Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Sohbet (Flash Chat) Forumda Ara
Harita Şu an buradasınız:

Reform

Bu konu Din/İlahiyat forumunda Blue Blood tarafından 24 Kasım 2006 (13:47) tarihinde açılmıştır.FacebookFacebook'ta Paylaş
17001 kez görüntülenmiş, 4 cevap yazılmış ve son mesaj 16 Mayıs 2014 (11:25) tarihinde gönderilmiştir.
  • 5 üzerinden 4.25  |  Oy Veren: 12      
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın:    « Önceki Konu | Sonraki Konu »      Yazdırılabilir Sürümü GösterYazdırılabilir Sürümü Göster    AramaBu Konuda Ara  
Eski 24 Kasım 2006, 13:47

Reform

#1 (link)
Blue Blood
Ziyaretçi
Blue Blood - avatarı
Reform
Vikipedi, özgür ansiklopedi

Reform, 16. yüzyıl boyunca tüm Avrupa'yı etkileyen dinsel bir harekettir. Bu hareket Katolik kilisesinin aşırı zenginleşmesi ve yozlaşmasına karşı gelişmiş ve hristiyanlığın en büyük 3 mezhebinden protestanlığın oluşmasını sağlamıştır. İlk defa Almanya’da görülür,sonrasında ise Fransa, İngiltere ve Kuzey Avrupa ülkelerinde de etkili olur.
Orta Çağ boyunca zenginleşen ve gücünü artıran kilise ile papalık, siyasetle ve dünyasal etkinliklerle daha fazla ilgilenmeye başlamış reform öncesinde birçok din adamının tepkisini çekmiştir. Reform hareketleri ilk defa Almanya’da Martin Luther ile başladı. Alman imparatoru Şarlken, Luther’i ve taraftarlarını 1529’da protesto ettiği için Almanya’da yeni oluşan bu mezhebe Protestanlık denir. Protestanlar ve Katolikler arasında mücadeleler Ogsburg Antlaşması ile sona erdi (1555). Buna göre; Protestanlık Mezhebi ve Kilisesi kesin olarak kabul edilmiştir.Alman prensleri istedikleri mezhebi seçme ve kendi topluluklarına kabul ettirme konusunda serbest oldular. Prensler, kendi ülkelerinde din işlerinin mutlak hakimi haline geldiler. Prenslerin mezheplerini kabul etmeyen Almanların başka yerlere göç etmesine izin verildi. Almanya'da başlayan Reform hareketleri İngiltere, Fransa, İsveç, Norveç ve Danimarka gibi ülkelere de yayılmıştır. Fransa’da ise Reform hareketlerini başlatan Jean Calven’dir. 1598 yılında Kalvenizm ve diğer mezhepler Fransa’da serbest bırakılmıştır.

Reform'un Nedenleri
  • Katolik Kilisesi'nin bozulması ve ıslahat fikrinin yayılması.
  • Hümanizm sayesinde Hıristiyanlığın kaynaklarına inilmesi, İncil'in milli dillere çevrilerek temel ilkelerin ortaya konulması.
  • Matbaanın yaygınlaşması ile okuma-yazma bilenlerin artması üzerine Katolik Mezhebi'nin sorgulanmaya başlanması.
  • Endüljans sorununun ortaya çıkması, para karşılığında kilisenin günahları affetmesi.
  • Rönesans hareketlerinin etkisi.
  • Reform hareketlerinin ilk defa başladığı Almanya'da siyasal birlik olmaması ve Almanya'daki prenslerin dinde yenilik isteyenleri desteklemesi.
Reform'un Sonuçları
  • Avrupa'da mezhep birliği bozuldu. Katolik ve Ortodoks Mezhepleri yanında Protestanlık, Kalvenizm ve Anglikanizm mezhepleri ortaya çıktı, mezhepler arasında çatışmalar başladı.
  • Din adamları ve kilise, eski itibarını kaybetti.
  • Katolik Kilisesi, kendisini yenilemek ve düzenlemek zorunda kaldı.
  • Eğitim-öğretim faaliyetleri kiliseden alınarak laik bir eğitim sistemi kuruldu.
  • Katolik Kilisesi'nden ayrılan ülkelerde kilisenin mallarına ve topraklarına el konuldu.
  • Papa ve kilisenin Avrupa Ülkelerinin kralları üzerindeki etkisi sona erdi ve Avrupa'da siyasal bölünmeler yaşandı. Çünkü Ortaçağ'da Papa, Avrupa krallarına taç giydirerek onların krallıklarını onaylıyor ve yönlendirebiliyordu. Papanın bu gücü kaybetmesi, Haçlı Seferleri'nin düzenlenmesini engellemiştir.
  • Katolik kalan ülkelerde yeni mezheplerle mücadele etmek amacıyla Engizisyon Mahkemeleri kuruldu.
  • Protestan krallar ve prensler, din işlerinin mutlak hakimi oldular.
  • Reform hareketleri, Avrupa'yı siyasi yönden zarara uğratmıştır. Şarlken'in Osmanlı Devleti üzerine yapmayı planladığı Haçlı Seferi bölünmelerden dolayı gerçekleşmemiştir.
  • Mezhep savaşları, Osmanlı Devleti'nin Avrupa'da ilerlemesini kolaylaştırmıştır.
Etiketler:
  • reform kim tarafindan baslamistir
  • reform nasil basladi
  • reform ne zaman basladi
  • reform onemi
  • reform vikipedi
Benzer Konular:
Rapor Et
Eski 9 Şubat 2008, 13:23

Reform

#2 (link)
kız asii
Ziyaretçi
kız asii - avatarı
ıÜüReform Hareketleri
XVI.yy.da Avrupa' da dinsel alanda görülen yenilik hareketlerine denir. Kelime anlamı yeniden şekil vermek, düzenlemektir.
*Reform önce Almanya' da başlamıştır.
Nedenleri :
*Matbaanın Etkisi : Tevrat ve İncil gibi kitaplar çok sayıda basılmış, Hümanizma hareketleri sırasında da, milli dillere çevrilmiştir. Avrupalılar aracısız , doğrudan kitapları okumaya başlamışlar ve kitaplarda yazılanlarla, Kilise uygulamalarının farkını görerek, Kiliseye tepki duymaya başlamıştır.
*Rönesans' ın Etkisi: Avrupa' da Hümanist düşüncenin doğmasıyla, ortaçağ skolastik düşünce ve felsefesi eleştirilmeye başlandı.
*Katolik Kilisesinin Bozulmasının Etkisi: XVI.yy.da kilise, halka karşı yapması gereken dinsel ve sosyal görevleri, ihmal etmeye başlamış, kaynaklarını başka alanlarda harcadığı için halkın dini duygularını sömürerek, halktan para toplamaya başlamıştı.
* Endüljans Sorunu: Hıristiyanların günahlarından kurtulmaları için Kiliseye para ödemeleri yoluydu. XVI.yy.da papa, bu işi daha ileri götürmüş, ölen insanların yerine de endüljans alınabileceğini belirtmişti.
Gelişme :
Almanya 'da :

