanizması açıklanıyordu. Bu makalenin yazılması,yani DNA yapısının çözülmesi Rosalind Franklin’in çektiği X-ışını kırınımı fotoğrafının, haberi olmaksızın, Maurice Wilkins tarafından James Watson’a gösterilmesiyle mümkün olmuştu. Rosalind Franklin’in 37 yaşındaki kanserden dolayı erken ölümünden beş yıl sonra, 1962 yılında Nobel ödülü Watson, Crick and Wilkins arasında paylaştırıldı.Bir türlü yıldızları barışmayan Wilkins ve Franklin, John Randall’ın laboratuvarın da tanışırlar. Wilkins laboratuvarın eskisidir,Franklin daha sonra katılır. DNA yapısı problemi ise Randall laboratuvarına ait bir problemdir; Wilkins’e ait bir problem değidir.Franklin de daha önceki X-ışını kırınımı tekniğindeki deneyiminedeniyle gruba katılmıştır. Pek çok kaynakta Franklin, Wilkins’inasistanı olarak gösterilmiştir. İkisi de eşit konumda farklı alanlardabirikimi olan iki bağımsız araştırıcıdır. Şimdiki deyişiyle ikisi deRandall’ın grubunda çalışan doktora sonrası (postdoc) araştırıcılardırve ikisi de küçük birer grup idare etmektedirler. Franklin’in deWilkins’in de doktora öğrencileri vardır. Ancak pek çok kaynakFranklin’i Maurice Wilkins’in inatçı, de diği dedik, huysuz asistanıolarak göstermek istemiştir.1951-53 yıllarının Londra’sında bir kadının laboratuvardaaraştırıcı olması oldukça yürek isteyen bir şeydi. O dönemdekadınların laboratuvardaki yeri teknisyenlikten öteye gitmiyordu veondan fazlası kabul edilmiyordu. Araştırıcı olmaya cüret ettiyse,‘normal bir kadın’ değildi zaten ‘O’.O yıllar üniversite yemek salonları sadece erkekleringirebildikleri birer kulüp odasına benzerdi. Yoğun bir laboratuvargününden sonra labdaki araştırıcılar sadece erkeklerin girebildiğipub’lara giderlerdi. Böyle bir ortam içinde Rosalind Franklin’e biçilenrol şaşırtıcı değildi. Üstelik Franklin deneysel veriyle konuşan,spekülasyonlarla uğraşmayan, inandığını sonuna dek savunan birbilim insanıydı. Hele bu tavrı, erkeklerin dünyası olan araştırmaortamına hiç uygun değildi.James Watson laboratuvardaki günlük yaşam ve rekabetlerin deanlatıldığı ve Crick dahil pek çok arkadaşının şaşkınlık ve kırgınlıklakarşıladığı Double Helix’i (İkili Sarmal) yayınladığında Rosalind Franklin korkunç bir karakter olarak tasvir ediliyordu.
Son düzenleyen Valeria; 22 Ekim 2013 19:18 Sebep: Kırık link.
Quo vadis?

Benzer Konular

12 Ağustos 2017 / Misafir Cevaplanmış
3 Eylül 2014 / BARIŞ Müzik tr
11 Kasım 2017 / ThinkerBeLL Biyoloji
28 Ağustos 2012 / ThinkerBeLL Biyoloji
31 Aralık 2013 / Ziyaretçi Cevaplanmış