Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Sohbet (Flash Chat) Forumda Ara

Florence Nightingale

Bu konu Bilim ww forumunda virtuecat tarafından 10 Ekim 2006 (01:26) tarihinde açılmıştır.FacebookFacebook'ta Paylaş
39769 kez görüntülenmiş, 2 cevap yazılmış ve son mesaj 25 Ekim 2011 (08:38) tarihinde gönderilmiştir.
  • 5 üzerinden 3.75  |  Oy Veren: 8      
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın:    « Önceki Konu | Sonraki Konu »      Yazdırılabilir Sürümü GösterYazdırılabilir Sürümü Göster    AramaBu Konuda Ara  
Eski 10 Ekim 2006, 01:26

Florence Nightingale kimdir, nereli, hayatı.

#1 (link)
virtuecat
Ziyaretçi
virtuecat - avatarı
DÖNEMİNDEKİ ÖNEMLİ OLAYLAR (1820-1910)

1785 İngiltere'de Times gazetesi kurulur.
1836 Theodor Fliedner Kaisenverth'de ilk Protestan doğumevini kurar.
1837 Charles Dickens Oliver Twist'i yazar.
1837 Victoria İngiltere kraliçesi olur: Burjuvazinin Victoria dönemi başlar.
1853 Rusya; Türkiye, Fransa ve İngiltere ile savaşa girer. (Kırım Savaşı)
1854 Kırım Savaşı'nda Roger Benton ilk savaş fotoğraflarını çeker.
1854 Bu yıldan itibaren Katolik inanca göre Meryem Ana'nın Kutsal Ruh'tan hamile kaldığı (lekesiz hamilelik) kabul edilir.
1855 Florence Nightingale vatandaşlarınca "Lambalı Hanımefendi" olarak saygıyla anılır.
1856 Kırım Savaşı'nın sonu.
1857 İngiltere İmparatorluğu Hindistan'daki isyanı bastırır.
1876 İngiltere Kraliçesi Victoria "Hindistan İmparatoriçesi" unvanını alır.
1907 Kraliçe Victoria'nın yerine geçen II. Edward, Florence Nightingale'e "Britanya İmparatorluğu ve İnsanlık adına Hizmet Madalyası" verir.

"YARDIM ETMEK İSTEYEN KİŞİ DUYGUSAL BİR HAYALPEREST OLMAMALI"

Hayallere kapılıp gitmeyen bir genç kız var mıdır? Ama bu hal, Flo'da son zamanlarda endişe verici hal almıştır. Flo, yani 17 yaşındaki İngiliz kızı Florence Nightingale, saatlerce odasına çekilir, yatağına uzanır ve rüyalara dalar. Bu sırada onunla konuşmak istendiğinde somurtur, morali bozulur, sinirlenir. Flo'dan bir yaş büyük olan Parthe'ten örnek alması gerekirdi; ablası, anne ve baba Nightingale'lerin kızlarına sundukları imkânları değerlendirmesini iyi bilmektedir: El işleri ve resim dersleri, piyano, balolar, av partileri, İsviçre, İtalya ve Fransa'ya seyahatler. Her şeyi ile birinci sınıf bir eğitim. Kısa zaman sonra ilk talipler mutlaka ortaya çıkacaktır ve Flo ile Parthe'in iyi birer kısmet bulacakları beklenebilir. Nihayet bir kadının hayatındaki en önemli konu bu değil midir?

Flo evde öğrenmesi gereken şeylere "Boşuna zaman kaybı," der. Tatilde nereye gidilmeli, seyahat yapılmalı mı yapılmamalı mı, hangi yeni halı alınmalı, aşçı kadın işten çıkarılmalı mı, yoksa aşçıdan önce arabacıya mı yol vermeli, gibi sonu gelmeyen uzun konuşmalar canını sıkar. En iyisi ileride gerçekleştireceği kahramanlıkları düşlemektir. Düşünce ve duygularını kimseye anlatamaz. O da yazar; eline geçen her şeyin üzerine yazar. Eski kurutma kâğıtları, takvim yaprakları, mektup zarfları ve dosyalar. Bunlara "Özel Notlarım" der. Ne düş kurduğunu da, ne yazdığını da kimse bilmemelidir.