*Reform hareketlerinin önderi, bir ilahiyat ( Teoloji ) Profesörü olan, " Martin Luther " dir.
* Luter, 1517 ' de Wittenberg Kilisesinin kapısına astığı 95 maddelik bir bildiri ile Endüljans satışlarına itiraz etti. Luter bildirisinde " Tanrı ile kul arasına kimse giremez. Tanrı kullarının günahlarını ancak kendisi bağışlar" " Öbür dünyada selamete ermek için imanın yeteceğini, Hıristiyanların Endüljans alarak günahlardan kurtulamayacaklarını " söylemiştir. Bunun üzerine Papa X. Leon , Luter' i Aforoz etmiş, Luter' de Wittenberg ' de halkın gözü önünde , Aforoznameyi yakarak, Papa ile bağlarını koparmıştır. Papa'nın, Alman İmparatoru Şarlken' den Luter'i cezalandırma isteği ile toplanan Worms şehrindeki diyet meclisi, Luter'i ölüme mahkum etmiş ve yakılmasına karar vermiştir. Ancak dostlarından, Saksonya Elektörü Akıllı Frederik, Luter'i kaçırtarak kendi malikanesinde saklamıştır. Luter bir yıllık süre içinde İncil'i Almanca'ya çevirmiştir.
*Luter'in düşüncelerinde " Kilise'yi düzeltmek için, onun elindeki bütün servetini almak lazımdır.Kilise ancak o zaman kendisine düşen görevleri yapar" vardı. Bu düşünceyi kendi çıkarları için uygun bulan , köylü-şövalye ve prensler, kilisenin Almanya'daki topraklarına saldırdılar. Şarlken, Diyet meclisiyle önce başka yerlere yayılmaması koşuluyla , Luterciliği kabul etmiş( 1529 ), bunun üzerine bu karara uymayıp onunla mücadele edilmesi üzerine ( bu kararların protesto edilmesi üzerine Luterci'lere Protestan denilmiştir.) Ogsburg Antlaşmasıyla ( 1555 ), Luterciliği ( Protestanlık ) resmen kabul etmiştir.
Ogsburg Antlaşması ( 1555 ) ( Alman İmparatoru - Protestan Prensler ) :
1. Protestan mezhebi ve kilisesi resmen tanındı.
2. Alman prensleri, istedikleri mezhebi seçmekte ve seçtikleri mezhebi kendi uyruklarına da kabul ettirmekte serbest oldular
3. Prensler kendi ülkeleri içindeki din işlerinin mutlak amiri oldular.
4. Prenslerin mezheplerini kabul etmek istemeyen Almanlar, başka yerlere göç edebilecekti.
Fransa 'da :
*Kalven adlı bir Fransız, Luter'e benzeyen görüşlerini, Fransa ve İsviçre'de yaymaya başladı. ( Fransa' da Protestanlık resmen yasaklanmış olduğu için etkili olamamış, İsviçre'ye geçmek zorunda kalmıştır )
*Kral IV.Hanri zamanında Nant Fermanı ile ( 1598 ), Kalvenist ve Protestanlara mezhep özgürlüğü tanındı.
İngiltere' de :
*Kral VIII. Hanri, eşinden boşanıp sevdiği kızla evlilik yapmasına izin vermeyen Papa'dan ayrılmış, Kalvenizm ve Katolikliğin birleşmesinden oluşan "Anglikanizm" mezhebi ve kilisesini kurmuştur.
*Kraliçe I. Elizabet zamanında ( 1588 - 1603 ) Anglikanizm resmi mezhep olarak tanınmıştır.
İskoçya ' da :
*Reform hareketleri halk tarafından gerçekleştirildi.
*İskoçya'da din işleri halk tarafından seçilen "Presbiteri" denilen meclis tarafından yapıldığından, İskoçya'daki Kalvenizm Presbiteriyen olarak adlandırılmıştır.
Diğer: İsveç ,Norveç, Danimarkalılar "Protestanlık" mezhebini kabul ettiler.
Sonuçları :
*Avrupa' da mezhep birliği bozuldu. Katolik ve Ortodoks mezheplerinin yanında, Protestanlık, Kalvenizm, Anglikanizm gibi yeni mezhepler ortaya çıktı.
*Papa'lar eski güçlerini ve itibarlarını kaybettiler. Papa' ya bağlılık azaldı.
*Okullar Kilise'den alınarak halka verildi. Böylece laik eğitim sistemi kuruldu.
*Katolik kilisesinden ayrılan ülkelerde, kilisenin malları ve topraklarına el konuldu.
*Katolik kilisesi, kendisini düzeltmek zorunda kaldı.
*Katolik olarak kalan ülkelerde, başka mezheplere karşı mücadele edebilmek amacıyla " Engizisyon Mahkemeleri" kurulmuş, binlerce insanı ölüme göndermiştir.
*Avrupa'nın mezhep birliğinin bozulması, birliği sağlamaya çalışan Şarlken'in amacına ulaşamamasına neden olmuştur.
Not: Osmanlı Hıristiyanları, tam bir din ve mezhep serbestliğine sahip olarak, reform hareketlerinden etkilenmemişlerdir.

