Cevap Yaz Yazdır
Gösterim: 25.603|Cevap: 8|Güncelleme: 23 Eylül 2016

Kekemelik ve Tedavi Yöntemleri

7 Temmuz 2008 14:36   |   Mesaj #1   |   
volture - avatarı
VIP "Ipıslak Balık"

kekemelik

Ad:  Kekemelik ve Tedavi Yöntemleri1.jpg
Gösterim: 6
Boyut:  32.5 KB

DİSFEMİ olarak da bilinir, konuşmanın ritmi ile akıcılığını etkileyen bozukluk.

Sponsorlu Bağlantılar
Konuşma sırasında seslerin ya da hecelerin istençsiz biçimde yinelenmesi ve ses, hece ya da sözcüklerin aralıklı olarak engellenmesi ya da uzaması biçimde kendini gösterir. Çoğu zaman pepelik ya da pepemelikle eşanlamlı kullanılırsa da, pepeler dudaksıl, kekemeler ise damaksıl sesleri çıkarmada güçlük çekerler.

Kekemeler, yüksek sesle okumaları gereken bir parçada kekeleyecekleri sözcüklerin yüzde 95’ini önceden kestirebilirler. Geçmişte güçlük çektikleri sözcüklerle karşılaşınca gene aynı güçlüğü yaşamayı beklerler; bu kaçınma tepkisi, kekemeliğin sürüp gitmesinde temel etkendir. Belirli sözcükler karşısında bütün kekemeler güçlük çeker. Bunlar, ünsüz harfle başlayanlar, bir tümcenin ilk sözcüğü, eylem, ad, sıfat gibi içerik belirten sözcükler ve çok heceli sözcüklerdir. Ama bunlar, konuşma bozukluğu görülmeyen kişilerde de zaman zaman duraklamalara yol açan sözcükler olduğundan, kekemelik ile konuşma akışındaki normal bozukluklar (örn. duraklama, yineleme) arasında bir ilişki bulunduğu düşünülmektedir.

Kekemeliğin bazı ailelerde daha sık ortaya çıkmasına karşın araştırmalar, bu durumun kalıtımdan kaynaklanmaktan çok, sinir sistemindeki bir yatkınlığa ya da çevre koşullarına bağlı olduğunu göstermiştir. Kekemelerde organik bir bozukluk olmadığı gibi, çocuğu sağ ya da sol elini kullanmaya zorlamanın kekemeliğe yol açtığı biçimindeki yaygın kanı da temelsizdir. Çocuğun konuşma akışındaki normal aksamalar üzerinde çok fazla durulmasının, bu bozukluğun ortaya çıkışında önemli rol oynadığı düşünülmektedir. Dolayısıyla kekemelik, çocuğun konuşmasındaki olağan duraklama ve yinelemelere ana babanın aşırı tepki göstermesinden kaynaklanır; bu da kekemeliğin tek çocuklarda ya da kendine yakın yaşlarda kardeşi olmayan çocuklar arasında daha sık görülmesini açıklamaktadır. Toplumun, akıcı ve güzel konuşmaya verdiği önem de kekemeliğin ortaya çıkmasında rol oynar; örneğin topluluk önünde konuşma becerisine büyük değer veren İbolar arasında kekemeliğe, dünya ortalamasından (yüzde 1 dolayında) üç kat daha fazla rastlanmaktadır. Batı toplumlarında kekemeliğin erkeklerde kadınlara oranla beş kat fazla görülmesi de, bu toplumlarda erkeklere yönelik beklentilerin yarattığı baskıya bağlanabilir.

Eski Roma’da kekemelerin kötü ruhlarca ele geçirilmiş olduğuna inanılırdı. Ortaçağ Avrupa’sında ise sorunun kaynağı olarak görülen dil, kızgın demirle dağlanır ya da üstüne acı baharat sürülürdü. Oysa kekemelerin yüzde 80’i, hiçbir tedavi görmeden ergenlik döneminin başlarında ya da yetişkinlikte bu sorundan kurtulmaktadır. Bu durum, olgunlaştıkça kendine güvenin artması, sorunun kabullenilmesi ve buna bağlı olarak kişinin rahatlamasıyla açıklanabilir.

kaynak: Ana Britannica

Son düzenleyen Safi; 23 Eylül 2016 01:15
Diğer Konular:
HerHangiBiri
22 Kasım 2008 20:56   |   Mesaj #2   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi

KEKEME


sıf. Damak sesleriyle başlayan sözcükleri, heceleri birden söylemeyen, yineleyerek kesik kesik konuşan kimse.

KEKEMELİK


a. Bir hecenin istemsiz, art arda ve patlayıcı tarzda yinelenmesi (klonus kekemeliği) ve/ ya da bazı sözcük ve hecelerin tam olarak bir süre çıkarılamayıp sonra birden çıkarılması (tonus ya da tonus-klonus kekemeliği) biçiminde konuşma güçlüğü.

—ANSİKL. Foniatri ve ortofoni açısından 4 yaşından önce patolojik kekemelikten söz edilemez, çünkü bütün çocuklarda tümce kurabilmeye başladıkları zaman birkaç ay sürebilen "fizyolojik" bir kekemelik olur, kekemelik çoğu zaman konuşmada gecikmeyle ve/ya da yan üstünlüğü bozukluğuyla birlikte görülür. Kekemeliğin belirmesinde duygusal sarsıntılar önemli rol oynar. Kekemelik kişilerin heyecana kapıldıkları bazı durumlarda her zaman artar.

KEKELEMEK


1. Damaktan gelen seslerle başlayan sözcükleri bir defada söylemeyip, ilk heceleri bölerek ve yineleyerek güçlükle söylemek. 2. Heyecanlanma sonucu ya da normal olmayan bir durumun etkisiyle ne söyleyeceğini bilemeyip sözcükleri birbirine karıştırmak, gevelemek: Kekeleyerek özür diledi.

Kaynak: Büyük Larousse
Son düzenleyen Safi; 22 Eylül 2016 16:32
ÖmÜrCeK
1 Aralık 2008 20:57   |   Mesaj #3   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
Ad:  Kekemelik ve Tedavi Yöntemleri2.jpg
Gösterim: 5
Boyut:  20.8 KB

KEKELEME NEDİR?



Bu maddedeki yazılar yalnızca bilgi verme amaçlıdır. Yazılanlar, doktor uyarısı ya da önerisi değildir.

Kekelemek, bir insanın kasıtsız olarak damak sesleriyle başlayan kelimeleri ve heceleri tekrarlamasına, uzatmasına veya kesmesine verilen tanımlamadır. Bu konuşma kısıtlamasına sahip kişilere kekeme denir.

Toplumda % 3 oranında görülmektedir. Çocuklarda genellikle ailedeki daha küçük çocuklarda görülmektedir. Erkeklerde kadınlara göre 3-4 kat daha çok görülmektedir.Ketsel kesimlerde kırsala göre daha çok gözlenmektedir. En çok 2-7 yaş arasında görülmekte olup, ortalama başlangıç yaşı 5 yas civarıdır.

Daha yaşlı kekemelik vakalarının daha çok durakladıkları, hava akımlarındaki kesilmelerin , ses tellerine uygulanan basıncın, iletişim kurma korkularının daha yüksek olduğu ve konuşma durumlarından kaçınmanın daha çok görüldüğü saptanmış.
Genel olarak erkek çocukların kızlara göre daha karmaşık düzeyde kekelemelerinin olup, daha çok kekeleyerek, daha az karşılarındakilerle göz göze gelmeye çalıştığı, iletişim kurmaktan kaçındıkları, dolayısıyla tedavilerinin de daha uzun sürdüğü belirlenmiştir.
Bazı vakalarda erişkinliğe geçiş döneminde kaybolmakta, bunun dışında tedavi edilmeyen vakalar omur boyu sürmektedir.

Sebepler


Kekelemenin henüz kesin bir sebebi bulunamamıştır. Bazı araştırmalar genlerin veya stresin kekelemeye yol açtığını göstermektedir. Ayrı bir araştırma ise kekeleme ve Tourrette sendromu adlı hastalık arasında ilişki olduğunu savunmaktadır.
Bazı ailelerde gerilim düzeylerinin yüksek olması ve ortak bir özellik şeklinde bu gerilimin nefes borusu ve ses tellerine iletilmesi ile ilişkili olabildiği ya da beyindeki konuşma merkezi ile ilişkisi olduğu yönünde düşünceler bulunmaktadır. Anne-babada obsesif-kompulsif kişilik yapısının varlığına da bu bozuklukta işaret edilmiştir. Çocuklukta yaşanan endişe , gerilim ve korkuların da etkilerinin olduğu düşünülmektedir. Bir görüşe göre kişinin çözümleyemediği ve bilinçaltına doğru bastırdığı ruhsal çatışma, korku ya da isteklerinin sonucunda oluşan nevrozların bir görünümü olarak düşünülmüştür. Hastaların % 40-60 kadarında ailelerinde kekemelik öyküsüne rastlanmıştır.

Yabancıların bulunduğu, kalabalık ortamlar, bir otorite konumundaki kişinin karşısında, telefona yanıt vermek, birinden bir şey istemek, beklenmedik bir durumla hazırlıksız bir şekilde karşılaşma gibi hallerde belirginleşmektedir. Korktukları bu gibi durumlardan kaçınmaya çalışırlar. Söyleyemedikleri bir sözcüğün yerine hemen bir eşanlamlısını getirerek cümleyi tamamlamaya çalışırlar. Adları sorulduğunda yanıtlamakta güçlük çekebilirler. Bu nedenle bu işleri yakınlarındakilere bırakırlar. Öğrenciler bu nedenle arka sıralarda oturmaya çalışır, parmak kaldırmaz, konuşmalarda dinleyici olmayı yeğler, yoklamalar alınırken geç yanıt verirler, ya da el kaldırarak kaçınma davranışı gösterirler. Daha çok mimikleriyle yanıt vermeye eğilimlidirler. Yeni bir şey söylemek ya da istemek yerine başkaları ile ayni fikirde olduklarını ya da ayni şeyi istediklerini belirtirler. İstediklerini değil, söylemesi kolay olan şeyleri ısmarlarlar.