7 Şubat 1837'de yazdığı bir cümle yaşamı boyunca en önemli rolü oynayacaktır: "Tanrı benimle konuştu ve beni hizmetine çağırdı." Gerçekten bir "ses" duymuştur. Yaklaşık 40 yıl sonra 1847'de yazdığı notlarında bu "sesi" tüm yaşamında dört kez duyduğunu doğrular.

Flo kendisini bir göreve "çağrılmış" hissetmektedir. Fakat hangi göreve? Bunu anlayana kadar sekiz uzun yıl geçer. Genç Florence Nightingale için ıstıraplı yıllar. "Günlük yaşantım zor değil ama sıkıcıydı," diye anlatacaktır bu dönemi daha sonra. Babası, kahvaltıdan sonra kütüphanede Times"m sayfalarını çevirip okurken, kızlarının da yanında olmasından hoşlanırdı: "Bir kitap ya da gazeteden birbiriyle ilgisi olmayan küçük bölümler dinlemek zorunda kalmak! Tabii Parthe'ye bu sabah okumaları rahatsızlık vermezdi. O sessiz bir şekilde resim yapmaya devam ederdi, ama benim arkasına saklanacağım böyle bir uğraşım olmadığından çok sıkıcı gelirdi bana!"

Özel not defterine o zamanlar şöyle yazar: "Bu dünyadaki görevim ne? Son 14 gün içinde ne yaptım? Babama bir kitap ve iki bölüm, anneme ise iki kitap okudum. Yedi gam ezberledim. Birçok mektup yazdım. Babamla birlikte at gezintisine çıktım. Sekiz ziyaret yapıp onlarla oturdum. Hepsi bu." Gene o yıllarda şöyle der: "Yapacak bir şeyleri olmadığı için, benim gibi deliren bir sürü insan görüyorum. Aslında çok mutlu olabilecek insanlar."

Flo'nun anne ve babası ise kızları için en iyi şeyi yaptıklarından emindirler. Ne de olsa bu arada Florence'i isteyen biri de ortaya çıkmıştır: Yorkshire'da büyük bir mülkün varisi Richard Monckton Milnes. Richard, Florence'i elde etmeye çalışırken, genç kızın kafasında tamamen başka düşünceler vardır. Yavaş yavaş kendisine yapılan "çağrı'nın" hastaların bakımına yönelik olduğu kesinlik kazanmaktadır.

Ancak, iyi bir aileye mensup genç bir İngiliz kızının hastanelerde "sürtmesi", "uygun ve caiz" değildir. İyi bir çevreden genç bir hanım olarak şefkatli ve cömert olunabilir, bu tamam. Islahanelerde, hastanelerde, hapishanelerde yoksullara sıcak çorba ve para dağıtılır.

Böylece durumları kendisinden iyi durumda olmayanların kaderlerine ortak olunduğu yeterince kanıtlanmış olur. Ama Flo'nun kafasına koyduğu şey nedir? Hasta bakımını mı öğrenmek ister? Birincisi, bu konuda öğrenilecek hiçbir şey yoktur. Kadın olmak yeter sadece. O zaman hastalara da bakılabilir. Bu kadının doğasında vardır. İkincisi, iyi bir aile kızı böyle bir çevreye girdiğinde öyle korkunç şeyler olabilir ki...

Florence yıllar sonra yazdığı bir mektupta, "Doktorlarla hastabakıcılar arasında olduğu söylenen şeyler yüzünden annem çok korkmuştu. Terbiyesizlikler duyabilirmişim. Oysa çocuk odasında konuğum olan, annemin özellikle iyi Protestan arkadaşlarının kızlarından daha terbiyesizce şeyler işitiyordum," der. Nigthingale'lerin korkusunu anlayabilmek için, geçtiğimiz yüzyılın ortalarında hastanelerdeki durumun ne olduğunu bilmek gerek. Hastalar "karga delikleri" denen kenar mahallelerden geliyorlardı. Çoğunluğu koleraya yakalanmıştı. Revirlere kaçak olarak konyak ve sert

İçkiler sokuluyor, hastabakıcılar da en az hastalar kadar içiyordu. Hastalar pislik içinde hastaneye geliyor ve pis kalıyorlardı. Revirler de çok ender temizleniyordu. Hastabakıcılık çoğunlukla "düşmüş" kızlar tarafından yapılan oldukça "pis bir meslek"ti. Çoğu yarım gün hastabakıcılık, yarım gün ******lik yapıyordu.