bölümde gördüğümüz gibi Aydınlanma Yahudilere daha önce hiç sahip olmadıkları yeni haklar kazandırdı: insan hakları ve vatandaşlık hakları. Yeni geniş fikirlilik o kadar ileri gitti ki, Yahudiler “fazla Yahudi” olmadıkları, fazla farklı giyinmedikleri, fazla farklı davranmadıkları, farklı beslenmedikleri ve “demode” dinlerini takınmakta ısrar etmedikleri takdirde topluma kabul edilmeye başlandı. Bazı Yahudilerin buna karşı tepkisi, işbirliğini ısrarla reddetmek oldu: tarz ve şeklen. Hasidim’in günümüzde hâlâ 18. yüzyıl Doğu Avrupa kıyafetlerini giymesi bu yüzdendir. Ancak başkalarında tam tersi tepkiler de oldu. Bu Yahudiler özgürleşme ve çağdaşlaşma ruhuna katıldı; kaşerut kurallarına, Şabat’a uymak gibi onları diğer insanlarda farklı kılan şeylerden vazgeçti. Tabii Yahudiler dinlerinden vazgeçer geçmez, asimile olmaya başladı. Bu da büyük sayılarda oldu. Tam sayısını bilmiyoruz. Bildiğimiz, bu dönemde tahmini bir çeyrek milyon Yahudi’nin Hıristiyanlığı seçtiği ve sayısız başkasının da Avrupa kültürüne asimile olduğudur. İlginç olanı asimilasyon oranının, daha az sayıda Yahudi’nin yaşadığı yerlerde daha yüksek olmasıdır. Yahudi nüfusunun yaklaşık 5 milyon olduğu Doğu Avrupa’da 90.000’i (yani %2’si bile değil) daha kolay bir hayata sahip olmak ve toplumun ana kesimine karışmak için Hıristiyanlığı seçti. Ancak daha az sayıda Yahudi’nin bulunduğu Batı Avrupa’da, oranlar çok daha yüksekti. Fransa, İtalya ve Almanya Yahudilerinin çoğunluğu asimile oldu. Neden? Çünkü Batı Avrupa’da Yahudi olmayanlar Yahudilere karşı çok daha iyi davranıyor ve toplumun ana kesimine katılmak onlara çok daha cazip geliyordu. Hıristiyanlığı seçen Yahudilerden bazıları çok ünlüydü. Önceki bölümde Viktorya emperyalizminin büyük mimarı olan Britanya Başbakanı Benjamin Disraeli’den söz etmiştik. Ama komünizmin babası Karl Marx’tan da söz etmeliyiz. Marx’ın dini babası tarafından altı yaşında iken değiştirilmişti. Babası kanun adamı olabilmek için birkaç yıl öncesinden din değiştirmişti. Sonunda ateist olan Marx, kaderin cilvesi sonucunda “İşçinin İncili” diye adlandırılan “Komünist Manifestosu”nun ve “Das Kapital”ın yazarıdır. Dini, “kitlelerin uyuşturucusu” diye adlandırmakla da ünlüdür. Korkunç bir “kendinden nefret eden Yahudi” örneği olan Marx, öfke dolu “Yahudisiz bir Dünya” eserinde dünyanın bütün sorunlarının suçunu Yahudilere yükler. Yahudilikten ve diğer Yahudilerden büyük nefret, bu türden din değiştirenlerin ortak bir özelliğidir. Bu nefret başkalarının yanı sıra 19. yüzyıl Alman edebiyatının büyük isimlerinden Heinrich Heine’da da bulaşmıştır. Heine birçok başkası gibi pragmacı nedenlerden din değiştirmiş olup şöyle bir açıklama getirmektedir: “Düşünce tarzımdan vaftizin beni ilgisiz bıraktığını ve simgesel bir önem bile taşımadığını saptayabilirsiniz. Hıristiyan oluşum Avrupa kültürüne giriş biletimdir.” Yahudilik hakkında da aynı derecede alaycı görüşlere sahipti. Yahudiliği dünyanın üç büyük kötülüğünden (yoksulluk ve acı ile birlikte) biri ilan etti. ALMAN REFORMU Bu zaman döneminin değişimlerine en farklı tepki belki de, “Reform Hareketi” olarak bilinecek olan akımı oluşturan bir grup Alman Yahudi’sinden geldi. 1800’lü yılların başında Reform Hareketi’ni başlatan Alman Yahudileri, Yahudi kalmak istiyor ama aynı zamanda kişinin Avrupa toplumunun tam üyesi olduğu takdirde sahip olabileceği yeni kazanılmış haklardan yararlanmak istiyordu. Geleneksel Yahudi yaşam tarzı ve ulusal kimliği buna engeldi. Dolayısıyla bu Alman Yahudileri geleneksel Yahudiliğin bazı kilit yönlerinden vazgeçmeye koyuldu. Bunların arasında en dramatik olanı, Tora’nın Yahudilere Tanrı tarafından Sinay Dağı’nda verildiği inancı idi. 3.000 yıl boyunca Yahudiler Tora’nın Tanrı’dan geldiği konusunu hiç sorgulamamıştı. Ortaya çıkan çeşitli mezhepler –Sadusiler ve Karaylar gibi- sözlü ve rabinik kanunu sorgulamıştı ama Tora’nın ilahi menşeini, asla. Bu, dünyayı sarsan bir ilkti. İlk çatlak, “kambur filozof” olarak tanınan parlak düşünür Moses Mendelssohn’dan (1724-1804) kaynakladı. “Judaism as Revealed Legislation” (İlham Edilmiş Yasa Olarak Yahudilik) eserinde yazdığı gibi dine “rasyonel” yaklaşımı savunuyordu: “Dini doktrin ve öneriler... bir ulusun inancına ebedi veya geçici ceza tehdidi altında değil, rasyonel onaya kabul ettirilen ebedi doğruların cinsine ve gerçekliğine göre dayatılır. En Yüce Varlık bunları rasyonel yaratıkların hepsine ilham etmiştir.” Aslında Mendelssohn “Akıl Çağı” Aydınlanma düşünürlerinin izinden gidiyordu. Din rasyonel olmalıydı. Eğer Tanrı’nın kanunu akılcı gelmiyorsa, o zaman insan aklın peşine düşmeli. Yahudilikte böyle bir rasyonel kuşkuculuk kapısını açan Mendelssohn, başkalarının da içeri dalacağı kapıyı açmış oldu. Bu ondan önce Yahudiliğin kuşkuculuğa kapalı olduğu anlamına gelmez. Gerçekten de kuşkucu olmak her zaman Yahudiliğin büyük bir parçası olmuştur ama Reform Hareketi’nin kuşkuculuğu bazı inanç ve varsayımlara dayanıyordu. İlk Reformcu ayin Israel Jacobson tarafından 1810 yılında Almanya’ya Seesen’de okul şapelinde yönetildi ve 1818 yılında Hamburg’da açılan ilk Reformcu sinagog tarafından benimsendi. Reformcu ayinde bir koro, cüppeler ve bir org vardı. Milliyetçi sadakat ve kimliği vurgulamaya yönelik Alman şarkıları ve Alman duaları eşliğinde Almanca yapılmıştı. Yahudilik açısından bu büyük bir başlangıçtı. O zamanda kadar Yahudiler İbranice dua eder, iki bin yıl kadar önce Sanhedrin üyeleri tarafından yazılan duaları okurlardı. Yahudiler hiçbir zaman Şabat ayini sırasında bir müzik aleti, üstüne üstlük Hıristiyan kiliselerine özgü bir enstrüman olan org çalmamış, koro ve cüppe kullanmamıştı. Kısa zaman sonra Reform Hareketi Şabat’ı Yahudi Cumartesi’sinden Hıristiyan Pazar’ına çevirdi ve Reformcu Yahudilerin Yeruşalayim’deki “Bet Amikdaş”ı yeniden inşa etmeyi artık beklemediğinin altını çizmek