Yoldaki bir kişiye adres sormak için durduklarında ilk sesi çıkartmakta güçlük çekebilirler. Bu durumlarda konuşmayı kolaylaştırmak ve o sesi çıkarabilmek için el veya ayağı sallama, ayağı yere vurma, bas ve boyun hareketleri, göz , kas ve dudak hareketleri gibi tikler eşlik edebilir.

Tedavi


Davranış değişikliği, nefes alıştırmaları, gevşeme teknikleri, konuşma terapisi (konuşmanın yavaşlatılması, konuşma başlangıcının kolaylaştırılması, ses düzey kontrolü gibi) yapılmalıdır. Bazı vakalarda ilaç tedavileri faydalı olmaktadır.
Son düzenleyen Safi; 23 Eylül 2016 01:16
24 Aralık 2009 23:37   |   Mesaj #4   |   
biruni - avatarı
VIP Önce Sağlık

Akıcı Konuşma Bozukluğu (Kekemelik)

Kekemelik ya da konuşurken takılma, daha genel olarak tanımlarsak konuşmanın akıcılığını bozan duraklama ya da takılmalar çocuğun büyüme ve gelişmesiyle birlikte ortaya çıkar. 3-5 yaşlar arasında beyin gelişimi hızlanmakta ve çocuk daha hızlı düşünmektedir. İletişim sırasında düşüncelerin aktarılmasına yarayan konuşmanın oluşturulduğu dil ve dudak gibi aktarma organları ise henüz bu hıza yetişememektedir. Böylesi durumlarda konuşmanın başlangıcında bazı sözcükleri bulmada zorluk, takılma, gereksiz duraklama ve nefes düzenleme ile ilgili güçlükler ortaya çıkmaktadır. Eğer sesin oluşumu ile ilgili beyin işlevlerinde ya da aktarma organlarında belirgin bir sorun yoksa akıcı konuşma bozukluğu olarak ele almaktayız.

Belirtilen yaşlarda oldukça sık karşılaşılan bu durum zaman içinde, genellikle hiçbir yardım gerekmeden kendiliğinden düzelmektedir. Bu sorunun kalıcı olmasında çocuğun anne babasının ya da çevresindeki diğer kişilerin tutumları etkili olmaktadır. Çocuklarının konuşmasında bir bozulma ortaya çıkması anne babaları kaygılandırmakta, artık çocuğun çıkaracağı sözcüklere dikkat etmeye, hatta çocuğun bu sözcüklerini düzeltmeye başlamaktadırlar. Bu ise çocuğun konuşacaklarına dikkat etmesine ve takılmayacağı sözcükleri seçmesine neden olmakta, giderek daha az ve seçici konuşmasına yol açmaktadır. Özellikle heyecanlandığında, yabancılarla konuştuğunda ortaya çıkan bu takılmalar nedeniyle çocuk böylesi ortamlarda konuşmamayı tercih etmektedir.

Burada anne babanın konuşmadaki düzensizliğin gelişme ile ilgili olduğunu bilmesi ve zaman içinde geçeceğine inanması gerekmektedir. Böylece çocuğun takılmalarına dikkat etmeyecek, onun konuşmasını destekleyecek, böylece konuşma bozukluğunun yerleşmesini önleyeceklerdir.

Akıcı konuşma bozukluğu daha sonraki dönemlerde de sürüyorsa, çocuk için belirgin bir sıkıntıya neden oluyorsa uzman değerlendirme ve danışmanlığı yararlı olacaktır. Böyle bir değerlendirmede çocuğun konuşmasını bozan aşırı heyecanı ya da kaygısı varsa giderilmeye çalışılır. Konuşmanın akıcılığındaki bu bozukluğa karşın konuşması gerektiği belirtilerek, daha fazla konuşması ve kendini ifade etmesi desteklenir. Konuşmada ortaya çıkan bozukluğun değerlendirilmesi ve tedavisi için konuşma terapistleri ile birlikte çalışmakta ve oldukça iyi sonuçlar almaktayız.

Kekeleme tedavisi


Kekeleme çok kompleks ve derin bir problem. Bunun ne kadar zor bir problem olduğunu biz çok iyi biliyoruz, çünkü bizde yıllarca kekemeydik. Birçok tedavi yöntemleri bizde mağlesef kalıcı bir başarı sağlamadı. O yüzden kekemelik sorunu olan insanların psikolojilerini çok iyi biliyoruz.

Uzun yillar çaresizlik icerisinde ve bir türlü iyilesmemenin verdigi psikolojik bulanimlar, bize bu problemle daha etkili bir mücadele etmek için ya da bu problemi çözmek için, daha dogru adimlar atmayi ve sistemli çalismayi ögretti. Bunun sonucunda yillarin birikimi olan su gözlemleri tesbit ettik:
  • Sadece nefes terapisi ya da diyaframsolunumu ile kalici bir başarı sağlanmıyor. Kisa bir zaman sonra iyileşme görülse bile, mağlesef devami gelmiyor.
  • Sadece psikolojik tedavilerde bu sorunun çözümüne yetersiz kalıyor. Çünkü kekeme tipik bir psikolojik hastalık değil, daha derin boyutları olan bir konuşma bozukluğu.
  • Konuşma teknikleri kisa bir zaman sonra ilk günlerdeki etkisini yitiriyor. Çünkü kekeme olan bir insan yılların verdiği bu kekeme psikolojisini içselleştiriyor ya da adeta onun bir karakteri haline geliyor.
  • Yoga ve meditasyon gibi teknikler insanı rahatlatan ve iç huzura götüren yöntemlerden bir tanesi. Ve bunun sonucunda akıcı konuşmayı sağlansada, en ufak stresli ve heyecanli durumlarda tekrar kekeleme ihtimali içten bile değil.
  • Hipnoz süreçleri genelde belirli bir zaman sonra etkisini gösteriyor ve baslangiçda, özellikle stresli durumlarda insana psikolojik yönden yeterli güven duygusunu vermiyor.
Doç. Dr. Selahattin Şenol
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Bölümü
Son düzenleyen Safi; 22 Eylül 2016 16:34
9 Mayıs 2011 22:24   |   Mesaj #5   |   
buz perisi - avatarı
VIP Lethe

Kekemelik


Heceleri yineleme biçiminde sinirsel kaynaklı bir konuşma bozukluğu. Heyecan bozuklukları, korkular, kompleksler ve ürkmeler nedeniyle, sinir hücrelerinin uygun olmayan uyarımıyla ortaya çıkar. p, f, k, b, d, g gibi sessiz harflerle başlayan hecelerden önce duraklanır; söylenen son hece yinelenir; kimi hecelerse patlayıcı bir konuşmayla söylenir. Tedavisinde, hastaya güven kazandırmak önemlidir. Solunum düzensizliğini iyileştirmek için şarkı söylenmesinin yararı büyüktür. Psikoterapi de iyi sonuçlar vermektedir. Gençlerde fonetik eğitimi de yapılır. Genç yaşta tedaviye başlanması daha başarılı sonuçlar verir.

Sponsorlu Bağlantılar

Kekemelik nedir, hangi yaşta görülür?


Kekemelik; konuşma esnasında konuşmanın düzenli bir şekilde ilerlemesini bozan duraklama, bazı ses ve sözcükleri yineleme ya da bir heceyi uzatarak söyleme ile giden ve bazı kişilerde sosyal ortamlardan kaçınmaya yol açıp, kaygı ve üzüntü konusu olan bir bozukluktur.
Uzmanlardan alınan bilgilere göre; bazı ailelerde gerilim düzeylerinin yüksek olması ve ortak bir özellik şeklinde bu gerilimin nefes borusu ve ses tellerine iletilmesi ile ilişkili olabildiği ya da beyindeki konuşma merkezi ile ilişkisi olduğu yönünde düşünceler bulunmaktadır.
Anne-babada obsesif- kompülsif (saplantı hastalığı) kişilik yapısının varlığına da bu bozuklukta işaret edilmiştir. Çocuklukta yaşanan endişe, gerilim ve korkuların da etkilerinin olduğu düşünülmektedir.

