Cevap Yaz Yazdır
Gösterim: 15.297|Cevap: 1|Güncelleme: 17 Aralık 2015

Uyum Nedir?

Mesaja atla
Blue Blood
14 Mayıs 2008 20:37   |   Mesaj #1   |   
Blue Blood - avatarı
Ziyaretçi
Uyum

isim
Sponsorlu Bağlantılar
1 .
Bir bütünün parçaları arasında bulunan uygunluk, ahenk:
"Gerçekten de sonsuz bir sessizlik, bir uyum, bir şiir sarmıştı ortalığı."- N. Araz.
2 . Toplumsal çevreye veya bir duruma uyma, uyum sağlama, intibak, entegrasyon.
3 .
biyoloji Bir cismin görüntüsünü tam ağ tabaka üzerine düşürebilmek için göz merceğinin dışbükeylik derecesini çoğaltıp azaltması olayı, mutabakat.
4 .
dil bilimi Ortak özellikleri açısından sesler arasındaki uygunluk, harmoni.


Birleşik Sözler

  • ön uyum
  • sesli uyumu
  • ses uyumu
  • sessiz uyumu
  • ünlü uyumu
  • ünsüz uyumu
  • vokal uyumu

Kaynak: TDK

Son düzenleyen nötrino; 17 Aralık 2015 22:28 Sebep: Yazı boyutu / Kaynak bilgisi!
12 Temmuz 2015 03:17   |   Mesaj #2   |   
Safi - avatarı
SMD MiSiM
UYUM
1. Bağdaşık bir bütünün öğeleri ya da aynı amacı güden şeyler arasındaki uygunluk, tutarlık ilişkisi; ahenk: Sağlıklı olduğumuz sürece tüm organlarımız, büyük bir uyum içinde çalışır. Doğal çevreyle uyum içinde olabilecek bir yapı biçimi aramak.
2. Bir bütünün bölümleri arasındaki ya da sanatsal bir yapıttaki (estetik yapıyı oluşturan biçim, renk, ses vb. açısından) uygunluk, tutarlılık; ahenk: Yüz çizgilerindeki uyum, Bir tablodaki renk ve orantı uyumu.
Sponsorlu Bağlantılar
3. Duyguları, düşünceleri, istekleri birbirlerininkine uyan kimse ve topluluklar arasındaki ilişkilerin durumu; geçim, anlaşma: Başarı, ortaklar arasındaki uyuma bağlı kalıyor. Bireyleri arasında her zaman uyum olmayan bir aile. Komşularıyla uyum içinde yaşamak.
4. İki ya da daha çok şey arasındaki uygunluk, tutarlık ilişkisi: Bunca tanığın ifadeleri arasındaki uyum beni şaşırttı.
5. Uyum sağlamak, bir ortama, bir topluluğa alışmak.

Biyolojide, Ortama uyum, anayurdundaki yaşama ortamından başka bir ortama götürülen canlı bir varlıkta meydana gelen ve kalıtsal olmadığı için eski ortama dönülünce ortadan kalkan morfolojik, fizyolojik ya da işlevsel değişim. (Deniz düzeyine yakın alçak yerlerde yetişen birçok bitkinin dağda ekildiği zaman boyları kısalır. Ortama uyum çeşidinin sayısı bir türün çevreye uyum yeteneğinin göstergesidir.)

Yüzeysel uyum, çevresindeki etmenlerin baskısıyla bir organizmanın, morfolojik, fizyolojik ya da işlevsel özelliklerinde meydana gelen ve kalıtsal olmayan değişikliklerin tümü.

Botanikte, Uyum sağlayan karakterler, bitkilerin, ortamla doğrudan ilişkili büyüme organlarının anatomik yapısına ilişkin karakterleri.
Çevrebilimde, Bir organizmaya, bir topluluğa ya da bir türe çevrenin biyotik ve abiyotik koşullarına tamarrıiyle uyma olanağı sağlayan, biçimsel ve fizyolojik ve Via etolojik kalıtsal değişimlerin tümü. (Temelli uyum da denir.)

