Arama

Pişmek Nedir?

Güncelleme: 4 Aralık 2015 Gösterim: 758 Cevap: 0
Safi - avatarı
Safi
SMD MiSiM
4 Aralık 2015       Mesaj #1
Safi - avatarı
SMD MiSiM
PİŞMEK gçz. f.
1. (Araç tümleci+) pişmek, besinlerden söz ederken, yenebilecek duruma gelmesi, bir nesneden, bir maddeden söz ederken, özel bir kullanıma elverişli duruma, kıvama kavuşması, katılaşması için ısının etkimesine bırakılmış olmak: Sebzeler, kaynar ve tuzlu suda pişmelidir. Bu çömlekler bin dereceye yakın bir ısıda pişer.
Sponsorlu Bağlantılar
2. Tkz. Bir kimse sözkonusuysa, sıcaktan aşırı derecede rahatsız olmak, bunalmak: Burada pişiyoruz. şu s esreleri açın biraz.
3. Bedenin bır oölümünde pişik oluşmak: Çocuğun altı pişmiş.
4. Bir kimse sözkonusuysa, bir işe alışıp acemilikten kurtulmak; olgunlaşmak, bilgi ve deneyim kazanmak: Biraz daha pişince, babası atölyenin yönetimini ona bırakacak, işin içinde pişmek.
5. Bir düşünce, bir eylem, bir işten söz ederken, gelişmek: bir sonuca, bir çözüme kavuşabilecek aşamaya gelmek: Bu düşüncenin pişmesini beklemek gerek. Bu iş de artık pişti savılır işin pişmesi mizleyiciler yardımıyla hamurdan ayrılır.)

--Tekst. Pişmiş ipek, ileri derecede pişirme işleminden (zamk va da serisin giderme) geçirilmiş ipek.

pişirmek ettirg. f.
1. Bir besim (araç tümleci+) pişirmek, onu ısının etkimesine bırakarak yenecek duruma getirmek: Balığı, sebzeleri pişirmek. Fırında, közde patates pişirmek. Hafif ateşte yahni pişirmek. Yemeği harlı ateşte bir sosu benmari usulüyle pişirmek.
2. Bir şeyi pişirmek, onu özel bir kullanıma elverişli duruma getirmek için ısı etkisiyle sertleştirmek, değişimlere uğramasını sağlamak: Porseleni fırında pişirmek. Sırlı çanak çömleği pişirmek.
3. Bir şeyi pişirmek, o şey üzerinde çalışarak onu iyice öğrenmek: Dersi pişirmek; o şeyi olgun ve gelişmiş duruma getirmek, derinleştirmek, yoğunlaştırmak: Tasannızı iyice pişirdikten sonra kesinleştiriniz.
4. Bir kimseyi pişirmek, o kimseye deneyim, bilgi kazandırmak, onu olgunlaştırmak: Yaşadığı yıkım ı« felaketler onu iyice pişirdi.
5. Bir kimseyi pişirmek, bir ısı kaynağı ya da giysi vb. sözkonusuysa, o kimseyi rahatsız edip bunaltacak kadar ısıtmak, yakmak: Bu yün kazak beni pişirdi.
6. Pişirip kotarmak, bir işi eksiksiz biçimde yapıp bitirmek, tam olarak sonuçlandırmak.

pişirilmek edilg. f. Pişirmek eylemine konu olmak.

pişirtmek ettirg. f. Bir şeyi (araç tümleci+) [bir kimseye] pişirtmek, onu pişirmek eylemini (o kimseye) yaptırmak: Kuru fasulye pişirtmek. Balığı fırında ve ağır ateşte pişirtmek. Aşçıya börek pişirtmek.


Kaynak: Büyük Larousse

X-Sözlük Konusu: ne demek anlamı tanımı.