Görüntüleme çalışmalarında beyin kan akımlarında azalmalar ve bölgesel olarak bazı alanlarda akımda düzensizlikler saptanmıştır.
Erkeklerde kadınlara göre 3-4 kat daha çok görülen kekemelik, toplumun yüzde 3′ünü oluşturur. En çok 2-7 yaş arası olmakla beraber, ortalama başlangıç yaşı 3-5 yaş aralığıdır.
Son düzenleyen Safi; 22 Eylül 2016 16:42
20 Eylül 2016 16:38   |   Mesaj #6   |   
Avatarı yok
Üye

KEKEMELİK


Merhaba arkadaşlar kendimi tanıtayım ben 18 yaşında daha yeni düz liseden (sonradan Anadolu lisesi oldu) mezun oldum ve bunun üstüne kekemeyim ve benim gibi olan ve sayısı binlerce tarif edilen kekeme arkadaşlarım var her nedense bazı kısım kekeme arkadaşlarım ve bende bu gruba dahilim kekemeliğimizi gizlemekteyiz bazı kesim ise kekemeliğini saklayamamakta evet benim gibi kekeme olan arkadaşlara sesleniyorum kardeşlerim kekemelik üzerine bilgi tecrübe paylaşabileceğimiz bir forum kurduk ve ayrıca Aktif bir facebook grubumuz var sizleri de oraya davet ediyorum eger kekemeliğini yenmiş kardeşlerim varsa lütfen tecrübelerini yazmaktan geri çekinmesinler her nedense kekemelik denince çoğu kekeme kardeşlerimin içi cız ediyor aileler sanki bunu konuşmaktan utanıyor ama düşünsenize eskiden cinsellik aileler arasında konuşulmayan bir kelime iken filmler ve dizlerde ki öpüşme sahneleri gelince hadi yavrum artık sen git yat uyu gibi sözleri duymaktaydık ama her nedense filmlerin dizilerin ve Avrupalaşmanın sayesinde artık arkadaşlar arası cinsellikle bağdaşan küfürler edilmeye başlandı artık cinsellik tabuları zaman geçtikçe yıkılmaya yüz tutuyor ve sıradan gibi gelmeye başlamakta önceden pastanelerde buluşan çiftlerin yanlarında birde abileri ablaları varken bugün park köşelerinde öpüşür sevişir para harcar gibi sevgili değiştirir hale geldik işte bizim kekemeliğimiz de böyle millet kekemeliğin ne olduğunu ve kekeme bireylere nasıl davranılmasını bilmediğinden kafasına göre hareket ediyor bu nedenle bizim onurumuzu incitecek kekeme şakaları olsun bunun gibi şeyler zamanla artmakta oysa biz aptal değiliz bizi aptalmış gibi anlatıyorlar hikayelerde komedilerde oysa bilimsel olarak kanıtlanmıştır ki normal insanlardan daha zekiyiz üstelik Newton(fiziğin babası) olsun Charles Darwin(maymundan geldiğimizi fikrini ilk atan kişi) olsun Churchill (çörçıl) olsun bunlarda kekemeydi üstelik gelmesine en fazla 450 yıl kalmış olan Hz mehdi de bir kekeme olacak ve ayağını yere vurarak konuşacak bu demek değildir ki hz mehdi gelene kadar kekemeliğin tedavisi bulanmayacak siz sonuna kadar mücade edin Allahu teala başarı verecektir işte bunca kekeme kardeşlerimiz bilim dünyasına katkıda bulunmuştur oysa insanlar cahil olmalarından dolayı bunları görmezden gelmektedirler evet biz zekiyiz ve bizim içimiz de büyük bir potansiyel var oysa kekemeliğin türk halkı tarafından iyice anlaşılmamış olması bizim iş bulma evlenme askerlik gibi sorunları beraberinde getirmektedir kardeşlerim gelin birlik olalım tecrübelerimizi birbirimize aktaralım bu sorunla ekipçe mücadele edelim ve artık bizde özgür konuşmaya ve hayallerimiz peşimden koşmaya gidelim.

Kekemelik forumumuz : Kekemelik Forumu - Ana sayfa

kekeme kişilerin geçmişi (ne kadar zeki olduğumuzun kanıtı)


  • Aristoteles : ünlü filazof matematige fiziğe vs metafizik katkısı olmuştur
  • Publius Vergilius Maro : ünlü şair
  • Claudius : 4.roma imparatoru
  • II. Mihail : bizans imparatoru
  • Marcus Tullius Cicero : ünlü hatip siyasetçi avukat filozof şair
  • Albert Einstein : ünlü fizikçi felsefeci nobel fizik ödüllü dahi
  • Demosthenes : ünlü politikacı ve ünlü hatipçi
  • Hipokrat : tıbbın babası ve doktor
  • Charles Darwin : İngiliz biyolog ve doğa tarihçisi ve maymundan geldik fikrini bulan kişi
  • Charles Lutwidge Dodgson : ünlü ingiliz yazar matematikçi mantıkçı ve fotografçı şair ve şovmen , taklitte ve hikaye anlatmakta usta geometrici
  • Vladimir Lenin : ünlü devrimci ve politikacı
  • Winston Churchill : Birleşik Krallık Başbakanı Nobel Edebiyat Ödülünü siyasetçi yarbay
  • Marilyn Monroe : ABD'li sinema oyuncusu, şarkıcı ve model. 20. yüzyılın en ünlü sinema yıldızlarından
  • IV. George : almanca fransızca İtalyanca ve kendi dili ingilizce bilen birleşik krallık kralı
  • Halit Kıvanç : radyo ve televizyon sunucusu , gazeteci , maç spikeri , yazar , müzisyen ingilterede bbc çalıştı , sendika başkanı
  • Müzeyyen Senar : Türk Sanat Müziği sanatçısı ve oyuncu
  • Hamit Altıntop : ünlü futbolcu
  • Isaac Newton : ünlü İngiliz fizikçi, matematikçi, astronom, mucit, filozof
  • Hüseyin Turan : türk müzisyeni ve gitar baglama çalıyor
  • Salih Memecan : ünlü karikatürist , dernek başkanı , yurt dışında yaşamış burslu doktora yapmış biri
  • Halit Akçatepe : ünlü tiyatro ve sinama oyuncusu
  • Camille Desmoulins : gazeteci politikacı devrimci etkileyici konuşma sanatıyla kitleleri etkileyen biri
  • Henry James : ünlü yazar
  • Aesop : ünlü masalcı
  • Charles Kingsley : tarih profesörü , roman yazarı
  • Cotton Mather : devlet bakanı
  • Lord David Cecil : tarihçi ve biyografi yazarı
  • Aneurin Bevan : milletvekili , bir sürü bakanlıga geçmiş,bir partinin başkan yardımcısı
  • Bruce Willis : ödüllü sinama oyuncusu , müzisyen , yapımcı
  • James Earl Jones : amerikan tarihinin en büyük oyuncularından biridir,aktör
  • Greg Louganis : bir sürü altın madalyalı olimpik yüzücü
  • John Updike : roman yazarı , öykü yazarı , şair , sanat eleştirmeni , edebiyat eleştirmeni
  • Bill Walton : nbc spor yorumcusu , ünlü profesyonel basketbolcu
Son düzenleyen Safi; 22 Eylül 2016 16:05
22 Eylül 2016 17:00   |   Mesaj #7   |   
Safi - avatarı
SMD MiSiM

Konuşma bozukluğu ve kekemelik


Her Konuşma Bozukluğu Kekemelik Değil
Seda Atilla Şahin söze kekemeliğin tanımı ile başlıyor. Kekemeliğin konuşurken ses, hece veya tek heceli kelimelerin tekrarlanması ile, seslerin uzatılmasıyla veya bloklar ile konuşma akıcılığının bozulmasına anlamına geldiğini söyleyen Şahin, "Herkes zaman zaman normal akıcılık bozuklukları yaşayabilir. Ancak "kekemelik" olarak nitelendirilmesi için bu bozuklukların kişinin iletişimini (konuşmaktan kaçınmak, diyeceklerini unutmuş gibi yapmak, söylemek istediği kelimeyi değil de başka bir kelimeyi söylemek gibi) etkilemesi gerekir." diyor. Şahin, kekemeliğin ilk 1,5 – 12 yaşları arasında ortaya çıkabileceğini en yaygın 2-5 yaşları arasında ortaya çıktığını söylüyor. Şahin'e göre kekemeliğin sebebi tam olarak bilinmiyor. "Genetik, nörofizyolojik, gelişimsel ve çevresel faktörlerin karışımının kekemeliğe neden olduğuna dair bulgular mevcuttur. Kekeleyen bireylerin yüzde 50-75'inin ailesinde kekeleyen bir fert vardır. Kekelemenin şiddeti ise genetik değildir." diyen Şahin "3 yaş civarı çocuklarda dil gelişimi halen tamamlanıyor olduğundan çocukların çoğunda normal akıcılık bozuklukları gözlenir. Bu durum bir süre sonra kendiliğinden düzelir. Ancak normal akıcılık bozuklukları ile kekemeliği ayırt edici risk faktörlerine dikkat etmek gereklidir." Peki kekemeliğin tedavisi nedir? "Konuşma terapisi ile ergen ve yetişkinlerde kekemeliği kontrol altına almak, kişinin konuşurken gösterdiği efor belirtilerini yok etmek mümkündür. Kişinin motivasyonu ve katılımı terapinin başarısını derinden etkiler. Çocukların terapisinde ailenin katılımı esastır. Çocukta yukarda belirtilen risk faktörleri tespit ediliyorsa ve/veya 3-6 aydır akıcılık bozuklukları devam ediyor ise dil ve konuşma bozuklukları uzmanından değerlendirme istenmelidir. Değerlendirmenin sonucunda gerekli terapi başlatılacaktır."

Ebeveynler çocuklarına destek olmak için neler yapabilirler?


Çocuğunuzun kelimelerini onun yerine bitirmekten kaçının. Konuşurken onu sabırla dinleyip lafını bitirmesi için ne kadar vakite ihtiyacı varsa bekleyin. Çocuğunuzla konuşurken göz temasını bırakmayın. Onu başkalarının yanında "Hadi bir şiir oku" gibi stres seviyesinin artacağı durumlara maruz bırakmayın. Acele etmeden, sakin konuşmayı alışkanlık haline getirin (Günde 5 dakika bile olsa cevap vermeden 2 saniye beklemeyi deneyin). Nasıl dediğinden çok ne dediğine önem verdiğinizi hissettirin. Konuşmasını asla eleştirmeyin. Dil ve Konuşma Bozuklukları Uzmanı ile birlik halinde olup çocuğunuzun terapisine dâhil olun.