Çevreye uyum, bazı canlı varlıkların, anayurtlarındaki ortamdan farklı bir ortamda yaşamalarını, gelişmelenni ve üremelerini sağlayan olgu.

Deniz biliminde, Soluğanın, dalganın uyumu, bir engelin (bir mercan kayalığı, bir ada, bir dalgakıranın ucu vb) çevresini dolanan bir okyanus dalgasının sırtlar eğrisi (Yön değiştirmeyle birlikte korunan kesim de dalgada bir azalma da görülür)
Dilbilgisinde, Sözdizimsel olarak birbirleri üstüne etki yapan dilsel birimler arasındaki uyuşma (UYGUNLUK.), Ses uyumu.
Edebiyatta, Taklitçi uyum, çeşitli duyumların sesler ya da ritimlerle yeniden canlandırılması. (Örneğin: Tevfik Fikret'in Kûçücük muttarit muhteriz darbeler dizeleriyle başlayan şiirinde yağmur damlalarının sesi canlandırılır.)

Fela Leibniz'e göre her şeyin, içinde yer aldığı bütüne uygun olduğunu öne süren anlayış. Önceden kurulmuş uyum, Leibniz'e göre şeylerin, Tanrı'nın onları yaratmaya karar vermesinden önce de birbirine uygun olması.

Esneklik sınırının ötesindeki çekmede belli sayıda şarj ve deşarj çevriminden sonra, kalıcı uzamanın karartılaşması. |Birtakım etkiler uygulanmış bir katıda, gerilmelerin, katiyı oluşturan malzemenin kimi bölümlerde esneklik sınırını aşmasına neden olan yeniden dağılımı.Uyum sınırı, aşıldığında uyumun artık gözlenmediği yük sının.

Jeomorfolojide, Engebenin ya da akaçlamanın, yapının gereklerine, yani litolojik ve tektonik verilere uygunluğu. (Böylece, yapıyla uyumlu bir akarsu gevrek kayaçlar içinde ya da eğimle uyum halinde akabilir, bir tektonik çukurda ya da bir senklinalde birikebilir) Atmosfere uyum, kayaçların atmosfer etkenlerinin dokunağında uğradıkları mekanik, fizikokimyasal ya da biyokimyasal değişikliklerin tümü. (Donla parçalanma, çözünme ya da hidroliz atrrıosfere uyum biçimleridir.)
Kadın doğumda, Dölüt uyumu, dölütün başının ya da kıçının, leğen boşluğuna girmeyi kolaylaştıracak şekilde gösterdikleri konum değişikliklerinin tümü.
Müzikte, Art arda ya da özellikle aynı anda çıkarılan iki ya da daha çok ses arasındaki uyuşma; bu uyuşma sonunda sesler, armonik bir algılama birimi oluşturacak biçimde birbirleriyle kaynaşırlar.
Nörobiyolojide, Elektrikle uyarılabilen bir sinir lifinin ya da bir zarın, elektrik akımı geçtiği zaman gösterdiği özünlü nitelik. Elektrik akımının şiddeti ne kadar yavaş artarsa, sinir lifinin uyanlma eşiği o kadar yükselir; belli bir değerin altında uyanlma gerçekleşmez.
Uyum değişmezi ya da klimaliz değişmezi, eşik şiddetinin reobazın iki katına eşit olması için gerekli akım geçme süresi.
Uyum eğrisi, genel olarak, bir lifin uyum sağlayabileceği en yüksek hızı ifade eden doğru. (Ordinat, akımın eşik şiddetinin reobaz olarak katlarını, apsis zamanı gösterir.)
İyonik uyum kuramı, elektrik akımı geçerken sodyum vanalarının kısmen etkinliğini kaybetmesi ve potasyum iletkenliğinin yükselmesi sonucunda bir sinir lifinin uyarılma eşiğinin artışını açıklayan kuram