Florence Nightingale'in fikirlerine kimsenin kulak asmayışına, arzularını gerçekleştirebilmesi için daha yıllar gerekmesine şaşmamak gerek.

Şimdilik yalnız bir seçeneği vardır. Kamu sağlığı ve hastaneler hakkında malzeme toplar ve böylece en azından kuramsal olarak bu sahada bir uzman olur. Evde ise bu dik kafalı kız sorun yaratmaktadır. Richard'ın evlenme teklifini reddeder. Hayata daha yüksekten bakan kız kardeşiyle her gün kavga eder, "Sevgili Parthe'yi kızdırmadan ağzımı açamıyorum hiç. Söylediğim, yaptığım her şey onu üzüyor." Aynı şekilde annesiyle de şiddetli kavgaları olur. Bu kavgaları şöyle yazar: "Onu bu kadar hayal kırıklığına uğratmak deli ediyor beni... Onun mutluluğunu böylesine bozmakla, cinayet işlemiş olmuyor muyum?"

Ancak 30 yaşlarının başlarında Florence Nightingale baba evinden ayrılır. 185Tde ailesi hakkında yazdıklarında yepyeni bir ifade kullanır: "Onlardan anlayış ve yardım bekleyemem. Bazı şeyleri zorla almam lazım. Almak zorundayım, çünkü istediklerim verilmiyor bana."

Suçluluk duygusu taşıyan kız evlat, bağımsız, istediğini elde eden genç bir kadına dönüşmektedir. Ren Nehri kıyısındaki Kaiserswerth Hemşirelik Enstitüsü'nde 1851 yılında birkaç ay geçirir. Hemşirelerin hastalara özveriyle bakmalarına hayret eder. Fakat, sağlık şartlarını "tüyler ürpertici" bulur. Hasta bakımının temelden ıslah edilme gereğine olan inancı daha da güçlenir. "En sonunda yaşamanın ve yaşamı sevmenin ne demek olduğunu anlıyorum," diye itirafta bulunur anne ve babasına yazdığı bir mektupta. "Hayaller'^ ihtiyacı yoktur artık. 1852 yılının özel notlarında, "Kendi kaderimi kendim belirleyeceğim," der.

Özveri ve kendini adamak - evet, ama bu da tek başına yetmez. Her meslek gibi hastabakıcılığı da doğru dürüst öğrenmek gereklidir. Ve hastanelerin dış görünümü mutlaka değiştirilmelidir. Florence Nightingale Londra'ya geri döndüğünde bu fikirleri ile büyük ilgi toplar. Yepyeni bir hemşire tipi yetiştirilmelidir. Nasıl olacaktır bu?

"Dini cemiyet falan kurmak istemiyorum, aksine iyi para ödenen bir meslek dalı kurmak istiyorum. Ahlaken, ruhen, bedensel olarak hemşirelik mesleği için gerekli koşullara sahip, hangi sınıf ve mezhepten olursa olsun her kadına en iyi eğitimi vermek ilkem olmuştur daima... Hastalara yardım etmek isteyen kişi duygusal bir hayalperest değil, aksine zor işleri seven, sadık biri olmalıdır." Ve bu bağlamda önyargıların duvarına toslar durur. Onyıllar boyunca.

Mart 1854: İngiltere ve Fransa Rusya'ya savaş ilan eder. Eylül ayında müttefik birlikler Kırım'a çıkar. Times'ta savaş haberleri, İngiliz askeri hastanelerindeki korkunç durumları anlatan yazılar çıkar. Yaralı erkekler pis battaniyelere sarılmış yerlerde yatmaktadır. Mutfak yoktur, onlara içmeleri için bir şeyler verilecek kap veya fincanları da yoktur. Yeterli doktor olmadığı için tedavileri yapılamaz. Hatta sargı malzemesi bile yoktur.