Kekemeliği nasıl anlarsınız?


Kısmi kelime tekrarları (Ör: t-tek) tüm kelime tekrarlarından (Ör: tek-tek) fazladır. Kelimenin bir kısmı ikiden fazla defa tekrar edilir (Ör: t-t-t-tek). Tekrarlamalar düzensiz bir ritimdedir (Ör: t-te-t-tek). Bir ses bir saniyeden fazla tutuluyor olabilir (Ör: t---------ek). Ses uzatmaları (Ör: ttttek) sessiz uzatmalardan (Ör: t----------ek) ve sessiz uzatmalar da ses tekrarlarından (Ör: te-tek) fazla görülür. Konuşurken herhangi bir efor belirtisi (Ör: göz kapatma, kırpma, baş hareketleri, dudak büzme vs.) görülmesi. Konuşmaya karşı negatif bir tutum olması. Konuşurken ses tonunda ve perdesinde değişiklikler olması. Ailede kekeleyen bir bireyin olması.
22 Eylül 2016 17:30   |   Mesaj #8   |   
Safi - avatarı
SMD MiSiM

Kekemelik ve Tedavisi

Ad:  Kekemelik ve Tedavisi.jpg
Gösterim: 20
Boyut:  18.8 KB

Kekemelik Nedir?


Kekemelik, kişinin tekrar kekeleme kaygısıyla konuşma sesi, hece, sözcük ya da, cümleciklerin irkilme, duraklama, uzatma, patlatma, yinelemeler ve bazen bunların yanında, birtakım yüz, el, kol ve vücut devinimleri gibi belirtilerle konuşmanın ritim ve akıcılığında oluşturduğu iletişim bozukluğu ve konuşmanın akıcılığı ve ritminin, duraklamalar, tekrarlar, uzatmalarla ve çoğu kez bunlara eşlik eden beden hareketleriyle kesintiye uğramasıdır. Kekemeliğin miktarı ve
şiddeti, farklı ortamlarda, günden güne, hatta aynı gün içersinde bile değişebilmektedir.

Kekemeliğin çoğunluk tarafından kabul edilmiş bir tanımı yoktur. Bazıları kekemeliği bir ritim bozukluğu olarak kabul ederler. Ritim bozukluluğuna konuşmanın akıcılığındaki bozukluğu ekleyenler de vardır.

Akıcı konuşmada ritim ve zamanlama büyük önem taşır. Hız, vurgulama ve doğru yerde duraklamalar açısından farklılıklar olsa da akıcı konuşmada sözcükler ve sözcük grupları kendiliğinden akar. Akıcılıkta ortaya çıkan bozukluklar, uygun olmayan duraklamalar, tekrarlar ve benzer problemler konuşmanın doğal akışını etkiler.

İşte ses, hece ve sözcüklerde uzatmalar, tekrarlar veya duraklamalarla ortaya çıkan konuşmanın akıcılığının bozulduğu bu durum "kekemelik" olarak adlandırılır. Artık, kişinin ne konuştuğundan çok nasıl konuştuğu dikkat çekmeye başlar. Konuşan kişi de dinleyenler gibi durumu fark ettiğinde, konuşma güçlüğüne korku ve endişe de eşlik eder. Bazı durumlarda belirgin yüz ve vücut hareketleri konuşma çabası ile birlikte görülebilir.

Konuşma, hem çevreye uyum kurma,hem de duygu ve düşüncelerimizi ifade yönünden çok önemli bir fonksiyondur. Çocuğun gelişim sürecinde birdenbire aynı sesleri, aynı heceleri tekrarıyla beliren kekemelikler vardır. Bazen de sanki musluk tıkanmışçasına çocuk susar, zorlanır; fakat konuşamaz. Kekeleyen çocuk, konuşma güçlüğü sanki bir suçmuş gibi üzülür,sıkılır ve zamanla içine kapanır. Çevreyle rahat uyum kuramadığı için mi kekelemektedir, yoksa kekemeliği mi bu uyuma engel olmaktadır? Aslında konunun her iki yönü de söz konusudur. Yumurta- tavuk örneği, kekemelikle birlikte uyumsuzlukta artar, gider. Çocuk zaman zaman kendini rahatlıkla anlatamamanın, sanki kendi içinde kilitli kalmanın zorluğunu, ıstırabını yaşar. Sıkışık, tutuklu, tıkanmış hisseder kendisini.

Kekemelik, popülasyonun %5'ini etkilemektedir ve en yüksek görülme oranı okulöncesi dönemdedir. Genellikle 2-7 yaş arasında ortaya çıkar ve erkek çocuklarda daha ağır seyreder. Kız-erkek oranı 1/4 tür. Bu çocukların en az %20'sinde kekemelik devam eder, genellikle giderek şiddetlenir ve ergenlik döneminden sonra da devam ediyorsa yaşam boyu sürecek olan bir bozukluk haline gelmesi muhtemeldir.

Bazen çocuklar, kekeleyen arkadaşlarını taklit ederek, onlara öykünerek kekelemeye başlarlar. Zamanında devreye girerek bu davranışın alışkanlık haline gelmesine engel olmak gerekir. Ateşli bir hastalık, ani ve kuvvetli bir uyarandan korkma da kekemeliğe başlangıç olabilir. Yeni bir çevreye uyum zorluğu, okula başlayış ya da yepyeni bir okul ve aşırı disiplinli bir öğretmen de kekemelik nedeni olarak karşımıza çıkmaktadır.

Kekemelikle İlgili Kuramlar


Kekemeliği açıklayan çok sayıda yaklaşımın olması, konuyla ilgili çalışanları bir çok bulgu ve tedavi yöntemi ile karşı karşıya getirmektedir. Her tedavi yaklaşımı, bir kuramın üzerine yapılanmıştır. Örneğin davranış değiştirme teknikleri ile tedavi yöntemi, kekemeliği "öğrenilmiş" bir davranış olarak ele almaktadır. İşitme testlerinden elde edilen sonuçlar, kekemeliği işitsel geribildirim mekanizmalarındaki bozukluğa işaret ettiği şeklinde yorumlanırken, kalıtımın kekemelikte etkisi ile ilgili çalışan araştırmacılar, kekemeliğin kalıtımsal bir bozukluk olduğunu öne sürmektedirler. Bu yaklaşımlardan her biri kekemelik hakkındaki verilerin bir açıklamaya çalışır, ancak henüz kekemelik hakkında tüm araştırma verilerini bir arada açıklayabilen bütünleyici bir yaklaşım yoktur. Diğer yandan ilgili temel tartışma, daha çok kekemeliğin psikolojik kökenli mi, fizyolojik kökenli mi olduğu ayrımında odaklaşmıştır.

1. Teori:
Kekemelik öğrenilmiş bir davranıştır. Bu teoriye göre çocukların gelişim dönemindeki dil ve konuşma becerilerini öğrenirken bazen akıcı konuşmayabilirler. Konuşmaya başlamadan önce ilk sesleri birkaç kez tekrarlar veya bazı sesleri uzatırlar. Bu durumdan kaygı duyan çocuklar bu kekemelik başlangıcını pekiştirirler. Pekiştirilen kekemelik de kaygı duygularını arttırır. Eğer kekemelik öğrenilmiş bir davranışsa, bu davranış düzeltilebilir. Yanlış öğrenilen alışkanlıklar yerine doğru olanlar öğretilmeli.

2. Teori:
Kekemelik psikolojik bir sorundur. Bu teoriye göre kekemelik psikoterapi ile tedavi edilebilen bir ruh hastalığıdır. Bu inanışa göre kekemelik yoğun ve çeşitli duygusal tepkilere sebep olur. Kekemelerin, konuşma güçlüğünden ve kendini ifade edememekten kaynaklanan en sık yaşadığı duygular utanma ve huzursuzluktur. Belirli durumlarda gereken kelimeleri söyleyememek kaygı ve korkuya sebep olur. Çoğu zaman dinleyicilerin olumsuzluğu ve kuşkuları kekemelerin başarısızlık korkusunu arttırır.

3. Teori:
Kekemelik nörolojik bir bozukluktur. Birçok insan inanır ki kekemelerin ve diğer insanların arasında beyinden kaynaklanan nörolojik farklılıklar vardır. Farklı organik teorilere göre kekemeler çoğunlukla sol kulağı ile işitir, normal konuşan insanlarda ise sağ kulak dominanttır. Bu gerçek de olsa neticede huzursuzluk duyguları kekemeliği tetikler. Böylece, kekemelik nörolojik ve psikolojik temellidir. Kekemelik sadece psikolojik bir sorun değildir çünkü başka yönlerde kekemelerin diğer insanlardan hiçbir farkı yoktur.

Kekemeliğin Belirtileri


Kekemelik ışık ve ses dalgasına dayalı iki tür belirti veren bir iletişim problemidir. Kekemelik tek bir isim ile anılan bir problem ise de, kendi içinde bir takım ayrıcalıkları olan türler halinde de ele alınabilir.

Ses dalgasına dayalı olan belirtileri yukarıda verilen tanımlar içinde değişik sözcüklerle ele alınmış bulunmaktadır. Ama burada bir kez daha sıralamakta bir sakınca yoktur. Sesin çıkması gereken zamanda çıkmayışı, patlayarak çıkması, gereğinden fazla uzatılması, gereksiz yere yinelemesi, seslerin birbirine ulanarak sözcük oluşturulmasında olağandışı yerlerde duraklayarak ulamanın kesintiye uğraması gibi belirtiler sese ilişkin olanlardır.