Göz uyumu, farklı uzaklıkları açık seçik görmek için gözün geçirdiği değişim. (Uyum, kirpiksi kasın etkisi altında merceğin biçim değiştirmesiyle sağlanır.) Karanlığa uyum, gözün aydınlıkları gittikçe azalan nesneleri algılamasını sağlayan olayların tümü. (Önce iris, olabildiğince fazla ışık girmesini sağlamak için genişler, ama, ayrıca, retinanın kendisi de, karanlıkta dinlenme halindeyken, ayırma gücünü kaybetme pahasına, gitgide daha zayıf ışıkları seçmeye başlar Karanlığa uyumun sağlanması için 20 ila 30 dakika geçmesi gerekir.)
Ruhbiliminde, Organizmanın, deneyimlerinin yeni verilerine uymak için gösterdiği değişim ve çaba.
Sesbiliminde, Bir sesçil birimin (ünlü ya da ünsüz) tınısının, yakın ya da bitişik bir sesçil birimin tınısıyla özdeşleşme eğilimi gösterdiği benzeşim biçimi. (Ünlü uyumu, özellikle finugur dilleriyle Türkçede önemlidir; ünsüz uyumu, bir sözcükteki ünsüzler arasında görülen benzeşimi belirtir) [ÜNLÜ UYUMU, ÜNSÜZ UYUMU.]
Tarımda, Uyum yeteneği, bir bitkinin ortamın değişik koşullarına uyabilme derecesi.
Tıpta, Uyum mükemmelliği, nabzın düzgün atışı ile kalp kasılmalarının aynı düzgünlükte olması.
Toplum bilimde,
Bir çoğunluğun etkisi sonucu bir ya da birkaç bireyin davranışında belli bir düzeyde (topluluk içinde) ortaya çıkan değişme.
Biyolojide, Yüzeysel uyumu köklü uyumdan ayırt etmek için biyologlar benzer ortamlara, farklı yerlerden gelen ve farklı nitelikler taşıyan bireyleri yerleştirirler. Bunlar arasındaki ilk farklılıklar bir sonraki soyda görülmezse, yüzeysel ayrım söz konusudur ve başlangıçtaki popülasyonlar ekofendir.

Çevrebilimde,
Temelli uyum, en geniş anlamda hem bireyin ortama uyarlanma sürecine (bir organizmanın belirli bir zamanda ve belirli bir çevrede edindiği gelişme yetkinliği olgusu ya da durumu), hem bunu edinen organizmaların yaşamını ve üremesini kolaylaştıran özel yapıyı ya da işlevsel niteliği ifade eder.

Bireyde fizyolojik değişiklik ya da davranış biçiminde gerçekleşen temelli uyuma "bireysel uyum" (çevreye uyum olgusuna yakın bir uyumdur), genomdaki değişiklikler sonucunda gerçekleşen temelli uyuma "genetik uyum” denir. Bu İkincisi türlerin evrim sırasında çeşitlenmesinin temelidir.Organizmanın, ortama temelli uyumunu sağlayan bireysel uyum, hem onun iç ortamının kararlılığını (homeostazi) sağlayan fizyolojik değişikliklerle hem de davranış değişiklikleriyle gerçekleşir, örneğin avcının yaklaşması üzerine beliren kaçma ya da savunma tepkisi).

Genetik uyum, tesadüfe bağlı değişinimlerin sonucudur, değişime uğrayan organizmalara belirli bir üstünlük kazandırdığından doğal ayıklanmayla alıkonulur. Bu üstünlük, doğrudan olabilir, örneğin bireye yeni bir ekolojik niş ele geçirmeyi, üremesini artırmayı sağlayabilir; ya da değişinim, topluluğun genetik stokunda bir çeşit rezerv gibi alıkonulur ve çevresel bir değişim onu avantajlı kılıncaya kadar çok düşük bir sıklıkta varlığını sürdürür. Her türlü karışıklığı önlemek ve bu sonuncu sürecin özgüllüğünü vurgulamak isteyen biyologlar bu uyuma, a posteriori “ön uyum" demişlerdir. Ön uyum bireyin yeni çevre koşullarına uyumunu sağlayacak genlere özgü bir çeşit gizilgüç sayılabilir.