için sinagoglarına “temple” diye adlandırmaya başladı. Berlin’deki Reformcu cemaatin başı olan Samuel Holdheim (1806-1860) ayinler sırasında Yeruşalayim, Sion ya da Yisrael toprağından söz etmeye itiraz etti. Sünnete, kipa ve tallet giymeye, şofar çalmaya, kısaca geleneksel olarak Yahudi olan her şeye karşı çıktı. Breslau, Frankfurt ve Berlin’de reformcu gruplara başkanlık eden bir başka Reformcu lider Abraham Geiger (1810-1874) sünnete “barbarca ve kanlı ritüel” dedi ve “her yerdeki Yahudilerle otomatik dayanışmaya” karşı geldi. Bunlar geleneklerden büyük ayrılmalardı. Avraam’dan beri sünnet Yahudilerin Tanrı ile anlaşmasını simgeliyordu. Yahudilerin sıkıntı zamanlarında birbirlerine yardım etmesi –hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için- Tanrı tarafından tanımlandığı şekliyle Yahudi doğasının ayrılmaz bir parçası olarak görülüyordu. Almanya Reformcuları Yisrael ulusunun üyeleri değil, “Mozaik mezhep Almanları” olduklarını ilan etti. Alman Reform Hareketi’nin felsefesi 1844 yılında Brunswick’te ve 1845 yılında Frankfurt’ta yapılan konferanslarla daha da ilerledi. İşte Alman Yahudilerinin yaşadıkları ülkeye bağlılıklarını göstermeyi ne kadar istediklerini –ki bu Yisrael toprağı ve İbrani diline herhangi bir bağlılığı inkar etme anlamına geliyordu- kanıtlayan bazı alıntılar: § Yahudilik için insan onuru ilkesi kozmopolittir ama aralarında yaşadığımız halka ve bireylerine sevgiyi vurgulamak istiyorum. İnsan olarak bütün insanlığı seviyoruz ama Alman olarak Almanları baba yurdunun çocukları olarak seviyoruz. Yalnızca kozmopolit değil, vatanseveriz ve öyle olmalıyız.” § “Ulusal geri dönüş (Yisrael’e) umudu, baba yurduna (Almanya) karşı duygularımızla çatışmaktadır.” § “Siyasi imparatorluklarını kurmak üzere Filistin’e dönme arzusu gereksizdir.” § İbranice’nin Yahudilik için merkezi bir önemi olduğunu düşünen, bunu ulusal bir din olarak tanımlar demektir. Çünkü ayrı bir dil, ayrı bir milliyetin karakteristik bir unsurudur. Ama bu konferansın hiçbir üyesi Yahudiliği belli bir ulusa bağlamayı istemeyecektir. ORTODOKSLAR Reform Hareketi’nin üyeleri geleneksel Yahudiliğe bağlı kalanları tanımlamak için yeni bir terim yarattı: onlara “Ortodoks” dediler. Reform Hareketi’nin Yahudilerin çoğunluğunu çekmeyi başardığı yerlerde, gündemini azınlığa dayatmak için elinden geleni yapmaya çalıştı. Örneğin Frankfurt’ta mikve kapatıldı, kaşer kesim durduruldu, Tora öğretimi yasaklandı. Ortodoks Yahudiler bir anlamda, şehirden kovuluyordu. Neden? Alman Reformcular, Yahudi gibi davranan ve öyle oldukları açıkça belli olan Yahudiler olduğu sürece –yani Almanları bıktıracak kişiler- Almanların herkesi bir görmesinden ve Alman kültürüne asimile oldukları halde onlara da düşman olmayı sürdüreceklerinden korkuyordu. Reform Hareketi’ne katılmayan Yahudiler, bunu oturdukları yerden yapmıyordu. Reform Hareketi’ne karşı saldırının Ortodoks lideri Samson Raphael Hirsh (1808-1888) adlı bir rabi idi. Hamburg’da doğmuş, Bonn Üniversitesi’nde öğrenmiş görmüş, 50.000 Yahudilik bir cemaat olan Moravia’nın hahambaşısıydı. Reform’a karşı felsefi savaşı başlatmak üzere 1851 yılında Frankfurt’a taşındı (orada sadece 100 Ortodoks aile kalmıştı). Mücadelesinin bir parçası olarak Frankfurt’ta Kahal Hadas Yeşurin adlı kendi Ortodoks kurumunu kurmayı başardı ve kendi dini okul sistemini oluşturdu. Amacı modern olmak isteyen Yahudilere bunun geleneksel Yahudilik koşulları içinde mümkün olduğunu göstermekti. Gelişen bir dünyaya ayak uydurmak için Tora’dan vazgeçmeye gerek yoktu çünkü Tora bütün bunları öngörüyordu. 1854 yılında “Religion Allied to Progress” (İlerleme ile Müttefik bir Din ) başlıklı bir makalesinde şöyle yazdı: “İstediğimiz nedir? Yegane alternatifler ya dini terk etmek ya da ilerlemeden vazgeçmek midir? Dinimiz medeniyet ve ilerleme denilenlerden vazgeçmemizi isteseydi, gökyüzünün ve yeryüzünün huzurunda beyan ediyoruz ki soru sormadan itaat ederdik çünkü dinimiz bizim için her şeyden önce Tanrı’nın sözüdür. Ama böyle bir ikilem söz konusu değil. Yahudilik hiçbir zaman gerçek medeniyet ve ilerlemeye karşı ilgisiz kalmadı. Üyeleri hemen her alanda çağdaş öğrenim seviyesindeydi ve çoğu zaman da çağdaşlarından daha başarılı oldular. Tora öğrenimi ile dünya işlerinin birleştirilmesi mükemmel bir şey.” Rabi Hirsch’in vurguladığı, normal Yahudi tarzının dünyanın tam anlamıyla içinde olmak, aynı zamanda da kendisini Tora’ya tam olarak kaptırmak olduğu idi. “Ya Tora ya da Dünya” diye bir şey söz konusu değildir. Bu bir öncelik meselesidir. İlk önceliğin Tora olduğunu gayet açıkça ortaya koyuyordu. Mendelssohn’a aaaatla, Tora’nın bir kısmını anlamasanız bile uymanız gerektiğini çünkü Tanrı’nın sözü olduğunu söylüyordu. Rabi Samson Hirsch ve diğerlerinin çabalarına rağmen Reform Hareketi sadece Almanya’nın içinde değil, başka ülkelerde de yayıldı. Örneğin İngiltere’deki Reformcu Yahudiler Batı Londra sinagogunda neredeyse Karaycı bir konum benimsedi. Tanrı’nın sözü olarak Tora’ya bağlandılar ama Talmud’un öğretilerini reddettiler. Amerika’da da Reform Hareketi 19. yüzyılın ortasında oraya göç eden yüz binlerce Alman’ın beraberinde özel bir kimlik kazandı. Amerika’daki Yahudi yaşamını ele aldığımızda bu konuya da göz atacağız.
Reform'un Nedenleri
Katolik Kilisesi'nin bozulması ve ıslahat fikrinin yayılması.
Hümanizm sayesinde Hıristiyanlığın kaynaklarına inilmesi, İncil'in milli dillere çevrilerek temel ilkelerin ortaya konulması.
Matbaanın yaygınlaşması ile okuma-yazma bilenlerin artması üzerine Katolik Mezhebi'nin sorgulanmaya başlanması.
Endüljans sorununun ortaya çıkması, para karşılığında kilisenin günahları affetmesi.
Rönesans hareketlerinin etkisi.
Reform hareketlerinin ilk defa başladığı Almanya'da siyasal birlik olmaması ve Almanya'daki prenslerin dinde yenilik isteyenleri desteklemesi.
Reform'un Sonuçları