Ayrıca bunlara ek olarak ışık dalgası, yani görüntü veren diğer belirtiler de vardır. Bunlar konuşanın dudak, burun hareketlerinde olağan dışılık, göz kırpma, gereksiz yerlerde yüz kasılmaları, boyun sinir ve kaslarında kabarma ve gerilme, el ve kol hareketlerinde sertleşme ve gereksiz davranışlar, ayak, bacak hareketlerinin katılması ve tepik, kasılma gibi davranışların görülmesi, bazen tümüyle gövdenin olağandışı davranışlarda bulunması halleridir.
Kekemelik bazı kişiler için konuşmaya başlama sorunudur. Kişi konuşmaya niyet eder, konuşmak için girişimde bulunur. Fakat bir türlü konuşmanın ilk sözcüğünde, ilk sözcüğün sesine başlayamaz. Onu çıkartmak için zorlanır. Bu zorlanma dışardan da kolayca fark edilebilecek düzeyde olur.
Kekemeliğin bir diğer türü, konuşma başladıktan sonra alışılmamış bir biçimde konuşmanın kesilmesi ya da duraklamasıdır. Çoğunlukla başlanmış olan tümce bir ya da bir kaç yerinde kesintiye uğrar. Bazı hallerde her duraklamayı bir başlayamama güçlülüğü izler.

Bir başka tür kekemelik, konuşmaya başlarken belirli seslerin çıkarılış biçimiyle ilgilidir. Bazı bireyler konuşurken bazı sesleri, özelikle sözcüklerin ilk seslerini birden patlatarak çıkarır. Birey para diyecekse, önce duraklar. Bütün gücünü ilk ses olan "p" nin çıkarılmasına harcar. Böylece ilk hece olan "pa" olağandışı bir
gürlükte ve birden çıkarılır. Bundan ötürü böylesi belirti veren kekemeliğe patlama denir.
Bazı olgularda belli bazı sesler olağandışı sayıda yineler. Birey ben diyecekse "b" sesini heceleyerek be, be ,be ,be ,be, be....diye yineler ve sonunda ‘n' sesini de ekleyerek ben sözcüğünü tamamlar.
Bazen ses olağandışı uzatılarak çıkarılır. Uzak demek isteyen bir kekeme "u" sesini gereğinden fazla uzatarak ancak uzak sözcüğünü söyleyebilir. O zaman sözcük uuuuuuuuuuzak biçiminde çıkarılmış olur. Uzatma ilk seslerde olduğu gibi sözcük ortasında olan sesler de pek görülmez.

Kekemeliğin Dönemleri


Gelişimi içinde kekemelik, belli bazı dönemlerde ayrılıp incelenebilir. Çoğunlukla kabul edilen "birinci dönem kekemeliği" ile "ikinci dönem kekemeliği" diye adlandırılan ikili ayırımdır.

Birinci Dönem Kekemeliği:
çocuğun konuşmasında duraklama, tutulma, yineleme ve uzatmalar dinleyenler tarafından fark ediliyor, fakat çocuk kendisi bunların farkında değil ve konuşmaktan çekinmiyorsa böylesi özürler birinci dönem kekemeliğidir denebilir.

İkinci Dönem Kekemeliği:
Bu dönem kekemeliğinde, duraksama, tutulma, yineleme ve uzatmalardan başka, birtakım yüz el, kol ve vücut devinmelerinin eklenmesiyle konuşma daha çok "NASIL" a dikkat çeker hale gelir.

Görülme Sıklığı


  1. Kekemelik, genellikle dil gelişiminin erken dönemlerinde ortaya çıkar (2-6 yaş). Kekemeliğin ortaya çıkma yaşı bazı durumlarda, okul çağına, nadiren yetişkinliğe rastlamaktadır. Kekemelik, toplumda % 3 oranında görülmektedir. Çocuklarda genellikle ailedeki daha küçük çocuklarda görülmektedir.
  2. Erkeklerde kadınlara göre 3-4 kat daha çok görülmektedir. Ketsel kesimlerde kırsala göre daha çok gözlenmektedir. En çok 2-6 yaş arasında görülmekte olup, ortalama başlangıç yaşı 5 yaş civarıdır.
  3. Daha yaşlı kekemelik vakalarının daha çok durakladıkları, hava akımlarındaki kesilmelerin , ses tellerine uygulanan basıncın, iletişim kurma korkularının daha yüksek olduğu ve konuşma durumlarından kaçınmanın daha çok görüldüğü saptanmış.
  4. Genel olarak erkek çocukların kızlara göre daha karmaşık düzeyde kekelemelerinin olup, daha çok kekeleyerek, daha az karşılarındakilerle göz göze gelmeye çalıştığı, iletişim kurmaktan kaçındıkları, dolayısıyla tedavilerinin de daha uzun sürdüğü belirlenmiştir.
  5. Bazı vakalarda erişkinliğe geçiş döneminde kaybolmakta, bunun dışında tedavi edilmeyen vakalar omur boyu sürmektedir.
Kekemelik, çoğu kez çocuğun konuşmaya ilk başladığı iki-üç yaş döneminde görülür. Hayal gücü çok zengin olan çocuğun kelime hazinesi, duyup hissettiklerini anlatmaya yeterli değildir, sanki... Çocuk yeni sözcükler arar, zorlanır ve teklemeye başlar... İşte bu sırada ailenin telaşı, aşırı üzüntü ve heyecanı da bu teklemeleri pekiştirir. Ve çocuk, hemen her sözcükte tekrar tekrar zorlanır.

Kekemeliğe Ne Yol Açar?


Kekemeliğin nedenleri konusunda ileri sürülen görüşler oldukça değişik ve çoktur. Kimi uzmanlar, kekemeliği yapısal bir bozukluk olarak ele alırken, kimi öğrenilmiş bir davranış, bir direniş belir-tisi olarak tanımlamakta, bir başkası da çevresel nedenlerin kekemelikte önemli bir rol oynadığı görüşünü savunmaktadır. Son zamanlarda genler üzerinde yapılan çalışmalar önem kazanmakta ve umut verici çalışmalar devam etmektedir. Ancak, yaygın olarak kekemeliğin tek bir nedene bağlı olarak ortaya çıkmadığı görüşü hâkimdir.

Herkes Zaman Zaman Kekeler mi?


Evet... Pek çok çocuk dil ve konuşma gelişiminde "normal" olarak değerlendirilebilecek bir kekemelik dönemi yaşar. Okul öncesi pek çok çocuğun kekemeliğin sınırlarından kekeme olmadan döndükleri görülmüştür. 2-6 yaş arasında çocuğun düşünme hızı sözcükleri çıkarabilme hızından fazladır. Bu nedenle çocukta geçici bir kekemelik, konuşma gelişiminin doğal bir sonucu olarak görülebilir. Bu hemen kekemelik olarak etiketlenmemelidir. çocuk konuşurken duraklar, ses, hece ve sözcük tekrarlan yapar, ama kendisi bunun farkında değildir. Küçük çocukların dili öğrenme süreçlerinde bu türden konuşma sorunları yaşamaları doğaldır. Çocuğun çevresindekiler konuşmasını düzeltmesi için baskıda bulunmazsa, çocuğun dikkati konuşması üzerine çekilmezse bu durum kendiliğinden düzelir.

Kekemeliğe İlişkin Yanlış İnançlar


“Kekemeliğin nedeni psikolojiktir" (!) İnancı


Günümüzde kekemeliğin nedenlerine ilişkin pek çok farklı görüş ileri sürülmektedir. Bu görüşlerden en yaygın olarak kabul görüleni kekemeliğin psikolojik nedenlerden kaynaklandığı görüşüdür. Pek çok kişi kekemeliğin nedeninin aşırı korku, üzüntü ya da heyecan gibi psikolojik bir nedeni olduğuna inanmaktadır. Bu yaygın kanın aksine uzmanlar, kekemeliğin psikolojik nedenlerden kaynaklanmadığını ancak, bu gibi faktörlerin kekeme bireylerin konuşmaları üzerinde olumsuz etkileri olduğunu kabul etmektedir. Yani hiçbir çocuk ya da yetişkin bir şeyden çok korktuğu ya da bir olaya çok üzüldüğü için kekeme olmaz. Bu gibi nedenlerin, kekemeliğe yatkınlığı olan bireylerde tetikleyici ya da kekemeliği şiddetlendirici etkileri olabilir. Ancak asla kekemeliğin doğrudan nedeni değildirler.

“Kekemelik, kalıtsaldır” (!) İnancı


Toplumda yaygın olarak kabul gören bir diğer görüş ise, kekemeliğin genetik geçiş gösterdiği varsayımıdır. Bir çocuğun anne ya da baba tarafındaki akrabalarından herhangi birinde kekemelik öyküsü varsa, o çocuğun kekeme olma olasılığı yaklaşık %40-60 oranında daha fazladır. Ancak, ailesinde hiç kekemelik öyküsü olmayan kekeme bireyler de vardır. Dolayısıyla kekemeliğin yalnızca genetik nedenlerden kaynaklandığı görüşü doğru değildir. Ayrıca birinci derece akrabalarında kekemelik öyküsü olan pek çok kişide kekemelik görülmemektedir. Günümüzde kekemeliğin nedeni kesin olarak bilinmemektedir. Ancak uzmanlar, kekeme bireylerde, beyin hemisferlerinden konuşmadan sorumlu olan sol hemisferin baskın olmayışının kekemeliğe yol açtığı görüşünde birleşmektedirler. Yapılan araştırmalar bu yönde güçlü kanıtlar ortaya koymakla birlikte henüz kesin bir yargıya varılamamıştır.