Çevremize ciddi ölçüde zarar veren bir genetik ön uyum örneği, bazı böcek soylarının böcek ilaçlarına karşı kazanmış olduğu dirençtir. Bir böcek ilacı ile hiç temas etmemiş bütün böcek toplulukları hemen hemen tümüyle bu ilaca duyarlıdır. İlk uygulamalar çok etki yapar ve hemen hemen bütün bireyleri ortadan kaldırır, yalnız birkaç tanesi o anda dayanıklı çıkar. Yeni çevreye uyum üstünlüğü kazanan bu bireylerden doğanlar bundan sonraki topluluğu oluşturur. Bu bakımdan topluluğu yok etmek için ya yeni bir ilaç kullanmak ya da dozu artırmak gerekmektedir, fakat aynı olayın yeniden meydana gelme olasılığı oldukça yüksektir. Kimyacılar ile doğa arasındaki bu yarışta doğanın kesin bir üstünlüğü vardır, çünkü karşı önlemler, yani dayanıklı genler çoktan yaygınlaşmıştır.

Mikroorganizmaların antibiyotiklere direnci de buna çok benzeyen bir süreçle gerçekleşir. Bu sakıncayı gidermek için aynı anda birkaç ilaç birden kullanılır; çünkü aynı anda birkaç ilaca birden dirençli bir soyun ortaya çıkma olasılığı antibiyotiklerin sayısı ne kadar fazlaysa o kadar azdır. Uyum sağlamış bireylerin üremek için yeterli sayıda kalabilmeleri bakımından, topluluğun genetik stoku çok büyükse (insan tarafından neolitik çağdan beri ıslah ve ayıklanmayla elde edilmiş olan bazı bitki ya da hayvan türleri için bu durum geçerli değildir) ve çevredeki değişiklikler çok şiddetli değilse bir ön uyumun meydana gelebilme şansı o kadar fazladır.

Bütün temelli uyumları sıralamak, hemen hemen bütün türleri ele alıp birer birer anlatmak anlamına gelecektir Bununla birlikte, çok farklı ortamlardan gelen organizmaların benzer ortamlarda edindikleri birtakım uyumlar ortak karakterler göstermektedir. Yöndeş ya da ortak denen bu uyumlar benzer yanıtlar gösterir, çünkü ortamın bazı zorlamalarıyla karşı karşıya kalan organizmaların oraya uyum sağlayabilmek için fazla olanağı yoktur. Örneğin uçmaya uyum, yani havada hareket edebilme, çok değişik kökenli olan kuşlarda, memelilerde (yarasa) ve böceklerde, aynı işleve sahip kanatların gelişmesiyle gerçekleşmiştir Aynı şey su içinde hareket edebilmek için balinalarda, foklarda ya da penguenlerde, balıkların yüzgeçlerini andıran uzantılarla sağlanmıştır. En çarpıcı örnek, kaktüsgillerden, sütleğengillerden ya da bileşikgillerden bazı etli bitki türlerinin çöl iklimine gösterdikleri uyumdur: bunlar birbirine o kadar çok benzer ki, ancak çiçeklerine bakılarak birbirinden ayırt edilebilir. Bir başka yöndeş uyum örneği Avustralya'daki bazı keseliler ile öteki kıtalarda bulunan ve onlara benzeyen memeliler arasındaki karşılaştırma sonucu sürekli yükseltiye bağlı olarak değişir.2 000 m'ye kadar birkaç günde 4 000 ve 5 000 m'ye üç dört haftada, 6 000 m'ye yaklaşık altı haftada uyum sağlanır. Yükseltiye uyum aşağıya dönüldükten sonra birkaç ay daha öylece kalabilir.