Avrupa'da mezhep birliği bozuldu. Katolik ve Ortodoks Mezhepleri yanında Protestanlık, Kalvenizm ve Anglikanizm mezhepleri ortaya çıktı, mezhepler arasında çatışmalar başladı.
Din adamları ve kilise, eski itibarını kaybetti.
Katolik Kilisesi, kendisini yenilemek ve düzenlemek zorunda kaldı.
Eğitim-öğretim faaliyetleri kiliseden alınarak laik bir eğitim sistemi kuruldu.
Katolik Kilisesi'nden ayrılan ülkelerde kilisenin mallarına ve topraklarına el konuldu.
Papa ve kilisenin Avrupa Ülkelerinin kralları üzerindeki etkisi sona erdi ve Avrupa'da siyasal bölünmeler yaşandı. Çünkü Ortaçağ'da Papa, Avrupa krallarına taç giydirerek onların krallıklarını onaylıyor ve yönlendirebiliyordu. Papanın bu gücü kaybetmesi, Haçlı Seferleri'nin düzenlenmesini engellemiştir.
Katolik kalan ülkelerde yeni mezheplerle mücadele etmek amacıyla Engizisyon Mahkemeleri kuruldu.
Protestan krallar ve prensler, din işlerinin mutlak hakimi oldular.
Reform hareketleri, Avrupa'yı siyasi yönden zarara uğratmıştır. Şarlken'in Osmanlı Devleti üzerine yapmayı planladığı Haçlı Seferi bölünmelerden dolayı gerçekleşmemiştir.
Mezhep savaşları, Osmanlı Devleti'nin Avrupa'da ilerlemesini kolaylaştırmıştır
Rapor Et
Eski 20 Temmuz 2012, 00:48