“Kekemeliğin tedavisi yoktur” (!) İnancı


Kekemeliğe ilişkin bir başka yanlış inanış, kekemeliğin düzeltilemeyeceği ve tedavisinin olmadığına ilişkindir. Bazen konuşma terapisti olmayan ya da bu konuda yeterli bilgi sahibi olmayan kişi veya kurumlar, aileleri çocuklarının kekemeliğinin kalıcı olduğuna ve hiçbir zaman düzelmeyeceğine ilişkin yanlış yönde bilgilendirmektedir. Bu gibi yanlış telkinler ailelerin ümitsizlik duygularına kapılıp durumu bu şekilde kabullenmelerine ve çocuğu bu problemle tek başına bırakmalarına yol açabilmektedir. Günümüzde çok farklı kekemelik tedavi yöntemleri kullanılmaktadır ve kekeme kişiler bu yöntemlerden fayda sağlamaktadır. Özellikle de okul öncesi dönemde tedavi edilen çocuklar ileriki dönemlerde hiç kekelemedikleri gibi, pek çoğu küçük yaşlarda uygulanan terapileri dahi hatırlamamaktadır. Ancak yetişkinlik dönemine kadar hiçbir terapi görmeyen ya da bilimsel yöntemler dışında bir takım arayışlara yönelen bireylerde kısa sürede kesin sonuç alınması daha güç olmaktadır. Çünkü kişinin yaşı ilerledikçe, hiçbir zaman kekemeliğini kontrol altına alamayacağına inanmaya başlamaktadır. Ayrıca, sürekli olarak etrafındaki kişilerin alaylarına ve eleştirilerine maruz kaldıkları için konuşmayı gerektiren ortamlara dair bir takım korkular geliştirirler. Yetişkin bireylerle çalışırken, okul öncesi dönem çocuklarından farklı olarak konuşmaya, yabancı ortam ve kişilere dair bu korkularının da giderilmesine çalışılmaktadır. Bu da her zaman çok kolay olmamaktadır. Bu nedenle ebeveynlerin çocuklarının kekelediğini düşündükleri durumda hiç vakit kaybetmeden bu konuyla ilgilenen bir dil ve konuşma terapistinden yardım almaları gerekmektedir.

“Kekemelik, ilaçlarla geçer” (!) İnancı


Kekemelerin tedavilerine ilişkin bir diğer yanlış inanış ise kekemeliğin ilaçla geçebileceği görüşüdür. Henüz dünyada kekemeliği geçiren bir ilaç tedavisi bulunamamıştır. Fakat bazı doktorlar kekemelik şikâyetiyle başvuran ailelere bazı ilaçlar önermekte ve bu ilaçların çocuğun konuşmasını düzelteceği yönünde yanlış bir izlenim yaratmaktadırlar. Kekemelik tedavisi için önerilen bu ilaçların çocuğu zaman çocuk için zararlı bir etkisi olmamakla birlikte hiçbir yararlı etkisi de bulunmamaktadır. Ailelerin kekemeliği düzeltecek, bilimsel olarak ispatlanmış herhangi bir ilaç tedavisi olmadığı konusunda bilinçli olmaları ve bu tip tedavilere bel bağlamamaları çok önemlidir.

“Kekeme çocuklar, okulda başarısız olurlar” (!) İnancı


Kekeme çocuklar çocuğu zaman konuşmaktan kaçınırlar ve çok iyi bildikleri şeyler hakkında dahi konuşmayabilirler. Bu da ilk etapta onların yanlış tanınmalarına neden olur. Kekemeler zihinsel gelişim açısından diğer bireylerden daha geri değildirler. Yalnız konuşma konusunda daha isteksiz olabilirler. Değişik alanlardaki başarılarıyla topluma mal olmuş birçok kekeme vardır. Aristotle, Charles Darwin, Marylin Monroe, Bruce Willis, Isaac Newton, Musa peygamber.

Kekemeliğin Belirtilerini Ortadan Kaldırma


Bu yaklaşımın hareket noktası, her kekemenin bu belirtilerden kurtulmak isteği ve bir arayış içinde oluşurdur. Bu istek ve arayıştan yararlanılmalıdır. Ayrıca, belirtilerinin ortadan kaldırılabileceğinin kanıtlanması kolay olan bir başarı sağlamaktadır. Bu da kekemeye güven vermektedir. Belirtileri ortadan kaldırmaya yarayacak çalışmalar şöyle sıralanabilir.

Tedavi Yöntemleri


  1. Kekemeliği oluşturan, sürdüren, ağırlaştıran etmenler ortadan kaldırılmalı ya da etkileri azaltılarak kekemeliğin gelişimi durdurulmalıdır.
  2. Kişi probleminin farkına vardırılmalı, özrü kabullendirilmeli ve özrü yenmek için istekli hale getirilmelidir.
  3. Kekemeliği kişinin kendisine iyice incelettirilmeli, belirtileri fark ettirilmelidir. Teybe alınan sesini dinlemesi, ayna karşısında konuşmasını izlemesi kekemeliği hakkında bilgi sahibi olmasına yardımcı olur.
  4. Belirtileri eleme planı yapılmalıdır. Belirtilenlerden en kolay elenebilecek onlar başa alınmalıdır.
  5. Bu belirtiler olmadan konuşma öğretilmelidir. Bunun yollarından biri, adım adım diye adlandırılan yavaş konuşmadır. çocuk acele etmeden yavaş konuşma girişiminde bulunursa, eskiden yaptığı yersiz hareketlerin pek çoğunu yapmadığını görecektir. Diğer yol, davranış değiştirme yöntemlerini kullanmaktır. İstenmeyen davranışı söndürme, kekemelik belirtilerini elemek için de uygun düşmektedir. Eğer belirli davranış kişinin gereksinmesini doyurmazsa o davranışı sürekli kullanmaz. Onun yerine işini görecek başka davranış arar. Kekemelik belirtileri aynı ilkeleri uygulayarak ortadan kaldırılabilir. İstenmeyen davranışın bir karşıtı, yani istenileni vardır. Onu bulup ortaya çıkarmak, onu doyurucu davranış haline getirmek gerekir. İstenmeyeni yaptığında ödüllendirmeyip, isteneni yaptığında ödüllendirme esasına dayalı alıştırmalar yapılmalıdır.
  6. Kekemelik çocuğun ve çevresinin hoş görü düzeyine indirilmelidir. Herkesin bazı ufak tefek istenmeyen davranışları vardır. Ama kendisi bunları hoş görür. Fazla mesele yapmaz. Taki pek göze batıcı duruma gelinceye kadar. Yani insanoğlunun bir hoş görü özelliği vardır. Tabii bunun bir de sınırı vardır. Kekemeye, onun kekemelik belirtilerini biraz azaltarak hoş görülebilir düzeye indirmede yardımcı olmak gerekir. Bu, değişik çalışmalarla sağlanabilir. özellikle solunum araştırmaları üzerinde durulabilir. Genellikle, kekemelerin konuşma sırasında, soluklarını kullanamadıkları görülür. Soluğunu iyi kullanılabilir hale geldiğinde konuşması olumlu yönde değişiklik gösterecektir. Yine, orada belirtilen gevşetme ve rahatlama alıştırmaları üzerinde durulan konuşma hızını yavaşlatma çalışmaları bu konuda yararlı olur.

Tedavi Yöntemleri


  • Kekemeliğin tedavisinde izlenen yollar, nedenlere ilişkin kurumlara bağlı olarak çok ve değişiktir.
  • Kekemeliğin nedenini yapısal bozukluğa bağlayan ya da o görüşte olan uzman sağaltımda o yöne ağırlık verecektir.
  • Kekemeliği bir kişilik bozukluluğu olarak uzman ise ruhsal sağaltımı savunur ve onu uygular.
  • Nedene ilişkin kurumları açıklarken, son olarak değinilen orta yol görüşü sağaltım için de geçerlidir. Ancak burada bir önemli noktanın açıklanması gerekmektedir. Kekemeliği baştan nedenler ruhsal olmasa bile sonradan, kekemeliğin bir ruhsal sorun haline dönüştüğü açıktır.
  • Bu bakımdan kekemeliğin düzeltilmesinde ruhsal sağaltım ile konuşma sağaltımının birilikte düşünülmesi gerekmektedir.
  • Ruhsal sağaltım ya da konuşma sağaltımı için bireysel ve grup çalışmaları yapılabilir.
  • Kekemelerle yapılacak ruhsal sağaltım için grup çalışmalarının daha etkin olduğunu ileri sürenler vardır.
  • Konuşma tedavisi ve ruhsal sağaltım yöntemleri kekemeliğin birinci ya da ikinci dönem oluşuna, ağırlık derecesine, bireye ve sahip olunan olanaklara bağlı olarak değişkenlik gösterebilir.
  • Tedavide bir genel kural kekemeliği yaratan, sürdüren, ağırlaştıran etkenlerin ortadan kaldırılması ya da etkilerinin azaltılmasına çaba gösterilmesidir.
  • Kekemeliğin tedavisi diğer konuşma özürlerine göre daha çok zaman alıcı, uzun süren bir çalışmayı gerektirir. Bunun baştan kekeme, ailesi ve uzman tarafından dikkate hatta göze alınması gerekir.
  • Kekemelikte konuşma terapisi şarttır.
  • Aile ile görüşmeler, psikolojik testler durumu aydınlatmada çok yararlıdır. Tedavide yine aile,hekim ve psikolog yardımlaşması gerekir.
  • Kekeme çocuk konuşurken yanlış nefes alır. Çocuğa, önce nefes alıp, sesleri ve sözcükleri nefesle birlikte içten dışa doğru itmeyi öğretmek çok yarar sağlar. Bunun için nefes alma, ses uyumuna göre hece hece egzersiz yapma öğretilir. Tıpkı şarkı söyler gibi, belli bir ritimle ve hece hece konuşulur. Çocuğa da tekrarlatılır. Sonra bu egzersizler, şaka gibi bir oyuna dönüştürülür.
  • Tedaviye ne kadar erken başlanırsa, sonuç o kadar yüz güldürücüdür. Yıllarca kekelemeye alışmış olan insanın olgun yaşta tedaviye yeltenmesi, çok gecikmiş bir başvurudur. O kadar yıl yanlış konuşmaya alışmıştır. Yanlışı düzeltip doğruyu oturtmak ve bunu rahat bir alışkanlık haline getirmek hiç de kolay olmaz. Ailelerin bilinçli yardımları çocukların tedavisinde önemli rol oynar.
23 Eylül 2016 01:12   |   Mesaj #9   |   
Safi - avatarı
SMD MiSiM