Sıcak ülkelere uyum da iyi bilinmektedir; ama mekanizması daha karmaşıktır Daha çok ısıl düzenleme işlevinin, özellikle terleme aygıtının, iyi çalışmasına, kanda ortaya çıkmaktadır. Diğer kıtalardaki' keseliler eteneli memelilerin lehine yok olmuşlar, memelilerse daha sonra ortaya çıkmalarına rağmen daha iyi uyum sağlamışlardır. Avustralya memelilerin ortaya çıkışından önce öteki kıtalardan ayrıldığından keseliler orada evrimlerini sürdürmüşlerdir. Onlarda da, benzer ekolojik nişlerde barınan öteki kıta memelilerinin biçimlerine çok yakın biçimlere rastlanmaktadır. Örneğin bir keseli kurt, bir keseli sincap ve bir keseli fare bulunmaktadır.

Uyumlar çoğunlukla karmaşıktır ve genellikle, biri avantajlı, diğeri avantajsız iki evrim eğilimi arasındaki uzlaşmanın sonucudur. Balıkların eşeysel renkliliği onları düşmanlarının gözüne çarpar hale getirmektedir, ama öte yandan çiftleşme şanslarını artırma gibi bir avantaj sağlamaktadır. Bireydeki birçok işleve bağlı olan bir karakteristiğin niçin bir uyum olduğunu tam olarak belirlemek genellikle çok zordur. Kaldı ki, kimi zaman tam bir uyum gibi gözüken bir karakterin bulunmayışının, gerçekten o türe zararlı olduğunu gösteren hiçbir kanıt da yoktur.

Çoğunlukla yaklaşık ve bağıl bir olay almasına rağmen uyum canlıların çeşitlenme sürecinin temel öğelerinden biridir. Uyumlar ancak çok uzun sürelerde (milyonlarca yıl, hatta üstün yapılı türler için yüz milyonlarca yıl), çevre koşullarındaki çok yavaş değişikliklerin sonucunda ve yeterli genetik çok biçimliliğe sahip topluluklarda ancak gelişebilmiştir. insanoğlu muazzam teknik gücü sayesinde, biyosferde gittikçe daha hızlı değişiklikler yapabildiğinden günümüzde aynı şey geçerli değildir.

• Çevreye uyum, Farklı bir çevreye götürülen organizmalarda, bu ortamla yeni bir ekolojik denge kurabilmeleri için birtakım fizyolojik ve yapısal tepkiler görülür. Bu mekanizma insan üzerinde çok güzel incelenmiştir. Örneğin yüksek yerlere uyum insanda bir dizi tepki doğurur, işlevsel denen ilk tepki, kalbin kan debisinin ve iç organlardaki kan miktarının artışıdır; bunun nedeni, dolaşan kandaki oksijen miktarının yükseltiden dolayı azalmış olmasıdır. Oksijendeki bu azalış, doğrudan doğruya atmosfer basıncındaki azalıştan ve buna bağlı olarak oksijenin kısmi basıncındaki azalıştan ileri gelir. Yapısal denen ikinci tepki alyuvar sayısının artışıdır bunun sonucunda aynı kan hacmi için taşıma kapasitesi artar. Alyuvar sayısı artınca kalp debisi ve damar basıncı normal düzeye iner, fakat kişi aynı yükseltide kaldığı sürece alyuvar sayısı hep yüksek kalır. İnsan 6 000 m'ye kadar yükseltilere uyum sağlayabilir. Sıcak ülkelere uyum süreleri oldukça uzundur ve tam uyum için birkaç ay gerekebilir. Aynı şekilde soğuğa uyum da vardır (üstderi yağ katmanının kalınlaşması).

Edebiyatta, Taklitçi uyum, Antikçağ'dan bu yana kullanılmakta olan bir anlatım tekniğidir. Vergilius demirin sertliğini ve hızarın diş gıcırdatıcılığını şöyle vermiştir: Tum ferri rigor atque argutae lamina serrae. Taklitçi uyum tekniği ancak, özellikle romantikler ve simgecilerle taklitten telkine geçtiği ve müziksel olarak ses yinelemesinin ve yarım uyağın yerini tuttuğu zaman başarılıdır.