Cvp: Reform

#3 (link)
MsXTeam
Mira - avatarı
Reform
MsXLabs.org & MORPA Genel Kültür Ansiklopedisi

16. yüzyılın ilk yarısında Katolik Kilisesi'nin ilkelerine ve egemenliğine karşı çıkan, Protestan kiliselerinin kurulmasına ve yaygınlaşmasına yol açan dinî hareket. Roma Katolik Kilisesi, daha 14. yüzyılda, kendi üyeleri tarafından eleştirilmeye başlandı. İngiltere'de, John Wycliffe'in önderliğindeki Lordlar, rahiplerin gücüne ve imtiyazlarına karşı çıktılar, İngilizce yazılmış bir Kutsal Kitap talebinde bulundular ve papanın otoritesini tartışma konusu yaptılar. Buna benzer eleştiriler, 15. yüzyılın başlarında Bohemya'da Jan Hus ve taraftarları tarafından yapıldı. Fransa ve İngiltere kralları, Kilise toprakları üzerindeki Papalık denetimini kısıtlamak için bir dizi karar çıkarttılar. 70 yıl boyunca Avignon'da Fransız kralının himayesi altında varlığını sürdüren ve daha sonra 50 yıllık bir süreci kapsayan Büyük Hizip ile karşı karşıya gelen Papalık kurumu da, saygınlığını büyük ölçüde yitirmişti. Kilisenin geçirdiği bu sarsıntılar, hümanizm ve Rönesans etkileriyle de birleşince, Reform hareketlerinin yolu iyice açılmış oldu. Hümanizm, Yunanca ve İbranice metinlerin yeniden incelenmesine öncelik tanıdı ve yeni bir eleştirel ruh getirdi. Rönesans hareketiyle birlikte de, birey önem kazandı. Kiliseye kayıtsız şartsız itaat tartışılmaya başlandı. Roma Katolik Kilisesi'nin ahlâkî değerlerine ve endülüjans satışına karşı çıkan Martin Luther, kendisinden önce Kilise'yi eleştirenlerden daha ileri giderek, kabullenilmiş Katolik doktrinleri eleştiri konusu yaptı. Luther'in karşı çıktığı bir başka şey de, Papalığın, Kutsal Kitap ve tarih üzerindeki egemenliğiydi. Papalığın Almanya'daki egemenliğinin yıkılması gerektiğini savunan Luther, manastırların da yeniden örgütlenmesi ve bu konuda kalıcı reformlar yapılması gerektiğini öne sürdü. Luther'in, 95 maddelik görüşlerini Wittenberg'deki kilisenin kapısına asması (1517), Hristiyanlık tarihinde bir dönüm noktasıydı. Luther'in ünü bir anda tüm Almanya'ya yayıldı. 1520'deki Worms Diyeti'nde, Luther aforoz edildi. Luther'in görüşleri kısa sürede tüm Avrupa'da yayıldı. Luther'in fikirlerinin yanı sıra, 1520'lerin başındaki ekonomik koşullar, Almanya'nın birçok yerinde köylü ayaklanmalarına yol açtı. Ayaklanmacılar, sertliğe karşı çıkıyor, kendi rahiplerini seçme hakkı da dahil olmak üzere, bir dizi dinî reform talebinde bulunuyorlardı. Luther, köylü ayaklanmalarına karşı çıkarak, ayaklanmaları kanlı bir biçimde bastıran prenslerin tarafını tuttu. Bu hareketi, Luther'e prenslerin desteğini kazandırdıysa da, halk içindeki ününe büyük ölçüde gölge düşürdü. Saksonya, Hessen, Brandenburg ve Brunswick prensleriyle Danimarka ve İsveç kralları, kendi topraklarındaki kiliselere Luther'in doktrinlerini kabullenmeleri ve Luther'in önerdiği reformları yapmaları için emir verdiler. Bu prensler ve krallar, Katolik Kilisesi'nin ve Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu'nun egemenliğine de karşı çıkıyorlardı. Bu arada, İsviçre'de de benzer bir Protestan hareketi gelişti. Bu hareketi destekleyenler, Huldreich Zwingli'nin önderliğinde birleştiler. Luther gibi Zwingli de Katolik Kilisesi'nin çürümüş bir kuruluş olduğunu ve savunduğu görüşlerin birçoğunun yanlış temellere oturduğunu savundu. Zwingli, papa tarafından gönderilen bir temsilciyle topluluk önünde tartıştı ve bu tartışmadan sonra Zürih'in sivil yöneticilerinin de desteğiyle bir dizi reform uygulaması yaptı. Zwingli'nin Luther'den farklı olan yanı, toplumsal konularda radikal görüşlere sahip olmasıydı. Zwingli kısa sürede birçok İsviçre kantonunun ve güneybatı Almanya'daki halkın desteğini kazandı. 1531'de Katolik kantonlara karşı yapılan bir savaşta Zwingli'nin ölmesi, reform hareketinin önderliğinin Zürih'ten Cenevre'ye geçmesi sonucunu doğurdu. Cenevre'de, bir Fransız dinbilimcisi olan Calvin, kentin politik ve dinî yaşamı üzerinde egemen olmak için yıllardır mücadele veriyordu. 1541 yılında bu amacına ulaşan Calvin, yalnızca toplumsal meseleleri değil, insanların yaşamlarının en küçük ayrıntılarını bile denetleyen bir hükümet sistemi oluşturdu. Son derece ağır cezalar uygulamaya başlandı. Bu tarihten ölümüne dek Calvin, Cenevre'nin tek hâkimi oldu. Calvin'in en ünlü yapıtı, Avrupa tarihinin en önemli belgeleri arasına giren "İnstitutio Christianae Religionis"dı (Hristiyan Dininin Kurumları, 1536). Herkes tarafından anlaşılabilecek bir Kutsal Kitap özeti de hazırlayan Calvin, Hollanda ve İskoçya'daki Protestanları bile etkiledi. Bu ülkelerdeki Protestanların önderleri genellikle zengin tüccarlar ve zanaatkârlardı. Maddî zenginlikleri, giderek artan politik ve toplumsal etkinlikleriyle birleşen bu yeni kentsel güç, kısa sürede toprak sahiplerini ve Katolik Kilisesi'ni tehdit etmeye başladı. Calvin'in görüşlerinin temelinde, Tanrı'nın başlangıçta hangi ruhların kurtulacağını ve hangi ruhların lanetleneceğini belirlemiş olduğu inancı yatıyordu. Dolayısıyla, lanetlenmiş bir insanın yapabileceği tek şey, ruhunun kurtulması için Tanrı'nın bağışlayıcılığına umut bağlamaktı. Calvin'in görüşlerinin yol açtığı reform hareketleri bir dizi karmaşık politik hareketle birlikte gelişti. Fransa'da neredeyse yarım yüzyıl süren din savaşları oldu. Kuzey ülkelerindeki Protestan hareketleri, ulusal ayaklanmalarla birleşti. Bunların sonucunda Hollanda, Katolik İspanya'nın egemenliğinden kurtuldu. Almanya'da 1618-1648 yılları arasındaki Otuzyıl Savaşları Kuzey Almanya'da Luther ilkelerinin yerleşmesiyle sonuçlandı. İskoçya'da John Knox'un önderliğindeki Calvin taraftarları, papanın ülkedeki egemenliğine son veren bir reform hareketi geliştirdiler. İngiltere'deki reform hareketleri, daha çok iç politik ve kültürel etkilerin sonucu gerçekleşti. Kral VIII. Henry, papanın otoritesini reddetti ve manastırları kapattırdı. Henry'nin amacı tümüyle politikti. İngiltere'deki kilisenin başına geçmesinin nedeni, karısını boşayıp yeniden evlenebilmek ve tahta erkek bir vâris bırakabilmekti. Manastırları kapattırmasının altında yatan nedense, onların zenginliklerine el koyarak sarsılan devlet bütçesini kurtarmaktı. Ayrıca bu hareketler, Henry'nin hükümeti ulusal yaşamının her alanında etkin kılmayı amaçlayan politikasıyla da uyum içindeydi. Bunlara karşın, doktrin konularında Henry tümüyle Katolik görüşleri savunuyordu. "The Assertion of the Seven Sacraments" (Yedi Kutsal Ayin) adlı kitabında, Luther'in görüşlerine karşı çıkmış ve kendisine papa tarafından "inancın savunucusu" unvanı verilmişti. Bu arada, İngiliz Kilisesi içinde sayıları giderek artan bir kesim de, Avrupa'da ortaya çıkan dinî görüşleri benimsiyordu. Tutarlı bir Katolik olarak bilinen Sir Thomas More bile, Katolik Kilisesi'nin genel durumunu eleştirmiş, diğer bazı İngiliz aydınlarıyla birlikte, Hollandalı hümanist Erasmus'u İngiltere'ye davet etmişti. VI. Edward döneminde, Somerset Dükü Edward Seymour'un da desteğini kazanan Protestan hareket oldukça büyük bir gelişme gösterdi. Canterbury Başpiskoposu Thomas Cranmer, 1549 yılında "Protestan Dua Kitabı"nı yayımladı. Seymour'un yerine geçen John Dudley ise, daha aşırı bir Protestanlık yanlısıydı. VI. Edward'ın kız kardeşi Mary döneminde, İngiltere'yi Katolik Kilisesi'nin egemenliğinin kabul edildiği bir ülke durumuna getirmek için çaba gösterildi. Katolik Kilisesi'nin, İngiltere'nin en büyük düşmanlarından biri olan İspanya ile ittifakı, bu politikanın kısa sürede iflâs etmesine yol açtı. Buna karşın 300 kadar Protestan, dinî inançlarını reddetmedikleri için yakıldılar. 1558'de ise Kraliçe I. Elizabeth, İngiltere'nin resmî dini olarak ılımlı bir Protestanlığı benimsedi. Avrupa'nın dinî sorunlarının tam anlamıyla çözüme ulaşması içinse, bir yüzyıl daha geçmesi gerekti.
Rapor Et
Eski 20 Temmuz 2012, 07:58

Cvp: Reform

#4 (link)
büşra_sarah
Ziyaretçi
büşra_sarah - avatarı
Katolik Kilisesi'nin bozulması ve dini amaçlardan uzaklaşması üzerine 16. yüzyılda Almanya'da başlayarak diğer Avrupa Ülkelerine yayılan dini alandaki yeniliklere Reform denilmiştir.

Reform'un Nedenleri

1-Katolik Kilisesi'nin bozulması ve ıslahat fikrinin yayılması.

2-Hümanizm sayesinde Hıristiyanlığın kaynaklarına inilmesi, İncil'in milli dillere çevrilerek temel ilkelerin ortaya konulması.

3-Matbaanın yaygınlaşması ile okuma-yazma bilenlerin artması üzerine Katolik Mezhebi'nin sorgulanmaya başlanması.

4-Endülüjans sorununun ortaya çıkması, para karşılığında kilisenin günahları affetmesi.

5-Rönesans hareketlerinin etkisi.

Reform hareketlerinin ilk defa başladığı Almanya'da siyasal birlik olmaması ve
Almanya'daki prenslerin dinde yenilik isteyenleri desteklemesi.

1517'li yıllarda Reform düşüncesi Almanya'da Martin Luther tarafından ortaya atıldı. Sonunda Luther'in görüşleriyle Protestanlık mezhebi doğdu. Protestanlar ve Katolikler arasında mücadeleler Ogsburg Antlaşması ile sona erdi (1555). Buna göre; Protestanlık Mezhebi ve Kilisesi kesin olarak kabul edilmiştir.

Alman prensleri istedikleri mezhebi seçme ve kendi topluluklarına kabul ettirme konusunda serbest oldular. Prensler, kendi ülkelerinde din işlerinin mutlak hakimi haline geldiler. Prenslerin mezheplerini kabul etmeyen Almanların başka yerlere göç etmesine izin verildi. Almanya'da başlayan Reform hareketleri İngiltere, Fransa, İsveç, Norveç ve Danimarka gibi ülkelere de yayılmıştır.

Reform'un Sonuçları

1-Avrupa'da mezhep birliği bozuldu. Katolik ve Ortodoks Mezhepleri yanında Protestanlık, Kalvenizm ve Anglikanizm mezhepleri ortaya çıktı, mezhepler arasında çatışmalar başladı.

2-Din adamları ve kilise, eski itibarını kaybetti.

3-Katolik Kilisesi, kendisini yenilemek ve düzenlemek zorunda kaldı.

4-Eğitim-öğretim faaliyetleri kiliseden alınarak laik bir eğitim sistemi kuruldu.

5-Katolik Kilisesi'nden ayrılan ülkelerde kilisenin mallarına ve topraklarına el konuldu.

Papa ve kilisenin Avrupa Ülkelerinin kralları üzerindeki etkisi sona erdi ve Avrupa'da siyasal bölünmeler yaşandı. Çünkü Ortaçağ'da Papa, Avrupa krallarına taç giydirerek onların krallıklarını onaylıyor ve yönlendirebiliyordu. Papanın bu gücü kaybetmesi, Haçlı Seferleri'nin düzenlenmesini engellemiştir.

1-Katolik kalan ülkelerde yeni mezheplerle mücadele etmek amacıyla Engizisyon Mahkemeleri kuruldu.

2-Protestan krallar ve prensler, din işlerinin mutlak hakimi oldular.

3-Reform hareketleri, Avrupa'yı siyasi yönden zarara uğratmıştır. Şarlken'in Osmanlı Devleti üzerine yapmayı planladığı Haçlı Seferi bölünmelerden dolayı gerçekleşmemiştir.

4-Mezhep savaşları, Osmanlı Devleti'nin Avrupa'da ilerlemesini kolaylaştırmıştır.

Osmanlı Devleti içerisinde yaşayan Gayrimüslimlerin büyük çoğunluğu Hıristiyandı. Osmanlı Devleti bunlara inanç ve din konularında serbestlik tanıyarak geniş haklar verdi. Osmanlı'da dini bakımdan bağımsız olan Hıristiyan Toplumu, Avrupa'daki mezhep kavgalarından etkilenmedi. Bunda Osmanlı Devleti'nin Hıristiyan halkı kilisenin suistimallerine karşı koruması etkili olmuştur.
Son Düzenleyen nötrino; 28 Haziran 2014 @ 16:50.
Rapor Et
Eski 16 Mayıs 2014, 11:25

Reform

#5 (link)
Özel Üye-VIP
d_n_z - avatarı
Reform
MsXLabs.org & Vikipedi, özgür ansiklopedi

Reform, 15. ve 17. yüzyıl boyunca tüm Avrupa'yı etkileyen Katolik Kilisesi' ne karşı yapılmış dinsel bir harekettir.

Katolik kilisesinin aşırı zenginleşmesi ve yozlaşması, siyasetle ve dünyasal etkinliklerle daha fazla ilgilenmeye başlaması birçok din adamının tepkisini çekmiş ve reform hareketlerine yol açmıştır. Reform hareketleri önce Almanya'da sonrasında ise Fransa, İngiltere ve Kuzey Avrupa ülkelerinde de etkili olur. Bu reform hareketi Hristiyanlığın yeni ve büyük üç mezhebinden Protestanlığın oluşmasını sağlamıştır.

Reform hareketinin önderi Cermen kökenli teolog ve filozof Martin Luther’dir. Luther’in kaderi kendinden önce ortaya çıkan ve sapkın olarak ilan edilip yakılan reformcular gibi olmamıştır. Büyük bir başarı yakalamış ve Avrupa tarihinin akışını değiştirmiştir. Bu dönemde Almanya Papalık tarafından sömürülüyordu. Bundan dolayı İtalya’ya büyük bir nefret duyuluyordu. Martin Luther de bu durumdan fazlasıyla yararlanmıştır. Martin Luther Roma’ya yaptığı bir ziyaret sırasında Papa’nın Hıristiyanları kandırdığını, haksız olarak zevk ve lüks içinde bir hayat yaşadığını fark etti. Luther bu durumu gördükten sonra Hıristiyanlığın amacına dönmesi gerektiğini söylemiş ve Roma Kilisesi’ne (Katolikliğe) karşı oluşacak büyük bir hareketin temellerini atmıştır. Böylece Luther on yıl içinde kendisini ilk “Protestan” isyanının başında bulmuştur.

Bir rahibin Almanya’da affedilme sertifikaları (Endüljans) satmaya başlaması ise bardağı taşıran son damla olmuştu. Bu sistem Papalığın kasasına büyük gelir sağlıyordu. Bu duruma Luther’in yanı sıra Saksonya Elektörü de büyük tepki göstermiştir. Affedilme sertifikalarını satan rahip bölgeden sürülmüştür. Luther,ilk kez bir eylemle Katoliklere meydan okuyarak hükümdarının izlediği siyaseti destekliyordu.

Martin Luther,31 Ekim 1517’de Wittenberg kalesi kilisesinin kapısına bu affedilme sertifikalarına karşı fikirlerini içeren; 95 maddeden oluşan bildiriyi asarak Protestan Reformu hareketini resmen başlattı. Luther bu metni hazırlarken daha önce reform hareketine girişmiş olan ve gibi isimlerin görüşlerinden etkilenmişti. İncil'in farklı dillere çevirilmesi ve matbaanın bulunup halk tarafından da okunabilir hale gelmesiyle, insanlar kilisenin doktrinlerinin yanlış ve yobaz olduğunu düşünmeye başlamıştı. Martin Luther astığı protesto metninde özellikle endüljans a karşı çıkar. Bu bildiri Papalık tarafından hiç de hoş karşılanmamıştı. Luther, sonuçta aforoz edilmesine kadar ilerleyecek olan bu süreçte birçok tartışmayla yüz yüze kalmıştı. Almanya’da Luther’i savunanlar olduğu gibi ona karşı çıkanlar da vardı. Böylelikle Almanya ikiye bölünmüştü. Bu bölünmenin beraberinde de 1522-1525 yılları arasında Şövalyeler Kavgası ve Köylüler Savaşı adı altında iki büyük olay meydana gelecekti.