KEKEMELİK


Kekemelik; konuşmanın akıcılığı ile ilgili bir iletişim bozukluğudur. Akıcı konuşmada ritm ve zamanlama büyük önem taşır. Hız, vurgulama ve doğru yerde duraklamalar açısından farklılıklar olsa da akıcı konuşmada sözcükler ve sözcük grupları kendiliğinden akar. Akıcılıkta ortaya çıkan bozukluklar, uygun olmayan duraklamalar, tekrarlar ve benzer problemler konuşmanın doğal akışını etkiler.

Sponsorlu Bağlantılar
İşte ses, hece ve sözcüklerde uzatmalar, tekrarlar veya duraklamalarla ortaya çıkan konuşmanın akıcılığının bozulduğu bu durum "KEKEMELİK" olarak adlandırılır.Artık,kişinin ne konuştuğundan çok nasıl konuştuğu dikkat çekmeye başlar.Konuşan kişi de dinleyenler gibi durumu fark+ettiğinde, konuşma güçlüğüne korku ve endişe de eşlik eder. Bazı durumlarda belirgin yüz ve vücut hareketleri konuşma çabası ile birlikte görülebilir.

HANGİ YAŞLARDA ORTAYA ÇIKAR?


Kekemelik, genellikle dil gelişiminin erken dönemlerinde ortaya çıkar ( 2-6 yaş). Bazı durumlarda, okul çağında, nadiren yetişkinlikte de ortaya çıktığı görülebilir. Çocukluk hastalığı olarak bakılır. İstatistiklere göre yarıya yakını kendiliğinden geçer, diğer yarısı kalır. Kekeleyenler içinde bir kaç hafta, bir kaç ay süren ve geçenler vardır. Geçmeyip kalanlar yaklaşık % 50 civarındadır. % 75 kadarı 3,5 yaşından önce başlar. Erkeklerde daha sık rastlanır. Erkeklerde rastlanan kekemelik küçük yaşlarda \ oranındadır. İlkokulda bu oran 1/5 olarak değişir. Kızlarda erkeklere oranla spontan iyileşme daha fazladır. Batı kültüründe okul nüfusunun % 10' unda kekemelik görülmektedir. Uzakdoğu ve Doğu Asya ülkelerinde de sayılar aynıdır. İlkel kavimlerde ise bu oran aynı hatta daha fazladır. Davranış standartlarının yüksek olduğu toplumlarda kekemelik fazla, kriter davranış standartı, çocuktan beklenti, rekabet anlayışı fazladır. Daha toleranslı, rekabet ve cezanın az olduğu toplumlarda kekemelik daha az görülmektedir.

KEKEMELİĞE YOL AÇAN SEBEPLER


Kekemeliğin nedenleri konusunda ileri sürülen görüşler oldukça değişik ve çoktur. Ancak kekemeliğin tek bir nedene bağlı olarak ortaya çıkmadığı görüşü hakimdir. Kimi uzmanlar, kekemeliği yapısal bir bozukluk olarak ele alırken, kimi öğrenilmiş bir davranış, bir direniş belirtisi olarak tanımlamakta, bir başkası da çevresel nedenlerin kekemelikte önemli rol oynadığı görüşünü savunmaktadır.
Kalıtımsal da olabilir, ailede varsa çocukta olma olasılığı artar. Kekemelik davranışları çok değişken olabilir.Bazen şiddeti artarken, bazen hiç görülmez veya şiddeti azalır. Kendinden küçüklerle konuşurken, şarkı söylerken, (ezberden söylediği için, dikkat konuşmadan başka şeye çekildiği için) toplu halde konuşurken, söyleyecekleri yazılı olarak verildiğinde, birisinin söylediği tekrar edilirken, kendileri otorite konumunda ise kekemelik azalır, bazen de kaybolur. Bazen alışılmışın dışında bir tarzla konuşursa: bağırmak,tiz sesle konuşmak, fısıldamak, konuşma temposunu yavaşlatma gibi durumlarda kekemelikte azalma görülebilir. Ritmik konuşmada da kekemelik azalabilir.

Hangi durumlarda çoğalıyor?


Telefonla konuşurken (sadece konuşma ön planda olduğu için), kalabalık önünde, söylenmesi zor sözcüklerde, zaman baskısı olduğunda, sabırsız dinleyicilerle, (siz konuşurken başka şeylerle ilgilenen, sürekli saatine bakan, devamlı gözlerini kaçıran, konuşmacının sözünü tamamlayan dinleyici) söyledikleri anlaşılmayıp tekrarlatılınca, sosyal tedirginliğin fazla olduğu durumlarda kekemelik şiddetlenir.

Çift dil bilenlerin bazıları, bir dilde kekeliyor,bir dilde kekelemiyor veya kekelemesi azalıyor.
Sebepleri ile ilgili birçok teori vardır;

1. Nevroz Teorisi:


Kekemeliğin nörotik bir davranış olması teorisidir. Psikanaliz yöntemi yaygın olduğu zamanlarda (Freud) bu görüş yaygın. Birçok nevroz teorisi var.Kekemelik oral ve anal erotik gereksinmeleri karşılar. Bir başka görüş ise bilinç altından kendi kendine konuşmayı engelleme çabası demiştir. Bunlar yanlıştır.Kekemelik bir sendrom değildir, davranış bozukluklarıyla birlikte görülmez. Gerek kekemelerde gerekse ailelerinde normalden fazla nevrotik davranışlar görülmüyor.

2. Öğrenilmiş bir davranış olduğu teorisi:


Doğuştan değil sonradan öğrenilmiş bir davranıştır.
a. Wendell Johnson'ın Diagnosofenik Teorisi: (tanıdan kaynaklanan) Bütün çocuklarda konuşma akışı sorunları olur. Ancak anne babalar normal tekrarlara kekemelik teşhisi koyup çocuğa bunu hissettirirlerse, çocuklar kendilerini kekeme sanıp kekelemeye çalışırlar. Bu teori ne tümüyle yanlış ne tümüyle doğrudur. Doğruluk payı ailelerin tutumu ama bu tutum kekemeliği başlatıyor mu? kesin değil.

b. Sheedon'a göre: Konuşma isteği ile konuşmaktan kaçınmanın isteği çelişkisinden doğmaktadır. Konuşma güdüsü kaçınma güdüsünden yeterince yüksek konuşulur (kişi rahat rahat konuşur). Kaçınma üstün gelirse konuşamaz, sessiz kalır. Eğer bu güçler eşitse kekemelik oluşur, demiştir.
Ad:  11.JPG
Gösterim: 5
Boyut:  17.2 KB
c. Klasik Şartlanma Teorisi: Çocukluktaki tekrarlar strese bir reaksiyondur. Eğer bu tekrarlar, yine kelimeler, durumlar, kişiler, dinleyiciler, değişik konuşmacı durumları gibi olumsuz duygularla beslenirse kekemelik doğar.

3. Kekemeliğin fizyolojik aksama/eksiklik olması:


Diğer görüşler kekemeliği nasıl çevresel faktörlere bağladılarsa, bu gruptaki görüşler de kekemeliği kişinin kendisinde aramaktadır.
a. Serebral Dominans Teorisi: Kekemelerde gelişmemiş bir dominans olduğunu söyler. İnsanlar sol yarıküreyi baskın olarak kullanırlar,bazı çocukların sağ yarıküresi fazla baskınlık gösterir.Bu çocuklara sol elle yazarken sağ elle yaz diye zorlama yapılmış ve o nedenle kekemelik ortaya çıkmıştır.Örn: Çift taraflı dinleme testlerinde 2 kulağa ayrı sözcükler verilir ve hangilerini daha çok hatırladığına bakılır.Normaller-beklenildiği üzere - sağ kulağa verileni daha fazla hatırlarlar.Kekemeler de sağ kulağa verileni daha fazla hatırlarlar ama sağ kulak avantajı daha azdır.

b. Gecikmiş İşitsel Geri-iletim/bildirim (feedback) Teorisi: Normal insanlar ağızlarından çıkanı 1 sn. gecikme ile bazen daha da az duyuyorlarsa konuşma mekanizmaları bozuluyor ve kekeliyorlar, şaşırıyorlar. Demekki kekemelerde de böyle oluyor.

c. Konuşmanın Koordinasyonu için Fizyolojik Kapasitenin Azlığı:

  • Zihinsel motor bozukluk
  • Algısal bozukluk 
  • Fonasyon,artikülasyon ve respirasyonun motor koordinasyonunda bozukluk
  • Konuşma üretiminin içinde yatan merkezi sistem süreçlerinde bozukluk
  • Eklektik teoriler (birşey eklektik olduğunda tek başına değil karmadır):
Eklektik bakış açısında kişi tek başına ele alınır. Eğer pekçok faktörün birarada olabileceği kabul edilirse tedavide de pekçok yönden yaklaşılır. Böylece kişilere göre değişik tedaviler ortaya çıkabilmektedir.

