MESAFE a. (ar. mesafe).
1. Uzayda iki noktayı ayıran aralık; bir yerden bir yere giderken alınması gereken yol; uzaklık: Dünya'yla Ay arasındaki mesafe ne kadardır? Eviyle istasyon arasındaki mesafe 600 metre kadar. 300 kilometre mesafeyi üç saatte aldık.
2. iki ya da daha çok kimse arasındaki ara, uzaklık: Öndeki koşucuyla diğer yanşmacılar arasındaki mesafe giderek açılıyor.
3. Spor bağlamında, bir koşu sırasında alınması gereken uzaklık: Uzun, kısa mesafe koşucusu. Bu at bu mesafe için idealdir.
4. İki kişinin ilişkilerindeki resmiyet, soğukluk: Aralanndaki mesafe kapanacağına günden güne artıyor
5. i.i^şafe almak hir is ya da konuda epeyce gelişmiş, ilerlemiş olmak, yol almak, önündekiyle bir kol boyu aralık bırakarak sıraya girmek. || Bir kimseyle arasına mesafe koymak, (arasında) mesafe bırakmak, dostluk ve arkadaşlık ilişkilerinde aşırı ölçüde samimi olmaktan kaçınmak, resmiyeti korumak: Fazla içli dışlı olma, araya mesafe koy.
—Esk. Mesafei semt-ûr-res, bir yıldızın bulunduğu nokta ile başucu noktasının gözlemci gözü ile oluşturduğu açı.
—Ask. Yürüyüş düzeninde bulunan bir birliğin bölümleri arasındaki boşluk. || Kol düzenindeki bir birliğin unsurları arasında derinliğine bırakılan boşluk.
—Spor. Eskrimde, kolu uzatarak ve hamle yaparak karşı oyuncuya tuş yapılabilecek uzaklık. || Orta mesafe koşusu - KOŞU.
—Telekom. Gölge mesafesi, belli bir yerdeki bir radyo vericisi ile bunun yayımladığı dalgaların Yer yüzeyinde, iyonlaşmış bir katmandan yansımayla alınabildiği nokta arasındaki en küçük mesafe.
Kaynak: Büyük Larousse