Böylelikle Hıristiyanlık; Katoliklik, Ortodoksluk ve Protestanlık olarak üçe bölünmüştür. Luther ise Protestanlık mezhebinin kurucusu olarak tarihe geçmiştir.

Dinin yanı sıra Martin Luther eğitimin de laikleşmesini istemiştir.Martin Luther, eğitimin yararlarını hararetle savunurken "iyi okullar hayattaki tüm doğru davranışların çiçek açtığı bir ağaçtır ve ağaçların çürümesi durumunda dinde ve tüm sanat kollarında körelme kaçınılmazdır" ifadesiyle okulların ve okumanın sivil hayatta büyük bir aydınlık kaynağı olduğu düşüncesini yaymaya çalışmıştır.

Augsburg Antlaşması
Augsburg Barış Antlaşması, 1555 yılında Luther’in Protestanlık mezhebinin dolaylı olarak, Katolik mezhebinden ayrıldığı antlaşmadır. Barış Antlaşması, Kutsal Roma İmparatoru V.Charles ve Schmalkaldik Ligi güçleri arasında 25 Eylül 1555 tarihinde Almanya’nın Augsburg şehrinde imzalandı. Bu antlaşmayla Fransa ve Kutsal Roma İmparatorluğu arasında sürmekte olan Schmalkaldik Savaşları sona erdi. Alman prenslerinin Luteranizm ve Katoliklik arasında istediklerini seçmelerine olanak tanındı. Ayrıca isteyen ailelerin istedikleri dinin hakim olduğu bölgeye yerleşme hakları olduğu bir dönem başlamış oldu. Protestanlık, imparatorun hakimiyetine taraftar olmayan prensler arasında ve bilhassa Almanya, İsviçre, Danimarka, Baltık kıyıları ve kısmen de Fransa’da yaygınlaştı. Bu bölgelerde Katolik kilisesinin mallarına el konuldu, prensler zenginleşti.

Reform'un Sonuçları Avrupa'da mezhep birliği bozuldu. Katolik ve Ortodoks Mezhepleri yanında Protestanlık, Kalvenizm ve Anglikanizm mezhepleri ortaya çıktı mezhepler arasında çatışmalar başladı.

Din adamları ve kilise eski itibarını kaybetti.

Katolik Kilisesi, kendisini yenilemek ve düzenlemek zorunda kaldı.

Eğitim-öğretim faaliyetleri kiliseden alınarak laik bir eğitim sistemi kuruldu.

Katolik Kilisesi'nden ayrılan ülkelerde kilisenin mallarına ve topraklarına el konuldu.

Papa ve kilisenin Avrupa Ülkelerinin kralları üzerindeki etkisi sona erdi ve Avrupa'da siyasal bölünmeler yaşandı. Çünkü Ortaçağ'da Papa, Avrupa krallarına taç giydirerek onların krallıklarını onaylıyor ve yönlendirebiliyordu. Papanın bu gücü kaybetmesi, Haçlı Seferleri'nin düzenlenmesini engellemiştir.

Katolik kalan ülkelerde yeni mezheplerle mücadele etmek amacıyla Engizisyon Mahkemeleri kuruldu.

Protestan krallar ve prensler, din işlerinin mutlak hakimi oldular.

Reform hareketleri, Avrupa'yı siyasi yönden zarara uğratmıştır. Şarlken'in Osmanlı Devleti üzerine yapmayı planladığı Haçlı Seferi bölünmelerden dolayı gerçekleşmemiştir.
Mezhep savaşları, Osmanlı Devleti'nin Avrupa'da ilerlemesini kolaylaştırmıştır.

Reform'un Yayılması
Reform’un etkisi 16.yüzyıldan itibaren Avrupa’nın birçok yerinde görülmeye başlamıştır. İsviçre’de Huldriych Zwiingli adlı rahip halkı örgütlemiş ve Roma Kilisesi’ne karşı çıkmıştır. Sertifikayla değil, inançla bağışlanma kavramını işleyerek, piskoposların otoritesini şiddetle reddetmiştir.

Yine Almanya’nın bir eyaleti olan Saksonya’da çocukların vaftiz edilmesini reddeden “yeniden vaftizciler” adıyla (Anabaptistler) bir mezhep daha doğmuştur.

İngiliz kralı VIII. Henry (1529) İngiliz Kilisesini Papalıktan (Roma’dan) ayırmak için harekete geçti. Bunun sebebi ise, İngiliz kralının eşinden boşanmak istemesi ve Roma’nın buna karşı çıkmasıydı. Boşanma olayından önce de, iki taraf arasında anlaşmazlıklar yaşanmıştı. Kral, Temyiz Kanunu’nu çıkartarak Roma’ya yapılan maddi yardımı kesmiş ve egemenliğini önlemişti. Ayrıca Üstünlük Yasası’yla da Papa’nın otoritesini ortadan kaldırmıştı. İki taraf arasındaki ilişki, az önce bahsettiğimiz, boşanma olayıyla da tamamen koptu. Çünkü Katolikliğe göre boşanmak yasaktı. İngiltere kralı her ne kadar Papalıktan kopmuş olsa da,Katoliklik mezhebine bağlı kalmıştır. Fakat İngiltere’de Lutherci ve Kalvinci inaçların yayılmaya başlamasıyla, İngiltere’de Anglikanizm mezhebi doğmuştur. (Protestan-Katolik)

Fransa’da ise Jean Calvin, reform hareketinin öncüsü olarak karşımıza çıkmaktadır. Calvin, kilise ve devlet ilişkileri, kişisel ahlak ve ilahiyat konularında yeni fikirler ortaya sürmüştür. Calvin’in düşüncesi dini basit bir şekilde yaşamaktı. Yani insanların zevk ve gösterişli hayat yaşamasından çok basit ve düzenli bir hayatı seçmeleri gerektiğini vurgulamıştır. Bu görüşleriyle de kentli burjuva ve soyluların dikkatini çekmiştir.

Calvin’in yanı sıra Fransa kralı IV. Henry de, dinin özgürlüğü adına büyük çaba göstermiştir. Nantes Fermanı’nı yayımlayarak Kalvenizm mezhebinin resmileşmesini sağlamıştır.
Son Düzenleyen nötrino; 28 Haziran 2014 @ 16:47.
Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.373 saniyede (87.08% PHP - 12.92% MySQL) 16 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +2 - Saat: 18:24
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi