Arama

Yutmak Nedir?

Güncelleme: 27 Haziran 2015 Gösterim: 914 Cevap: 0
Safi - avatarı
Safi
SMD MiSiM
27 Haziran 2015       Mesaj #1
Safi - avatarı
SMD MiSiM
YUTMAK g. f.
1. Bir şeyi, bir yiyeceği yutmak, onları ağızdan yutağa geçirerek mideye indirmek: Hap yutmak. Lokmalarını çiğnemeden yutmak. Tükürüğünü yutmak.
Sponsorlu Bağlantılar
2. Bir şeyi yutmak, onu büyük bir iştahla yiyip bitirmek; silip süpürmek: O kadar açtı ki bir tepişi böreği yuttu.
3. Bir kimseyi, bir şeyi yutmak, bir şeyden söz ederken, içine alıp yok etmek; görünmez kılmak: Azgın dalgalar yaşlı balıkçıyı, sandalını bir anda yuttu.
4. Sesleri, heceleri, sözcükleri vb. yutmak, tam ve doğru olarak söyleyememek: Bu çocuk r'leri yutuyor.
5. Bir şeyi, bir yeri yutmak, onu ele geçirmek, bünyesinde sindirmek: Düşmanın Ankara'yı yutmasına izin verilmedi. Küçük kuruluşları yutan dev holdingler.
6. Sesi, ışığı yutmak, kimi nesnelerden söz ederken hafifletmek, zayıflatmak: Odadaki halı ve perdeler sesi yutuyor.
7. Tkz. Bir kimseyi yutmak, üstün gelerek onu ortadan kaldırmak, yok etmek: O senin kolay yumamayacağın bir rakip.
8. Bir kitabı, bir bilgiyi yutmak, o kitaptaki bilgiyi çok iyi öğrenmek ya da belli bir alanda geniş bilgisi olmak: Kitabı yuttuğunu söylüyordu oysa sınavda başarısız olmuş. Bu adam fiziği yutmuş
9. Tkz. Bir sözü yutmak, ona inanmak, kanmak: Bu yalanı kimse yutmaz. O kadar saf ki ne söyleseniz yutar.
10. Tkz. Bir sözü yutmak, karşılığını vermemek, tepki göstermemek, katlanmak; bir şey söylemek isteyip kendini tutarak söylememek: O hareketleri nasıl yuttum ben de bilmiyorum. Ona verecek cevabım vardı ama tatsızlık çıkmasın diye yuttum.
11. Tkz. Bir kimsenin bir şeyini yutmak, o kimseye ait olan bir şeye elkcymak, ona sahiplenmek: Ödünç aldığı kitabımı yuttu.
12. Tkz. Para yutmak, bir şeyden, bir işten, bir girişimden söz ederken, çabuk ve çok miktarda harcanmasına yol açmak: Para yutan kumar makineleri. Bu görkemli çalışmalar büyük sermayeler yuttu.
13. Oy. Bir şey alarak oynanan bir oyunda bir kimseyi yenmek, elindekileri almak: Beni tavlada yine yuttu. Bütün bilyalarımı yuttu.

—Balıkç. Bir balıktan söz edildiğinde, yemi, zokayı ya da su yüzeyindeki bir sineği kapmak.

yutturmak ettirg. f.
1. Bir kimseye bir yiyeceği, bir ilacı vb. yutturmak, yutmasını sağlamak.
2. Tkz. Bir şeyi bir kimseye yutturmak, kusurlu, bozuk vb. bir şeyi ona kabul ettirmek: Bu sakat mallan sağlam diye yutturmuşlar.
3. Tkz. Bir sözü bir kimseye yutturmak, onu o söze inandırmak: Bu hikâyeyi polise yutturamazsın.

—Zootekn. Kümes hayvanlanna (kaz, hindi vb.) besleyici ve yağlandırıcı lokmaları zorla ve kısa sürede yedirmek.

yutturulmak edilg. f. Yutturmak eylemine konu olmak.

yutulmak edilg. f.
1. Boğazdan mideye indirilmek; büyük bir iştahla yenip bitirilmek: Lokmalar iyi çiğnenmeden yutulmamalıdır. O akşam bütün yemekler yendi yutuldu.
2. Be geçirilmek; bir kimseden söz ederken, alt edilmek: Tekeller tarafından yutulan küçük şirketler. O kolay yutulacak bir rakip değil.
3. Tam ve doğru olarak söylenmemek: Sözcük sonlarında yutulan hece
4. Kabul edilmek, inanılmak, katlanılmak: Böyle bir yalan yutulur mu? Yenir yutulur bir hareket değil.
5. Oyunda yenilmek, para kaybetmek: Ne kadar yutuldun?
Kaynak: Büyük Larousse

X-Sözlük Konusu: ne demek anlamı tanımı.