KEKEMELİĞİN SEMPTOMLARI


1- ENGELLERİ


Tekrarlar:
Tekrarlanan birden fazla sözcük olabilir. Tek sözcük, hece ,ses olabilir. Bazen ses ve heceyi ayırdetmek zor olabilir.(P-p....peki, ol-ol....olmaz, ben de- ben de -ben de geleceğim gibi) Bunlar hep ilk hece ilk ses ilk sö'zcüktür.Genellikle sözcük ve daha uzun ifade tekrarlanıyorsa tehlike az, ses ve hece tekralanıyorsa tehlike var demektir.Bu da daha yerleşik bir kekemeliktir.

Uzatmalar:
Sesleri uzatma şeklindedir. Örneğin ünlülerin hepsi ve ünsüzlerin bir kısmı uzatılır.( fffff....fare, aaaa....aldım) c- Patlamalar:Düzensiz solunum ve kararsız konuşmaya bağlı olarak sözcüklerde alışılmadık vurgulamaların ortaya çıkmasıdır.Aslında bir çeşit uzatmadır. Patlamalı kapantılı sesler patlatılıyor.Basınç biriktirip o süreyi uzatıyor, kapalı fazın fazla uzatılması ve çok beklediği için de basınç artıyor ve ses aspirasyonla çıkıyor.(p...p...pantaloon)

Sessizlik:
Gereğinden fazla duraklamak, uygunsuz yerde duraklamalar, sözcük başında bazen de sözcük arasında olabiliyor.(Vurgulu heceden sonra duraklama olabiliyor.)

SÜRESİ


Bu semptomların süresi de çok önemlidir. Yüz sözcük veya yüz cümle alınıp kaç defa takılmış, kaç engel olmuş ve bunların her birinin süresi toplanıp ortalamaları alınır.Kekelemenin ortalama süresi aşağı yukarı 1 saniyedir.(orta derecede kekeleyen)

SIKLIK


Kullandığı sözcük ya da hecenin kaçta kaçında kekelediği önemlidir. Ortalama olarak kullandıkları sözcüklerin %10 unda, hecelerin % 15 inde kekelerler. Bu durumdan duruma değişir. En hafifi %5, en ağırı %25-%75 tir.

DAĞILIM


Hangi sözcüklerde hangi seslerde kekeliyor, belli bir düzeni var mı? Buradaki amaç tutarlılık kavramının belirlenmesidir. Aynı paragrafı tekrar tekrar okutunca aynı seslerde, hecelerde, sözcüklerde kekemelik olup olmadığı belirlenir. % 65 - % 70 tutarlılık vardır, genelde aynı sözcüklerde kekelerler. Belli ses korkuları belli hece korkuları var mı?

EK SEMPTOMLAR


Belli bir sesin çıkartılması ve konuşma sırasındaki gerginliğin atılmaması, nefesin engellenmesine ve tıkanmasına yol açar. Karşılıklı konuşmayı kontrol edebilmek için gösterilen mücadelenin işaretleri açık olarak görülebilir. Konuşmanın akıcılığı ve ritmi bozulmakla birlikte yüzde gerilim, kaş-göz oynatma , başın ani hareketleri, bütün bedende istenmeyen jestler gözlenebilir ve her ses birimi bu tıkanmalardan etkilenebilir.
Konuşmada güçlük yaşandığı anda bazen fazladan sözcük ve sesler eklenir: aman!, ya! , yani!, sey! gibi .

FİZYOLOJİK SEMPTOMLAR


Kekemelerin bir takım fizyolojik semptomlarının heyecan ve egzersiz sonucunda ortaya çıktığı görülmüştür. Hızlı kalp atışı, fazla adrenalin salgılanması, artan refleksler, kan dağıtımında değişiklik, beyin dalgalarında değişiklik. Konuşma organlarıyla ilgili fizyolojik semptomlara baktığımızda yanlış soluma, nefes alırken konuşmaya çalışma, larinks kaslarında aşırı hareketli ve telaşlı durum ve koordinasyon bozukluğu. Bazı çalışmalar kekemelerin el becerilerini ve artikülasyonunu da yavaş bulmuştur.

NE ZAMAN YARDIM GEREKİR?


2-6 yaş arasındaki çocuklar genellikle sözcük ve cümleleri tekrarlarlar. Konuşmalarında "ımm, şeyyy, eeee.." sıkça kullanılır. Bu normal "akıcı olmayan konuşma" olarak adlandırılır. Eğer bu dönemde çocuğun konuşmayı öğrenmeyi sürdürdüğünü, yepyeni sözcüklerle karşılaştığını, bu sözcükleri cümlede yerli yerine
oturtmak için çabaladığını, konuşma ile ilgili kaslarının gelişmekte olduğunu, sorularla keşiflere yöneldiğini dikkate alırsanız, bu yoğun çaba gerektiren süreçte onun konuşmasının akıcılığının zaman zaman bozulmasını anlayışla karşılayabiliriz.
Eğer;
  • Çocuğun konuşması ile ilgili kaygı yaşıyorsanız,
  • Çocuk konuşma ile mücadeleye girişmiş görünüyorsa ya da zorlandığında konuşmasının akıcılığı bozuluyorsa,
  • Konuşma ile ilgili kaslarda artan bir gerginlik dikkatinizi çekiyorsa yardım almak gerekir.
  • Kekemelik için psikiyatristlerden, psikologlardan, özel eğitim öğretmenlerinden, çocuk gelişimi ve eğitimcilerinden, odyologlardan, psikolojik danışmanlardan, nörologlardan da destek alınabilir.

TEDAVİDE;


  • Psikoloji
  • Aile tutumları, yaklaşımları, inançları
  • Konuşma davranışları
  • Yaşı en önemli faktörlerden biridir.

AİLEYE VE ÖĞRETMENLERE ÖNERİLER


  • Çocuk kekemeliğiyle ilgili olumlu ya da olumsuz duygular yaşıyor olabilir; bu konuda konuşmak istiyorsa onunla konuşun. Kekemeliğin farkında olduğunuzu, onu kabul ettiğinizi hissettirin.
  • Çocuk sizinle konuşmaya istekli değilse ya da bazı kaygıları varsa, konuşmaya zorlamamak en iyisi. Ancak, onunla iletişime her zaman hazır olduğunuzu belirtebilirsiniz.
  • Konuşurken çocuğa yeterince zaman tanıyın, aceleci ya da sabırsız olduğunuz izlenimini asla vermeyin. Konunun aniden değiştirilmesi ya da konuşmanın sık sık kesilmesi de aceleci davranıldığının göstergesidir. Bunlardan kaçının. Zaman sınırlamaları, akıcı konuşmayı engeller.
  • O konuşurken sorun yaşadığında cümleyi onun yerine tamamlamayın, sözcük eklemeyin. Seçtiğiniz sözcükler kimi zaman onun söylemek istediğini karşı lamayabilir,bu da sorunu daha da arttırabilir.
  • Çocuktan "zor" olan sözcük yerine "kolay" olanını kullanmasını istemeyin, bu sadece o sözcüklerle ilgili korkuyu arttırır.
  • “Yavaş ol", “rahatla", “konuşmadan ö'nce düşün" gibi önerilerden uzak durum. Bu öneriler yapıcı öneriler değildir, öğrenciye yardımcı da olmayacaktır.
  • Onun nasıl söylediğinden çok ne söylediğine odaklanın ve onu sözel etkinliklere katılım konusunda yüreklendirin.
  • Ona nasıl bakıyor olduğunuz ya da ne yaptığınız en az ne söylediğiniz kadar önemlidir. Hepimiz iletişim kurarken yüz ifadelerini ve beden dilini dikkate alırız, çocuklar ise sözel olmayan bu tarz iletişime karşı çok daha duyarlıdırlar. Bu nedenle onunla iletişiminizde rahat bir beden dili kullanın, dudak ve ağız hareketlerine bakmaksızın göz kontağını sürdürün.
  • Eğer çocuk kekemelikle ilgili terapi ya da destek eğitimi alıyorsa, aile ve uzmanlarla işbirliği içinde olun.
  • Siz konuştuktan sonra, çocuğun size cevap verebileceği yeterli zamanı tanıyın.
  • Çocuğun hangi ortamlarda daha akıcı konuştuğunu gözlemleyerek belirleyin. Bu ortamlar onun kendini daha rahat ve güvenli hissettiği ortamlar olabilir, bu ortamları arttırın.
  • Onun yaşantışı için süreklilik gösteren, sağlıklı bir program oluşturun, yeterince uyuması, dengeli beslenmesi gibi ihtiyaçlarını gündelik yaşamında dikkatle ele alın.
  • Çocukta duygusal çatışma ve gerilim yaratan durumları gözleyip belirleyin, mümkün olduğunca bunlardan sakının.
  • Çocuk akıcı konuşmadığında da akıcı konuştuğundaki gibi davranın. Onu baskı altına almaksızın konuşması için cesaretlendirin. Sakin bir konuşma ve dinleme ortamını sağlamaya çalışın.
  • Kekemelik bir tabu değildir, dünyanın sonu demek de değildir, iletişimde yaşanan, önüne geçilebilen ve kontrol edilebilen bir güçlüktür.Kekeme çocuğa yardımcı olmanın anahtarı sorunu bilmektir.

Hızlı Cevap
Mesaj:



Bu sayfalarımıza baktınız mı
paneli aç