Ordudaki sağlık işlerinden de sorumlu olan işbaşındaki Savaş Bakanı Sidney Herbert, "Niçin şefkatli hemşirelerimiz yok? Bu konuda Fransızlar bizden çok üstünler," şeklindeki şikâyet ve sorular üzerine, derhal harekete geçer:

"Sayın Miss Nightingale,

Gazetelerde Üsküdar'daki askeri hastanemizde hastabakıcılara büyük ihtiyacımız olduğunu okumuşsunuzdur. Oraya gitmek isteyen hanımlardan sayısız teklifler alıyorum, fakat bunlar bir askeri hastanenin ne olduğunu bilmeyen, orada olmakla görevlerini yapacak tabiatta olmayan kadınlar. Ciddi durumlarda ya işten kaçacaklar ya da tümüyle faydasız kalacaklardır. Daha da kötüsü ayak bağı olacaklardır.

İngiltere'de böyle bir işi örgütleyip denetleyebilecek tek bir kişi tanımıyorum. Hastabakıcıların seçimi ve görevlendirilmeleri hiç de kolay olmayacaktır. Bir sürü hevesli ve duygusal hanım askeri hastanelere salınsa, belki de orada birkaç gün sonra işlerine engel olunan, otoriteleri bozulan kişiler tarafından kapı önüne koyulacaklardır. O halde benim basit sorum şu olacak: Böyle bir girişimi yönetme çağrısına kulağınızı tıkar mıydınız:

Sidney Herbert'in bu yazısı ile Florence'in devlete yardım teklif ettiği mektup birbiriyle çakışır. Böyle bir görev için Florence Nightingale uygun kadınları seçerken "hasta bakımını" doğru dürüst bir meslek haline getirmenin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anlar. Çünkü kendisine başvuruda bulunanlar ya Londra'daki hastanelerden tanıdığı "şişman ve ayyaş" kadınlar, ya da vücutlarından çok hastaların ruhlarıyla ilgilenmek isteyen herhangi bir mezhebe mensup hemşire ve rahibelerdir. "Mükemmel, kendini adamış kadınlar," der Florence Nightingale, "ama hastaneden çok göklere yaraşırlar. Hastalar arasında elsiz melekler gibi havada gezinip duruyorlar."

Florence Nightingale'in küçük ekibiyle Üsküdar ve Balaklava'daki (Kırım) İngiliz hastanelerinde karşılaştığı durum Times gazetesi haberlerinden tahmin edileceğinden daha kötüdür. Örneğin 4ü kadın, biri mutfak, diğeri daracık bir hücre olan 6 odaya sığdırılmıştır. Hastaların ve yaralıların kaldıkları yerlerdeki pislik ve bakımsızlığın tarifi mümkün değildir.

F. Nightingale'e sık sık "Bu canavarları şımartmayın!" denir. Temiz yatak çarşafı ve hastalara özel diyet yemeği "görülmemiş bir lüks" olarak kabul edilmektedir. Genç bir kızdan beklenmeyecek bir azimle bu "iyi aile kızı" temizlik ve hasta bakımı konusundaki fikirlerini kabul ettirir. Başarı: En basit temizlik önlemlerinin alınmasıyla birlikte ölüm oranı düşer.

Birkaç ay gibi kısa bir zamanda Florence Nightingale ve hastabakıcıları, kışlaları insana yakışır yerler haline dönüştürür ya da yeni askeri hastaneler açarlar. Askerler "Bayan Nightingale'leri"ne taparlar. O "Tanrı'nın bir hediyesidir, "tatlı gülümsemesiyle bir melektir ve gecenin geç saatlerine kadar hasta ve yaralılar arasında görev yapan "Lambalı Hanunefendi"dir.

1855'te kendisi de o ünlü "Kırım Ateşi"ne yakalanıp hastalandığında, "Yaralılar duvara dönüp ağlıyorlardı. Tüm umutlarını ona bağlamışlardı," diye yazar çavuşlardan biri eve yolladığı mektupta.