Felsefede, Leibniz'e göre evrensel uyum, "çeşitlilikte birlik’e dayanır; bir bütün kendisini oluşturan şeyler ne kadar büyük bir çeşitliliğe sahipse o kadar çok uyumludur, bu durumda o şeyler de daha büyük bir birliğe sahip olacaklardır. Yani uyum “parçalarla değil, bütünle" ilgilidir. Önceden kurulmuş uyum öğretisi, Tanrı’nın yalnızca olabilir ve çelişmezlik ilkesinin egemen olduğu bir dünya yaratmakla kalmadığını, aynı zamanda, olabilir en iyi dünyayı, yani yaratılabilecek en uyumlu dünyayı da yarattığını öne sürer. Bununla birlikte, önceden kurulmuş uyum deyince, daha çok Leibniz’in insanda ruh ile bedenin birliğini açıklama tarzı anlaşılır. Ruh ile beden, türdeş olmayan iki gerçeklik düzenidir. Bu iki gerçekliğin birbirini etkileyebileceğini düşünmek zordur: "Bu tözlerin birinden öbürüne geçecek maddesel parçacıklar da, maddi olmayan türler ya da nitelikler de tasarlanamayacağına göre, bu kanıdan vazgeçmek zorundayız." Bu koşullarda ruh ile bedenin hep aynı zamanı gösteren iki saat gibi "eşzamanlı" duruma getirilmiş olduklarını, ruhun bedende olanı hemen öğrendiğini, bedenin de ruhun isteklerine "uyduğumu nasıl söyleyebiliriz.

Leibniz Malebranche’ın savunduğu ara nedencilik öğretisini reddeder; bu öğretiye göre, söz konusu eşzamanlılığı sürdürebilmek için Tanrı’nın sürekli müdahale etmesi gerekir: Burada her an bir mucize yaratan bir Deus ex machina varolmalıdır. “Böylece, der Leibniz, benim varsayımımdan, yani tanrısal bir kurguyla önceden kurulmuş uyum’dan başka çıkar yol kalmıyor. Buna göre, bu tözlerden her biri daha baştan o kadar yetkin bir biçimde oluşturulmuş ve o kadar büyük bir kesinlikle düzenlenmiştir ki, her töz daha varolmaya başlarken edindiği kendi yasalarından başkasını izlemediği halde, öbürüyle de uyum içindedir" (Systöme nouveau de la nature et de la communication des substances [Doğa ve tözlerin bağlantısının yeni sistemi]).

Etkilerin yeğinliği sınırlı olarak arttığında, uyum, katının elastik olarak tahrik edilen bölümlerindeki gerilmeleri, kopmaya neden olmadan artırır. Gerilmelerin, esneklik sınırının aşılmasına neden olan iç kuvvetlerin etkisindeki bir kesit içinde yeniden dağılımına yol açabilir. Öte yandan hiperstatik sistemlerde, dayanak tepkilerinin değişime uğramasına da neden olabilir. Uyum böylece, yapının tersinmez biçimde biçim değiştirmesine yol açar.

Tarımda, Bir bitkideki dokuların kimyasal bileşimi, toprağın şu ya da bu kimyasal element bakımından az ya da çok zengin olmasından etkilenir. Bitkinin yaşatkan organları (yapraklar, saplar, kökler vb.), tohumlara göre bundan daha çok etkilenir, tohumların bileşimini daha kararlı kalır. Bir kültivarın uyum yeteneği, iklim koşulları ne olursa olsun, her yıl düzenli olarak iyi verim elde etmeye ve daha geniş alanlarda yetiştirilmeye yarayan bir niteliktir.

Kaynak: Büyük Larousse

Son düzenleyen nötrino; 17 Aralık 2015 23:01 Sebep: Yazım yanlışı / Mesaj düzeni!

Daha fazla sonuç:
Uyum Nedir?

Hızlı Cevap
Mesaj:



Bu sayfalarımıza baktınız mı
paneli aç