Arama

Söylemek Nedir?

Güncelleme: 10 Kasım 2015 Gösterim: 1.110 Cevap: 0
Safi - avatarı
Safi
SMD MiSiM
10 Kasım 2015       Mesaj #1
Safi - avatarı
SMD MiSiM
SÖYLEMEK
1. Bir şeyi (bir kimseye) söylemek, bir bilgiyi sözle aktarmak, iletmek: Size bir sır söyleyeceğim. Adını söylemedi. Buluşmanın zamanını size daha sonra söyleyeceğim. Geleceğini söyledi.
Sponsorlu Bağlantılar
2. Nesnesiz kullanıldığında, sözü bir kimseye yöneltmek: Ona değil, sana söylüyorum.
3. (Birisine) bir şey yapmasını söylemek, bir kimseye söyle + emir cümlesi, onu ondan istemek, rica etmek, ona buyurmak: Hemen gitmesini söyledim. Ona yarın gelmesini söyleyin. Ona söyle yarın gelsin.
4. Bir şey söylemek, sıf + bir şey söylemek, anlatmak, dile getirmek, şu ya da bu tür bir şey anlatmak; demek: Bana hiç bir şey söylemedi. Aptalca bir şey söylemek. Kesin bir şey söylemek.
5. (Bir şey yaptığını) söylemek, öne sürmek: Yolculuk yapmayı yeğlediğini söylüyor ama bu doğru değil. Kasten yaptığını söylemiyorum.
6. Bir kimse ya da bir şey hakkında bir şey söylemek, o kimse ya da o şeyle ilgili bir yargı öne sürmek; demek: Bir meslektaşı hakkında iyi şeyler söylemek. Yerinin doldurulmaz olduğunu söyledi. Onun aptal olduğunu söylüyorlar. Benim için ne söylerler diye düşünürsen, bunu yapamazsın.
7. Televizyon ve radyo yayınlarıyla ilgili olarak, yukarıdaki tüm anlamlarda kullanılır: Te tevizyon birçok semtte elektrik kesileceğini söyledi. Radyo, Yugoslavya'da bir deprem olduğunu söylüyor.
8. Bir şeyi bir kimseye söylemek, onu o kimseye bildirmek, haber vermek, açıklamak: Annesinin öldüğünü ona söylemediler.
9. Şiir, gazel vb. söylemek, ezbere ya da yüksek sesle söylemek: Şiir söylemek. Birkaç dize söylemek.
10. Bir şarkı, bir türkü söylemek, onu seslendirerek duyulmasını sağlamak, sesiyle icra etmek: Puccini’nin bir aryasını söylemek. Bize bir türkü söyle. Şarkı, türkü söylemek
11. Bir şey (durum, duygu vb.) söylemek, göstermek, belirtmek, dile getirmek: Yüzündeki çizgiler umutsuzluğunu, bıkkınlığını söylüyordu. Ozanın yalnızlığını söyleyen bir şiir.
12. Tkz. Birisine bir şey söylemek, söylememek, bir şeyden söz ederken o kimseyi ilgilendirmek ya da ilgilendirmemek: Artık bu yerler, bu insanlar bana bir şey söylemiyor.
13. Söyleyecek bir şeryfi) olmak, olmamak, eklenecek, eleştirecek bir şey(i) olmak, olmamak: Söyleyecek bir sözüm yok, harika olmuş.
14. Bir şeyi (bir kimseye) söylemek, bir kimseyi uyarmak, (ölçü tümleciyle) uyarıyı yinelemek: Söyledim ama beni dinlemedi. Kaç kere söyleyeceğim geç kalma diye
15. Söylemediğini bırakmamak, ağzına geleni söylemek; demediğini bırakmamak, komamak: Sen gittin, arkandan söylemediğini bırakmadı. |j Söylemesi kolay, bir öğüdün, bir önerinin söylenmesinin kolay, ama uygulanmasının güç olduğunu belirtmek için söylenir: Söylemesi kolay, gel de yap bakalım. || Söyleyeceği, söyleyecekleri olmak, herhangi bir konuda açıklayacağı, öne süreceği görüşleri, düşünceleri olmak: Konunun bu noktasında benim de söyleyeceklerim var. || Söyleyecek bir şeyi olmak, bir sanatçıdan, bir yazardan söz ederken, dile getirecek özgün bir düşüncesi olmak. || Benden söylemesi, "ben uyardım, gerisini sen bilirsin” anlamında söylenir. || Böyle söyleme söylenen bir söze itiraz etmek, o sözün haksız, hatalı olduğunu belirtmek için kullanılır: Böyle söyleme, o çok iyi bir çocuktur.

♦ gçz. f. Şarkı söylemek: Çok güzel söylüyor, sesine bayılıyorum

söylenmek ya da söylenilmek edilg. f.
1. Sözle aktarılmak, iletilmek; sözü edilmek; denmek, denilmek: Bize geleceği söylendi. Bunlar ona söylenecek şeyler değil
2. Rica edilmek; buyurul mak, denmek, denilmek: işi söylenildiği tarihte bitireceğiz. Ona gitmesi söylendi Yalnızca söyleneni yapın, gerisine karışmayın.
3. Bir kimse, bir şey hakkında, onunla ilgili bir yargı öne sürülmek; denmek, denilmek: Onun hakkında söylenenleri bir duysanız.
4. Yayınlanmak, bildirilmek: Sınav tarihi televizyonda defalarca söylendi, nasıl haberiniz olmaz?
5. Ezbere ya da yüksek sesle okunmak; icra edilmek: Gece boyunca marşlar, şiirler söylendi.

söylenmek dönşl. f.
1. Sürekli konuşarak hoşnutsuzluğunu göstermek; sızlanmak: Hiç durmadan söyleniyor. Bu işi yapacaksan, söylenmeden yap.
2. (Bir kimseye) söylenmek, bir kimseye yaptığı bir şeyden dolayı çıkışmak, onu paylamak: Ne söyleniyorsun, işte getirdik. Biraz geciktim mi söylenmeye başlıyor.

söyleşmek işt. f. Karşılıklı konuşmak, görüşmek, sohbet etmek: Kapı önünde söyleşen insanlar. Akşamları oturup söyleşirdik.

söyletmek ettirg. f.
1. Bir kimseye bir şey söyletmek, itiraf etmek zorunda bırakmak; söylemesini sağlamak; dedirmek, dedirtmek: Ben ona doğruyu söyletmesini bilirim.
2. Bir kimseyi söyletmek, onu konuşturmak; onun konuşmasına izin vermek: Açtırma kutuyu söyletme kötüyü (atasözü). Bana tek bir sözcük söyletmedi.
3. Bir şiir, bir şarkı, bir türkü söylemesini sağlamak
Kaynak: Büyük Larousse

X-Sözlük Konusu: ne demek anlamı tanımı.

Benzer Konular

4 Aralık 2009 / Misafir Soru-Cevap
6 Haziran 2009 / KisukE UraharA Rüya Tabirleri
7 Haziran 2009 / ThinkerBeLL Rüya Tabirleri
7 Haziran 2009 / Kral_Aslan Rüya Tabirleri