Hastalığı atlatır. 1856'da son hasta da taburcu edilir. Bayan Nightingale görevini tamamlamıştır. Artık vatanına geri dönebilecektir.

Bu arada İngiltere'de bir efsane yayılmaktadır. İngiliz ordusundan sağ olarak eve dönen askerler, "Tanrısal" Nightingale'in öyküsünü anlatmaktadır. Adına sayısız şarkılar bestelenmiştir. Gemilere adı verilmiş, portreleri satılmış ve Madam Tussaud'nun ünlü mumyalar müzesinde yerini almıştır bile... Kendi kişiliği üzerine kopartılan bu kadar patırtıdan fazlasıyla rahatsız olur. Fakat onu
gururlandıran ve mutlu eden bir şey vardır: Artık hastabakıcılar ilgi ve saygı görmenin tadını çıkarmaktadırlar. Bu mesleğe kendine özgü bir imaj kazandırmıştır.

Kendisi için toplanan "Nightingale Fonu" ile ilk Hastabakıcı Eğitim Okulu'nu kurar. Müracaat eden kadınlar en katı kurallara göre seçilirler. Her gün ders görürler ve yardımcı hastabakıcı olarak pratik çalışmalar da yapmak zorundadırlar. Ayrıca her biri için "ahlak" raporu tutulur. Çünkü hastabakıcılar bir daha asla sarhoş, bilgisiz ve ahlaksız damgası yememelidir.

Florence Nightingale daha sonraki yıllarda İngiliz ordusu hakkında istatistiki bilgiler yayınlar. Yeni sivil ve askeri hastanelerin gerekli sağlık koşullarına uygun bir şekilde inşası söz konusu olduğunda, o gönüllü danışman haline gelmiştir. İstekleri genellikle savaş bakanlığını rahatsız eder. Deneyimleri hakkında birçok kitap yazar. En tanınmışı; Hasta Bakımı Üzerine Düşünceler, aile için pratik bir el kitabı olur.

Bu kitapta önerdikleri o kadar doğal şeylerdir ki: "Temiz hava, günışığı, temizlik ve ölçülü beslenme." Fakat onun devrinde bunlar beklenmedik yeniliklerdir. Florence Nightingale genç kızların kendi vücutları hakkında daha fazla bilgiye sahip olmaları gereğini söylemek cesaretini bile gösterir. Bu tür cümleler kafaları karıştırır! Ya Florence'in ailesi bir zamanların beğenilmeyen kızlarının birdenbire üne kavuşmasına ne tepki göstermiştir?

Florence bir kız arkadaşına yazdığı mektupta tipik bir sahneden söz eder: Annesi ve kız kardeşi divana uzanmış "İkisinin de tüm uğraşı birbirlerine çiçeklerin düzenlemesinde kendilerini yormamalarını rica etmek. Bana, sen çok eğlenceli bir hayat sürüyorsun, dediler... Tamamen sağlıklı iki insan bütün gün divana uzanmış, kendilerini ve başkalarını, kendisi aşırı yorgunluktan ölen biri için özverilerinin kurbanı olduklarına inandırmaya çalışıyorlar!"

Belki de Florence'ın kendi toplumundaki kadınlar hakkında edindiği bu tür deneyimler, onun yaşadığı dönemde kadın hareketlerine neden kuşkuyla baktığını açıklar. Örneğin, erkeklerle eşit koşullarda doktorluk eğitimi görme isteminde bulunan kadınları desteklemez. Ona göre şu anda yararlanabileceklerinden daha fazla imkânlara sahiptirler. Kadınların seçme ve seçilme hakkı konusunu da boş bulur. "Ben kendi seçim hakkımı hiç kaybetmedim," olur bu konudaki tek yorumu.

Yaşamının son yıllarında, Florence Nightingale, (90 yaşına gelmiştir) evini bir daha terk edemez. Kör olur. Ölümünden üç yıl önce İngiliz Kralı'ndan Britanya İmparatorluğu ve İnsanlık Yüksek Hizmet madalyası alan ilk kadın odur. Öldüğünde yalnız Amerika'da binin üzerinde Nightingale Okulu vardır. Hemşireliği saygın bir meslek yapma amacına ulaşmıştır; "İyi kazanç getiren bir meslek haline getirmek" düşüncesi ise bugüne dek hâlâ gerçekleşememiştir.
Benzer Konular: Etiketler:
  • florans naytingel hayati
  • florence nightingale eserleri
  • florence nightingale in hayati
  • florence nightingale in hizmetleri
  • florence nightingale nin buluslari
Rapor Et
Reklam
Eski 10 Kasım 2008, 12:15

Florence Nightingale (Florence Nightingale Kimdir? - Florence Nightingale Hakkında)

#2 (link)
Never Say Never Agaın
asla_asla_deme - avatarı

200pxflorencenightingalap6

(1820-1910). İn­giliz hemşire Florence Nightingale, bütün dünyada çağdaş hemşirelik mesleğinin kuru cusu olarak tanınır. İtalya'nın Floransa ken tinde doğduğu için ona bu kentin adı verilmiş­ti. Varlıklı bir ailesi olan Florence Nightinga­le, rahat ve tasasız bir yaşam sürmek yerine hastalara bakmayı, onların sağlık koşullarını iyileştirmeyi amaç edindi. Babası tarafından eğitilen Florence Nightingale, Yunanca, La­tince, Fransızca, Almanca, İtalyanca, tarih, felsefe ve matematik konusunda bilgili, aydın bir kadın olarak yetişti. O dönemde hastane­ler pislik içinde, koğuşlar kalabalık, hastaba­kıcılar ise çoğu zaman eğitimsiz ve kaba saba kişilerdi. Bu yüzden bir hastanede çalışmak isteğine ailesi karşı çıktı. Nightingale bunun üzerine hastaneleri dolaşarak ve hastaların durumunu gözleyerek hastanelerin nasıl dü­zenlenmesi gerektiği konusunda deneyim ka­zandı.
1851'de Almanya'daki Kaiserswerth ken­tinde bir Protestan kuruluşunun düzenlediği hemşirelik kurslarına katılan Nightingale, iki yıl sonra ailesinin karşı çıkmasına aldırma­dan, Londra'da kadın hastaların bakıldığı bir hastanenin yöneticisi oldu. Hastanelerin te­mizliği ve düzeni konusundaki bilgisi ve yete­neği kısa sürede anlaşıldı ve 1854'te karşısına büyük bir fırsat çıktı.

florencenightingaleif1
Florence Nightingale, Kırım Savaşı sırasında ve izleyen yıllarda hastanelerde sağlık koşullarının iyileştirilmesi için büyük çaba gösterdi. Resimde Nightingale, mesleğinin ilk yıllarında Üsküdar'daki askeri hastanenin bir koğuşunda görülüyor.


O yılın mart ayında, Osmanlı Devleti, İn­giltere ve Fransa ile Rusya arasında Kırım Sa­vaşı patlak vermişti. Ekim ayında yaralı İngiliz askerlerinin çok kötü ko­şullarda olduğu öğrenildi. Florence Nightingale'in yakın dostu Savaş Bakanı Sidney Her­bert, ondan Üsküdar'daki Selimiye Kışlası'n-da bulunan hastanede görev yapacak bir ka­dın hastabakıcılar grubu oluşturmasını istedi. 21 Ekim'de Nightingale gönüllü 38 kadınla birlikte İngiltere'den yola çıktı. Üsküdar'a geldiklerinde hastanenin bakımsız olduğuna ve insanların savaşta aldıkları yaralardan çok.
sıtma ve bulaşıcı hastalıklardan öldüğüne ta­nık oldular. Nightingale, sabırlı ve yoğun bir çalışmayla yiyecek, giyecek, çarşaf, sargı bezi ve araç gereç gibi eksikleri gidererek, hasta­nede bakımın düzenli ve sağlığa uygun olarak yapılmasını sağladı. Çabalarının sonucunda hastanede ölüm oranı yüzde 42'den yüzde 2'ye inmişti.
Artık Nightingale bir ulusal kahramandı. 45 bin sterlin tutarındaki bir bağışla 1860'ta Londra'daki St. Thomas Hastanesi'nde Nigh­tingale Hemşirelik Okulu'nu hizmete açtı. Böylece, hemşirelik bir meslek olarak kabul edilmiş oldu ve hemşire yetiştirmede çağdaş yöntemler uygulanmaya başlandı Aynı yıl hemşirelik konusunda yazdığı Notes on Nursing ("Hemşirelik Üzerine Not­lar") yayımlandı. Hemşireliğin temel kitabı sayılan bu notlar birçok dile çevrildi.
Gittikçe bozulan sağlığı Nightingale'i hem­şirelikten alıkoysa da, Hindistan'daki İngiliz askerlerinin sağlık sorunlarıyla ilgilenmekten geri kalmıyor, sağlık örgütlerinin geliştiril­mesi konusunda önerilerde bulunuyor, bölge­sel hemşirelik hizmetlerini destekliyordu. 1907'de, o zamana kadar hiçbir kadına veril­memiş olan liyakat nişanıyla ödüllendirildi.
Günümüzde Florence Nightingale'in do­ğum günü olan 12 Mayıs'ı izleyen hafta tüm dünyada hemşirelik haftası olarak kabul edil­miştir. Ülkemizde de onun adını taşıyan bir hemşire okulu bulunmaktadır.

MsxLabs & TemelBritannica
Rapor Et
Eski 25 Ekim 2011, 08:38

Florence Nightingale Hakkında

#3 (link)
Efsane Prens
jumong - avatarı
Florence Nightingale
Vikipedi, özgür ansiklopedi
florencenightingale
Florence Nightingale (12 Mayıs 1820, Floransa – 13 Ağustos 1910, Floransa), İngiliz hemşire. Modern hemşireliğin kurucusudur.

Florence Nightingale daha küçük yaşlarda hastahanelerde hastalara yeterince ilgi gösterilmediğini düşünür ve bunu düzeltmek için hasta bakıcı olmak ister. Ailesi Nightingale'e izin vermez. Hasta bakıcıların hastalarla birlikte pis işler yaptılarını söyler ve karşı çıkar. Çünkü o dönemlerde hasta bakıcılık hiç bir işi olmayan kızların yaptığı pis bir iştir. Ailesine ne kadar baskı yapsada kabul ettiremez ve ailesinden ayrılarak hastabakıcı olur.

Hasta bakıcılığın kötü adını silmek ve bunu meslek haline getirmek ister. Bunu ülkenin bakanlarına kadar iletir fakat ülkenin başkanları buna izin vermez. Kırım savaşında yaralanan askerlerin iyileşmemesi ve ilaç yetersizliği yüzünden Nightingale'i ararlar ve bunu bir tek kendisinin düzeltebileceğini söyler böylece 1854 yılında Üsküdar'daki Selimiye Kışlası'nda, Kırım Savaşı sırasında yaralanan İngiliz askerlerinin tedavi ve bakımını yapmıştır. Ayrıca İtalyanca, Fransızca ve İngilizce öğrenmiştir. Savaşın zor koşullarında, gece gündüz demeden yaralılara baktığı için askerler ona The Lady with the Lamp yani Lambalı Kadın adını vermiştir.

Savaştan sonra Londra'da hemşirelik okulu açmıştır. 1907 yılında Liyakat Nişanı alan ilk kadın olmuştur. 1910 yılında ölmüştür. 1961 yılında, Türkiye'de, Şişli'de açılan ilk Yüksek Hemşirelik Okulu'na onun adı verilmiştir. (1989'da merkez olarak kurulan Florence Nightingale Hastanesi de denen binada şimdi şapka biçiminde camdan bir ek bina daha yapılacaktır.) Böylece dünya üzerinde ismini altın harflerle yazdıran ilk hemşire olmuştur.

İstanbul'da onun adına bir özel hastane mevcuttur.

florencenightingale11

florencenightingalenurs

florencenightangle

florencenightingale21
Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.254 saniyede (78.67% PHP - 21.33% MySQL) 16 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +3 - Saat: 02:48
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi